Cuma sohbet hutbe ve vaaz:

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#1
İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ

OKUMA TARİHİ: 13. 07. 2012
بِسْمِاللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِالْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

قالرسول الله (صعلم): إِذَا دَخَلَشَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَوَسُلْسِلَتْ الشَّيَاطِينُ
RAMAZAN AYI
Muhteremmüminler!
Önümüzdeki Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Allah’ınizniyle ilk teravih namazını kılıp Ramazanı Şerifin ilk orucu için sahurakalkacağız. Bu nedenle Cenab-ı Hakka hamd ediyor ve bu aydaki rahmet vebereketten istifade edeceğimiz amelleri işlemeye muvaffak kılmasını Rabbimizdenniyaz ediyoruz.
Ramazan ayı Müslümanlar için tam bir hasatmevsimidir. Allah için yapacağımız heribadet bu ayda kat kat fazlasıyla karşılık görecektir. Bu ayın kıymetiniyükselten şey, içerisinde Kur’an-ı Kerim’in inmeye başlamasıdır. NitekimRabbimiz “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, onda Kuran, insanlara yol göstericive doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrakeden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerinsayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez…”[1] buyurarak bumübarek ayın değerini beyan etmektedir. Aziz Müminlerİslam’ın beş temel ibadetinden biri olan oruç bu ayatahsis edilmiştir. İnsanı Allah’a yakınlaştıran nafile ibadetlerimizden biriolan teravih namazı bu ayın gecelerini nurlandırmaktadır. Mali ibadetlerimizdenolan fıtır sadakası bu ayda verilmektedir. Bu ayda Allah müminlere rahmet vemükafatını artırırken, müminler de birbirlerine şefkat ve merhamet duygularınıartırırlar. Bu yüzden iftar sofraları başkalarına açılır, zekatlar verilir,muhtaçlar gözetilir. Peygamber Efendimizin, “Evveli rahmet, ortası mağfiret,sonu da cehennemden kurtuluştur”[2]buyurarak tavsif ettiği bu aydan azami ölçüde faydalanmak için gayret göstermeliyiz.Ayrıca bu ayda bir kısım dünyevi lezzetlerden uzaklaşarak maneviyatımızı gözdengeçirme fırsatını yakalamış oluruz.Buayda kin ve husumet duyguları bastırılır. Kötü söz ve onunla amel terk edilir.Efendimiz (s.a.v.) hadis-işeriflerinde “Ramazan girdiğinde cennetkapıları açılır cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur”[3]buyurmaktadır. Değerli KardeşlerimRamazan ayı ibadet ayıdır. Peygamberimiz bu aydakendisini tamamen ibadete verir. Ramazanın son on günü itikafa girer günlerinimescitte geçirirdi. Hz. Aişe ( r.a.) “Ramazan-ı şerifin son on günügirince Peygamberimiz ibadet konusundan ciddi bir gayret gösterirdi, geceyiibadetle geçirir ailesini de ibadet için uyandırırdı”[4]buyurmaktadır.İbn-i Abbas (r.a) Efendimizin Ramazan günlerini şöyleanlatır; “Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Kendisine vahiy getirenmelek Cebrail (a.s) ile Ramazan ayında karşılaştığı zaman cömertliği doruknoktasına erişirdi Cebrail (a.s.) Ramazanın her gecesinde Peygamberimizlebuluşup Kur’an okurlardı.”[5]Muhterem Müminler! RamazanAllah’a olan kulluk şuurunu derinden hissettiğimiz birlik ve beraberliğimizinpekiştiği, mübarek zaman dilimidir. Dolayısıyla Ramazan ayının kıymetinibilelim, inanarak ve sırf Allah rızası için oruçlarımızı tutalım. Bol bolKur’an okuyalım. Allah’a dua ve niyazda bulunalım. Aramızdaki kırgınlıklarıgiderelim, Zekat ve sadakalarımızı verelim, başkalarının haklarına daimasaygılı olalım, bütün kalbimizle yüce Allah ‘a dua edelim ki; Ramazan imanımızıpekiştirsin, Oruç günahlarımızı döksün, Kur’an ebediyen yolumuzu aydınlatsın.Muhterem Müminler!Önümüzdeki Pazar günü öğle namazını müteakip ŞehzadebaşıCamiinde Kadın görevliler arası hafızlık yarışması Türkiye finali yapılacaktır.Bütün bayanlar davetlidir.

