• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

islam yükseliyor osmanlı yeniden doğuyor

sevdur

Acemi Üye
Silver
#1
ALLAH,HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR. DÜNYA DÖNÜŞÜM GEÇİRİYOR.

ORTADOĞU
· Ortadoğu’da,Afrika’da ve uzak doğu’da Müslüman halklar kendi ülkelerinde kötü yönetimlerideviriyorlar. Batı yanlısı, sömürgeci haksızlığı yol edinmiş kısacası dünyacıve inançsız yönetimleri devirmektedirler. Halkın direnişlerini silah gücüylebastıranlar saltanatları için savaşmaktadırlar. Esad gibi yönetimleri silahlabırakmayanlar mutlaka yıkılacaktırlar.
· BatıTürkiye’ye haçlı zihniyetiyle bakıyordu. İslam düşmanlığı üzerindenayrımcılıklarını sürdürüyordu.
· Katoliklerinruhani lideri Papa Franciscus, kendisinin ilk "aziz ilan etme"töreninde, 1480 yılında İtalya'nın güneyinde Osmanlı'ya karşı savaşan 800Hristiyan'ı aziz ilan etti. İşte bozguncuların anlayışı Vatikan destekliydi.Kendilerini inanan zanneden bozguncular yıllarca Barışa ve kardeşliğe zararverdiler.
· Elkaideyi yaratan Amerikalılar terör olaylarının arttığı imajını vererekkendilerine Avrupa desteği sağlıyorlar. El kaide üzerinden islamı kötüleyenanlayış batı halkına medya ile bu düşünceyi empoze ediyor.
· İnananlarile inanmayanların ayrıştığı kilit ülke Suriye olmuştur. Rusya İsrail ve batıbirlikteliği Suriyedeki değişimi durdursa da şiddet ve güç ile halklarınözgürlük taleplerini yıkamayacaktır.
· Türkiye’debaşlayan ayrışma zamanla kutuplaşmaya dönüştü. Bu kutuplaşma Arap baharıylabaşladı ve yayılarak küreselleşti. Küresel kutuplaşma inananlarla inançsızlararasında gerçekleşmektedir. Kutuplaşmanın kökeni tercihlerde yatmaktadır.
· Ortadoğu’dakigelişmeler uluslararası politikanın bir numaralı gündem maddesi. Mısır, Libya,Irak, Suriye ve Filistin’de yaşanan baş döndürücü hızdaki gelişmeler pek çokülkeyi hazırlıksız yakaladı. Bu gelişmelerin ne yöne gittiği üzerinde isenetleşmiş bir algı yok. Ortadoğu’daki pek çok soruna şu ya da bu şekildemüdahil olan Batılı ülkeler kadar Rusya da gelişmeleri yakından izliyor. Eskiyöntemlerle Ortadoğu’nun sorunları çözülemez duruma geldi.
· Türkiyeyeni gelişen dış politika anlayışında hakikaten vizyonel bir tavır sergiledi.Bu güne kadar edilgen bir yapı içinde hareket eden Türkiye gerek İslamcoğrafyasında gerek dünya coğrafyasında kendisi açısından kıymet ifade edenbütün adımları bilinçli olarak atıyor.
· Ortadoğu coğrafyası başta Filistinproblemi ve Afrika yaşananlar olmak üzere insanlık adına tüm sorunları çözmekTürkiye’nin ilgi alanı oldu. Dünyada yaşananlar Türkiye’yi ilgilendirmektedir. İnsanlığın tümproblemleri ve sorunları çözüm aşkı Türkiye’yi kutsal bir ülke konumunagetirmektedir. Çünkü insanlığa faydalıişler tanrı tarafından beğenilir. Türkiye’nin bu çabasında menfaat hesaplarıyok. Hizmet etme, faydalı olma ve hoş bir seda amacı var. Tanrının gönlünü almave kardeşliğin güzelliğini görme vardır.
· PapaFrancis, '20. Yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapılmıştır' diyerek skandalsözlere imza attı. Papa böylece 1915 olaylarını ilk kez soykırım olaraktanımlamış oldu. Türkiye ve İslam aleyhindeki sözleri taraflı bakışa sahipolduğunu ve barışçıl bir yapısı olmadığını gösterdi. Aldığı eğitimlerdeyapmacık davranış dilini iyi kullandığını iyi bir rolcü olduğunu göstermiştir.
· ABD'ninNew York eyaletinde metro istasyonlarına yine İslam karşıtı ilanlarveriliyordu. Yişne aynısı oldu. Amerikan Özgürlük Savunma Girişimi adlı grubunönderlerinden Pamela Geller, Ali İmran Suresi'nin 151. ayetini yanlış ve eksikyorumlayan bir afişi, provokatif bir resimle birlikte New York'taki metroistasyonlarına astırdı. İlanda, 11 Eylül saldırıları sonrası yanmakta olan İkizKuleler fotoğrafının yanında, "Yakında, biz, kâfirlerin kalbine korkusalacağız." mealindeki ayete yer veriliyor. Ayet İngilizce'ye tercüme edilirken'korku' (Ru'b) ifadesinin karşılığı olarak 'terör' kelimesi kullanıldı. Yenibir provokasyon olarak değerlendirilen ilan tepki topladı.
· Türkiye’yikaralama kampanyası yine ABD’de tam hız sürüyor. Tüm dünyada kadınlara yönelikşiddetin ön planda olduğu bu günlerde Washington Post tarafından yayımlanan birmakalede kadınların İstanbul sokaklarında “sürekli taciz edildiği” öne sürüldü.
· Amerikave diğer ülkeler, tüm dikkatini Ortaasya’ya yoğunlaştıracak. Orta asya büyükekonomik güç olarak ortaya çıkacak. Demokrasiye, adalete ve eşitliğe önemverenler kalkınacaklar. Kalkındığını görenler kendini güvende hissedecekler veinsanlık adına olumlu bir rol oynayacaklar. Bu arada eski düzenin vesayetçileriorta sınıfın gelişmesini istemeyeceğinden mücadele edeceklerdir. Tatmin edicibir sosyal sistem uygulamayı başaramayan ülkelerde tehlikeli süreçler yaşanacak.Her kesimin hassasiyetlerini önemseyen ve herkese kucak açan daha doğrusuinsanların sorunlarını önemseyen ve hizmet eden yönetimler başarıya ulaşacaktır.Bu da küresel esenliği getirecektir. Küresel rejim yıkılırken patronlar şiddetiisteyecekler ve dünya kısa süreliğine kötüye gidecek. Ama kimse tanrıyıunutmasın. O dilediğini yapacaktır ve o mazlumların yanındadır.
· Değişimbir anda ve bir günde olmaz. Dünya günleriyle zaman alır. En belirgin değişimien az 33 yılda görülebilir. Yeryüzünde 99 yılda net bir tablo ortaya çıkar.
· Gücünüsilah donanımından ve askeri gücünden alanlar güçlü egemenleriz sanmasınlar.Asıl güçlü insanlığa hizmet edendir. İnsan haklarını, adaleti, kardeşliğisağlayanlar güçlüdür. Güçlü; demokrasiyi, eşitliği ve özgürlüğü sağlayandır.Halifelik güçlü kılar. 1940’larda dünyanın jandarmasıyım diyen Amerika birbakıma halifelik rolü oynamıştı. Ama zamanla gerçekler ortaya çıktı. Silah gücüyledünya düzeni kurmaya çalıştı ve işte sonuç ‘karanlık çağ’
· Amerikayanlısı zihniyet söyle diyor: Çinliler Amerika’nın örneğin silah gücünden halaçok uzakta. Gelir konusunda da şu anda Romanya ile aynı seviyedeler. Yanigerçek Çin gücünün ortaya çıkabilmesi ve Amerikan gücüyle ölçüşebilmesi içinçok fazla zamana ihtiyaç var.” İsteİsrail ve Amerikan yanlısı zihniyet güçlü olanın egemen olacağını söylüyor.Zaten yıllarca uyguladıkları siyaset te buydu. ‘Sömürmek için savaş ve öldür.’‘Başkalarının silah üstünlüğüne izin verme.’ ‘Sen güçlüsün ve her şeyiyönetirsin ve dilediğin ülkeyi dilediğin duruma getirirsin.’ Anlayışlarınasahiptiler.
· Amerika,Türkiye’yi silah ve askeri güç açısından kendine tehdit bile görmüyor. ÇünküTürkiye silahlanmadı. Kitle imha silahları bile yok. Patriot füzelerini dahiNATO’dan tedarik etti. Büyük bir insan sayısı da yok. Sıradan güçsüz bir ülkeolarak görülüyor.
· Türkiyeinsanlık adına yapıcı ve barışçıl bir politika çiziyor. Evrensel değerleresahip çıkarak ve hakkı savunarak küresel ortamda değer bulduğu için Türkiye’yitehdit olarak görmektedirler. Bu nedenle Türkiye’nin yanında gözüküyorlar.Çünkü insanlara hak yolda olduklarını anlatamayacaklardır. İnsanlaraaçıklayacak bir şeyleri olmayanlar Türkiye’nin insanlık adına çalışmalarınıyenemeyecektir.
· Amerikanyanlısı anlayış şeytanın taraftarlığını temsil etmektedir. Savaş, sömürü,öldürme, gasp, gibi tüm yolları makul gören anlayış İsrail anlayışı olmuş.‘Dünya ve egemenlik için her şey mübahtır.’ anlayışını taşıyanlarınbirlikteliği İslam düşmanlığına dönüşmüş.
· ABD, dünyadaki egemenliğinikaybedecek. Her ne kadar. Amerikan yanlıları Amerika yıkılmaz ve asla kaybetmezdese de Amerikalı yöneticiler tedirgin ve endişelidir. Ekonomilerinin çöktüğünügörüyorlar ve ipleri biraz daha ellerinde nasıl tutabileceklerinisorguluyorlar.
· Amerikaçöktüğünde iblis dünya egemenliğini kaybedecek ve kötülüğün taraftarları olanbüyük bir üzüntüye ve ümitsizliğe düşecekler. Artık insanlığı kim koruyacakdiyecekler. Halbuki insanlığa onlar zarar veriyordu. İnananların egemenliğindekorkanlar kendi kara geçmişlerini doğru yol sanırlar.
· Mısır,Arap dünyası içinde en büyük Hristiyan azınlığa sahip. “Yeni papanın doğudakiHristiyanların sorunlarıyla da ilgilenmesini umanlar eski savaş yıllarını vebaskıcı güçlerini özlüyorlar. Yeni Papadan çok şey bekleniyor. Yine kirlihedefler, büyük beklentiler içindeler. Hristiyanlığı yaymak, Ortadoğu’dadeğişim sürecini durdurmak, haçlı zihniyeti hevesinde olanların kirlibeklentileri var.
· Libya’nınBingazi kentinde bir Kıpti kiliseye saldırı düzenlendi. Hristiyanlara karşıhalkın artık tepki göstermesi yüzyılların baskısı sonucudur. Libya’da tutuklubulunan Mısırlı misyonerin şüpheli ölümünün ardından Kahire’deki LibyaBüyükelçiliği önünde toplanan bir grup Kıpti’nin binaya girmeye çalışmasıolayların fitilini ateşledi. Öfkeli göstericiler binayı taş yağmuruna tuttu,Libya bayrağını yaktı. Bu tip olaylar Ortadoğu ve Afrikada fazlacagörülecektir. Çünkü menfaat dininin mensupları gerçekte hristiyan değildir.
· Yahudianlayışı hristiyanlıgı yayma anlayışıyla birleşmiş mazlum halklara zulmedönüşmüştür. Şeytanın her dönemde dini kullanarak uyguladığı yöntem 300 yıllıkbir çabanın ardından amacına ulaşmıştır. Sonunda öldürülen halklar , eziğlen vesömürülen büyük kitleler oluşmuştur.
· ABD’deşiddet, polis şiddeti, işkence, taciz, adam öldürme, silahlanma hat safhadadır.Çünkü yıllardır inançsızlığı aşıladılar. Tanrı karşıtlığı anlayışıylaoluşturdukları kültürün sonucudur tüm bu yaşananlar. Dinsizliğin insanlığa nekadar zarar verdiğini herkes görmektedir. Dinsizlik şeytanın dinidir. Vedinsizler kendilerini tanrının İsrail halkı olarak nitelerlerdi.
· EuroBölgesi dağılıyor. Avrupa’nın doğusu çok geriledi. Avrupa bozuk anlayışıylakendi içine çekildi. Gerileme dönemindeki Avrupa karanlık çöküşe doğrugitmektedir. Sadece batıldan vazgeçip hakka yönelirse kurtulur. Tanrının vaadiküresel esenlik olmasaydı bozuk inanışlı karanlık ortaçağ Avrupa’sına geridöneceklerdi. Ancak tanrı İnançsızları yeryüzünden komple silecek.
· Görünüşebakılırsa Avrupa Amerikalılar için artık önemli bir bölge değil. Jeopolitik vediplomatik alanda Avrupa artık etkili bir aktör olmayacak. Üstelik mali konudabütünlüğü tehdit altında. Euro Bölgesi’nin dağılırken Fransa, İtalya, İspanya,İngiltere ve Hollanda Afrika egemenliğini kaybediyor.
· Rusyayandaşı balkan ülkeleri sefalet içindeler. Moldova, Ukrayna, Romanya,Yunanistan, Bulgaristan gibi Kominizm Rusyası etkisindeki ülkeler güçlerini tektek yitirdiler. Ekonomileri geriledi. Yokluk ve kriz bu ülkeleri kötü vurdu.Rusya ekonomik açıdan iyi görünse de bölgesel egemenliğini yitirdi. Rusya,Suriye gibi sömürgesini kaybetmeme savaşı vermektedir.
· 2012’ninİngiltere, Fransa ve Rusya seçimleri eski düzeni korudu. 2013’de Ortadoğudabölgenin güçlü ülkelerinin seçimleri bölgeye damga vuracaktır. İsrail, İran veÜrdün’de ki seçimler bölgede önemli dengeler oluşturacaktır. Bölgeseldengelerde stratejik seçimler geleceği şekillendirecektir.
· İnananinsanlar fişleniyor ve sürekli izleniyorlar. ABD ve İsrail Ortadoğu’dainananlar ne yapıyorlar diye çeşitli merkezleri izliyorlar. Gökten insansızhava araçlarıyla ve uydularla gözlemektedirler.
TÜRKİYE
· Dünyaher yüz yılda bir değişime uğrarken bu yüzyılda keskin ve köklü bir değişimi enbelirgin haliyle yaşıyor. Küresel anlayış sanki bir U dönüşü yaptı. Büyük birbilinç değişimi bir uyanış gerçekleşti. Bilinene gerçeklerin aslında tam biryalan olduğu ortaya çıktı. Suçlananların suçsuz olduğu anlaşılırkenyönetenlerin zalim olduğu anlaşıldı.
· Yükselendünya ve yeni düzende söz sahibi olamayan ülkelerin tasfiye olacağı, dahası,olmaya başladığı biliniyor. Geride kalan yüz yıl içerisinde "hastaadam" olarak ölüme terk edilen Türkiye, yoğun bakımdan çıkıp ayağakalkmayı ve dünyayı şaşırtmayı başardı.Kartlar yeniden karılıp dağıtılırken,Türkiye bu kez oyunu dışarıdan seyretmiyor. Çünkü elindeki kartları cesaretleaçmayı, oyuna dâhil olup, "ben de varım" demeyi başardı. Küreselekonomide dengeler değişiyor, tefecilerin kiliseleri bile haczettiği Avrupadatehlike çanları çalmaya başladı. Nüfusu giderek yaşlanan Avrupa, artık Türkiyeiçin de cazibesini kaybetti. Dahası, güçlenen Türkiye artık geleceğiniAvrupa’da görmüyor."Neler oluyor ve neler olacak?" sorusuna, çarpıcıcevaplar bulacaksınızdır.
· Türkiye’yeve türk yöneticilere dünyadan büyük ilgi gösteriliyor. Başbakan Recep TayyipErdoğan'ın Hollanda'yı ziyaret edecek olması ülkede geniş yankı buldu. Hollandabasını Erdoğan'ı konuşuyor. İsveç'e devlet ziyaretinde bulunan CumhurbaşkanıAbdullah Gül'e, Kral Carl XVI. Gustaf tarafından İsveç'in yabancı devlet vehükümet başkanlarına verilen en üst düzey nişanı olan ''Serafim Nişanı''verildi.
· Türkiye,tüm ülkelerle Stratejik Ortaklık Belgesi imzalıyor. Her ülke ile ortak ilgialanları tespit ediliyor. İşbirliğinin geliştirilmesinin ele alınarak süregelenköklü ilişkilerin iyileştirilerek daha da derinleştirilmesi öngörülüyor.
· BaşbakanRecep Tayyip Erdoğan, Avrup Birliği üye ülkelerinin elçilerine verdiği yemektekonuştu. AB üyesi ülkelerinin liderlerini eleştirdi.Erdoğan'dan AB'ye:Irkçılıkla önümüz kesiliyor
· TürkiyeAvrupa Birliği hedefinden hiç uzaklaşmadı. Sürekli çalıştı. Uzaklaşmasınıisteyenler veya bekleyenler oldu. Avrupa’nın bile tam uygulayamadığı fasıllarTürkiye’nin önüne konuldu. Türkiye kararlı adım atmaya devam etmesine rağmenengeller çıkartıldı. Türkiye AB’ye sürekli barış elini uzattı. Ancak dünyayısömüren küresel vesayet o barış elini kibirle ve kinle reddetti. Türkiye’ninAB’ye girmesini engelleyenler Türk-İslam düşmanlığı yapan anlayıştır. Avrupa’yaegemen olan bu Hristiyan-yahudi kardeşliği insanlığa zarar vermiştir. İşteTanrının vaat ettiği İsrail krallığını kurma halinde olan anlayış Türkiyedüşmanlığı yapmaktadır. Aslında bu anlayış insanlığa, barışa ve kardeşliğedüşmandır. En açık örneği Avrupa birliğine girmesini reddeden, kardeşliğiistemeyen dünyayı amaçlayan ve kötü niyetteki hedeflerine dini bulaştıranyeryüzünün nimetlerini paylaşmak istemeyen yoksulu ve mazlumu ezen zalimanlayıştakilerdir.
· Türkiye'ninAfrika açılımı,"Büyük acılar yaşayan bu coğrafya bundan böyle sömürgecilik, açlık,yoksulluk değil; kalkınma, paylaşma ve kültürel zenginlik kıtasıolacaktır" anlayışı üzerine inşa ediliyor.
· Türkiye’yegelen ABD dışişleri bakanı Kerry, Erdoğan’ın Siyonizm ile antiseminizmi birtutan fikrine katılmadığını söyledi. Rabbin kralının bu tür açıklamaları, BM’yive yapısını eleştirmesi, NATO’nun kime hizmet ettiğini haykırması küreselbozguncuların hiç hoşuna gitmiyor. Erdoğan’nın sözlerine şaşıyorlar.Öfkeleniyorlar. Şu çatlak sesi birisi sustursun diyorlar.
· Erdoğan,10 yıl boyunca demokrasiyle güvenlik arasındaki hassas çizgiyi büyük birdikkatle korudu.
· Fransave İspanya'da PKK terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlar tamamenaldatmacadır. Teröre en büyük desteği verenler bu zaman kadar teröristleribırakın teslim etmeyi baş tacı ettiler. İltica yasasıyla Türkiye düşmanlığıyapan herkese kucak açtılar. Göstermelik ve yapmacık operasyonlar basit bir taktiktenöteye gidememiştir.Terör örgütüne karşı ilgili anlaşmalar olmasına rağmenbinlerce terörist ve dava olduğunu söyleyen Avrupa’dan netice alınamadı.Türkiye her zaman oyalandı, kullanıldı ve aldatıldı.
· Diniözgürlüklerde Türkiye belirgin çıkış yaşadı ve bu raporlara yansıdı.ABDUluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu (USCIRF) ‘2013 Yıllık Raporu'açıklandı. Geçtiğimiz yıl ilk kez ‘özel kaygı uyandıran ülkeler' arasına girenTürkiye 2013 raporunda bu kategoriye dahil edilmedi.
· Irak'tayaşayan Türkmenler ve Kürtler Türkiye uğruna can vermeye hazırlar. Ortadoğu’nuntamamında bir Türkiye sevgisi var. Bu sevginin temelinde Osmanlı Osmanlınıntemelinde insanlığın korunmasını sağlayan inananlar vardır. Avrupa’daTürkiye’ye sempati doğmuştur. Irkçı güçlere karşı artık Avrupalı inananlardanda tepkiler başlamıştır. Bu zaman kadar ideolojik yapı altında ezilen doğrucuve dürüst insanlar muhalif ve mazlum olarak yaşamıştır. Artık sesini yükseltenTürkiye sempatisini dile getiren bir Avrupa muhalifi ve inanan odaklı yaklaşımortaya çıkmıştır. Avrupa meclislerinde ve TV proğramlarında Türkiyetartışılıyor. İnsanlar yıllarca aldatıldıkları ve kabullerini tekrarsorguluyorlar. Gerçekler açığa çıktıkça Türkiye’nin doğru bir zeminde insanihakları ve değerleri koruduğunu görecekler.
· Avrupa’daırkçı ve ideolojik yaklaşım ile ortadoğu’daki ideolojik yaklaşım aynıdır.Avrupa’da Hristiyan temelli ümmetçi yaklaşım nasıl tam bir ayrımcılık vedüşmanlık içeriyorsa Ortadoğuda İslamcı ümmetçi anlayış ta ayrımcılık vedüşmanlık içermektedir. Ümetçiliği, ırkçılığı, ideolojik tabanlı zihniyetiortaya çıkaranlar vesayetçilerden başka olmamıştır. Kurumları ve yönetimleriele geçiren kötü niyetli inlar
· HemIrak’ın birliğini koruyan, Suriye’de insanlığı savunan, Libya’da doğru yerdeduran, Ortadoğu’da barışı isteyen, Avrupa’ya birleşelim kardeş olalım diye eluzatan bir Türkiye vardır.
· Avrupa’yabirliğe alması için çabalayan ve onlara krizin reçetesini sunan ve kurtuluşlarıiçin çabalayan bir Türkiye vardır. Zaten Avrupa’nın kurtuluşu sadece Türkiyeile olacaktır. Türkiye Avrupaya refahı, demokrasiyi, insan haklarını, barışı veesenliği getirecek tek ülkedir. Ancak ideolojik yaklaşımdaki batı anlayışıTürkiye’yi düşman, tehdit ve cani olarak görmektedir. Son iki yüz yılda kimzalim kim mazlum tüm insanlar görmüştür. Gerçekler ve gerçeklerin ardındakitemel hedefler artık ortaya çıkmıştır. Ülkelerin siyasetinde ne yaptıkları veneyi amaçladıkları ortadadır. İnsanlığı düşünmeyen şeytan’ın taraftarındaolmuştur.
· Yunanistan'ınkıta sahanlığına ilişkin Birleşmiş Milletler'e yaptığı bildirim dış güçlerinbir nevi kışkırtmasıdır. 1918’ lerde oyuna getirilen Yunanistan tekrar bu oyunagelmemelidir. Yunanistan'ın iddialarının uluslararası hukukta bir dayanağıbulunmamaktadır.
· HemDemokrat hem Cumhuriyetçi partilerden yoğun ilgi, ABD'deki Türkler'in sondönemdeki dikkat çekici çalışmalarının sonucu olarak görülüyor. Washington'dadüzenlenen 3. Türki Amerikan Kongresi, ABD Kongre üyeleri, Türkiye ve Türkicumhuriyetlerinin büyükelçi ve milletvekilleriyle iş adamlarının dahil olduğugeniş katılıma sahne oldu. İlişkilerde tarihin en hızlı dönemi ve herzamankinden güçlü mesajı verildi. Türkiye ve ABD ilişkileritarihindeki yoğun dönemini yaşıyor. Ama ilişkilerin çok iyi gitmediği konularvar. Suriye, Irak, İran ve İsrail gibi. Bunlar önümüzdeki 12-15 ay içinde dahada sorunlu hale gelecektir. Türkiye'nin bölgede birçok konuda liderlik rolüyürütmektedir. Türkiye'nin bölgesinde yumuşak güçtür. Türk dizi ve filmlerininArap dünyasına yönelik etkileri hızla artmaktadır. Türk ticaretinin kat ettiğimesafeler çok büyüktür.
· Californiamilletvekili Dana Rohrabacher, "ABD'de, önceden Türk toplumunun hiç sesiçıkmıyordu, bir şeylerden mi utanıyorlardı bilmiyorum ama şimdi ortaya çıkıpfikirlerini, kim olduklarını söylüyorlar, seslerini duymamızı sağlıyorlar,onların kendilerini göstermelerinden memnunuz, aktif olmanızdan mutluyuz"dedi. Türklerin ABD’de lobi faaliyetlerinde oldukça başaralı çalışmalarıbaşladı. 1915 olaylarına ilişkin Ermeni tasarıları destekleyen zihniyetgerçekte Türk düşmanlığı yapmaktaydı.
· İngilizDevlet Haber kanalı BBC'nin Türkçe servisi ve sosyal paylaşım sitesi twitterhesabı Reyhanlı patlamalarından sonra şimdi de Taksim Gezi Parkı olaylarıylailgili provokatif haberlere imza atıyor. BBC'nin dışında Alman DW veAmerika'nın Sesi'nin siteleri de provakatif haberlerle doldu taştı.Twitterhesabından sadece Gezi Parkı tweetleri atan BBC Türkçe'nin haber sitesinde desadece bu haberlere yer vermesi kafalarda soru işaretleri yarattı.
· İngilizmakamlarınca yapılan uyarıda Türkiye’ de terörizm tehdidinin "yüksek"olduğu ve El Kaide ve diğer örgütlerin Türkiye'de özellikle Batılı kurumlarıhedeflediği belirtildi. Türkiye’den bulunmanın risklerinden bahseden ingilterekargaşa ve kaosun olabileceği uyarılarında bulunuyor.
· Dünya’nınOsmanlıya muhalif medyaları Türkiye hakkında sayısız olumsuz propağandayapmaktadırlar. Medyada çıkan haberlerin hepsini yazamıyorum ama şu gerçek kişeytanın destekçisi gibi Tanrı karşıtı gibi gösterilen Türkiye süreklieleştirilmekte ve haksız ve yalan suçlamalara maruz kalmaktadır.
· Türkiye'detemaslarda bulunan Arap gazeteciler heyeti, köklü bir değişim sürecinden geçenOrtadoğu ve Kuzey Afrika'da "Yeni Türkiye"nin belirleyici bir güçolarak öne çıktığı görüşünde birleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,"Yeni Türkiye'de" oynadığı rolü "temizlik" kelimesiyleözetleyen Buışriyn, "Erdoğan'ın temizleme hareketinin ordudan başlayarakdevletin en uç noktalarına kadar ulaştığını" kaydetti. Beşir Atalay'ın"Biz bu ülkede sessiz devrim gerçekleştirdik" sözünü aktaran Buışriynşöyle devam etti:"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kimliği konusundakarmaşık fikri ve ideolojik tartışmalar yaşandı. Sonunda muhafazakar kesim ilediğer kanat arasında partinin "Demokratik Muhafazakar" olarak tarifedilmesi konusunda uzlaşıya varıldı."
· "Türkiye,Arap dünyasıyla kendi dilinde ilişki kurma isteğini, AA'nın Arapça yayınlarabaşlamasıyla gösterdi" diyen Harmi, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanıve Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün AA'nın 100. yıl vizyonu ve planlarına ilişkinaçıklamalarına yazısında geniş yer verdi.
· Türkiyeiçeride Çözüm Süreci ile ilgili mücadelesini sürdürürken dışarıda Suriye'dengelecek tehlikelerin önünü almaya çalışıyor. Akçakale'de patlayan bombalar,Reyhanlı'daki katliam henüz tazeliğini koruyor. Daha eskileregidildiğinde Türkiye darbe ve çetelerle henüz mücadelesini tamamlamış değil.Türkiye, bölgedeki Arap Baharı ve stratejik konumu nedeniyle de öne çıkan vebölgesel liderliğe aday olan bir ülke. Türkiye'nin liderlik iddiasınınOrtadoğu'yu kapsaması ülkeyi muhalif güçlerin, terör örgütlerinin, uluslararası ittifakların hedefi haline getiriyor.
· Türkiye,Ortadoğu'da yeni oyun peşinde olan dış güçlerin ve içerideki işbirlikçilerininyoğun mesai yaptığı günlerde ANA uçağına topluca binerek kararlılık gösterdiğive "Korkmuyoruz" mesajı verdiği iddia ediliyor.
· Artıkbeyin göçü Türkiye’ye olacak. Avrupa’ya göç tersine döndü, gurbetçilerimiz gerigeliyor. ABD'den ve dünyadan araştırmacılar Türkiye'ye geri dönmeye başladı.
· Endonezya'dabayrak mitingi yapıldı. Türk bayrağına benzeyen bayrağın resmen kullanılmasıiçin toplandılar.
KÜRESEL KRİZ
· AvroBölgesi'nde işsizlik 2012 kasım ayında tarihinin en yüksek düzeyine tırmandı veAvro bölgesinde işsizlik rekor kırdı.
· İngilterebatıyor. İngiliz sömürgeciliği ve İngiliz egemenliği yıkılmaktadır. İngiltere’de AB referandumu yapıldı.İngiltere Avrupa birliğinden ayrılmak istiyor, çünkü çareyi ayrılmakta görüyor.Yıkılan bir düzenin farkında. Ancak ayrılsa da ayrılmasa da İngiltere çöküşemecburdur.
· İspanya’nıniçerisinde bulunduğu ekonomik kriz ülkenin en zengin bölgelerinden biri olanKatalonya’da ayrılıkçı akımların etkinliğini arttırdı. Zenginler fakirlerebakmak ve yardım etmek istemiyorlar. Halbuki zenginleri zengin eden onlardı. Sırtlarındangeçiniyorlardı. Dünyada bu tür örnekleriçok görmekteyiz. Varlıklı olanlar saltanatlarını kaybetmemek için bunca yıldırkullandıkları insanlara sahip çıkmadılar. Hala zengin kesime yaltaklık eden vehak ile mücadele eden alt kesim insanlar var. Bunlar gerçekleri göremeyenanlamsız hizmet eden bir takım yığınlardır.
· 11Eylül’deki Katalonya Günü’nde de bağımsızlık yanlıları geniş katılımlı birgösteri düzenlemişti. Bağımsızlık isteyenler güçlü zenginler, ‘Tüm İspanyahalkına bakacak değiliz.’ diye ayrılmak istiyorlar. Bu örnekte olduğu gibiAvrupa çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmış durumdadır.
· Ekonomive siyaset dünyasının önde gelen isimleri Davos’taki Dünya EkonomiForumu’nda bozuk düzenin küresel çöküşüne karşı çözüm yolları arıyorlar.2013’de zirvenin sloganı ‘dirençli dinamizm’. Bu slogan aslında dünyaliderlerine sürekli değişen bu şartlar altında cesur kararlar almaları için birçağrı. Bu özellikle Avrupalı liderlerin kulaklarını tıkamaması gereken birçağrı olsa da ipin ucu kaçmış bir kere. Bu liderler küresel vesayete hizmetettiği sürece hiçbir başarı elde edemeyeceklerdir. Egemenlerin çıkarları yerineinsanlığın çıkarları yönünde adım atsalar dı kurtulurlardı. Ancak onlardakardeşlik ve merhamet bilinci yoktur. Zaten yıllarca bu zihniyet savaş siyasetiyaptı ve sömürgecilikte aşırıya gitti. Çözüm yolu açık demokrasiye sahip çıkmakve insanlığı korumaktır. Bataktan çıkışın tek yolu barış ve adalettir. Yok eski anlayışları devam ederse yıkılışlarıhızlanacaktır.
· Avrupaimajına ve Euro’ya duyulan güvende kayıp yaşandı. Euro senetlerini arttırmagirişimleri kaybın bir göstergesiydi.
· Türkiye,Mısır, Hindistan, Pakistan’ın da bulunduğu yeni dalga ekonomilerinin 2020yılında Batı'yı geri bırakacağı kaçınılmazdır.
· Yunan-Türkİş Konseyi Başkanı Dimitris Papanicolaou, Yunanistan'da derinleşen ekonomikkrizin etkisiyle fabrikaların kapılarına birer birer kilit vurulduğunubelirterek, ''Kapanan fabrikaları keşke gelip çalıştırsanız'' dedi.
· UluslararasıPara Fonu (IMF), Güney Kıbrıs'ın kurtarma paketine 1 milyar avro büyüklüğündebir katkı sağlayacağını açıkladı.
· Eğergerçekten birlik olunamazsa, en güçlü Avrupa ülkesi mesela Almanya bile yalnızkalabilir. Daha etkin ve birbirine daha kenetlenmiş bir Avrupa oluşturmak içinçok güçlü bir siyasi çaba sergileseler de İslam düşmanlığı yaparak kazananvesayet yıkılmadıkça kurtulamayacaklardır. Düşmanlıktan vazgeçen ve barışayönelen yönetimler kazanacaktır. Osmanlı zamanında Osmanlıya destek veren eskiyönetimler tekrar şahlanışa geçecektir. İlerlemek ve gündemdeki sorunlarıçözmek için siyaseten ortak bir niyet oluşacak ki bu niyet eski düzeninsahipçileriyle mücadele edecektir. Avrupa ruhunun geri döneceğini bekleyenzihniyet sadece yanılmaktadır. Artık eskinin karanlık günlerine geri dönmekimkansızdır. Bu beklentide olanlar yeni düzene ne kadar direnseler de aslamuvaffak olamayacaklardır.
· Romanya’da700 kişi kamudan çıkartıldı. Krizin etkisiyle devletlerde de işten çıkartmalargözlenmiştir.
· RusyaKıbrıs Rum kesimine parasal ve mali destek verdi. Herkes kendi bahçesine sahipçıkmaktadır. Para kredi desteği veren Rusya egemenliğinin kaybetmemek içinyandaşı tüm hükümetlere destek vermektedir. Türkiye’nin AB’ye girmesiniengelleyen K.Rum kesimi Fransa gibi ülkeler Türkiye karşıtlığı yapmaktadırlar. Buülkeler de Rusya ve ABD gibi ülkelerden destek almaktadırlar.
· IMF Başkanı Lagarde, dünya ekonomisinde toparlanmahızının çok zayıf olduğunu kaydetti , Euroekonomisinin gelişip gelişmeyeceğini henüz net bir şekilde söyleyemeyeceklerinidile getirdi.
· Fransa'da bütçeaçığını düşürmek için mücadele eden sosyalist hükümet,memur maaşlarına 2013 yılında da zam yapılmayacağını açıkladı.
· KıbrısRum Kesimi’nde sokaklar her ne kadar dolu gibi görünse de mağazalar sinekavlıyor. Pazarlar ülkenin mali durumunu da net bir şekilde yansıtıyor. Buyüzden de Kıbrıslı Rumların yeni başkanlarından tek beklentisi Avrupa Birliğiile bir kurtarma planı üzerinde anlaşmaya varabilmesi.
· Kötümerkezler bir bir yıkılıyor.
· Küreselkriz altında ezilen Bulgaristan’da elektrik fiyatlarının artışına tepkigösteren halkın tepkisine dayanamayan hükümet istifa etme kararı aldı.
· Belki100 yıl önce Amerika fırsatlar ülkesiydi, ancak en azından çeyrek yüzyıldırböyle değil. ABD, sanayi ülkelerininçoğundan daha az fırsat eşitliğine sahiptir.
· Türkiye'ninönünü tıkayan AB'nin Türkiye'nin ayağına kapanıp 'Bize Katılın' teklifindebulunması pek de uzak ihtimal değil. Ancak önce Avrupa’nın Ergenekoncularıgüçlerini kaybetmelidir.
· AvrupaBirliği'nce Türkiye'ye sağlanan mali destek, bazı AB çevrelerinde tepkiyaratmayı sürdürüyor. İngiliz Express gazetesi, Brüksel'in, İstanbul-Ankarahızlı tren projesi için 100 milyon sterlin tutarında bir hibe vermeyikararlaştırmasını sert dille eleştirerek "Türkiye'ye bu dev nakit rüşvetivermek deliliktir" iddiasında bulundu.
· Avrupa'nınyeni hasta adamı Fransa". Bu çarpıcı gözlem, Fransa'nın en önemli ticariortağı Almanya'dan geldi. Fransa'yı "Avrupa'nın en büyük sorunu"olarak gördüklerini Fransa'nın içinde bulunduğu ekonomik krizin Almanya'yıYunanistan'dan "çok daha fazla kaygılandırdığını" belirten Almanekonomist Ursula Weidenfeld, Fransa'daki işsizlik oranının, ekonomikgerilemenin, Fransız siyasilerin sorunların üstesinden gelme kapasitesinin vealınacak olası önlemlerin ne derece uygulanacağının Almanya'yı derinlemesineendişelendirdiğini ifade etti.
· PortekizinLizbon kentinde ekonomik krizin etkisiyle hükümetin kemer sıkma politikalarıbüyük gösterilerle protesto edildi.
· AB’yeGüney Kıbrıs’ı alanlar, batan G. Kıbrıs’a 10 milyar euroluk kurtarma paketihazırladılar. Bir zamanlar inananların ülkesi Osmanlıyı yıkmaya çalışırkenkullanılan halklar ve ülkeler tek tek batıyor. Yunanistan’dan sonra Kıbrıs kaosortamına düşmüştür.
· GüneyKıbrıs’ta parlamento, Euro Bölgesi’nin kurtarma paketine alternatif olarakhazırlanan önerileri tartışmaya hazırlanırken, ada sokaklarına ise tam bir kaosortamı hakim. Öte yandan Güney Kıbrıs’ta bankaların 7 gündür kapalı olması içpiyasada büyük sıkıntılara neden oluyor.
AMERİKA
· ABD’debir filimin galasında silahlı bir kişi insanlara rast gele ateş edereköldürmüştü. Yine bir okul baskınında silahlı bir kişi 27 çocuğu öldürmüştü. ABDbasını bireysel silahsızlanmayı gündeme aldı. Hükümet çalışma yapmaya başladı.ABD’de silah lobisi köşeye sıkıştı. Gün döndü 200 yıl önceki silahlanma yarışıbugün iflas etti. Dün Silah üretmeyi, satmayı ve kullanmayı kabul edenler bugünbu kararlarının yanlış olduğunu görmeye başladı. Yeryüzündeki silahlanmanınsonucu düşünüldüğünde tam bir insanlık katliamını görürsünüz.
· İngiltere’deeşcinsel evliliklere imkan tanıyan tartışmalı yasa tasarısı dün parlamentonunalt kanadında yapılan ilk oylamada çoğunluğun onayını aldı. Fransa’dan sonraİngiltere de de eşcinseller muradına ermiş oldu. Böylece eski çağlardasapıklığı savunan kavimler günümüzde yine türemiş oldu. O kavimler helakolmuşlardı. Bu kavimlerin de onlardan hiçbir farkı yoktu.
· ABD’dekikanlı ilkokul baskınından sonra silah satışları zirve yaptı.
· ABD’deeşcinsel evliliğe ve Lezbiyenlere seçilme hakkı verilmesine izin verilmiştir.
· Pentagon,siber operasyonları ve insansız hava araçlı saldırıları uzaktan idare edenleride ödüllendirecek. Pentagon "Seçkin Savaş Madalyası" verecek
· Sonzamanlarda ekonomik kriz altında ezilen ABD kendisine rakip ve tehdit olarakgördüğü Çin’i suçlayıcı ve kışkırtıcı tavırlarda bulunmaktadır. Çin’i hedefgöstererek üstünlük iddiasında olan ABD Çin’e baskı kurmaya çalışmaktadır.Asılsız iddialarla Çin’i suçlayıcı tavırlarda bulunmaktadırlar. Hukuki birdayanak olmadan suçlayan ve daha gerçekçi hareket etmesi gerekirken saldırganbir tavır sergileyen ABD belli ki vesayetin yönlendirmesiyle hareketetmektedir. ABD birtakım kuruntularla ve gelecek kaygısıyla hareket etmektedir.ABD Çin’i hedef almakla kaybolan küresel egemenliğini geri kazanmak istiyor.Nitekim daha önceki haftalarda ABD’nin geleceği için hazırlanmış rapordaABD’nin küresel egemenliğini kaybedeceğini Çin’nin çok güçleneceğini ve birtakımsenaryolar ortaya atılmıştı. ABD’nin çöküşü ve yıkılışı hakkında bilgiler sunanuzmanlar ABD’nin egemenlerini korkutmuştur. Bu nedenle ABD gelecek kaygısıyladeğişik ve bozuk tavırlarda bulunmaktadır. Bu arada Türkiye küçük ve güçsüzgöründüğünden tehdit ve tehlike olarak görülmüyor. Türkiye küçümsenirken Çin,Rusya, İran gibi ülkeler tehdit görünümündeler.
· ABD’ninTürkiye elçisi Ricardione ülkeyi içten karıştıracak ve muhaliflere yön vereceksöylemler sergilemektedir.
· Çinve ABD arasında siber savaş, ticaret savaşı ve soğuk savaşlar esiyor. ABDgücünü kaybederken güçlü olanları tehdit olarak görmekte ve düşmanlık beslemeyebaşlamaktadır. Washington yönetimi, Çin’in Amerika’yı hedef alan siber casuslukfaaliyetleri nedeniyle bu ülkeye ekonomik yaptırımlar getirme hazırlığındaolduğunu belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı ise Amerikan yönetimine oldukçatepkili: “Çeşitli amaçlarla spekülayonlar yapmak isteyen ABD’nin asıl hedefiÇin’i kendisine rakip görmektedir. Yeni dünyanın süper gücü olarak tahminettikleri Çin’i yavaşlatmak ve geriletmek hedefindedir. ABD, Çin’e asılsızsuçlamalarda bulunmakta sorumsuzca davranmakta ve profesyonelce hareketetmemektedir. ABD sorunun çözülmesine yardımcı olmazken sorunu büyütmeyihedefliyor. Çin, de siber saldırıların kurbanı. Çin’in uğradığı sibersaldırıların ana kaynağı Amerika Birleşik Devletleri. Hem saldırı yapıp hem desuçlama niyetinin ardında kirli bir düşüncenin olduğu gerçektir.
· AmerikaBirleşik Devletleri’nde yaşanan toplu katliamlar silah yasasını değiştirmeye yetmedi.Barack Obama yönetiminin silah yasalarını sertleştirme planları Senato’dan geridöndü. Amerika’da rekor seviyelere ulaşan silah satışları ve göç BarackObama’nın ikinci başkanlık döneminde çözüm getirme vaadinde bulunduğu konularınbaşında geliyor. Kongre’nin üst kanadında çoğunluğu ellerinde tutanDemokratların yasa tasarısını geçirememeleri, ülkedeki silah lobisinin ne kadargüçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı:
AVRUPA
· Avrupaülkelerinde PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlar sadece göstermeliktir. İmralısürecine öfkelenen Avrupalı karanlık güçler besledikleri bu kirli geçmiştenkurtulamayacaklar.
· NATO:‘Mali ve Afrika’ya müdahale etmeyeceğiz.’ dedi. Çünkü Suriye’ye müdahaleetmemişti.
· Suriye’deRusya egemenliği, Libya’da Fransa egemenliği, Afrika’da Avrupa egemenliği,Irak’ta savaş sonrası oluşan İngiliz ve Amerikan egemenliği yıkılmaktadır.Avrupa’nın doğu ve kuzey doğu ülkeleri Rusya ve Fransa egemenliğindenkurtuluyor.
· Uydurmabahanelerle Türkiye’yi oyalayan ve kullanan Avrupa ülkeleri kriterleri bahaneederken kendileri insanlık kriterlerinin gerisinde olduğunu farkedememişlerdir.
· Kenya’datursitlere yönelik saldırılar artıyor. Kenya’da geçtiğimiz aylarda da bu tarz saldırılaryaşanmıştı. Afrika’nın genelinde hayatlarını zindan eden Avrupalılara karşı biröfke bulunmaktadır. Afrika’nın her yerinde Fransa, İtalya, İngiltere, İspanyakısaca Avrupa ve Amerikan vatandaşlarına baskılar ve şiddetler artacaktır.
· İngilizExpress gazetesi’nin Türkiye’yi küçümseyici sözleri bilinçaltındaki önyargılıtavrı tamamen karşıtlıktan kaynaklıdır. Türkiye'nin AB'ye katılmasına izinvermemek için birçok sağlam neden bulunduğunu öne süren gazete, Türkiye için"Fazla büyük, fazla yoksul ve fazla Müslüman" ifadelerini dekullandı. Express, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı "argümanları"sıralarken de "Türkiye'nin nüfusu AB'nin nüfusunun yüzde 15'ine eşitolmasına rağmen ürettiği gelir, Avrupa'nın GSYH'sının sadece yüzde 2'sinioluşturuyor" diye yazdı. Express, "AB'nin demokratik reformlardayeterli ilerlemeyi sağlayamadığı gerekçesiyle sürekli Türkiye'yieleştirdiğini" de yazdı.
· AvrupaBirliği'ne girmek isteyen Türkiye, giremediği takdirde de bunun dünyanın sonuolmadığını ve bir mecburiyeti de olmadığını bilmektedir. AB kendi kurtuluşuiçin Türkiye’yi birliğe almalıdır. Japonya, Avrupa Birliği'nin üyesi değil amahiçbir batı Avrupa ülkesinden de geri değildir. Asıl olan Türkiye’nin yapıcıbir tavırla kardeşliğe el uzatmasıdır. Ötekileştiren, eleştiren ve düşman görenbir tavırla hareket eden Avrupa kaynakların yönetimini kaptırmaktankorkmaktadır. Halbuki Türkiye tüm insanlığı hiçbir ayrım gözetmeksizininsanların çıkarını gözetmektedir. Zaten Avrupa birliğine girmek istemesi vebirbirimizi düşman olarak görmeyelim tavrı barışçıl oluşu rahmani bir tavırdı.Ancak Avrupa’ya egemen olmuş din ayrımcılığı üzerinden Avrupa’yı sömürenvesayetçiler Türkiye ile kardeşliği reddetmektedirler. Türkiye birliği ekonomik çıkarları için değildüşmanlığı ortadan kaldırmak için istemektedir. Demokratik standartlarıartırmak için istemektedir. Türkiye hasta birlik olan AB’yi kurtaracak tekülkedir. Türkiye’yi düşman olarak gören anlayış şeytanın taraftarlarıdır. Zatenyıllardır Türkiye düşmanlığı yapıp, terörü besleyenler, orta sınıf halklarazulüm uygulayanlar bu yeryüzünün hazinelerini sömürenlerdir. Sömürgeciliklerinisürdürmek için küresel terörü sağlayanlar ve silah üretif satanlar , husumetoluşturanlar da yine onlardır.
· Zeydan,yaptığı açıklamada Türkiye'nin kendileri için çok değerli olduğunu, İslamkardeşliği, ortak tarih ve 500 yıllık ortak geçmişi olduğunu söyledi. Zeydan,Türkiye'nin Libya devrimini baştan beri desteklediğini ve Libya halkının herzaman yanında yer aldığını söyledi. Türkiye ile görüşmelerde ticaretin yanısıra güvenlik, Akdeniz'in güvenliği, Afrika'ya adımları beraber atmakonusunu ele alındı. Türk şirketleri ve bankaları ile daha fazlaçalışılabileceği konuşuldu. Devrimin Türk şirketlerine verdiği zararınçözülmesi konusu ele alındı. Afrika’ya yatırımlarda işbirliği çağrısıyapılmıştır.
· Türkiyeçok iyi bir sınav verdi. Türkiye 650 milyonluk bir devlet yardımıyla ve bununyanında Türkiye halkı’nın da yardımıyla çok iyi bir sınav verdi.
· Terörlemücadelede Türkiye'nin elini güçlendirecek Göktürk-1 uydusu içinAnkara-Paris-Tel Aviv hattında soğuk savaş yaşanıyor. İsrail, uydunun kenditopraklarını görmemesi için Fransa nezdinde lobi faaliyetlerini artırırken,Türk bürokratlar da geri adım atmıyor.Uydunun kendi topraklarını görmemesiiçin lobi yapan İsrail, Fransa üzerindeki baskısını artırdı. Göktürk-1'ingörüntü almasını sağlayan elektro optik kamera sistemlerindeki bazı kritikparçaları Fransız Thales firmasına satan İsrail, bunun karşılığında uydununkendi topraklarının üzerine geldiğinde 'kör' olmasını şart koştu.
· Rusyaile Hindistan arasında dev silah anlaşması yapıldı. Rusya dünyanın iki numaralısilah tedarikçisidir. Rusya silah üzerinden karnını doyurmaktadır. Gog’unsoyundan gelmektedirler. Ortadoğu’nun silahlanmasında, PKK’nın silahlanmasındaSuriye’ye destek vermede hep Rusya görülmektedir. Küresel bozguncularkategorisinde ilk sıralarda Rusya yer almaktadır.
· Mısırmuhalefeti anayasa referandumu sonucunu tanımıyor.
· Gazze'yeuygulanan ambargoyla birlikte, Refah sınır kapısının Mısır'daki Mübarek rejimitarafından kapatılmasının ardından Filistinliler tünellere yönelmişti. Gazze veMısır arasındaki 14 kilometrelik sınırda, binin üzerinde tünel bulunduğu tahminediliyor. Bu tünellerden, başta temel gıda maddeleri ve ilaç olmak üzere, canlıhayvandan otomobile kadar Gazze halkının ihtiyacı olan birçok malzemegeçiriliyor. Böylece İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargoya karşı halk, birnebze de olsa ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Gazze'ye 2006 yılından itibarenuygulanan ambargonun halen yürürlükte olmasından dolayı halk, bugün detünelleri kullanmayı zaruriyet olarak görüyor. Gazze'nin can damarları olantüneller, bazen İsrail bombaları ile bazen de Mısır güvenlik güçlerininoperasyonlarıyla imha ediliyor. Gazze'yi Mısır üzerinden dünyaya bağlayan RefahSınır Kapısı'ndan Gazzelilerin yasal olarak geçişinde son dönemlerde bir sorunbulunmuyor. Ancak kapıdaki prosedürlerin fazlalığı, uzun süreli bekleyişler vekapıdaki imkanların yetersizliğinden dolayı Gazzeliler, tünelleri hala tercihetmek zorunda kalıyor. Tüm yaşamsal ihtiyaçları ve teknolojiden faydalanmayıkısıtlayan bu tutum Mısır Firavunlarının Musa’nın halkına yaptığı baskıcıtutuma benzemektedir. Gazze’yi açık hava hapishanesine dönüştürenler bu utançtablosundan dolayı hiç kendilerini sorgulamıyorlar. Filistin halkına baskıuygulayanlar, ambargo koyanlar, aç bırakanlar terörü yaratan zalim güçlerdir.Bu karanlık güçler İsrail’in ilk kuruluşuna öncü olanlardır. Filistintopraklarına sahip olup halkını yok etmek isteyenlerin anlayışı ne dinle ne deinsani bir durumla örtüşür. Zalimane bu tutumla dünyayı amaçlayan bu İsrailzihniyeti aslında Tanrıya kafa tutan şeytanın yönlendirmesidir. Savaş ile değilBarış ile kardeşlik, adalet ile tanrının bahsettiği İsrail krallığıkurulacaktır. Tüm insanların hakkı gözetildikçe, insanların refahı ve korunması sağlandıkçatanrının dini hüküm sürmüş olacaktır.
