Büyü Diye Birşey Var Mı ?

Sell_!

Müslümanlar Kardeştir
Administrator
#1
Büyü ve sihir sorulari üzerine…

Bugünkü adiyla büyü, geçmisteki adiyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazi kesimlerde halen baskisini sürdürmektedir.


Kur'an-i Kerim'de geçmiste sihir yapanlardan söz edilir.

Hadislerde de sihir, büyük günahlardan sayilir.

- Allah'a sirk kosmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya saygisizlikta bulunmak, sihir yapmak.. büyük günahlardandir, denir.

Hatta Islam hukukunda, büyü ve sihir yaptigini iddia ederek insanlari aldatmaya kalkisanlar, yakalanip hapse atilmasi gerekir ki, sikintisi olan insanlar büyücü ve sihircilerin aldatmasina maruz kalmasinlar...

Bu sebeple bizler büyücü ve sihircilerin iddialarina itibar etmiyoruz.

Çünkü büyü ve sihir ilmi günümüze kadar gelmemis, tarihin derinliklerinde o güne mahsus ilim olarak kaybolup gitmistir. Böyle bir bilginin yoklugu sebebiyledir ki, bugün hiçbir büyücü çikip da:

- Elimdeki bilgi ve bulgular kesindir, diledigim kimseyi büyü ile perisan ederim, diledigimi de kurtarir, iyi ederim!? diyemez.Allah hiçbir kuluna böyle kesin bir salahiyet vermemistir.

Daha açik ifadesiyle büyücüler ne bir kari kocanin arasini açabilirler ne de birini ötekine vazgeçilmez halde âsik yapabilirler. Yani ne sevdirebilir ne de nefret ettirebilirler. Bu gibi duygusal durumlar, taraflarin kendi istek ve iradeleriyle saglayacaklari kazanimlaridir. Birileri büyüyle sevdirip, büyüyle nefret ettiremez...

Sayet böyle kesin bir büyü bilgisi mevcut olsaydi, sihhatli kitaplarda yazili olacak, yazili olan bilgiyi de okuma yazmasi olan herkes okuyup bilecek, kiyida kösede kirsal bölgelerde geçim vasitasi yapanlarin sahislarina mahsus özel bir bilgi haline gelmeyecekti...

Buna ragmen bazi semtlerde büyü yaptigi, yahut da bozdugu iddia edilen kimseler görülmektedir. Akla, mantiga ters düsen büyü yapma, bozma çareleri de ileri sürmekteler.

- Su kadar domuz yagi; su kadar keçiboynuzu, falan mezardan su kadar toprak.. gibi gizemli isteklerle çaresizleri etkilemeye çalismaktalar.

Kesin olan odur ki, para ortadan kalksin ne büyü yapan kalir meydanda ne de büyü çözen...

Insanlar neden yine de büyücünün pesine düserler?

Söylentilere, bir çözüm olabilir ümidiyle bakarlar da ondan...

Halbuki, bu gibi konularda esas olan, en önce büyücüye gitmeye sebep olan rahatsizliga dogru teshis koymak!..

Olabilir ki, büyü sanilan sikintinin mahiyetinde ne büyü ne de sihir vardir. Olay ya bir sinirsel rahatsizliktir. Yani doktor isidir. Yahut da taraflarin kendi anlayissiz tutumlariyla meydana getirdikleri sinir zayiflatici gerginlikleri, kirici, incitici davranislaridir!..

Büyü sandiklari rahatsizliklarini kendi davranislari meydana getirmistir. Öyle ise bunu çözecek olan da yine kendi davranislaridir... Tutumlarini düzeltmeleri, rahatsizlik sebebi anlayissizliklarindan vazgeçmeleri... Yani önce saygi, hemen arkasindan da sevgi ihtiyacinin karsilanmasi...

Ne var ki, kimse kendi kusuruna, hatasina bakmamakta, ille de yakinlarindan birinin büyü yaptigini düsünüp suçu onlarin üzerine yikmayi kolay bir çikis yolu olarak görmekteler.

Inceleseniz ya beyin hanima karsi ya da hanimin beye karsi rahatsizlik meydana getirecek ihmal ve tepkisellikleri.. gibi davranislari söz konusudur olayin kökünde.

Ama kimse böyle bir davranis düzeltmesine taraftar degil, suçu büyücülere yükleme kolayligi varken...

Bununla beraber, böyle ihtimallerde manevi çare büsbütün de yok sayilmaz. Kur'an-i Kerim'in son iki (Felak ve Nas) sûreleri ile birlikte bilinen tüm dualari rahatsizligi duyan da, yakinlari da okuyabilirler. Bunlari ille de baskalari degil, kendileri okurlarsa daha gönülden dua etmis, sifa dilemis olurlar. Çünkü üzüntüyü kendileri yasiyorlar, duayi da kendileri yapmalilar.

Bu konuda sözün özü olarak denilebilir ki: Önce büyücüye degil ilgili psikolog ve sinir doktoruna durumu anlatip gerekli ilaçlari alarak sinirler kuvvetlendirilmelidir.

Ayrica sikinti sebebi olan kendi tepkili tutumlarini da gözden geçirmeli, gerginlik meydana getiren davranislarini (Felak ve Nas) sûrelerini de okuyarak terk etmeli, geçmisi unutup gelecege yeniden bir beyaz sayfa açmalilar...

Göreceklerdir ki, büyüyü de kendileri yapmakta, büyüyü bozan ilaç da kendilerinde bulunmaktadir.

Kaynak:Ahmet Şahin