Iddia Ile Müslüman Olunmaz

Aishaa.Maryam

Acemi Üye
Silver
#1


Allah (c.c)’ın göndermiş olduğu bütün rasullerin dini tektir. O da; Tevhid’dir. Bu sebeble aralarında akide ve iman bakımından hiçbir fark yoktur. Farklılık ise sadece onlara verilen şeriatlerdedir.

Gönderilen bütün rasuller, insanları; sadece Allah (c.c)’a ibadet edip şirkten sakınmaya davet etmişlerdir. Bu rasullerin davetine uyan, Allah (c.c) katından getirdikleri emirlere tabi olan, karşı gelmeyen ve onları destekleyen herkes, muvahhid birer müslümandır.

Kendilerinin İslam üzere olduklarını, İslam’ı savunduklarını, onu hakim kılmak için çalıştıklarını söyleyen, bununla birlikte bütün hayatlarını Allah (c.c)’ın bildirdiği şekilde düzenlemeyen, Allah (c.c)’ın rasulüne gerektiği şekilde tabi olmayan, arzularına ters düşünce Allah (c.c)’ın hakimiyetini kabul etmeyen, tağutun her türünü, her ne konuda olursa olsun reddetmeyen, onların hükümlerine teslimiyet gösteren ve böylece şirk içerisinde yaşayan kimseler ise sadece; “muvahhid müslüman” olduklarını iddia eden birer kafirdirler.

Zamanımızda böyle kimselere çokca rastlamaktayız . Bu kimseler, bir yandan kendilerinin Muhammed (a.s)’in milletine tabi olan muvahhid birer müslüman olduklarını söylerler, diğer taraftan ise hayatlarında Allah (c.c)’ın şeriati dışındaki beşer ürünü kanunları tatbik ederler. Bu cahiliye kanunlarına tabi olurlar. İhtilaf halinde insanları bu kanunlarla muhakeme eder veya bu kanunlarla muhakeme olurlar. Salih kimseler olarak vasıflandırdıkları kimselerin mezarlarına giderek onlara ibadet eder veya ettirirler. Allah (c.c)’ın kafir dediği kişilere kafir demezler, aksine, onlara dostluğun en ileri derecesini gösterir veya göstertirler; Allah (c.c)’ın müslüman dediği kimseleri ise “İslam düşmanı”, “vatan haini”, “bölücü”, “sapık” olarak nitelendirir ve insanlara bu şekilde empoze ederek onların da böyle inanmalarını sağlarlar. Bunlar gibi daha nice küfür ve şirk işlerler ama “en iyi müslüman biziz, bizim kalbimiz temiz” demekten de geri kalmazlar.

Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde bilerek veya bilmeyerek böyle şirk ve küfür işleyenlere, Allah (c.c)’ın bu ayetini çok iyi düşünmelerini tavsiye ederiz. Çünkü onların içinde bulundukları durum, Rasulullah (s.a.s) zamanında İbrahim (a.s)’in dinine bağlı olduklarını iddia eden bununla birlikte şirk, küfür ve her tür sapıklık üzere yaşayan yahudi, hristiyan ve müşriklerin durumuna ne kadar da çok benzemektedir!

Şunu tekrar vurgulamakta fayda vardır: Bir takım iddialarla müslüman ve muvahhid olunmaz. Müslüman ve muvahhid olmak ancak, Allah (c.c)’ın rasulüne her konuda tabi olmakla, Allah (c.c)’ı gerektiği gibi birlemekle, emrettiği herşeyi yerine getirip, yasaklarından tamamen kaçınmakla, şirkten ve müşriklerden kesinlikle uzak durmakla mümkün olur.

Zamanımızın en yaygın şirki ise; Allah (c.c)’ın şeriatini terkedip, beşer aklının ürünü olan kanunları yürürlüğe koymak, zorla veya kandırma ile insanları bu kanunlara itaate mecbur kılmaktır.

Rasulullah (s.a.s), nasıl insanları İslam’a davet ederken putları reddetmeyi, onlara ibadet etmemeyi, putlara tabi olanları tekfir etmeyi, onları sevmemeyi ve onlardan uzak durmayı müslüman olmanın şartı olarak ileri sürmüşse, günümüzde de müslüman ve muvahhid olmanın şartı, Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan tağutları ve onlara tabi olanları reddetmek, onları tekfir etmek ve onlarla olan bütün dostluk ilişkilerini kesmektir.

Kaynak: http://www.tagutured.com/forum/index.php?topic=4845.0
 

Benzer konular

Aishaa.Maryam

Acemi Üye
Silver
#2
İmam Gazali (rh.a)'nin Tevhid Kelimesine Dair Sözleri ve Bu Sözlerin Açıklaması

Allah (c.c), Müslüman olmanın ilk şartı olarak, la ilahe illallah kelimesini söylemeyi emretmiştir. Fakat, la ilahe illallah kelimesini söylemek demek, onu kabul etmek ve yaşamak demektir. Bu konu ile alakalı ayetlerden ve hadislerden birçok delil vardır. Bu konuda bu ayet tek başına delil olarak yeter. Çünkü Allah (c.c), bu ayette (A’raf: 3) “La ilahe illallah” kelimesinin pratik olarak yaşanmasını emretmiştir.

