Kadının Talakını İstemesi

Mihrünnisa

Çalışkan Üye
Süper Moeratör
Silver
#1
İslam'da kadın ve erkek, sorumluluklar karşısında eşit tutulmuştur. Aile yuvasının kurulmasında ve sürekliliğinin - sağlanmasında da kadının ve erkeğin birbiri üzerinde hakları ve karşılıklı sorumlulukları vardır. Yüce Rabb'imiz şöyle buyuruyor:... Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, kadınlar üzerinde(ki hakları), bir derece daha fazladır. Allah azizdir, hakimdir." (2 BAKARA,, 228)
"Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve (erkeklerin) malllarından harca(yıp kadınların geçimini sağla)dıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler..." (4 NİSA, 34)
"Eğer aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin, bunlar uzlaştırmak isterlerse Allah onların arasını bulur. çünkü Allah bilendir, haber alandır." (4 NİSA, 35)
Burada dikkat edilirse, kadın ve erkek eşit haklara sahiptirler, ancak erkek; aile sorumluluğunu yüklenmesi ve ailenin nafakasını temin etmek için sürekli dışarıda çalışması, her çeşit tehlikeyi göğüslemesi nedeniyle, bir derece üstün olup yönetici durumundadır. Bunun dışında, her halukarda eşitlik söz konusudur.
"Rab'leri onlara karşılık verdi: 'Ben, sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim hep birbirinizdensiniz..." (3 ALâ€™İ İMRAN, 195)
"Mü'min erkek ve kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder kötülükten menederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah güçlüdür, hakimdir. "(9 TEVBE, 71)
Allah ve Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman; artık inanmış bir kadın ve erkeğe o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (33 AHZAB, 36)
Durum böyle olunca, kadın da Allah'a karşı sorumludur. Bu sorumluluğu dolayısıyla da şer i şerifin bütün emirlerine uymakla mükelleftir. Kadın, hiçbir konuda, hoşuna gitmiyor diye, Allâh'ın ayetlerini ve Resulün sünnetini ihmal edemez, karşı çıkamaz. Karşı çıkması halinde sapıklığa düşmüş olur.
Bir kadın hoşuna gitmiyor diye tesettürden kaçamaz, Allah'ın dinini yaşamaktan ve anlatmaktan geri duramaz, çok evliliğe karşı çıkamaz. Kur'an ve Sünnet'te var olan hükümleri kendi hevasına göre değiştirip karşı çıkan kadın, Kur'ani ifadeyle sapıtmış, sapıklığa düşmüş demektir. Bu sapıklıktan ancak tevbe ederek kurtulabilir.
Bir kadının hangi hallerde boşanacağını Kuran'ı Kerim ortaya koymuştur. Erkek, zina ederse otomatikman kadının üzerinden nikahı düşer. Çünkü zani olan bir erkek; ancak zani veya müşrik bir kadınla evlenir, mü'mine kadına nikahı haramdır (24/3). İkinci halde erkek, üzerine düşen erkeklik görevini ifa edemezse bu durumda da kadın boşanmasını talep edebilir.
Hz. Aişe(r.anh)'dan rivayete göre Kurzi Rifaa'nın karısı (Temime) Rasulullah'a gelerek şöyle demiştir.
"Ya Rasullulah Rifaa beni boşamıştı (ve üç talakla) talakı kat'i kılmıştı. Sonra ben de Kurzi Abdurrahman bin Zübeyr ile evlenmiştim. Fakat Abdurrahman'ın erliği şu elbise saçağı gibi (gevşek)dir. (Erlik vazifesi göremiyor)" diyerek boşanmasını talep etmiştir.
Üçüncüsü, kadının kocası tarafından sürekli taciz edilmesidir. Kadının huzuru yoksa ve kocası da bu huzursuzluğu körüklüyorsa kadın talakını isteyebilir.
Dördüncüsü ise kadının, aç-çıplak kalması, kişi haysiyetiyle bağdaşmayan bir konumda bulunması halinde talakını isteme hakkı vardır.
Bunun dışında kadın, her hangi bir nedenden dolayı evde huzursuzluk çıkararak ikide bir boşanmasını talep edemez veya talakı bir koz olarak erkeğe karşı kullanamaz. Böyle yapan kadınlar, Rasulullah (as)'ın diliyle kınanmışlardır.
"Zorlayıcı bir sebep olmadan kocasından boşanmayı isteyen bir kadına cennetin kokusu haram olur. " (Ebu Davut, Tirmizi, Et Terğib c.3s.83)
"(Makul ve meşru bir sebep olmaksızın) zevcelerinden ayrılmayı ve boşanmayı isteyen kadınlarla (gönlünü başka birine verdiği için kocalarından nefislerini ve muhabbetlerini) nezi'eden, kesen zevceler münafıkların ta kendileridir." (İslamda Evlilik ve Mahremiyetleri s.369)
