gece kuran okumanin fazileti

#1
Cenab-i Hakk'in kelâmi olan Kur?ân'i okumak çok faziletli bir ibadettir. Hattâ Ibnu'l-Cezerî (833/1429) selef âlimlerinin Kur?ân okumayi (nafile) ibadetler içerisinde birinci siraya koyduklarini ifade eder (en-Nesr, 1/3). Nitekim Kur'ân'da bu hususa vurgu yapilmistir: "Allah'in Kitabi'ni okuyanlar, namaz kilanlar ve kendilerine rizik olarak verdiGimiz riziktan (Allah için) gizli ve açik sarfedenler, asla zarara uGramayacak bir ticaret umarlar." (Fâtir, 35/29) "Ehl-i Kitap içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'in âyetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardir" (Âl-i Imran, 3/113).

Allah Resûlü (s.a.s.), Kur?ân okumanin fazileti üzerinde durmus ve bunu fiilen uygulamistir. Meselâ:

"Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur?ân okumaktir." (Münavi, Feyzu'l-Kadir, 2/44)
Bir adam:

- "Ya Resülallah! Allah'in en çok sevdiGi amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber:

- "Konup göçendir" cevabini verdi. Adam:

- "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

- "Kur?ân'i basindan sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar baslayandir" cevabini aldi. (Tirmizî, "Kur?ân," 11)

"Allah evlerinden bir evde, Allah'in kitabini okumak ve aralarinda müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onlari rahmet kusatir, melekler etraflarini sarar ve Allah onlari kendi katinda bulunanlara överek anlatir." (Ebû Davud, "Vitr", 14; Tirmizî, "Kur?ân", 10)

"Üç zümre vardir ki, onlari Kiyametin dehseti korkutmaz, onlar için hesap zorluGu yoktur, diGerlerinin hesabi bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'in rizasini kazanmak için Kur?ân okuyan kimsedir." (Taberanî'den Münzirî, et-TerGîb, 1/311)

Ayrica Hz. Peygamber, Kur?ân okuyan mü'mini hem kokusu hem de tadi güzel olan bir "meyveye" benzeterek (Buharî, "Et'ime," 30; Müslim, "Müsafirîn," 243), onun meleklerle beraber olacaGini da buyurmustur. (Buharî, "Fedailü'l-Kur?ân," 17)
Konuyla ilgili diGer bazi hadislerde ise su noktalar vurgulanmaktadir: "Sizin en hayirliniz Kur'ân'i Kerim'i öGrenen ve öGretendir." (Buhârî, "Fedailu'l-Kur'ân," 21). "Kur'ân-i Kerim'den tek harf okuyana bile bir sevap vardir. Her hasene on misliyle kayda geçer. Elif-Lâm-Mim bir harftir demiyorum. Aksine elif bir harf, lâm bir harf ve mim de bir harftir." (Tirmizi, "Sevâbu'l-Kur'ân," 16, HN: 2912) "Allah, geceleyin Kur'ân okuyan bir kula kulak verdiGi kadar hiçbir seye kulak verip dinlemez. Allah'in rahmeti, kul namazda olduGu müddetçe kulun basi üstüne saçilir." (Tirmizî, "Sevâbu'l- Kur'ân", 17, HN: 2913). "Kim Kur'ân'i okur ve onunla amel ederse, Kiyamet günü babasina bir taç giydirilir. Bu tacin isiGi, günes dünyadaki herhangi bir evde bulunduGu takdirde onun vereceGi isiktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur'ân'la bizzat amel edenin isiGi nasil olacak, düsünebiliyor musunuz?" (Ebû Dâvud, "Salât", 349, HN: 1453). "Kim Kur'ân'i okur, ezberler, helâl kildiGi seyi helâl kabul eder, haram kildiGi seyi de haram kabul ederse Allah, o kimseyi Cennet'e koyar. Ayrica hepsine Cehennem sart olmus bulunan ailesinden on kisiye sefaatçi kilinir." (Tirmizi, "Sevâbu'l-Kur'ân," 13, HN: 2907). "Kur'ân'da mâhir olan (hifzini ve okuyusunu güzel yapan), Sefere denilen kerîm ve mutî meleklerle beraber olacaktir. Kur'ân'i kekeleyerek ve zorlukla okuyana iki sevap vardir." (Buhârî, "Tevhid," 52; Müslim, "Müsafirin," 244)

Uhud sehidleri defnedilirken ve daha sonra imam olmaya ehil kisi tesbit edilirken, Kur?ân'i iyi bilmenin bir ölçü olarak kullanilmasi da, Kur?ân bilme ve okumanin önemini ortaya koyan baska misallerdir.