· İsrail’in1967’de Batı Şeria, Gazze ve Doğu Küdüs’ü işgal etmesinden bu yana onbinlerceFilistinli tutuklanırken, şimdiye kadar 2000’i aşkın Filistinli tutuklununhapishanelerde öldüğü tahmin ediliyor. İnsan hakları savunucuları kötü muamelenedeniyle gönderilen yüzlerce şikayet mektubuna rağmen hiçbir adli soruşturmanın açılmaması dikkatçekiyor.
· Obama, ''İran'ınnükleer silah geliştirmesine yaklaştığını bunu önlemek için gücü dahilinde herşeyi yapmaya hazır olduğunu belirtti. İran’ın diplomatik yolları kullanmadığınısöyleyen Amerika ısrarla kendisi savaş siyaseti yapmaktadır
· Yemen’debulunan askeri tesis, insansız hava araçları için kullanılıyor.
· Osmanlı'dansonra Türkiye, Güney Afrika'ya ilişkilerin üst düzeye çıkardı.1919'dan sonra busürecin bittiğin söyledi. 1990’lı yıllarda Türkiye Türk okulları ile Afrika'yadöndü. Bugün yeni bir süreç başladı. Afrika kardeşliği tekrar yeşerdi.
· TürkiyeCumhurbaşkanı Abdullah Gül, 12. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ de Kahire’deoldu. Zirvede Suriye’deki iç savaş ve Fransa’nın Mali’ye askeri müdahalesi gibiİslam dünyasını ilgilendiren birçok konu ele alındı. Artık İslam işbirliğiteşkilatı çok güçlü olarak aktif hale gelecektir. Birlik olacaklar ve berabercegüçlü bir ses çıkaracaklardır. İnsanlığı sahiplenmeyenlere karşı insan haklarısavunulacaktır.
· ABDbasınına konuşan Ürdün Kralı 2'nci Abdullah, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanhakkında ağır eleştirilerde bulundu. Türk, Mısırlı ve Suriyeli liderlerieleştirdi. Erdoğan'ın demokrasiyi bir 'otobüs yolculuğu' olarak gören otoriterbir lider olduğunu iddia eden Ürdün Kralı, Başbakan'ın "Demokrasi biraraçtır, bir otobüstür, durağa varılınca, o otobüsten inilir" şeklindekisözlerine atıfta bulundu. Halka ve insanlığa hizmet eden liderler sırasıgelince koltukları yeni demokrasi liderlerine bırakmalı sözünü belli ki kralanlayamamış.Kral Abdullah, Başbakan Erdoğan'ı ayrıca, Mısır CumhurbaşkanıMuhammed Mursi'ye göre "daha kafası çalışanı ve daha itidallisi"olarak niteledi."Mısır ve Türkiye'de oluşan bir Müslüman Kardeşler hilaligörüyorum" diyen Ürdün Kralı, "Arap Baharı gelişim sürecindeki yenibir hilal ortaya çıkardı" ifadesini kulllandı. Kral Abdullah, ayrıcaMursi, Türk modelinin aksine, yani Erdoğan gibi bu işi 6-7 yılda yapacağına birgecede yapmak istedi."Türkiye'ye gelen Ürdün Kralı 2'nci Abdullah'ın,Anıtkabir ziyaretindeki ağlamıştı. Daha çok eski hukuksuzların düzenininyıkılışına ağlamıştı. Çünkü kendileri de eski düzenin bir ürünüydü. Zamanındaİstanbul'da yetişen, Osmanlı İmparatorluğu'nda önemli görevler üstlenen ve butopraklarda yaşamını sürdüren Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın dedesi Kral 1.Abdullah, İngilizlerin 'krallık' vaadine karşı Osmanlı'ya isyan ettiği ortayaçıktı. Kral 1. Abdullah'ın Osmanlı'ya karşı İngilizlerle yaptığı işbirliğindenbahsediyor. Hatta ölmeden önce Osmanlıya ihanetini itiraf etmiştir.
· Obama,İkinci kez seçilmesi kendisine cesur hareket etme imkanı versede o eski güçlügenç Müslüman sosyalist rolünü artık oynayamayacak. Çünkü haker geç yalanı v e batılı ortaya çıkartacaktır.
· AmerikanUlusal Güvenlik Konseyi'nin (NSA), Avrupa Birliğini, kendi müttefiklerini, vediğer ülkeleri dinlemiştir. Kendilerine aykırı hareket edenleri fişlemek vekendi sistemine uymayanları bertaraf etmek içindir.
SURİYE
· Şam'ınzorla ele geçirilmesi gibi pek çok olay yaşandı. Fransızların 1915 Sykes-PicotAnlaşmasıyla kendilerine verilen Suriye ve Lübnan'ı geri almak için bölgeyeulaşmaları, grip salgınının İtilaf güçlerinin ilerleyişleri üzerinde olumsuzetkisi ve Türklerin nasıl tekrar bir araya gelerek karşılarındaki İtilafdevletlerinin Suriye'nin kuzeyindeki ilerlemesini başarılı şekildedurdurdukları biliniyor. Suriye'de savaş ve siyasetin kızıştığı bu günlerde,geçmişte bu ülke için nasıl mücadele verildiği, ülkenin nasıl biçimlendiği veOsmanlı İmparatorluğu sona ererken buraya nasıl hükmedildiği konusunda önemlibilgiler tarihte vardır.
· Esadtaraftarları inanan İslamcı mazlum halka şiddet uyguluyor. Esad’a secdeedeceksiniz diye halka baskı uyguladı. Camileri bombaladı. Çocuklarıöldürdüler. Kadınlara tecavüz ettiler. Halkın şehirlerini terk etmesi içinPazar yerlerini, ekmek kuyruklarını bombaladılar. Esad karşıtı şehirleritepeden bombaladılar. İnançlı şehirleri yerle bir ettiler. Esad tahtınıbırakmayan ve yönetimi zorla sahiplenmek isteyen dünyacı ve menfaatçi şeytanınkölesi olmuştur. İçine düştüğü bu hırstan dolayı öldürmekten hiççekinmemektedir. Oysa ki yönetimler halka hizmet etmek için gelmeli ve halkınseçimiyle yönetmeliydi. Ancak Esad’ın durumu resmen şeytani ve sahip olmamücadelesidir. Tüm mülkler, uluslar Allah’ın dır. Halkın istemediği veinsanlara (halka) hizmet etmeyen yönetimlerden gitmelidir. Esad şeytan’a uydu,ülkeyi sahiplendi ve saltanatı için kanlar akıttı.
· Esad’ınşeytani inadından sonra beş yüz bin insan öldürüldü ve iki milyon insanevlerini terk etmek zorunda kaldı. Esad’a destek verenler bu günaha ortak oldu.Küresel güçler kendi varlıklarını insanoğlundan gizleyemeyecekler.
· BeşarEsad rejimi inanan halklara karşı Scud füzesi kullanıyor. Fosfor bombalarıylakatliam amaçlıyor. Mazlum inananlara karşı en ağır silahları kullanmaktadır.Kimyasal silah kullanmıştır.
· Suriye’dehükümetle muhalifler arasındaki tutsak takasında anlaşmaya varılmasıyla 48 İranvatandaşı serbest bırakıldı. Esad küresel ortamda şirin gözükmeye hak içinmücadele ettiği imajı vermeye çalışıyor.
· SuriyeDevlet Başkanı Beşşar Esed'in yaptığı gizli bir toplantıda kendisinin ölmesihalinde generallerinden Türkiye’yi vurmalarını istedi.
· BirleşmişMilletler ve Arap Birliği'nin Suriye Özel Temsilcisi El-Ahdar el-İbrahimi,Cenevre'de ABD ve Rus dışişleri bakan yardımcıları ile görüşse de Suriye’yedestek veren Rusya, İran, Çin ve ABD gibi ülkeler geri adım atmak istemiyorlar.Çünkü yeni düzen ve yeni anlayış mevcut olan kötü düzene karşıdır. Eski düzeninsahipleri kendileri olduklarından yeni düzene izin vermiyorlar.
· SadeceABD'nin değil, uluslararası toplumun bütününün Suriye konusunda duyarsızkaldığını ve neredeyse Suriye'deki insani sorunun başta Türkiye olmak üzerekomşu ülkelerin üzerine kaldı.Başka konularda daha önce aktif tutum alanülkelerin Suriye konusunda aynı tutumu alamamıştır. Her ülke artık hesabına geleni yapmaktadır.Hesabına gelen yerine insani tutum sergileselerdi daha doğru yolda olurlardı.
· Türkiye’denyardım gören halklar Türkiye'ye yaptıkları dolayısıyla bir asır teşekkür etsekaz olur' diyor
· Hamasile El Fetih arasında yürütülen müzakerelere ilişkin daha pozitif, daha güzelneticeler görülecek ve kardeşlik yeniden sağlanacak. Her ülkede her kıtadahusumetli olanlar barışmaya başlayacak. Bu barış rüzgarı bozgunculuktan kazananzalimleri tedirgin edecek ve barışı sert bir dillerle ve şiddetle engellemeyeçalışacaklardır.
· Türkiye'ninIrak politikası, Pakistan'daki gelişmeler ile Filistinli Hamas ve El Fetihgrupları arasında uzlaşı sağlanması için yürütülen görüşmeler olaganüstüsonuçlar vermektedir. Barış ve birlik havaları bu ülkelerde oluşmayabaşlamıştır.Recep Tayyip Erdoğan'ın Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin DevletBaşkanı Mahmud Abbas ile söz konusu müzakerelere ilişkin görüşme yaptı, Türkiyebu meselenin bir an önce çözülmesi için çaba sarfetti.
· Türkiye,doğru atılan her adımın yanında oldu. Bu konuda bir ayrım gözetmedi. Gazze savaşındaHamas ile temaslarını sürdürdü, ateşkesin sağlanması için çalıştı. BirleşmişMilletlerde Filistin'in üye olmayan gözlemci devlet statüsünü kazandığı süreçteTürkiye başarılı oldu.
· ''İsrail'inşimdiye kadar istismar ettiği şey, Filistinliler arasındaki ayrılıktı.Ortadoğu'da kalıcı barışın temeli, Filistinlilerin birlik ve beraberliğinintesisi ile İsrail'in BM kararları çerçevesinde bir barışa zorlanmasıdır,yönlendirilmesidir.
· 'Pakistanile Türkiye çok yakın dostlardır. Pakistan'da bir yaprak kımıldasa bizimgönlümüzde fırtına kopar. Onun için Pakistan'ın huzurunun, istikrarınındemokratik süreç içinde refahının sağlanması için beraber olduk, beraberçalıştık. Son bir hafta içerisinde, Pakistan'da yaşananları da yakındankaygıyla takip ediyoruz, taraflarla görüşmeler yapıyoruz. Sükunetle bumeselenin çözülmesine büyük önem veriyoruz'' diye konuştu.
· Irak'ınbütünüyle ekonomik işbirliğine girmek isteyen Türkiye Irak’ınbütünlüğünün korunması ve kardeşlik duygusuna sahip olmasını istemektedir.
· KuzeyIrak bölgesi, Türkiye'nin ortadoğu’ya açılan bir kapısıdır. Bu bölgeye de tam bir ekonomik işbirliği sürecinegirilmiştir. Kuzey Irak'ta ekonomik, kültür, enerji işbirliği arttırılmaktadır.Kimsenin bundan rahatsızlık duymasını gerektirecek bir durum değildir. Onlarcaülke, Kuzey Irak'ta benzer projeler için çalışmalar yapıyor. Başkaları içinnormal olan hususun, Türkiye için anormal gibi gösterilmesi iyi niyettenyoksundur. Irak savaşında Türkiye’nin desteği olmadığından Türkiye’nin ticaretyapması bile çok görülüyor. Kuzey Irak ile geliştirilen ilişkiler, enerjikonusundaki işbirliği karanlık güçlerin hoşuna gitmiyor.
· HidrokarbonYasası'nın bir an önce çıkarılıp Irak'ın bütün kaynaklarının Irak'ın bütünüiçin kullanılmasının önünü açmaktır. Irak büyük bir hazine üzerinde oturuyorama içerideki siyasi ihtilaflar sebebiyle bu en etkili şekildedeğerlendirilmiyor.
· Lübnanlırehinelerle ilgili meselede, Türkiye'nin Lübnan'daki imajını bozmak isteyen,Türkiye'ye karşı provokasyon yapmak isteyen çevreler var.
· Suriyelilerisadece bombardımanlar değil, uluslararası toplumun sessizliği deöldürüyor"
· ABDve Rusya Suriye’de diyalog için hemfikir. Bu söylemler mevcut katliam ve kaosdurumundan memnun olduklarını göstermiştir. Kendilerine aykırı, inanan İslamihalkın yönetime gelmesini istememektedirler. Esed yönetimine destek vermekle insanlığın karşısında olmuşlardır. RusyaDışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Berlin’de bir araya geldiği Amerikalı mevkidaşıJohn Kerry’den, Suriyeli muhalifleri barış görüşmelerine katılmaya iknaetmelerini istedi. Hem Esad’a ve savaşa destek verip hem de barış görüşmelerisaçmalığı ile insanlığı oyalayanlar gerçek niyetlerini gizleseler de onlarınamacı açıkça bellidir. Bölgede egemenliklerinin kaybolmamasını isteyenlerküresel saltanatlarının sarsılmasından korkmaktadırlar.
· Suriyehalkına desteklerinin sonuna kadar süreceğini belirten Erdoğan, "Er veyageç zalim, diktatör, otokratik rejimin bir numaralı sahibi olan Esed veyandaşları gidicidir" diye konuştu. Rabbin kralı böyle konuştukça gizlideniş çeviren ülkelere yön veren karanlık güçler öfkelenmektedir. Çünkü halkagerçekleri söyleyen bir insan büyük destekle batılı devirecektir. Türkiye’de de böyle olmuştur. Devleti yönetenve ülkeyi sömüren karanlık güçlere karşı verilen mücadelede halka gerçekleranlatılmış ve böylece destek görmüştür. Suriye sorunu biri bile tıkanmıştır. BM dünya barışını sağlamak içinkurulmadı mı? Bu kulübün neresi birleşmiş milletler. BM'nin insanlığı ve barışıtemsil edecek bir reforma ihtiyacı vardır. Medeniyetler İttifakı Enstitüsütarafından hazırlanan ve Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar ittifakla ilgiliyaptığı konuşmaların yer aldığı "Küresel Barış Vizyonu" isimli kitapİngilizce, Türkçe ve Arapça olarak basılarak 5. Medeniyetler İttifakı Forumu’ndadağıtıldı. Kısa süre içinde tüm dilleri de tükenen kitaptan katılımcılaralabilmek için başvuru sırası oluşturdu.
· Esad’ınSuriye'deki Fırat Barajı'nı patlatabileceği ifade etti. Barajın patlatılmasıile 8 saat içinde iki ilin tamamının sular altında kalır ve Bu bir çılgınlıkolur, kimyasal silahtan daha tehlikeli olur. Şehirlerin sular altında kalacağıböyle bir saldırıdan 4 milyon insan etkilenir" dedi.
· Suriyesınırını ihlal eden Suriye helekopteri Türk jetleri tarafından vuruldu. Buolayın zamanlaması mükemmel bir tanrısal karardır. BM’de Suriye görüşmeleridevam ettiği sırada özellikle Rusya’nın baskısıyla çözümün engellendiği birdönemde gerçekleşmektedir. Tanrı ne zaman ne yapacağını ve kimlere ne tepkivereceğini bilmektedir.
· Suriyehükümeti, Arap Birliği'nin Doha'daki zirvesinde, Suriye'ye ait koltuğunmuhaliflere teslim edilmesine tepki gösterdi
· Esedyönetiminin halka yönelik kimyasal silah kullandı. Kimyasal silah kullanmakkırmızı çizgilerimizdir diyen Amerika ve Rusya yine hiçbir şey yapmadılar. Esadyönetimine dur diyemediler. Nedir bu Esad tutkunluğu anlaşılamadı. Esad gidersekimyasal silahların İslamcılara geçmesinden korkmaktadırlar. Peki Esad neyci.Esad İslam karşıtı ise Amerika ve batı yanlısı bir yönetimiydi. Bundan dolayımı Suriye için bir şey yapılmadı. Batı bile Esad’ı koruyamayacak duruma düştü.
· AmerikaBirleşik Devletleri Başkanı Barack, dünya ülkelerinin Suriye’de kimyasal silahkullanılmasına izin vermeyeceğini söyledi.Ürdün Kralı 2. Abdullah ile BeyazSaray’da görüşen Obama, Birleşmiş Milletler nezdinde iddialarıaraştıracaklarını vurguladı. Obama, Suriye’de kimyasal silah kullanıldığınınispatlanması gerektiğini kaydetti. Amerika Birleşik Devletleri istihbaratservisleri daha önce Suriye’de sarin gazı kullanıldığına dair izler bulunduğu sonucunavarmıştı. İngiltere Başbakanı David Cameron da Suriye’de yaşanan iç savaşamüdahale etmeyeceğini açıkladı. Uluslararası camia kimyasal silah tartışmasıyaparken, Suriye’deki şiddet devam etti. Ülkede üç yıldır devam eden iç savaşta100 bin kişiyi aşkın insan yaşamını yitirdi. Yüzbinlerce kişi de evlerini terketti.
· Obama,Suriyedeki onca zulümü gördüğü halde çıkarları için kafa karıştırıcı şeylersöylüyor. ‘‘Suriye’de kimyasal silah kullanılmıştır. Ancak bunların nasılkullanıldığını, ne zaman ve nerede kullanıldığını ve kimler tarafındankullanıldığını henüz bilmiyoruz. Bu oyunun yönünü değiştiren bir durum çünküsivillere yönelik daha yıkıcı saldırı ve kimyasal silahların kullanılmasıgerçekleşirse mutlaka mudahale gerekir dedi. Kimyasal silahların islamcıkişilerin eline düşmesinden korkuluyor.denildi. Aslında Obama ve Batı İslamcı kişiler derken Suriye muhalifinin elinegeçmemesi gerektiğini vurguluyor. Obama, Esad rejimimi muhalifler mi kullandıgibi bir söylemde bulunuyor. Sadece ABD değil bununuluslar arası kamuoyu tarafından da kanıtlanması gerektiğini sözlerine ekledi.Ardından bir yalan bulamıyorlar ve Esad’ın kullandığı açıkça delillerle dünyakamuoyuna gösteriliyor. Bunun üzerine yine sorunları çözücü bir önlemalmıyorlar. Çünkü Suriye’de batınınegemenliği yıkılıyor. Suriyede Rusya, İngiltere, ABD ve İsrail’in küreselegemenliklerinin bittiğinin kanıtı yaşanıyor.
· Suriye’ninbaşkenti Şam’ın kuzeybatısında bulunan El-Cemraya’daki askeri tesislere İsrailtarafından düzenlenen hava saldırılarının yankıları sürüyor. BirleşmişMilletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon saldırıların tüm bölgenin güvenliğinitehdit ettiğini dile getirerek tarafları sükunete davet etti. İsrail baktı kiSuriye elden gidiyor bari mudahale edelim de kozu kendimize çevirelim dedi.İsrail Esad yanlısı Suriye’nin egemenliğinin muhaliflere geçmesiniistamemektedir. Zaten bu saldırılarıEsad’ın isteği üzerine yapmıştır. Batılı istihbarat kaynakları İsrail’inHizbullah örgütüne gönderilen İran füzelerini vurduğunu öne sürdü. Ama gerçek hiç de öyle değildi. Suriyelimuhalifleri İslamcı terör olarak gören İsrail birtakım bahanelerle Suriyemuhalifini hedef almaktadır. Ortadoğudaki özgürlük arayışı öncelikle İsrailinhoşuna gitmiyor. Bu nedenle en küçük fırsatta inanan halkları silahla yok etmefırsatı arıyor.
PAKİSTAN
· PakistanBaşbakanı Pervez Eşref hakkında tutuklama kararı çıkarılması, siyasetarenasında güç savaşının yaşandığı ülkede tansiyonu yükseltti. Pakistan AnayasaMahkemesi'nin görevine son verdiği Başbakan Raja Pervez Eşref tutuklanarak cezaevine gönderildi.
· Pakistan,komplocuların sürekli sahne aldığı ülke oldu. Pakistan üzerinde çok oyunlaroynandı. ABD’nin isteğine tam bağlılık gösteren Pakistan ordusu halka süreklizulmetmekte halkın yönetimini sürekli bastırmaktadır. Pakistan’da suikastler vedüşürülen hükümetler hep görüldü. Cuntacılar bir türlü kendi hükümetlerinikuramadılar. Halkın seçtikleri cuntacıların işine gelmiyordu. Pakistan’dayönetim boşlukları yaşandı. Yine son zamanlarda aradan geçen sekiz ay gibi hükümetsizbir dönem yaşanmıştı. Ardından Pervez Müşerref halk tarafından seçildi. AnayasaMahkemesi, Başbakan Eşref ve aralarında bakanların da bulunduğu 16 çalışmaarkadaşı için tutuklama kararı çıkardı. Onu da atanmışlıkla gelen ve askeriyönetimin kuklası anayasa mahkemesi tutuklatmıştır. Pakistan’da eski baskıcı yönetimler artıkkaybedecektir. Pakistan baharını kaçınılmaz bir hal aldı.
· Milyonlarİslamabad’a’ sloganıyla muhalif gösterileri başlatan Kadri’nin arkasındaPakistan ordusunun hatta kimi batılı ülkelerin bile olduğu iddia ediliyor.
· Pakistan’ınkökleşmiş yolsuzluk sorununun çözülememesi ülkeye bozguncuların egemen olmasınedeniyledir. Pakistan halkı bozgunculardan çok çekmiştir. Artık halk yaşamaya,özgürlüğe, insan gibi hakları olmasına ihtiyaç duymaktadır. Ülkedeki baskıcıdevlet ve devlete yerleşmiş karanlık güçler halkı insan yerine bile koymuyordu.Mazlum halk hem sömürülüyor hem de büyümeyen ve üretmeyen ülkede işbulamıyordu. Ülkenin gelirleri birileri tarafından sömürülüyor ve bozuk düzendehalkın üzerinden geçinmiyorlardı. İnsan odaklı bir yönetim yoktu. Çıkar odaklıyönetimde dileyen dilediği gibi at koşturuyordu. Halkın egemen olduğu birotorite ve adalet gücü yoktu.
· PakistanlıŞiilerin ülkedeki en büyük bombalı saldırılardan birine yaklaşık 100 kurbanverdi. Ülkedeki Şiiler güvenliklerinin sağlanmasını istiyor ve hükümeti bukonuda eleştiriyor. Pakistan üzerinde yine oyunlar oynanıyor. Şii-sünniçatışması çıkarmak isteyenler ülkedeki kaos ortamından beslenenlerdir.Pakistan’da tüm ayrılıklar giderilerek barış yapılacak ve böylece karanlıkgüçlerin eli iyice zayıflayıp bitecektir. Kardeşliğe adım atmakta Türkiyeörneğini görmeliler.
· Pakistan’dabir gencin Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddiası ile başlayan olaylar Hristiyanazınlığı ayağa kaldırdı.Cumartesi günü Lahor kentinin Joseph Colony adlıHristiyan mahallesinde 100’e yakın evin ateşe verilmesi bardağı taşıran sondamla oldu. Hristiyanlar can güvenliklerinin sağlanması için Pencap eyaletigenelinde protesto gösterileri düzenledi.Papa 16. Benedikt’in Lübnan ziyareti,Ortadoğu’daki Hristiyan azınlığın kaderini sorguladığı bir dönemde yapılıyor.Hristiyan toplum, Arap Baharı ile birlikte bölgede yükselen kökten dincihareketin kendilerini vatanlarından etmesinden korkuyor
· Buttosuikastını araştıran savcı öldürüldü, Pakistan’ın eski Devlet Başkanı PervezMüşerref’in yargılandığı davanın savcılarından Chaudhry Zülfikar Ali’ninuğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybettiği belirtildi.
İRAN
· Dışpolitikada ilkesel davrandıklarını belirten Davutoğlu, Tahran Anlaşması’nabağlı olarak BM Güvenlik Konseyi'nde kararlı bir şekilde İran'ın yanındadurdukları gibi bu gün de ezilen Suriye halkının yanında aynı kararlılıkladuracaklarını belirtti.
· İrangizli düşmanlık eden etkili ve aktif istihbarata sahip ülkedir. Hala Türkiye’yibatı yanlısı ve kafir bir ülke olarak görmektedir. İran Türkiye hükümetiniİslamcı olarak bağdaştırmazken bölgesel çıkarlarını ön plana çıkartarakdoğruluk ve adiliyetlik çizgisinden çıkmıştır.
· UluslararasıAtom Enerjisi Ajansıyla (UAEA) İran arasında sürdürülen görüşmelerden bir kezdaha sonuç alınamadı. Çünkü (UAEA) batı etkisinde İslam düşmanlığıyla ideolojikyaklaşımla hareket etmektedir. Önyargılı ve birilerinin çıkarlarına hizmet edenbir yapıya dönüşmüştür. Adil oluşunu ve uluslar arası meşruiyetini yitiren(UAEA) pek çok nükleer silaha sahip olan ülke olmasına rağmen İran’ı hedefseçmesi gerçek niyetlerin ve kurumun kimlerin yönettiğinin göstergesidir.Küreselleşmiş kurumlar insanlığın korunmasını sağlamalıdır. İnsanlığa düşmanolan ayrımcılık çıkartan bir nevi gizli terör yaratan bu karanlık çetelerdünyaya artık yön veremeyeceklerdir. Bu gizli güçler küresel arenadayaptıklarını meşru ve doğru olduğunu ispatlamak için yeryüzü insanlarını iknaetme çabasında oldular. Bir taraftan zulüm ederken bir taraftan insanlara yönvermeye çalıştılar. Uydurma sebeplerle, gerçek delillere dayanmayan, birtakımsuçlamalarla hareket eden bu kurum ideolojik bir çatı oluşturmuştur. Suçlamaylahareket ediyor ve çamur atıp insanlar içinde bir yönlendirici fikiroluşturuyor. Küresel vesayetçiler savaş siyaseti güderken insan öldürerekkazanç sağlamayı yol edinmişler. Bu anlayış tüm dünya halkına zararvermektedir. Görünmeyen bu gizli terörün ardında beslenen küçük bir halkkitlesi de vardır. Hakkı görenler doğru yola gelirken inançsızlar insanlığaterörde ısrar edeceklerdir.
· İran,askeri tatbikat sırasında yabancı bir insansız hava aracını (İHA)düşürdüklerini açıkladı.
· Savaşisteyenler bilerek İran ile çözüm müzakerelerini tıkadılar.
· MuhammedHatemi döneminde İran’a gittiğini dile getiren Şeyh Yusuf el-Kardavi,Hizbullah'ı desteklediği için hata ettiğini itiraf etti. Şeyh Yusuf el-Kardavi,Humeyni'nin İran projesinin de bir islam projesi olmadığınısavundu. Hizbullah hareketinin dinle en ufak bağlantısı yoktur. Küresel güçlerehizmet eden taşeron bir guruptur. Allah ve Allah’ın halkı karşısında şeytantaraftarı bir guruptur.
IRAK
· Erdoğan'ınaçıklamalarına kızıp, Türkiye'nin Bağdat büyükelçisinin sınır dışı edilmesiniisteyen Maliki hükümeti yeni bir hamle daha yaptı. Irak, Erdoğan'ı mezhepçilikyaptığı gerekçesiyle BM'ye şikayet etti
· Erbil-Bağdatgeriliminin temelindeki petrol denkleminin temel nedeni Irak’ta ABD'ninpozisyonu ve patronsu tavırlarıdır. Türkiye'ye yansımalarını olumsuzluğu bundandır.
· ABD,K. Irak'ta. Exxon'nuyla, Chevron'uyla orada. Şunu söyleyelim, Bağdat-Kürtanlaşmazlığına bakıldığında en önemli aşama Exxon'un girmesidir. Exxon girdiğiandan itibaren bütün dengeler değişti.
· Exxon'unaldığı bloklar çok önemli rezervler taşıyan bloklardır. ExxonGüney'dekikontratlarını bırakıp, Kuzey'e girmeye razı oldu. Dolayısıyla ABD 'KuzeyIrak'ta ne düşünüyor?' sorusunun cevabı burada. Bugün birçok ABD şirketininKuzey Irak'ta olduğu bir durumda ABD Kuzey Irak petrollerini onaylamıyor şeklindebir düşünce doğru değil. ABD buradaysa tabii ki Türk şirketleri de rezervleridünya için çok önemli olan petrol sahalarından yararlanmak durumundadır
· IrakBaşbakan’ı Maliki, Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Irak'ı üçe bölmeplanını yerine getirmeye çalışıyor. Maliki'nin sürekli kriz yaratmayaçalışıyor.
· IrakBaşbakanı Nuri el-Maliki ülkedeki gösterileri değerlendirdi. Maliki, 'Bölgedearkasında mezhepçiliğin bulunduğu bir dalgaya maruz kalıyoruz'' derken birtaraftanda mezhepçiliği tetikleyen söylemlerde bulunmaktadır. Maliki, ulusalbirlik ve istikrarı bozmak için mezhepçiliği desteklemektedir.
· Irak’ıkarıştırmak için sürekli bomba patlatanlara karşı halk barış ve kardeşlik içinçok sayıda insan gösteriler yapmıştır. Irak’ta kaos ortamını isteyenlerAmerikan güçleri geldiğinde onlara destek veren inançsız halktır.
· "Eskidenbir diktatörümüz vardı. Şimdi yüzlerce var." diyen Cuburi, Irak'ta Saddamsonrası hiçbir şeyin daha iyi hale gelmediğini ifade ediyor. Amerikalıları veIraklı politikacıları suçlayan Cuburi, şöyle devam etti: "Saddam dönemindegüvenlik vardı. Yolsuzluk bu kadar büyük boyutta değildi. Can güvenliğimizvardı. Elektrik ve gaz ihtiyaçlarımızı daha kolay karşılıyorduk. Şimdi her günölümler oluyor, soygunlar ve mezhepsel çatışmalar yaşanıyor."
· Irak’tadüzenlenen bombalı saldırılar çok arttı. Her gün ölü sayısı artıyor. Ülke dahakarışık ve karmaşık hale geldi. Irak’ta intihar saldırıları bitmek bilmiyor..Bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen saldırılarda insanlar ölüyor. Irak’ıistikrarsızlaştıranlar ve bir kaosta bırakanlar Tanrıya hesap verecektir.
· BölünmüşIrakı meydana getirenler mevcut kaostan memnundular. Irak’da, Türkmeni, Arabı,Kürdü gibi ırksal, ayrıca mezhepsel farklılıkların uç seviyede olduğu bir Irakvar ve bütün hayatı Türkiye'ye angaje olmuş durumdadır. Türkiye, Irakta barışıtesis ediyor.Osmanlı’dan nasıl en son kopan Musul ve Kerkük ise Türkiye’ye ilk yakınlaşan vesıcak ilişkiler kurulan bölge de Musul ve Kerkük olmuştur. Savaşla toprakkazanma derdi çoktan bitmiştir. Hak ve adalet ile insanlığa hizmet etme vehükmetme dönemi başlamıştır. Savaşların karanlık ve pis kokusu gitmekte barışınbüyülü esintisi bölgeye ve insanlığa yayılmaktadır. Aynı tevrat’ta denildiğigibi. Ahir zamandaki İsrail krallığı Dicle ve Fırat arasından dünyanın uçlarınayayılacaktır.
· Şuanda Irak'ın kendi içinde bütünlüğü yok. Maliki'yi tek başına bir diktatör.Irak halkı Maliki gibi düşünmüyor.
· AmerikaBirleşik Devletleri’nin Irak’ı işgali Saddam Hüseyin’in heykelinin devrilmegörüntüleriyle hafızalara kazındı. ‘Yönetimin elinde kitle imha silahları var’iddiasıyla bu topraklara giren güçler, aradıklarını bulamadı. İşgalin üzerinden10 yıl geçti. Ülkede açılan yara o kadar derin oldu ki bugüne kadar sarılamadı.Bu sürede 2 milyondan fazla sivil hayatını kaybetti. Amerika işgali Iraka zulümden başka bir şeygetirmedi. Maliki yönetiminin desteğinde hala ırak petrolü için mücadele edenAmerikalı şirketler var. Maliki Amerikanın başbakanı ve petrol patronlarınahizmet ediyor.Savaş, özgürlük için mi yoksa işgal için mi yapılmıştı? BirIraklıya göre cevap ortada: “Çocuklarımı büyüttüm ve mürvetlerini gördüm.Üniversiteye gönderdim. Sonra da onların öldüğünü gördüm. Bana şimdinin 10 yılöncesinden daha iyi mi kötü mü olduğunu soruyorsunuz. 10 yıl önce çocuklarımvardı. Hayat daha güzeldi. Tehlikeler ve ölümler yoktu. Petrolümüzü kimseçıkarmıyordu ve iç çatışmalar yaşanmıyordu. Cevap çok açık sanırım.”Amerikanaskerleri işgalden dokuz yıl sonra 2011’in aralık ayında ülkeyi terk etti.Ancak şiddet olayları son bulmadı. Sadece bir ayda 217 sivil yaşamınıyitirdi. Ayda ortalama 350 insan ölüyor.Her yerde bombalar patlıyor. Kimler kimlerle mücadele ediyor belli değil. Belliolan bir şey varki patronlar Irakta istikrar olmasın istiyor. Çünkü kaos ortamıonlara kazandırıyor.Ülkede yönetim değişikliği olsa da ekonomik sorunlarınüstesinden gelinemedi. Zengin petrol kaynaklarına rağmen yatırımlar yetersiz vegelir dağılımı da her geçen gün artıyor. İşsizlik yüzde 18’lere kadar çıktı.15-29 yaş arası gençlerde ise bu oran yüzde 57. Ülkede yetersiz beslenme oranı2007 yılına göre geriledi; ancak yaklaşık iki milyon kişi açlık sınırındayaşıyor. Avrupa’da sığınma talep eden Iraklıların sayısı ise 2011 yılında 23bini geçti. Son olarak ülke cinsiyet eşitliğinde dünyada 120. sırada yeralıyor. Iraklılar bugün yönetim yapısının ülkeyi siyasi ve ekonomik krizdençıkaracak yapıda olmadığını düşünüyor: “Siz bunu yıldönümü olarakdeğerlendirebilirsiniz ancak ben öyle düşünmüyorum. Burada güvensizlik, siyasikriz ve bozulan ekonomi var. İnsanlar hala zor koşullarda yaşıyor. Onlarbugünün iyi mi yoksa kötü mü olduğunu hissedemiyor.”
· ''BaşbakanErdoğan'ın başlattığı açılım sürecini destekliyoruz'' diyen Irak Kürt BölgeselYönetimi hükümet sözcüsü Sefin Dizai, ''Politikamızı yıllardır açık bir şekildedile getiriyoruz. Diyalogla, demokratik kanallarla sorunun çözülmesini istiyorve destekliyoruz. Bu konuda elimizden gelen yardımı yapıyoruz ve yapmaya devamedeceğiz'' şeklinde konuştu. Barzani ile ayrıca, Irak iç politikasındaki gelişmelerve bu gelişmelerin Türkiye'yle ilişkileri nasıl etkileyebileceği de masayayatırılacak. Irak'ta, Türkiye ile son dönemde gergin ilişkiler yaşayan Irak'ınŞii kökenli Başbakanı Nuri El Maliki'nin yerel seçimleri erteleme kararınınardından, iç siyaset yeniden hareketlendi. Maliki yönetimi ile Kuzey Irak'takiKürt yönetimi arasında, özellikle Kuzey Irak'taki petrol ve doğal gazrezervlerinin çıkarılması ve kullanılması konusunda adeta bir soğuk savaşyaşanıyor.
· Irak'taşiddet bitmiyor. Her gün bir ayrı kentte bombalar patlıyor. Cuma günleri dahabir vahşetler görüyoruz. Tevratta yazdığı gibi Irakta taş üstünde taş kalmadı.Ancak Mehdi oraya barış getirecek.
· Irak'tason bir haftadır Sünni bölgelerine art arda yapılan baskınların ardından halk,Cuma namazı çıkışında sokaklara döküldü. Başbakan Nuri el-Maliki'yi protestoeden göstericiler operasyonların durmasını istedi.Irak'ta binlerce kişiSünnilerin yaşadığı bölgelere yapılan baskınları protesto etmek için gösteridüzenledi. "Talepleri Yakma Cuması" adı verilen gösterilerde BaşbakanNuri el-Maliki hükumeti protesto edildi.
· Irak'tason dönemde artan şiddet olaylarıyla mücadele için kararlı tedbirler alınmamasıdurumunda ülkenin "bilinmez bir yöne doğru" sürükleneceğini belirtti.
İSRAİL
· İsrail’inendişesi Mısır ve Hamas değil küresel Cihattır. Arap baharıyla başlayanözgürlük barış ve adalet anlayışı küreselleşirse küresel cihat gerçekleşmişolacağından İsrail ve İsrail anlayışındaki tüm ülkeler bu durumdan çokkorkmaktadır.
· ElFetih ile Hamas’ın birlikteliği İsrail’i çıldırtıyor.
· İsraildüşmanca tavrı bırakıp Hizbullah ve Hamas ile diyalog kurmalıdır. Amerikanpolitikaları Yahudi lobileri adı altındaki sömürücü ve bozguncu anlayıştarafından belirlenmemelidir. Yahudi yerleşimcilerin kontrolü yüksek kira verant için Yahudi lobisinin elinde olduğu ve kirli planlarından vazgeçmelerigerektiği bildirilmelidir.
· İsrail,bölgede yapayalnız bir devlet olarak kalacak ve mücadele edeceğinden dolayıayakta kalması imkansız olacak. İsrail politikalarıyla Amerika’yı da olumsuzetkileyecek. İsrail, İran’a düşmanlık ederken bölgedeki değişime savaş açmakistiyor. İsrail kendi sonunu hazırlıyor.
· TürklerKudüs’ü hala kendilerinin sanıyor.
· İsrail,Lübnan-Suriye sınırında el kaide üyelerine saldırı yapıyoruz diye savaş uçaklarıylasınır bombalaması Esad rejimine destek olarak algılanmalıdır. İsrail Esad’adestek vermektedir. İsrail Mısır ve Lübnan üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
· ŞimonPeres nükleer güç haline gelecek bir İran’ın hem İsrail’in varlığı, hem dedünya barışı için büyük bir tehdit oluşturacağını savundu. İran’ın diniliderlerini ‘etraflarına korku salan diktatörlere’ benzeten Peres,‘ayetullahların Pers tarihini lekeleyerek kendi halkına zulmettiğini’ söyledi.Peres ayrıca, Suriye’deki katliamlardan İran’ı sorumlu tuttu. Hükümet kurmaçalışmaları için Netanyahu’yu görevlediren Peres’in parlamento açılışındaİran’a yüklenmesi, İsrail’in İran nükleer programına yeni dönemde daha serttepki göstereceği şeklinde yorumlandı.
· Filistinve İsrail arasında sıkça gerginlikler yaşanmaktadır. Filistin Devlet BaşkanıMahmud Abbas da İsrail’i sorumlu davranmaya ve ortamı yatıştırmak için adımlaratmaya çağırdı. Abbas, “Eğer insanlar hala mahkum olmasaydı, gösteriler deolmazdı. Eğer yerleşimciler kitleler halinde köylere gelip ürünleri ateşevermeye ve insanları öldürmeye son verirse o zaman kimse onlara saldırmaz.”dedi. İsrail’e atılan basit havan topu ve küçük füze saldırılarının asıl nedeniİsrail’dir. İnsanlara bölge halkına zararvermesi, Filistin’i açık hava hapishanesine çevirmesi, baskı uygulaması,çocukları öldürmesi nedeniyle birtakım gurupların tepkisi oluşmaktadır.Filistin halkını suçlamak yerine son elli yılda izlenilen katı siyaset ve kirliSiyonizm amacı gerçek suçluyu ve savaş isteyicileri ortaya koymaktadır. İsrailyönetimi savaş isteyen kötü amaçlı kışkırtıcı bir yönetimdir.
· İşgalciolup ta İsrail’in güvenliği anlayışı ne kadar doğrudur. Zarar vereningüvenliğini sağlamak anlayışı ve tüm dünyada meşru kılma anlayışı çok saçmadır.Kimin savaş kimin barış istediğine bakarsanız İsrail hep savaş siyasetiuygulamıştır. Ve barışı sürekli baltalamıştır. İnsanlığa ve insanlarıngeleceğine zarar veren bir anlayışın güvenliği olamaz. Bu anlayış yıkılmasıgerekir. Barış içinde tüm insanların yaşayabileceği adil bir dünya kurmakzorundayız. Yıllarca yönlendirme ve yönetme siyaseti yapanlar kirli çıkarlarınahizmet ettiler. Hukuksuzlar, kurdukları kötü planlarla meşru bir zemine oturupaldatarak destek bulmuştu. Ancak onların egemenlikleri yüz yıla bile erişemedi.
· İsrail'inGazze'ye düzenlediği "Bulut Sütunu" operasyonu dünya gündeminin ilksırasına yerleşti. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 22 Ocak 2013'te yapılacakerken seçim öncesinde Filistin sorunuyla ilgili söylemini gidereksertleştirmesi ve ardından Gazze'ye yönelik operasyonu başlatması, İsrail içsiyasetini ve önceki seçim süreçlerini izleyenler için sürpriz olmadı. Çokklasik bir İsrail-Gazze olayı" ama tansiyonun ABD seçimlerinin ertesindeyükselmesi dikkati çekicidir. İsrail'de, seçim dönemleri sırasında Filistinlileregösterilen sertliğin, seçmen desteğini artırdığı yönünde genel bir kanı hakim."Yine seçimler yaklaşıyor. İsrail'deki mevcut yönetim maalesefFilistinlilerin kanından beslenerek bunu oya dönüştürdü. Netanyahu seçime giderken, güçlü, kararlı ve güvenliğisağlayabilen bir hükümet görüntüsü çizmek istedi. Ne zaman İsrail'de birgüvenlik meselesi ön plana çıksa sağ partiler bundan oy kazanmıştır.
· Uluslararasıtopluma, Gazze operasyonunun, "saldırgan Filistinli grupların bir süredirdevam eden ve üstelik İsrailli sivilleri hedef alan terör eylemlerine karşınefsi müdafaa içeren bir eylem olduğuna ikna etmeye çalıştı. İsgalci vesaldırgan olan İsrail’di. Küresel egemenler yıllarca yaptıkları zulümlerdendolayı İslam ülkelerinin kendilerini korumalarına ve tepki göstermelerinesaldırgan, sivilleri öldüren olarak nitelemesi çok saçmaydı. Tam tersi ki teröruygulayan ve Ortadoğu’yu savaş alanına çeviren küresel güçler küresel bir teröroluşturmuşlardı. Terörün kaynağı kendilerininkine terör değil savunma yapanlaraterör olarak niteliyordu. Yeryüzünde öyle tezatlı bir anlayış vardı ki insanlıkterörü uygulayanlar insancıl ve barışçı; savaşa ve saldırıya uğrayan mazlumhalklar savaşçı ve terör olarak niteleniyordu. Küresel bilincin böylesi birsapkınlığa düşmesinde önemli rol oynayan ve yol göstericiler mutlaka olmuştur.Bunlar yıllarca plan yapmışlar ve zamanla palanlarını uygulayıp yönetmişlerdi.Bunlar insani odaklı merkezi bir kudretin egemen olmamasından kaynaklıhukuksuzluğu yol edinenlerin egemen olduğu bir dönemin etkisiylehükmedebilmişlerdir.
· ObamaNetanyahu'dan "sivil kayıplardan kaçınmak için her türlü çabayıgöstermesini istemesinde sana destek veriyorum ama İslami ülkelere dehassasiyetlerinizi önemsiyorum kandırmacasını uygulamaktadır. Bu saldırılardaha ne kadar makul gösterilebilir ki. Uluslar arası toplum daha ne kadaraldatılabilir. Elbette yalan ve kirli amaçlar bir gün ortaya çıkacaktı. Buarada İngiltere ve Kanada'dan da, olayların başlamasından Hamas'ın sorumluolduğu yönünde açıklamalar geldi. Zaten İsrail-ABD-Kanada-İngiltere kardeşliğihep vardı. İslam düşmanlığında birlik yapanlar aslında insanlık düşmanlığındabirlik yapmaktaydılar.
· ABDile İsrail askeri anlaşma yaptı. Askeri anlaşmanın amacı "İsrail'in havaüstünlünü kesin kılmaktır. İsrail Savunma Bakanı Yalon ise silah satışınınABD yönetiminin İsrail'i destekleme konusundaki kararlılığınıngöstergesi olarak yorumladı.
· İsrailBaşbakanı Netanyahu, Erdoğan'ın sözlerini, "Benzerlerinin dünyadansilindiğini düşündüğümüz karanlık ve hakaretamiz bir ifade" olaraknitelendirdi.
İsrail Başbakanı, "Türkiye Başbakanı'nın Siyonizm'le Nazizm arasındayaptığı kıyaslamayı kınıyorum" dedi. Siyonizm bozgunculuk içermiştir.Yehova’ ya inandığını söyleyen ve kendilerini tanrının İsrail halkı olarak niteleyenleraslında şeytanın adımlarına uymuş dünyacı menfaatçilerdir. Her peygamberdöneminde kendilerini inanan ve tanrının halkı olarak niteleyenler en sonundatanrının gazabına uğramıştır. Çünkü onlar saplantılı amaçlarına ulaşmak içininsanlığa zarar vermişlerdir. Bununla da kalmayıp bozgunculukta ısraretmişlerdir. İşte dünya yine böyle bir peygamber döneminden geçmektedir.Muhammed’i, Musa’yı İsa’yı öldürmek isteyen Yahudilerle günümüz Yahudileriaynıdır. Hiçbir şey değişmedi. Onlar da yönetirken kendilerini inanan vetanrının halkı olarak nitelerlerdi. Tanrının emirlerine ve amaçlarına hizmetettiklerini sanırlardı. Gerçekte insanlara zarar veren insanlığı bozan, öldürenkötü sistemin devamına hizmet veren yapılarıyla hukuksuz ve günahkardılar.

· İsrail'deBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Siyonizm"i "insanlıksuçu" olarak niteleyen sözlerine küresel bozguncuların kızgınlığı sürüyor.
· JerusalemPost gazetesinin köşe yazarlarından Michael Freund, "Türkiye'ye bir dersverme zamanı geldi" iddiasında bulundu ve Batı'yı bu amaçla elindekikartları kullanmaya çağırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanhayu'nun eskidanışmanlarından Michael Freund, Jerusalem Post'taki sütununda BaşbakanErdoğan'a ağır eleştirileri yöneltti.Erdoğan'ın son yıllarda da çeşitli defalar"İsrail devletine zehir saçtığını" öne süren Freund, bu çerçevedeErdoğan'ın İsrail için kullandığı "terörist devlet" ifadesi ve Davospanelinde yaşananları "örnek" gösterdi. Erdoğan'ın sözlerinin"diplomatik iddiaları olan bölgesel bir devletten" çok bir "semtkabadayısı" yakıştırması yaptı. Freund "ABD ve AB ülkelerininErdoğan'ın davranışını değiştirmesini sağlamak için başvurabileceği çeşitlisiyasi, ekonomik ve diplomatik kartlar var. Ancak böyle bir şey olacak diyenefeslerinizi tutmayın. Erdoğan'ın geçen haftaki patlamasına gösterilenilgisizlik bir gösterge olacaksa eğer, İsrail ve destekçileri çok endişeliolmalı" diye yazdı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'in Ankara'da sarfettiği "aynı görüşte değiliz" yönündeki eleştirileri çok yetersizbulan yazar, Siyonizmi "Yahudi halkın ulusal kurtuluş harekatı"olarak niteledi.
· ABD'deİsrail'e yakınlığı ile bilinen AFDI ( American Freedom Defense İnitiative)Radikal İslama ve Şeriata karşı mücadele kampanyasında çirkin bir olaya imzaatarak Başbakan Erdoğan'ın fotoğraflarını kullandı. AFDI'nın hazırladığıafişlerle otobüsler giydirildi. Erdoğan'lı afişlerle donatılan otobüsler ABDsokaklarında dolaşmaya başladı. Erdoğan'ın posterinde, ünlü Siirt Mitingi'ndeZiya Gökalp'in şiirden altıntı yaptığı "Camiler kışla, Minareler süngü,Kubbeler miğfer, Müminler askerimizdir.." sözlerinden sonra, "Onuncihadı bu, ya sizinki?" cümlesi yer alıyor. Kampanya afişlerinde bazıFilistinli militanların, El Kaide Lideri Usame Bin Ladin'in, ABD'de Fort HoodAskeri Üssü'nde 13 kişiyi öldürmek suçlamasıyla yargılanan Nidal Malik Hasan'ınve Başbakan Erdoğan'ın fotoğrafları yer aldı.
· ABD Başkanı Barack Obama, Ortadoğuturu kapsamında geldiği İsrail’deki son gününde Siyonizmin fikir babası TheodorHerzl ile 1995’te suikaste kurban giden eski İsrail başbakanı İzhak Rabin’inmezarların ziyaret etti. Belki bu T. Erdoğan’ın Siyonizm söylemlerinin ardındanyapılmış bir davranıştı. Obama’nın bir diğer ziyareti ise soykırım müzesi YadVashem’e oldu. Amerikan Başkanı’nın daha sonra ise Bethlehem’deki tarihi DoğuşKilisesi’ni ziyaret etmesinin ardından da Ürdün’e uçarak, Kral Abdullah ilegörüştü. ABD Başkanı Barack Obama’nın İsrail ziyaretisırasında gündemin baş sırasını beklendiği İran’ın nükleer programı oluşturdu.İsrail’in İran’a yönelik askeri seçeneği bir kez daha ön plana çıkarmasıİran’ın tepkisini çekti.
