Kamil insan?in Gönlü

Seyyahhh

Acemi Üye
Silver
#1
Kamil Insan?in Gönlü



Yunus Emre bir siirinin son dörtlüGünde,

?Yunus Emre der hoca

Gerekse var bin Hacc?a

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir?

der.

Buradaki ?gönül?ün yüzey anlamiyla, herhangi bir insani incitmemek, onun gönlünü kazanmak, ona iyilik etmek olduGu söylenir.

Bazi yorumcular ise, Hacc diye nitelenen ?gönül?ün, Efendimiz?in (asm) gönlü olduGunu belirtirler.

Efendimiz?in gönlü, manevi bir Kabe gibidir.

O?nun rizasi ise, Hacc etmek gibidir.


Ahmed Rufai?ye(k.s.) tasavvufun tanimi sorulduGunda, söyle cevap vermistir : ?Tasavvuf, incitmemek ve incinmemektir??

Bu son derece veciz ifadenin anlam dünyasina girdiGimizde bizi, yine ?gönül? karsilar. Dinin Batini amaçlarindan en basta geleni, bir gönlün abad olmasi, mutlu edilmesi ve senlendirilmesidir.

Gönül kelimesine, örneGin Bati dillerinde rastlamak mümkün deGildir. Pek çok dünya dilinde, Türkçemizin bu en hicranli, en zengin kelimesi bulunmaz.

Kalp, yürek vs. karsiliGi bir sözcüGe rastlarsiniz fakat ?gönül? sadece Türkçemize özgüdür.

Gönül dendiGinde Efendimiz?in kalbi anlasilir daha çok. Bir insan-i kamil olarak Efendimiz (asm)?

Zira bir kutsi haberde buyurulduGu gibi, ?Allah, yere göGe siGmamis, inanmis kulunun kalbine siGmistir.?

Bu haberde de ilk kastedilen Efendimiz?in gönlüdür.

Yani insan-i kamil?in?Efendimiz için, Adem-i Hakiki tabiri de kullanilir. Gerçek insan?.Kamil insan, varliGin meyvesi ve özeti olarak, ayni zamanda kendisinde Allah?in isim ve sifatlarinin kamil manada tecelli ettiGi, varolusu temsil eden, varolanin tüm hakikatinin kendisinde toplanmis olduGu kimsedir.

Efendimiz, bu anlamda kamil insanin prototipidir.

DiGer nebi ve resuller ve onlarin varisleri olan kamil veliler, alim ve muhakkikler de kamil insanin hakikatini tasirlar.

Ibn Arabi, alim ve velilerin, Efendimiz?in bir tecellisi olduGunu belirtirler.

Iste manevi bir Hacc deGerinde olan, bir bakima Kabe?nin minyatür hali bulunan kamil insanin ?gönül?ü, Ars?i kusatmis olan Rabbimizin kendisine siGdiGi bir sonsuzluk ve zenginliGe de sahiptir.

Dilimizde gönül kazanmanin deGerine ve gönül kirmanin tehlikelerine isaret eden çok sayida güzel söz bulunur.

En az bir o kadar da deyim vardir gönle dair, gönülle yapilmis?Bizler daha çok gönül ikliminde soluk alip veren ?DoGu?lu ya da Müslimler olarak, tarihin bütün dönemlerinde, en çok ?siir? türüne dayali bir edebi/inisiyatik gelenek üretmisizdir. DoGuda egemen olan dini duyarlik olduGundan, bu da siiri beslediGinden ve insan Hölderlin?in ifadesiyle, ?yeryüzünde sairane oturduGundan? dolayi, DoGulu insan için ?gönül insani? nitelemesi daha çok kullanilir.

Gönül yikmak, dünyanin direklerini viran etmek gibidir. Gönül yapmak ise, dünyayi imar etmeye benzer. Çünkü dünya, hakiki bir insanin gönlünden genis deGildir. Bir insani öldürmenin bütün insanliGi öldürmek, bir insani diriltmenin (yasatmanin) bütün insanliGi diriltmek olduGuna iliskin haber de esasen gönülle ilgili bir ima tasimaktadir.