Kur?ân'dan ezberlenen kisimlarin unutulmasinin büyük günah sayilmasi da Müslümanlari, sürekli Kur?ân okumaya yönelten noktalardan birisidir. Peygamber Efendimiz söyle buyuruyor: "Bir kimsenin su âyetleri unuttum demesi ne kötü seydir! Onlar ona unutturulmustur. Kur?ân'i hatirinizda tutmaya çalisin. DoGrusu o, hayvanin ipini koparip kaçmasi gibi, kisinin zihninden silinip gider." (Müslim, "Müsafirin," 228, 229)

Gece Kur?ân Okuma

Âyet ve hadiste üzerinde bu kadar hassasiyetle durulan Kur?ân okuma isi, tarih boyunca Müslümanlar tarafindan önemle yerine getirilmis ve faziletine binaen Kur?ân, daha çok da geceleri okunmustur. Gece okuma konusunda Cenab-i Hak, "Geceleyin onunla (Kur?ân) teheccüd kilmak için kalk" (Isra, 17/79) buyurmaktadir. Bu âyeti Nahcivanî (920/1514) söyle açiklar: "Gecenin derinliklerinde, kalbin bütün mesgale ve eGlencelerden uzak kaldiGi anlarda kisinin okuduGu Kur?ân, nefse aGir ve vücuda yorucu gelse bile, daha etkili olur ve kalbe yerlesir." (Fevatih, 2/455)

Meshur müfessir Hazin (725/1324) ise, "Gecenin yarisinda kalk (namaz kil), yahut bundan biraz eksilt. Veya bunu artir ve aGir aGir Kur?ân oku." (Müzzemmil, 73/3-4) âyetinin tefsirinde söyle der: "Allah gece namazini emredince, pesinde Kur?ân okumayi zikretti. Efendimize, okuyacaGi Kur?ân'i yavas yavas okumasini emretti ki, kalbi tam bir huzura kavussun, âyetlerin mânâlarini düsünsün, istiGfar âyetlerini okuduGunda istiGfarda bulunsun, va?d ve vaîd âyetlerini okuduGunda korku ve ümit meydana gelsin, kissa ve darb-i meselleri okuduGunda ibretler alsin, böylece kalbi Allah'in marifetiyle nurlansin." (Lübâbü't-Te'vil, 4/165)

Yukarida da temas ettiGimiz gibi, Isra 73. âyetindeki zamirin Kur?ân'a raci olmasi, gerek teheccüd namazi içinde gerekse gece müstakil olarak Kur?ân okumanin önem ve gerekliliGine ayri bir isarettir. (Bursevî, Rûhu'l-Beyan, 15/138) Hz. Peygamber de gece Kur?ân okumaya tesvik ederek, "Kur?ân öGrenin ve okuyun. Çünkü Kur?ân öGrenip okuyan ve gecesini onunla ihya eden kimse, misk dolu ve kokusu her tarafa yayilan kap gibidir" buyurur (Tirmizî, "Edeb," 79). Abdullah b. Ömer'in rivâyet ettiGi hadiste, ancak iki kisinin kiskanilabileceGi, bunlardan birinin de Kur?ân öGrenip gece gündüz okuyan olduGu belirtirken (Buharî, "Fezailü'l-Kur?ân," 20); diGer bir hadiste, "Kim gece on âyet okursa gafillerden sayilmaz. Yüz âyet okuyan kânitînden, bin âyet okuyan ise mukantarînden sayilir" (Ebû Davud, "Salât," 326, HN: 1398) der. "Kiyamet günü Kur?ân, 'Ya Rabbi! Ben bu sahsi, beni okuduGu için gece uykusuz biraktim, izin ver ona sefaat edeyim" diyecektir" (Ibn Hanbel, Müsned, 2/174) seklindeki hadis de, gece Kur?ân okumayi tesvik eden beyanlardandir.