· ABDBaşkanı, "İsrailliler yerleşim inşaatlarının barış sürecine zararverdiğini görmeli" dedi.Obama, barış sürecinin geleceği için tarihi önemtaşıyabileceği düşünülen konuşmasında, "İki halk için iki ayrı devletkurulmalı" dedi. Obama’nın bu söylemleri sadece alışılmış avutmadan vealdatmadan başka değildir. bir şeyler yapılması gerek deyip te hiçbir şeyyapmayanlar hatta çözüm sürecine engel olanlar yine onlardır. Bu tür siyasetiartık tüm insanlar bilmektedir. Bu oyunla sadece kendilerini kandırmaktadırlar.Obama söylediğinin tersini yapan deccaldir. Bunu defalarca teyit etmiştir.
· İsrailBaşbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te Yad Vashem Müzesindeki Yahudi soykırımıkurbanlarını anma töreninin açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası toplumunİran 'ın nükleer programına son vermesi için harcadığı çabaları takdirettiklerini ancak İsrail'in, en iyi dostları da olsa hiçbir durumda kaderinibaşka ülkelerin ellerine bırakamayacağını ifade etti.
· Amerikabölgesel sorunlarda elini taşına altına sokuyor denebilir. Diplomatikkaynaklardan edinilen bilgiye göre Kerry, Türk mevkidaşıyla yaptığı toplantıdadaha çok ‘ne yapmak istediğini anlatan’ bir pozisyondaydı. Özellikle ‘OrtadoğuBarış Süreci’nde Türkiye’nin de aktif olarak rol almasını beklediklerini’söyledi. Obama’nın ‘Ortadoğu’da barışı sağlayan lider’ olarak tarihe geçmeisteği Kerry’nin son ziyaretinde daha belirgin hale geldi.
Amerikan tarafının kafasında çerçevesi çizilmiş bir yol haritası var. Türkiyeise bu konuda başarı sağlanabilmesi için İsrail tarafının yerleşimcilerdentutun da Mescid-i Aksa’ya yönelik tutumuna kadar bir dizi iyileşmenin şartolduğunu hatırlattı.

· İsrail,Mavi Marmara olayı nedeniyle Türkiye’den özür diledi, 2010’daki saldırıdahayatını kaybedenlere tazminat ödemeyi kabul etti. Amerika Birleşik DevletleriBaşkanı Barack Obama’nın ziyareti sırasında İsrail Başbakanı Benyamin NetanyahuBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı bizzat arayarak açık özrünü iletti. Netanyahu, "Değişengerçekler, bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi yeniden ele almamızı gerektirdi.Suriye krizinin sürekli kötüleşmesi en önemli kaygımız." ifadelerine yerverdi. Suriye'de gelişmiş silahların farklı unsurların eline geçmeyebaşladığını belirten İsrail başbakanı, "En çok korktuğumuz da kimyasalsilahların terör gruplarının eline geçmesidir." dedi.Yani Netenyahu açıkçabiz Esad’ı destekliyoruz ancak Esad’ın silahları İnanan halk olan muhaliflerineline geçerse bizden olan Esad halkına karşı kullanılır diye korkuyaşamaktadır.
· ABDDışişleri Bakanı John Kerry, yaptığı yazılı açıklamada, ''Türkiyeile İsrail arasındaki uzlaşı, bölgede barış ve istikrar hedefiningeliştirilmesine katkı sağlayacak çok önemli bir gelişme. BaşbakanRecep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,bunu mümkün kılmak için gereken liderliği göstermelerinden dolayı büyük birtakdiri hak ediyor'' ifadelerini kullandı. Kerry, açıklamasında şunlarıkaydetti:''Bu akşam İsrail Başbakanı Netanyahu ile de konuştuğum gibi, bu, İsrail'ebölgede karşılaştığı birçok zorlukla başa çıkmasında yardım edecek. Anlaşmanınve ilişkilerde tam normalizasyonun süratli biçimde hayata geçirilmesiniarzuluyoruz, böylece Türkiye ve İsrail, ortak çıkarlarını ilerletmek içinbirlikte çalışabilirler.''
· AmerikaBirleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Türkiye ve İsrail’denilişkilerin normalleşme sürecinin devam etmesini istedi. Kerry ayrıca BaşbakanRecep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye gitme planının barış sürecine yardımcıolmayacağını söyledi.
· İsraillibir yetkili "İsrail'i böyle bir özrü dile getirmeye zorlayan şeySuriye'deki gelişmeler oldu çünkü İsrail, Suriye'deki kimyasal silahlarınHizbullah ya da El Kaide bağlantılı grupların ele geçmesinden endişeediyor." diyor.Adı verilmeyen bir Türk yetkili de özrün İsrail ile Türkiyearasında doğal gaz boru hattı inşa edilmesinin önünü açtığını söylüyor.İsrailözür dilemiştir çünkü ABD öyle istemiştir. İsrail özür dilemiştir çünküİsrail'in çıkarları onu gerektirmiştir. Eğer bu işin tebrik edilecek bir yanıvarsa, tebrik edilecek kişi olayın mimarı Başkan Obama'dır.
· Ancakİsrail'in özrünün gecikmesi, zamanlaması, gerçekleşme biçimi ve koşullarınınkendilerinde ciddi kaygılar uyandırdığını belirten Loğoğlu, ''Bu gelişme,bölgede yeni çatışmaların mı habercisidir yoksa barış ve istikrara hizmetedecek bir ortamın mı müjdecisidir?'' dedi.
· İsrailtarihinde ilk defa özür dilemiştir. Ve ilk defa geri adım atmıştır. Şimarıktavrıyla zalimane davranarak bölgede kimseyi tanımayarak hareket etmekteydi.Buraların efendisi benim diye gezer dilediğini öldürür dilediği amacına kirliplanlarla ulaşırdı. Araplarla ve islamla uğraşırken bölgeden kazanmayı yoledinmişti. İlk defa Türkiye İsraile dur demiştir. Ve İsrail ilk defakendisinden daha güçlü ve sağlam bir ülke ile karşı karşıya gelmiştir. Aslındaİsrail kendi yaptıkları kötülükleri ve zalimlikleri doğru sanan bir ülkeydi.Ancak barış için çalışan ve daha doğru yolda olan ve insanlık için daha akıllıadımlar atan tanrı yolunu tutmuş doğrucu bir ülkeyle karşılaşmıştı. İsrailşeytani kutupta, Türkiye rahmani kutupta hareket etmektedir. Ve İsrail böyledevam ettikçe zamanla bölgedeki hakimiyetini tamamen kaybedecektir.
· Tarihboyunca güçlü olanların zayıfı yenemediğini gördük. Özellikle peygamberlerdöneminde hak yolda olan peygamberler ve insanlar tanrı tarafındankurtarılırken kavimlerin helak olmasını gördük. Bu günümüz de bunlara örnekolacaktır. İsrail ve destekçileri ne kadar güçlü olsalar da tanrı hak yoldaolan Türkiye’ye destek verecek ve zalim kavimleri ortadan kaldıracaktır.
RUSYA
· RusyaGenelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Türkiye'nin Suriye sınırınayerleştirilecek Patriot füzeleri ile ilgili gelişmeleri yakından takipettiklerini söylerken biz varız imajıyla hareket etmektedir. Tehditvarisöylemler, bahçeme kimse karışamaz tavrı çağın değiştiğini kavrayamayan Rusyayönetimine çok şey kaybettirecektir.
· Rusya,Suriye’ye verdiği destekle insanlık sınavından kalmıştır. Türkiye’yi ve uluslararası kamuoyunu tehdit eder tavrıyla batılın içine saplanmıştır.
· Rusyabirtakım uyarılarda bulunuyor. ABD ve AB ile görüşüyor. Tehditkar söylemlerdebulunuyor. Tatbikatlar yapıyor. Gemi gönderip gözdağı veriyor. Suriye’de Esad’ıaklayıcı söylemlerde bulunuyor. Suriye sorununu Suriye halkı çözecektir diyesürece destek verip aldatmaca sözlerde bulunuyor ve zaman kazanıyor. Eskiegemenliğini tutmaya çalışıyor. Rusya tarih boyunca kendi çıkarları içinçevresine ve insanlığa zarar veren ülke olmuştur. Kapitalizm çökerken menfaatanlayışında olanlar komikçe ortaya çıkmaktadır.
· Rusya’nınetkisi altındaki Türk İslam ülkelerine Rusya’nın kültürü empoze edildi. Kırgız,kazak Türkleri inançlarından kopartılmıştı. Rusya televizyonu izlerler Rusürünleri alırlardı. Kendi dinlerinden haberleri yoktu.’MüslümanızElhamdülillah.’ diyorlar bunu da inandık sayıyorlardı.
· Gazpromdünya çapında büyüklüğe sahip olan Rusya'nın en stratejik şirketi. Almanya ileortak oldukları çok sayıda projeler var. İki ülke Türkiye'de "barışsüreci"nin devam etmesini istemiyor. Gerekçesini Ertem şöyle anlatıyor"İstemiyorlar çünkü Barış Süreci tamamlandığı zaman yalnızca Türkiye hızlıbüyümeyecek, Hazar'dan tutun Türkiye'nin güneyine kadar olan bütün enerjihatlarının askeri, siyasi ve güvenliği sağlanacak" diyor.
FRANSA
· Fransa3 PKK’lı kadının öldürülmesinde zanlıyı yine bir PKK’lı göstermiştir.Öldürülenlerden birinin şoförü üç infazı gerçekleştiren diye Fransa gözlerikendi üzerinden savuşturmuştur.
· Fransaöldürülen üç PKK’lı kadınlardan birinin şoförü cinayeti işlemiş olabilir diyeşüpheliyi PKK’nın içinden göstererek gözleri üzerinden uzaklaştırmayı şimdilikbaşarmıştır. Fransa adaleti ve yönetimi ne kadar güvenilirdir bu bir muammadır.Ayrıca terör olayları neden tam da barış söylemlerinde gerçekleşmiştir. PatronFransa yıllarca PKKJ’^ya verdiği en büyük destekle bilinmektedir. Şimdi bendenizinsiz siz kendi kendinize barış yapamazsınız diye PKK yöneticilerinin en üstseviyesindeki üç ismi bir anda infaz ettiler. Fransız siyaseti Türk ve İslamdüşmanlığı üzerine kuruludur. Osmanlının Afrika’dan egemenliği kalkınca Fransabölgeye zorbalıkla hükmetmiştir. İtalya’dan da zamanla destek almıştır.
· Malihükümetinin askeri yardım çağrısına Fransa hızlı ve olumlu yanıt geldi. Fransasömürgesi için Mali’deki iç savaşa katıldı.
· Fransamali sömürgesini kaybetmemek için isyancı dedikleri halka karşı hükümetleberaber olup havadan saldırılar düzenlemiştir.
· Mali’dekiinanan mazlum halka isyancı demeleri ve tecavüzcü isyancılar yakıştırmalarıkötülemek için yapılan uydurma haberlerdir. Mali hükümeti batı yanlısı vesömürgecidir. Halkı ezen ve sömüren dış güçlere çalışan yapıya sahiptir. ZatenMali hükümeti patronu Fransa’dan yardım istemiştir. Rusya’nın Suriye’yeverdiği destek ile Fransa’nın Mali’ye verdiği destek aynıdır. Fransa’nınçağrısı üzerine Fransız sömürgesindeki Afrika ülkeleri de isyancılara karşımücadele etmek için Mali’ye asker sevkıyatı sürüyor.
· FRANSAAfrika’da kaybolan egemenliğini korumaya çalışıyor. Mali ve Somali’ye silahlımüdahaleler ediyor. Afrika sömürgesini kaybetmek istemeyen hatta arttırmakisteyen Fransa mevcut hükümetlere destek vererek muhaliflere teröristyakıştırması yaparak uçaklarla ağır silahlarla sindiriyor.
· Mali’de,Fransız güçlerinin askeri müdahalesi Mali halkını bastırmaktır. El Kaidedestekli olan terörist gruplar olarak niteledikleri halklar yıllarca hükümettarafından baskı gören sivil halklardır. Esad rejimine muhaliflerin bir benzeriolan Mali halkı eski düzenden yılmış durumdadır. Cunta destekli Mali hükümetiyıllarca aldığı Fransız desteğini sürdürmek için Fransa’dan yardım istemişti. Mali’ninyer altı kaynaklarını sömüren Fransız şirketler Fransa hükümetinden Mali’dekimuhalif halka saldırıda bulunmasını istemişti. Bölgede bulunan muhalif halklarFransız uçakları tarafından bombalanıyor.
· Fransızkomando birliği, 2009 yılında Somali’de kaçırılan bir istihbaratçıyı kurtarmakiçin Polo Merir şehrindeki bir eve operasyon düzenledi. Fransız havabirlikleri, savaş gemisinden kalkan helikopterlerle başkent Mogadişu’nun 120kilometre güneyindeki şehre ulaştı. Burada rehinenin tutulduğu eve girmeyeçalışan birlikler sert direnişle karşılaşınca geri dönmek zorunda kaldı.Çatışmada aynı aileden üç sivil hayatını kaybetti, bir Fransız askeri öldü, birasker de yaralanarak esir düştü.
· Şugerçek ki Afrika’da yıllarca zulme uğrayan halklar artık Fransa’yabaşkaldırmaktadır. Fransa sömürgelerini kaybettiği gibi yıkılışını dadurduramayacaktır. Fransız yandaşı hükümetler ve cunta destekli yönetimler tektek devrilecekler. Ve kıta sert çatışmalara sahne olacaktır. İnsanlar tanrınınemriyle özgürlüklerini kendileri kazanacaktır. Tüm bu Kıtasal ve bölgeselmücadeleler sonunda özgürlük, eşitlik ve adalet arayan insanlar Türkiyeçatısında birleşeceklerdir. Gün gelecek Rabbin kralı onlara iyi bir düzenkuracaktır.
· Fransabölgede hakimiyetini arttırmak istiyor. Ama Türkiye gibi sert kayaya çarpıyor.Afrika halkı uyandı ve artık insanca yaşamak istiyor.
· FransaCumhurbaşkanı François Hollande sahte vaatlerde bulunarak seçim kampanyasıyürüttü. O’nu oryaya getirenler halkı iyi aldattı.. Fransa’nın Mali, siyasetive İslam karşıtlığı gerçekleri açıkça ortaya çıkarmaktadır. Afrika’da İslamhalklarına karşı organize ve birlik olmayı örgütleyen Fransa bunca zamanfaydalandığı inançsız ve bozuk sistemin yıkılışından kaygılanmaktadır.
· Hollande’ninMali için sözünü ettiği sınır isyancıları gerçekte o bölgenin halkıdır. Malihalkı 9 aydır ülkenin kuzeyini kontrolünde bulunduruyor. Hollande’de ülkeninkuzeyini hükümetin yönetimi altında bulunan bölgeden ayırıyor. Çünkü başkaseçeneği yoktur. Zaten Fransa sınır koyduğu yerde kendi şirketleriningüvenliğini almış durumdadır. Fransa yandaşı mali yönetimi, mali halkını dahafazla sömüremeyecektir.
· Yıllarcabaskı ve şiddet altındaki halklar özgürlükleri için başkent Bamako etrafındakikentlere ilerleyince Mali yönetiminin talebi üzerine Fransa, askeri müdahalekararı almıştı.
· FransaBaşbakanı Hollande ‘‘Bana teröristleri yakalayınca ne yapacağımızısoruyorsunuz? Yok edeceğiz. Diyor. Yok etme derdinde olan bir anlayış aslabaşarılı olamaz. Öncelikle onlar terörist değil. Asıl terörist maliyönetimidir. Fransa’da sömüren azınlıktaki teröristlere destek vermektedir.Zaten Fransa Afrika’da terör estirmişti. Çıkarları için halkları bastıraninsanlık için terör olan Fransa yönetimi silahla ve şiddetle dirense de aslamuvaffak olamayacaktır. Tanrı Fransa’ya öfkelidir. 200 yıldır yaptıklarından veyola gelmemelerinden ve insanları öldürmelerinden dolayı azabı hak ettiler.Onlar çoktan cezayı hak ettiler ama tanrı’nın engin merhameti yola gelmelerinibekledi.
· Fransa’nınMali’de başlattığı savaşın nedeni açıktır ve sonuçları karışıktır. Fransa’nın Mali’deki müdahalesi yenisömürgecilik (neo-kolonyalizm) tipinde bir harekata dönüşmüştür. Afrikalıgüçlere lojistik silah ve askeri destek veren Fransa, taraftarlarıyla da olsayıkılışını durduramayacaktır. Tüm Afrika’da şirketlerini koruyamayacaktır.Halkları idare edemeyecektir. Özgürlük ve uyanışı şiddetle de olsadurduramayacaktır. Çünkü bu öyle büyük kitlesel bir uyanış ki Fransa buna aslagüç yetiremeyecektir. Sürekli mevcut şirketlerin güvenliği için noktaoperasyonları yapsa, güvenlik çizgileri koysa ve sürekli halktan öldürse debunu başaramayacaktır.
· Fransa’nınmali saldırısına Belçika destekledi. Asker desteği veren Belçika sömürüortaklarından biriydi.
· Mali'yiişgal eden Batı ülkelerinin hedefinde pek çok ülke daha var. Halkların özgürlükve eşitlik arayışları tüm yeryüzünü sarmış vaziyettedir. 2013'te darbeye maruzkalacak ülkeler içinde Suriye ile birlikte Müslüman Afrika'nın tamamı yeralıyor.
· Darbeyapan halkların çoğunun inananlar, öncelikle müslüman rejime sahip olanlardır.Sonra da yeryüzündeki tüm inananlardır. Bu halkları El Kaide örgütü ilebağdaştıranlar kendi kurdukları paronayayı kendileri inanmış olsa dabütünleyemeyeceklerdir.
· Fransa'nınMali'deki çirkin emellerine, Fransız sömürgesi olan çoğu İslâm ülkeleriyönetimleri de destek veriyor. Fransa mandalığını savunan ECOWAS üyeleriNijerya, Gana, Nijer, Senegal, Burkina Faso ve Togo gibi ülke yönetimleri artıkbir bir devriliyor.
· Fransayüzyıllar önce Afrika’da varlığını baskı ve şiddet ile kurmuştu. Şimdi deyıkılışını şiddet ile engellemeye çalışmaktadır. Fransa Savunma Bakanı LeDrian, askerlerinin bir kısmı halen Mali’de bulunan Fransa’nın büyük garnizonkenti Vannes’ı ziyaret etti. Askerler önünde yaptığı konuşmada Mali’deki birliklerinen kısa sürede evlerine döneceğini söyleyerek hem halkını hem de askeribirlikleri aldatma siyaseti uygulamaktadır.
· ‘‘GörevimizMali Ordusu’nun katkılarıyla teröristleri, cihatçıları bu topraklardan söküpatmak. Afrika kuvvetleri bu görevi en kısa zamanda bizden devralmalı. Fransaolarak biz, Mali ordusunu öbür Avrupa ülkeleriyle birlikte her türlü görevehazırlamak durumundayız.’‘diyerek inananlara karşı inançsızları organize etmeyebaşladılar. Afrika’da, Avrupa sömürüsüne destek veren halklar ve yönetimler birbir devrilecek. Şeytanın egemenliği bölgede gücünü yitirecektir. Fransa yanlısıolan sömürgeye destek veren ve bundan kazanan yönetimler kaybedecektir.Afrika’da birlik oluşturmaya çalışan Fransa, Afrika güçlerini organize edereksilah desteğiyle insanların insanca yaşama bağımsızlığını bastırmakniyetindedir. Hem kardeşi kardeşe kırdırıyor hem de bölgede hukuksuzluğun devametmesini istiyor. Avrupa ülkelerini de Afrika için birliğe çağıran ve destekisteyen Fransa karanlık egemenliğin yıkılışını durduramayacaktır.
· Fransa’nınmali saldırısına ABD Fransa uçaklarına yakıt ikmalleriyle destek vereceğiniaçıkladı. Sömürgeci ve gaspçılarıntoplandığı, dünya için koşturanların ülkesi olan ABD’den de böyle bir destekbeklenirdi.
· İnananlarıntepkileri tüm Afrika’da hissediliyor.” 7 kişilik Fransız bir ailenin Kamerun’da silahlı kişiler tarafındankaçırılmasının ardından açıklama yapan Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves LeDrian, turistlerin radikal İslamcı Boko Haram örgütü tarafından kaçırılmış olabileceğiniduyurdu. Fransa Afrika’yı şiddetle ele geçirmişti. Halklar da uzun sürenzulümden sonra tek çare şiddet ile bağımsızlıklarını kazanmak istiyorlar.
· Türkiye’ninAB’ye girmesini ilk Fransa engelledi.'Ekonomik ve Parasal Politikalar' bahaneedildi. Yine Fransa tarafından bloke edilen 22. 'Bölgesel Politika ve YapısalAraçların Koordinasyonu' faslı bahane edildi. Üçüncü fasıl ise, Rumlarca blokeedilen 26. fasıl olan 'Eğitim ve Kültür'. Çeşitli bahanelerle Fransaönderliğinde, beraberliğe karşı çıkılmıştır. Oysa ki nice geri planda ekonomisigüçsüz ülkeler birliğe alınmıştı. Tamamen maksatlı ayrımcı bir tabloçizilmişti. Kendilerince Yahudi tabanlı bir hristiyan birliği kurmuşlar.Yeryüzünü bu birliktelikle sömürdükleri için insanlığa zarar vermeye devamediyorlar. Din ve etnik ayrımcılıkla varlıklarını sürdürmek isteyenler barış vebirlik çabalarına sırf menfaatlerinden dolayı karşı durmaktadırlar.
· Fransa’nınMali saldırısını durdurması için Cezayir’de bir doğalgaz tesisinde Mali halkınadestekleri için seslerini duyurmaya çalışanları Fransa sömürgesi Cezayiryönetimi şiddetle ve vahşetle sonuçlandırmıştı. Yıllarca silahlı baskı altındaezilmiş olan Müslüman halklara destek için doğalgaz tesisinde tüm dünyayabarışçıl mesaj vermek isteyenlere yönelik Cezayir ordusunun düzenlediğikurtarma operasyonu kurtarmadan çok şiddetle bastırma operasyonu oldu. 60rehinenin öldüğü olayda suçlu Cezayir ve Fransa’dır. Fransa’nın malioperasyonuna karşı yapılan eylemde Fransa’nın Maliden çekilmesi istenmişti.
· Fransa,Mali halkını öldüremeyeceğini anlayınca Mali’nin başkenti Bamako’yu korumayaaldı. Böylece bir sınır çizerek taraftarlarını kolladı. Mali halkına baskıkuran diktatör yönetim halka hiçbir fayda sağlamamış ve hatta zulmetmiştir.Terörist devlet yapılanması cunta ve silah destekliydi. Mali yönetimihukuksuzluğu yol edinmişti, şimdi halklar artık bu düzenden kurtulmakistemektedir.
· Afrikakıtasında Fransız yanlılarıyla Fransız karşıtları çarpışıyor. Düşmanlığı yayanve 1789 ile kardeşliği bozan Fransa din düşmanlığı yapmıştı. Kötü sisteminaltında ezilen mazlum halklar şimdi başkaldırmıştır. Aslında bölgede ayağakalkan demokrasi, özgürlük, eşitlik, vicdan ve doğruluktur. İnsani değerlerinsahiplenilmesiyle tanrının dini tekrar harekete geçmiştir. Fransız egemenliğininyıkılışına şahit olmaktayız.
· Bozguncularınegemenliğinde kötülük yükseliş yapmış ve insanlık çok alt seviyelere inmiştir.Şimdi bozguncuların egemenliği yıkılmaktadır.
KIBRIS
· Etnikayrımcılık yapan ideolojik yaklaşımlı Kıbrıslı Rumlar Türk ordusunun ne zamançekileceğini, yapılan kıyım nedeni ile özür dilenip dilenmeyeceğini soruyorlar.Türkiye’yi saldırgan ve barbar olarak niteleyenler Kıbrıs’ta özgürceyaşayamıyor diyen Kıbrıs Rum kesimi bayan bir milletvekiline Ahmet Davutoğlucevap verdi. Kıbrıs'taki insan hakları konusunda acaba Rumların mıyoksa Türklerin mi daha çok insan hakkı ihlal ediliyor? Rumlar mı istedikleriyere rahatlıkla gidebiliyorlar, Türkler mi gidebiliyorlar? Bugün KıbrısTürkleri bize verilen sözlere rağmen resmi futbol maçı bile oynayamıyor.Ticaret yapamıyor. İnsanoğlunun en temel unsurlarından istifade edemiyor. Kıbrıs Rumları ise AB'nin kendilerinetanıdığı ayrıcalıklı tavır dolayısı ile her türlü imkâna sahipler. Bizimoradaki ordu mevcudiyetimizden bahsediyorsunuz. Biz oraya bir gün sabah uyanıphadi Kıbrıs'a gidelim diye Türk ordusu gitmedi. Sampson diye aynı Beşar Esadzihniyetli bir adam, o günkü meşru Kıbrıs yönetimi devirdiği için uluslar arasıhaklarımızı kullanmak için gittik. O gün gidilmemiş olsaydı oradaki TürkleriBosna'daki Boşnaklar gibi katledip, sürecekti, Rumlara da en büyük zulmüyapacaktı. Biz haklarımızı kullanarak oraya gittik. Uluslar arası hak ihlaliyapmadık." dedi. 2004 yılında, Kıbrıs Barış Planı'nın kabuledilmesi halinde, Türkiye'nin Yunanistan ile sembolik bir birliğinin olacağınıaktaran Davutoğlu, "Geri kalan tüm askerlerimiz çekilmiş olacaktı.Bu plana Kıbrıs Türkleri mi Rumları mı kaşı çıktı? 2004'te kararı sizverdiniz sayın bayan. Verdiğiniz karar ile orada güvence oluşturduğumuz askerimevcudiyetimizin kalması zorunluluk haline geldi. Başka bir karar vermişolsaydınız, adanın birleşmesi yönünde karar verseydiniz, o zaman sizin partinizbuna yakın bir tutum sergiliyordu, bugün bu konuşmayı yapma ihtiyacıhissetmeyecektik. Keşke öyle olsaydı. Keşke siz burada bugün tanımadığımız birülkenin milletvekili olarak değil, birleşmiş barış içinde yaşayan bir Kıbrıs'ınmilletvekili olarak buraya gelmiş olsaydınız. Böyle olmadıysa bunun sorumlusuTürkiye Cumhuriyeti değildir." şeklinde konuştu.
AVRUPA
· Askeritarih uzmanı İngiliz yazar John D.Grainger'in İngiltere'de yeni yayınlanan"The Battle For Syria, 1918-1920" adlı kitabında 1915'lerdeErmenilere yapılan uygulamanın soykırım olmadığı savunuldu.
· Almanya’daaşırı sağcı Neonazi terör örgütü Almanya’da güçlü derin devlet yapılanmasınasahipti. Türk ve İslam düşmanlığına sahip ırkçı ve ayrımcı yapısıyla Almanya’dabüyük bir yer altı yapılanmasına sahip olduğu gerçektir. Yıllarca Alman halkınıaldatan, uyutan ve oyalayan anlayışın temelinde Alman devletindeki bu derinyapılanması vardır. Gündemi yöneten ve haçlı zihniyetini taşıyan bu anlayışAlman halkını kullanmış ve aldatmıştır. Kendi egemenliklerini sürdürürkendemokrasiyi, eşitliği ve insan haklarını kendi hesaplarına iyi kullanmışlardır.
· EmperyalistFransa'nın, dünyanın gözü önünde adım adım işgale başladığı Mali'de sıcakçatışmalara girmiştir. Mali'de bin bir türlü hesap peşinde koşan, karanlıkemellerini bölgede hayata geçirmeyi planlayan Fransa, 6 gün süren havabombardımanından sonuç alamayınca karadan da operasyon başlattı.
· BirleşmişMilletler, Fransa'nın Mali'yi işgaline oy birliği ile destek verirkenuluslararası yardım kuruluşları da, sivillerin durumu ile ilgili endişelerinidile getirdi. Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin yetkililerinden gürbir ses ve tepki çıkmaması, BM ve İslam ülkelerinin sessiz kalması taşkınlıkyapan Fransa’yı şımartmaktadır.
· Fransızzırhlı araçlarını ve mühimmatını Mali'ye ulaştırılması konusunda, İngiltere,Danimarka ve Belçika'nın C17 ve C130 tipi nakliye uçakları destek veriyor.İspanya'nın, Mali'deki Fransız işgaline bir nakliye uçağıyla destek vereceğibildirildi. ABD ise uçaklara havadan benzin ikmali ve istihbarat konusundaFransız ordusuna destek vererek Fransa’nın yanında olduklarını gösteriyorlar. Belliki haçlı zihniyeti yine şiddette birliktelik sergiliyorlar. Onlar bu güçlenenözgürlük adalet ve demokrasi atağını asla engelleyemezler.
· AfrikaBirliği dönem başkanı olan Benin'in Devlet Başkanı Thomas Boni Yayi, Fransa’nınçıkardığı iyi işten memnun olduğunu belirtti. Fransız yanlısı ve sömürgecizihniyetiyle İslam düşmanlığı yapan Boni Yavi hakkın ve halkın yanındadeğildir. Mali'de işgalci Fransız ordusunun halkı silahla bastırması’nı doğrubulmak inançsız anlayışın bir ürünüdür.
· MaliSaldırısıyla Afrika’da egemenliğini halkı bastırarak sürdürmeye çalışan FransaTanrıya karşı koyamayacaktır. Ege sarsıntıları, İtalya’da ki yanardağınharekete geçmesi ve yakında Fransa topraklarının bir kısmı sular altındakalması kaçınılmaz olacaktır. Tanrının hareketlerini takip eden olayları vegeleceği fark edecektir.
· YaniFransa, tarihinde onlarca örneği olan, acımasız, gizli, bir o kadar da kirlisenaryosunu modernize ederek ama emperyalist duyguların daha dasistemleştirdiği yeni oyununu Mali'de yine sahneye koyuyor. Bu kezBM'yi, batılı ülkeleri, yerli aktörleri de katarak bunu yapıyor. Tabi bununtemel sebebi Mali'nin altın, petrol, gaz, uranyum zenginliği. Çünkü batısömürgeciliğin mimarları, kapitalizmin eski ve yeni formlarıyla Afrika kıtasınayeniden dönmeye karar verdi. Çünkü iflas ettiler. Afrika hâla çok zenginkaynaklara sahip.
· DışişleriBakanı Davutoğlu, Mali'de tek taraflı müdahalelere karşı olduklarını dabelirterek, yürütülen çalışmaların BM çatısı altında olması gerektiğinibelirtti. Irak'taki gelişmelerin Türkiye'nin endişe kaynağı olduğunu dabelirtti.
· Afrikabaharı Mali ile başladı. Bu halk mücadeleleri artarak devam edecektir. Çünküsömürge çağı bitmiştir. Ezilen mazlum halklar başkaldırıya bağımsızlık veözgürlük mücadelesine yaşam hakkını istemeye devam edecekler.
· Mali’yehava saldırıları sivil halkları da hedef alıyor ve Afganistan’da olduğu gibisavaşın gereksiz yıkımlarını doğurabilir.
· Mali’deEl Kaide örgütüne yakın silahlı grupların varlığını ve eylemlerini gerekçegöstererek askeri müdahale kararını alan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollandebozguncu dedelerinin yoluna devam etmektedir. Hollande, çatışmaların yaşandığı Orta Afrika Cumhuriyeti’nin askeriyardım talebine, Fransa’nın artık Afrika ülkelerinin iç işlerine müdahaledebulunmayacağını, bu tür girişimlerin tarihte kaldığını belirterek olumsuz cevapvermişti. Halbu ki tam tersi çıktı. Eskiden olduğu gibi Fransa, şiddetlekurduğu egemenliğini yine şiddetle kaybetmek istemiyor.
· Nüfusununyüzde 90’ı Müslüman olan Mali zengin uranyum ve altın kaynakları nedeniyleFransa’nın gözdesi durumundadır. Fransız şirketlerinin baronluğu ne insan canıne de insan hakkı dinliyor. Sadece çıkarlarını düşünen bir takım baronlar.
· Cezayirderehine krizi, Somali’de Fransız istihbaratçısının ömldürülmesi Fransa’nınbölgeye baskısını arttıracaktır. Fransa zaten Afrika üzerinde egemenliğiniarttırmak için fırsat kolluyordu.
· Irak'tayönetim karşıtı Sünni ve Şiiler ortak Cuma namazı kıldı. Namazın ardındanbinlerce kişi, ''Zulme Hayır'' adı altında gösteri düzenledi. Irak’tan barışmesajları birlik istekleri yükseliyor. Yıllarca parçalanmışlık ve düşmanlıkinsan ölümlerinden başka bir şey getirmedi.
· BaşkentBağdat'ın batısındaki Ramadi, Felluce kentleri, kuzeydeki Samarra ve Bağdat'ındoğusundaki Şii çoğunluğa sahip Sadr semtinde Sünniler ve Şiiler ortak cumanamazı kıldı. Cuma hutbelerinde, halkın haklı talepleri karşılanıncaya kadareylem ve gösterilere devam edileceği belirtildi.
· Ramadi,Felluce, Samarra ve Musul şehrinde kılınan cuma namazında okunan hutbelerde,eylem ve gösterilerin mezhepçilikten uzak olduğu, belirli bir kesimintaleplerinden ibaret olmadığı, Irak'ta tüm mazlumların haklarının talepedildiği belirtildi. Hutbelerde, eylem ve gösterilere ülkenin kuzeyi vegüneyindeki Şii aşiretlerden de katılımın olduğu dile getirildi. Tekbirleringetirildiği gösterilerde, ''İslam'ın ve Irak'ın emrindeyiz'', ''Irak'ın birlikve bütünlüğüne evet'', ''İran dışarı, Irak özgür kalacaktır'', ''Mezhepçiliğehayır'' sloganları atıldı. Gösterilerde, Mısır'ın devrik lideri Hüsnü Mübarek'eatfen, ''Mübarek göstericilere, 'sokak çocukları', Maliki de gösterilere,'kokuşmuş' dedi. İkisi de bir madalyonun iki ayrı yüzü'', ''Mezhepçiliğehayır'', ''Maliki, beklemeden istifa et'', ''Halk, hükümetin istifasınıistiyor'', ''Ey Maliki, Musul halkı tehdidinden korkmaz'' ifadelerinin yazılıolduğu afiş ve dövizler taşındı.
· 3yıl önce patlak veren ekonomik krizin üstesinden bir türlü gelemeyen AvrupaBirliği’ne Avrupalıların güveni düşmeye devam ediyor. Son anketlere göre enbüyük 6 üye ülkede birliğe olan güven tarihinin en düşük seviyesine gerilerkenkrizi yakından hisseden İspanyollar en umutsuz halk olarak öne çıkıyor.
GENEL DÜNYA
· Avrupabirliğinden Mısır’a 5 milyar avroluk yardıma Avrupa parlamentosundan engelçıktı. Halifeliğe doğru giden İslamcı bir yönetime bu yardımı yapmak doğrudeğildir diyenler ayrımcı hallerini yine göstermişlerdir. Daha önce kendihükümetlerine yardım ediyorlardı. Halkı baskılıyorlar ve mevcut hükümetleredestek veriyorlardı.
· Mısır’dadevrimin ikinci yılında sokaklar karıştı. Değişimin ve özgürlüğün karşısındaolanlarla taraftarları çatışmalar yaşamaktadır. Mısır’da 100 kişiyi geçkininsan öldü. Mısır’da olaylarda ölümlersürekli artıyor.
· G.Kıbrıs battı. Euro merkez bankasından bor aldılar. Lefkoşa'nın Hürriyetmeydanında Türk bayrağı açan 30-35 yaşlarındaki kimliği belirsiz bir kişi,bankaların açılmasını bekleyen Rumların saldırısına uğradı.
· Hindistanbaşkenti Yeni Delhi’de cinsel tecavüz faillerinin daha ağır şekildecezalandırılmasını isteyen binlerce gösterici, hükümetin sükunet çağırılarınaboyun eğmiyor. Polis göstericileri cop, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyladağıtmaya çalıştı, ancak şu ana kadar başarılı olamadı. Tanrının yasalarına bağlı kalmamak sosyalsuçları tavan yaptırmıştı. Delhi’de tecavüze tepki gösterileri krizedönüşmüştür. İnsanlar yasaların insanları tam korumasını istemektedir. Yasatanımamazlık insanları çok zor durumda bırakıyordu. Cezaların caydırıcılığınınolmaması suçlara teşvik etmiştir.
· YıllardırAllah'ın varlığını inkar eden açıklamaları ile ateistler arasında öne çıkanünlü Fizikçi Stephen Hawking 70. yaşına girdiği şu günlerde herkesi şaşırtanbir açıklama yaptı. Hawking, "evrenin oluşumu bilimsel birgerçekliğe dayanır ve bu Tanrı'nın olmadığı anlamına gelmez"dedi. Yıllarca bilimselliği tanrının ve dinin dışında tutmaya çalışan veinsanların kafasını inanç konusunda karıştırmak için kullanılan Hawking bugünmü gerçeği anlamıştır. Ve tanrıgerçeğini ilk kez kabul etti.
· GüneyKore’nin başkenti Seul’de savaş karşıtı bir grup Amerikan elçiliği önündetoplanarak Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ortak askeritatbikatını protesto etti. Askeri tatbikat Kuzey Kore ile Güney Kore arasındakigerilimi had safhaya taşıdı.Kuzey Kore’ye karşı bu tutum özellikle BM GüvenlikKonseyi’nin yeni yaptırım kararı almaları küresel bozgunculara hizmetetmemeleri ve boyun eğmemeleri nedeniyledir.
· Çinve Japonya arasındaki gerginlikler artıyor. Irkçı tabanlı halklar birbirlerinetepki gösteriyorlar. Çin’de bazı Japon asıllı dükkanlar ateşe verildi. HalbukiÇin ve Japon öz kardeştir. Bu gözlerinin çekikliğinden de anlaşılmaktadır.
· Çindeekonomik büyümenin iç tüketimle çeşitlendirilmesi, yolsuzluk ve şekilciliklemücadele, gelirler ve bölgeler arası dengesizlik ile iç bölgelerin kalkınmasıyönünde çalışmalar yapması bekleniyor:
· “Çin,ülke içinde ve uluslararası arenada zor bir durumdadır. Uluslararası arenadaise Diaoyu Adaları anlaşmazlığı, Kuzey Kore meselesi ve Amerika BirleşikDevletleri tarafından uygulanan baskı sorunlarının en kısa zamanda çözülmesigerekiyor.
· Sudan’dan2011’de bağımsızlığını kazanan Güney Sudan’da güvenlik bir türlü sağlanamadı.Jongley eyaletinde bulunan BM görevlileri, kimliği belirsiz kişilerinsaldırısına uğradı. 32 Kişilik gruptan, 5 BM görevlisi ve 7 sivil öldü.Çatışmada 9 sivil de yaralandı. Ölen BM görevlilerinin Hindistan ve GüneySudanlı olduğu açıklandı. Ordu, geçen ay Fransız petrol devi Total’in Jongleyeyaletinde yapacağı arama çalışması öncesi bölgede operasyon başlatmıştı. DavidYau Yau liderliğindeki gerillalar ile ordu arasında çıkan çatışmalarda 150 kişiöldü. Ancak gerilla lideri yakalanamadı.Güney Sudan ordusu, aşiretler arasındaçatışmaları önlemek için yaptığı silahsızlanma çalışmalarında ise insan haklarıihlalleri yapmakla suçlanıyor.
· OrtaAfrika Cumhuriyeti’nde Selekakoalisyonunun başkent Bangui’nin kontrolünü ele geçirmesi üzerine CumhurbaşkanıFrancois Bozize Kamerun’a sığındı. Yönetimi ele geçiren halk başbakanın vehükümetin görevinin başında olduğunu belirterek, Seleka lideri MichelDjotodia’yı yeni Cumhurbaşkanı olarak ilan etti.Ancak yeni yönetim uluslararasıtoplum tarafından tanınmadı. BM ve Afrika Birliği darbe olarak niteledi vekınadı. ABD, Fransa ve Çad çogunlukta ki muhalif halkıisyancı olarak niteledi ve Ocak ayında varılan anlaşmaya bağlı kalmalarıçağrısında bulundu. Darbeye sert tepki gösteren Fransa Orta Afrika’ya askersevkiyatına başladı. Şu bir gerçek ki Afrika sömürgecileri etkinliğinikaybetmektedirler. Yıllardır ezilen halklar artık baş kaldırmaktadırlar. Bunlara isyancı teröristler yakıştırmasıyapanlar asıl terörün ta kendisidirler.
· DoğuTürkistan adıyla da anılan Çin'in batısındaki Şincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeyaşanan şiddet olaylarında 21 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Öldürülengüvenlik görevlilerinin büyük bölümünün Uygur Türkü olduğunu iddia eden yerelyönetim, saldırıyı düzenleyenlerin etnik kimliği hakkında ise açıklamayapmaktan kaçındı. Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 2009 yılında, Uygur Türkleriile Han Çinlileri arasında çıkan olaylarda 200'den fazla kişi hayatınıkaybetmişti.Uygur Türkleri, bölgeyi tamamen Çin'in egemenliğine sokmaya çalışanyerel yönetimi, Han Çinlilerinin yanında yer almakla suçluyor. Zengin uranyum,altın, toryum ve kömür yataklarına sahip Doğu Türkistan aynı zamanda, Çin'inbatısının su deposu konumunda.1970'lerde bölgenin başkenti Urumçi başta olmaküzere Kaşgar gibi Doğu Türkistan'ın önemli merkezlerinde nüfusun yüzde 95'iniUygur Türkleri oluşturuyordu. Pekin yönetiminin katı asimilasyon politikalarıyüzünden bu oran 2012 yılında yüzde 50'lere kadar gerilemiş durumda.
· Meksika'nınbatısındaki Michoacan eyaletinde uyuşturucu karteli üyeleri ile halk tarafındankurulan toplum polisleri arasında çıkan çatışmalarda 14 kişinin öldüğübildirildi.
· Afrika'nınSiare Lone ülkesi çok ciddi misyonerlik çalışmaları yapıldığı yerdir. Siare Lone'nin Dünya'nın en zengin elmasyatakları ve verimli topraklara sahip olmasına rağmen İngilizlerin sömürgecipolitikaları yüzünden halkın fakir ve aç kaldığı bilinmektedir.
· Hindistandahalk tecavüzlere karşı sokakta. Tecavüz vakalarının çok yaşanması ve yasalarınyetersizliği halkın tepkisini getirmiştir. Yasasızlık ve bilinçsizlik kötüortamları beslemektedir.
· Eşcinselevlilikler artık Fransa’da normal. Hemcinsin ile beraberliğe Fransa yasa ileizin verildi. Geçmişte sapıtmış kavimlerin benzerini günümüz Amerika veavrupasında görmekteyiz.
· "ABDBaşkanı Obama, 24 Nisan 2013 tarihinde yaptığı açıklamayla, Türkler ileErmeniler arasında ortak tarihlerinin acılı bölümüne ilişkin ihtilafta,maalesef bu sene de Ermeni görüşlerini yansıtan tek yanlı bir yaklaşımsergilemiştir.Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamayı her bakımdan sorunlubuluyor ve esefle karşılıyoruz. Tartışmalı tarihi olayları iç siyasetdinamiklerinin etkisiyle tek taraflı bilgi ve seçici bir adalet duygusuylayorumlayan bu tür açıklamalar Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verdikleri gibi,Türkler ile Ermenilerin adil hafızaya ulaşmalarını da zorlaştırmaktadır.Denildi. ABD gibi önemli bir müttefikimizden beklentimiz, sorunu daha daderinleştirmek değil, çözüme yönelik yapıcı katkılar sunmak ve konunun tarafsızve bilimsel şekilde araştırılmasından kaçınan Ermeni tarafını daha gerçekçi veuzlaşmacı olmaya cesaretlendirmektir.I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan acılarınortak olduğu ve döneme ilişkin hatıraların Türk halkı bakımından, en azErmeniler için olduğu kadar hassasiyet taşıdığı bilinmelidir. Tarihin doğruanlaşılmasını engellemeye çalışan önyargılı müdahalelere rağmen Türkiye, konuyaözgüvenle ve açık fikirlilikle bakmakta, gerçeğin tüm yönleriylearaştırılmasını istemektedir."
· KıbrısRum kesimi İflas eden bir ülke olarak "başarılı bir başkanlık dönemigeçirdik ve küçük bir ülke olmamıza rağmen Avrupa’yı başarılı bir şekildeyönettik" şeklindeki konuşması Avrupa parlamentosu üyelerini çiledençıkarırken, kendisini "gururlu bir komünist" olarak tanımlaması dabardağı taşıran son damla oldu.
· Avrupacazibesini yitirdi. Artan yabancı ve İslam düşmanlığı insanları bozdu. Hayatıolumsuz etkileyen ekonomik kriz Avrupa’yı çok zor durumda bırakmıştır.
· KuzeyKore’nin nükleer silah deneme kararı Güney Kore’de protesto edildi. Pyongyangyönetimi geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletlerin yaptırımına misilleme olarak böylebir deneme yapacağını açıklamıştı.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi KuzeyKore’nin testlerden vazgeçmesini aksi takdirde önlemler alınacağını açıkladı.Bu gelişmelerden rahatsız olan Güney Kore de komşusundan yolunu değiştirmesiniistedi. Bu arada ABD, G. Kore ile birlikte tatbikat yapmaya karar verdi.Bölgede sular biraz ısınıyor.
· Japonya,başkent Tokyo'daki bazı önemli yerlere Kuzey Kore'nin olası bir balistik füzedenemesine karşı patriot füzeleri yerleştirdi. Kuzey Kore tehditler savurmayadevam ediyor. Bu arada Küba, Venezuella gibi ülkelerde mevcut sisteme karşıcepheleşmeler görülebilir.
· Hindistan’ınHaydarabad kentinde düzenlenen bombalı saldırıların ardından olayı MüslümanKeşmir’le bağdaştırmaya çalışanlar saldırının asıl amacına ulaştırıldı.Karanlık güçler böyle bir saldırıyı istemişlerdi.
· Maliyönetimine ait yetkililer Tevhid ve Cihat Hareketi’nin bölgeyi kontrol altınaalmaya çalıştığını kaydederken, ağır silahların kullanıldığı çatışmalar,Gao’nun ara sokaklarına taşındı.
· TümAvrupa’da islamcıları terörist olarak tanıttılar. Hem islam ülkelerinesaldırdılar hem kendilerine bombalı saldırılar gerçekleştirip islamcıfotoğraflarla düşmanlık doğurdular. Varlıklarını meşrulaştırdılar.
· Ortadoğu’dan ve Afrika’dan Avrupa’yakaçak yollardan gelmeye çalışan göçmenlerin gemi ve tekneleri kastenbatırılıyor. İnsanlar bilerek öldürülüyor.
· Bangladeş'teCemaat-i İslami Partisi lideri Delver Hüseyin Saidi'nin idama mahkum edilmesiniprotesto eden göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda 82kişi öldü. Saidi hakkında BangladeşUluslararası Ceza Mahkemesi'nin, bağımsızlık savaşında katliama destek verdiğive Hinduları Müslüman olmaya zorladığı gerekçesiyle idam kararı vermesininardından, düzenlenen protestolarda tansiyonun yükseldiği ve idamıdestekleyenlerle karara karşı çıkanlar arasında artan çatışmalarda hayatınıkaybedenlerin sayısının 82'ye yükseldiği belirtildi. Ana muhalefet BangladeşMilliyetçi Partisi (BNP) idam kararını, ''Bangladeş tarihinin en vahşikatliamı'' olarak nitelendirdi. BNP Başkan Yardımcısı Mirza Fahr'ul İslamAlamgir, ''Saidi'ye idam cezası verilmesinin hemen ardından hükümet, polisi vehükümet partisi olan Avami Lig destekçilerini halkı öldürmeye gönderdi. Bugünyapılanlar, faşist hükümetlerin yaptıklarından daha beterdir. Bu katliam,Bangladeş tarihinin en vahşi katliamı olarak tarihe geçecek. Halk, bugün korkualtında'' dedi. Her yerde olduğu gibi Bangladeş de değişim sinyali vermektedir.Bangladeş baharı böylece başlamış oldu. Geçmişte baskıyla ve kültürü zorlaempoze ederek hiristiyanlığı yayanlar bugün eşitlik ve özgürlük çabasına olanhalkları tehdit olarak görüp susturmak istemektedirler. Tarih boyunca hemenhemen tüm uluslarda buna benzer taraflı yargılamalar, yargısız infazlar veidamlar görülmüştür. Bozguncuların döneminde hakka ve mantığa uygun olan değilkendilerine boyun egen korunurdu. Hukuksuzların kendi düzenini bozacak herunsur tehdit düşmandı.
· İslamdinine hakaret’ cezalarının ağırlaştırılmasını talep eden bir milyona yakınBangladeşli başkent Dakka’daki Şaplah Meydanı’nda toplandı. Gösteriyidüzenleyen Hifazet-i İslam hareketi, İslam karşıtlarının yargılanmasının yanısıra sundukları 13 maddelik taleplerinin uygulamaya geçmesini istiyor.Bangladeş‘te pazar günü düzenlenen gösteride en az 20 kişi yaşamını yitirdi,100’den fazla kişi de yaralandı.‘
· Amerika’dasürekli islam düşmanlığı gündemde tutuluyor. Mesela yayınlanan birV vdeodasemah dönen Mevlevi dervişler ve karlarla kaplı bir ormanda koşan siyahçarşaflı kadınlar yer alıyor. Klibin sonunda bu kadınların birer zombi olduğuanlaşılıyor.
· "Mısır'da Müslüman ve Hristiyankartı oynanmak isteniyor. Bununla birlikte Libya'da Cezayir'de ve Tunus'ta ki,buralar Berberi hattı olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Sudan'da,Arabistan'da ve Yemen'de mezhepsel kartlar oynanmaya çalışılıyor.
· Rusya'nınetkin gazetelerinden Kommersant, BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan,Çin ve Güney Afrika) ile ilgili ulaştığı strateji belgesini yayınladı. Belgeyegöre, Rusya uluslar arası alanda etkinliğini artırmak ve ekonomik büyümeyihızlandırmak için BRICS yapısını kullanacak. Endonezya ya da Türkiye'nin dahiledileceği BRICS, uluslar arası sorun çözücü ve güvenlik sağlayıcı gücekavuşacağını ve böylece gücünü arttıracağını varsaymıştır.
· AzerbaycanSavunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, cephe hattının Fuzuli bölgesinde, Ermeniordusunun ateşkes ihlali yapması sonucunda Ali Abilov (19)isimli askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Azerbaycan basınıaskerin, keskin nişancı silahı ile başından vurulduğunu duyurdu.