Serdar ŞAHİNOĞLU Gamame Camii İmam Hatibi-Ümraniye

[HR][/HR][1] Bakara, 2/185.

[2] Sahih-i İbn Huzeyme, 3/191

[3] Buhâri, Savm 5, Müslim,Siyam, 1

[4] Buhâri, Teravih, 5;Müslim, İtikaf, 3

[5] Buhâri, Savm, 7


بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ALLAHIM MÜBAREK CUMA GECESİNİN YÜZÜ SUYU HURMETİNE, PEYGAMBERİMİZİN HATRINA, ŞU ANDA TÜM SIKINTI, ACI, KEDER, ÇIKMAZDA OLAN, DARA DÜŞMÜŞ KULLARINA SEN MERHAMET ET YARABBİM! BİZLERİ ELLERİMİZ BOŞ ÇEVİRME BİZ GÜNAHKAR KULLARINA SEN MERHAMET ET BAĞIŞLAMASI BOL OLAN RABBİM SENDEN BASKA GİDECEK YERİMİZ YOK. ALLAHIM! SENDEN BAŞKA İSTEYECEK DİLEK KAPIMIZ YOK, SEN BİZİ SIKINTILARIMIZDAN,İŞLEDİĞİMİZ GÜNAHLARIMIZDAN KURTAR YARABBİM. YÜCE ALLAHIM! DERT ÇEKEN DERMAN ARAYAN KULLARININ İMDAT ÇIĞLIKLARINA SEN HAYIRLI ÇARELER NASİP ET ! ŞÜKÜRLER OLSUN SANA RABBİM AMİNNN.SELAM VE DUA İLE


Cuma Günü'nün Sünnetleri


* ”Her Müslüman, Cuma günü yıkanmalı, misvaklanmalı ve güzel koku sürünmelidir.” (Buharî)

* “Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir.” buyurmuştur. (E.Şeyh)

* “Cumaya perşembe gününden hazırlanın!” (Hatib)

* “Cuma günü gusledenin günahları affolur.” (Taberani)

*“Cuma sabahında veya ikindi namazından sonra ilim meclislerine gitmelidir. Cuma günündeki şerefli saat gelip çattığı zaman, kendisinin hayırlı bir işte olması gerektir.” (İmam-ı Gazali)
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Benzer konular

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#2





    • İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ
      OKUMA TARİHİ : 19.10.2012
      بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
      إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَفَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
      إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
      قال رسول الله صلى الله عليه وسلم
      مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمْ ېُضَحِّ فَلاَ ېَقْرَبَنَّ مُصَلاَّناَ
      KURBAN
      Muhterem Müslümanlar!
      ...