Hz. Peygamber, gece teheccüd namazinda okuduklarinin yani sira her gece Isra ve Zümer sûrelerini de okur ve bunu bir hizip olarak sürdürürdü (Buharî, "Tefsiru Sûre 17, 1). Hz. Aise, Hz. Peygamber'in Allah tarafindan her gece uyandirildiGini ve seher vakti gelmeden mutlaka hizbini bitirdiGini aktarmaktadir (Ebû Davud, "Tatavvu," 22). Evs b. Huzeyfe'nin bildirdiGine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.), Medine'ye gelen bir heyete her gece yatsidan sonra sohbet ederdi. Fakat bir gece gecikti. Sebebi sorulunca, "Bu gün Kur?ân'dan okuma itiyadinda olduGum hizbimi okumamistim. Onu bitirmeden gelmek istemedim" buyurdular. Ravi Evs b. Huzeyfe diyor ki, sabah olunca ashaba, "Siz Kur?ân'i kaç hizbe bölersiniz?" diye sordum; onlar, "Üç, bes, yedi, dokuz, on bir, on üç ve hizbu'l-mufassal olarak bölüyoruz" dediler. (Ebû Davud, "Ramazan," 9). Bu taksime göre sûreler su sekilde siralanmistir: Üç: Bakara, Âl-i Imran, Nisa; Bes: Maide, En'am, A'raf, Enfal, Tevbe; Yedi: Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra'd, Ibrahim, Hicr, Nahl; Dokuz: Isra'dan Furkan'a kadar; On bir: suara'dan Ya-Sîn'e kadar; On üç: Sâffât'tan Hucûrât'a kadar; Hizbu'l- Mufassal: Kâf'tan sona kadar. (Ibn Kesir, Tefsir, IV/220). Buna göre sahabe, 7 günde Kur'ân'i bitirmis oluyordu. Nitekim Hz. Osman, Kur?ân okumaya Cuma gecesi baslar, Bakara'dan Maide'ye kadar okurdu. Cumartesi, En'am'dan Hûd Sûresi'ne kadar, pazar gecesi, Tâ-Hâ'dan Kasas''a kadar, sali gecesi, Ankebût'tan Sâd'a kadar, çarsamba gecesi, Zümer'den Rahmân'a kadar okur ve persembe gecesi hatmini tamamlardi. Ibn Mes'ud'un da kendine ait bir tertibi vardi. (Gazzalî, Ihya, I, 244).

Gece uyuya kaldiGi için hizbini okuyamayan kisinin, sabah ile öGle namazlari arsinda okumasi durumunda ayni sevabi alacaGini ifade eden hadisten, gece bir miktar Kur?ân okumanin Müslüman'in vazgeçilmez görevi olduGu anlamini çikarmak da mümkündür.
Hz. Peygamber, teheccüd namazinda bazen sayfalarca Kur?ân okurdu. Hz. Huzeyfe, Efendimiz'le namaz kildiGini ve O'nun bir rekâtta Bakara Sûresi'nden baslayarak Nisa Sûresi'nin sonuna kadar okuduGunu belirtmektedir. Ibn Abbas ise, Hz. Peygamber'in gece ibadetini öGrenmek için onlara misafir kaldiGinda, her rekâtta yaklasik Müzzemmil Sûresi kadar (20 âyet) bir miktar okuduGunu söylemektedir.

Bu iki örnek bize teheccüd namazinda, gücümüz nisbetinde az veya çok Kur?ân okuyabileceGimizi göstermektedir. Hz. Osman'in bazen gece boyunca kildiGi iki rekât namazda bütün Kur?ân'i hatmetmesi böyle bir tesvikin neticesidir. (Taberî, er-Riyadü'n-Nadra, 2/42)

Urve b. Zübeyr (94/712), gündüzleri Mushaf'a bakarak dörtte birini okur, geceleri de o miktari teheccüdde okurdu. AyaGi kesildiGi gece okuyamadi; onu da bir sonraki gece kaza etti (Ebû Nuaym, Hilye, 2/178). Mansur b Mu'temir (132/749) gecesini üçe böler, bir kisminda Kur?ân okur, bir kisminda aGlar, bir kisminda da dua ederdi (Ibnü'l-Cevzî, Sifatü's-Safve, 2/115). Imam Evzaî (157/774): "Kim geceleri uzun boylu Kur?ân okursa, mahser günü hesap için az bekler" der (a.g.e., 4/257).
Bu arada Hz. Peygamber dahil, bazi sahsiyetlerin kendilerine açilan engin mânâ kapilarindan girerek, bir âyetin tefekkürüne daldiklarindan veya o anda o âyetten çok etkilendiklerinden, sabaha dek belli bir âyeti tekrar ettikleri de rivâyetler arasindadir. Meselâ:

Hz. Peygamber, "EGer onlara azap edersen, onlar Senin kullarindir (dilediGini yaparsin), eGer onlari baGislarsan, süphesiz Sen daima üstünsün, hikmet sahibisin."(Maide, 5/118) âyetini (Ibn Mace, "Ikametü's-Salâh," 179); Malik b. Enes, "Sonra o gün (size verilen) nimetten sorulacaksiniz." (Tekasür, 102/7-8) âyetini (Ibn Harrat, es-Salât ve't-Teheccüd, 278); Malik b. Dinar ve Temimuu'd- Darî, "Yoksa kötülükleri isleyen kimseler, kendilerini inanip iyi isleyenler gibi yapacaGimizi mi sandilar? Yasamalari ve ölümleri onlarla bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!"(Câsiye, 45/21) ile, "(Orada onlarin) yüzlerini ates yalar. Öyle ki, (ates dudaklarini, yüz adalelerini yaktiGindan) disleri açikta kalir." (Mü'minûn, 23/104) âyetlerini (Gazzalî, Ihya, 1/315); Hasan-i Basrî, "EGer Allah'in nimetlerini saymak isterseniz sayamazsiniz. (Buna raGmen) yine de insan çok haksizlik edendir, çok nankördür"(Ibrahim, 14/34) âyetini (Ibn Harrat, a.y.); Imam-i A'zam ise, "(Asil azap ile), o (söz verilen) saatte karsilasacaklardir. O saat cidden çok feci ve acidir."(Kamer, 54/46) âyetlerini (Zehebî, Menâkibü Imam Ebû Hanife, 23), bazen namazin içinde bazen disinda ve çoGu zaman gözyasi esliGinde, sabaha kadar tekrar etmislerdir.

Kur'ân Okumanin sekli

Gece Kur?ân okuyusunun sesli mi sessiz mi yapildiGi meselesine de deGinip, konuyu bitirmek istiyoruz.

Bir gece Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer'e uGramis, Hz. Ebû Bekir'in çok sessiz, Hz. Ömer'in ise sesli Kur?ân okuduklarini görmüs ve sabah onlarla karsilastiGinda, ilkine sesini biraz yükseltmesini, ikicisine de biraz alçaltmasini emretmisti. Ebû Davud'un meshur serhlerinden olan Bezlu'l-Mechud'da konu, tasavvufî bir edayla söyle izah edilmektedir: "Hz. Ebû Bekir, kendisinde sühûd ve cemal hâli galip olduGundan, 'duyurmak istediGim (Allah) duyuyor'; Hz. Ömer ise, üzerinde celâl ve heybet hâli galip olduGu için, 'uykusu derinlesmemis olanlari uyandiriyor ve gaflet getiren vesvesesiyle birlikte seytani kovuyorum,' cevabini verdi. Hz. Ebû Bekir'in hâli cem', Hz. Ömer'in hâli ise fark idi. Ama en mükemmel hal, Hz. Peygamber'in hâli olan cem'u'l-cem'dir. Hâzik bir ruh ve kalb doktoru, yüce mertebelere ulastirici sefkat ve merhamet timsali olan Efendimiz, Hz. Ebû Bekir'e biraz sesini yükseltmesini emretti. Böylece, hem etrafta duyanlar yararlanacakti, hem de Hz. Ebû Bekir, masivayi yakip yok eden tevhid hâlinden cem' ve suhûd hâline geçecekti, böylece vahdet esyanin kesretini örtmemis, yaratiklar da Yaratan'a perde olmamis olacakti. Bu, Efendimizin ulastirmakla görevli bulunduGu evliya-yi izamin mertebesidir. Hz. Ömer'e de biraz sesini kismasini emretti. Böylece namaz kilip Kur?ân okuyan diGer kimselerin dikkati daGilmamis olacaGi gibi, özürlerinden ötürü uyuyanlar da rahatsiz edilmeyecekti. Ayrica Hz. Peygamber, Hz. Ömer'e, erbabi nazarinda ibadetin tadi, itaatin özü olan münacattan mahrum kalmamasini da emretmis ve mizacini ta'dil etmis oluyordu." (Seharenfurî, Bezlu'l-Mechûd, 7/89)
Yine bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Aise Validemiz ile birlikte, Ebû Musa el-Esarî'nin kapisindan geçerken, onun o güzel sesiyle Kur?ân okuduGunu duymus ve bekleyip bir süre dinlemislerdi. Sabahleyin durumu anlatinca, Ebû Musa el-Esarî, "Ya Resûlellah, eGer beni dinlediGinizin farkina varsaydim, daha güzel okumaya gayret ederdim" dedi. (Ebû Nuaym, Hilye, 1/258)