· Myanmar’ınorta kesimlerindeki Meikhtila kasabasında Müslüman ve Budist gruplar arasındaçıkan çatışmada en az 10 kişi hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının ardındanMeikhtila’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çatışmada en az 20 kişinin deyaralandığı belirtildi. Başkent Yangon’un yaklaşık 500 kilometre kuzeyindekiMeikhtila’da Müslüman bir kuyumcu ile Budist müşterileri arasında çıkantartışmanın büyümesi çatışmanın fitilini ateşledi.Yüzlerce kişi arasındayaşanan sokak çatışmalarında, aralarında üç caminin de olduğu çok sayıda binada hasar gördü. Myanmar polisi bölgedeki güvenlik önlemlerini artırdı.
· Myanmar’ınMandalay bölgesinde Müslümanlara karşı meydana gelen şiddet olaylarını güvenlikgüçlerinin izlemekle yetindiği ortaya çıktı. Müslümanlara aitiş yerlerine polislerin gözü önünde yapılan saldırı ile evlerin ateşe verilmesikameralara yansıdı.
· Dünyanınher yerinde din, ırk, toprak savaşları var. Bölgesel ve yerel mücadeleler var.Dünya tam bir kargaşada ve kaostadır. Bütün bu düşmanlıkları ne bitirebilir. İnsanlık nasıl huzur bulabilir.Kimse kimseyi ne zaman tehdit görmez. Dünya tüm insanlara yetecekken bu kargaşave savaş nedendir. Neden mi İblisten. Dünya hırsı ve haksız kazancı yoledinmeden. Tanrının barışına yanaşmamadan. Tanrının yasalarını bırakmaktandır.
· Budeğişim sürecinde dünyanın hassas ve kritik yerlerinde lokal savaşlarçıkacaktır. Aynı birinci dünya savaşında savaş merkezleri oluştuğu gibi.Japonya, k.kore, Karabağ, Afrikada bazı kritik bölgelerde, balkanlarda vekafkaslarda en hassas ülkelerde sorunlar görülecektir.
· “Avrupa’dasosyal patlama riski artıyor!”. Bu uyarı, Uluslararası Çalışma Örgütü’ndengeldi. Örgüt son raporunda yüksek işsizlik oranlarının Avrupa Birliğiülkelerinde özellikle gençlerin öfkesini yaygınlaştırarak sosyal huzursuzlukyaratabileceği uyarısında bulunuyor. krizyüzünden 26 milyon kişi işinden oldusosyal huzursuzluk ihtimali büyüdü. "bunalımlı bir kuşak yetişiyor".intiharvakaları artıyor.
· Yunanistan,ispanya ve kıbrısta gençlerin yarıdan fazlası işssiz.
· Lavrov,“Türkiye’nin Suriye ile olan uzun sınırı ve yaşadığı güvenlik ile ilgilikaygılarını anlıyoruz. Ancak taraflar askeri çözüm arayışlarına girerse bununbaşka sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz. Suriye’ye askeri müdahale olursakatliamlar sürer. El kaide unsurları bölgeye iyice yerleşir” diye konuştu. Rusbakan, Batılı ülkelerin tutumunu da eleştirdi ve Suriye muhalefetinintoplantılara katılmasına izin verilmesinin, meşruiyet kazandırılmasının,silahlandırılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.
Esad rejiminin sınırımızda yaptığı operasyonların doğurduğu riskler var,rejimin çökmesi sonrasında doğacak riskler var. Ancak Sayın LAvrov’unçabalarına ve Cenevre’deki kararlara rağmen diplomatik süreç işlemedi. Belli kiLavrov Suriye halkını el kaide olarak görüyor. Onlara göre islamı yaşayan hertoplum terör. Bu anlayıştakilerin egemenliği artık yıkılacaktır. Rusya birdençöküş yaşayacaktır. İnsanların öldürülmesini normal gören küresel güçler sadecekendi destekçilerini ve sömürgelerini korumaktadırlar.

· AmerikaBirleşik Devletleri’nde Kongre’nin üst kanadı Senato, aylardır tartışılan silahyasasının sıkılıştırılması yönündeki tasarıyı görüştü. Boston’daki kanlısaldırıların hemen sonrasına denk gelen oylamada, silah edinmek isteyenler için‘özgeçmiş kontrolü’ öngören yasa değişikliği reddedildi. Başkan Barack Obama,ülkedeki güçlü silah lobileri için bir zafer anlamı taşıyan bu neticekarşısında sert tepki gösterdi: ‘Bugün olan şey, tehlikeli suçluların özgeçmişkontrolü yapılmaksızın silah satın almasına imkan sağlayan boşluğun olduğu gibimuhafaza edilmesinden ibaret. Bu çocuklarımızı daha güvenli hale getirmedi.Nihayetinde bugün Washington için oldukça utanç verici bir gündü.’Bostonsaldırısı Silah lobisinin bir tepkisiydi. Düdüklü tencereyle gerçekleştirilenbomba ile basit malzemelerle de bomba yapılabilir mesajını vererek hem desenatodan geçirilmesine tepki olarak koydukları bir sert duruş sergilediler. Busilah tüccarları dünya haramilerinin başıydı.
· Ürdün´ünbaşkenti Amman'da da hükumet karşıtı gösteriler vardı. Ülkedeki işsizlik veekonomik krizden şikayet eden göstericiler yeni kurulan hükumeti protesto etti.Göstericiler yeni dönemde hükumetten reform çalışmaları yapmasını istiyor.
· Afganistangelecek yıl yapılacak Devlet Başkanlığı seçimine hazırlanıyor. Karzai'nin, yeniden aday olamayacağı seçimler, ülke için kritik önemesahip..100 bin NATO askerinin görev yaptığı Afganistan'da, birliklerin ülkedençekilmesinden sonra, Afgan güçleri, ülke güvenliğini tek başına sağlamakzorunda kalacak. Yeni Devlet Başkanı da bu süreci yönetecek..Bu ortamda,Türkiye'nin öncülüğünde başlatılan, Afganistan'da güvenlik ve istikrarıamaçlayan "İstanbul Süreci" toplantısı Kazakistan'da yapıldı.Toplantı için Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Almatı'daydı..
· Dünyanınen kalabalık iki ülkesi Hindistan ile Çin arasında sınır gerginliği yaşanıyor. Hindistan, Çin'in sınır ihlali yaptığını iddia ediyor. İki ülke, 1962yılında, benzer bir anlaşmazlık sonrası savaşmış, binlerce Hint ve Çin askeriölmüştü.62 Savaşı'nın ardından, zaman zaman sınır anlaşmazlığı yaşayanHindistan ve Çin, sorunu diplomatik yollarla çözüyor.
· Pekçok ülke sınır sürtüşmelerine, hava sahası ihlallerinden dolayı kavgalara sürükleniyorlar.Uluslardaki bu savaş mantığı ne zaman bitecek. İnsanlardaki saldırganlık nezaman eriyecek.
· Polonya'nınbaşkenti Varşova'da düzenlenen bağımsızlık günü yürüyüşü şiddet olaylarınasahne oldu. Aşırı sağcı grup, solcuların kontrolündeki bir işgal evinesaldırdı. Polisin müdahalesi sonrası çok sayıda gösterici gözaltına alındı.Görüldüğü gibi inananlarla inanmayanların mücadelesi her yerde sürmektedir.Kimi ülkelerde bu mücadele mezhep savaşı halinde, kimi bölgelerde din savaşı(Müslümanlık-hristiyanlık), kimi bölgelerde etnik ayrımcılıkla ama sonuçitibariyle iktidar-muhalefet ilişkisiyle bu mücadele küresel olaraksürmektedir. İnananlar ile inanmayanların mücadelesi her toplumda vardır.Evrensel değerlere sahiplenen millet vesayetin baskısını mutlaka kıracaktır.

  • Demokratikleşme, barış ve bereket birlikte hareket eden üç kardeştir. Barışı inşa etmek zor oluyor ama yıkmak çok kolay. Sürekli barışın hizmetkarlığını yapanlar Tanrı gözünde değer bulur. Bu nedenle Anadolu’nun öncülüğünde Ortadoğu sürekli yükselmeye devam edecektir.


- - - Flood Önleme Sistemine yakalandınız :) - - -

DÜNYA TARİHİNİN SONU
· Yeryüzünde insanlık her geçen yüzyılda daha kötüye gitti. Dinayrımcılığını, mezhep ayrımcılığı takip etti. Sonra da köken, ırk ayrımcılığıile insanlık en kötü hale geldi. Tüm bu ayrımcılıkların temelindeötekileştirerek sahiplenme, hırs ve dünyayı kazanma çabası vardı. Her bölgedesahiplenen ayrımcılar kendi vesayetlerini kurdular.
· Avrupa Kıtası'ndaki gen yapısına ilişkin en kapsamlı araştırma ilginçveriler ortaya koydu. Uluslararası bir grup tarafından yapılan gen çalışması,Avrupa’nın gen yapısında 4 bin yıl önce gizemli bir kırılma olduğunugösteriyor. Avrupa’daki ilk çiftçiler de gen haritasına göre Anadolu kökenli.Yani Eski dönemde Anadolu’da yaşayan gog ve magog adındaki halklardır. NatureDergisi’nde yayınlanan bir makalede Avrupa’nın genetik yapısının 4 bin ya da 5bin yıl önce ani bir değişim yaşadığı ve Avrupa DNA’sının değiştiğine ilişkinbilimsel veriler paylaşıldı. Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde bulunanEski DNA Merkezi’nde çalışmayı yürüten Alan Cooper, “İlginç olan bu ilkalt-Avrupa kültürünün 4 bin 500 yıl önce yer değiştirmesi ve bunun çok açık vebaşarılı bir şekilde yapılmış olması. Büyük bir şey meydana gelmiş ve bununarkasındaki şey ne biz onun peşindeyiz” dedi. Aslında bilim adamları o dönemdeZulkarney’nin Gog ve Magogu kovduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.
· Zulkarneyn peygamberden binlerce yıl sonra gog ve magog milletleri kazanmave yayılmacı anlayışlarıyla tekrar eski topraklarına geldiler. Bozgunculuk üzerinden kazanma çabaları veyayılmacılığı sürekli devam etti. HattaGog’un torunlarında Ram’ın soyu yani Rum kolu Anadoluya gelip yerleştiler. Bu arada büyükpeygamberler geldi geçti. Yeni dinler yaşandı en son bölgesel de olsa İslamegemenliği yaşandı ama din ayrımcılığı yeryüzünde çok etkindi. Müslüman halklarher bölgeden göç etmek zorunda kalmışlardı. Çünkü inananlar yeryüzünde süreklibaskı gördüler. Müslümanlar rahat bırakılmadılar, Kafir ve münafıklarısaymazsanız Nasaranın, budacıların, Zerdüştlerin baskı ve saldırılarındanyılmışlardı. Yerleşecek toprak bulamamışlardı. Peygamber dönemi olan 600’lüyıllardan sonra 900 ve 1000’li yıllarda inananlara bu baskı iyice arttı. Buhalk Tevrat tabiriyle Tanrının İsrail halkıydı. Bu halklar Türklerinöncülüğünde 1071’den sonra 12 kol olarak Anadoluya girdiler ve yerleşmeyebaşladılar. Bahsettiğimiz gibi o dönemdeNuh’un isyancı torunları olan Gog ve magog’un nesli Anadoludaydı. O dönemgüçsüzlerdi ama sayıca çoklardı ve Türklerin gelişleriyle kuzeye ve batıyagiderek yerleştiler. Bugünün Avrupasını ve Rusya’sını oluşturdular.
· Batıda yükselen antisemitizme verdiği bir tepki şeklinde başlayanSiyonizm, inandığını sanan ve dünyayı isteyerek menfi birlikteliği olan birtopluluktur. Osmanlı anlayışı insanlığa zarar vermeyen iyi niyetin ve adaletintemsiliydi. Bu anlayış şeytanınegemenlik anlayışı olan Siyonizm’e tepki göstermişti. Buna da antisemitizmdediler. Avrupa’da Siyonizme destek veren halklar, Hristiyanlığı savaşla yaymaanlayışını ibadet sanarak dünyaya hükmetme, ele geçirme yarışı başladı. Yahudianlayışını kullanarak başladılar. Ancak hakkın karşısında yani Yahudianlayışının karşısında olarak batıl cephede yer aldılar.. Dünya’da ve Avrupa’dainanan halklar bu Siyonizm dalgasıyla mücadele etmişlerdi. Zamanla Siyonizmgüçlenerek hakim güç halini almıştır. Ve 11 Eylül ile en parlak döneminiyaşamıştır.
· Siyon, Tevrat'ta Tanrı tarafından Yahudilere vaat edilmiş bir ülkedir.Ama bu Yahudiler günümüz dinsiz Yahudileri değildir. Tanrı yasalarına bağlıkalan ve dünya için mücadele etmeyen mazlumlardır. Günümüzde arap baharıylabaşlayan özgürlük uyanışı demokrasiye ve barışa sahip çıkmakla kemaleerecektir. Bu öncülüğü yapan bölge siyon yani şam yani İstanbuldur. Kötü yönetimler altında ezilmiş mazlum halklarfrangalarından kurtuluyor. O dönemde ki Siyon, barışa ve adalete sahip çıkandoğrulukla mücadele eden inançlı bir bölgeydi. Siyon’u Yahudiler konum ve yerolarak algılamıştır. Halbuki öyle değildir. Müslümanlar da Mehdi’nin Medine’dençıkacak beklentisinde ve bu bölge ile dünyaya hükmedileceği söylenmektedir.Aslında Medine halkı mazlumlara kucak açan, inançlı özelliğine sahiptir.Türkiye halkı bu şehirlerle tamamen benzerlik göstermektedir. Bu günümüzünTürkiye’si tanrının vaat ettiği Siyon’dur. Ve Müslümanların Medine’sidir.Çağlar öncesinden yerler misaller bulunduğu konum amacıyla değil özellikleriyleanlatılırdı.
· Tarih boyunca peygamberleri öldüren vesayet kendini Tanrı yolundasanırdı. Günümüz Yahudiliği, tanrı karşıtı ve şeytan taraftarlarındanoluşmuştur. Tanrının dinini yeryüzüne yerleştirmeyi hedefleyen bu anlayış;doğruluk çizgisinden ayrılmış dünya egemenliği için çalışan ve zulmeden biranlayış haline gelmiştir. Kutsal kitaplara göre Yahudiler Dünya içinçalışmazlar hatta Ahiret için çalışırken baskı görürler ve tanrı onlarıkurtarır ve yeryüzünü onlara varis bırakır. İşte Günümüz Yahudiciliği yeryüzünesahip olma çabası ve bununla zulmetme yetkisi bulmuş zalimlerdir. Ne büyüktezatlıktır ki bu çarpıklığı anlayamamışlardır. Ahir zaman Yahudiliği olangünümüz Yahudiliği yani siyonizm, Tanrı ve Ahiret için çalışmak yerine dünyaviamaç için çalışan şeytani güçtür. Günümüz yahudiciliği ötekileştiren,ayrımcılık yapan bozgunculuktan kazanan anlayıştır. Tanrıdan çok inançsızegemenlere hizmet eden ahiret hedefinden çok dünya hedefi kuran hukuksuzlardanoluşmaktadır.
· İnançsızların Yahudilik çatısında buluşarak dünya egemenliği içinmücadelesi uzun zamana dayanmaktadır. Son dönemlerde Osmanlı’nın gerilemesiyleOsmanlı ve din karşıtlığı iyice ortaya çıkmış, İslam’ın doğduğu dönemin rövanşıalınmak istenmiştir. 600’lü yıllarda dünyaya egemen güçler dini bahane ederekyönetimlere sahipti. Halkı sömürüyor, dini kullanıyor ve insanlığa zararveriyorlardı. Tanrı Arap yarımadasına elçisi Muhammedi, dinini ilan etmesi içingöndermişti. Dönemin vesayetçileri aynı zamanda dini liderleri sırfkıskançlıklarından ve saltanatlarından dolayı ona karşı çıkmışlardı. HalbukiMuhammet onları doğru bir yola, barışa ve adalete çağırıyordu. Üstelik onlarındinlerini doğruluyor ve destekliyordu. Ancak hakka uymadıklarını söylüyordu. Dönemindinsel baronları ve sistemlerin sahipleri ona karşı mücadele etmişlerdi.Böylece tanrının dinini karşılarına almışlar dünya kazancı karşılığındaahretlerini ve ardındaki büyük kitleleri yoldan saptırmışlardı.
· Siyonizm'in başlangıcı kabul edilen 1897 yılından önce bile kendileriniYahudi olduğunu ilan edenlerin Filistin topraklarına göç ettiği görülmüştür.Filistin'e ciddi Yahudi göçü 1882 yılında başlamıştır. 1890'lı yıllarda,Theodor Herzl Siyonizme yeni bir ideoloji ve fiili aciliyet katarak, DünyaSiyonist Örgütü'nün (WZO) oluşturulduğu 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrindedüzenlenen ilk kongrenin toplanmasını sağladı. Herzl'in amacı, Yahudi devletihedefinin elde edilmesi için gerekli hazırlık niteliğindeki adımlarıbaşlatmaktı. Herzl'in Filistin'i hakimiyeti altında tutan Osmanlı yöneticileriile bir siyasi anlaşma yapma teşebbüslerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıüzerine başka hükümetlerin desteği arandı. Filistin'de küçük ölçekliyerleşimlere destek veren WZO, Yahudilik duygusu ve bilincini güçlendirmeye vedünya çapında bir federasyon kurmaya odaklandı. Abdülhamid ve yakın çevresi ileSiyonizm'in en önemli ismi olan Herzl arasında 1896'dan başlayarak altı seneboyunca yoğun temaslar yaşandığı kanıtlanmıştır. Osmanlı Arşivleri'nden 19Nisan 1900 tarihli bir belge de Abdülhamit Yahudi göçüne izin verilmiyor.Siyonizm öncesinde, Yahudilerin Kutsal Topraklara dönüşü fikrinin Hıristiyanlartarafından desteklenişi uzun bir tarihe sahiptir. Siyonizme destek veren ilkünlü isimler arasında, Britanya Başbakanları David Lloyd George ve ArthurBalfour, ABD Başkanı Woodrow Wilson ve Siyonizme destek vermeye yönelikfaaliyetleri yüzünden Britanya Ordusu tarafından Filistin'de görev yapmasısüresiz olarak yasaklanan Orde Wingate de bulunmaktadır. CarletonÜniversitesi'nden Charles Merkley'e göre, Hıristiyan Siyonizmi 1967'deki AltıGün Savaşı'nın ardından kayda değer ölçüde güç kazanmıştır ve başta AmerikaBirleşik Devletleri'ndekiler olmak üzere, birçok dönemselci Hıristiyan, bugünSiyonizme güçlü destek vermektedir. Görüldüğü gibi Dünyacı anlayışın kademekademe güç kazandığını tespit edilmiştir. Ardından patlak veren birinci dünyasavaşının arefesidir 1800lü yıllarda yaşananlar. Tanrı tarafında olduğunu iddiaedip tanrının israel krallığını kurmak için çalışanlar insanlığa ve adem’insoyuna zarar vermekteydi. Halbuki tanrı bu krallığı kendisi kuracaktı. Tarihhep böyle örneklerle doludur.
· Coğrafi keşifleradıyla hırsızlık ve gasp meşrulaştırıldı. Çetelere ve korsanlara, ticaret yapankoloni dediler. Delikli demirle öldürmeyi kolay bulanlar öldürerek vegasbederek sahip olmaya başladı. Avrupa ve kuzeyi ülkelerden gemiye binerekuzak kıtaları yağmalayanlar sürekli ganimetlerini ülkelerine taşıdılar. İnsanköle, elmas, altın ticareti yaptılar. Bir dönem bu sürdü sonra petrolükeşfettiler. Ve kazanma yarışı gittikçe daha kötü hale geldi.
· 1.dünya savaşındaüçlü itilaf devletleri olan İngiltere-Fransa-Rusya dünyada karanlık bir dönembaşlattı. Ve ardından dünya için hırslanan yağmacıların kurduğu Amerika devletidünyayı kötü bir hale getirmiştir.
· Barışın en büyükdüşmanı Fransız ihtilali olmuştur. Ulus devlet anlayışı çok yanlıştı vesaçmalıktı. Fransız ihtilalinin ortaya çıkardığı milliyetçilik iflas etmiştir.Sürekli ayrışma ve her egemen kendi saltanatını kursun anlayışı eksik vehatalıydı. Irkçılık ve ayrımcılık savaşları ve ölümleri getirdi. Halbuki hepsiAdem’in evlatlarıydı.
· Sanayi inkılabı silahlanma yarışını getirdi. Sosyal alandaki gelişmelersilah alanından çok sonra gelişti. Bu işğal aynı zamanda halkın örf adet vekurallarına da bir işğaldi. Yani evrensel değerler çiğnenme şamasına gelmişti.Yeni yönetimler halk karşıtı, kanunsuz devlet statüsündeydi. Silah üstünlüğünüele geçirenler evrensel anlayışla değil de batıl bir çabayla işgal etmeyebaşladılar. Her yerde halka karşı işgal vardı. Napolyon’un Mısır’ı işgaletmesiyle ilk kırılma gerçekleşmişti. Anadolu’yu cumhuriyet döneminde işgaletmeye kalkmışlardı. Birinci dünya savaşı sonrası bir işğaller zinciri yaşayandünyanın yönetimleri zorbaların ve inançsızların egemenliğine geçmişti.
· İnsanlık tarihine baktığınızda yeryüzünde benzer ve sayısız dünyasavaşları gözlenmiştir. Bu savaşlar aslında iyilerle kötüler arasındayaşanmıştır. İyilerin egemenliğine peygamberler öncülük etmiştir.
· Osmanlı-Rus savaşları inananların bozguncu rus halkıyla savaşıydı. Rusya silah üstünlüğüyle ve hırsıyla Ortadoğu’yave dünyaya çok zulmetti. Silah üretti ve sattı. İpleri hep elinde tuttu.Bölgeye egemen oldu. Rusya balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’nun bir kısmındaetkili bir ülkeydi. Suriye, İran,Kıbrıs, Yunanistan Rusya’nın etkisindeydi. Ruslar inançlı Anadolu halkının son kalıntılarınıda 1910’lu yıllarda ortadan kaldırmak istemişti.
· Kudüs'ün İngilizler tarafından 1917 yılında alınmasından sonraİngiltere'nin Fransa ile birlikteliği çıkarlar doğrultusunda sürmeye devametmiştir. Bu birliktelik 2017 yılında son bulacaktır.
· İngilizlerin kurtuluş savaşında Osmanlı halkını yok etmek için dünyanınher yerinden topladıkları askerleri harekata hazırladılar. Halkları veaskerleri aldattılar. Hint,Avustralya,Anzak hatta Müslüman birlikleriningetirilişi Osmanlıyı yıkmak için şeytani bir tasarıydı. Osmanlı’nın 1918 Eylül ayında büyük MegiddoSavaşı Osmanlının yenilgisi ile sonuçlanmıştır. İnananlar kurtuluş savaşında yenik düştüler.Kalanları da aldatarak halka karşı 1923’de kendi cumhuriyetlerini zorbalıklailan ettiler.
· Dünya savaşında İngilizler Fransızlar ve Ruslar çok büyük oyunlaroynadılar. Ulusları birbirine kışkırttılar. Ortadoğuyu ve Arap yarımadasınıkarıştırırken Yunanlılarla Türkleri oyaladılar. Yunanlılar hayalperetti vehırslıydılar. İngilizler, Anadolu halkının başına Yunanlıları sardılar veonlara çok yalan vaat ettiler. İngilizler Arapları aldattı. Taraftarlarınasilah temin ettiler. Yeni yönetimleriyle ticaret ve koloni anlaşmalarıyaptılar. Böylece inanan mazlumlar muhalif konumuna düştü. Böylece her ulustainananların anlayışı yıkıldı. İnançsızların devlet üzerinden hakimiyetibaşladı. Yasalar değiştirildi ve manevi değerleri yıprattılar. Zamanla bölgeye veyeryüzüne düşmanlığı yaydılar. Osmanlı İmparatorluğunun dağılış sürecindekisavaşlar sonucunda inançsız yönetimler yeryüzüne hakim olmaya başlamıştır.İnanan yönetimlerin mücadelesi olsa da inançsızlar ve yönetimleri zaferkazanmaya devam etmişlerdir. Arap baharıyla tam tersi süreç başlamıştır.Diktatör yönetimler ve saltanat sürenler bir bir yıkılmaktadır.
· Osmanlının yıkılışıyla yeryüzünde kardeşlik, barış veadalet anlayışı da yıkılmıştır. 1789 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe bir savaşaçıldı. Ve sülalecilik, köktencilik üzerine kurulu ulus devlet anlayışı ortayaçıktı. Yeryüzünde düzeni sağlayacak merkezi bir otorite olmayınca beyliklerdönemine benzer ülkeler dönemi başladı. Güçlünün zayıfı ezdiği, savaşların,çatışmaların ve mücadelelerin yaşandığı bir dünya haline geldi. İnsanlığa sahipçıkacak, adaleti ve huzuru sağlayacak bir küresel devlet kurulana dek bumücadeleler sürdü. Bir ara ABD bunu sağlıyor sandık gördük ki küresel terörünnedeni ABD’nin yönetim anlayışıydı. Silah, petrol ve savaş siyaseti üzerindenayakta duran bir ülkeydi. ABD’nin ulusal çıkarları için yeryüzünün kaostaolması gerekiyordu. Barış ve adalet adını kullanarak savaş ve silah siyasetiyleayakta kalmaya çalışan bir imparatorluktu.
· Osmanlıyıkötülemenin her yolunu kullandılar. Padişahlar arasında kardeş katli vaciptirgibi saçmalığı tarih kitaplarına koydurdular. Padişahları haremli uçkurunadüşkün gösterdiler. Gerçekte böyle bir şey yokken harem zırvalığını uydurdular.Kellevurduran padişahlar, gönül eğlendiren ve zevklerine düşkünmüş gibi gösterdiler.Osmanlıyı kötüleme anlayışı Avrupa’da Amerika’da olduğu gibi ülkemizde de aynı anlayışıtaşıyan zihniyet vardı. Bu zihniyet doğruluğu ve dini emirleri reddeden inançsızlarınanlayışıdır. Barbar Türkler anlayışıyla muhteşem Süleyman dizisinin anlayışıaynıydı. Savaşmayı seven Osmanlı, savaş isteyen Türkler gibi gösterilmesibilinçli provakasyondu.
· Osmanlı devletiaynı zamanda İslam dünyasının da önderiydi. Osmanlı sultanları halifeydi. 1919yılında Osmanlı çökerken insanlar kendi aralarında para toplayıp, ekonomikyardımda bulunmak istediler. Sonra insanlık karanlığın içine gömüldü.
· Osmanlı’nın diniliderliğini korumak için Hilafet hareketi ortaya çıkmıştı. Hindistan’daki buhareket Güney Afrika’daki Müslümanlar’ı da etkiledi. Osmanlı’nın dini liderliğiyüzyıllar sürdü, sadece 1919’dan sonra yıllardır Osmanlı’nın bu liderliğiyoktu. Bu liderlik Türkiye ile bugünlerde yeniden doğdu. Ama bu liderlik sadeceislamı kollamıyordu. Tüm insanlığı ve tüm dinleri kapsıyordu.
· Avrupa Yahudilerinin (Avrupalı inançsızların) kıtanın dört bir yanında inananlarınadaletine ve barışçı tavrına yani Osmanlı anlayışına yükselen tepkilerinartması siyonizmi doğurmuştur. Gerçekinananların ve mazlumların antisemitizmle kendilerini inananlar olarakniteleyen hukuksuzlara(Siyonistlere) bir tepki olarak doğmuştu. laik inançsızların temeli din düşmanlığıyapmaktı. Dini ayırırken dinsiz ve kuralsız devlet anlayışlarını yönetimlereyerleştirmişti. Siyonizm, dinkarşıtlığıyla çıkılan amaçta modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur.Çünkü din milliyetçiliği yapılmaktadır.
· T.Erdoğan'ınfarklı kültürleri anlamak gibi bir toplantıda Siyonizm ile anti-Semitizmarasında kurmuş olduğu bağlantı karşısında dehşete düştük" diyenler yıllarca kendizulümlerini anlayamayacak kadar kör idiler. Onlara silah gücüyle zulmederekyönetme gücünü kim verdi. Tanrı mı hayır tanrı böyle bir yetki vermez, onlar şeytanauydular. ABD kongresinden bazı üyeler Başbakan Erdoğan'a bir mektup yazmış vebu sözlerini geri almasını istemişlerdi. Basbakan doğru söylemiştir. Hatta dahailerisine gidip Siyonizm ile terör aynı şeydir demeliydi. Küresel bozguncularbu gerçekle mutlaka yüzleşecekler.
· Hristiyanlığıniçinde şeytanın yoluna uyan Protestanlar bir dönem sonra aşırılığa giderekzamanla evangalizmin yolunu tutmuş ve Savaş tanrısı şeytanın ardınadüşmüşlerdir. Hak yolda olduğunu söyleyen bu yağmacılar Tanrıya ve dininedüşmanlık etmekteydiler.
· Antizemitizm (Yahudi karşıtlığı) Osmanlı’nın gerileme ve dağılmadöneminde haksızlığı ve silahı yol edinmiş gog ve magog anlayışındakiinsanların ortaya çıkışında Avrupa halkının verdiği tepkidir. Yahudi düşmanlığıOsmanlı yıkılırken iyice etkinleşti. Ama onlar gerçek Yahudi değildiler.Kendilerini Yahudi ilan eden Tanrı karşıtlarıydılar. Gerçek hayatta müthiş birtezatlık vardı. Tanrının dinini savunanlar dinsizliği yol edinmiş halklarolarak karşımıza çıktı. Dini uygulamayan ama dini çıkarlarına alet etmişyahudilik anlayışını gördük. İnsanlığasahip çıkıyormuş gibi görünüp insanlara sıkıntılı bir düzen ve insanlık karşıtıbir dönem gördük. İşte inananların inançsızlara tepkisine antisemitizm yaniYahudi düşmanlığı denildi.
· Antisemitizm, insanlığa sahip çıkan Tanrı taraftarıdır. İnananların ‘Dünyaiçin Yahudilik ‘anlayışına verdiği bir tepkidir. İyi bir düzene karşı çıkan veİsrailoğulları olduğunu iddia edenlerin azgınlığına karşı doğmuşturantisemitizm. Doğru yolu terk etmiş anlayışın karşısındadır antisemitizm.Yahudilik dünya için mücadele eden, yönetimi zorbalıkla yürüten, hedeflerineulaşmak için insana ve insanlığa zarar veren hukuksuzluğu yol edinmişegemenlerin vesayet ve saltanat kavgasıdır. Siyonizm dünyayı savaş alanınaçevirmiş, baskıcı yönetimler getirmiş, petrol ve yeryüzü hazineleri içinmücadele etmiştir.
· Gog ve MagogAnadoludan kuzeye göç etmiş iki kavim. Bunlar İngiltere ve Rusya’dır.Bozgunculukta öncülük eden bu iki kavime yeryüzündeki tüm inansızlar herulustan destek verdiler. Böylece küresel egemenlikleri gerçekleşti.
· İblisin temel felsefesini uygulayan İsrail anlayışı. :İblis dünyayı tercih etmiş bir insana sen tanrı için mücadele ediyorsun diyorve Yahudi olduğuna inandırıyor. Sonra da öğüt veriyor."Evlat bir bahçeyesahip olacaksın. O bahçeyi öyle büyüteceksin ki, orası senin ve kardeşlerininvatanı olacak. Sen o vatanın kralı olacaksın. Başka vatanların krallarıkraliçeleri senin emrinde olacak. Dünyadaki herkesi o bahçede yetişenlerlebesleyeceksin. Bahçende yetiştirdiklerini istediğine vereceksin. İstemezsen vermeyeceksin.Dilersen, aç kalıp ölecekler. Ekmek isteyene tohumu sen vereceksin. İstemezsenvermeyeceksin. Almak için ayaklarına kapanacak, yalvaracaklar. Verdiğin tohumunmeyvesi lezzetli zehir olacak. Bir tarlaya bir kez düşecek. Hasadı tek olacak.Yine kapına gelecekler, yine yalvaracaklar. Sen istersen vereceksin. Kendin vekardeşlerin onlara verdiklerinden yemeyeceksin. Kendin ve kardeşlerin içintohumu kendinden çıkan ürünler yetiştireceksin.""Bütün insanlığıhasta edeceksin, sonra onlar kapına gelip derman dilenecekler. İlacı sendeolacak. Dilediğine vereceksin, istemezsen vermeyeceksin. Dilersen yaşayacaklar,dilemezsen ölecekler.""Sen bütün dünyadan çok olacaksın. Az olsan daçok olacaksın. Sen herkes olacaksın, ama hiç kimse sen olmayacak. Sen acıtacaksın,ama o bağırmayacak. Acıtan da bağıran da sen olacaksın. Onları azaltacaksın,ama sen savaşmayacaksın. Sen yeryüzüne savaş tohumları ekeceksin. Başkalarınabiçtireceksin."
· İslam dünyası kendi meselelerine kendisi kafa yoracak vekendi enstrümanlarını kendisi geliştirecek bir noktaya gelmezse sıkıntılaryaşanmaya devam edecek. Her bölgede halk insani odaklı yönetimleri kurmakzorundadır.
· Hangi millet vetoplum ne olursa olsun barışa adım atıyorsa tanrının rahmetine mazharolacaktır. Savaş isteyenlerle barış isteyenler inananlarla inanmayanlarıntemelini oluşturmaktadır. Kötülüğü, kargaşayı ve insanların arasınınbozulmasını isteyenler şeytanın yolunu tutmuştur. İyiliği, esenliği vekardeşliği inşa edenler Tanrının yolunu tutmuştur.
· Irk ve inanç ayrımcılığı yapanlar hep insanoğluna zarar verdi. Geçmişinhesabı hukukla sorulacak. Aralarında husumet olanların Silahları bıraktırılacakve barışta buluşacaklar.
· Değişim içinkılını kıpırdatmayan zihniyet değişimi yapmaya çalışanları tehdit olarakgörmektedir. Kazançlarının ellerinden gideceğinden korkan baskıcılar değişimedirenmektedir. Değişimin önünü tıkayanlar hiç yorulmadan kolayca gelirlerikendine akıtarak halkın üzerinden kazanıyordu. Mazlum halkın üzerindenkazananlar baskıcı ve kapalı rejimi sürdürüyorlardı. Dünya son yüzyılda buanlayışla yönetildi.
· Eski sistemyozlaşmış ve köhnemiştir. Yeryüzünün kaynaklarına sahip olmak için her yerekendi adamlarını atayan ve sömürgecilik anlayışıyla dünyayı yöneten sistemartık çökmüştür. Gerçekten insanlığa hizmet etmek isteyen seçimle gelen veçalışma aşkında olanlar yeni sistemin sahipleri olacaktır. İnsanlar içinsorunlara eğilen, problemleri çözen hiçbir kirli hesap derdinde olmayan biranlayış yeni düzenin mimarı olacaktır.
· Dünyada kapalı,köhnemiş bir rejim var. Kötü sistem azınlığı zengin ederken çoğunluğu esiralmış. İnsanlar her alanda sıkıntı çekiyorlar. Bu kötü düzenin sahipleritanrıya inanmıyor. İnsanlara haksızlık ve ölümler üzerinden kazanmayı yoledinmiş. Dünyada insana sahip çıkan merkezi bir güç ve halk desteği olmayıncameydanı boş bulan güçlüler dilediklerini yapmışlar. İnansızların egemenliğiböyle başladı. Ve insanlara zulmettiler. Ne vicdan ne de hesap sorulmadüşüncesi vardı. Hesap sorulamamazlık ve sorumluluk olmayınca yeryüzüne kötülükyayıldı.
· Bir taraftayiyecek bir dilim ekmek bulamayan yığınlar, diğer tarafta tıka basa doyan,yiyemediğini de çöpe atan bir kitle var. Bu sürdürülebilir, adil bir tablodeğildir. Kalkınma ya da refah da değildir. Bu hırstır, tamahtır,açgözlülüktür. Dünya malına sahip olmak için zulmü seçenler bu tabloyuoluşturmuştur. Gelir uçurumu geçmiş 200 yılın sonucudur. Zengin daha zenginfakirin daha fakir olduğu dönemler geçmişte kalacaktır.
· İnsanlıkkardeşliği böyle mi yaşayacaktı. Elbette tanrı kimilerine fazla kimilerine azverecektir. Kimileri işveren kimileri işçi olacaktı. Kimileri zengin kimilerifakir olacaktı. İnsanlar paylaşmasını ve kardeşliği başaramadılar. İnsan türükendi kardeşlerine dünya malları için mi zulmetti. Bunca ölümler suçlar dünyayasahip olmak için miydi. Tanrı dilerse evrende milyonlarca dünya var edebilirdi.Dünyanın sinek kanadı kadar değeri yoktu. İnsanın aldandığı şey ne idi. Allahher durumda insanı sınar. Paylaşmak kardeşliğin temelidir.
· Terör diyeadlandırılan halk hareketlerinin gerçekte doğru bir hak arayışı olduğunugöreceksiniz. Tarlalarına Topraklarına kaynaklarına el konulan ve sefalete veiç savaşa bırakılan halklar özgürlük mücadelesi vermektedirler. TanrıOsmanlının tekrar doğmasına izin verdi. Yeryüzü karanlık ve kötü bir dönemyaşadı. İnsanlar gerçekleri daha iyi anladı. Bir aydınlanma çağı yaşanmaktadır.Yeryüzünün gizlilikleri ortaya çıkıyor.
· Yeryüzündeki milletler üzerine planlanan oyunlar ve zulümler bir türlüsona ermiyor. Bu durumun en önemli sebebi asırdan asıra farklılık gösterensömürgeci anlayışın hâlâ devam ediyor olmasıdır. Sömürgecilik ve Ortadoğuüzerine Batı'nın sömürgeleştirme proğramı uygulandı.
· Sömürgecilikdünyanın son 250 yılına damgasını vurmuştur. Tarih boyunca birçok tarifiyapılmıştır. Kimileri kullanma, kimileri aldatma, demiştir. Bir Afrikalı"Beyaz adam bizim topraklarımıza geldiğinde onun ellerinde İncil, bizimelimizde topraklarımız ve inciler vardı. Şimdi bizim elimizde İncil var. BeyazAdam'ın ellerindeyse bizim topraklarımız.’’
· Dünya tarihinde inançlıyani insani yönetimlerin en sonuncusu MS 7 ve 15. asırdır. Batı bu dönemigenellikle bir kalemle geçilen, karanlık çağlar olarak adlandır. Halbuki budönem tam da dünya tarihinde inancın kardeşliğin ve insani değerlerin korunduğuadalet, kardeşlik dönemidir. İslam ve Türkler halifelik sancağını taşımıştır.MS. 7. asırda o günün dünyasının iki hâkim medeniyetinin -Sasani ve Bizans-burçlarının dibinde bir din doğuyor ve o din, doğduğu andan itibaren bulunduğucoğrafyaya yayılarak yükselişe geçiyor. Bu bir kırılma noktası. İlk otuz seneiçerisinde bütün Hicaz Yarımadası ve ilk yüz sene içerisinde de İspanya'danÇin'e kadar olan muazzam bir coğrafyada hem ruhuyla, hem fizikiyle var oluyor.Buna İslam Medeniyeti diyoruz. İslam Medeniyeti kendi dinamikleri içinde Sasanive Bizans'a rağmen yükselen bir medeniyet olmuştu.
· Amerika kıtası Osmanlınıngüvenliğinde bir adalet ve barış dönemi yaşayan ilkel toplumlarla doluydu.Ancak bu toplumlar inançlı dürüst ve asillerdi. Kabile halinde yaşasalar dainsani değerleri bilirler tanrıya yönelirlerdi. Kimse birbirini tehdit olarakgörmez ve zarar vermezdi. Bu günkü Amerika henüz yok ve kadim dünyanınhâkimiyeti Müslümanlar ve Türklerin elinde idi.
· Kalan AvrupaViyana'yla Fransa arasına sıkışmış durumda. Ada devletteyse Anglosaksonlarbulunuyor. Bu devletler bir taraftan kendi kökleri itibariyle Yunan, Roma,Latin geleneğine, bir taraftan Hıristiyanlığa dayalı bir kimlik arayışıiçerisindedir. Bir taraftan Müslümanların fetih hareketleri var, diğer taraftaniçeride din ve mezhep savaşları, tabii afetler ve salgın hastalıklarlaboğuşuyorlar. Feodalite nedeniyle o küçücük Avrupa kıtasında yüzlerce derebeyikendi içlerinde belirsiz bir çekişmenin içerisinde. İşte bu sırada çare olarak,kurtuluş olarak dünyaya açılıyorlar. Çünkü yapabilecek pek bir şeylerikalmamış. İşte bu dünyaya açılma süreci tarihteki bir başka büyük kırılmayasebep oluyor. Dünyaya sahip olma rüzgarı ve sömürgeciliğin ilk adımlarıbaşlıyor.
· Karanlık çağdançıkarken bulunduğumuz konumu ve zamanı anlayabilmek için dünyanın son ikidönemini incelemeliyiz. Birbiriyle çok bağlantılı nedensellikler sunmaktadır. Çağlar da birbirini etkiler dünya binlerce onbinlerce yılda değişimlerle bir noktaya doğru gider. İnsanlar, insanlarıninançları, algıları yaşam şekilleri etkilenir ve değişir.
· İslam medeniyeti,Osmanlılarla zirvesine ulaştığı bir zamanda hiçbir şey yokken Batı medeniyetininyükselişi gerçekleşiyor. Tarih içerisinde bu tür kırılmalar hep oldu. Dünyatarihini anlamak isteyenler bütün tarihî kırılmaları ve kendi var oluşmecralarını nedenleriyle anlayabilirler. Tüm insanlığın hizmetkarlığını ve birliğineyönelik çalışmaları kaybeden her toplum ve yönetim yıkılışa geçmiştir.
· Avrupalıdenizcilerin bir kısmı Batı'ya gitmişti. Ama sömürgecilik çağlarının başlamasıÜmit Burnu ve Afrika kıyılarından geçerek Doğu'ya giden denizcilerle başladı.Doğu'ya gidenler Afrika kıyıları, Hicaz Yarımadası ve oradan da Hindistan'a,Çin'e, Endonezya kıyılarına uzanmışlardı. Sömürgeciliğin başlangıcı ve kırılmanoktası böyle başlamıştı. Bu tamamen siyasi ve ekonomik ihtiyaçlarlaşekillenmiş bir yolculuk neticesinde karşımıza çıkan bir şey. Avrupa'da varolabilmek için ihtiyaç duydukları her şeyle karşılaşmışlardı o topraklarda;yiyecek, içecek, altın ve diğer kıymetli madenler. Doğu'ya gittiklerinde bunailaveten bir de ipek ve baharat gibi zamanın kıymetli emtiaları var. Aslında buticaret yıllardır vardı. Ama ne değişmişti. İşte değişen hırs, inaçsızlık veküfre düşmeydi. Sapıtacak ve zulmedecek toplumlar bir boşluk arıyordu sanki birkırılma bekliyorlardı. Zamanla oluşan yeni ortamda insanlığa sahip çıkacakmerkezi otoritenin boşluğuydu. İşte bu hısızlara zemin hazırladı.
· Batı'nınyükselişi denizlere açılmayla başlıyor. Aslında denizlere açıldıkları zamanamaçları uzak kıtalardan ticaret yapmaktı. Osmanlının egemenliği vekorumacılığı azaldıkça ilkel ve çaresiz halklara karşı niyetlerini bozdular.Kötülerin kolonileri haksızlık ve zulümle hızla güçlendi. Bunlar bir çeşitkorsanlık ve yağmacılık yapmaya başladı. Zamanla iyice abartarak uzakkıtalardaki halklara saldırmaya hatta insan ticaretine kadar gitti. Afrikanınve Amerika kıtalarının zenginliklerini sömürüyor ve halklarını köleyapıyorlardı. Afrika halkı daha çok köle edilirken Amerika yerlileriöldürülüyordu.
· Başlangıçtakikatliamlar sonraki yüzyıllarda yaşananların yanında çok fazla anlam ifadeetmiyor. Doğu'ya giden Avrupalılar burada kendilerinden daha gelişmiş birmedeniyet seviyesiyle, Batı'daysa daha ilkel bir seviyeyle karşılaşmışlardı.Doğu'da ilk yaptıkları şey yerli hâkimlerden izin alarak ticaret yapmakolmuştu. O dönemin mesela, Hindistan'daki hâkimleri Babürlüler hem teknolojik,hem ekonomik olarak Avrupa'dan çok yüksekte idi. Avrupalı tüccarlar kıyıbölgelerinde kurdukları küçük kolonilerle işe başlıyorlar. Bu koloniler, tarihemâl olacak olan kolonyalizmin türemesine sebep oluyor. Yani sömürgecilik bueşikten filizlenmeye başlamıştı.
· Yeryüzü tarihinebaktığımız zaman hâkimiyet mücadelesinde din adamları, tüccarlar ve askerlerönemli rol oynuyorlar. Dini kullandılar, tüccarlarla finanse ettiler,askerlerle ele geçirdiler.
· İnsan kaynağınıda kullanarak ve her türlü kaynağı haksız yere ve zorla el koymak sömürünün enaçık tarifi idi. Güçsüzü rehin alıp, satmak ve köleleştirmek nasıl kuralolabiliyordu.
· Başkalarına aither türlü kaynağa zorla sahip olacak ama bir taraftan da kendinizi meşrugöstermek kaygısı taşıyacaksınız, bu benim hakkım diyeceksiniz. İşte bunudiyebilmek için altyapı oluşturuldu. Ticaret faslı geçiyor el koyma dönemine başlıyorsunuz. Bunu da kendivicdanınızda, bulunduğunuz toplumda ve bölgesel medeniyette haklı göstermekzorundasınız.
· Tam bu sıradayavaş yavaş yükselmekte olan natüralizm, pozitivizm gibi inançlar ve reformunbize bıraktığı tortular imdada yetişiyor. Bu sürecin sonu da tahmin ettiğinizgibi ırkçılığa kadar uzanan ve 19. yüzyılda da Darwin'den beslenen ancak güçlüolanın yaşamaya hakkı olduğu, ancak güçlü olanın yaşayabileceği bir zihnî arkaplana doğru giden yolculuk başlıyor.
· Misyonerlik,başlangıcında olduğu gibi sadece Hıristiyanlığı insanlığa yaymak için kullanılanbir tabir değil. Misyonerlik, sömürge alanlarını genişletmek için kullanılanbir araç oldu. Dönemin yerli halklarının güvenini kazanmak için bir yolbuldular. Genellikle insani yardımlarla; eğitim, sağlık, ziraî teknolojiler vebuna benzer faaliyetlerle yerli halkı aldatarak ve kullanarak dünyayayayıldılar. Misyonerlerin faaliyetlerini şirketler finanse ettiler. Bugün degeçmişte de sömürgeciliğin başladığı dönemlerde de misyonerleri götürenler,para kazanmak için ticaret yapan firmalardır.
· Eğer kendi hayattarzınızı başka bir topluma ihraç edebiliyorsanız, yani kendi kültürünüzü başkabir topluma tanıtıp, kabul ettirebiliyorsanız, o zaman kendi kültürünüzünürünlerini de tanıtıp kabul ettirirsiniz ve ona talebi yükseltirsiniz. Başlangıçtabunun en yaygın yöntemi misyonerlikti. Ama Misyonerlik günümüzde milyonlarınhedef ini ve zihnini saptırmak için bambaşka bir şey.
· Komplocular aslındadinî değil sosyo-kültürel bir değişimin peşindedirler. Müslümanları Hıristiyanyapmak gibi amaçları yoktur. Öncelikli olarak yapmak istediği şey kitlelerinkültürünü ve kimliğini değiştirmektir. Yaşam felsefelerini dünyaya empozeetmektir. Zamanla haksızlığı ve zulmü doğru yol kabul ederler. İnsanları yoldançıkarırlar. Böylece hem onları kullanırlar hem de yönetirler.
· Felsefi açıdansömürgeciliğin askerî ve siyasî ve psikolojik üç boyutu var. Hemen her insandaolan bencillik, egoizm ve psikolojik unsurun içinde ırkçılık da var."Benim temsil ettiğim ırk, kültür ya da medeniyet üstündür!"anlayışı. Sömürgeciliğin varlık nedenlerinden en önemlisidir. Sömürgecilerdünyanın herhangi bir yerine uzandıkları zaman oradaki öncelikli hedef ekonomiksömürüdür. Buna dinî boyutu da ilave edebilirsiniz. Ama asıl amaç dünya ticaretinehâkim olup yönetmektir.
· Osmanlıegemenliğini kaybedince insani değerlere sahip çıkan otorite yıkılmıştı.Batı’da güçlüler kıtalardaki ilkel halklara baskı kurdular. Delikli demire vegelişmiş silahlara sahip olanlar mazlum halklara üstünlüğün etkisiyle kolaycahükmedildiğini gördüler. Aldatarak, uyutarak halklara hükmetmeye başladılar.Zamanla baskılarını ve yandaşlarıyla ticaretlerini artırdılar.
· İyilerinegemenliği yıkılıp, kötüler dünyaya egemen olmaya başladığında birtakım iyiniyet ve insani değerleri de kullandılar. Kendi yandaşları adına kullanılaninsani değerler diğer insanlar için zulüm oluşturuyordu. Zamanla yayılıpgenişlemeye başladılar. Kötüler dünyaya egemen oldukça insanlar parçalandılar.Düşmanlık ve savaş yeryüzüne yayıldı.
· Misyonerler,sanki insani gayelerle dini görev için hareket ediyorlardı. Belki kendileri deekonomik güce sahip baronların yönlendirmelerinden haberleri yoktu. Diniamaçları kullanarak kendi içlerinde kandırılanlar oldu. Gerçek amaç dışarıyaaçılma, kazanma, dünyaya sahip olma idi. Avrupalı din adamları, askerler vebaronlar insanlığa hizmet için değil onlara hükmetmek için hareketegeçmişlerdi.
