Alım-satımda bir kâr haddi var mıdır? Helal ticaret nasıl olur

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#1
Soru: Veresiye satışlarda bazen yüzde yüzü aşan kârlar oluşmaktadır. Meselâ 80 liraya alınan bir mal, peşin 100 liraya satılırsa bir yıl vadeli 200 liraya satılabilir. Alım-satımda bir kâr haddi var mıdır?
Cevap: Alım satımda kâr haddi olmaz. Hz. Peygamber, fiyatların serbest rekabet ortamı içinde oluşmasına önem vermiş, bunlara engel olacak şeyleri yasaklamıştır. Medine’de fiyatlar yükselmiş, halk Allah’ın Elçisi’nden narh koymasını istemişti. Narh, bir malın en çok kaça satılabileceğinin yetkili makam tarafından belirlenmesi demektir. Bu istek üzerine Allah’ın Elçisi, ona dua ve selam olsun, şöyle demişti:

“Fiyatları belirleyen, daraltan, genişleten ve rızık veren yüce Allah’tır. Benim asıl istediğim, sizden birinizin kanı ve malı konusundaki bir haksızlıktan dolayı benden bir talebi olmadan Rabbime kavuşmaktır.” (Tirmizi, Büyû 73)

Bu sözüyle o, narh koymayı yasaklamıştır. Bazı fakihlerin narha fetvâ vermeleri tamamen zorunlu hallerle ilgilidir. Ama bu fetvalar hem konan yasağa aykırı hem de uzun vadede halkın zararına sebep olmaktadır. Çünkü narh konunca piyasaya daha az mal gelir. Kıtlık ve karaborsa yüz gösterir. Bolluk ve ucuzluk ancak serbest piyasa ile sağlanabilir.



Soru: Bazıları diyorlar ki, İslam Hukuku alış-verişte belli bir kâr haddi tespit etmiştir. Bu, normal ticaret mallarında % 5, hayvan satışlarında % 10 ve taşınmaz malların satışında da % 20 dir. Bundan fazla bir kârla alış veriş yapılırsa fahiş kazanç sağlanmış olur ve elde edilen kâr haram olur. Bu konuda ne dersiniz?
Cevap: İslam Hukuku alışverişte kâr haddi tespit etmemiştir. Piyasa, dış müdahalelerden uzak bir şekilde serbestçe oluşur ve mal piyasa fiyatına göre satılır. Kâr oranının çok veya az olması önemli değildir. Satıcı, malını fahiş fiyatla satamaz. Fahiş fiyat, piyasa fiyatının üstüne çıkan fiyattır. Fahiş fiyat, belli bir orana çıkınca, aldatılan taraf, satışı bozabilir. Sorunuzda geçen oranlar, Mecelle’nin 165. maddesinde belirlenmiş olan fahiş aldatma (gabn-ı fahiş) ile ilgili oranlardır. Mesela bir kişi piyasa değeri 100 lira olan bir malı 105 liraya satın alır ve sonra aldatıldığını anlarsa malı geri verip parasını alabilir. Yani bu kişinin alış-verişi bozma hakkı vardır.
Aldatılma sırf müşteri için değil, satıcı için de söz konusudur. Mesela zamanımızda sık sık fiyatlar yükselmektedir. Piyasada bir malın fiyatı yükseldiği halde bundan haberi olmadan malını piyasa fiyatının altında bir fiyatla satan bir satıcı, daha sonra aldatıldığını iddia ederse bakılır, eğer malını piyasa fiyatının %5 noksanına satmışsa yaptığı satışı bozabilir. Mecelle’ye göre ticaret mallarında %5 olan aldatılma oranı, hayvan satışlarında % 10, taşınmaz mal satışlarında da %20′dir.

ÇOK ÖNEMLİ
İmâm Ebû Hanife’nin kâr haddini sınırlaması

Soru:
İmâm Ebû Hanife’nin kâr haddini yüzde yüzle sınırlandırdığı iddia ediliyor. Deniliyor ki, “Ebû Hanife’ye göre bir kimsenin aynı mal üzerinden bir defada veya birden fazla satışlarda toplam yüzde yüzü aşan bir kâr sağlaması caiz değildir. Önceki kârın son satışta ana paradan düşülmesi gerekir.” Bu hususta ne dersiniz?

Cevap:
Ebû Hanife bir kâr haddi tesbit etmemiştir. Sözü edilen husus, kâr haddi ile değil, murabahalı satışla ilgilidir. Murabahalı satış, malın alış fiyatının, ya da mal oluş fiyatının eksiksiz belirtildiği, satıcının elde ettiği kârı, müşteriye tam olarak bildirildiği satıştır. Ebu Hanife’nin bu konudaki sözlerinin özeti şudur:

Bir kimse 10 liraya satın aldığı bir malı 20 liraya satar, sonra aynı malı tekrar 10 liraya alırsa bu mal ona bedavaya mal olmuş olur. Maliyeti sıfır olan bir malı murabahalı olarak %10, % 20 gibi bir kârla satmak mümkün olmaz. Sıfırın % 10’u, % 20’si de sıfırdır. Bu sebeple Ebû Hanife, böyle bir olayda murabahalı satış yapılamayacağını söyler. “Çünkü murabahalı satışta kâr, alış fiyatının belli bir oranıdır.” (Ebu Bekr b. Mes’ud el-Kâsânî, Bedâiu’s-sanai’ fi tertibi’ş-şerai’, c.V, s. 221)

Buna karşılık Ebû Yusuf ve Muhammed der ki, biz, ilk alım satımı dikkate almayız. Madem bu kişi bu malı tekrar 10 liraya satın almıştır, öyleyse murabaha oranı bu 10 lira üzerinden hesap edilir. (Bedâi’, c. V,s. 224)

Dolayısıyla Ebû Hanife’nin murabahanın gerçekleşmeyeceği yolundaki görüşünü, kâr haddi ile karıştırmak yanlıştır. Yoksa bu kişi bu malı murabahalı olarak değil de serbest pazarlık usulüyle, yani malın alış fiyatını veya maliyetini söylemeden tekrar 20 liraya satsa Ebu Hanife’ye göre bunun bir mahzuru yoktur.