• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

1400 sene önce gelmiş olan İslam çağımızın sorularına cevap verebilir mi?

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#1
Kuranın vazifesi, Nur Külliyatında iki şubeye ayrılarak incelenir:

Daire-i Rububiyetin hakikatını ve daire-i ubudiyetin ahvalini insanlara öğretmek. Daire-i rububiyet denilince Allahın zatı, sıfatları, fiilleri ve isimleri anlaşılıyor. Kuran Allahı insanlara böylece tanıtmış ve onları batıl inançlardan korumuştur. Daire-i ubudiyet ise insanların Allaha karşı vazifeleri demektir. Allah insanlara neleri emretmiş, onları nelerden yasaklamıştır? Hangi fiiller, haller davranışlar Allahın rızasını celbeder, hangileri onun kahrına sebep olur? Bu soruların cevapları Kuranda en mükemmel şekilde verilmiştir.

Bu iki dairede de insan aklının kendi başına konuşacak tek kelimesi yoktur. Her iki sahada da zamanın bir etkisi düşünülemez. Allah, zatı ve sıfatlarıyla ezelde nasılsa yine öyledir. Allahın razı olduğu insan modeli de ezelde ne ise yine odur.

Şu var ki, geçmiş peygamberler döneminde farklı asırlarda muamelata dair değişik hükümler nazil olduğu da bir vakıadır. Ve bu değişim insanlığın tek bir peygamberden ders alacak ve tek bir Kitapla terbiye görecek seviyeye erişmesiyle son bulmuştur.

Bu tip tartışmalar, yahut itirazlar daha çok muamelata ve ahlaka dair hükümler üzerinde yapılıyor, ama o hükümlerin aksi de ortaya konulamıyor. İtirazlar toplumdaki dejenereye alışan kesimden gelmekte ve bu çarpık toplum yapısıyla Kuran hükümlerinin uyuşmayacağı görülerek bu tip iddialara girişilmektedir.

Hakikatler çoğunluğa göre değişmezler. Hakikat ne ise odur. Kitleler onu bulmaya ve ona uymaya çalışacaklardır; hakikati kendilerine uydurmaya değil.

İki örnek verelim. Kuran faizi ve içkiyi yasaklamıştır. Bu iki derde müptela olanlardan başka hiç kimse, bunların güzel ve faydalı şeyler oluğunu iddia edemez. Bir ülkede yahut bir asırda insanların büyük çoğunluğu içki içiyorsa ve faize girmişse bundan Kuranın o ülkeye ve o asra hitap etmediği manası çıkmaz. Aksine, o insanların Kurana muhatap olmaktan çok uzaklaştığı, çok gerilerde kaldığı ve dejenere olduğu manası çıkar.

Diğer hükümler de bunlar gibidir.
 

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#2
konu güzel bir konu ama fazla okuyamadım, vaktim sınırlı.. kuran ı kerim ve bizler yaşantımızla ilgili düşününce, kalplerinizde olanı ben bilirim, içinizden geçenleri ben bilirim, ayetleri beni çok düşündürüyor.. bu ayetler zamanımıza inmiştir.. çünkü insan faaliyete geçirmeden düşüncelerinden sorumlu değildir.. ama Rabbimin burda ki hikmetini , net ,sanal olarak düşünüyorum.. insanın sanalda dolaşması yazışması bir tek kendiyle ilgili ve, dışarda başka kişilere ne kadar sofi olursa olsun eğer sanal da kalbinden geçenler le sanal yaşantısı başkaysa Rabbimin bizleri uyardığını düşünüyorum ve bir daha Allahu ekber .. diyorum.. sen ne büyüksün Ya rabbim , isteyene ne güzelde ayetlerini açık seçik anlatıyosun, yeter ki yaşamak isteyelim, anlamak isteyelim...
1400.. sene önce gelmiş ama hala yepyeni, okudukça canlılığını koruyor ve ALLAHU EKBER OLMANIN BİR ÖRNEĞİ...
rabbim hakkıyla yaşayanlardan anlayanlardan eylesin inşallah....
 
G

Garibinbiri

Misafir
#3
Hakikate ulaşanlar için zaman kavramı yoktur.. Kerim Allah CC cümlemizi bu zümreye dahil etsin..
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#4
Kur'an, hangi dönem olursa olsun kıyamet'e kadar muhataplarının sorusuna cevap verir niteliktedir. Hem evrenseldir Kur'an ve hem de günceldir, tazedir, eskimez. Elbet hükümleriyle, kaide ve kuralıyla.