?Benim gönlüm kabedir? diyen sair, gerçekte bu hakikati dile getirmektedir, yoksa arzin merkezi ve ?Beytullah? olan Kabe?yi inkar etmemekte, onun deGerini küçültmemektedir. Madem ki, inanmis kulun kalbi de beytullah?tir o halde, o da, varliGin kendisine siGdiGi bir Kabe?dir.

Nasil ki evimize bir konuk geleceGi zaman temizler, siler süpürür, onun gelisine hazir hale getiririz; ayni sekilde, gönlümüze de Rabbimizin tesrifi için, bir sairin deyisiyle, ?o hanenin de mihmanin tesrifine hazir hale getirilmesi? yani aritilmasi, temizlenmesi, tezkiye edilmesi gerekir.

Gönlün arinmasi, ancak kullukla olur. KulluGun nihai amaci ise, insanin ne kendisine ne de baskasina zarar vermeyecek hale gelmesidir.

Insanin dilinden, elinden, bes duyusundan çirkinlik ve kötülüklerin tümüyle çekilmesi; baskalarinin kendisinden emin olmasi, her davranisinin ari ve temiz olmasi, yani sairin ifadesiyle ?yeryüzünde sairane ikamet eder? hale gelmesi halinde, gönül artik manevi bir Kabe?ye dönüsmeye baslamistir.

Bu gönülde ancak iyilik, güzellik ve gerçeklik yansir. Ve onun yikan da dünyayi viran etmis demektir.

El-Cili?nin ifadesiyle kamil insanin gönlü, ars gibidir. O, arzin ve varolusun sütun?u, direGidir. Onun gönlü yikilinca, varliGin bir sütunu çökmüs olur.

?Ben kirik gönüllerdeyim? haberini de burada hatirlamak yerinde olacaktir.