    • Kurban Bayramı günlerinde ibadet niyetiyle kesilen belirli vasıflara sahip hayvana kurban denir.
      Kurban, hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Yüce Rabbimiz Kevser Suresi’nde “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmaktadır.
      Bir başka ayet-i kerime’de de: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık” denmektedir. Efendimiz (s.a.v.) her yıl Kurban bayramı günlerinde kendisi ve ümmeti adına kurban kesmiş, hali vakti yerinde olan Müslümanların kesmesini tavsiye etmiş ve “Hali vakti yerinde olup da kurban kesmeyen kimse namazgâhımıza yaklaşmasın.” buyurarak bu güzel ibadetin önemine dikkat çekmişlerdir.
      Kurban kesme vakti, Kurban Bayramı namazından sonra başlamak üzere bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günleridir. İmam-ı Şafii, dördüncü günün akşamına kadar da kesilebileceği kanaatindedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kurban Bayramı namazı hutbesinde şöyle buyurmuştur. “Bugün ilk yapacağımız şey Kurban Bayramı namazını kılmak, sonra dönüp kurbanlarımızı kesmektir. Kim böyle yaparsa bizim sünnetimize uygun hareket etmiş olur.”
      Muhterem Cemaat!
      Kurban olarak kesilecek hayvanlar koyun, keçi, sığır ve devedir. Bu hayvanların erkeği de, dişisi de kurban edilebilir. Adaklar da ancak yukarıda özellikleri belirtilen hayvanlardan olabilir.
      Koyun ve keçinin bir yaşını doldurmuş olması, sığırın ise iki yaşını doldurmuş olması lazımdır. Ancak koyunlar yedi-sekiz aylık oldukları halde birer yaşındaymış gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Küçükbaş hayvanı ancak bir kişi keser. Fakat büyükbaş hayvanı yediyi geçmemek şartıyla birden fazla kişi ortak olarak kesebilir. Bu durumda ortak olan her bir hissedarın niyetinin ibadet kastı olması lazımdır.
      Kurbanlık hayvanların sağlıklı, semiz ve gösterişli olmalarına dikkat edilmelidir. İki yahut bir gözü kör, dişlerinin çoğu düşmüş, kulakları kesilmiş, kuyruğunun yarısından fazlası kopuk, memelerinin başları kesik, kulakları ya da kuyruğu bulunmayan hayvanlardan kurban olmaz.
      Kurban etinin bir kısmının fakirlere, bir kısmının eşe dosta ve bir kısmının da eve, aileye ayrılması en uygun dağıtım şeklidir. Böylece kurban kesen kişi Allah’ın emrini ifa ederken, aynı zamanda hem ailesini, hem akraba çevresini ve hem de muhtaçları sevindirmiş olur.
      Aziz Kardeşlerim!
      Bütün ibadetlerde olduğu gibi kurban kesmede de ihlâs ve samimiyet esastır. Kurban sadece Allah’ın rızasını kazanmak için kesilmelidir. Bu konu ile ilgili Hac Suresinin 37. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır.” Mali ibadetlerimizden biri olan kurban, Allah’ın bizlere lütfetmiş olduğu nimetlere karşı bir şükür ifadesidir. Nitekim İbrahim Suresi’nin 7. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Eğer şükrederseniz, kesinlikle nimetlerimi artırırım. Şayet nankörlük ederseniz, azabım çok şiddetlidir.”
      Değerli Mü’minler!
      Bu önemli ibadeti ifa ederken gerekli sağlık kurallarına riayet etmeli, çevreyi kirletmemeye özen göstermeli, kurban keserken hayvana eziyet etmekten kaçınmalı, ibadetin nezahetine ve letafetine zarar verecek her türlü davranıştan uzak durmalıyız. Rabbimiz kurbanımızı kurbiyetine vesile eylesin.


      İsa GÜRLER
      Gaziosmanpaşa Müftüsü









    • Bir kudsi hadiste belirtildiğine göre:
      “Allah Tealâ kıyamet gününde “Ey âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin” buyurur. O da, “Yâ Rab! Sen âlemlerin Rabbisin ben seni nasıl ziyaret edebilirdim?” der. Allah Teâlâ, “Falan kulum hastalanmıştı ama sen onu ziyarete gitmedin. Onu ziyaret etseydin beni(m rızamı) onun yanında bulurdun” buyurur.
      Hasta ziyaretinin Allah katındaki değerini bundan daha güzel anlatacak başka söz olabilir mi?
      Aziz Kardeşlerim!


      Allah'ım! Bizi, dünyada Senin muhabbetinle ve bizi Sana ve Senin emrettiğin şekilde istikamete yaklaştıracak şeylerin muhabbetiyle, âhirette de rahmetin ve rüyetinle rızık,landır." Hayırlı Günler Selam ve dua ile Gönül Dostlarım







 

YaKaMoZ PIRILTISI

Çalışkan Üye
Administrator
#3
Emeğinize sağlık allah razı olsun kardeşim faydalı paylaşımınız için..

Tüm islamisohbet ailesinin cuması mübarek olsun hayırlı cumalar arkadaşlar..

 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#4
Hutbe OKUMA TARİHİ: 09.11.2012


İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ
OKUMA TARİHİ: 09.11.2012
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ آوَواْ وَّنَصَرُواْ أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
و قال النبي صلي الله عليه وسلم : الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ...
HİCRET

Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki Perşembe günü hicrî 1434. yıla gireceğiz. Yüce Rabbimizden yeni hicrî yılın bütün Müslümanlara hayırlar getirmesini niyaz ediyorum. İslam tarihinde büyük bir önem arz eden bu tarihi olay, içinde birçok hikmet barındırmaktadır.

Hz. Peygamber, (s.a.v.) Mekke’de çeşitli baskılara maruz kalan Mü’minlerin önce Habeşistan’a daha sonra Medine’ye hicret etmelerine izin vermişti. Medine’ye yapılan bu hicret, Müslümanlar tarafından takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Aziz Müminler!
Hicret, insanlık tarihinde birçok peygamberin ve onlara tabi olan müminlerin açtığı büyük bir imtihan yoludur.
Hicret İslam’ın dünyaya yayılmasında bir dönüm noktasıdır.