Fakat insanın, manasını bilmediği bir şeyi kabul etmesi imkânsızdır. “La ilahe illallah” kelimesi, arapça bir kelimedir ve şüphesiz bir manası vardır. Allah (c.c), bu kelimenin manasının tespitini kullarına bırakmamış, bilakis kendisi, bir çok ayette bu kelimenin manasını pratik yaşantıdan örneklerle kullarına açıklamıştır. Tıpkı, bu ayette (A'raf: 3) olduğu gibi... Allah (c.c), bu ayette (A'raf: 3), la ilahe illallah kelimesinin pratik olarak hayatta nasıl yaşanması gerektiğini başka bir örnekle açıklamıştır. Bu söz manası bilinmeksizin söylediğinde hiçbir faydası dokunmaz. İmam Gazali (rh.a) bu konuda şunları söylemektedir:

"Nasıl ki dil ile "ateş" demek dili yakmıyor, "su" demek harareti gidermiyor, "ekmek" demek karnı doyurmuyor, "kılıç" demek vücudu kesmiyorsa; aynı şekilde, sadece dille kelime-i tevhidi söylemekte kişiyi kötülüklerden alıkoymaz." (İmam Gazali: Tevhid Risalesi , s. 26)

Bir başka yerde ise şunları söylemektedir:

"Kelime-i tevhidin sözcükleri ve manası, beden ile ruh gibidir. Ruhsuz beden bir işe yaramadığı gibi, bu ifade de (kelime-i tevhid) manası olmaksızın hiçbir fayda sağlamaz." (İmam Gazali: Tevhid Risalesi , s. 27)

İmam Gazali (rh.a) "La ilahe illallah" ile alakalı şunları söylemektedir:

"Kelime-i tevhid, iki lafızdan olurşur. Birinci kısmı "la ilahe"dir. Manası, "ilah yoktur" demektir. Bu kısımda kalmak küfürdür. İkinci kısmı "illallah"tır. Manası, "Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur" demektir. Bunu söylemek imandır." (İmam Gazali: Tevhid Risalesi, s. 33)

Şimdi İmam Gazali (rh.a)'nin sözlerini açıklayalım:

La ilahe illallah kelimesi ve bu kelimeyi açıklayan ayetler incelendiğinde, La ilahe illallah kelimesinin iki bölümden oluştuğu görülür:

a) - “La ilahe”: Reddetme bölümü.

“La ilahe” diyen bir kimse, genel olarak şöyle demiştir:

“Ey Rabbim! Ben, hiçbir ilah kabul etmiyorum. Yani, Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan, insanların sözünü dinlediği, kanun ve hükümlerine itaat ettiği, haram ve helallerine, emir ve yasaklarına riayet ettiği, hiçbir ilahı tanımıyorum, bütün bunları reddediyorum.

Ey Rabbim! Ben, insanları kendisine ibadet etmeye; hükümlerini dinlemeye, kendisine saygı göstermeye, yüceltmeye çağıran tüm sahte ilahları reddediyorum, bunları kabul etmiyorum.

Ey Rabbim! Ben, Senin sıfatlarını kendisinde gören; kendisini hüküm koyucu, gaybi bilici, insanları dilediği gibi yönetici, muhakeme edici olarak ileri süren her sahte ilahı reddediyor, onlara tabi olmuyor, onlardan uzak duruyorum.

Ey Rabbim! Ben, hiçbir sahte ilahı, onların hükümlerini, yasa kitaplarını, uydurdukları sistemlerini, onların peşine takılıp dediklerini yapan yandaşları müşrikleri de reddediyorum, onları kesinlikle sevmiyorum, onlardan nefret ediyorum ve onlara düşmanlık duyguları besliyorum, bütün imkanlarını bunları yok etmek için kullanacağım.”

b) - “İllallah”: Kabul etme bölümü.

“İllallah” diyen bir kimse, genel olarak şöyle demiştir:

“Ey Rabbim! Ben, ilah olarak sadece Seni kabul ediyorum. Yani, ben, nasıl yaratıcı ve Rab olarak seni kabul etmişsem, benim hakkımda ve tüm kullar hakkında yegane hüküm koyucu olarak yine seni kabul ediyorum.

Yaşamımı, yalnız senin sistemine göre düzenleyeceğim. Senin emirlerine itaat edip yasakladığın şeylerden uzak duracağım. Senin helal kıldıklarınla amel edip haram kıldıklarını terkedeceğim. Yalnız Senin kitabın Kur'an’ı anayasa kabul edip ona göre yaşayacağım. Yalnız Senin rasulünü örnek alıp onun sözlerini doğru kabul edeceğim. Yalnız senin değer verdiklerine değer verip düşman olduklarına düşman olacağım. Hayatımı yalnız Sana adayıp yalnız senin yolunda öleceğim. Her ihtilafta yalnız Kur'an’ı ve Rasulünün sünnetini hakem kabul edip hükümlerine itirazsız teslimiyet göstereceğim. Senin isim ve sıfatlarını kimseye vermeyeceğim, Sana asla şirk koşmayacağım.”