Cenab-i Hak ve Habibi, daima hüzünlü gönüllerdedir, kimsesiz, yetim, dul, yoksul, çaresiz ve güçsüzlerdedir. Onlarin gönüllerini kazanmak, Allah?in ve Habibi?in rizasina erismektir. Bu sirdandir ki, Efendimiz, çocuklara, hastalara, yaslilara, kimsesizlere, çaresizlere, güçsüz ve yoksullara özel bir sefkatle muamele eder, onlarin gönlünü kazanmaya çalisir, sikintilari giderir, dertlerini paylasirlardi. O?nun kamil varisi olan alimler de, bu Nebevi ahlaka bihakkin uymaya gayret ederlerdi. Bu bilgelerin üstün adlarindan biri de Ahmed Rifai idi. Yasamina iliskin rivayetlerin yer aldiGi kitaplardan öGreniyoruz ki, Hz. Seyyid, hicranli gönüllerin mamur edilmesinin pesindeydi. Kazeruni?nin tertibinden Hazret?in menakibi bize söyler ki, Hz. Seyyid, gerçekten de fakir bir insan ve tipki sahabiler gibi yasiyor. Hz. Seyyid?in hiçbir dünyevî seye sahip olmadiGi aktarilir kaynaklarda. O kadar ki, bir misafiri gelse, evlerin kapilarinda dolasir, onun için yiyecek toplarmis. Dermis ki, ?Benden sonra Hak Teâlâ size dünyalik verecek.? Bu hususta Hz. Peygamber?e tabi olmustur. Nitekim Hz. Peygamber?in devr-i saâdetinde ashabin dünyaliGi yoktu. Ve söyle buyurmuslardi: ?Benden sonra Allah size birkaç dünyalik verecek. Taif bölgesi, sizin tasarruf elinizde olacak. Hz. Seyyid?in tam bir istiGnâ hali vardi. Meclisinde dünyayi asla zikretmezlerdi. Dünyevi mala asla el uzatmazdi. Buyururdu ki, ?el avucunda kalbe baGli bir damar vardir. El dünyevi bir seye uzandiGi vakit, onun zarari kalbe ulasir. Bu gizli bir zarardir. Insanlar onu göremezler. Allah Resulü buyurmuslardir ki, ?Dünya sevgisi, bütün kötülüklerin basidir.? Insanlarla çok güzel geçinirdi. Yetimlere bilhassa, sefkatle yaklasirdi. Dullara da çok sefkatli idi. Yoksullarin gönlünü alirdi. Bütün yaratilmislarla samimiyeti vardi. Hilmi ve yumusakliGi kemal derecesinde idi. Asla hiçbir seye öfkelenmezdi. Mübarek basi daima öne eGikti. Bir kisi ona bir sirrini verse, onu saklar, asla ifsa etmezdi. Müslümanlara çok hayir duada bulunurdu. Bir kimse ondan uzaklasirsa, tekrar yakinlasmaya, beraber olmaya çalisirdi. Kendisine zulmeden kisiyi affederdi. Kendisine kötülük edene karsi iyilik yapmaya gayret ederdi. Derdi ki, ?bana, kötülüGe karsi iyilik yapma vazifesi verildi. Birine kötülük yapan aslinda kendisine kötülük etmektedir. Iyilik de böyledir. Bunun delili su ayettir: EGer iyilik yaparsaniz kendinize yapmis olursunuz, kötülük yaparsaniz da kendinize?? Dervislere söyle derdi: ?Her kim size kötülük yaparsa, bu fiili sebebiyle Allah?a isyan etmis olur. Siz onun karsiliGinda iyilik yapiniz. Bu sayede Allah?in emrini tutma nimetini kazanmis olursunuz.? Fütüvvet ahlaki bakimindan Hz. Seyyid yeganedir. Nefsinden çok baskalarini düsünürmüs?Açlari doyurur, çiplaklari giydirir, kendileri hasta olsalar bile, hep baska hastalari ziyaret eder, onlarla ilgilenir, yardimci olurlarmis. sayet hastalarin evleri uzak ise, Hak Teâlâ?nin onun için mesafeyi kisalttiGi rivayet edilir menakiplarda. Hz. Seyyid ise, ayni sekilde yola koyulur ve tahammül edermis. Cenazelere istirak eder, genç yasli kiminle karsilassa mutlaka önce kendisi selam verir, hastalarin, amalarin basini ve elbiselerini yikar, onlarla birlikte oturur, kendisi için dua etmelerini ister, ?Bunlar ziyaretlerini en çok sevdiGim insanlardir.? buyururmus.

Geceleri Dicle?nin kenarinda bekler, aciz birini görürse, karsiya geçmesine yardimci olurmus. Geceleri fakirlerin evlerine gidip gelir, onlara yiyecek götürür. Ama onlara kendisini asla tanitmaz. Melami bir tavri var. Tuluma su doldurur, mübarek omuzlarina alir, kimsesiz yasli insanlarin evlerine götürür. Ümm-ü Âbide?ye yaklasinca, biraz odun, dal, çali toplar, mübarek basina koyar ve gece olunca dervislere, dul kadinlara ve hastalara verir. Beraberinde yolculuk eden dervisler, Hazret?in basinin üzerine odun koyduGunu görünce, kendileri de ona uyarak her biri birer demet yapip sehre götürürlermis. Hepsi, fakir, hasta ve kimsesizlerle ilgilenir, onlara yardim ederlermis. Ümm-ü Âbide halki, ?Bizim odun tasiyicimiz var.? der ve bununla Hz. Seyyid?i kastederler. Hz. Seyyid, ittifaki, birliGi sever ve Allah Resulü?nün su hadisini naklederler: ?Müslüman kardeslerinden birinin bir arzusunu yerine getiren kisiye Hak Teâlâ binlerce iyilik yazar, defterinden binlerce kötülüGü siler ve derecesini binlerce kat yükseltir. Allah Teâlâ ona üç cennet verir: Huld, Firdevs ve Adn cennetleri??