Hicret, Allah’a ve Resulüne bağlılığın, Allah yolunda fedakârlığın, dünyalıklardan vazgeçmenin, yalnızca Allah rızasını seçmenin bir göstergesi; iman uğruna her zorluğu göze almanın destansı bir ifadesidir.

Hicret, imanın küfre, hakkın ve adaletin zulme, ilim ve irfanın cehalete karşı üstün gelmesinin başlangıcıdır.

Aziz Kardeşlerim!
Hicret, Müslüman bir toplumun bir beldede hayatta kalma ve İslâm’ı yaşama mücadelesinde tercih edeceği yollardan birisidir. Fakat asla kaçış değildir. Nitekim âyet-i kerimede “Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de”# buyrularak bu hususa dikkat çekilmiştir. Bir başka âyet-i kerimede ise hem hicret edenlerin, hem onlara yardım edenlerin alacakları mükâfat şöyle beyan edilmiştir: “İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, muhacirleri barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve güzel rızık vardır”#

Muhterem Müminler!
Hicret, bazen beldeden beldeye doğru mekân değişikliği, bazen iç âlemin bir menzilinden öteki menziline doğru hal değişikliği şeklinde olabilir. Bu itibarla mümin her an hicret halindedir, daha doğruya, daha güzele, daha ileri menzillere ulaşmak için sefer halindedir.

Hicret, “kişinin her zaman yaşadığı yurdu terk etmesi” demek değildir. İnsanın her türlü kötü duygu, his ve düşüncelerden arınıp, Hakka yönelmesi de bir hicrettir. Zira Efendimiz (s.a.v): “Mekke’nin fethinden sonra artık hicret yoktur, fakat cihad ve niyet vardır”# buyurarak hayat boyu kötülüklerle mücadele etmenin de hicret olduğuna dikkat çekmiştir.

Hutbemi sevgili Peygamberimizin konu ile ilgili bir hadis-i şerifi ile bitiriyorum: “Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzaklaşan ve onları terk eden kimsedir.” #

Yüce Rabbimiz böyle bir hicret değerinde hayat yaşamayı cümlemize nasip eylesin.


Orhan KAYMAK
Vaiz/Tuzla/İstanbul


 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#7
Cami adabı

CAMİ ADABI
بسم الله الرحمن الرحيم
يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم:مَنْ اَكَلَ الثّوُمَ اَوِالْبَصَلَ مِنَ الْجُوعِ اَوْ غَيْرِهِ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا
Muhterem Müslümanlar!
Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de Araf suresi 31. ayetinde: “Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez” buyurmaktadır. Bu ilahî tavsiyeden de anlaşılmaktadır ki; camilere İslami kurallara uygun olarak giyinmiş, temiz, düzgün, çok gösterişli olmayan, sade kıyafetlerle gelmemiz gerekmektedir. Sevgili peygamberimiz (s.a.v) bu konudaki tutum ve davranışları ile bize örnek olmuş, emir ve tavsiyeleri ile yol göstermiştir.
Aziz Müslümanlar!
Camilerimizi temiz tutmalı, camiye ait olan eşyalara zarar vermemeliyiz. Camilerimize gitmeden önce maddi ve manevi temizliğimize dikkat etmeliyiz. Vücudumuzun elbise ve bilhassa çoraplarımızın temiz olmasına itina göstermeliyiz. Yanımızda namaz kılacak olan Müslüman kardeşimizi rahatsız edecek her türlü kötü kokudan arınmış bir şekilde camiye gelmeye gayret etmeliyiz. Camiye gelme hazırlığı yaparken ağız ve diş temizliğimizi yapmalı, etrafımızı rahatsız edecek kokulardan kaçınmalıyız. Nitekim bir hadis-i şerifte efendimiz (s.a.v) : “Açlıktan veya başka bir sebeple, Kim sarımsak veya soğan yerse bizim mescidimize yaklaşmasın” buyurmaktadır.



