Gözümün_Mavisi'nin Günlüğü

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#1
Nikimin ismi, gözlerimin renginin bir esintisidir. Gözlerim mavi renkli ve bunu takdir eden de Rabb'im'dir! Belki de bundan sebep maviyi renginde barındıranları seviyorum. Gözlerimin temaşa alanında renk olarak farklı versiyonlarda çok şeylere muttali olsam da, içinde "mavi" olanları ayırıyor ve onları özel tutuyorum sevdiğim renge havi olarak.
Dolayısıyla, nikimin ismi de, gözlerimin renginin bir yansımasıdır.
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#3
Selçuklu'lar Anadolu'yu fethettiğinde, Anadolu'da bir avuç müslüman vardı. Hristiyan'lar ise müslümanların on katı idi. Hal böyle olmasına rağmen fetih ile beraber yarınlar adına hiç bir Hristiyan'a zor kullanılmamış, onlara adilce ve tam bir hakkaniyet içersinde davranılmıştır. Bu nadide güzellikleri ancak müslümanlarda bulmak mümkündür.
Hristiyan'lar da Endülüs'e girdiklerinde, iki ay içersinde zorla ve ikrah altında 300.000 müslümanı dünyanın değişik yerlerine sürmüşler ve 50.000'e yakını da, yanlarında bulunan eşyalara sahip olmak için Hristiyan'larca denize atılmışlardır. Çocuklar zorla Hristiyan ailelere verilmiştir. Ve geride kalan müslümanlar da tamamen kılıçtan geçirilmişlerdir. Camiler, kütüphaneler, dini eserler tamamen yağmalanmış, yakılmıştır.
Aradaki fark böyle bir şey işte.
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#4
Yolun kenarındasın ve karşıya geçmek istiyorsun, hedefine kilitlenmişsin sen! Karşıda hedefini temellendirenler senin önüne nice mani'ler, engeller koymuşlar. Nice manevralar yapıyorsun ama boşuna, bir hiç uğruna, engel üzerine engel geliyor öte taraftan sana! Yerini sağlamlaştıranlar seni ne düşünsün ki, onlar ancak kuralcıdırlar, dediklerini, düdüklerini öttüreceklerdir ve tatmin de olacaklardır!
Sen ise hüznün ile başbaşa kalıyorsun ve O'na sığınıyorsun ancak.
Gel zaman git zaman olacak ya, karşı kıyıda da olsan, bulunduğun yolun yakasında sen de temellerini sağlamlaştırmış ve orada bir düzen kurmuşsun. Bu sefer senin tarafına doğru yol almak isteyenler var. Var ama bu sefer de senin yakandan onlara karşı itiraz engeli çıkıyor ve üzüldüğün ve de sitem ettiğin despot yüzünü onlara sergiliyorsun!
Ne olacak şimdi?
Haram yetişemezsek inancının bir tezahürü mü?
Ya yetişirsek senin gibi! O zaman ne olacak! Haram saydığın helale mi dönüşecek!

---)))

Küçük insanların küçük dünyaları... İşte böyle bir şey..!
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#5
Kadın meyledilen bir fıtratın varlığıdır. Bunu ayetten anlamak da mümkündür. Hani Rabb'im buyurmuştu ya: "Müslüman erkeklere söyle gözlerini harama bakmaktan alıkoysunlar" şeklinde. Kadın meyledilen erkek de meyledendir. Meyledilen, muhatabı cenahından bir çok "fail" örgüsünün varlığından memnun kalsa da (istisnalar vardır), erkek cenahından ise durum böyle değildir. Meyledenler, meyledilene bir çok fail örgüsünü meydana getirirlerse orada yerine göre mini bir isyan ya da büyük bir isyan zuhur edebilir.

---))))

Ta ki fail "tek" kalana kadar...

Erkekler bakışlarını körletsinler... Kadınlar da bakışların önüne "set" çekiversinler...

Bu set çekme ameliyesi her daim tesettürle olmaz, olmamalıdır...

Evin mahrem bir odasında "haremini" paylaşmak da olmalıdır kadının belki de ebediyyen...
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#6
Tasavvuf aslında özel bir disiplinin adıdır. O özel disiplini genelin dedikodusunda boğmamak gerekir. Bugün maal esef, bırakınız diğer insanları, tasavvufu da, tasavvufçuları da genelin dedikodusunda boğan, onlar hakkında kötü konuşulmasına vesile olanların büyük bir çoğunluğu tasavvufçulardır.
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#7
Farabi, İbni Sina gibi felsefecileri İmam Gazali tekfir de etmiş olsa, günümüz felsefecilerden bazıları, bunu doğru bulmazlar.

Nedeni de, Farabi ve İbni Sina gibi felsefecilerin söylemlerini yeterince anlayamadıklarını ifade ederler.
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#8
İnsan, her ameliyle örtüşmelidir. Yazılar, paylaşımlar, sözler, geçilen konular insandan neş'et eden eylemlerdir. Dolayısıyla, bütün bunların, bize göre sanal olan failleriyle örtüşmesi gerekmektedir. Bunun sağlamasını elbet yapmak zordur. Yazılarla, sözlerle, paylaşımlarla iç içe olduğumuz gibi onların failleriyle de iç içe olunmalı ki, ifade ettiğimiz eylemlerin failleriyle örtüşüp örtüşmediğini anlayabilelim.

Bana sorarsanız, iç içe olduklarınızla yetininiz ve aldığınız lezzetle de beraberliğinizi devam ettiriniz.

Unutmayınız:

Aşk da... Sevgi de... Muhabbet de... Yazılardadır...