· Bir taraftanticaret yaparak batı'nın kültürünü ihraç etmek üzere farklı kıtalarayöneldiler. Kıtalarda yerli halk arasında yaşayarak zamanla yeni bir düzenkuruldu. İnananların, iyilerin karşısında olanlar ve Osmanlı düzeniniistemeyenler uluslar içinde daima vardı. Kötüler, iyilerin egemenliğinde deolsa varlıklarını sürdürürler ve iktidar olacak bir ortam yakalayamamışlardı.Küresel bir hareket ile iyilerin çöküşe geçtiği dönemde her ulus içinde kötülerinhareketi ortaya çıktı. Her ulusta yandaş hükümetler kuruldu. İnançlı halklarzamanla bastırıldılar. Kitlesel sömürü hareketleri kendiliğinden oluşmayabaşladı. Çünkü inanmayanlarda bir dünya yarışı başlamıştı. Doğu'da, Afrika veOrtadoğu’da Batı'nın ürünlerine talep yükselmeye başladı ve böylece batı'nınürünleri satın alınmaya başladı. Yeni dönemin dünya haritasına şöyle birbakacak olursak; gemiler Avrupa'dan Batı'nın ürünleriyle Doğu'ya gidiyor,Doğulular bunları satın alıyorlar, sonra o paralarla Batılılar Doğulularınemtialarını alıyorlar. Böylece rövanş gerçekleşmiş oluyor ve gittikçegenişleyen sömürü düzeni de bu şekilde başlamış oluyor. Kolonilerin sınırlarıgenişledikçe nüfus artıyor, kurumlar yapılanmaya başlıyor. Artık Çin'de,Hindistan'da, Endonezya'da Batılı şehirler kuruluyor. Günümüzde inşaları sonaermiş olan bu şehirlerin tamamı Batılı dinamiklerle oluşturulan, Batılı hayattarzına göre tasarlanan şehirlerdir. Mimari doku öyledir, günlük hayat öyledir,kültür öyledir. İnsanların kılık kıyafetinden tutunuz, yiyecek içeceklerine vetabiatıyla bir müddet sonra da eğitimlerine kadar her nokta, Batı'nın hayattarzı ve kültür anlayışına göre şekillendi.
· Sömürgemekanizması sürekli kendini yenileyen ve geleceğini bütün ayrıntılarıylaönceden tasarlayan bir yeteneğe sahip olmuştu. Sömürgeci kolonilerin aynı amaçuğrunda birleşerek birleşik devletleri kurmasıyla artık dünyadaki düzene yönverecek bir yönetim masasına sahip olmuşlardı.
· Sömürgecilik veemperyalizmin insanlarla ilişkisi çok net görünmektedir. 40 ar senelik dilimlerhalinde programlar ve modeller değişime uğramıştır. Egemen güçler 40-50 yıllıkdönem içerisinde bir sonraki dönemin programları üzerinde sürekli çalıştılar.Ayakta kalabilmek için modellerin eskimesine karşı uygulanacak başka bir model,başka bir politika geliştirdiler. İyi gösterdikleri şeylerle kötülediklerişeyler arasında varlıklarını güçlendirdiler. İnsanların gözünde meşruluklarınıispat ederken insanlığı da yönlendirdiler.
· Amerikakıtasındaki bilindik yeni dünya Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilinceiblis yeryüzünde kudrete erişti.
· Dünyakaynaklarının kabaca % 80'ini dünya nüfusunun % 20'si kullandı. Bu süreçsömürgeci şirketlerle başladı. Sonra şirketleri devletleştirdiler. Devletlerşirketlerin emrini yürütür oldu. Sömürge modeli yorulunca bu defa yerliişbirlikçilere taşeronluk verdiler. Yerli işbirlikçiler modeli de eskiyince budefa tekrar şirketleşme modeline döndüler. Sürekli dönüşen modelin bugünümüzdeki adına küreselleşme deniyor. Dünya ölçeğinde bir hukuki zeminoluşturuldu.Bu zemin, bazen Birleşmiş Milletler'le, bazen benzeri başkauluslararası kuruluşlarla oluyor. Bu hukuki zemin aynı zamanda süreci yönetendevletlere dilediği yere müdahale yetkisini de veriyor. Müdahale yetkisinimeşru kılabilmek için de hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birtakım değerlerkullanılıyor. Birleşmiş Milletler'in son 10 yıl içerisinde Afganistan, Irak veLibya'ya müdahale yetkisi veren kararları, bir takım gizli gerçekleri gözlerönüne seriyor. İnsan hakları, can ve mal emniyeti gibi hiç kimsenin itirazedemeyeceği değerler kullanılarak Haçlı Seferleri gerçekleştiriliyor. Ortadoğuve Afrika’da yabancıların en az 20 katı Avrupalı bulunuyor. İlk haçlıseferlerinde kılıçlar, süngüler ve toplarla geldikleri bu topraklar şimdilerdeinsanlığın itiraz edemeyeceği (!) değerleri kullanarak gelen Avrupalılar var. İnsanhaklarını, demokrasiyi, can ve mal güvenliğini kullanarak dünya genelindeinsanların itiraz edebilirliği kaldırılıyor. Bu değerlerde samimi olmayanların gerçek niyetin ne olduğu aslındaanlaşılıyor. İnsanlar aldatılarak kullanılarak neler yapılmıştır ve dünyazamanla ne hale gelmiştir. Birbirlerini öldüren insanlar, kötü bir düzen vekaranlık bir çağ.
· 16. asırdanitibaren Avrupalılar yeni dünyalar keşfetme adı altında bilindik topraklara gözdiktiler. Eşkiyalık yapan korsanlar kazanç için deniz aşırı yollara çıktılar.Başka kıtalar bereketliydi. İlkel yaşayan halk bereketi kullanamıyordu. Dahadoğrusu dünyaya sahip olma hırs ve açgözlülük yoktu. Güven içinde yaşarlar vedoymayı afiyet sayarlardı. Gemilerle yola çıkanlar uçsuz bucaksız arazilerdeihtiyaç duydukları üretimi gerçekleştirebilmek için insanları vatanlarındankopartıp, köle olarak kullanmışlardı. Daha sonra Sanayi Devrimi gerçekleşip bukölelere ihtiyaçları kalmayınca alladılar, pulladılar ve 19. asrın başındainsan haklarını gerekçe göstererek köleliği yasakladılar. Bir de Afrika'daLiberya diye bir ülke kurdular özgür insanların ülkesi adında ve kenditopraklarındaki köleleri de oraya sepetlediler. Amaç insan hakları ya da okölelerin de insan olduğu vurgusu değildi. Amaç Sanayi Devrimi'yle birlikteartık üretim kölelerine ihtiyaç kalmadığı için o insanlardan kurtulmaktı, amabir çelişki yaşandı bu süreçte. Üretim köleliğine ihtiyaç kalmadı, sanayi icatoldu, makineler sınırsız üretimi yapmaya başlayınca bu defa tüketim kölelerineihtiyaç vardı. İşte o tüketim köleliği de 19. asrın ikinci yarısından itibarentüketme potansiyeli olan coğrafyaların kültür ve hayat tarzlarını değiştirerekonlara yeni bir modern, yeni bir ideal toplum anlayışı zerk ederek aranızda endeğerliniz en çok tüketendir denilebilecek bir prensibi bize kabul ettirdiler. Sömürgeciliğinson haddi tüketim köleliğiydi. Hatta öyle bir hale geldi ki içinde yaşadığımıztoplumun değer yargıları bize bunu dayatıyor, bizi lüks yaşama mahkûm ediyordu.
· İslamtoplumlarında Avrupai tarzda yetişen maddeci ve çıkarcı yeni entelektüel kesim,sömürgeciliği desteklerken mazlum halkları ezmiştir. Her ulusta fırsatıbekleyen inançsızlar şeytanın egemenliğine hemen icabet ediyorlardı. Dünyayasahip olma kazanma ve yönetme arzusuyla hareket edenler mazlum ve inananhalkları sindirmiştir.
· Muhammet veTürkler islamı savaşla yaymamıştır. Ancak insanlığa ve dine düşman olanlarsaldırılarıyla Müslümanları buna mecbur kılmışlardır.
· 1300-1700 arasında yecüc ve mecüc zaman zaman osmanlı ile savaştı.Şeytanla işbirliği yapanların dönemsel savaşları oldu.
· 1800’lü yıllardan sonra bütün güç İngiltere’deydi ve onlar kıtalarakendi kültürünü empoze ediyorlardı. Bir İngiliz ve Hıristiyan, Müslümangördüğünde onu Hıristiyan yapmak isterdi. O’na kültürü empoze ederdi vekültürel emperyalizm yaşandı. Özgürce kabul edilmeyen fikirlerikültürlerine(yeme, içme, giyim,davranış) empoze ettiler.
· 18.yy da aydınlanma çağında bilimsel yaşam ve modernizm başgösterdi.Dinleri ve tüm inanışları reddeden bu anlayış sınırsız özgürlük ve tanrıyasalarına karşıtlık olarak doğdu. Maddi veriler bilimsel gerçeklerharicindekileri reddetme politikasıyla manevi inançların hepsini ve ahlakideğerleri yıkmaya çalıştılar. Zamanla artık modern dünyada yaşıyoruz diyerektanrının ve şeytanın varlığı sorgulanır oldu.
· Dünya Savaşındaulusların tamamının toprakları işgal edildi. Emperyalizme karşı direnişlerfayda vermedi. Her beldede işbirlikçi muhalifler vardı. Ardından etnik, dini veçeşitli parçalanmalar yaşandı. Kardeşliğe açılan savaşta kötülük iyiliğişiddetle bastırmıştı. Kötülük gücünü arttırdıkça insanlar daha zor sosyalşartlarda yaşamaya başladılar. Suç kolay yapılıyor ve kimse sakınmıyordu.İnsanlarda tanrı inancı zayıflamış güçlü olmak için zarar veriyor ve haksızlıkediyorlardı. Güçlü zayıfı ezer, kimsenin hakkı gözetilmezdi. Çünkü insanlığıkoruyacak halk destekli otorite yıkılmıştı.
· 1875’den sonra dünyadaparçalanma hızla yayılıyor. Kötülük değer bulduğundan kötülerin dönemibaşlıyor. Her kıtaya ve ulusa kötüler hakim oluyor. Hırsla dünya için mücadeleederlerken mazlum halkları kınayarak ve öldürerek egemenliklerinisürdürüyorlar. Kötülük yapma, kışkırtma ve savaş siyaseti güdenlerin karanlıkrüzgarı yeryüzüne egemen oluyor. İnançsızlar bu rüzgara hemen icabet ediyorlar.Yeryüzü bir dönem bu karanlık düzenin etkisi altında kalıyor. İnsanlar budüzenden büyük sıkıntılar çekiyor. Ölenler, öldürülenler, savaşlar insanlarabüyük zarar veriyor. Birlik olmanın, paylaşmanın, sevginin ve iyiliğinkarşısındaki olumsuz tüm güçler insanlığa düşmanmış gibi hareket ediyordu.İnsanlar birlik olmayı ve sorunları beraber çözebilmeyi hiç akıl edemediler. Önderlerve küresel güçler, insan sevgisiyle merhamet kanadını açarak uluslarayaklaşmadılar. İnsanlığın sorunlarını çözecek olumlu adımlarda bulunmadılar.Varlıklarını sürdürmek ve dünya hakimiyetini devam ettirmek için insanlarıbirbirine kışkırtıp bozgunculuk yaptılar. Yeryüzü zaman içinde kötü bir halaldı.
· Dünyadasömürgeciliğin diğer deyişle inançsızlık kültürünün etkisi altında yaşayantoplumlar kendi hayatını, kendi kültürünü kendi inancını yaşayamadılar. Kenditopraklarında insan gibi yaşayamaz oldular.
· Tefeciliğin, yanipara satarak para kazanmanın mucidi inançsızlardır. ABD’de olmayan paraüzerinden, borç vererek aldatma siyasetiyle para sistemlerini ve ekonomilerinikurdular. Elbette bu uzun sürmezdi.
· Tüm dinlerdetanrı, akıllı olmayı, yenilikçi olmayı gelişmeyi demokrasiyi ve barışıemrettiği bir gerçektir. Ancak Emperyalistler Tanrı karşıtlığıyla hareketettiler. Çağdaşlığa ve ilme farklı anlamlar yüklediler. Çağdaşlığı bedeni açmakolarak gösterdiler. Dinlerin emrettiği görgü kurallarını sahiplendiler. Veinananları görgüsüz vahşi olarak nitelediler. Kendi uyguladıkları zulüm vebaskılardan sonra inananların yaşam mücadelesini zulüm ve diktatörlük olaraknitelediler. Kendi halklarına desteklerinden dolayı kendilerini iyilerdensandılar. Halbuki onlar yeryüzünde daha kudretli olmak için yandaşlarına destekvermişlerdi. Onlar ne evrensel değerleri ne de insan haklarını korudular. Kendimenfaatlerini koruyanlar evrensel değerleri kullandı. İlmi ve teknolojiyi desilah üretiminde kullandılar. Sömürge ile hükmetmek için güçlü olmayarışındalardı. Ne insanlığa ne de ilme katkıları oldu. Gerçekleri bilesaptırdılar. Pek çok gerçeğin de üzerini örttüler. İnsanların kafasınıkarıştırıp toplum mühendisliği yaptılar.
· İnananlar,insanları halk olarak görmüştür. Demokrasiyi, adaleti, eşitliği tüm insanlariçin ister. İnsanlığı korurken insanlığı tehdit edecek her türlü olumsuzluklarıyasalarla engeller. İnanmayanlar sürekli tanrının emirleri dışına çıkar veinsanlara zarar verir. İnanmayanlar sadece inanmayanları halk olarak görmüştür.İnanları tehdit olarak görmüşlerdir. Tanrının yasalarını değiştirirler,insanları aldatırlar, kirli planlarla bozgunculuk ederler. Demokrasiyi de,Adaleti de kendileri adına kullanırlar. Tüm insanlığa zarar verirler.
· İnançsızlığın çizgisigüçlü olmak ve sahip olmak için her yol kullanılır anlayışıdır. Kötülerinkültür ve medeniyeti yaşam felsefesi yıkılıyor.
· İnananlar,dünyaya dikte ettirilen kültür ve medeniyetin gölgesinde yaşamakistemeyecekler. Hangi değerlerle süslerlerse süslesinler, nasıl takdim ederlerseetsinler artık yozlaşmış eski düzen devam edemeyecektir.
· Kötü düzenebaşkaldırı da birlik olmak ve tanrıya güvenmek yegane şarttır. İnananlarkendilerini artık tehdit olarak görmemelidir. Eğer amaç dünya değil Tanrırızasıysa dünya hırsı kalkmalıdır. Zaten ancak birlik olunursa eski kötü düzenyıkılacaktır. Yoksa birkaç ülkenin mücadelesiyle bu başarılamaz. Aynı amaçuğrunda birleşenler güçlü olma ve egemen olma niyetinden vazgeçerek yeni düzeniinsanlık adına kurmalıdır. Ancak o zaman başarılı olunacaktır.
· Bilinen tarihtenöncekini ortadan kaldıran inançsızlar 1600’lü yıllar öncesini değiştirdiler vesildiler. İnsanların gerçeklerle bağlantısı kesildi. O dönemin inancını kültürve medeniyetini yok ettiler. O dönemleri yanlış ve uydurma tarihlerle karanlıkçağ olarak nitelediler. Halbuki tanrının yasalarına uyulduğu barış ve kardeşlikdönemi adalet vardı. İnançsızların egemenliğinde yeni bir kültür yaratıldı.
· Dünyanın bilinentarihinden bugüne kadar fizikî ve zihnî topyekûn sömürgeleştirilemeyen tekkültür inananların hayat felsefesidir. Her ulusta yaşayan doğrucular barışçılarve iyilikseverler bu halkı oluştururlar. İnanan halkları bu baskılarla yoketmeyi başaramayacaklarını hala anlayamadılar.
· Avrupa birzamanlar Roma'nın sömürgesiydi. Onlar da bu mazlumiyeti tattılar. Sömürgeninefendiye karşı ne hissettiğini biliyorlar. Tanrı mazlumu ve zalimi hakkı vebatılı onlara göstermesine rağmen yanlış yolu seçtiler. Elbette hepsi değil.Sömürgeci düzene muhalif halklar da vardı. Avrupa’da kıyılar haricinde içkısımlardakiler halklar temiz yolu seçmişlerdi. Yoğunlukta olan kıyı kentleribatıl yola sapmışlardı.
· İnsanlar budeğişimin sorumluluğunu hissederlerse, küresel mücadelenin bir Türkiyemücadelesi olmadığını anlayacaklar. Türkiye’nin güçlü olmak için basit birsiyasi çabada olmadığını, bunun aslında bir insanlık mücadelesi olduğunu farkedecekler. İnsanlar hakkı fark edince ona sarılır. Din için yani insanlık içinmücadele ederler.
· Emperyalistsömürgeciliğin yeryüzünde kirli planları hep oldu. Ama artık peygamberlerinköklerinden beslenen bir hayat tarzı yeniden filizlenecektir.
· Fransa 1800’ünsonların köleliği kaldırıyoruz. İnsani değerlere önem veriyoruz gibisöylemlerle sadece insanları aldatmıştır.Batı sömürgeciliği form değiştirdi. Ülkeleri kaosta bırakarakkarın tokluğu kadar düşük ücretle çalıştırıp modern köleliği kullandılar. Mali'de Fransız emperyalizminin en güncel oyunusergileniyor. Ama halklara galip gelemeyecekler. Çünkü tanrı aydınlanmayı,uyanışı başlattı.
· Dünyaya sonyüzyılda sosyal Darwinizm etkili oldu. Yani ‘Güçlü olanın paraya, refaha, lükseve yaşamaya hakkı vardır.’ Anlayışı hakim oldu. Ötekini yok sayan, küçümseyenve köleleştiren. Konfor ve fizyolojik tatmini öne çıkaran bir bencillikideolojisi hakim olmuştu. Hakkın hâkim olduğu bir hukuk değil, güçlünün haklıolduğu bir hukuk düzeni içinde yaşadık. Güçlüyseniz bir şekilde haklıolursunuz. İdeal olan hakkın haklı olduğu bir hukuk düzeni içinde yaşamaktır.Bunu gerçekleştirebilecek yeni bir soluk gökten yani Tanrıdan geldi. Tüminsanlar onu görüyor. Ama kim olduğunu fark edemiyor. O’nun yönettiği ülkeTürkiye’dir. Sonrasında dünyadır. Türkiye sömürgecilik girdabından muzdariphalkların son umudu olmuştur. İnancın köklerinden beslenen bir hayat tarzı inşaaediliyor.
· Bilim veteknolojiden mahrum kültür ve medeniyet âcizdir ve hiçbir işe yaramaz. Kültürve medeniyetten mahrum bilim ve teknoloji de zalimdir şu anda olduğu gibi. Yenimedeniyet ve esenlik krallığı bu ikisini beraber götürmek zorundadır. İnsanlarsömürgecilik girdabına yüz yıldır dayanabiliyorsa insanlığın kurtuluşu içinbüyük bir umut ve güçlü bir potansiyel var demektir.
· Birinci DünyaSavaşı'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne dayatılan şartlardan birisi İslamdünyasındaki bütün hak ve iddialarından vazgeçirilmesiydi. Birinci Dünya Savaşısonrası Ortadoğu yapılanmasında casuslukla gizlilikle değil, müzakerelerdeaçıkça konuştular. Ve dediler ki "Tarihimize karabasan gibi çöken birdevleti, bir milleti yok etmek için ilk defa elimize fırsat geçti! O zaman hemtarihin hesabını soralım, hem de geleceğin teminatını oluşturalım."Dediler. Onlara göre yeni dünya düzeninde Osmanlı benzeri bir hasmın yenidenortaya çıkmaması ve Ortadoğu halklarının gönüllü olarak bir daha bir arayagelmelerini önleyecek işlere koyuldular. Halkların, insanların bir arayagelmesini önleyecek tüm faktörler kullanıldı. Bozgunculuğun her türlüsüyapıldı. Etnik bölünme, mezhep bölünmesi, aşiret bölünmesi yaşandı.
· Zalimler sonsuzakadar hüküm süremezlerdi. Tanrı mutlaka bir gün müdahale edecek ve insanlarıkurtaracaktı. Halifeliğin sonlandırıldığı islam dünyasının doğal lideri olanAnadolu halkının bu coğrafyada tekrar bu itibara ulaşmasını engelleyecek planlaryaptılar. Bu oyunlarını nereye kadar sürdüreceklerdi. İnançsızlar egemenliğikaybetmenin telaşını yaşıyorlar.
· 1940'lardaİngiltere'nin Türkiye sefaretinin Londra'ya geçtiği raporlarda şöyle birhayıflanma var; "Aradan yirmi sene geçtiği halde ve Türkiye sekülerizmdebu kadar mesafe aldığı halde ve Ortadoğu halkıyla bütün bağlarını koparmak içinyoğun bir şekilde çalıştığımız halde Ankara'da bulunan bütün Müslüman ülkesefirleri hâlâ Türkiye'yi kendi doğal liderleri gibi görmek istiyorlar."
· Mazlumların ve hakkın üzerine aşırı derecede gidip taşkınlıkda ilerigiden siyonizm kendi yıkılışını hazırlamıştır. Siyonizmin kırılma noktası mavimarmara olmuştur. Antisemitizm hak için tekrar gelebilir. siyonizmin yıktığıdünyada antisemitizm tekrar doğmaktadır.
· Dünyadaemperyalizme, sömürgeciliğe ve Yahudiliğe tepkiler artmaktadır. MacaristanBaşbakanı Viktor Orban, Budapeşte’de toplanan Dünya Yahudi Kongresi’nde (WJC) ülkede artan Yahudi düşmanlığına göz yumulmayacağınıifade etti. Yüzlerce din adamının yanı sıra Almanya ve Rusya DışişleriBakanları ile İsrail Enerji Bakanı’nın da katıldığı kongrenin ilk günündekonuşma yapan Orban: “Hayal kırıklığı, öfke ve nefret giderek yükseliyor.Herkes şunu bilsin ki, Yahudi düşmanlığı kabul edilemez ve asla görmezden gelinemez.”dedi. Ancak Başbakan’ın özellikle Yahudi düşmanlığı ile dikkat çeken aşırısağcı Jobbik Partisi’nin söylemlerine yönelik net bir tavır almaması kongreyekatılanların tepkisini çekti. Macaristan’ın 3. büyük partisi aşırı sağcıJobbik, kongreden bir gün önce Budapeşte’de siyonizm karşıtı büyük bir gösteridüzenlemişti. Ekonomik krizle boğuşan Macaristan’da aşırı milliyetçi oylara daihtiyaç duyduğu iddia edilen başbakanın, antisemitizme karşı herhangi bir yasaldüzenlemeden söz etmemesi ülkede yaşayan yaklaşık 100 bin kişilik Yahuditoplumunu endişelendiriyor.
· Türkiye ya budoğal liderlik rolünü benimseyerek tehditlere ve tehlikelere aldırmayıp hakkınve mazlumun savunuculuğunu yapacak ya da eski vesayete boyun eğerek bundanönceki seyrinden daha kötü duruma düşecek. İnananların cihan hakimiyeti ve tüminsanlara özgürlük ve adalet beklentisi çok eski tarihlerden beri vardı. İşteyaşanan en son gelişmelerle anlıyoruz ki; Ortadoğu halkları adeta kromozomlarınaişlemiş gibi Türkiye’yi kendi dünyalarının tabii lideri olarak görmekistiyorlar.
· Yönetimlere,devletlere sahiplenenler ülke bizimdir diyerek zulmü makul gördüler. Tanrısavaşı isteyenlere ceza verecektir.
· ÖrneğinTürkiye’de Cumhuriyet dönemindeki milli mücadele emperyalizme karşı birdirenişti. Ardından batı etkisindeki parçalayıcı milliyetçilik akımı ortayaçıktı. İdeolojik yapılanmaların mahiyeti etkin güçlerin etkisiyle ortaya çıktı.Türkçülük, zamanla Kürtçülük, mezhepçilik, aşırılıklar vb Hepsi de kardeşliğeve birliğe zarar veren öğelerdi.
· Kıyamet benzeri olayları bizzat kendileri yaratıp dahasonra bunları ‘olağanüstü’ yorumlama yoluna gittiler. Kıyamet benzeri olaylarıkendileri yaratarak hem kendi halklarını inandıracaklar hem de vahşetlerinekitle desteği aldılar. 11 Eylülügerçekleştirerek Gog magog geldi gibi iddialarla mazlum halklara saldırananlayış dünyaya ve kaynaklarına sahip olma düşüncesinden başka değildi.
· İnananları kötü gösterecek bombalı ve terör eylemleridüzenlenerek olayların provoke edilmesi, ve halkın nazarında İslam düşmanlığınınoluşturulması sağlandı.
· Bin kadar 11eylül kurbanının kimliği hala saptanamadı. Gerçekte de bu kadar ölen yoktur.ABD yalan üzerinden siyaset yaptı. Ne uçaklar hakkında yeterli bilgi, ne deenkaza ait yeterli deliller vardı. Stüdyoda kurgulanmış bir yalan yeryüzüneorganize bir şekilde yutturuldu.
· Dünyanın heryerinde Osmanlı adaleti ve yardımseverliği özlenmektedir. Çaresiz ve kıtlıktakalanlara yardım eden Osmanlı doğrulukla hükmetmiş. Bazı ülkelerin vekabilelerin bayraklarında ay yıldız vardır. Ali Osmani devletinin yaşadığını vehasretle bekleyenlerin olduğunu unutmamak gerekir.
· Kürt olanSelahattin Eyyübi Kudüs’e hükmetti. Türk olan Fatih Sultan Mehmet İstanbul’ahükmetti. Kürt ve Türk kardeşliği ilahi bir kardeşliktir. İbrahim’in öz oğullarıgerçekten birinci dereceden kardeştir. Bu kardeşliğe düşmanlık besleyen gog vemagog dur. Şeytanın kışkırtmasıyla bu kardeşliği yıkmaya çalışmaktadırlar.Aralarına fitne soksalar da bu kardeş halklar Tanrı çizgisinde olduğundanırkçılık saçmalığına düşmeyecekler. 1798 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe açılansavaşta Irkçılık son bulacaktır.
· Haritalarda bileAfrika'ya karşı sömürge zihniyetinin bir yansıması olan psikolojik birsavaş vardır, bu kıta ile ilgili kirli bir medya yönlendirmesi ile insanlaraldatılmaktadır.
· Tabi 'dünyanın enfakir ülkesi' diye lanse edilse de altın, uranyum, fosfat gibi madenleresahip, hiçbir kuyu açılmasına izin verilmese de petrol ve gaz zengini ama insankaynağı olarak ama tam 50 yıldır hafıza donukluğuna uğratılmış bir ülke. Fakirdeğil fakir bırakılmış. Yer altı zenginliği yüzünden Fransa'nın acımasızcaüzerine çöktüğü, her türlü kirli oyunu oynadığı Mali'de bir türlü huzursağlanamıyor. Fransız desteğindeki mali hükümeti mali halkına zulmetmekte vekaynakları sömürmektedirler. Fransa’nın korumasındaki vesayet elbette yıkılmayayüz tutmuştur. Ancak Afrika’da şeytanın egemenliği baskı ve zorbalıkla nasılsancılı sürdüyse yine yönetimleri halka bırakmayacak olan terör devletlerimücadele edecekler ve değişim yine sancılı sürecektir.
GÜNÜMÜZ
· Mısır, Türkiye’yi adım adım takip ediyor. Referandumlar, anayasadeğişiklikleri, kalkınma ve sistem tartışmaları görülüyor. Tüm Ortadoğu vedünyada bunlar yaşanacaktır.
· Liderler gidiyor. Yönetimler değişiyor. Çin’de ve Japonya’da hükümetliderleri değişti. ABD dışişleri bakanı Hilari Clinton beyin sarsıntısıgeçirdi. Yeni dış işleri bakanı atanacak ve nasıl bir rol oynayacağı merakkonusudur. İtalya başbakanı Maria Monti istifa ettirildi. Irak cumhurbaşkanıTalabani beyin felci geçirdi. Pek çok liderin gittiği ve yönetimlerin değiştiğidönemdeyiz.
· Çağlar boyunca zarar görenlerin halk nazarında korunduğu ve değergördüğü doğrudur. Zara veren değil zarar gören haklı bir zemine oturmuştur. 11Eylülde de ABD haklı bir duruma geldi. Ve küresel ortamda destek gördü. Ama nevar ki bu küresel bozguncuların bir komplosuydu. Bunu insanlar bilmiyordu. MaviMarmara yardım gemisine saldırı, Türk uçağının Suriye Esad rejimi tarafındandüşürülmesi gibi olaylar sonucunda Türkiye küresel ortamda destek bulmuştur.Türkiye’nin 21 Aralık 2012 süreciyle ivme kazanmıştır.. Ardından oluşan siyasihavayla RTE ile altın çağa giriş yapılacaktır.
· Amerika derin devleti kenedy’i öldürdü. KüreselErgenekoncuların kirli çamaşırları bir bir ortaya çıkartılsa dünyayı nasıl kötühale getirdiklerini anlarsınız. Son dönemlerde dinleme skandalları, wikileaksbozgunculuğu, istihbarat kayıtlarının ortaya çıkartılması nasıl bir siyasetanlayışı yürütüldüğünü göstermiştir. Kötülük ve bozgunculuk üzerinde yönetmeanlayışı ortaya çıkacak ve değer bulmayacaktır.
· Afrika'da Portekizliler, İspanyollar sonrasında Fransızlar, İngilizlerve Ruslar sömürgenin merkezinde yer alan ülkeler. Osmanlı, bırakın sömürmeyitam 400 yıl Afrika'yı bu acımasız emperyalist güçlerden koruyan devlettir.Afrika işgalleri 1500'lü yıllardan başlar. Afrika'nın kuzey bölgesiniİspanyollar, Kızıldeniz, Hint Okyanusu'nu Portekiz işgallerine karşı Osmanlıimdadına yetişti.1517 Mısır idaresi Memlük’lülerden devralındı. Somali'ninbaşkenti Mogadişu'da Osmanlı Padişahları adına para bastırılacak kadar Osmanlıbölgede seviliyordu. 16. Yüzyıl boyunca Mısır, Cezayir, Habeş, Trablusgarp,Tunus eyaletleri kuruldu. Ne var ki 20. yüzyılın başı Osmanlı'nın Afrika'dançekiliş tarihidir.
· Fransız siyasetinin para kaynaklarının ön önemli ayak Afrikaülkelerinde ki idarecilerin verdiği paralardır. Gabon bu konuda çok maharetliAfrika ülkesidir. Bununla ilgili belgeler de ortaya çıkmıştır. Fransa,Afrika'ya muhtaçtır. Bugün Tuareg bölgesinde zengin uranyum, petrol vediğer madenler vardır. Bütün plan bu madenlerin güvenli bir şekilde çıkarılıp,Atlas Okyanusu'na indirilip, dünya pazarlarına sunulmasıdır.
· Yeryüzü tanır inananların egemenliğini, yeryüzünde asırlarcahak ve batıl kavgası sürmüş değişik zamanlarda egemenlikleri yaşanmıştır. Elbettebu çekişmenin insanlık için bir mutlu sonu olacaktı Ve elbette bu mehdi dönemiolacaktı.
· Son zamanlarda Balkanlar'da ve Avrupa'da evrensel değerler,barış ve adalet aranmaktadır. Dini ve ahlaki değerler aranılmaktadır. Değişen dünyada gelişen Türkiye ile insanlardabir umut yeşerdi. Osmanlı hakimiyeti dünyada bir beklentidir. Aslındabeklentilerinin çok daha üzerinde bir şeyle karşılaşacaklar. Osmanlıdan dahaüstün ve daha güçlü tam tanrı destekli bir esenlik dönemi yaşanacaktır.
· Dünyada bir kırılma yaşanıyor. Eski düzenin yıkılışı yenidüzeni inşa etmektedir.
· Amerika'daki en etkili Yahudi lobisi olan Amerikan İsrail Kamu İşleriKomitesi (American Israel Public Affairs Committee, AIPAC) özellikleAmerika-İsrail-islam ilişkilerinde belirleyici bir role sahipti. İsrail'eyapılan milyarlarca dolarlık hibelerin de BM tarafından İsrail aleyhine alınankararların ABD tarafından veto edilmesinin de arka planında bu lobi var. lobiABD’nin yönetiminde tam güce sahiptir. Halkı da dünya kamuoyunu da aldatarak yönlendirmektedir.Hukuksuzluğu yol edinmiş bu bozguncu anlayış kendi kurguladıkları şeytani birdini rahmani sanarak doğru yoldan ayrılanların birlikteliğini sunmaktadır.Tanrının egemenliği tanrıdan gelecektir. Kirli planlarla tanrının dininikendilerine uyarlayıp kendileri getirmeye çalışanlar şeytanın adımlarınatamamen uyanlardı. Amerika'da islam karşıtı ve İsrail yanlısı lobigrupları ABD dış politikasını etkilemekiçin büyük bir çaba sarfetmiştir. İsrail yanlısı lobiler kamuoyu oluşturma vehalkı aldatma hususunda çok yetenekliler. Amerika'daki en etkili İsrail lobisi:‘Amerika hükümeti ile İsrail hükümeti arasında hiçbir görüş ayrılığı olmamalı,iki ülke her konuda birbirini desteklemeli’ gibi anlayışa sahiptir. Amerika’dagüçlü zenginler ülkede çok büyük etkiye sahiptir.
· Arap baharı kötülüğe açılan savaştı. İslam dünyasının sömürgeciliğekarşı direnişinde yeni açılımlar yaparken devrimler ve direnişler gerçekleşti.Direniş, Batı'ya ve işbirlikçi yönetimlerine karşı öfkeyle başladı. Aslındadevrimler kötülüğe ve kötü düzene bir tepki olarak çıktı. İnsani değerlerinkorunmasıyla yükselecek olan bu başkaldırı daha da hız kazanacaktır.
· Demokrasinin adaletin ve kardeşliğin ekonomik büyük getirileri olacak.İnsanlık insani değerler açısından büyük sıçrayışlar gösterecek. Gelecekte bazıyüzyıllarda çok büyük sıçrayışlar gözlenecektir.
· Barış, çöküş getirecek diyenler çözümün ve büyümenin karşısındaolanlardır. Barış ayrılık getirir deyip te barışın karşısında olanlar Tanrı’nınkarşısındadır. Ve barışa engel olanlardır.
· Dünyada sistem öyle iyi bir hale gelecek ki kimse haksızlık etmeyecek.Hukuksuzluğa bulaşmayacaklar. Dünya istenmediğinden dürüst olacaklar. Herkes buhayatta üzerine düşen görevi yerine getirecek. Temiz kazanacaklar.Camlayacaklar ve aldatmayacaklar. İnsanlar birbirinin hukukunu gözetecek.
· Dünyaya sahip olma ve kazanma hırsı yeryüzünden kalktığında insanlarabarış ve sevgi havası hakim olacak. Helal kazancın bereketi fark edilecek.Paylaşmanın kazandırdıkları sürekli artacak. Büyük bir şahlanış küresel birbolluk görülecek.
· İnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmek için hiçbir çaba sarfetmeyenler küresel egemenler Türkiye’nin çabasına kötü gözle bakıyor. Türkiye,sorunların çözülmesi için çaba sarfedince de tehdit olarak görüyorlar. İnsanideğerlere sahip çıkan Türkiye onları telaşlandırıyor. Barışı isteyen vesorunları ortadan kaldırmak isteyen Türkiye dünyanın jandarması olanlarıkorkutuyor. Egemenliği kaybedeceğiz telaşında olanlar Türkiye’ye karşı serttavırlar sergiliyorlar.
· Dünyada inananlarla inanmayanlar hep iç içe karışık haldedirler.Sokakta çevrenizde bile kötülüğün savunucuları vardır.
· Irkçılık hastalığından kurtulamayanlar kazanç kaygısındandır. Eskikazançlarını kaybedeceğini düşünenler insanoğlunun baskılamasından veöldürülmesinden kazandıkları düzeninin yıkılmasını istememektedirler.
· Değişimler uzun zaman süreçlerinde gerçekleşmektedir.1400 yılından1910-2010 yılına kadar uzun zaman süreçlerinde belli dönüm noktalarıyla dünyadaha kötü hale gelmiş ve yeryüzü karanlık bir döneme girmiştir. Savaşlarınparçalanmanın husumetlerin en doruk döneminde tanrı yeryüzüne bir kralınıgönderir. Ve düzeltmeye çalışır.
· İyiler(inananlar) mecburen son yüzyıllarda kötülerin egemenliğindeyaşadılar. Bozuk düzenin döneminde yaşarken çok zorluklar çektiler ve onlaramecburen boyun eğmek zorunda kaldılar. İyiler kötülerin egemenliği altındayönetime egemen olacak bir güce sahip olamadılar. Mecburen kötülerin düzenindebir süre barındılar ta ki kötülüğe tepkilerini gösterecek güce erişene kadar.
· İnanan iyiler kötü düzenin baskısı altında hem ezildiler hem deyönetildiler. Rabbin kralı da kötülerin egemenliği ve düzeni altında yönetmeselahiyetine erişememişti.
· Doğruluğun, Adaletin, demokrasinin, barışın savunucusu tüm yöneticilerkötülerin düzeninde baskılandılar. Dışlandılar. Kötülüğe çağrıldılar. Ve kötüyola itildiler. Horlandılar. Ayakları kaydırıldı. İnsanlara iyi niyet dürüst olmak hiç hoşagitmezdi.
· Değişim bütün olarak gerçekleşecektir. İnsanlarda kurumlarda ailede işyerlerinde toplumdaki her alanda değişimler ve dönüşümler gerçekleşiyor.Doğruluğun ve iyiliğin düzenine geçilirken yönetimler ve hakimiyet eldeğiştirirken sıkıntılı süreçlerin yaşanması da kaçınılmazdır.
· Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi vardır. Dünya siyasetine vegeleceğine yön veren bu beşli birlik sadece çıkar birlikteliği yapmıştır.İnananlara baskı kuran bu birliktelikte müslümanları temsil eden bir ülkeyoktur. Dünyanın kaderini tüm ülkelerin oyları belirlemesi gerekirken güçlülerdilediklerini yapmıştır. Türkiye dünya siyasetine yön verirken inananlarıtemsilen söz sahibi olacaktır.
· İngiliz gizli servisinin ve çarlık Rusya’sının Osmanlı’yı yıkmak içinverdikleri mücadele öyle çok yönlü oldu ki uydurma tarih kitapları bileyazdılar.
· Avrupa’da ırkçı yaklaşım yönetimlere egemen oldu. Avrupa gizlidiktatörlükle yönetiliyor. Seçilenlerin değil atanmışların yönettiği bir düzenvar. seçim yapılıyor diye insanlar aldatılıyor. Seçimle gelen her başkandevlete sahiplenmiş ayrımcı bir zihniyetin isteklerini uyguluyor. Bu yönetimmerkezleri seçimlerde dahi halkı yönlendirici ve aldatıcı rol oynuyor.İnsanları belli bir düşünce tarzına sokuyor. Böylece büyük bir kitleyikullanmayı başarıyorlar. Aslında mücadele ettikleri temel şey insani birdüzenin engellenmesi. Çünkü iyi bir düzen onların tahtını sarsacaktır. Sırfsaltanatlarını kaybetmemek için hak ile mücadele ederler. Bu mücadelelerindedoğrucu olanları tehlike, tehdit ve terör olarak nitelerler.
· Küresel arenada Osmanlı ve Türkiye’ye karşı yapılan kara propağanda ilevarlıklarını sürdürmeye çalışanlar doğru bir çizgide olduklarını asla iddiaedemeyeceklerdir. Halifeliğin son varisçisi Türkiye’yi karalayarak aslında islamı karalamaktadırlar.Türkiye adaletin, barışın ve doğruluğun savunuculuğunu tekrar yapar diyekorkanlar kirli planlarla kazandıkları mevcut kaos düzeninin elden gitmesindenkorkmaktadırlar. Çünkü dünyada insani değerlerin korunmadığı ve egemenliğinhukuksuzlarda olduğu bir dönemde her suç işlendi ve uluslara girildi. Kötülerdilediklerine ulaştılar. Haksızlık ettiler. Bu kaos ve hukuksuz ortam onlarıntam aradıkları ortamdı.
· Türkiye’yi karalayarak haklılık mücadelesine girenler geçmiştekisuçlarından kurtulamayacaklar.Sürekli Türkiye’yi kötüleyen ve şamar oğlanıyapan haçlı zihniyeti artık hakkın galibiyeti altında ezilecektir. Haçlızihniyeti şeytanın sancağını taşıyan taraf olmuştur.
· Türkiye dış politikada yön verilecek bir ülke değil yön veren birülkedir.
· Boston saldırısı Çeçen kardeşler üzerine atılmıştır. Amaç ABD ve rusyayakınlaşmasının sağlanması olabilir. ABD'de girdiği silahlı çatışma sonucu ölüolarak ele geçirilen Boston bombalamalarının şüphelisi Tamerlan Tsarnaev'inannesi Zubeidat K. Tsarnaeva, Russia Today televizyonuna verdiği mülakatta,oğlunun tüm hareketlerinin son bir kaç yıldır FBI tarafından bilindiğini iddiaetti. Saldırıda bulunan insanlar için çevrelerindeki insanlar ve arkadaşlarıiyi, sosyal, dürüs ve sineği incitmeyecek insanlardır. Söylemlerindebulundular. ABD’de silah lobisi Boston saldırısını düdüklü tencereyleyapılmasını sağladı ve düşman olarak ta İslamcı anlayışı göstererek haçlızihniyetini canlı tutmaya çalışmıştır. ABD’de gizli güçler yani derin devletsilah tüccarları ve petrol babalarıdır. Yeryüzüne zulmeden bu bozguncularınkirli oyunları elbette bir gün ortaya çıkacaktır.Anzor Tsarnayev oğullarındanCevher için, "Bu insan sinekleri bile rahatsız etmezdi. Okuldanarkadaşları, kolejden arkadaşları üniversiteden arkadaşları, onu gören herkesonun için ne kadar iyi birisi diye konuşuyordu. Okuyordu. Gelecek ile ilgilibüyük planları vardı. Şuanda tatile gelmesi gerekiyordu. Ne saldırısı? Bu nasılolabilir. Bu öyle kolay bir iş değil. Bunu kim yaptı bilmiyorum ama buprofesyoneller tarafından yapıldı" dedi. Boston Maratonu'nu düdüklütencere bombalarıyla kana bulayanların Çeçen kardeşlerin üzerine atılmasıgelecekte bir planın parçasıydı. İyi planlanmış bu durum tamamen ABD’nin kendiiç planıdır. Zaten cevher ellerini kaldırmış teslim olmak için dururken sürekliüzerine ateş edildiği kamera görüntülerinde sabittir. Teknede canını kurtarmayaçalışsa da artık adı kirli planın içindedir. Yapacak bir şey kalmamıştır.Kurbanı belirlemiş olan Amerikan ergenekonu kirli amaçlarına ulaşmıştır. Hem debir taşta iki kuş. Hem hem zarar vermek isteyen silah değil güncel hayattakidüdüklü tencere gibi malzemeleri kullanabilir hem de İslamcılara yüklenerekRusya’ya da bir öpücük kondurmuştur.
SONUÇ
· Fransızİhtilalinden sonra başlayan, dinin ortadan kaldırılarak yerine insan aklı vevicdanının konulması gerektiği anlayışına göre din bilimsel gelişmelersonucunda belirli bir zaman içinde insanların zihnindeki ve hayatındaki yerinikaybedecekti. Ancak günümüzde yaşanan sürece baktığımızda dünyada dine karşıdeğil dine doğru bir yöneliş olduğunu fark ediyoruz. İnsanlar artıkhayatlarında var olan manevi boşluğun dinle doldurulması gerektiği düşüncesinikabul ettiler.
· Günümüz toplumu ruhsuz birşekilde umutsuzluğa itilmiş. Kalpsiz bir dünya da huzur bulma arayışlarının enönemli göstergesi barışın etrafında toplanmadır.
· İnsanlığıkollayan insani değerlere sahip çıkan halk destekli küresel merkezi bir yönetimolmayınca sahipsiz dünya ile karşılaştık. Böyle ortamda inançsızlarınegemenliği yaşandı ve yeryüzü haksızlık ve günahlarla doldu. İnsanlığı koruyanadil düzeni sağlayacak bir cihan hakimiyeti gerekliydi.
· Ulusalcılıkve ırkçılık halkları ülkeleri sömürmüştür. Tüm yolları tıkayanlar menfaatleriiçin ulusalcılığı sahiplenenler olmuştur.
· Gerçeklerinve doğruların ortaya çıkmasıyla ırkçılığın yıkılışını görmekteyiz. 1789 Fransızihtilalinin getirdiği parçalanma artık tersine dönmüştür. Birleşme ve kardeşlikbaşlamıştır. Irkçılığın temeli olmadığı ve anlamsızlığı anlaşılacaktır.Irkçılık fitnesini ortadan kaldırılma çalışmalarını engelleyenler eski düzendenve kaostan kazananlardır.
· Kişicilik,sülalecilik, köktencilik üzerinden yapılan kavga ve savaşların anlamsızlığıortaya çıkacaktır.
· Dünyaiçin kavga verenler dünyanın ellerinden gittiğini gördüler. Barışın getirisiyani kardeşlik insanlara ve insanlığa kazandırır. İnsanlığın kurtuluşu sadecekardeşliktedir.
· Bugünbarış zamanıdır. Barışa ilk kapı Türkiye’den açılacak. Bu iyileşme dünyayısaracak. Dünya küresel hastalıktan kurtulacak. Tüm parçalanmalar ve düşmanlıkhızla birleşmeye ve kardeşliğe doğru gidecek. İlk barış Türkiye’den çıkacak vetüm dünyaya yayılacaktır. Her şey tabi ki bir anda olamaz. Yeryüzü nsılyüzyıllarca süren bir zamanda karanlık bir çağ aldıysa, yine yüzyıllarca sürenbir zamanda sürekli barışa giren ülkelerle küresel bir esenlik çağıyaşanacaktır. Yine her şey nasıl değişti ise bir gün gelecek ve yeryüzü tekrarkötülüğe doğru yol alacak. Yeni vesayet türemeden kıyamet kopacaktır. Adem’inoğullarından birisi diğerini nasıl öldürdüyse ilk ulus savaşından sonrakıyameti bekleyiniz. ilk ayrılıkta son birleşecektir. Kıyamet insanların başınaansızın kopacaktır. Kendilerini iyilerden zannettikleri anda duayı terkettiklerinde hiç fark etmedikleri anda birden bire evrenden büyük birtehlikenin geldiğini görecekler. Karşıkonulamaz ve kaçınılmaz bir son. Var oluş ve evren nasıl tanrının kararıysa sonda tanrının kararıydı.
· Herülkede her ulusta husumetlilerin arasını bozmaya çalışan komplocu insanlarvardı. Bunlar kargaşa ve kaos ortamından beslenen devleti sömüren halkıkullanan güçlülerdi.
· Rabbinkralının insani amaçlı çözüm yollu çalışmaları tüm liderleri ve yönetimleridoğru yola itmeye mecbur bırakıyor. Doğruluğuyla onlara baş eğdiriyor.
· Suriye’de,Irak’ta, Lübnan’da, mısır’da, Mali ve Afrika’da yaşanan tüm katliamlar batılıülkeler nedeniyledir. Başlarına gelen felaketlere bir anlam veremeyenleryaptıklarını bir sorgulasınlar.
· İngiltere-Fransa-Rusyaüçlü ittifak devletlerinin 1.dünya savaşından sonra dünyaya hakim olmasıyeryüzünü karanlık bir çağa ve insan ölümlerine götürmüştür. Şeytanın tamegemenliği bu dönemde görülmüştür. Paranın ilah yapıldığı dünya içinaçgözlülükle hırsla çabalandığı bir dönem yaşandı. Bu dönemde insanlar veinsanlık tam anlamıyla rayından çıktı.
· Mısır,Suriye, Irak, Lübnan, Türkiye ve pek çok ülkelerdeki terör olayları bombalısuikastlar değişime direnenlerin açıkça tepkisiyle oluşmaktadır. İyilerinegemenliğini ve adil düzenin varlığını istemeyenlerin husumetlileri birbirinefitleyen terör olayları bozguncular tarafından gerçekleştirilmektedir.Tüm terörolaylarının ardından tüm taraflar ‘Kimse bizim kardeşliğimizi bozamayacak.’Demektedirler . Uluslardaki tüm mazlum halklar karanlık güçlerin kötüoyunlarına gelmeyeceğiz diyorlar. Aşırıya kaçmış olanlar bu kışkırtmalarakansalar da barış mutlaka galip gelecektir.
· Cezayir,Vietnam ve Filistin’i savunmak şeytanın egemenliğine başkaldırı demektir.
· Guantanamocezaevinin kuruluşunun 10. yıl dönümü vesilesiyle 12 Ocak’ta Beyaz Saray önündebir protesto gösterisi düzenlenmişti. Mahkum kıyafeti giyen göstericiler,göreve geldiği 2009 yılında ilk iş olarak Guantanamo’nun kapatılması için birkararname çıkaran Başkan Barack Obama’yı ikiyüzlülükle suçlamıştı. 11 Eylülsaldırılarından sonra ABD’nin terör suçlamasıyla yakaladığı kişilerigönderdiği Guantanoma Askeri Cezaevi’nde 166 tutsak bulunuyor.
· İsrailgüvenlik güçleri, 50 yaşın altındaki Müslümanların Mescid-i Aksa'da Cuma namazıkılmalarına izin vermedi. Daha önce de defalarca Müslümanları Mescid-i Aksayasokmadılar. İnsanları öldürdüler. Kudüs’ü sahiplendiler ve inananların ibadetetmelerini engellediler. Tüm dünyada inananlar böyle engellendiler. Her ülkedeinananlara zulüm vardı. Dinsizler kendi dinlerine inanmayanları büyüksıkıntılarda bırakıyorlardı. Onlara iş de vermiyorlardı. Yeryüzünde nimettenfaydalanmalarını engellediler.
· Kötülüğüntaraftarları elbette tanrının yıkımıyla yok olacaklardır.
· Yeryüzündesavaşı isteyenlerle barışı isteyenler arasında bir mücadele vardır. Barışıisteyenler kardeşliğin inşaası için her türlü çabayı sarf ederken, savaşıisteyenler ve bunun üzerinden geçinenler kışkırtıcı ve komplolu her türlüfitneyi denemektedirler.
· Irkçılıkta,ümmetçilikte ve ayrımcılık da ısraredenler Barış sürecine sert ve tehdit içeren saldırgan söylemlerde bulunuyorlar.Her ulusta barış isteyen çoğunluk halka karşı ulusları sömüren ve düşmanlıktankazanan yönetici azınlık vardır.
· Yapılanhatalar, suçlar işleyişteki aksaklıklar insanlara geri dönecektir.insanlar dahasorumlu davranacaklar. Hata yapanlar ve suçlu olanlar hemen anlaşılacaktır.İnsanlığın karşısında olan anlayışa küresel bir savaş açılacaktır. İnsanlar daha sorumlu davranacaklar vetanrıdan çekinecekler.