"Evleniniz, şeri bir özür olmadıkça boşanmayınız. Çünkü Allahü Teala zevklerine düşkün olan ve başkalarıyla evlenmek için hemen boşanan erkeklerle kadınları sevmez" (Tabarani)
"Evlenin ve ciddi bir sebep olmadıkça boşanmayın. Zira boşanmadan arz titrer: " (Muhtar'ul Ehadis s.60)
Bütün bunlar da gösteriyor ki kadın, önemli bir sebep olmadıkça boşanmasını talep edemez. Etmesi durumunda: kınananlardan olur. meşru bir sebeple, boşanmasını isteyen kadının talak şartları da erkeğin talak şartları gibidir. Ancak boşanmak isteyen bir kadın, kocasının kendisine verdiği mehri iade etmek zorundadır. Çünkü, boşanmayı talep eden kendisidir. Fidyenin miktarı kocanın kendisine verdiği miktar kadardır. Ayeti kerimede kadının fidy
e verebileceği beyan edilmektedir:
"Eğer Allah'ın kanunlarını ikisi koruyamayacaklar diye korkarsanız o zaman kadının fidye vermesinde . ikisine de günah yoktur" (2 BAKARA, 229)
Bir gün Sabit b. Kays'ın karısı, Rasulullah(as)'a gelerek, Sabit ten ayrılmak istediğini söyler. Rasulullah(as) Sabit'ten ne aldığını
sorması üzerine, bir bahçe olduğunu öğrenir ve bahçeyi iade etmesini, Sabit'e de bahçesini kabul ederek karısını bir talakla boşamasını buyurur.
İşte kadının talakını istemesi budur. Bunun dışında talak talep etmek Allah ve Rasulü'ne karşı gelm
ektir ki sonu felakettir(58/5).
T
alak konusu üzerinde bu denli geniş duruşumuzun nedeni,bu konudaki yanlış anlamalardan kaynaklanmaktadır. Toplumsal kültürde, nikah konusunda -evlenecek kişinin inancının araştırılması dışında- pek fazla bir farklılık yok iken, talak konusunda baştan sona kadar yanlışlar, bid'atlar ve hurafeler doludur. Bu kültürde, evli bir kişinin, içinde bir şey bulunmayan bir tencere ya da bir kap için: "bu boştur" demesi eşinin boşanmasına sebep gösterilmiştir.
Bir diğeri de, evli bir kişinin eşine şaka yoluyla "Bak seni boşarım" ya da "Başka biriyle evlenip senden boşanacağım" demesi boşanma sebebi sayılmıştır.
Bu konuda başka bir yanlışlık da, evli kişinin "üçten dokuza kadar benden boşsun" ya da "seni üç talakla boşarım" gibi ifadeyi sarf etmesiyle eşinin kendisinden ebediyen boşanacağına inanılmasıdır.
Y
ukarıda üç örnek verdiğimiz bu tür ifadeleri çoğaltmak mümkündür. Ancak vereceğimiz tüm örnekler; tıpkı bu örneklerde olduğu gibi hepsi Kur'an ve Sünnet esasıyla çelişmekte, zıt düşmektedirler.
Thalak konusunda yapılan tüm bu yanlışlıkların temelinde. toplumun Kur'an ve Sünnet gerçeğinden uzaklaşması yatmaktadır. Bu yanlışlıkların giderilmesi ise, her konuda Kur'an ve Sünnet gerçeğini bilmekle mümkündür.
Sonuç olarak. Kur'an
gerçeğinde hareket edildiğinde ne itikadi bozukluklar. ne ameli çarpıklıklar ve ne de bir sürü sapıklıklar ve yanlışlıklar ortaya çıkar. Çünkü Kur'an, doğruların ana kaynağı ve kendisine -tabi olanları hidayete ulaştıran yegane kılavuz, Sünnet de Kur'ani doğruları pratize eden en doğru davranış ve yoldur.
"Rabb'inizden size indirilene uyun ve O'dan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!" (7 A'RAF 3)
"Gerçekten bu Kur'an da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminleri kendilere için büyük bir ecir olduğunu müjdele. "(17 İSRA, 9)
"Şüphesiz bunda kulluk eden kimseler için yeterli bir öğüt vardır." (21 ENBİYA; 106)
"Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar, O'ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır"(24 NUR, 52)
 

Gözümün_Mavisi

Çalışkan Üye
Silver
#2
Kadın kocasından kendisini boşamasını isteyebilir. Bu husus kitaplarımızda meşru olarak ifade edilmiştir Erkek kadının bu isteğini kabül de edebilir kabül de etmeyebilir ya da belli bir şarta havi olarak kabül edebilir. Ya da kadın direk, "Şu dairemi sana vermek suretiyle beni boşamanı istiyorum" diyebilir.

NOT: Kitaplarımızdaki malumat bu şekildedir genel olarak. Kadınlar, boşanma hallerinin erkeklerin iki dudaklarının arasında kalan bir şey olmasına nasıl bakarlar, nasıl bakıyorlar, merak ediyorum. Çünkü bu husus kadının aleyhine de kullanılabilir...