Huzeyfe Ibn el-Haris, Hz. Aise'ye, Efendimizin gece Kur?ân okurken nasil okuduGunu sorup, "Bazen sesli bazen da sessiz" cevabini alinca sevincini, "Bu konuda genislik yaratan Allah'a hamd olsun" seklinde dile getirmisti (Tirmizî, "Salât," 330).
Netice olarak diyebiliriz ki, hem sesli hem sessiz okumaya tesvik eden rivâyetler bulunmaktadir. Öyle ise, gösteristen korkan sessiz okusun. Böyle bir endisesi olmayan, baskasini rahatsiz etmemek sartiyla, sesli de okuyabilir. Sesli okumanin, dinlemek, öGrenmek, haz duymak yoluyla baskasina da faydasi olmaktadir. Ayrica okuyanin uykusunu daGitarak uyanik tutar ve dikkatini toplamasina yardimci olur. Bu arada duyanlari da kalkmaya tesvik eder.

Kur?ân'i, sevgilinin sözlerini dinleme istiyak ve zevkiyle okuyan marifet ehli, kalbi masiva (Allah'in disindaki her sey) kirlerinden temizlenen kisinin Kur?ân okumaktan hiç bir zaman bikmayacaGini, Kur?ân ezberlemeyen mü'minin çok eksik olacaGini ve Kur?ân'siz münacat yapilamayacaGini belirtmislerdir (Ibn Receb, Camiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, 2/343). Ebû Süleyman ed-Daranî, "Bazilari Kur?ân okurken düsünür ve aGlar, bir kismi Kur?ân okurken düsünür ve cosar, üçüncü kisim ise Kur?ân okurken düsünür ama ne nara atar ne de aGlar, sadece hayret içinde dona kalir," diyerek gece ehlini üç sinifa ayirmis, bu üç hâlin olusma sebebini soranlara ise, "bunu açiklamaya gücüm yetmez" cevabini vermistir (Ebû Nuaym, Hilye, 10/20).

Marifet ehlinin diGer ibadetler gibi Kur?ân okumaya bu derece önem vermesinin sebebi, Allah rizasina nail olmakla birlikte marifet ilmini elde etmektir. Çok tefekkür ve tekrarla okunan Kur?ân sayesinde kalbe marifet kapilari açilir ve her âyetten, bazen bir kelimeden, bir çok mânâ çikarma imkâni elde edilir.
"Kur?ân'i düsünmüyorlar mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?" (Muhammed, 47/42) âyetini zikrettikten sonra Serrac (378/988): "Kalplerin kilitleri, günahtan, dünya sevgisinden, uzun gafletten, hirstan, övülmeGe düskün olmaktan ötürü kalplere çöken paslardir. Tevbe ile kalbin pasi silinince gaybdan kalbe nurlar doGar, o kimse kalbinden tasan hikmetleri söyler. Allah Resûlü'ne uyarak içini disini temizleyip bildikleriyle amel edenleri Cenab-Hak, bilmedikleri ilme muttali kilar ki, bu isaret ilmidir." der (el-Luma', 147-148). Onun için tasavvuf ehlinin yaptiGi tefsirlere, dirayet ve rivâyet tefsirlerinin yaninda üçüncü bir sik olarak isarî tefsir denmistir.
 

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#3
Allah razi olsun bu guzel paylasimdan dolayi...
Vermis olduGunuz bilginin uzunluGundan sikayetçi olup kisa sekli ile okumak isteyen ve bilgilenmek isteyenler için asaGidaki paragrafi kestim ins... :wink:

Hz. Ömer'e de biraz sesini kismasini emretti. Böylece namaz kilip Kur?ân okuyan diGer kimselerin dikkati daGilmamis olacaGi gibi, özürlerinden ötürü uyuyanlar da rahatsiz edilmeyecekti. Ayrica Hz. Peygamber, Hz. Ömer'e, erbabi nazarinda ibadetin tadi, itaatin özü olan münacattan mahrum kalmamasini da emretmis ve mizacini ta'dil etmis oluyordu." (Seharenfurî, Bezlu'l-Mechûd, 7/89)
Yine bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Aise Validemiz ile birlikte, Ebû Musa el-Esarî'nin kapisindan geçerken, onun o güzel sesiyle Kur?ân okuduGunu duymus ve bekleyip bir süre dinlemislerdi. Sabahleyin durumu anlatinca, Ebû Musa el-Esarî, "Ya Resûlellah, eGer beni dinlediGinizin farkina varsaydim, daha güzel okumaya gayret ederdim" dedi. (Ebû Nuaym, Hilye, 1/258)