· 2013yılından sonra Avrupa ve dünyada Türkiye daha etkin daha güçlü küresel bilinçtarafından desteklenen ülke olacaktır. Farklı alanlar da aktif ve etkili yıllaryaşanacaktır. Zamanla yeryüzünde insanlığı ilgilendiren sorunlar daha hızlıhedefe yönelik çözülecektir.
· Aydınlanmaçağına girerken dünyada kutuplar değişecektir. Bu merkezler değişim yaşarkenAmerika ve Türkiye elçiliklerine ve halklarına saldırılar olması muhtemeldir.Değişim sürecinde kutuplara saldırılar mutlaka olacaktır.
· Karanlıkgüçler yeryüzünde etkinliğini ve egemenliğini kaybedecektir. İnsanlardan destekbulamayacaktır. Haksızlıkları, hırsları ve suçlu oldukları açıkça görülecek veinsanlar ak ile karayı ayırt edebilecektir.
· Dünyadaşiddetçi, menfaatçi ve vesayetçi anlayış devrilirken sert ve sıkıntılı süreçleryaşanacaktır. Savaş söylemleri yayılacaktır.
· Dünyadakötülüğün öncülüğü yapan İngiltere-Fransa-Rusya hakimiyeti yıkılırken iyiliğinöncülüğünü yapan Türkiye-Mısır-Pakistan ile insani anlayış egemenliğini kurmayabaşlamıştır.
· Kötülükseverler zamanla bir bir gidecekler. Bozguncuların tüm etkinliği yıllar sonrabitecektir.
· Sadecekendi menfaatlerini düşünenlerin hukuksuz yönetişleri artık hükümsürmeyecektir. Çıkarları için kışkırtanlar kaos ortamından kazandılar. Doğrulukve adalet için hakkı söyleyenlerin ayakları kaydırıldı.
· Amerika,1945’ten beri ellerinde tuttukları tüm dünyaya hakim süper güç rolünü 2030’dakaybedeceğini kestirebilmektedir. Egemenliğin nasıl bir şekilde el değiştireceğinibilmiyorlar. Bu yüzden de bazıları olumlu bazıları ise kötümser senaryolaryaratıyor. Olumlu senaryolar iyilerden, kötümserlikler kötülerden gelmektedir. Olasısenaryolar ya geriye dönüş, ya işbirliği ya da parçalanmadan ibaret. Dünyadüzeni bozulacak ve ülkeler arasında anlaşmazlıklar artacak. Kimi husumetli ülkelerbirbirine girecek kimileri barış yapacak. Tüm dengeler değişecek. Önce bölgeselegemenlikler ardından küresel egemenlik değişim geçirecek.
· ABDher zaman ki gibi bölgelerdeki varlığını para ile korumaya çalışmaktadır. Pakistan'ınenerji krizinin çözümünde ABD'den yatırım sözü aldıklarını aktaran Aziz,farkında olmadan yine amekikan köleliğini kabul etmiştir. Amerikanşirketlerinin olduğu ülkelerde istikrarsızlık sürer. İç çatışmalarla halklaroyalanır. Oyalanan halk zenginliklerininsömürülmesinden haberdar olmaz. Amerika ve batı hep bu siyasetle kazanmıştır.Barış batının işine gelmez.
· Dünyadakötü düzene karşı pek çok ülke mücadele vermektedir. Amerikan yönetimi bozguncuve sömürgeci yapısıyla kötülüğün simgesiydi. Eski kötü düzene karşı mücadeleeden devletler birbirinden kopuktu. Bir araya gelip birlikte kötü düzenlemücadele edemediler. Çoğu bastırıldı. Geçmişte mesela Küba, Güney Kore, Irak vsbirtakım ülkelerle krizler yaşanmıştı. Eski bozguncu yönetimlere yalnız veşahsi başkaldırılar la yenik düştüler. Bir takım merkezler Türkiye, mısır,Afganistan, Pakistan, Brezilya, Küba, G. Kore, G. Afrika cumhuriyeti veülkeleri artık bir araya gelmeli ve insanlık adına tek vücut olmalılar. Eskimerkezler tekrar doğacak. Dünyaya tekrar iyiliğin düzeni hakim olacaktır.
· Din,bütün toplumlar için çok önemlidir. Hatta ABD, Kanada gibi laik ülkelerde bileönemli. Peygamber İslamiyet’te hem politik hem dini liderdi. Dolayısıylaİslam’da din ve politika ayrımı yoktu. Dini ve politikayı birbirinden ayırmayayanlıştır. Din ve politika temelde aynı şeydir. İnsanlık için yürütülen siyasetdindir. Dini politikayla yaşayabilirsiniz. Din doğrular kavramıysa politikauygulama anlayışıdır. Birbirine bağlıdır. Laiklik ise din ve devlet işlerininayrılması değil tüm dinlere özgürlük sunmaktır. Devletin ve dinin birbirindenayrılma fikri, İslamik bir fenomen değildir. Bu Protestanlığın da birfenomenidir. Bu inançsızların dayattığı bir gerçektir. İnançsız yönetimlerininananlara baskısı laiklikle gerçekleşmiştir. Çünkü inançsızlar egemenoldukları yönetimlerde inananları istemiyorlardı.
· Demokrasi,cinsiyet eşitliği gibi fikirler Avrupa ve Amerika topluluklarına 1800’lerdensonra yerleşmeye başladı. Ortadoğu demokrasinin vatanıydı. Hakkı batıl ileörtenler bir süre hüküm sürdüler. Zaten onların egemenliği uzun sürmezdi.İnsanların menfaatini düşünenler baki egemenlik yaşarlardı. Ancak aldatan,çalan, gasbeden kısa süre hüküm sürer kazandıkları da yok olur. Yeryüzündensilinirler. Nitekim 2008 yılında başlayan değişim bunun kanıtıdır.
· Arap Baharı, halkın harekete geçme eylemidir. İnsanların artıkdemokrasi istekleri var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var. İnsanlar, insanihaklarını kullanmak istiyorlar. Arap Baharı’nda, Müslümanlar özgürlük, adalet, demokrasiistiyorlar.
· ArapBaharı’nın gelişimi 1900’de dünyanın karanlık çukura düşmesiyle başlar. Osmanlıİmparatorluğu’nun çöküşünün ardından, Ortadoğu’da demokrasinin gerilemesibaşladı. Çıkarcı ve menfaatçilerin egemenliği başladı. Suçlular ve kötülükdüşünenler kurumlara, yönetimlere ve devletlere hakim oldular. İnsanlar içindiktatörlük ve kendileri için demokrasi başladı. Hukuksuzluk ve haksızlığı yoledinenler demokrasi kalkanına saklandılar.
· Dünya değişiyor. Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler dışında dadeğişimler var. Baharlar tüm kıtalara yayılmış durumdadır. Ancak insanlar ilkbaşta bu durumu fark edemiyorlar.
· Ülkeler,yeryüzündeki bu değişim sürecinde saflarını belirlerken sıkıntı ve çatışmalarve gerginlikler yaşayacaktır. Türkiye-Suriye gibi Türkiye İran ve bazı Arapülkeleriyle de bir takım gerginliklerle karşılaşacaktır. Mevcut sisteminsavunucularıyla mehdi’nin kuracağı yeni sistemin isteyicileri ve savunucularıgerginlikler yaşayacaktır. Bu büyük değişimler sancılı yaşanır. Bu değişimlerdeülkeler ve halkları çıkar mı vicdan mı süzgecinden analiz ederek tarafınıbelirleyecektir. Yıllardır kötü sistemin altında ezilen uluslar ve halklar yenisistemin kendilerine sorumluluk ve çalışma getirmesinden korkabilir. İçişlerine müdahale edilecek olarak düşünebilir. Ülkesindeki dini, etnikkökenlere özgürlük istenebilir mevcut gelirlerinde bir değişim korkusuyaşayabilir. Yeni sistemin artıları eksilerini değerlendirir. Zaraları vefaydaları analiz edilir. Halkına hizmet etmeyen ve vesayeti sürdüren uluslaryeni düzene karşı çıkacaktır. Ancak kazanmak arzusuyla değil de halkıma veinsanlığa hizmet edeyim anlayışını taşıyan vicdanla bakan ve tanrıya inananlaryeni sistem için çalışacaktır.
· Budeğişim İslam’ın harekete geçişi değil tanrının harekete geçişidir. Tüm dinlerbekledikleri esenliğe kavuşacaktır. Hepsi tanrının dinine çıkmaktadır. Her kıtada her dinde her ulusta baskı altınaezilen mazlum inananlar oldu. İnancı bir dine bağlamak yanlıştır. İnanç biranlayıştır. Dinler farklı bölgeler e ve kavimlere gelse de hepsi bir amaçtadır.
· Yeryüzündeve Türkiye’de insanlığın sorunlarını çözecek bir sistem yoktu. Halbuki sistemçözümcü olmalıydı. Ancak sistem kazancını sayan, fazla üretimi yerine getirmeyeçalışan, daha çok kazanmak için çabalayan sistem anlayışına sahipti. Maddeci,dünyacı ve kazanç öncelikli bir sistemde insani haklar ve değerler ayaklaraltında ezilmişti.
· Türklerher gittiği yere selam diyerek barışçı ve hoşgörülü bir yaklaşımla gitmiştir.Batılılar gibi silah, ticaret, gasp, kölelik ve sömürüyle gitmemiştir. Barbarolan Türkler değil Batılılardır.
· Yeryüzündeİnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmeye çalışan bir sistem yoktu. Kardeşliğive esenliği sağlamaya çalışacak küresel gündeme yön verecek bir merkez yoktu.Türkiye gibi bir ülke Ortadoğu, Afrika, Asya hatta tüm dünyayı ilgilendireninsanlık sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmaktadır. Küresel güçler insanlığın sorunlarınıçözmedikleri gibi bu sorunlarla ilgilenen ve çözmeye çalışan Türkiye’yi tehditolarak görmektedirler. Dünyada mevcut eski sistemin sahipleri dünyanın kaosortamından memnun olmaktadırlar. Bubozuk düzenden yeryüzünün hazinelerini sömürenler insanlığa zarar verenlerdir.
· Yeryüzününhazinelerine sahip olma, hükmetme arzusu ve eldeki varlıkları kaybetme telaşıdünyanın kölesi olmuşluğun bir göstergesidir. Bırakalım korkularımızı insanlarahizmet edecek yönetimin gelmesi için çabalayalım. Kendilerini doğru yoldasayanlar gerçekte insanlığa zarar verenlerdi. İslami eğilimlilerin dünyayönetiminden korkan ve öldürüleceklerini, yaşamlarının kısıtlanacağını,özgürlüklerinin gideceğini düşünenler kendi kuruntularıyla ve temelsizkorkularıyla hareket etmektedirler. Hem terörü yaratıp bunu dinlebağdaştıranlar asıl insanlık terörü yapanlardır.
· Kazancıartan ve yaşam standardı yükselenler mazlumlar ve ezilen halklardır. İnsanlarınalt ve orta sınıfıdır. Bunlar insanlığın yüzde yetmişini oluştururlar. Baronlarve büyük patronlar insanlığın yüzde onunu bile oluşturmazlar. Siyasete veinsanlığa yön verirlerdi. Ve onlara kulluk eden ve bundan beslenen geniş halkkitlesi yüzde yirmilik bir çoğunluk oluşturmaktaydı. Dünyanın yüzde otuzu,yüzde yetmişine zulmetmiştir.
· Siyonizm’idestekleyenler yeryüzünde mazlumlara savaş açmıştı.
· Osmanlıegemenliği yıkılırken halklar büyük acılar çektiler. Her bölgeye girmiş olanİngiliz egemenliğindeki sahip olma anlayışı Osmanlı yandaşlarını çok zordurumda bıraktı. Katledilenler, mallarına el konulanlar, sürgüne gönderilenler,köle yapılanlar oldu. Nerede inanan görseler onu etkisiz ediyorlardı. Kimseinandığını söyleyemez oldu. Fikirler gizlendi, doğrular söylenemez oldu. Adaletfelç oldu. İnananlar ibadet dahi edemediler. Milyonlarca örnekten sadece birtanesi: Hindistan’da Türk dostu Jahar'ın, Osmanlı'daki gelişmeleri yakındanizlediği Trablusgarp ve Balkan savaşları nedeniyle zor durumda kalan Osmanlıdevletinden gelen haberleri gazetesinde neşrettiği, esaret altındaki yoksulMüslüman Hindistanlıları Osmanlı'ya ve hilafete desteğe çağırdığıbiliniyor.Tarihi kayıtlar, Jahar'ın Urduca Hamdart ve İngilizce Comrade isimligazeteler çıkardığı, bu gazetelerde kaleme aldığı makalelerde, İngilizordusundaki Hintli Müslümanlarının Türklere karşı savaşmasına karşı çıkmasıgerekçesiyle İngilizler tarafından yargılanarak dört yıl hapis cezasınaçarptırıldığı biliniyor. O dönemde hilafet taraftarı kişilere birtakım infazlarda gerçekleştirilmişti.
· Türkiye dışişleri bakanı A.Davutoğlu Irakta birlik ve beraberlik içinçalışma başlattı. Şii ve sunni liderlerle görüşen Davutoğlu fikirlerde uçurumyok aynı şeyler düşünülüyor. Uzlaşma olur. Ama sabote de edilecektir dedi.Denildiği gibi sayısız sabote olayları oldu. Ama çözüm süreçleri sadece Türkiye’de değil tüm ülkelere yayılacaktır.
· Trablusgarp ve balkan savaşları artık günümüzde tersi istikamettegörülecektir. Nitekim Libya/Trablusgarp gibi Arap baharıyla başlayan Ortadoğudeğişimi balkanlara da sıçrayacaktır. O dönemin tam tersi olaylargörülmektedir. Ancak bir fark vardır. O dönemde inançsızlar tehditle veölümlerle, infazlarla, katliamlarla egemenliklerini kuruyordu. Ancak şimdiegemenliklerini kaybetmemek için şiddeti kullanıyorlar. Her iki durumda dainançsızlar şiddet yanlısıydılar. Gerçekleri kabul etmeyen ve dünya hırsıylacanileşen anlayış tam bir inançsız şeytan rolü çizmekteydi.
· 1.Dünyasavaşında Avusturya-macaristan patlağı bu yüzyılda da görülebilir.
· Dünyayaverdiğimiz adalet ve barış eksenli nizamı, akıl ve varlığımızla güçlendirsek debozguncular silahla ve güçle üstünlüğü sağlamışlardı. Batı ne insani değerlerine de akılı keşfetti. Onlar sadece zenginliklere sahip olmayı, yönetmeyidiledi. Bunların içine de Hristiyanlığı yayma düşüncesini buladılar. Ancakyaymaktan çok baskı uyguladılar ve kendi kültürlerini empoze ettiler. İnsanisiyasi, iktisadi ve bilgi gücünün olmadığı bir devlet cihan devleti olamazdı.Bu nedenle onların döneminde dünya yarışı ve büyük bir hırs vardı. İnsanlıkbundan büyük bir zarar görüyordu.
· Kötüdünyayı değiştirme iddiasında olanlar yavaş yavaş bir çatı altında toplanmayabaşladı. Türkiye buna öncülük etmektedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Buçatı küreselleşecektir. İyi ve adil bir dünya isteyenler, tanrının yasalarınabağlı kalınacak yeni bir sistemin kurulmasını sağlayacaklar. Böylece şeytanınegemenliği yıkılacaktır. Bunu asla menfi amaçları için değil insanlığınkorunması ve esenlik bekası için isteyeceklerdir. Tanrının tarafında olanlarmutlaka mükafatlarını ahrette alacaklardır.
· Türkiye kendi sorunlarını çözdüğü zaman sadece Türkiye'yidemokratikleştirmez, Ortadoğu'nun Kafkasların ve balkanların dademokratikleşmesine de önemli katkılar sunar. Ve demokratikleşme küreselleşir. Barış yeryüzüne yayılırken hak, adalet ve eşitlikarayışı kendiliğinden oluşacak bunlarla beraber yeryüzüne müthiş bir bereketyayılacak.
· "Tarihve coğrafya milletlere biçtiği rolden asla vazgeçmez" Anadolu veOrtadoğu’da zamanın ruhuna uygun olarak kendini yenileyen bir devletin varlığıtekrar ortaya çıktı. Yeryüzünde yeniden insan ve adalet merkezli bir medeniyettasavvurunun inşa edilmektedir. Son yüz yılda yaşananlar ve insanlığın huzuruyakalayamaması insanları hatalardan dönmeye çağırdı. İnsanların zihin ve içdünyasında yeni bir dünya arayışının olduğu bir gerçektir. Bu arayış sadeceTürkiye'de değil, Ortadoğu Afrika gibi kaynakları sömürülen ülkelerde daha dabelirgindir. Türkiye'nin bu arayışta akıl ve ruh merkezindedir. Dünyada görülenrüyaların, 100-150 yıllık arayışların, gerçeğe dönme noktasına çok yakınolunduğunu bunun "bir medeniyet tasavurru" olduğunu artık herkesanlamıştır.
· Türkiyeyeryüzünde din birliğini sağlayacak. Zamanla dil birliğini de sağlayacak. Tümlisanları kendi içinde barındıran Türkçe aslında insanlığın ortak dilidir. Türkçe'nin geldiği yere bir bakın şuan 300 milyon kilometrekarelik bir alanda konuşuluyor. Türkiye’ningüçlenmesiyle Türkçe’nin yayılması da hız kazanmıştır ve daha da hızkazanacaktır. Bir zamanlar inancı ve tanrının yasalarını bu aziz millettensöküp atmak istediler. Yeni bir lisan ile tarihten ve kitaptan koparmakistediler. Gün geldi zaman döndü Tanrı onların amaçlarını ve oyunlarını boşaçıkardı. Özü ve toprağı temiz olan bu karma milletin ağzına zincir de vursalaronları doğru yoldan ayıramazlardı. Tanrı, ibrahimin milletini daima kolladı.Zalimlerin her türlü zorbalığına inat, inancın yeryüzüne bu lisan ilehükmetmesine karar verdi.
DEĞİŞİM PSİKOLOJİSİ
· Düşmanca bakış açısı, egemenliğini kaybetme korkusu yaşayanlarıntavrıdır. Muhalifler eski hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Onların bozgunculuktankazandığı dönemler bitmiştir.
· Bunlar ülkeyi yönetti mi ülke mahvolur. Özgürlüklerimiz kısıtlanır.Esir hayatı başlar.
· Nimetlerimiz ve hakimiyetimiz elimizden gider. Saltanatımız yıkılır.
· Şunlar cahil. Böylelerini insan yerine koymayacaksın. Hayvan gibikullanacaksın.
· İnananların ve inanmayanların temsili her ulusta farklı farklıolmuştur. Bazı ülkelerde inançsızlar şiileri nitelerken bazı uluslardasunnileri nitelemektedir. Bazı bölgelerde iktidarı nitelerken bazı bölgelerdemuhalifleri nitelemektedir. Avrupa’da mevcut yönetimler inançsız olurkenmuhalif halklar inanan niteliğindedir. Afrika’da cuntacı yönetimler inançsızkenaçlıktan zor yaşayan halklar inanan mazlumlardır. Dünyada mevcut diktatöryel vemevcut sisteme bağlı yönetimler şeytanın egemenliğini taşırken mazlum halklarındemokrasi ve özgürlük arayışı inançsal gerçeği göstermektedir.
· Bir iş bulmak için kirli yolları seçenler. İş bulunca da bedenlerinidünya kazancı için satan kadınlar. Yalancılığı, aldatıcılığı ve hileyi yoledinmiş tüccarlar Rızkı için şeytani yolları seçenler. Kötü düzende bunlarıyapmayanlar aç kalıyordu. Bu bozuk sistem devrilmelidir. Çünkü bu sistemkötülük üzerinden çalışıyordu. Dünyayı yöneten egemenler silah, baskı, hile vealdatmacayla küresel hazinelere sahip olmuşlardı. Yönetim takımı böyle olunca geriye kalanbütün insanlık bunların kötü düzeninden olumsuz etkilenmekte ve dünya için birsavaş ve karğaşa yaşanmaktaydı. Şeytanın bozuk düzeninde dünyayı kazanmak hepkötülük üzerinden olmaktaydı.
· Ortadoğu ve dünya güçlü lider ve devletten hoşlanır. Ortadoğu’nunpeygamberleri, kahramanları ve liderleri vardır. Gözyaşları ve sevinçlerivardır. Din tarihini sevmeyen bu coğrafyada ayakta kalması zordur. ABD ve Batı,bu nedenle uzun süre ayakta kalamadı.
· Zalimleri nesilsel bir değişim korkusu sardı. Geleceğin kendilerindenolmayan bir nesle kaptırılması onları şiddete yöneltmektedir. Hakkın yönetmesitarafgirlikten daha doğrudur. Çünkü insanlığı koruyanların yönetmesi dahaadildir. Zalimler mazlumlarla mücadele edeceklerdir.
· 2001-2007 arası insanlığın en kötü dönemi (İnsanların birbirinikatlettiği karanlık dip., Vesayetin en zirve noktası) yaşandı. 2008-2015 arasıküresel fark ediş yaşandı. Değişim dönüşüm başladı. Küresel bilinç değişimeuğradı. 2016-2023 insanlık iyi yönde hızlı bir çıkış yaşayacak ve altın çağagiriş olacak. 2023 güvenlik ve adalet noktası olacak. O günden sonra kalkınmave esenlik hızla yayılacak. 2056 insanlığın sağlam temellere oturacağı temeltaşlardan birisi yerleşecek. Her 33 yılda insanlığın iyiye gidişi artacak.İnsanlar yeryüzünde huzur ve güven içinde yaşamaya başlayacaklar. Yavaş yavaşsavaşlar ve lokal çatışmalar azalacak. Tüm husumetler giderilecek. Bir zamangelecek neredeyse hiç savaş ve çatışma olmayacak. Afetler de sürekli azalarak odöneme ulaşacak. Ve neredeyse hiç afet yaşanmayacak. Ancak ilk kırılma güneştakvimine göre 3445 yılında gerçekleşecek. İnsanlar bu kırılmayıanlayamayacaklar. İlk düşünsel değişimler, vesayetin doğumu, ayrılıkbelirtileri yaşanmaya başlayacaktır. Artık güneşin batıdan doğması bundansonraki belirsiz tarih olan her günde beklenmelidir. Sonun bir günde hemenolmasını beklemek mantıksızcadır. Kıyamet kendini göstere göstere gelecektir.İnsanlar 60. enlemlerin dışında yaşayamayacaklardır. Yaşanabilir yerlere göçlerbaşlayacaktır. Hayati şartları kaybetme, besin yetersizlikleri, su bulamamazlıkgibi yaşamsal kayıplar yaşanacaktır. Değişen iklim şartlarını insanın bünyesikaldıramayacak ve toplu ölümler gerçekleşecektir. Artık insanlık ve dünyatarihinin bitişi yaşanmaktadır.
· Türkiye’ye müthiş bir para girişi, insan göçü, büyük bir kalkınmayaşanacak.
· değişim tepeden gelecek.yeryüzündeki düzen ve işleyiş yeniden en adilşekilde dizayn edilecek.çalışma alanları roller görev alanlarıdeğişecek.insanların yeryüzünde özgürce yaşayabilmesi için,kardeş yaşayabilmesiiçin kolay işleyen bir sistem kurmak zorundadır.
· değişime direnenler olduğu gibi değişim taraftarları da var gücüyleçalışacak.herkes olayları kendi çıkarına göre değerlendirmektedir. değişimhızla gelecek, ardı arkası kesilmeyecek, herkez doğruluga boyun eğecek ve yenipozisyon alacak.
· ahir zamanda bilginin yokluğu ortadan kalkıyor. kültüre savaştadüşünsel ve fiziksel değişim gerçekleşiyor. insanlık bilinç uyanışı yaşarkenküresel iklim değişiklikleri ve afetler yaşanıyor.
· uydurma sosyalizm, ırkçılık ve ulusçuluk, milliyetçilik ve ümmetçilikhepsi denenmiştir. hiçbirisi yeryüzünde baki kalmamıştır. baki kalacak tekşeyevrensel din ve kardeşliktir.
· arap baharı demokratikleşme sürecidir.özgürlük ve eşitlik hareketidir.mazlumhalkların ayağa kalkışıdır.
· Dünya 1900-2000 arasında amerika ve nato etkisinde kaldı. türkiyeyönetildi kullanıldı ve her bir işine müdahale edildi.
· Çalışmak için 1900’lü yılların başında Kanada’ya giden 205 Türk’ün 1.Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından evlerinden alınarak esir kamplarınagötürüldüğü ortaya çıktı. İngiltere'nin talimatıyla Kanadalı askerlerce birgecede evlerinden toplanan Türkler'in sonu bugüne kadar öğrenilemedi. Esirtoplamayı yasalaştıran Kanada hükümeti, Osmanlı vatandaşı Ermeni ve Rumlar’adokunmazken, Türkler’i ve Kürtler’i tehcir etti. 3’ü öldü, 2’si aklını kaybetti.
· ABD Başkanı Barack Obama, 1915 yılı olaylarıyla ilgili olarak"büyük felaket (Meds Yeghern)" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Obamayazılı açıklamasında, "Bugün, 20. yüzyılın en kötü mezalimlerinden biriolan Meds Yeghern'i anıyoruz. Bunu yaparak, Osmanlı İmparatorluğu'nun songünlerinde acımasızca katledilen ya da ölüm yürüyüşüne zorlanan 1.5 milyonErmeninin anısını onurlandırıyoruz" ifadesini kullandı. Halbuki Büyükfelaket Anadolu halkı için yaşanmıştı. Haçlı zihniyetiyle Anadoluya gelen veOsmanlı halkını kökünden kazımayı isteyenler kendileriydi. Kurtuluş savaşıgerçekten bir kurtuluş mücadelesiydi. Büyük vahşeti Amerika öncülüğünde batılıgüçler yapmıştı. Bugün o dönemde kendilerine yardım eden Ermenileri anarakbahane etmektedirler. Her zaman ki gibi siyasetleri İslam ve Osmanlıdüşmanlığıydı.
· İran'ın Suriye konusunda takındığı tavır Allah karşıtıdır. Esad dindüşmanlığı yaparak inanan mazlum halkı öldürmektedir. Herkesi tehdit olarakgören İran tamamen çıkarlarla yaşayan ülkedir. Osmanlının İran ile ve Rusya ileneden yıllarca savaştığı bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Belli ki Osmanlı bir süre kötülerle savaşmışve son zamanlara doğru kötülerin egemenliğine direnmiş.
· Siyonist rejim askeri operasyonu yol edindi.
· Değişen dünya düzenine dikkat çekici bir bakışla ışık tutan 'Sır Küpü'adlı roman raflarda yerini aldı. Gazeteci Turgay Güler'in kaleme aldığı roman,Avrupa'nın karanlık çağlarından günümüze kadar uzun bir yolculuğa çıkarıyor.
· Afrika katısında Avrupa’nın etkinliği çökecek. Afrika ülkelerinisömüren Avrupa ülkeleri tek tek sömürgesini kaybedecek. Özgürlükçü ve barışçıanlayışı taşıyan Türkiye’nin önderliğini kabul edecekler ve isteyecekler. Afrika’dabaskıcı yönetimlere karşı mücadele eden halklara silahlı isyancılaryakıştırması yapan Avrupalılar egemenliklerini kaybedeceklerdir.
· Türkiye'nin yaşadığı dönüşüme gıbta ile bakanlar yaşananların Allah'ınbir lütfu olduğunu söylüyorlar, "Türkiye'ye bakarak kendi dönüşümümüzüyapmak istiyoruz" diyorlar. Libya Cumhurbaşkanı : Dünya'daki bütün reformyapan ülkeleri izlediklerini ama kendilerini en fazla Türkiye'nin dönüşümününetkilediğini anlattı. Türkiye'nin yaşadığı reform sürecini 'ümmetin bir şansı' olaraknitelendirdi. Soru sorma şansı elde edince Mekarif'e "bu sözlerinizi birazaçarmısınız? Neden Türkiye üzerinde bu kadar duruyorsunuz?" diye sordum.
Şöyle cevapladı: "Bunun sebeplerini tek tek saymaya kalkarsam vakityetmez. Ama en önemlisi Ak Parti hükümetinin dış politikası, İslam dünyası veArap Baharı konusunda yürüttüğü politika. En son İsrail'in özür dilemesi,'sözün bittiği yer'dir. Demokratikleşme, kalkınma ve kendi vatandaşınındertleriyle dertlenmesi bizi çok etkiledi."
Sözün devamında Libya Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı bir görüşmeden bahsetti.
Kaddafi döneminin kapanmasından sonra Başbakan'la yaptığı bir görüşme deErdoğan, Mekarif'e şöyle öğüt vermiş: "Hoşgörülü ve itidalli olun. Ilımlıdavranın"
Erdoğan'dan dinlediği bu öğüt kendisini çok etkilemiş ve bu durumu"Türkiye'nin sırrı" olarak nitelendirdi Libya Cumhurbaşkanı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu çözüm süreci bahsinde "Yüzyıllık parantezikapatmak"tan söz etmiş ti.
Davutoğlu'nun sözünü ettiği parantez içerisinde Trablusgarp savaşı ve Libya'nınOsmanlı'dan kopuşuyla başlayan 100 yıllık bir tarih de bulunuyor.
Libya Cumhurbaşkanının sözlerine bakılarak aynı parantezin Kuzey Afrika'da dakapanacağını söylemek için düne göre daha iddialı bir ortam var dedi..



- - - Flood Önleme Sistemine yakalandınız :) - - -

DÜNYA TARİHİNİN SONU
· Yeryüzünde insanlık her geçen yüzyılda daha kötüye gitti. Dinayrımcılığını, mezhep ayrımcılığı takip etti. Sonra da köken, ırk ayrımcılığıile insanlık en kötü hale geldi. Tüm bu ayrımcılıkların temelindeötekileştirerek sahiplenme, hırs ve dünyayı kazanma çabası vardı. Her bölgedesahiplenen ayrımcılar kendi vesayetlerini kurdular.
· Avrupa Kıtası'ndaki gen yapısına ilişkin en kapsamlı araştırma ilginçveriler ortaya koydu. Uluslararası bir grup tarafından yapılan gen çalışması,Avrupa’nın gen yapısında 4 bin yıl önce gizemli bir kırılma olduğunugösteriyor. Avrupa’daki ilk çiftçiler de gen haritasına göre Anadolu kökenli.Yani Eski dönemde Anadolu’da yaşayan gog ve magog adındaki halklardır. NatureDergisi’nde yayınlanan bir makalede Avrupa’nın genetik yapısının 4 bin ya da 5bin yıl önce ani bir değişim yaşadığı ve Avrupa DNA’sının değiştiğine ilişkinbilimsel veriler paylaşıldı. Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde bulunanEski DNA Merkezi’nde çalışmayı yürüten Alan Cooper, “İlginç olan bu ilkalt-Avrupa kültürünün 4 bin 500 yıl önce yer değiştirmesi ve bunun çok açık vebaşarılı bir şekilde yapılmış olması. Büyük bir şey meydana gelmiş ve bununarkasındaki şey ne biz onun peşindeyiz” dedi. Aslında bilim adamları o dönemdeZulkarney’nin Gog ve Magogu kovduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.
· Zulkarneyn peygamberden binlerce yıl sonra gog ve magog milletleri kazanmave yayılmacı anlayışlarıyla tekrar eski topraklarına geldiler. Bozgunculuk üzerinden kazanma çabaları veyayılmacılığı sürekli devam etti. HattaGog’un torunlarında Ram’ın soyu yani Rum kolu Anadoluya gelip yerleştiler. Bu arada büyükpeygamberler geldi geçti. Yeni dinler yaşandı en son bölgesel de olsa İslamegemenliği yaşandı ama din ayrımcılığı yeryüzünde çok etkindi. Müslüman halklarher bölgeden göç etmek zorunda kalmışlardı. Çünkü inananlar yeryüzünde süreklibaskı gördüler. Müslümanlar rahat bırakılmadılar, Kafir ve münafıklarısaymazsanız Nasaranın, budacıların, Zerdüştlerin baskı ve saldırılarındanyılmışlardı. Yerleşecek toprak bulamamışlardı. Peygamber dönemi olan 600’lüyıllardan sonra 900 ve 1000’li yıllarda inananlara bu baskı iyice arttı. Buhalk Tevrat tabiriyle Tanrının İsrail halkıydı. Bu halklar Türklerinöncülüğünde 1071’den sonra 12 kol olarak Anadoluya girdiler ve yerleşmeyebaşladılar. Bahsettiğimiz gibi o dönemdeNuh’un isyancı torunları olan Gog ve magog’un nesli Anadoludaydı. O dönemgüçsüzlerdi ama sayıca çoklardı ve Türklerin gelişleriyle kuzeye ve batıyagiderek yerleştiler. Bugünün Avrupasını ve Rusya’sını oluşturdular.
· Batıda yükselen antisemitizme verdiği bir tepki şeklinde başlayanSiyonizm, inandığını sanan ve dünyayı isteyerek menfi birlikteliği olan birtopluluktur. Osmanlı anlayışı insanlığa zarar vermeyen iyi niyetin ve adaletintemsiliydi. Bu anlayış şeytanınegemenlik anlayışı olan Siyonizm’e tepki göstermişti. Buna da antisemitizmdediler. Avrupa’da Siyonizme destek veren halklar, Hristiyanlığı savaşla yaymaanlayışını ibadet sanarak dünyaya hükmetme, ele geçirme yarışı başladı. Yahudianlayışını kullanarak başladılar. Ancak hakkın karşısında yani Yahudianlayışının karşısında olarak batıl cephede yer aldılar.. Dünya’da ve Avrupa’dainanan halklar bu Siyonizm dalgasıyla mücadele etmişlerdi. Zamanla Siyonizmgüçlenerek hakim güç halini almıştır. Ve 11 Eylül ile en parlak döneminiyaşamıştır.
· Siyon, Tevrat'ta Tanrı tarafından Yahudilere vaat edilmiş bir ülkedir.Ama bu Yahudiler günümüz dinsiz Yahudileri değildir. Tanrı yasalarına bağlıkalan ve dünya için mücadele etmeyen mazlumlardır. Günümüzde arap baharıylabaşlayan özgürlük uyanışı demokrasiye ve barışa sahip çıkmakla kemaleerecektir. Bu öncülüğü yapan bölge siyon yani şam yani İstanbuldur. Kötü yönetimler altında ezilmiş mazlum halklarfrangalarından kurtuluyor. O dönemde ki Siyon, barışa ve adalete sahip çıkandoğrulukla mücadele eden inançlı bir bölgeydi. Siyon’u Yahudiler konum ve yerolarak algılamıştır. Halbuki öyle değildir. Müslümanlar da Mehdi’nin Medine’dençıkacak beklentisinde ve bu bölge ile dünyaya hükmedileceği söylenmektedir.Aslında Medine halkı mazlumlara kucak açan, inançlı özelliğine sahiptir.Türkiye halkı bu şehirlerle tamamen benzerlik göstermektedir. Bu günümüzünTürkiye’si tanrının vaat ettiği Siyon’dur. Ve Müslümanların Medine’sidir.Çağlar öncesinden yerler misaller bulunduğu konum amacıyla değil özellikleriyleanlatılırdı.
· Tarih boyunca peygamberleri öldüren vesayet kendini Tanrı yolundasanırdı. Günümüz Yahudiliği, tanrı karşıtı ve şeytan taraftarlarındanoluşmuştur. Tanrının dinini yeryüzüne yerleştirmeyi hedefleyen bu anlayış;doğruluk çizgisinden ayrılmış dünya egemenliği için çalışan ve zulmeden biranlayış haline gelmiştir. Kutsal kitaplara göre Yahudiler Dünya içinçalışmazlar hatta Ahiret için çalışırken baskı görürler ve tanrı onlarıkurtarır ve yeryüzünü onlara varis bırakır. İşte Günümüz Yahudiciliği yeryüzünesahip olma çabası ve bununla zulmetme yetkisi bulmuş zalimlerdir. Ne büyüktezatlıktır ki bu çarpıklığı anlayamamışlardır. Ahir zaman Yahudiliği olangünümüz Yahudiliği yani siyonizm, Tanrı ve Ahiret için çalışmak yerine dünyaviamaç için çalışan şeytani güçtür. Günümüz yahudiciliği ötekileştiren,ayrımcılık yapan bozgunculuktan kazanan anlayıştır. Tanrıdan çok inançsızegemenlere hizmet eden ahiret hedefinden çok dünya hedefi kuran hukuksuzlardanoluşmaktadır.
· İnançsızların Yahudilik çatısında buluşarak dünya egemenliği içinmücadelesi uzun zamana dayanmaktadır. Son dönemlerde Osmanlı’nın gerilemesiyleOsmanlı ve din karşıtlığı iyice ortaya çıkmış, İslam’ın doğduğu dönemin rövanşıalınmak istenmiştir. 600’lü yıllarda dünyaya egemen güçler dini bahane ederekyönetimlere sahipti. Halkı sömürüyor, dini kullanıyor ve insanlığa zararveriyorlardı. Tanrı Arap yarımadasına elçisi Muhammedi, dinini ilan etmesi içingöndermişti. Dönemin vesayetçileri aynı zamanda dini liderleri sırfkıskançlıklarından ve saltanatlarından dolayı ona karşı çıkmışlardı. HalbukiMuhammet onları doğru bir yola, barışa ve adalete çağırıyordu. Üstelik onlarındinlerini doğruluyor ve destekliyordu. Ancak hakka uymadıklarını söylüyordu. Dönemindinsel baronları ve sistemlerin sahipleri ona karşı mücadele etmişlerdi.Böylece tanrının dinini karşılarına almışlar dünya kazancı karşılığındaahretlerini ve ardındaki büyük kitleleri yoldan saptırmışlardı.
· Siyonizm'in başlangıcı kabul edilen 1897 yılından önce bile kendileriniYahudi olduğunu ilan edenlerin Filistin topraklarına göç ettiği görülmüştür.Filistin'e ciddi Yahudi göçü 1882 yılında başlamıştır. 1890'lı yıllarda,Theodor Herzl Siyonizme yeni bir ideoloji ve fiili aciliyet katarak, DünyaSiyonist Örgütü'nün (WZO) oluşturulduğu 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrindedüzenlenen ilk kongrenin toplanmasını sağladı. Herzl'in amacı, Yahudi devletihedefinin elde edilmesi için gerekli hazırlık niteliğindeki adımlarıbaşlatmaktı. Herzl'in Filistin'i hakimiyeti altında tutan Osmanlı yöneticileriile bir siyasi anlaşma yapma teşebbüslerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıüzerine başka hükümetlerin desteği arandı. Filistin'de küçük ölçekliyerleşimlere destek veren WZO, Yahudilik duygusu ve bilincini güçlendirmeye vedünya çapında bir federasyon kurmaya odaklandı. Abdülhamid ve yakın çevresi ileSiyonizm'in en önemli ismi olan Herzl arasında 1896'dan başlayarak altı seneboyunca yoğun temaslar yaşandığı kanıtlanmıştır. Osmanlı Arşivleri'nden 19Nisan 1900 tarihli bir belge de Abdülhamit Yahudi göçüne izin verilmiyor.Siyonizm öncesinde, Yahudilerin Kutsal Topraklara dönüşü fikrinin Hıristiyanlartarafından desteklenişi uzun bir tarihe sahiptir. Siyonizme destek veren ilkünlü isimler arasında, Britanya Başbakanları David Lloyd George ve ArthurBalfour, ABD Başkanı Woodrow Wilson ve Siyonizme destek vermeye yönelikfaaliyetleri yüzünden Britanya Ordusu tarafından Filistin'de görev yapmasısüresiz olarak yasaklanan Orde Wingate de bulunmaktadır. CarletonÜniversitesi'nden Charles Merkley'e göre, Hıristiyan Siyonizmi 1967'deki AltıGün Savaşı'nın ardından kayda değer ölçüde güç kazanmıştır ve başta AmerikaBirleşik Devletleri'ndekiler olmak üzere, birçok dönemselci Hıristiyan, bugünSiyonizme güçlü destek vermektedir. Görüldüğü gibi Dünyacı anlayışın kademekademe güç kazandığını tespit edilmiştir. Ardından patlak veren birinci dünyasavaşının arefesidir 1800lü yıllarda yaşananlar. Tanrı tarafında olduğunu iddiaedip tanrının israel krallığını kurmak için çalışanlar insanlığa ve adem’insoyuna zarar vermekteydi. Halbuki tanrı bu krallığı kendisi kuracaktı. Tarihhep böyle örneklerle doludur.
· Coğrafi keşifleradıyla hırsızlık ve gasp meşrulaştırıldı. Çetelere ve korsanlara, ticaret yapankoloni dediler. Delikli demirle öldürmeyi kolay bulanlar öldürerek vegasbederek sahip olmaya başladı. Avrupa ve kuzeyi ülkelerden gemiye binerekuzak kıtaları yağmalayanlar sürekli ganimetlerini ülkelerine taşıdılar. İnsanköle, elmas, altın ticareti yaptılar. Bir dönem bu sürdü sonra petrolükeşfettiler. Ve kazanma yarışı gittikçe daha kötü hale geldi.
· 1.dünya savaşındaüçlü itilaf devletleri olan İngiltere-Fransa-Rusya dünyada karanlık bir dönembaşlattı. Ve ardından dünya için hırslanan yağmacıların kurduğu Amerika devletidünyayı kötü bir hale getirmiştir.
· Barışın en büyükdüşmanı Fransız ihtilali olmuştur. Ulus devlet anlayışı çok yanlıştı vesaçmalıktı. Fransız ihtilalinin ortaya çıkardığı milliyetçilik iflas etmiştir.Sürekli ayrışma ve her egemen kendi saltanatını kursun anlayışı eksik vehatalıydı. Irkçılık ve ayrımcılık savaşları ve ölümleri getirdi. Halbuki hepsiAdem’in evlatlarıydı.
· Sanayi inkılabı silahlanma yarışını getirdi. Sosyal alandaki gelişmelersilah alanından çok sonra gelişti. Bu işğal aynı zamanda halkın örf adet vekurallarına da bir işğaldi. Yani evrensel değerler çiğnenme şamasına gelmişti.Yeni yönetimler halk karşıtı, kanunsuz devlet statüsündeydi. Silah üstünlüğünüele geçirenler evrensel anlayışla değil de batıl bir çabayla işgal etmeyebaşladılar. Her yerde halka karşı işgal vardı. Napolyon’un Mısır’ı işgaletmesiyle ilk kırılma gerçekleşmişti. Anadolu’yu cumhuriyet döneminde işgaletmeye kalkmışlardı. Birinci dünya savaşı sonrası bir işğaller zinciri yaşayandünyanın yönetimleri zorbaların ve inançsızların egemenliğine geçmişti.
· İnsanlık tarihine baktığınızda yeryüzünde benzer ve sayısız dünyasavaşları gözlenmiştir. Bu savaşlar aslında iyilerle kötüler arasındayaşanmıştır. İyilerin egemenliğine peygamberler öncülük etmiştir.
· Osmanlı-Rus savaşları inananların bozguncu rus halkıyla savaşıydı. Rusya silah üstünlüğüyle ve hırsıyla Ortadoğu’yave dünyaya çok zulmetti. Silah üretti ve sattı. İpleri hep elinde tuttu.Bölgeye egemen oldu. Rusya balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’nun bir kısmındaetkili bir ülkeydi. Suriye, İran,Kıbrıs, Yunanistan Rusya’nın etkisindeydi. Ruslar inançlı Anadolu halkının son kalıntılarınıda 1910’lu yıllarda ortadan kaldırmak istemişti.
· Kudüs'ün İngilizler tarafından 1917 yılında alınmasından sonraİngiltere'nin Fransa ile birlikteliği çıkarlar doğrultusunda sürmeye devametmiştir. Bu birliktelik 2017 yılında son bulacaktır.
· İngilizlerin kurtuluş savaşında Osmanlı halkını yok etmek için dünyanınher yerinden topladıkları askerleri harekata hazırladılar. Halkları veaskerleri aldattılar. Hint,Avustralya,Anzak hatta Müslüman birlikleriningetirilişi Osmanlıyı yıkmak için şeytani bir tasarıydı. Osmanlı’nın 1918 Eylül ayında büyük MegiddoSavaşı Osmanlının yenilgisi ile sonuçlanmıştır. İnananlar kurtuluş savaşında yenik düştüler.Kalanları da aldatarak halka karşı 1923’de kendi cumhuriyetlerini zorbalıklailan ettiler.
· Dünya savaşında İngilizler Fransızlar ve Ruslar çok büyük oyunlaroynadılar. Ulusları birbirine kışkırttılar. Ortadoğuyu ve Arap yarımadasınıkarıştırırken Yunanlılarla Türkleri oyaladılar. Yunanlılar hayalperetti vehırslıydılar. İngilizler, Anadolu halkının başına Yunanlıları sardılar veonlara çok yalan vaat ettiler. İngilizler Arapları aldattı. Taraftarlarınasilah temin ettiler. Yeni yönetimleriyle ticaret ve koloni anlaşmalarıyaptılar. Böylece inanan mazlumlar muhalif konumuna düştü. Böylece her ulustainananların anlayışı yıkıldı. İnançsızların devlet üzerinden hakimiyetibaşladı. Yasalar değiştirildi ve manevi değerleri yıprattılar. Zamanla bölgeye veyeryüzüne düşmanlığı yaydılar. Osmanlı İmparatorluğunun dağılış sürecindekisavaşlar sonucunda inançsız yönetimler yeryüzüne hakim olmaya başlamıştır.İnanan yönetimlerin mücadelesi olsa da inançsızlar ve yönetimleri zaferkazanmaya devam etmişlerdir. Arap baharıyla tam tersi süreç başlamıştır.Diktatör yönetimler ve saltanat sürenler bir bir yıkılmaktadır.
· Osmanlının yıkılışıyla yeryüzünde kardeşlik, barış veadalet anlayışı da yıkılmıştır. 1789 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe bir savaşaçıldı. Ve sülalecilik, köktencilik üzerine kurulu ulus devlet anlayışı ortayaçıktı. Yeryüzünde düzeni sağlayacak merkezi bir otorite olmayınca beyliklerdönemine benzer ülkeler dönemi başladı. Güçlünün zayıfı ezdiği, savaşların,çatışmaların ve mücadelelerin yaşandığı bir dünya haline geldi. İnsanlığa sahipçıkacak, adaleti ve huzuru sağlayacak bir küresel devlet kurulana dek bumücadeleler sürdü. Bir ara ABD bunu sağlıyor sandık gördük ki küresel terörünnedeni ABD’nin yönetim anlayışıydı. Silah, petrol ve savaş siyaseti üzerindenayakta duran bir ülkeydi. ABD’nin ulusal çıkarları için yeryüzünün kaostaolması gerekiyordu. Barış ve adalet adını kullanarak savaş ve silah siyasetiyleayakta kalmaya çalışan bir imparatorluktu.
· Osmanlıyıkötülemenin her yolunu kullandılar. Padişahlar arasında kardeş katli vaciptirgibi saçmalığı tarih kitaplarına koydurdular. Padişahları haremli uçkurunadüşkün gösterdiler. Gerçekte böyle bir şey yokken harem zırvalığını uydurdular.Kellevurduran padişahlar, gönül eğlendiren ve zevklerine düşkünmüş gibi gösterdiler.Osmanlıyı kötüleme anlayışı Avrupa’da Amerika’da olduğu gibi ülkemizde de aynı anlayışıtaşıyan zihniyet vardı. Bu zihniyet doğruluğu ve dini emirleri reddeden inançsızlarınanlayışıdır. Barbar Türkler anlayışıyla muhteşem Süleyman dizisinin anlayışıaynıydı. Savaşmayı seven Osmanlı, savaş isteyen Türkler gibi gösterilmesibilinçli provakasyondu.
· Osmanlı devletiaynı zamanda İslam dünyasının da önderiydi. Osmanlı sultanları halifeydi. 1919yılında Osmanlı çökerken insanlar kendi aralarında para toplayıp, ekonomikyardımda bulunmak istediler. Sonra insanlık karanlığın içine gömüldü.
· Osmanlı’nın diniliderliğini korumak için Hilafet hareketi ortaya çıkmıştı. Hindistan’daki buhareket Güney Afrika’daki Müslümanlar’ı da etkiledi. Osmanlı’nın dini liderliğiyüzyıllar sürdü, sadece 1919’dan sonra yıllardır Osmanlı’nın bu liderliğiyoktu. Bu liderlik Türkiye ile bugünlerde yeniden doğdu. Ama bu liderlik sadeceislamı kollamıyordu. Tüm insanlığı ve tüm dinleri kapsıyordu.
· Avrupa Yahudilerinin (Avrupalı inançsızların) kıtanın dört bir yanında inananlarınadaletine ve barışçı tavrına yani Osmanlı anlayışına yükselen tepkilerinartması siyonizmi doğurmuştur. Gerçekinananların ve mazlumların antisemitizmle kendilerini inananlar olarakniteleyen hukuksuzlara(Siyonistlere) bir tepki olarak doğmuştu. laik inançsızların temeli din düşmanlığıyapmaktı. Dini ayırırken dinsiz ve kuralsız devlet anlayışlarını yönetimlereyerleştirmişti. Siyonizm, dinkarşıtlığıyla çıkılan amaçta modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur.Çünkü din milliyetçiliği yapılmaktadır.
· T.Erdoğan'ınfarklı kültürleri anlamak gibi bir toplantıda Siyonizm ile anti-Semitizmarasında kurmuş olduğu bağlantı karşısında dehşete düştük" diyenler yıllarca kendizulümlerini anlayamayacak kadar kör idiler. Onlara silah gücüyle zulmederekyönetme gücünü kim verdi. Tanrı mı hayır tanrı böyle bir yetki vermez, onlar şeytanauydular. ABD kongresinden bazı üyeler Başbakan Erdoğan'a bir mektup yazmış vebu sözlerini geri almasını istemişlerdi. Basbakan doğru söylemiştir. Hatta dahailerisine gidip Siyonizm ile terör aynı şeydir demeliydi. Küresel bozguncularbu gerçekle mutlaka yüzleşecekler.
· Hristiyanlığıniçinde şeytanın yoluna uyan Protestanlar bir dönem sonra aşırılığa giderekzamanla evangalizmin yolunu tutmuş ve Savaş tanrısı şeytanın ardınadüşmüşlerdir. Hak yolda olduğunu söyleyen bu yağmacılar Tanrıya ve dininedüşmanlık etmekteydiler.