Muhterem Müslümanlar!
Cami adabı içerisinde önem arz eden bir diğer husus da saf düzenidir. İlk saftan başlamak suretiyle, boşluk bırakmadan, düzgün olarak saf tutmalı, ortadan başlamak suretiyle yanlara doğru saf genişletilerek tamamlanmalıdır. Camiye geç kalabilecek Müslüman kardeşlerimizi düşünerek arka sıralarda saf tutmak veya cami içine girişi engelleyecek yerlerde namaza durmak gibi yanlış tutum ve davranışlardan kaçınılmalı, ön saflarda boş yerler varken arka safları işgal etmemeliyiz.
Aziz Müslümanlar!
Camiler hem ibadet etmek hem de Müslümanlar arasında kaynaşma, tanışma ve birbirinin halini anlama mekânlarıdır. Zaman ve imkânlar elverdiğince cemaatle selamlaşma, tanışma, kaynaşmaya önem vermeli ve bir arada yaşamanın getirdiği sorumlulukların farkında olmalıyız.
Değerli Müslümanlar!
Cami içinde oturmamıza, ses tonumuza, konuşma üslubumuza dikkat etmemiz gerekir. Allahın evi olan camilerde her türlü aşırılıktan kaçınmalıyız. Yüksek sesle konuşmak, gülmek, sohbet etmek suretiyle namaz kılan, Kur’an-ı Kerim okuyan, zikreden, tefekkür eden Müslümanları rahatsız etmek cami adabıyla bağdaşmaz.
Günümüzde cep telefonları da camilerde gürültü kirliliğine sebep olabilmektedir. Bunun için camide cep telefonlarının sessize alınması veya kapatılması uygun olur. Diğer taraftan bizim namaz içindeki huşumuz ve maneviyatımız, çalan bir telefon sesi ile bozulacak kadar, zayıf olmamalı, hiçbir harici etken bizim Allah ile olan irtibatımızı bozmamalıdır.

Ayşe GÜLER
Başakşehir Vaizi
 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#8
HUTBE***CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN
İL : İSTANBUL
TARİH :14.12.2012
KONU :DİNİMİZDE DOĞRULUĞUN ÖNEMİ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْا إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

وَقَالَ النَّبِىُّ( ص) لاَاِيمَانَ لِمَنْ لاَاَمَانَةَ لَهُ وَلاَدِينَ لِمَنْ لاَعَهْدَلَهُ

DİNİMİZDE DOĞRULUĞUN ÖNEMİ

Muhterem Müminler!
Dürüstlük, sadakat, istikamet ve hidayet gibi kelimelerle izah edilen doğruluk, Allahın emrine ve koyduğu kurallara uygun bir yol izlemektir. Nitekim Yüce dinimiz şuurlu bir varlık olarak yaratılan insanın ‘doğru’ bir kişiliğe sahip olması için gerekli ilkeleri koymuş, bunun sonucu olan güzel ahlakı da nihai hedef olarak belirlemiştir. “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim”2 buyuran sevgili peygamberimiz, doğruluğun Müslüman’ın hayatında ne denli merkezî bir öneme sahip olduğunu ifade etmiştir.
Değerli Müminler!
Dinimiz Müslüman için hem dünya hem de ahiret saadetini öngörür. Bu nedenle doğru olmak, dürüst olmak gibi deyimlerle ifade edilen ahlakî tutum ve davranışlar Allah’a, kendimize ve başkalarına karşı samimi ve içtenlikli olmayı ifade eder. Buna göre doğruluk; inanç ve ibadetlerimizde esas olduğu gibi sosyal ilişkilerimizde de en temel ahlakî ilkedir. Allah (c.c.) Mü’minlerin, emir ve talimatlarının dışına çıkmaktan sakınmalarını, sözlerinde ve özlerinde dosdoğru olmalarını emretmektedir. Nitekim konu ile ilgili bir ayet-i kerimede: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” buyrulmaktadır.



