Anne-Babalar Bu Yazıyı Mutlaka Okumalı!

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#1


Kaybolan, hiçbir şeyden tat almayan, hayata gayesizce tutunan bir gençlik... Neden, niçin böyle oldu sorgulamaları. Bizim zamanımızda böyle değildi şikâyetleri, bu nasıl gençlik, yazık başıboş bir gençlik yetişiyor vayvelalarının ardı ardına geldiği bir zamandayız. Ne zaman anne babalardan oluşan küçük bir topluluk bir araya gelse çoğunluğunun bu tür şikâyetleşmelerini duyuyoruz artık. Her nedense bu şikâyetlere başlamadan, gençliği yargılamadan önce yapmamız gereken en doğru davranışın öz eleştiri yaparak anne-babalığımızı sorgulamamız gerektiğinin farkına varmadan yapıyoruz bütün sızlanmalarımızı.

Gençler ellerimizde tuttuğumuz dikenli gonca güller gibidirler. An gelir tomurcuklanırken güzel kokularını duyarız onların. An gelir güzel kokularının yanında heyecanla dikenlerini batırırlar bize. Hatta istemeden kanatabilirler yüreklerimizi, canımızı acıtırlar. Bizler anne babalar olarak o gül kokulu dikenleri sabırla, sevgiyle tutmayı öğrenmeliyiz. Zamanla nasıl nerde kime dikenlerini batıracaklarını, kime gül kokularını hissettireceklerini öğretene kadar.

Nasıl kapkara bir taş işlendikçe değerli elmaslar ortaya çıkarsa yetiştirdiğimiz evlatlarımızın da yaratılış fıtratlarında olan güzelliklerini ortaya çıkarmak bizim elimizdedir. En büyük hedefimiz, onların siretlerini ve suretlerini Kur’an ahlakı ile şekillendirmek olmalıdır. Maalesef öyle bir çağda yaşıyoruz ki, artık aileler evlatlarının sadece çok para kazanmasını, yüksek mevkilere gelerek etiket sahibi olmasını, sözde çok mutlu olmaları için bir yaşam kurmasını gençlerin hedefi haline getirmekte, onları kendi elleri ile bencilliğe ve mutsuz bireyler haline dönüşmesine seyirci kalarak, içi görünmeyen, dışı ise yalancı güzelliklerle dolu bir kafesin içine doğru itebilmektedirler. Resûlullah (s.a.v.) in şu hadisi bizlere adeta bugünü anlatmaktadır. Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “ Yazıklar olsun ahir zaman babalarına!” Bunun üzerine ashap sordu: “Yoksa müşrik mi olacaklar?

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayır Müslüman kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmeyecek ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacak ve onları dünya malı kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım; onlar da benden uzaktırlar." Evet artık günümüz babaları ve anneleri böyle acı verici bir durumu kabullenmiş adeta bir yaşam biçimi haline getirmişlerdir. Bunun sonucunda ise batılıların deyimi ile güya kaliteli etiketli insanlar yetiştirmenin gururunu, sevincini yaşamaktadırlar. Nedir kaliteli insan? Aslında ne kadar da rencide edici bir kelimedir bu. Kalite dendiği zaman aklımıza sadece günlük hayatımızda kullandığımız, yerine göre gereksiz bile görülebilen eşyalar gelmesi gerekmez mi? Artık çocuklarımıza birer eşya gibi bakmaktan vazgeçmeli. Bu aşağılayıcı, onur kırıcı durumdan çocuklarımızı kurtarmalıyız. Onların öncelikle sevgi, merhamet şefkat ve güvene ihtiyacı olan inançla ve güvenle geleceğe hazırlamamız gereken birer bireyler olduğunu unutmamalıyız. Başarılı ve mutlu insanların geçmişlerine şöyle bir baktığımız zaman bu kişilerin çocukluklarında kendilerine güven duyulan bir şeyleri başarabileceğine inanılan, bir işi başardığı için değil insan olduğu için anne babası tarafından sevilen, takdir elden, fikirleri saygı gören bir çocukluk ve eğitim süreci geçiren kişiler olduğunu görmekteyiz. Asıl başarı çocuğa gelecekte iyi insan olmayı hayatını onurlu ve şerefli bir şekilde sürdürebilmeyi öğretmek değil midir zaten? Evet, asıl başarı budur. Meslekler, etiketler, yüksek mevkiler, kazanılan paralar, bunlar sadece kişilerin hayatını rahatça sürdürebilmesi için birer araçtır. Asıl amaçsa bu araçları hem kendisi hem de başkaları için en güzel şekilde kullanabilen güzel ahlaklı insanlar yetiştirebilmektir. Muhakkak ki bu hedef ve amaçla eğitilmiş çocuklar en güzel olgunluğa erişerek zirveye ulaşmış, yüreği huzurla dolu kişiler olacaktır. Geleceğimiz olan gençlerimizi ateşten korumak bizim en öncelikli görevimizdir. Onların önce kalplerini Kur’an ahlakı ile terbiye edebilmenin öneminin büyüklüğü asla göz ardı edilemez. Gönül insanı Hz Mevlana ne güzel öğütlemiş bizlere:

“Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir dilden çıkar.”

Nuriye Eycan

http://www.gencdergisi.com/7458-anne-babalar-bu-yaziyi-mutlaka-okumali.html
 

yadeller_

(( Müslümanlar Kardeştir ))
Administrator
#2
Kız istemeye gelenlerin ceplerine bakılıyor. Şahsiyetlerine ahlakina bakılsa aynı şekilde kızda ona güzelliğine değilse ahlakına bakılarak istense zaten çocukları da kendileri gibi güzel ahlâklı olur.
 

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
712
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,795