· Antizemitizm (Yahudi karşıtlığı) Osmanlı’nın gerileme ve dağılmadöneminde haksızlığı ve silahı yol edinmiş gog ve magog anlayışındakiinsanların ortaya çıkışında Avrupa halkının verdiği tepkidir. Yahudi düşmanlığıOsmanlı yıkılırken iyice etkinleşti. Ama onlar gerçek Yahudi değildiler.Kendilerini Yahudi ilan eden Tanrı karşıtlarıydılar. Gerçek hayatta müthiş birtezatlık vardı. Tanrının dinini savunanlar dinsizliği yol edinmiş halklarolarak karşımıza çıktı. Dini uygulamayan ama dini çıkarlarına alet etmişyahudilik anlayışını gördük. İnsanlığasahip çıkıyormuş gibi görünüp insanlara sıkıntılı bir düzen ve insanlık karşıtıbir dönem gördük. İşte inananların inançsızlara tepkisine antisemitizm yaniYahudi düşmanlığı denildi.
· Antisemitizm, insanlığa sahip çıkan Tanrı taraftarıdır. İnananların ‘Dünyaiçin Yahudilik ‘anlayışına verdiği bir tepkidir. İyi bir düzene karşı çıkan veİsrailoğulları olduğunu iddia edenlerin azgınlığına karşı doğmuşturantisemitizm. Doğru yolu terk etmiş anlayışın karşısındadır antisemitizm.Yahudilik dünya için mücadele eden, yönetimi zorbalıkla yürüten, hedeflerineulaşmak için insana ve insanlığa zarar veren hukuksuzluğu yol edinmişegemenlerin vesayet ve saltanat kavgasıdır. Siyonizm dünyayı savaş alanınaçevirmiş, baskıcı yönetimler getirmiş, petrol ve yeryüzü hazineleri içinmücadele etmiştir.
· Gog ve MagogAnadoludan kuzeye göç etmiş iki kavim. Bunlar İngiltere ve Rusya’dır.Bozgunculukta öncülük eden bu iki kavime yeryüzündeki tüm inansızlar herulustan destek verdiler. Böylece küresel egemenlikleri gerçekleşti.
· İblisin temel felsefesini uygulayan İsrail anlayışı. :İblis dünyayı tercih etmiş bir insana sen tanrı için mücadele ediyorsun diyorve Yahudi olduğuna inandırıyor. Sonra da öğüt veriyor."Evlat bir bahçeyesahip olacaksın. O bahçeyi öyle büyüteceksin ki, orası senin ve kardeşlerininvatanı olacak. Sen o vatanın kralı olacaksın. Başka vatanların krallarıkraliçeleri senin emrinde olacak. Dünyadaki herkesi o bahçede yetişenlerlebesleyeceksin. Bahçende yetiştirdiklerini istediğine vereceksin. İstemezsen vermeyeceksin.Dilersen, aç kalıp ölecekler. Ekmek isteyene tohumu sen vereceksin. İstemezsenvermeyeceksin. Almak için ayaklarına kapanacak, yalvaracaklar. Verdiğin tohumunmeyvesi lezzetli zehir olacak. Bir tarlaya bir kez düşecek. Hasadı tek olacak.Yine kapına gelecekler, yine yalvaracaklar. Sen istersen vereceksin. Kendin vekardeşlerin onlara verdiklerinden yemeyeceksin. Kendin ve kardeşlerin içintohumu kendinden çıkan ürünler yetiştireceksin.""Bütün insanlığıhasta edeceksin, sonra onlar kapına gelip derman dilenecekler. İlacı sendeolacak. Dilediğine vereceksin, istemezsen vermeyeceksin. Dilersen yaşayacaklar,dilemezsen ölecekler.""Sen bütün dünyadan çok olacaksın. Az olsan daçok olacaksın. Sen herkes olacaksın, ama hiç kimse sen olmayacak. Sen acıtacaksın,ama o bağırmayacak. Acıtan da bağıran da sen olacaksın. Onları azaltacaksın,ama sen savaşmayacaksın. Sen yeryüzüne savaş tohumları ekeceksin. Başkalarınabiçtireceksin."
· İslam dünyası kendi meselelerine kendisi kafa yoracak vekendi enstrümanlarını kendisi geliştirecek bir noktaya gelmezse sıkıntılaryaşanmaya devam edecek. Her bölgede halk insani odaklı yönetimleri kurmakzorundadır.
· Hangi millet vetoplum ne olursa olsun barışa adım atıyorsa tanrının rahmetine mazharolacaktır. Savaş isteyenlerle barış isteyenler inananlarla inanmayanlarıntemelini oluşturmaktadır. Kötülüğü, kargaşayı ve insanların arasınınbozulmasını isteyenler şeytanın yolunu tutmuştur. İyiliği, esenliği vekardeşliği inşa edenler Tanrının yolunu tutmuştur.
· Irk ve inanç ayrımcılığı yapanlar hep insanoğluna zarar verdi. Geçmişinhesabı hukukla sorulacak. Aralarında husumet olanların Silahları bıraktırılacakve barışta buluşacaklar.
· Değişim içinkılını kıpırdatmayan zihniyet değişimi yapmaya çalışanları tehdit olarakgörmektedir. Kazançlarının ellerinden gideceğinden korkan baskıcılar değişimedirenmektedir. Değişimin önünü tıkayanlar hiç yorulmadan kolayca gelirlerikendine akıtarak halkın üzerinden kazanıyordu. Mazlum halkın üzerindenkazananlar baskıcı ve kapalı rejimi sürdürüyorlardı. Dünya son yüzyılda buanlayışla yönetildi.
· Eski sistemyozlaşmış ve köhnemiştir. Yeryüzünün kaynaklarına sahip olmak için her yerekendi adamlarını atayan ve sömürgecilik anlayışıyla dünyayı yöneten sistemartık çökmüştür. Gerçekten insanlığa hizmet etmek isteyen seçimle gelen veçalışma aşkında olanlar yeni sistemin sahipleri olacaktır. İnsanlar içinsorunlara eğilen, problemleri çözen hiçbir kirli hesap derdinde olmayan biranlayış yeni düzenin mimarı olacaktır.
· Dünyada kapalı,köhnemiş bir rejim var. Kötü sistem azınlığı zengin ederken çoğunluğu esiralmış. İnsanlar her alanda sıkıntı çekiyorlar. Bu kötü düzenin sahipleritanrıya inanmıyor. İnsanlara haksızlık ve ölümler üzerinden kazanmayı yoledinmiş. Dünyada insana sahip çıkan merkezi bir güç ve halk desteği olmayıncameydanı boş bulan güçlüler dilediklerini yapmışlar. İnansızların egemenliğiböyle başladı. Ve insanlara zulmettiler. Ne vicdan ne de hesap sorulmadüşüncesi vardı. Hesap sorulamamazlık ve sorumluluk olmayınca yeryüzüne kötülükyayıldı.
· Bir taraftayiyecek bir dilim ekmek bulamayan yığınlar, diğer tarafta tıka basa doyan,yiyemediğini de çöpe atan bir kitle var. Bu sürdürülebilir, adil bir tablodeğildir. Kalkınma ya da refah da değildir. Bu hırstır, tamahtır,açgözlülüktür. Dünya malına sahip olmak için zulmü seçenler bu tabloyuoluşturmuştur. Gelir uçurumu geçmiş 200 yılın sonucudur. Zengin daha zenginfakirin daha fakir olduğu dönemler geçmişte kalacaktır.
· İnsanlıkkardeşliği böyle mi yaşayacaktı. Elbette tanrı kimilerine fazla kimilerine azverecektir. Kimileri işveren kimileri işçi olacaktı. Kimileri zengin kimilerifakir olacaktı. İnsanlar paylaşmasını ve kardeşliği başaramadılar. İnsan türükendi kardeşlerine dünya malları için mi zulmetti. Bunca ölümler suçlar dünyayasahip olmak için miydi. Tanrı dilerse evrende milyonlarca dünya var edebilirdi.Dünyanın sinek kanadı kadar değeri yoktu. İnsanın aldandığı şey ne idi. Allahher durumda insanı sınar. Paylaşmak kardeşliğin temelidir.
· Terör diyeadlandırılan halk hareketlerinin gerçekte doğru bir hak arayışı olduğunugöreceksiniz. Tarlalarına Topraklarına kaynaklarına el konulan ve sefalete veiç savaşa bırakılan halklar özgürlük mücadelesi vermektedirler. TanrıOsmanlının tekrar doğmasına izin verdi. Yeryüzü karanlık ve kötü bir dönemyaşadı. İnsanlar gerçekleri daha iyi anladı. Bir aydınlanma çağı yaşanmaktadır.Yeryüzünün gizlilikleri ortaya çıkıyor.
· Yeryüzündeki milletler üzerine planlanan oyunlar ve zulümler bir türlüsona ermiyor. Bu durumun en önemli sebebi asırdan asıra farklılık gösterensömürgeci anlayışın hâlâ devam ediyor olmasıdır. Sömürgecilik ve Ortadoğuüzerine Batı'nın sömürgeleştirme proğramı uygulandı.
· Sömürgecilikdünyanın son 250 yılına damgasını vurmuştur. Tarih boyunca birçok tarifiyapılmıştır. Kimileri kullanma, kimileri aldatma, demiştir. Bir Afrikalı"Beyaz adam bizim topraklarımıza geldiğinde onun ellerinde İncil, bizimelimizde topraklarımız ve inciler vardı. Şimdi bizim elimizde İncil var. BeyazAdam'ın ellerindeyse bizim topraklarımız.’’
· Dünya tarihinde inançlıyani insani yönetimlerin en sonuncusu MS 7 ve 15. asırdır. Batı bu dönemigenellikle bir kalemle geçilen, karanlık çağlar olarak adlandır. Halbuki budönem tam da dünya tarihinde inancın kardeşliğin ve insani değerlerin korunduğuadalet, kardeşlik dönemidir. İslam ve Türkler halifelik sancağını taşımıştır.MS. 7. asırda o günün dünyasının iki hâkim medeniyetinin -Sasani ve Bizans-burçlarının dibinde bir din doğuyor ve o din, doğduğu andan itibaren bulunduğucoğrafyaya yayılarak yükselişe geçiyor. Bu bir kırılma noktası. İlk otuz seneiçerisinde bütün Hicaz Yarımadası ve ilk yüz sene içerisinde de İspanya'danÇin'e kadar olan muazzam bir coğrafyada hem ruhuyla, hem fizikiyle var oluyor.Buna İslam Medeniyeti diyoruz. İslam Medeniyeti kendi dinamikleri içinde Sasanive Bizans'a rağmen yükselen bir medeniyet olmuştu.
· Amerika kıtası Osmanlınıngüvenliğinde bir adalet ve barış dönemi yaşayan ilkel toplumlarla doluydu.Ancak bu toplumlar inançlı dürüst ve asillerdi. Kabile halinde yaşasalar dainsani değerleri bilirler tanrıya yönelirlerdi. Kimse birbirini tehdit olarakgörmez ve zarar vermezdi. Bu günkü Amerika henüz yok ve kadim dünyanınhâkimiyeti Müslümanlar ve Türklerin elinde idi.
· Kalan AvrupaViyana'yla Fransa arasına sıkışmış durumda. Ada devletteyse Anglosaksonlarbulunuyor. Bu devletler bir taraftan kendi kökleri itibariyle Yunan, Roma,Latin geleneğine, bir taraftan Hıristiyanlığa dayalı bir kimlik arayışıiçerisindedir. Bir taraftan Müslümanların fetih hareketleri var, diğer taraftaniçeride din ve mezhep savaşları, tabii afetler ve salgın hastalıklarlaboğuşuyorlar. Feodalite nedeniyle o küçücük Avrupa kıtasında yüzlerce derebeyikendi içlerinde belirsiz bir çekişmenin içerisinde. İşte bu sırada çare olarak,kurtuluş olarak dünyaya açılıyorlar. Çünkü yapabilecek pek bir şeylerikalmamış. İşte bu dünyaya açılma süreci tarihteki bir başka büyük kırılmayasebep oluyor. Dünyaya sahip olma rüzgarı ve sömürgeciliğin ilk adımlarıbaşlıyor.
· Karanlık çağdançıkarken bulunduğumuz konumu ve zamanı anlayabilmek için dünyanın son ikidönemini incelemeliyiz. Birbiriyle çok bağlantılı nedensellikler sunmaktadır. Çağlar da birbirini etkiler dünya binlerce onbinlerce yılda değişimlerle bir noktaya doğru gider. İnsanlar, insanlarıninançları, algıları yaşam şekilleri etkilenir ve değişir.
· İslam medeniyeti,Osmanlılarla zirvesine ulaştığı bir zamanda hiçbir şey yokken Batı medeniyetininyükselişi gerçekleşiyor. Tarih içerisinde bu tür kırılmalar hep oldu. Dünyatarihini anlamak isteyenler bütün tarihî kırılmaları ve kendi var oluşmecralarını nedenleriyle anlayabilirler. Tüm insanlığın hizmetkarlığını ve birliğineyönelik çalışmaları kaybeden her toplum ve yönetim yıkılışa geçmiştir.
· Avrupalıdenizcilerin bir kısmı Batı'ya gitmişti. Ama sömürgecilik çağlarının başlamasıÜmit Burnu ve Afrika kıyılarından geçerek Doğu'ya giden denizcilerle başladı.Doğu'ya gidenler Afrika kıyıları, Hicaz Yarımadası ve oradan da Hindistan'a,Çin'e, Endonezya kıyılarına uzanmışlardı. Sömürgeciliğin başlangıcı ve kırılmanoktası böyle başlamıştı. Bu tamamen siyasi ve ekonomik ihtiyaçlarlaşekillenmiş bir yolculuk neticesinde karşımıza çıkan bir şey. Avrupa'da varolabilmek için ihtiyaç duydukları her şeyle karşılaşmışlardı o topraklarda;yiyecek, içecek, altın ve diğer kıymetli madenler. Doğu'ya gittiklerinde bunailaveten bir de ipek ve baharat gibi zamanın kıymetli emtiaları var. Aslında buticaret yıllardır vardı. Ama ne değişmişti. İşte değişen hırs, inaçsızlık veküfre düşmeydi. Sapıtacak ve zulmedecek toplumlar bir boşluk arıyordu sanki birkırılma bekliyorlardı. Zamanla oluşan yeni ortamda insanlığa sahip çıkacakmerkezi otoritenin boşluğuydu. İşte bu hısızlara zemin hazırladı.
· Batı'nınyükselişi denizlere açılmayla başlıyor. Aslında denizlere açıldıkları zamanamaçları uzak kıtalardan ticaret yapmaktı. Osmanlının egemenliği vekorumacılığı azaldıkça ilkel ve çaresiz halklara karşı niyetlerini bozdular.Kötülerin kolonileri haksızlık ve zulümle hızla güçlendi. Bunlar bir çeşitkorsanlık ve yağmacılık yapmaya başladı. Zamanla iyice abartarak uzakkıtalardaki halklara saldırmaya hatta insan ticaretine kadar gitti. Afrikanınve Amerika kıtalarının zenginliklerini sömürüyor ve halklarını köleyapıyorlardı. Afrika halkı daha çok köle edilirken Amerika yerlileriöldürülüyordu.
· Başlangıçtakikatliamlar sonraki yüzyıllarda yaşananların yanında çok fazla anlam ifadeetmiyor. Doğu'ya giden Avrupalılar burada kendilerinden daha gelişmiş birmedeniyet seviyesiyle, Batı'daysa daha ilkel bir seviyeyle karşılaşmışlardı.Doğu'da ilk yaptıkları şey yerli hâkimlerden izin alarak ticaret yapmakolmuştu. O dönemin mesela, Hindistan'daki hâkimleri Babürlüler hem teknolojik,hem ekonomik olarak Avrupa'dan çok yüksekte idi. Avrupalı tüccarlar kıyıbölgelerinde kurdukları küçük kolonilerle işe başlıyorlar. Bu koloniler, tarihemâl olacak olan kolonyalizmin türemesine sebep oluyor. Yani sömürgecilik bueşikten filizlenmeye başlamıştı.
· Yeryüzü tarihinebaktığımız zaman hâkimiyet mücadelesinde din adamları, tüccarlar ve askerlerönemli rol oynuyorlar. Dini kullandılar, tüccarlarla finanse ettiler,askerlerle ele geçirdiler.
· İnsan kaynağınıda kullanarak ve her türlü kaynağı haksız yere ve zorla el koymak sömürünün enaçık tarifi idi. Güçsüzü rehin alıp, satmak ve köleleştirmek nasıl kuralolabiliyordu.
· Başkalarına aither türlü kaynağa zorla sahip olacak ama bir taraftan da kendinizi meşrugöstermek kaygısı taşıyacaksınız, bu benim hakkım diyeceksiniz. İşte bunudiyebilmek için altyapı oluşturuldu. Ticaret faslı geçiyor el koyma dönemine başlıyorsunuz. Bunu da kendivicdanınızda, bulunduğunuz toplumda ve bölgesel medeniyette haklı göstermekzorundasınız.
· Tam bu sıradayavaş yavaş yükselmekte olan natüralizm, pozitivizm gibi inançlar ve reformunbize bıraktığı tortular imdada yetişiyor. Bu sürecin sonu da tahmin ettiğinizgibi ırkçılığa kadar uzanan ve 19. yüzyılda da Darwin'den beslenen ancak güçlüolanın yaşamaya hakkı olduğu, ancak güçlü olanın yaşayabileceği bir zihnî arkaplana doğru giden yolculuk başlıyor.
· Misyonerlik,başlangıcında olduğu gibi sadece Hıristiyanlığı insanlığa yaymak için kullanılanbir tabir değil. Misyonerlik, sömürge alanlarını genişletmek için kullanılanbir araç oldu. Dönemin yerli halklarının güvenini kazanmak için bir yolbuldular. Genellikle insani yardımlarla; eğitim, sağlık, ziraî teknolojiler vebuna benzer faaliyetlerle yerli halkı aldatarak ve kullanarak dünyayayayıldılar. Misyonerlerin faaliyetlerini şirketler finanse ettiler. Bugün degeçmişte de sömürgeciliğin başladığı dönemlerde de misyonerleri götürenler,para kazanmak için ticaret yapan firmalardır.
· Eğer kendi hayattarzınızı başka bir topluma ihraç edebiliyorsanız, yani kendi kültürünüzü başkabir topluma tanıtıp, kabul ettirebiliyorsanız, o zaman kendi kültürünüzünürünlerini de tanıtıp kabul ettirirsiniz ve ona talebi yükseltirsiniz. Başlangıçtabunun en yaygın yöntemi misyonerlikti. Ama Misyonerlik günümüzde milyonlarınhedef ini ve zihnini saptırmak için bambaşka bir şey.
· Komplocular aslındadinî değil sosyo-kültürel bir değişimin peşindedirler. Müslümanları Hıristiyanyapmak gibi amaçları yoktur. Öncelikli olarak yapmak istediği şey kitlelerinkültürünü ve kimliğini değiştirmektir. Yaşam felsefelerini dünyaya empozeetmektir. Zamanla haksızlığı ve zulmü doğru yol kabul ederler. İnsanları yoldançıkarırlar. Böylece hem onları kullanırlar hem de yönetirler.
· Felsefi açıdansömürgeciliğin askerî ve siyasî ve psikolojik üç boyutu var. Hemen her insandaolan bencillik, egoizm ve psikolojik unsurun içinde ırkçılık da var."Benim temsil ettiğim ırk, kültür ya da medeniyet üstündür!"anlayışı. Sömürgeciliğin varlık nedenlerinden en önemlisidir. Sömürgecilerdünyanın herhangi bir yerine uzandıkları zaman oradaki öncelikli hedef ekonomiksömürüdür. Buna dinî boyutu da ilave edebilirsiniz. Ama asıl amaç dünya ticaretinehâkim olup yönetmektir.
· Osmanlıegemenliğini kaybedince insani değerlere sahip çıkan otorite yıkılmıştı.Batı’da güçlüler kıtalardaki ilkel halklara baskı kurdular. Delikli demire vegelişmiş silahlara sahip olanlar mazlum halklara üstünlüğün etkisiyle kolaycahükmedildiğini gördüler. Aldatarak, uyutarak halklara hükmetmeye başladılar.Zamanla baskılarını ve yandaşlarıyla ticaretlerini artırdılar.
· İyilerinegemenliği yıkılıp, kötüler dünyaya egemen olmaya başladığında birtakım iyiniyet ve insani değerleri de kullandılar. Kendi yandaşları adına kullanılaninsani değerler diğer insanlar için zulüm oluşturuyordu. Zamanla yayılıpgenişlemeye başladılar. Kötüler dünyaya egemen oldukça insanlar parçalandılar.Düşmanlık ve savaş yeryüzüne yayıldı.
· Misyonerler,sanki insani gayelerle dini görev için hareket ediyorlardı. Belki kendileri deekonomik güce sahip baronların yönlendirmelerinden haberleri yoktu. Diniamaçları kullanarak kendi içlerinde kandırılanlar oldu. Gerçek amaç dışarıyaaçılma, kazanma, dünyaya sahip olma idi. Avrupalı din adamları, askerler vebaronlar insanlığa hizmet için değil onlara hükmetmek için hareketegeçmişlerdi.
· Bir taraftanticaret yaparak batı'nın kültürünü ihraç etmek üzere farklı kıtalarayöneldiler. Kıtalarda yerli halk arasında yaşayarak zamanla yeni bir düzenkuruldu. İnananların, iyilerin karşısında olanlar ve Osmanlı düzeniniistemeyenler uluslar içinde daima vardı. Kötüler, iyilerin egemenliğinde deolsa varlıklarını sürdürürler ve iktidar olacak bir ortam yakalayamamışlardı.Küresel bir hareket ile iyilerin çöküşe geçtiği dönemde her ulus içinde kötülerinhareketi ortaya çıktı. Her ulusta yandaş hükümetler kuruldu. İnançlı halklarzamanla bastırıldılar. Kitlesel sömürü hareketleri kendiliğinden oluşmayabaşladı. Çünkü inanmayanlarda bir dünya yarışı başlamıştı. Doğu'da, Afrika veOrtadoğu’da Batı'nın ürünlerine talep yükselmeye başladı ve böylece batı'nınürünleri satın alınmaya başladı. Yeni dönemin dünya haritasına şöyle birbakacak olursak; gemiler Avrupa'dan Batı'nın ürünleriyle Doğu'ya gidiyor,Doğulular bunları satın alıyorlar, sonra o paralarla Batılılar Doğulularınemtialarını alıyorlar. Böylece rövanş gerçekleşmiş oluyor ve gittikçegenişleyen sömürü düzeni de bu şekilde başlamış oluyor. Kolonilerin sınırlarıgenişledikçe nüfus artıyor, kurumlar yapılanmaya başlıyor. Artık Çin'de,Hindistan'da, Endonezya'da Batılı şehirler kuruluyor. Günümüzde inşaları sonaermiş olan bu şehirlerin tamamı Batılı dinamiklerle oluşturulan, Batılı hayattarzına göre tasarlanan şehirlerdir. Mimari doku öyledir, günlük hayat öyledir,kültür öyledir. İnsanların kılık kıyafetinden tutunuz, yiyecek içeceklerine vetabiatıyla bir müddet sonra da eğitimlerine kadar her nokta, Batı'nın hayattarzı ve kültür anlayışına göre şekillendi.
· Sömürgemekanizması sürekli kendini yenileyen ve geleceğini bütün ayrıntılarıylaönceden tasarlayan bir yeteneğe sahip olmuştu. Sömürgeci kolonilerin aynı amaçuğrunda birleşerek birleşik devletleri kurmasıyla artık dünyadaki düzene yönverecek bir yönetim masasına sahip olmuşlardı.
· Sömürgecilik veemperyalizmin insanlarla ilişkisi çok net görünmektedir. 40 ar senelik dilimlerhalinde programlar ve modeller değişime uğramıştır. Egemen güçler 40-50 yıllıkdönem içerisinde bir sonraki dönemin programları üzerinde sürekli çalıştılar.Ayakta kalabilmek için modellerin eskimesine karşı uygulanacak başka bir model,başka bir politika geliştirdiler. İyi gösterdikleri şeylerle kötülediklerişeyler arasında varlıklarını güçlendirdiler. İnsanların gözünde meşruluklarınıispat ederken insanlığı da yönlendirdiler.
· Amerikakıtasındaki bilindik yeni dünya Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilinceiblis yeryüzünde kudrete erişti.
· Dünyakaynaklarının kabaca % 80'ini dünya nüfusunun % 20'si kullandı. Bu süreçsömürgeci şirketlerle başladı. Sonra şirketleri devletleştirdiler. Devletlerşirketlerin emrini yürütür oldu. Sömürge modeli yorulunca bu defa yerliişbirlikçilere taşeronluk verdiler. Yerli işbirlikçiler modeli de eskiyince budefa tekrar şirketleşme modeline döndüler. Sürekli dönüşen modelin bugünümüzdeki adına küreselleşme deniyor. Dünya ölçeğinde bir hukuki zeminoluşturuldu.Bu zemin, bazen Birleşmiş Milletler'le, bazen benzeri başkauluslararası kuruluşlarla oluyor. Bu hukuki zemin aynı zamanda süreci yönetendevletlere dilediği yere müdahale yetkisini de veriyor. Müdahale yetkisinimeşru kılabilmek için de hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birtakım değerlerkullanılıyor. Birleşmiş Milletler'in son 10 yıl içerisinde Afganistan, Irak veLibya'ya müdahale yetkisi veren kararları, bir takım gizli gerçekleri gözlerönüne seriyor. İnsan hakları, can ve mal emniyeti gibi hiç kimsenin itirazedemeyeceği değerler kullanılarak Haçlı Seferleri gerçekleştiriliyor. Ortadoğuve Afrika’da yabancıların en az 20 katı Avrupalı bulunuyor. İlk haçlıseferlerinde kılıçlar, süngüler ve toplarla geldikleri bu topraklar şimdilerdeinsanlığın itiraz edemeyeceği (!) değerleri kullanarak gelen Avrupalılar var. İnsanhaklarını, demokrasiyi, can ve mal güvenliğini kullanarak dünya genelindeinsanların itiraz edebilirliği kaldırılıyor. Bu değerlerde samimi olmayanların gerçek niyetin ne olduğu aslındaanlaşılıyor. İnsanlar aldatılarak kullanılarak neler yapılmıştır ve dünyazamanla ne hale gelmiştir. Birbirlerini öldüren insanlar, kötü bir düzen vekaranlık bir çağ.
· 16. asırdanitibaren Avrupalılar yeni dünyalar keşfetme adı altında bilindik topraklara gözdiktiler. Eşkiyalık yapan korsanlar kazanç için deniz aşırı yollara çıktılar.Başka kıtalar bereketliydi. İlkel yaşayan halk bereketi kullanamıyordu. Dahadoğrusu dünyaya sahip olma hırs ve açgözlülük yoktu. Güven içinde yaşarlar vedoymayı afiyet sayarlardı. Gemilerle yola çıkanlar uçsuz bucaksız arazilerdeihtiyaç duydukları üretimi gerçekleştirebilmek için insanları vatanlarındankopartıp, köle olarak kullanmışlardı. Daha sonra Sanayi Devrimi gerçekleşip bukölelere ihtiyaçları kalmayınca alladılar, pulladılar ve 19. asrın başındainsan haklarını gerekçe göstererek köleliği yasakladılar. Bir de Afrika'daLiberya diye bir ülke kurdular özgür insanların ülkesi adında ve kenditopraklarındaki köleleri de oraya sepetlediler. Amaç insan hakları ya da okölelerin de insan olduğu vurgusu değildi. Amaç Sanayi Devrimi'yle birlikteartık üretim kölelerine ihtiyaç kalmadığı için o insanlardan kurtulmaktı, amabir çelişki yaşandı bu süreçte. Üretim köleliğine ihtiyaç kalmadı, sanayi icatoldu, makineler sınırsız üretimi yapmaya başlayınca bu defa tüketim kölelerineihtiyaç vardı. İşte o tüketim köleliği de 19. asrın ikinci yarısından itibarentüketme potansiyeli olan coğrafyaların kültür ve hayat tarzlarını değiştirerekonlara yeni bir modern, yeni bir ideal toplum anlayışı zerk ederek aranızda endeğerliniz en çok tüketendir denilebilecek bir prensibi bize kabul ettirdiler. Sömürgeciliğinson haddi tüketim köleliğiydi. Hatta öyle bir hale geldi ki içinde yaşadığımıztoplumun değer yargıları bize bunu dayatıyor, bizi lüks yaşama mahkûm ediyordu.
· İslamtoplumlarında Avrupai tarzda yetişen maddeci ve çıkarcı yeni entelektüel kesim,sömürgeciliği desteklerken mazlum halkları ezmiştir. Her ulusta fırsatıbekleyen inançsızlar şeytanın egemenliğine hemen icabet ediyorlardı. Dünyayasahip olma kazanma ve yönetme arzusuyla hareket edenler mazlum ve inananhalkları sindirmiştir.
· Muhammet veTürkler islamı savaşla yaymamıştır. Ancak insanlığa ve dine düşman olanlarsaldırılarıyla Müslümanları buna mecbur kılmışlardır.
· 1300-1700 arasında yecüc ve mecüc zaman zaman osmanlı ile savaştı.Şeytanla işbirliği yapanların dönemsel savaşları oldu.
· 1800’lü yıllardan sonra bütün güç İngiltere’deydi ve onlar kıtalarakendi kültürünü empoze ediyorlardı. Bir İngiliz ve Hıristiyan, Müslümangördüğünde onu Hıristiyan yapmak isterdi. O’na kültürü empoze ederdi vekültürel emperyalizm yaşandı. Özgürce kabul edilmeyen fikirlerikültürlerine(yeme, içme, giyim,davranış) empoze ettiler.
· 18.yy da aydınlanma çağında bilimsel yaşam ve modernizm başgösterdi.Dinleri ve tüm inanışları reddeden bu anlayış sınırsız özgürlük ve tanrıyasalarına karşıtlık olarak doğdu. Maddi veriler bilimsel gerçeklerharicindekileri reddetme politikasıyla manevi inançların hepsini ve ahlakideğerleri yıkmaya çalıştılar. Zamanla artık modern dünyada yaşıyoruz diyerektanrının ve şeytanın varlığı sorgulanır oldu.
· Dünya Savaşındaulusların tamamının toprakları işgal edildi. Emperyalizme karşı direnişlerfayda vermedi. Her beldede işbirlikçi muhalifler vardı. Ardından etnik, dini veçeşitli parçalanmalar yaşandı. Kardeşliğe açılan savaşta kötülük iyiliğişiddetle bastırmıştı. Kötülük gücünü arttırdıkça insanlar daha zor sosyalşartlarda yaşamaya başladılar. Suç kolay yapılıyor ve kimse sakınmıyordu.İnsanlarda tanrı inancı zayıflamış güçlü olmak için zarar veriyor ve haksızlıkediyorlardı. Güçlü zayıfı ezer, kimsenin hakkı gözetilmezdi. Çünkü insanlığıkoruyacak halk destekli otorite yıkılmıştı.
· 1875’den sonra dünyadaparçalanma hızla yayılıyor. Kötülük değer bulduğundan kötülerin dönemibaşlıyor. Her kıtaya ve ulusa kötüler hakim oluyor. Hırsla dünya için mücadeleederlerken mazlum halkları kınayarak ve öldürerek egemenliklerinisürdürüyorlar. Kötülük yapma, kışkırtma ve savaş siyaseti güdenlerin karanlıkrüzgarı yeryüzüne egemen oluyor. İnançsızlar bu rüzgara hemen icabet ediyorlar.Yeryüzü bir dönem bu karanlık düzenin etkisi altında kalıyor. İnsanlar budüzenden büyük sıkıntılar çekiyor. Ölenler, öldürülenler, savaşlar insanlarabüyük zarar veriyor. Birlik olmanın, paylaşmanın, sevginin ve iyiliğinkarşısındaki olumsuz tüm güçler insanlığa düşmanmış gibi hareket ediyordu.İnsanlar birlik olmayı ve sorunları beraber çözebilmeyi hiç akıl edemediler. Önderlerve küresel güçler, insan sevgisiyle merhamet kanadını açarak uluslarayaklaşmadılar. İnsanlığın sorunlarını çözecek olumlu adımlarda bulunmadılar.Varlıklarını sürdürmek ve dünya hakimiyetini devam ettirmek için insanlarıbirbirine kışkırtıp bozgunculuk yaptılar. Yeryüzü zaman içinde kötü bir halaldı.
· Dünyadasömürgeciliğin diğer deyişle inançsızlık kültürünün etkisi altında yaşayantoplumlar kendi hayatını, kendi kültürünü kendi inancını yaşayamadılar. Kenditopraklarında insan gibi yaşayamaz oldular.
· Tefeciliğin, yanipara satarak para kazanmanın mucidi inançsızlardır. ABD’de olmayan paraüzerinden, borç vererek aldatma siyasetiyle para sistemlerini ve ekonomilerinikurdular. Elbette bu uzun sürmezdi.
· Tüm dinlerdetanrı, akıllı olmayı, yenilikçi olmayı gelişmeyi demokrasiyi ve barışıemrettiği bir gerçektir. Ancak Emperyalistler Tanrı karşıtlığıyla hareketettiler. Çağdaşlığa ve ilme farklı anlamlar yüklediler. Çağdaşlığı bedeni açmakolarak gösterdiler. Dinlerin emrettiği görgü kurallarını sahiplendiler. Veinananları görgüsüz vahşi olarak nitelediler. Kendi uyguladıkları zulüm vebaskılardan sonra inananların yaşam mücadelesini zulüm ve diktatörlük olaraknitelediler. Kendi halklarına desteklerinden dolayı kendilerini iyilerdensandılar. Halbuki onlar yeryüzünde daha kudretli olmak için yandaşlarına destekvermişlerdi. Onlar ne evrensel değerleri ne de insan haklarını korudular. Kendimenfaatlerini koruyanlar evrensel değerleri kullandı. İlmi ve teknolojiyi desilah üretiminde kullandılar. Sömürge ile hükmetmek için güçlü olmayarışındalardı. Ne insanlığa ne de ilme katkıları oldu. Gerçekleri bilesaptırdılar. Pek çok gerçeğin de üzerini örttüler. İnsanların kafasınıkarıştırıp toplum mühendisliği yaptılar.
· İnananlar,insanları halk olarak görmüştür. Demokrasiyi, adaleti, eşitliği tüm insanlariçin ister. İnsanlığı korurken insanlığı tehdit edecek her türlü olumsuzluklarıyasalarla engeller. İnanmayanlar sürekli tanrının emirleri dışına çıkar veinsanlara zarar verir. İnanmayanlar sadece inanmayanları halk olarak görmüştür.İnanları tehdit olarak görmüşlerdir. Tanrının yasalarını değiştirirler,insanları aldatırlar, kirli planlarla bozgunculuk ederler. Demokrasiyi de,Adaleti de kendileri adına kullanırlar. Tüm insanlığa zarar verirler.
· İnançsızlığın çizgisigüçlü olmak ve sahip olmak için her yol kullanılır anlayışıdır. Kötülerinkültür ve medeniyeti yaşam felsefesi yıkılıyor.
· İnananlar,dünyaya dikte ettirilen kültür ve medeniyetin gölgesinde yaşamakistemeyecekler. Hangi değerlerle süslerlerse süslesinler, nasıl takdim ederlerseetsinler artık yozlaşmış eski düzen devam edemeyecektir.
· Kötü düzenebaşkaldırı da birlik olmak ve tanrıya güvenmek yegane şarttır. İnananlarkendilerini artık tehdit olarak görmemelidir. Eğer amaç dünya değil Tanrırızasıysa dünya hırsı kalkmalıdır. Zaten ancak birlik olunursa eski kötü düzenyıkılacaktır. Yoksa birkaç ülkenin mücadelesiyle bu başarılamaz. Aynı amaçuğrunda birleşenler güçlü olma ve egemen olma niyetinden vazgeçerek yeni düzeniinsanlık adına kurmalıdır. Ancak o zaman başarılı olunacaktır.
· Bilinen tarihtenöncekini ortadan kaldıran inançsızlar 1600’lü yıllar öncesini değiştirdiler vesildiler. İnsanların gerçeklerle bağlantısı kesildi. O dönemin inancını kültürve medeniyetini yok ettiler. O dönemleri yanlış ve uydurma tarihlerle karanlıkçağ olarak nitelediler. Halbuki tanrının yasalarına uyulduğu barış ve kardeşlikdönemi adalet vardı. İnançsızların egemenliğinde yeni bir kültür yaratıldı.
· Dünyanın bilinentarihinden bugüne kadar fizikî ve zihnî topyekûn sömürgeleştirilemeyen tekkültür inananların hayat felsefesidir. Her ulusta yaşayan doğrucular barışçılarve iyilikseverler bu halkı oluştururlar. İnanan halkları bu baskılarla yoketmeyi başaramayacaklarını hala anlayamadılar.
· Avrupa birzamanlar Roma'nın sömürgesiydi. Onlar da bu mazlumiyeti tattılar. Sömürgeninefendiye karşı ne hissettiğini biliyorlar. Tanrı mazlumu ve zalimi hakkı vebatılı onlara göstermesine rağmen yanlış yolu seçtiler. Elbette hepsi değil.Sömürgeci düzene muhalif halklar da vardı. Avrupa’da kıyılar haricinde içkısımlardakiler halklar temiz yolu seçmişlerdi. Yoğunlukta olan kıyı kentleribatıl yola sapmışlardı.
· İnsanlar budeğişimin sorumluluğunu hissederlerse, küresel mücadelenin bir Türkiyemücadelesi olmadığını anlayacaklar. Türkiye’nin güçlü olmak için basit birsiyasi çabada olmadığını, bunun aslında bir insanlık mücadelesi olduğunu farkedecekler. İnsanlar hakkı fark edince ona sarılır. Din için yani insanlık içinmücadele ederler.
· Emperyalistsömürgeciliğin yeryüzünde kirli planları hep oldu. Ama artık peygamberlerinköklerinden beslenen bir hayat tarzı yeniden filizlenecektir.
· Fransa 1800’ünsonların köleliği kaldırıyoruz. İnsani değerlere önem veriyoruz gibisöylemlerle sadece insanları aldatmıştır.Batı sömürgeciliği form değiştirdi. Ülkeleri kaosta bırakarakkarın tokluğu kadar düşük ücretle çalıştırıp modern köleliği kullandılar. Mali'de Fransız emperyalizminin en güncel oyunusergileniyor. Ama halklara galip gelemeyecekler. Çünkü tanrı aydınlanmayı,uyanışı başlattı.
· Dünyaya sonyüzyılda sosyal Darwinizm etkili oldu. Yani ‘Güçlü olanın paraya, refaha, lükseve yaşamaya hakkı vardır.’ Anlayışı hakim oldu. Ötekini yok sayan, küçümseyenve köleleştiren. Konfor ve fizyolojik tatmini öne çıkaran bir bencillikideolojisi hakim olmuştu. Hakkın hâkim olduğu bir hukuk değil, güçlünün haklıolduğu bir hukuk düzeni içinde yaşadık. Güçlüyseniz bir şekilde haklıolursunuz. İdeal olan hakkın haklı olduğu bir hukuk düzeni içinde yaşamaktır.Bunu gerçekleştirebilecek yeni bir soluk gökten yani Tanrıdan geldi. Tüminsanlar onu görüyor. Ama kim olduğunu fark edemiyor. O’nun yönettiği ülkeTürkiye’dir. Sonrasında dünyadır. Türkiye sömürgecilik girdabından muzdariphalkların son umudu olmuştur. İnancın köklerinden beslenen bir hayat tarzı inşaaediliyor.
· Bilim veteknolojiden mahrum kültür ve medeniyet âcizdir ve hiçbir işe yaramaz. Kültürve medeniyetten mahrum bilim ve teknoloji de zalimdir şu anda olduğu gibi. Yenimedeniyet ve esenlik krallığı bu ikisini beraber götürmek zorundadır. İnsanlarsömürgecilik girdabına yüz yıldır dayanabiliyorsa insanlığın kurtuluşu içinbüyük bir umut ve güçlü bir potansiyel var demektir.
· Birinci DünyaSavaşı'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne dayatılan şartlardan birisi İslamdünyasındaki bütün hak ve iddialarından vazgeçirilmesiydi. Birinci Dünya Savaşısonrası Ortadoğu yapılanmasında casuslukla gizlilikle değil, müzakerelerdeaçıkça konuştular. Ve dediler ki "Tarihimize karabasan gibi çöken birdevleti, bir milleti yok etmek için ilk defa elimize fırsat geçti! O zaman hemtarihin hesabını soralım, hem de geleceğin teminatını oluşturalım."Dediler. Onlara göre yeni dünya düzeninde Osmanlı benzeri bir hasmın yenidenortaya çıkmaması ve Ortadoğu halklarının gönüllü olarak bir daha bir arayagelmelerini önleyecek işlere koyuldular. Halkların, insanların bir arayagelmesini önleyecek tüm faktörler kullanıldı. Bozgunculuğun her türlüsüyapıldı. Etnik bölünme, mezhep bölünmesi, aşiret bölünmesi yaşandı.
· Zalimler sonsuzakadar hüküm süremezlerdi. Tanrı mutlaka bir gün müdahale edecek ve insanlarıkurtaracaktı. Halifeliğin sonlandırıldığı islam dünyasının doğal lideri olanAnadolu halkının bu coğrafyada tekrar bu itibara ulaşmasını engelleyecek planlaryaptılar. Bu oyunlarını nereye kadar sürdüreceklerdi. İnançsızlar egemenliğikaybetmenin telaşını yaşıyorlar.
· 1940'lardaİngiltere'nin Türkiye sefaretinin Londra'ya geçtiği raporlarda şöyle birhayıflanma var; "Aradan yirmi sene geçtiği halde ve Türkiye sekülerizmdebu kadar mesafe aldığı halde ve Ortadoğu halkıyla bütün bağlarını koparmak içinyoğun bir şekilde çalıştığımız halde Ankara'da bulunan bütün Müslüman ülkesefirleri hâlâ Türkiye'yi kendi doğal liderleri gibi görmek istiyorlar."
· Mazlumların ve hakkın üzerine aşırı derecede gidip taşkınlıkda ilerigiden siyonizm kendi yıkılışını hazırlamıştır. Siyonizmin kırılma noktası mavimarmara olmuştur. Antisemitizm hak için tekrar gelebilir. siyonizmin yıktığıdünyada antisemitizm tekrar doğmaktadır.
· Dünyadaemperyalizme, sömürgeciliğe ve Yahudiliğe tepkiler artmaktadır. MacaristanBaşbakanı Viktor Orban, Budapeşte’de toplanan Dünya Yahudi Kongresi’nde (WJC) ülkede artan Yahudi düşmanlığına göz yumulmayacağınıifade etti. Yüzlerce din adamının yanı sıra Almanya ve Rusya DışişleriBakanları ile İsrail Enerji Bakanı’nın da katıldığı kongrenin ilk günündekonuşma yapan Orban: “Hayal kırıklığı, öfke ve nefret giderek yükseliyor.Herkes şunu bilsin ki, Yahudi düşmanlığı kabul edilemez ve asla görmezden gelinemez.”dedi. Ancak Başbakan’ın özellikle Yahudi düşmanlığı ile dikkat çeken aşırısağcı Jobbik Partisi’nin söylemlerine yönelik net bir tavır almaması kongreyekatılanların tepkisini çekti. Macaristan’ın 3. büyük partisi aşırı sağcıJobbik, kongreden bir gün önce Budapeşte’de siyonizm karşıtı büyük bir gösteridüzenlemişti. Ekonomik krizle boğuşan Macaristan’da aşırı milliyetçi oylara daihtiyaç duyduğu iddia edilen başbakanın, antisemitizme karşı herhangi bir yasaldüzenlemeden söz etmemesi ülkede yaşayan yaklaşık 100 bin kişilik Yahuditoplumunu endişelendiriyor.
· Türkiye ya budoğal liderlik rolünü benimseyerek tehditlere ve tehlikelere aldırmayıp hakkınve mazlumun savunuculuğunu yapacak ya da eski vesayete boyun eğerek bundanönceki seyrinden daha kötü duruma düşecek. İnananların cihan hakimiyeti ve tüminsanlara özgürlük ve adalet beklentisi çok eski tarihlerden beri vardı. İşteyaşanan en son gelişmelerle anlıyoruz ki; Ortadoğu halkları adeta kromozomlarınaişlemiş gibi Türkiye’yi kendi dünyalarının tabii lideri olarak görmekistiyorlar.
· Yönetimlere,devletlere sahiplenenler ülke bizimdir diyerek zulmü makul gördüler. Tanrısavaşı isteyenlere ceza verecektir.
· ÖrneğinTürkiye’de Cumhuriyet dönemindeki milli mücadele emperyalizme karşı birdirenişti. Ardından batı etkisindeki parçalayıcı milliyetçilik akımı ortayaçıktı. İdeolojik yapılanmaların mahiyeti etkin güçlerin etkisiyle ortaya çıktı.Türkçülük, zamanla Kürtçülük, mezhepçilik, aşırılıklar vb Hepsi de kardeşliğeve birliğe zarar veren öğelerdi.
· Kıyamet benzeri olayları bizzat kendileri yaratıp dahasonra bunları ‘olağanüstü’ yorumlama yoluna gittiler. Kıyamet benzeri olaylarıkendileri yaratarak hem kendi halklarını inandıracaklar hem de vahşetlerinekitle desteği aldılar. 11 Eylülügerçekleştirerek Gog magog geldi gibi iddialarla mazlum halklara saldırananlayış dünyaya ve kaynaklarına sahip olma düşüncesinden başka değildi.
· İnananları kötü gösterecek bombalı ve terör eylemleridüzenlenerek olayların provoke edilmesi, ve halkın nazarında İslam düşmanlığınınoluşturulması sağlandı.
· Bin kadar 11eylül kurbanının kimliği hala saptanamadı. Gerçekte de bu kadar ölen yoktur.ABD yalan üzerinden siyaset yaptı. Ne uçaklar hakkında yeterli bilgi, ne deenkaza ait yeterli deliller vardı. Stüdyoda kurgulanmış bir yalan yeryüzüneorganize bir şekilde yutturuldu.
· Dünyanın heryerinde Osmanlı adaleti ve yardımseverliği özlenmektedir. Çaresiz ve kıtlıktakalanlara yardım eden Osmanlı doğrulukla hükmetmiş. Bazı ülkelerin vekabilelerin bayraklarında ay yıldız vardır. Ali Osmani devletinin yaşadığını vehasretle bekleyenlerin olduğunu unutmamak gerekir.
· Kürt olanSelahattin Eyyübi Kudüs’e hükmetti. Türk olan Fatih Sultan Mehmet İstanbul’ahükmetti. Kürt ve Türk kardeşliği ilahi bir kardeşliktir. İbrahim’in öz oğullarıgerçekten birinci dereceden kardeştir. Bu kardeşliğe düşmanlık besleyen gog vemagog dur. Şeytanın kışkırtmasıyla bu kardeşliği yıkmaya çalışmaktadırlar.Aralarına fitne soksalar da bu kardeş halklar Tanrı çizgisinde olduğundanırkçılık saçmalığına düşmeyecekler. 1798 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe açılansavaşta Irkçılık son bulacaktır.
· Haritalarda bileAfrika'ya karşı sömürge zihniyetinin bir yansıması olan psikolojik birsavaş vardır, bu kıta ile ilgili kirli bir medya yönlendirmesi ile insanlaraldatılmaktadır.
· Tabi 'dünyanın enfakir ülkesi' diye lanse edilse de altın, uranyum, fosfat gibi madenleresahip, hiçbir kuyu açılmasına izin verilmese de petrol ve gaz zengini ama insankaynağı olarak ama tam 50 yıldır hafıza donukluğuna uğratılmış bir ülke. Fakirdeğil fakir bırakılmış. Yer altı zenginliği yüzünden Fransa'nın acımasızcaüzerine çöktüğü, her türlü kirli oyunu oynadığı Mali'de bir türlü huzursağlanamıyor. Fransız desteğindeki mali hükümeti mali halkına zulmetmekte vekaynakları sömürmektedirler. Fransa’nın korumasındaki vesayet elbette yıkılmayayüz tutmuştur. Ancak Afrika’da şeytanın egemenliği baskı ve zorbalıkla nasılsancılı sürdüyse yine yönetimleri halka bırakmayacak olan terör devletlerimücadele edecekler ve değişim yine sancılı sürecektir.
GÜNÜMÜZ
· Mısır, Türkiye’yi adım adım takip ediyor. Referandumlar, anayasadeğişiklikleri, kalkınma ve sistem tartışmaları görülüyor. Tüm Ortadoğu vedünyada bunlar yaşanacaktır.
· Liderler gidiyor. Yönetimler değişiyor. Çin’de ve Japonya’da hükümetliderleri değişti. ABD dışişleri bakanı Hilari Clinton beyin sarsıntısıgeçirdi. Yeni dış işleri bakanı atanacak ve nasıl bir rol oynayacağı merakkonusudur. İtalya başbakanı Maria Monti istifa ettirildi. Irak cumhurbaşkanıTalabani beyin felci geçirdi. Pek çok liderin gittiği ve yönetimlerin değiştiğidönemdeyiz.
· Çağlar boyunca zarar görenlerin halk nazarında korunduğu ve değergördüğü doğrudur. Zara veren değil zarar gören haklı bir zemine oturmuştur. 11Eylülde de ABD haklı bir duruma geldi. Ve küresel ortamda destek gördü. Ama nevar ki bu küresel bozguncuların bir komplosuydu. Bunu insanlar bilmiyordu. MaviMarmara yardım gemisine saldırı, Türk uçağının Suriye Esad rejimi tarafındandüşürülmesi gibi olaylar sonucunda Türkiye küresel ortamda destek bulmuştur.Türkiye’nin 21 Aralık 2012 süreciyle ivme kazanmıştır.. Ardından oluşan siyasihavayla RTE ile altın çağa giriş yapılacaktır.
· Amerika derin devleti kenedy’i öldürdü. KüreselErgenekoncuların kirli çamaşırları bir bir ortaya çıkartılsa dünyayı nasıl kötühale getirdiklerini anlarsınız. Son dönemlerde dinleme skandalları, wikileaksbozgunculuğu, istihbarat kayıtlarının ortaya çıkartılması nasıl bir siyasetanlayışı yürütüldüğünü göstermiştir. Kötülük ve bozgunculuk üzerinde yönetmeanlayışı ortaya çıkacak ve değer bulmayacaktır.
· Afrika'da Portekizliler, İspanyollar sonrasında Fransızlar, İngilizlerve Ruslar sömürgenin merkezinde yer alan ülkeler. Osmanlı, bırakın sömürmeyitam 400 yıl Afrika'yı bu acımasız emperyalist güçlerden koruyan devlettir.Afrika işgalleri 1500'lü yıllardan başlar. Afrika'nın kuzey bölgesiniİspanyollar, Kızıldeniz, Hint Okyanusu'nu Portekiz işgallerine karşı Osmanlıimdadına yetişti.1517 Mısır idaresi Memlük’lülerden devralındı. Somali'ninbaşkenti Mogadişu'da Osmanlı Padişahları adına para bastırılacak kadar Osmanlıbölgede seviliyordu. 16. Yüzyıl boyunca Mısır, Cezayir, Habeş, Trablusgarp,Tunus eyaletleri kuruldu. Ne var ki 20. yüzyılın başı Osmanlı'nın Afrika'dançekiliş tarihidir.