Değerli Kardeşlerim!
Doğruluk, bütün peygamberlerin ahlakî özelliğidir. Henüz peygamber olmazdan önce halkı tarafından “Muhammedü’l-Emin” olarak isimlendirilen sevgili peygamberimiz, güvenilirliği, doğruluğu, dürüstlüğü ile sadece kendi ümmetine değil, bütün insanlığa da örnek olmuştur. Hud suresindeki “Sana emredildiği gibi dosdoğru ol”1 ayetini kastederek “beni Hûd suresi ihtiyarlattı” buyurmak suretiyle doğruluk konusundaki hassasiyetini ifade etmiştir.
Değerli Müminler!
Doğruluk, her şeyden önce Allah’a karşı dürüst olmakla başlar. Kulun inanç ve ibadetlerinde samimiyet ve ihlâsı elde etmesi, şirkten, riyadan korunması, ibadetlerini Hz. Peygamberin ifade ettiği gibi, “Allah’ı görüyormuşçasına” yapması Allah’a karşı dürüst olduğunun işaretidir.
Diğer taraftan insanın, içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olarak, o cemiyetin değer yargılarına saygı göstermesi, insanları yanıltmamaya dikkat etmesi, İslam ahlakının ön gördüğü doğruluğun en temel ilkesidir. Başkalarını aldatmaya kalkışmak, insanların zararına her hangi bir hususta menfaat elde etmek gibi bencillik ve menfaatçiliği ifade eden tavırlar, doğrulukla örtüşmez ve dinimizin genel ahlak prensiplerine de uygun değildir. Ziya Paşa da bir beytinde:
”İnsana sadakat yakışır görse de ikrah. Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah” diyerek bu konunun önemine dikkat çekmiştir.

Hutbemi, her birimizin beş vakit namazda okuduğu Fatiha suresinin son ayetlerinin meali ile bitiriyorum: “Allah’ım! Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil”
Yrd. Doç. Dr. Mahmut ÇINAR Gaziantep Ünv. Öğrtm. Üyesi







 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#10
İL : İSTANBUL
TARİH : 21.12.2012
KONU : HAYÂ VE İFFET
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَ اَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى (40) فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِىَ الْمَاْوَى(41)
قالَ رسولُ اللّهِ (ص): إنّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقاً، وَخُلُقُ الأِسْلاِمِ اَلْحَيَاءُ
Muhterem Müslümanlar!
Utanma, çekinme, vazgeçme, tövbe etme gibi manalara gelen hayâ kelimesi; ahlakî terim anlamında da, nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onlardan kaçınmasıdır. Bir diğer ifade ile kötü bir işin yapılmasından ya da iyi bir işin terk edilmesinden dolayı insanın yüzünü kızartan sıkıntı olarak da açıklanabilir. İffet ise; haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmaktır. Bu duygu ve davranışlar İslam’ın, insanlığa öğrettiği ve Müslümanda bulunmasını istediği güzel vasıflardandır. Hayâ, İslam ahlakının özü, imanın da bir parçasıdır. Zira Peygamberimiz (s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Her dinin bir ahlâkı vardır. İslam’ın ahlakı da hayâdır.”
Mü’min’in hayâ sahibi olması gerektiğini belirten sevgili Peygamberimiz bir başka hadis-i şeriflerinde de: “İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü Allah’tan başka bir ilah bulunmadığına iman etmek, en alt derecesi de insanlara zarar verecek şeyleri yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir” buyurmuştur.
Bu konu dinî kaynaklarımızda: “Allah’a karşı hayâ, kulun O’nun emir ve yasaklarına uyması; İnsanlara karşı hayâ, onlara eziyet etmemesi, yanlarında çirkin işler yapmaması ve kötü söz söylemekten kaçınması; kişinin kendisine karşı hayâsı ise, edepli olması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Aziz Müminler!
İyi ve kötüyü ayırt etmede hayâ ve iffet duygusu son derece önemlidir. Nitekim Peygamberimizin “Utanmıyorsan dilediğini yap” cümlesinin geçmiş peygamberlerden beri söylenegeldiğini ifade etmektedir. Allah Teâlâ da: “Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve kendini nefsanî arzulardan alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun varacağı yerdir” buyurarak edep ve hayâ sahibi insanları cennetle müjdelemektedir.
Değerli Kardeşlerim!
İnsanın en güzel ahlakî hasletlerinden olan iffet hakkında Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Mümin erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphesiz Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mümin kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.” Peygamber Efendimiz (s.a.s) de “Kim bana dilini ve iffetini koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm” buyurmaktadır.
Hutbemi bu konuyu en veciz şekilde anlatan bir hadis-i şerif ile bitiriyorum: Sahabe-i kiram’dan Abdullah b. Mesud anlatıyor "Resûlullah (s.a.v): "Allah'tan hakkıyla hayâ edin!" buyurdular. Biz de: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu değil. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtiva ettiklerini kontrol altında tutman, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim âhireti dilerse dünya hayatının ziynetini terk eder. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş olur.”

İstanbul Müftülüğü Hutbe Komisyonu
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
809
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,928