· Fransız siyasetinin para kaynaklarının ön önemli ayak Afrikaülkelerinde ki idarecilerin verdiği paralardır. Gabon bu konuda çok maharetliAfrika ülkesidir. Bununla ilgili belgeler de ortaya çıkmıştır. Fransa,Afrika'ya muhtaçtır. Bugün Tuareg bölgesinde zengin uranyum, petrol vediğer madenler vardır. Bütün plan bu madenlerin güvenli bir şekilde çıkarılıp,Atlas Okyanusu'na indirilip, dünya pazarlarına sunulmasıdır.
· Yeryüzü tanır inananların egemenliğini, yeryüzünde asırlarcahak ve batıl kavgası sürmüş değişik zamanlarda egemenlikleri yaşanmıştır. Elbettebu çekişmenin insanlık için bir mutlu sonu olacaktı Ve elbette bu mehdi dönemiolacaktı.
· Son zamanlarda Balkanlar'da ve Avrupa'da evrensel değerler,barış ve adalet aranmaktadır. Dini ve ahlaki değerler aranılmaktadır. Değişen dünyada gelişen Türkiye ile insanlardabir umut yeşerdi. Osmanlı hakimiyeti dünyada bir beklentidir. Aslındabeklentilerinin çok daha üzerinde bir şeyle karşılaşacaklar. Osmanlıdan dahaüstün ve daha güçlü tam tanrı destekli bir esenlik dönemi yaşanacaktır.
· Dünyada bir kırılma yaşanıyor. Eski düzenin yıkılışı yenidüzeni inşa etmektedir.
· Amerika'daki en etkili Yahudi lobisi olan Amerikan İsrail Kamu İşleriKomitesi (American Israel Public Affairs Committee, AIPAC) özellikleAmerika-İsrail-islam ilişkilerinde belirleyici bir role sahipti. İsrail'eyapılan milyarlarca dolarlık hibelerin de BM tarafından İsrail aleyhine alınankararların ABD tarafından veto edilmesinin de arka planında bu lobi var. lobiABD’nin yönetiminde tam güce sahiptir. Halkı da dünya kamuoyunu da aldatarak yönlendirmektedir.Hukuksuzluğu yol edinmiş bu bozguncu anlayış kendi kurguladıkları şeytani birdini rahmani sanarak doğru yoldan ayrılanların birlikteliğini sunmaktadır.Tanrının egemenliği tanrıdan gelecektir. Kirli planlarla tanrının dininikendilerine uyarlayıp kendileri getirmeye çalışanlar şeytanın adımlarınatamamen uyanlardı. Amerika'da islam karşıtı ve İsrail yanlısı lobigrupları ABD dış politikasını etkilemekiçin büyük bir çaba sarfetmiştir. İsrail yanlısı lobiler kamuoyu oluşturma vehalkı aldatma hususunda çok yetenekliler. Amerika'daki en etkili İsrail lobisi:‘Amerika hükümeti ile İsrail hükümeti arasında hiçbir görüş ayrılığı olmamalı,iki ülke her konuda birbirini desteklemeli’ gibi anlayışa sahiptir. Amerika’dagüçlü zenginler ülkede çok büyük etkiye sahiptir.
· Arap baharı kötülüğe açılan savaştı. İslam dünyasının sömürgeciliğekarşı direnişinde yeni açılımlar yaparken devrimler ve direnişler gerçekleşti.Direniş, Batı'ya ve işbirlikçi yönetimlerine karşı öfkeyle başladı. Aslındadevrimler kötülüğe ve kötü düzene bir tepki olarak çıktı. İnsani değerlerinkorunmasıyla yükselecek olan bu başkaldırı daha da hız kazanacaktır.
· Demokrasinin adaletin ve kardeşliğin ekonomik büyük getirileri olacak.İnsanlık insani değerler açısından büyük sıçrayışlar gösterecek. Gelecekte bazıyüzyıllarda çok büyük sıçrayışlar gözlenecektir.
· Barış, çöküş getirecek diyenler çözümün ve büyümenin karşısındaolanlardır. Barış ayrılık getirir deyip te barışın karşısında olanlar Tanrı’nınkarşısındadır. Ve barışa engel olanlardır.
· Dünyada sistem öyle iyi bir hale gelecek ki kimse haksızlık etmeyecek.Hukuksuzluğa bulaşmayacaklar. Dünya istenmediğinden dürüst olacaklar. Herkes buhayatta üzerine düşen görevi yerine getirecek. Temiz kazanacaklar.Camlayacaklar ve aldatmayacaklar. İnsanlar birbirinin hukukunu gözetecek.
· Dünyaya sahip olma ve kazanma hırsı yeryüzünden kalktığında insanlarabarış ve sevgi havası hakim olacak. Helal kazancın bereketi fark edilecek.Paylaşmanın kazandırdıkları sürekli artacak. Büyük bir şahlanış küresel birbolluk görülecek.
· İnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmek için hiçbir çaba sarfetmeyenler küresel egemenler Türkiye’nin çabasına kötü gözle bakıyor. Türkiye,sorunların çözülmesi için çaba sarfedince de tehdit olarak görüyorlar. İnsanideğerlere sahip çıkan Türkiye onları telaşlandırıyor. Barışı isteyen vesorunları ortadan kaldırmak isteyen Türkiye dünyanın jandarması olanlarıkorkutuyor. Egemenliği kaybedeceğiz telaşında olanlar Türkiye’ye karşı serttavırlar sergiliyorlar.
· Dünyada inananlarla inanmayanlar hep iç içe karışık haldedirler.Sokakta çevrenizde bile kötülüğün savunucuları vardır.
· Irkçılık hastalığından kurtulamayanlar kazanç kaygısındandır. Eskikazançlarını kaybedeceğini düşünenler insanoğlunun baskılamasından veöldürülmesinden kazandıkları düzeninin yıkılmasını istememektedirler.
· Değişimler uzun zaman süreçlerinde gerçekleşmektedir.1400 yılından1910-2010 yılına kadar uzun zaman süreçlerinde belli dönüm noktalarıyla dünyadaha kötü hale gelmiş ve yeryüzü karanlık bir döneme girmiştir. Savaşlarınparçalanmanın husumetlerin en doruk döneminde tanrı yeryüzüne bir kralınıgönderir. Ve düzeltmeye çalışır.
· İyiler(inananlar) mecburen son yüzyıllarda kötülerin egemenliğindeyaşadılar. Bozuk düzenin döneminde yaşarken çok zorluklar çektiler ve onlaramecburen boyun eğmek zorunda kaldılar. İyiler kötülerin egemenliği altındayönetime egemen olacak bir güce sahip olamadılar. Mecburen kötülerin düzenindebir süre barındılar ta ki kötülüğe tepkilerini gösterecek güce erişene kadar.
· İnanan iyiler kötü düzenin baskısı altında hem ezildiler hem deyönetildiler. Rabbin kralı da kötülerin egemenliği ve düzeni altında yönetmeselahiyetine erişememişti.
· Doğruluğun, Adaletin, demokrasinin, barışın savunucusu tüm yöneticilerkötülerin düzeninde baskılandılar. Dışlandılar. Kötülüğe çağrıldılar. Ve kötüyola itildiler. Horlandılar. Ayakları kaydırıldı. İnsanlara iyi niyet dürüst olmak hiç hoşagitmezdi.
· Değişim bütün olarak gerçekleşecektir. İnsanlarda kurumlarda ailede işyerlerinde toplumdaki her alanda değişimler ve dönüşümler gerçekleşiyor.Doğruluğun ve iyiliğin düzenine geçilirken yönetimler ve hakimiyet eldeğiştirirken sıkıntılı süreçlerin yaşanması da kaçınılmazdır.
· Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi vardır. Dünya siyasetine vegeleceğine yön veren bu beşli birlik sadece çıkar birlikteliği yapmıştır.İnananlara baskı kuran bu birliktelikte müslümanları temsil eden bir ülkeyoktur. Dünyanın kaderini tüm ülkelerin oyları belirlemesi gerekirken güçlülerdilediklerini yapmıştır. Türkiye dünya siyasetine yön verirken inananlarıtemsilen söz sahibi olacaktır.
· İngiliz gizli servisinin ve çarlık Rusya’sının Osmanlı’yı yıkmak içinverdikleri mücadele öyle çok yönlü oldu ki uydurma tarih kitapları bileyazdılar.
· Avrupa’da ırkçı yaklaşım yönetimlere egemen oldu. Avrupa gizlidiktatörlükle yönetiliyor. Seçilenlerin değil atanmışların yönettiği bir düzenvar. seçim yapılıyor diye insanlar aldatılıyor. Seçimle gelen her başkandevlete sahiplenmiş ayrımcı bir zihniyetin isteklerini uyguluyor. Bu yönetimmerkezleri seçimlerde dahi halkı yönlendirici ve aldatıcı rol oynuyor.İnsanları belli bir düşünce tarzına sokuyor. Böylece büyük bir kitleyikullanmayı başarıyorlar. Aslında mücadele ettikleri temel şey insani birdüzenin engellenmesi. Çünkü iyi bir düzen onların tahtını sarsacaktır. Sırfsaltanatlarını kaybetmemek için hak ile mücadele ederler. Bu mücadelelerindedoğrucu olanları tehlike, tehdit ve terör olarak nitelerler.
· Küresel arenada Osmanlı ve Türkiye’ye karşı yapılan kara propağanda ilevarlıklarını sürdürmeye çalışanlar doğru bir çizgide olduklarını asla iddiaedemeyeceklerdir. Halifeliğin son varisçisi Türkiye’yi karalayarak aslında islamı karalamaktadırlar.Türkiye adaletin, barışın ve doğruluğun savunuculuğunu tekrar yapar diyekorkanlar kirli planlarla kazandıkları mevcut kaos düzeninin elden gitmesindenkorkmaktadırlar. Çünkü dünyada insani değerlerin korunmadığı ve egemenliğinhukuksuzlarda olduğu bir dönemde her suç işlendi ve uluslara girildi. Kötülerdilediklerine ulaştılar. Haksızlık ettiler. Bu kaos ve hukuksuz ortam onlarıntam aradıkları ortamdı.
· Türkiye’yi karalayarak haklılık mücadelesine girenler geçmiştekisuçlarından kurtulamayacaklar.Sürekli Türkiye’yi kötüleyen ve şamar oğlanıyapan haçlı zihniyeti artık hakkın galibiyeti altında ezilecektir. Haçlızihniyeti şeytanın sancağını taşıyan taraf olmuştur.
· Türkiye dış politikada yön verilecek bir ülke değil yön veren birülkedir.
· Boston saldırısı Çeçen kardeşler üzerine atılmıştır. Amaç ABD ve rusyayakınlaşmasının sağlanması olabilir. ABD'de girdiği silahlı çatışma sonucu ölüolarak ele geçirilen Boston bombalamalarının şüphelisi Tamerlan Tsarnaev'inannesi Zubeidat K. Tsarnaeva, Russia Today televizyonuna verdiği mülakatta,oğlunun tüm hareketlerinin son bir kaç yıldır FBI tarafından bilindiğini iddiaetti. Saldırıda bulunan insanlar için çevrelerindeki insanlar ve arkadaşlarıiyi, sosyal, dürüs ve sineği incitmeyecek insanlardır. Söylemlerindebulundular. ABD’de silah lobisi Boston saldırısını düdüklü tencereyleyapılmasını sağladı ve düşman olarak ta İslamcı anlayışı göstererek haçlızihniyetini canlı tutmaya çalışmıştır. ABD’de gizli güçler yani derin devletsilah tüccarları ve petrol babalarıdır. Yeryüzüne zulmeden bu bozguncularınkirli oyunları elbette bir gün ortaya çıkacaktır.Anzor Tsarnayev oğullarındanCevher için, "Bu insan sinekleri bile rahatsız etmezdi. Okuldanarkadaşları, kolejden arkadaşları üniversiteden arkadaşları, onu gören herkesonun için ne kadar iyi birisi diye konuşuyordu. Okuyordu. Gelecek ile ilgilibüyük planları vardı. Şuanda tatile gelmesi gerekiyordu. Ne saldırısı? Bu nasılolabilir. Bu öyle kolay bir iş değil. Bunu kim yaptı bilmiyorum ama buprofesyoneller tarafından yapıldı" dedi. Boston Maratonu'nu düdüklütencere bombalarıyla kana bulayanların Çeçen kardeşlerin üzerine atılmasıgelecekte bir planın parçasıydı. İyi planlanmış bu durum tamamen ABD’nin kendiiç planıdır. Zaten cevher ellerini kaldırmış teslim olmak için dururken sürekliüzerine ateş edildiği kamera görüntülerinde sabittir. Teknede canını kurtarmayaçalışsa da artık adı kirli planın içindedir. Yapacak bir şey kalmamıştır.Kurbanı belirlemiş olan Amerikan ergenekonu kirli amaçlarına ulaşmıştır. Hem debir taşta iki kuş. Hem hem zarar vermek isteyen silah değil güncel hayattakidüdüklü tencere gibi malzemeleri kullanabilir hem de İslamcılara yüklenerekRusya’ya da bir öpücük kondurmuştur.
SONUÇ
· Fransızİhtilalinden sonra başlayan, dinin ortadan kaldırılarak yerine insan aklı vevicdanının konulması gerektiği anlayışına göre din bilimsel gelişmelersonucunda belirli bir zaman içinde insanların zihnindeki ve hayatındaki yerinikaybedecekti. Ancak günümüzde yaşanan sürece baktığımızda dünyada dine karşıdeğil dine doğru bir yöneliş olduğunu fark ediyoruz. İnsanlar artıkhayatlarında var olan manevi boşluğun dinle doldurulması gerektiği düşüncesinikabul ettiler.
· Günümüz toplumu ruhsuz birşekilde umutsuzluğa itilmiş. Kalpsiz bir dünya da huzur bulma arayışlarının enönemli göstergesi barışın etrafında toplanmadır.
· İnsanlığıkollayan insani değerlere sahip çıkan halk destekli küresel merkezi bir yönetimolmayınca sahipsiz dünya ile karşılaştık. Böyle ortamda inançsızlarınegemenliği yaşandı ve yeryüzü haksızlık ve günahlarla doldu. İnsanlığı koruyanadil düzeni sağlayacak bir cihan hakimiyeti gerekliydi.
· Ulusalcılıkve ırkçılık halkları ülkeleri sömürmüştür. Tüm yolları tıkayanlar menfaatleriiçin ulusalcılığı sahiplenenler olmuştur.
· Gerçeklerinve doğruların ortaya çıkmasıyla ırkçılığın yıkılışını görmekteyiz. 1789 Fransızihtilalinin getirdiği parçalanma artık tersine dönmüştür. Birleşme ve kardeşlikbaşlamıştır. Irkçılığın temeli olmadığı ve anlamsızlığı anlaşılacaktır.Irkçılık fitnesini ortadan kaldırılma çalışmalarını engelleyenler eski düzendenve kaostan kazananlardır.
· Kişicilik,sülalecilik, köktencilik üzerinden yapılan kavga ve savaşların anlamsızlığıortaya çıkacaktır.
· Dünyaiçin kavga verenler dünyanın ellerinden gittiğini gördüler. Barışın getirisiyani kardeşlik insanlara ve insanlığa kazandırır. İnsanlığın kurtuluşu sadecekardeşliktedir.
· Bugünbarış zamanıdır. Barışa ilk kapı Türkiye’den açılacak. Bu iyileşme dünyayısaracak. Dünya küresel hastalıktan kurtulacak. Tüm parçalanmalar ve düşmanlıkhızla birleşmeye ve kardeşliğe doğru gidecek. İlk barış Türkiye’den çıkacak vetüm dünyaya yayılacaktır. Her şey tabi ki bir anda olamaz. Yeryüzü nsılyüzyıllarca süren bir zamanda karanlık bir çağ aldıysa, yine yüzyıllarca sürenbir zamanda sürekli barışa giren ülkelerle küresel bir esenlik çağıyaşanacaktır. Yine her şey nasıl değişti ise bir gün gelecek ve yeryüzü tekrarkötülüğe doğru yol alacak. Yeni vesayet türemeden kıyamet kopacaktır. Adem’inoğullarından birisi diğerini nasıl öldürdüyse ilk ulus savaşından sonrakıyameti bekleyiniz. ilk ayrılıkta son birleşecektir. Kıyamet insanların başınaansızın kopacaktır. Kendilerini iyilerden zannettikleri anda duayı terkettiklerinde hiç fark etmedikleri anda birden bire evrenden büyük birtehlikenin geldiğini görecekler. Karşıkonulamaz ve kaçınılmaz bir son. Var oluş ve evren nasıl tanrının kararıysa sonda tanrının kararıydı.
· Herülkede her ulusta husumetlilerin arasını bozmaya çalışan komplocu insanlarvardı. Bunlar kargaşa ve kaos ortamından beslenen devleti sömüren halkıkullanan güçlülerdi.
· Rabbinkralının insani amaçlı çözüm yollu çalışmaları tüm liderleri ve yönetimleridoğru yola itmeye mecbur bırakıyor. Doğruluğuyla onlara baş eğdiriyor.
· Suriye’de,Irak’ta, Lübnan’da, mısır’da, Mali ve Afrika’da yaşanan tüm katliamlar batılıülkeler nedeniyledir. Başlarına gelen felaketlere bir anlam veremeyenleryaptıklarını bir sorgulasınlar.
· İngiltere-Fransa-Rusyaüçlü ittifak devletlerinin 1.dünya savaşından sonra dünyaya hakim olmasıyeryüzünü karanlık bir çağa ve insan ölümlerine götürmüştür. Şeytanın tamegemenliği bu dönemde görülmüştür. Paranın ilah yapıldığı dünya içinaçgözlülükle hırsla çabalandığı bir dönem yaşandı. Bu dönemde insanlar veinsanlık tam anlamıyla rayından çıktı.
· Mısır,Suriye, Irak, Lübnan, Türkiye ve pek çok ülkelerdeki terör olayları bombalısuikastlar değişime direnenlerin açıkça tepkisiyle oluşmaktadır. İyilerinegemenliğini ve adil düzenin varlığını istemeyenlerin husumetlileri birbirinefitleyen terör olayları bozguncular tarafından gerçekleştirilmektedir.Tüm terörolaylarının ardından tüm taraflar ‘Kimse bizim kardeşliğimizi bozamayacak.’Demektedirler . Uluslardaki tüm mazlum halklar karanlık güçlerin kötüoyunlarına gelmeyeceğiz diyorlar. Aşırıya kaçmış olanlar bu kışkırtmalarakansalar da barış mutlaka galip gelecektir.
· Cezayir,Vietnam ve Filistin’i savunmak şeytanın egemenliğine başkaldırı demektir.
· Guantanamocezaevinin kuruluşunun 10. yıl dönümü vesilesiyle 12 Ocak’ta Beyaz Saray önündebir protesto gösterisi düzenlenmişti. Mahkum kıyafeti giyen göstericiler,göreve geldiği 2009 yılında ilk iş olarak Guantanamo’nun kapatılması için birkararname çıkaran Başkan Barack Obama’yı ikiyüzlülükle suçlamıştı. 11 Eylülsaldırılarından sonra ABD’nin terör suçlamasıyla yakaladığı kişilerigönderdiği Guantanoma Askeri Cezaevi’nde 166 tutsak bulunuyor.
· İsrailgüvenlik güçleri, 50 yaşın altındaki Müslümanların Mescid-i Aksa'da Cuma namazıkılmalarına izin vermedi. Daha önce de defalarca Müslümanları Mescid-i Aksayasokmadılar. İnsanları öldürdüler. Kudüs’ü sahiplendiler ve inananların ibadetetmelerini engellediler. Tüm dünyada inananlar böyle engellendiler. Her ülkedeinananlara zulüm vardı. Dinsizler kendi dinlerine inanmayanları büyüksıkıntılarda bırakıyorlardı. Onlara iş de vermiyorlardı. Yeryüzünde nimettenfaydalanmalarını engellediler.
· Kötülüğüntaraftarları elbette tanrının yıkımıyla yok olacaklardır.
· Yeryüzündesavaşı isteyenlerle barışı isteyenler arasında bir mücadele vardır. Barışıisteyenler kardeşliğin inşaası için her türlü çabayı sarf ederken, savaşıisteyenler ve bunun üzerinden geçinenler kışkırtıcı ve komplolu her türlüfitneyi denemektedirler.
· Irkçılıkta,ümmetçilikte ve ayrımcılık da ısraredenler Barış sürecine sert ve tehdit içeren saldırgan söylemlerde bulunuyorlar.Her ulusta barış isteyen çoğunluk halka karşı ulusları sömüren ve düşmanlıktankazanan yönetici azınlık vardır.
· Yapılanhatalar, suçlar işleyişteki aksaklıklar insanlara geri dönecektir.insanlar dahasorumlu davranacaklar. Hata yapanlar ve suçlu olanlar hemen anlaşılacaktır.İnsanlığın karşısında olan anlayışa küresel bir savaş açılacaktır. İnsanlar daha sorumlu davranacaklar vetanrıdan çekinecekler.
· 2013yılından sonra Avrupa ve dünyada Türkiye daha etkin daha güçlü küresel bilinçtarafından desteklenen ülke olacaktır. Farklı alanlar da aktif ve etkili yıllaryaşanacaktır. Zamanla yeryüzünde insanlığı ilgilendiren sorunlar daha hızlıhedefe yönelik çözülecektir.
· Aydınlanmaçağına girerken dünyada kutuplar değişecektir. Bu merkezler değişim yaşarkenAmerika ve Türkiye elçiliklerine ve halklarına saldırılar olması muhtemeldir.Değişim sürecinde kutuplara saldırılar mutlaka olacaktır.
· Karanlıkgüçler yeryüzünde etkinliğini ve egemenliğini kaybedecektir. İnsanlardan destekbulamayacaktır. Haksızlıkları, hırsları ve suçlu oldukları açıkça görülecek veinsanlar ak ile karayı ayırt edebilecektir.
· Dünyadaşiddetçi, menfaatçi ve vesayetçi anlayış devrilirken sert ve sıkıntılı süreçleryaşanacaktır. Savaş söylemleri yayılacaktır.
· Dünyadakötülüğün öncülüğü yapan İngiltere-Fransa-Rusya hakimiyeti yıkılırken iyiliğinöncülüğünü yapan Türkiye-Mısır-Pakistan ile insani anlayış egemenliğini kurmayabaşlamıştır.
· Kötülükseverler zamanla bir bir gidecekler. Bozguncuların tüm etkinliği yıllar sonrabitecektir.
· Sadecekendi menfaatlerini düşünenlerin hukuksuz yönetişleri artık hükümsürmeyecektir. Çıkarları için kışkırtanlar kaos ortamından kazandılar. Doğrulukve adalet için hakkı söyleyenlerin ayakları kaydırıldı.
· Amerika,1945’ten beri ellerinde tuttukları tüm dünyaya hakim süper güç rolünü 2030’dakaybedeceğini kestirebilmektedir. Egemenliğin nasıl bir şekilde el değiştireceğinibilmiyorlar. Bu yüzden de bazıları olumlu bazıları ise kötümser senaryolaryaratıyor. Olumlu senaryolar iyilerden, kötümserlikler kötülerden gelmektedir. Olasısenaryolar ya geriye dönüş, ya işbirliği ya da parçalanmadan ibaret. Dünyadüzeni bozulacak ve ülkeler arasında anlaşmazlıklar artacak. Kimi husumetli ülkelerbirbirine girecek kimileri barış yapacak. Tüm dengeler değişecek. Önce bölgeselegemenlikler ardından küresel egemenlik değişim geçirecek.
· ABDher zaman ki gibi bölgelerdeki varlığını para ile korumaya çalışmaktadır. Pakistan'ınenerji krizinin çözümünde ABD'den yatırım sözü aldıklarını aktaran Aziz,farkında olmadan yine amekikan köleliğini kabul etmiştir. Amerikanşirketlerinin olduğu ülkelerde istikrarsızlık sürer. İç çatışmalarla halklaroyalanır. Oyalanan halk zenginliklerininsömürülmesinden haberdar olmaz. Amerika ve batı hep bu siyasetle kazanmıştır.Barış batının işine gelmez.
· Dünyadakötü düzene karşı pek çok ülke mücadele vermektedir. Amerikan yönetimi bozguncuve sömürgeci yapısıyla kötülüğün simgesiydi. Eski kötü düzene karşı mücadeleeden devletler birbirinden kopuktu. Bir araya gelip birlikte kötü düzenlemücadele edemediler. Çoğu bastırıldı. Geçmişte mesela Küba, Güney Kore, Irak vsbirtakım ülkelerle krizler yaşanmıştı. Eski bozguncu yönetimlere yalnız veşahsi başkaldırılar la yenik düştüler. Bir takım merkezler Türkiye, mısır,Afganistan, Pakistan, Brezilya, Küba, G. Kore, G. Afrika cumhuriyeti veülkeleri artık bir araya gelmeli ve insanlık adına tek vücut olmalılar. Eskimerkezler tekrar doğacak. Dünyaya tekrar iyiliğin düzeni hakim olacaktır.
· Din,bütün toplumlar için çok önemlidir. Hatta ABD, Kanada gibi laik ülkelerde bileönemli. Peygamber İslamiyet’te hem politik hem dini liderdi. Dolayısıylaİslam’da din ve politika ayrımı yoktu. Dini ve politikayı birbirinden ayırmayayanlıştır. Din ve politika temelde aynı şeydir. İnsanlık için yürütülen siyasetdindir. Dini politikayla yaşayabilirsiniz. Din doğrular kavramıysa politikauygulama anlayışıdır. Birbirine bağlıdır. Laiklik ise din ve devlet işlerininayrılması değil tüm dinlere özgürlük sunmaktır. Devletin ve dinin birbirindenayrılma fikri, İslamik bir fenomen değildir. Bu Protestanlığın da birfenomenidir. Bu inançsızların dayattığı bir gerçektir. İnançsız yönetimlerininananlara baskısı laiklikle gerçekleşmiştir. Çünkü inançsızlar egemenoldukları yönetimlerde inananları istemiyorlardı.
· Demokrasi,cinsiyet eşitliği gibi fikirler Avrupa ve Amerika topluluklarına 1800’lerdensonra yerleşmeye başladı. Ortadoğu demokrasinin vatanıydı. Hakkı batıl ileörtenler bir süre hüküm sürdüler. Zaten onların egemenliği uzun sürmezdi.İnsanların menfaatini düşünenler baki egemenlik yaşarlardı. Ancak aldatan,çalan, gasbeden kısa süre hüküm sürer kazandıkları da yok olur. Yeryüzündensilinirler. Nitekim 2008 yılında başlayan değişim bunun kanıtıdır.
· Arap Baharı, halkın harekete geçme eylemidir. İnsanların artıkdemokrasi istekleri var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var. İnsanlar, insanihaklarını kullanmak istiyorlar. Arap Baharı’nda, Müslümanlar özgürlük, adalet, demokrasiistiyorlar.
· ArapBaharı’nın gelişimi 1900’de dünyanın karanlık çukura düşmesiyle başlar. Osmanlıİmparatorluğu’nun çöküşünün ardından, Ortadoğu’da demokrasinin gerilemesibaşladı. Çıkarcı ve menfaatçilerin egemenliği başladı. Suçlular ve kötülükdüşünenler kurumlara, yönetimlere ve devletlere hakim oldular. İnsanlar içindiktatörlük ve kendileri için demokrasi başladı. Hukuksuzluk ve haksızlığı yoledinenler demokrasi kalkanına saklandılar.
· Dünya değişiyor. Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler dışında dadeğişimler var. Baharlar tüm kıtalara yayılmış durumdadır. Ancak insanlar ilkbaşta bu durumu fark edemiyorlar.
· Ülkeler,yeryüzündeki bu değişim sürecinde saflarını belirlerken sıkıntı ve çatışmalarve gerginlikler yaşayacaktır. Türkiye-Suriye gibi Türkiye İran ve bazı Arapülkeleriyle de bir takım gerginliklerle karşılaşacaktır. Mevcut sisteminsavunucularıyla mehdi’nin kuracağı yeni sistemin isteyicileri ve savunucularıgerginlikler yaşayacaktır. Bu büyük değişimler sancılı yaşanır. Bu değişimlerdeülkeler ve halkları çıkar mı vicdan mı süzgecinden analiz ederek tarafınıbelirleyecektir. Yıllardır kötü sistemin altında ezilen uluslar ve halklar yenisistemin kendilerine sorumluluk ve çalışma getirmesinden korkabilir. İçişlerine müdahale edilecek olarak düşünebilir. Ülkesindeki dini, etnikkökenlere özgürlük istenebilir mevcut gelirlerinde bir değişim korkusuyaşayabilir. Yeni sistemin artıları eksilerini değerlendirir. Zaraları vefaydaları analiz edilir. Halkına hizmet etmeyen ve vesayeti sürdüren uluslaryeni düzene karşı çıkacaktır. Ancak kazanmak arzusuyla değil de halkıma veinsanlığa hizmet edeyim anlayışını taşıyan vicdanla bakan ve tanrıya inananlaryeni sistem için çalışacaktır.
· Budeğişim İslam’ın harekete geçişi değil tanrının harekete geçişidir. Tüm dinlerbekledikleri esenliğe kavuşacaktır. Hepsi tanrının dinine çıkmaktadır. Her kıtada her dinde her ulusta baskı altınaezilen mazlum inananlar oldu. İnancı bir dine bağlamak yanlıştır. İnanç biranlayıştır. Dinler farklı bölgeler e ve kavimlere gelse de hepsi bir amaçtadır.
· Yeryüzündeve Türkiye’de insanlığın sorunlarını çözecek bir sistem yoktu. Halbuki sistemçözümcü olmalıydı. Ancak sistem kazancını sayan, fazla üretimi yerine getirmeyeçalışan, daha çok kazanmak için çabalayan sistem anlayışına sahipti. Maddeci,dünyacı ve kazanç öncelikli bir sistemde insani haklar ve değerler ayaklaraltında ezilmişti.
· Türklerher gittiği yere selam diyerek barışçı ve hoşgörülü bir yaklaşımla gitmiştir.Batılılar gibi silah, ticaret, gasp, kölelik ve sömürüyle gitmemiştir. Barbarolan Türkler değil Batılılardır.
· Yeryüzündeİnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmeye çalışan bir sistem yoktu. Kardeşliğive esenliği sağlamaya çalışacak küresel gündeme yön verecek bir merkez yoktu.Türkiye gibi bir ülke Ortadoğu, Afrika, Asya hatta tüm dünyayı ilgilendireninsanlık sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmaktadır. Küresel güçler insanlığın sorunlarınıçözmedikleri gibi bu sorunlarla ilgilenen ve çözmeye çalışan Türkiye’yi tehditolarak görmektedirler. Dünyada mevcut eski sistemin sahipleri dünyanın kaosortamından memnun olmaktadırlar. Bubozuk düzenden yeryüzünün hazinelerini sömürenler insanlığa zarar verenlerdir.
· Yeryüzününhazinelerine sahip olma, hükmetme arzusu ve eldeki varlıkları kaybetme telaşıdünyanın kölesi olmuşluğun bir göstergesidir. Bırakalım korkularımızı insanlarahizmet edecek yönetimin gelmesi için çabalayalım. Kendilerini doğru yoldasayanlar gerçekte insanlığa zarar verenlerdi. İslami eğilimlilerin dünyayönetiminden korkan ve öldürüleceklerini, yaşamlarının kısıtlanacağını,özgürlüklerinin gideceğini düşünenler kendi kuruntularıyla ve temelsizkorkularıyla hareket etmektedirler. Hem terörü yaratıp bunu dinlebağdaştıranlar asıl insanlık terörü yapanlardır.
· Kazancıartan ve yaşam standardı yükselenler mazlumlar ve ezilen halklardır. İnsanlarınalt ve orta sınıfıdır. Bunlar insanlığın yüzde yetmişini oluştururlar. Baronlarve büyük patronlar insanlığın yüzde onunu bile oluşturmazlar. Siyasete veinsanlığa yön verirlerdi. Ve onlara kulluk eden ve bundan beslenen geniş halkkitlesi yüzde yirmilik bir çoğunluk oluşturmaktaydı. Dünyanın yüzde otuzu,yüzde yetmişine zulmetmiştir.
· Siyonizm’idestekleyenler yeryüzünde mazlumlara savaş açmıştı.
· Osmanlıegemenliği yıkılırken halklar büyük acılar çektiler. Her bölgeye girmiş olanİngiliz egemenliğindeki sahip olma anlayışı Osmanlı yandaşlarını çok zordurumda bıraktı. Katledilenler, mallarına el konulanlar, sürgüne gönderilenler,köle yapılanlar oldu. Nerede inanan görseler onu etkisiz ediyorlardı. Kimseinandığını söyleyemez oldu. Fikirler gizlendi, doğrular söylenemez oldu. Adaletfelç oldu. İnananlar ibadet dahi edemediler. Milyonlarca örnekten sadece birtanesi: Hindistan’da Türk dostu Jahar'ın, Osmanlı'daki gelişmeleri yakındanizlediği Trablusgarp ve Balkan savaşları nedeniyle zor durumda kalan Osmanlıdevletinden gelen haberleri gazetesinde neşrettiği, esaret altındaki yoksulMüslüman Hindistanlıları Osmanlı'ya ve hilafete desteğe çağırdığıbiliniyor.Tarihi kayıtlar, Jahar'ın Urduca Hamdart ve İngilizce Comrade isimligazeteler çıkardığı, bu gazetelerde kaleme aldığı makalelerde, İngilizordusundaki Hintli Müslümanlarının Türklere karşı savaşmasına karşı çıkmasıgerekçesiyle İngilizler tarafından yargılanarak dört yıl hapis cezasınaçarptırıldığı biliniyor. O dönemde hilafet taraftarı kişilere birtakım infazlarda gerçekleştirilmişti.
· Türkiye dışişleri bakanı A.Davutoğlu Irakta birlik ve beraberlik içinçalışma başlattı. Şii ve sunni liderlerle görüşen Davutoğlu fikirlerde uçurumyok aynı şeyler düşünülüyor. Uzlaşma olur. Ama sabote de edilecektir dedi.Denildiği gibi sayısız sabote olayları oldu. Ama çözüm süreçleri sadece Türkiye’de değil tüm ülkelere yayılacaktır.
· Trablusgarp ve balkan savaşları artık günümüzde tersi istikamettegörülecektir. Nitekim Libya/Trablusgarp gibi Arap baharıyla başlayan Ortadoğudeğişimi balkanlara da sıçrayacaktır. O dönemin tam tersi olaylargörülmektedir. Ancak bir fark vardır. O dönemde inançsızlar tehditle veölümlerle, infazlarla, katliamlarla egemenliklerini kuruyordu. Ancak şimdiegemenliklerini kaybetmemek için şiddeti kullanıyorlar. Her iki durumda dainançsızlar şiddet yanlısıydılar. Gerçekleri kabul etmeyen ve dünya hırsıylacanileşen anlayış tam bir inançsız şeytan rolü çizmekteydi.
· 1.Dünyasavaşında Avusturya-macaristan patlağı bu yüzyılda da görülebilir.
· Dünyayaverdiğimiz adalet ve barış eksenli nizamı, akıl ve varlığımızla güçlendirsek debozguncular silahla ve güçle üstünlüğü sağlamışlardı. Batı ne insani değerlerine de akılı keşfetti. Onlar sadece zenginliklere sahip olmayı, yönetmeyidiledi. Bunların içine de Hristiyanlığı yayma düşüncesini buladılar. Ancakyaymaktan çok baskı uyguladılar ve kendi kültürlerini empoze ettiler. İnsanisiyasi, iktisadi ve bilgi gücünün olmadığı bir devlet cihan devleti olamazdı.Bu nedenle onların döneminde dünya yarışı ve büyük bir hırs vardı. İnsanlıkbundan büyük bir zarar görüyordu.
· Kötüdünyayı değiştirme iddiasında olanlar yavaş yavaş bir çatı altında toplanmayabaşladı. Türkiye buna öncülük etmektedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Buçatı küreselleşecektir. İyi ve adil bir dünya isteyenler, tanrının yasalarınabağlı kalınacak yeni bir sistemin kurulmasını sağlayacaklar. Böylece şeytanınegemenliği yıkılacaktır. Bunu asla menfi amaçları için değil insanlığınkorunması ve esenlik bekası için isteyeceklerdir. Tanrının tarafında olanlarmutlaka mükafatlarını ahrette alacaklardır.
· Türkiye kendi sorunlarını çözdüğü zaman sadece Türkiye'yidemokratikleştirmez, Ortadoğu'nun Kafkasların ve balkanların dademokratikleşmesine de önemli katkılar sunar. Ve demokratikleşme küreselleşir. Barış yeryüzüne yayılırken hak, adalet ve eşitlikarayışı kendiliğinden oluşacak bunlarla beraber yeryüzüne müthiş bir bereketyayılacak.
· "Tarihve coğrafya milletlere biçtiği rolden asla vazgeçmez" Anadolu veOrtadoğu’da zamanın ruhuna uygun olarak kendini yenileyen bir devletin varlığıtekrar ortaya çıktı. Yeryüzünde yeniden insan ve adalet merkezli bir medeniyettasavvurunun inşa edilmektedir. Son yüz yılda yaşananlar ve insanlığın huzuruyakalayamaması insanları hatalardan dönmeye çağırdı. İnsanların zihin ve içdünyasında yeni bir dünya arayışının olduğu bir gerçektir. Bu arayış sadeceTürkiye'de değil, Ortadoğu Afrika gibi kaynakları sömürülen ülkelerde daha dabelirgindir. Türkiye'nin bu arayışta akıl ve ruh merkezindedir. Dünyada görülenrüyaların, 100-150 yıllık arayışların, gerçeğe dönme noktasına çok yakınolunduğunu bunun "bir medeniyet tasavurru" olduğunu artık herkesanlamıştır.
· Türkiyeyeryüzünde din birliğini sağlayacak. Zamanla dil birliğini de sağlayacak. Tümlisanları kendi içinde barındıran Türkçe aslında insanlığın ortak dilidir. Türkçe'nin geldiği yere bir bakın şuan 300 milyon kilometrekarelik bir alanda konuşuluyor. Türkiye’ningüçlenmesiyle Türkçe’nin yayılması da hız kazanmıştır ve daha da hızkazanacaktır. Bir zamanlar inancı ve tanrının yasalarını bu aziz millettensöküp atmak istediler. Yeni bir lisan ile tarihten ve kitaptan koparmakistediler. Gün geldi zaman döndü Tanrı onların amaçlarını ve oyunlarını boşaçıkardı. Özü ve toprağı temiz olan bu karma milletin ağzına zincir de vursalaronları doğru yoldan ayıramazlardı. Tanrı, ibrahimin milletini daima kolladı.Zalimlerin her türlü zorbalığına inat, inancın yeryüzüne bu lisan ilehükmetmesine karar verdi.
DEĞİŞİM PSİKOLOJİSİ
· Düşmanca bakış açısı, egemenliğini kaybetme korkusu yaşayanlarıntavrıdır. Muhalifler eski hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Onların bozgunculuktankazandığı dönemler bitmiştir.
· Bunlar ülkeyi yönetti mi ülke mahvolur. Özgürlüklerimiz kısıtlanır.Esir hayatı başlar.
· Nimetlerimiz ve hakimiyetimiz elimizden gider. Saltanatımız yıkılır.
· Şunlar cahil. Böylelerini insan yerine koymayacaksın. Hayvan gibikullanacaksın.
· İnananların ve inanmayanların temsili her ulusta farklı farklıolmuştur. Bazı ülkelerde inançsızlar şiileri nitelerken bazı uluslardasunnileri nitelemektedir. Bazı bölgelerde iktidarı nitelerken bazı bölgelerdemuhalifleri nitelemektedir. Avrupa’da mevcut yönetimler inançsız olurkenmuhalif halklar inanan niteliğindedir. Afrika’da cuntacı yönetimler inançsızkenaçlıktan zor yaşayan halklar inanan mazlumlardır. Dünyada mevcut diktatöryel vemevcut sisteme bağlı yönetimler şeytanın egemenliğini taşırken mazlum halklarındemokrasi ve özgürlük arayışı inançsal gerçeği göstermektedir.
· Bir iş bulmak için kirli yolları seçenler. İş bulunca da bedenlerinidünya kazancı için satan kadınlar. Yalancılığı, aldatıcılığı ve hileyi yoledinmiş tüccarlar Rızkı için şeytani yolları seçenler. Kötü düzende bunlarıyapmayanlar aç kalıyordu. Bu bozuk sistem devrilmelidir. Çünkü bu sistemkötülük üzerinden çalışıyordu. Dünyayı yöneten egemenler silah, baskı, hile vealdatmacayla küresel hazinelere sahip olmuşlardı. Yönetim takımı böyle olunca geriye kalanbütün insanlık bunların kötü düzeninden olumsuz etkilenmekte ve dünya için birsavaş ve karğaşa yaşanmaktaydı. Şeytanın bozuk düzeninde dünyayı kazanmak hepkötülük üzerinden olmaktaydı.
· Ortadoğu ve dünya güçlü lider ve devletten hoşlanır. Ortadoğu’nunpeygamberleri, kahramanları ve liderleri vardır. Gözyaşları ve sevinçlerivardır. Din tarihini sevmeyen bu coğrafyada ayakta kalması zordur. ABD ve Batı,bu nedenle uzun süre ayakta kalamadı.
· Zalimleri nesilsel bir değişim korkusu sardı. Geleceğin kendilerindenolmayan bir nesle kaptırılması onları şiddete yöneltmektedir. Hakkın yönetmesitarafgirlikten daha doğrudur. Çünkü insanlığı koruyanların yönetmesi dahaadildir. Zalimler mazlumlarla mücadele edeceklerdir.
· 2001-2007 arası insanlığın en kötü dönemi (İnsanların birbirinikatlettiği karanlık dip., Vesayetin en zirve noktası) yaşandı. 2008-2015 arasıküresel fark ediş yaşandı. Değişim dönüşüm başladı. Küresel bilinç değişimeuğradı. 2016-2023 insanlık iyi yönde hızlı bir çıkış yaşayacak ve altın çağagiriş olacak. 2023 güvenlik ve adalet noktası olacak. O günden sonra kalkınmave esenlik hızla yayılacak. 2056 insanlığın sağlam temellere oturacağı temeltaşlardan birisi yerleşecek. Her 33 yılda insanlığın iyiye gidişi artacak.İnsanlar yeryüzünde huzur ve güven içinde yaşamaya başlayacaklar. Yavaş yavaşsavaşlar ve lokal çatışmalar azalacak. Tüm husumetler giderilecek. Bir zamangelecek neredeyse hiç savaş ve çatışma olmayacak. Afetler de sürekli azalarak odöneme ulaşacak. Ve neredeyse hiç afet yaşanmayacak. Ancak ilk kırılma güneştakvimine göre 3445 yılında gerçekleşecek. İnsanlar bu kırılmayıanlayamayacaklar. İlk düşünsel değişimler, vesayetin doğumu, ayrılıkbelirtileri yaşanmaya başlayacaktır. Artık güneşin batıdan doğması bundansonraki belirsiz tarih olan her günde beklenmelidir. Sonun bir günde hemenolmasını beklemek mantıksızcadır. Kıyamet kendini göstere göstere gelecektir.İnsanlar 60. enlemlerin dışında yaşayamayacaklardır. Yaşanabilir yerlere göçlerbaşlayacaktır. Hayati şartları kaybetme, besin yetersizlikleri, su bulamamazlıkgibi yaşamsal kayıplar yaşanacaktır. Değişen iklim şartlarını insanın bünyesikaldıramayacak ve toplu ölümler gerçekleşecektir. Artık insanlık ve dünyatarihinin bitişi yaşanmaktadır.
· Türkiye’ye müthiş bir para girişi, insan göçü, büyük bir kalkınmayaşanacak.
· değişim tepeden gelecek.yeryüzündeki düzen ve işleyiş yeniden en adilşekilde dizayn edilecek.çalışma alanları roller görev alanlarıdeğişecek.insanların yeryüzünde özgürce yaşayabilmesi için,kardeş yaşayabilmesiiçin kolay işleyen bir sistem kurmak zorundadır.
· değişime direnenler olduğu gibi değişim taraftarları da var gücüyleçalışacak.herkes olayları kendi çıkarına göre değerlendirmektedir. değişimhızla gelecek, ardı arkası kesilmeyecek, herkez doğruluga boyun eğecek ve yenipozisyon alacak.
· ahir zamanda bilginin yokluğu ortadan kalkıyor. kültüre savaştadüşünsel ve fiziksel değişim gerçekleşiyor. insanlık bilinç uyanışı yaşarkenküresel iklim değişiklikleri ve afetler yaşanıyor.
· uydurma sosyalizm, ırkçılık ve ulusçuluk, milliyetçilik ve ümmetçilikhepsi denenmiştir. hiçbirisi yeryüzünde baki kalmamıştır. baki kalacak tekşeyevrensel din ve kardeşliktir.
· arap baharı demokratikleşme sürecidir.özgürlük ve eşitlik hareketidir.mazlumhalkların ayağa kalkışıdır.
· Dünya 1900-2000 arasında amerika ve nato etkisinde kaldı. türkiyeyönetildi kullanıldı ve her bir işine müdahale edildi.
· Çalışmak için 1900’lü yılların başında Kanada’ya giden 205 Türk’ün 1.Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından evlerinden alınarak esir kamplarınagötürüldüğü ortaya çıktı. İngiltere'nin talimatıyla Kanadalı askerlerce birgecede evlerinden toplanan Türkler'in sonu bugüne kadar öğrenilemedi. Esirtoplamayı yasalaştıran Kanada hükümeti, Osmanlı vatandaşı Ermeni ve Rumlar’adokunmazken, Türkler’i ve Kürtler’i tehcir etti. 3’ü öldü, 2’si aklını kaybetti.
· ABD Başkanı Barack Obama, 1915 yılı olaylarıyla ilgili olarak"büyük felaket (Meds Yeghern)" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Obamayazılı açıklamasında, "Bugün, 20. yüzyılın en kötü mezalimlerinden biriolan Meds Yeghern'i anıyoruz. Bunu yaparak, Osmanlı İmparatorluğu'nun songünlerinde acımasızca katledilen ya da ölüm yürüyüşüne zorlanan 1.5 milyonErmeninin anısını onurlandırıyoruz" ifadesini kullandı. Halbuki Büyükfelaket Anadolu halkı için yaşanmıştı. Haçlı zihniyetiyle Anadoluya gelen veOsmanlı halkını kökünden kazımayı isteyenler kendileriydi. Kurtuluş savaşıgerçekten bir kurtuluş mücadelesiydi. Büyük vahşeti Amerika öncülüğünde batılıgüçler yapmıştı. Bugün o dönemde kendilerine yardım eden Ermenileri anarakbahane etmektedirler. Her zaman ki gibi siyasetleri İslam ve Osmanlıdüşmanlığıydı.
· İran'ın Suriye konusunda takındığı tavır Allah karşıtıdır. Esad dindüşmanlığı yaparak inanan mazlum halkı öldürmektedir. Herkesi tehdit olarakgören İran tamamen çıkarlarla yaşayan ülkedir. Osmanlının İran ile ve Rusya ileneden yıllarca savaştığı bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Belli ki Osmanlı bir süre kötülerle savaşmışve son zamanlara doğru kötülerin egemenliğine direnmiş.
· Siyonist rejim askeri operasyonu yol edindi.
· Değişen dünya düzenine dikkat çekici bir bakışla ışık tutan 'Sır Küpü'adlı roman raflarda yerini aldı. Gazeteci Turgay Güler'in kaleme aldığı roman,Avrupa'nın karanlık çağlarından günümüze kadar uzun bir yolculuğa çıkarıyor.
· Afrika katısında Avrupa’nın etkinliği çökecek. Afrika ülkelerinisömüren Avrupa ülkeleri tek tek sömürgesini kaybedecek. Özgürlükçü ve barışçıanlayışı taşıyan Türkiye’nin önderliğini kabul edecekler ve isteyecekler. Afrika’dabaskıcı yönetimlere karşı mücadele eden halklara silahlı isyancılaryakıştırması yapan Avrupalılar egemenliklerini kaybedeceklerdir.
· Türkiye'nin yaşadığı dönüşüme gıbta ile bakanlar yaşananların Allah'ınbir lütfu olduğunu söylüyorlar, "Türkiye'ye bakarak kendi dönüşümümüzüyapmak istiyoruz" diyorlar. Libya Cumhurbaşkanı : Dünya'daki bütün reformyapan ülkeleri izlediklerini ama kendilerini en fazla Türkiye'nin dönüşümününetkilediğini anlattı. Türkiye'nin yaşadığı reform sürecini 'ümmetin bir şansı' olaraknitelendirdi. Soru sorma şansı elde edince Mekarif'e "bu sözlerinizi birazaçarmısınız? Neden Türkiye üzerinde bu kadar duruyorsunuz?" diye sordum.
Şöyle cevapladı: "Bunun sebeplerini tek tek saymaya kalkarsam vakityetmez. Ama en önemlisi Ak Parti hükümetinin dış politikası, İslam dünyası veArap Baharı konusunda yürüttüğü politika. En son İsrail'in özür dilemesi,'sözün bittiği yer'dir. Demokratikleşme, kalkınma ve kendi vatandaşınındertleriyle dertlenmesi bizi çok etkiledi."
Sözün devamında Libya Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı bir görüşmeden bahsetti.
Kaddafi döneminin kapanmasından sonra Başbakan'la yaptığı bir görüşme deErdoğan, Mekarif'e şöyle öğüt vermiş: "Hoşgörülü ve itidalli olun. Ilımlıdavranın"
Erdoğan'dan dinlediği bu öğüt kendisini çok etkilemiş ve bu durumu"Türkiye'nin sırrı" olarak nitelendirdi Libya Cumhurbaşkanı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu çözüm süreci bahsinde "Yüzyıllık parantezikapatmak"tan söz etmiş ti.
Davutoğlu'nun sözünü ettiği parantez içerisinde Trablusgarp savaşı ve Libya'nınOsmanlı'dan kopuşuyla başlayan 100 yıllık bir tarih de bulunuyor.
Libya Cumhurbaşkanının sözlerine bakılarak aynı parantezin Kuzey Afrika'da dakapanacağını söylemek için düne göre daha iddialı bir ortam var dedi..
 

Benzer konular