Bu büyük bilge, hem kendi islerini hem de güçsüz olanlarin islerini bizzat kendisi görür, insanlarin yarari için yollarin basinda dururdu. Kendisine kötülük yapana nasihat ederdi. Nasihat tesir etmezse sabrederdi. Etkisi olursa ona baGista bulunurdu. Kendisini talep edenle yola düser, nereye gittiklerini sormaz, asla, ?Beni niçin çaGirdin?? demezdi. Mescid ve revaki elleriyle temizlerdi. Insanlarin nesesi ile neselenir, kederi ile kederlenirdi. Insanlari hayra tesvik eder, onlara güzel ahlaki öGretirdi. Bir seyden hoslanirsa tebessüm eder, kahkahayi mekruh sayardi. Kendisinden özür dileyenin özrünü mutlaka kabul ederdi. Bazen o kimse özür dilemeden onu affederdi. Kederi nesesinden çoktu. Kederi gönlünde, mutluluGu ve neseyi yüzünde tutardi. Nefesinden yanik ciGer kokusu gelirdi. Yolda yürürken saGa sola bakmaz, yalnizca mübarek kademini basacaGi yere bakardi. KonusacaGi zaman uzun uzun düsünür, hayir varsa söyler, yoksa susardi. Nefesini zayi etmezdi. Allah Teâlâ?nin Hz. Davud?a, ?Beni zikretmediGin an adem gibidir.? dediGini söylerdi. Bütün zamanini Hak Teâlâ?ya sarfetmisti. Dünyevi menfaat saGlayan islerle uGrasmazdi. Derdi ki, ?Herkes bir sey mesgul oluyor, o is onun ahrette isine yaramayacak ama ondan yiyecek elde ediyor, kari odur. Tipki virdlerden bir vird gibi, kisi ondan gidalanir.? Bir defasinda söyle buyurduGu rivayet edilir: ?Keske dökülmüs bir kan damlasi olsaydim. Ben, hiçbir seyim, hiçbir seyim.? Her zaman üzüntülü idi. ?Ömürden azicik kaldi.? der ve su beyti okurdu: Ey nefesleri sayili olan kisi, sayilarin tamamlanacaGi gün yakindir/süphesiz, yarin, gecesi olmayan bir gündüz, ya da gündüzü olmayan bir gecedir. Hazret?in menakibini okumak lazimdir. Nurettin Baybutlugil ile Necdet Tosun?un tercüme ettikleri, sifâü?l-eskâm fî sîret-i Gavsi?l-Enâm adli menâkibnâmeye bakilirsa, orada Hz. Seyyid?e dair tafsilat bulmak mümkündür. Namaz vakti girdiklerinde dünyevi isni hemen terk ederlerdi. Hz. Seyyid?in bu hususta çok dikkatli olduGu rivayet edilir. Bir defasinda içmek için su istemis, ezan mübarek kulaGina ulasinca, ?Allah?in hakki zâhir olunca, nefsin hakki bâtil oldu.? buyurmustur. Namaza durduklarinda mübarek çehresinin sarardiGi söylenir. Sabah namazini eda ettikten sonra boynu bükük olarak namaz yerinde oturur ve günes doGana kadar duayla mesgul olurlarmis. Sonra israk ve duhâ namazlarini kilar, ardindan tekkesine giderek ibadet ve mücahade ile mesgul olur, buna raGmen söyle derlermis: ?Gönlümde halvet hasretinden baska bir özlem yoktur.?

Bu fasil böyle uzar gider?sairin deyisiyle, dervislerin sohbetinden Muhammed kokusu gelir?? Belki de bu yüzden iki gönül ehli karsilastiGinda söylesir durur, sürekli konusur. Zira dert aGlatir, ask söyletirmis.


Gönül ehli olmak, gönülleri mamur etmek, gönlün sirlarina ermek, kimsesizlerin kimsesi olmak, kötülüGe iyilikle mukabele etmek, inanmis kulun yapmasi gerekenler cümlesindendir.

Özellikle modern çaGin kaotik dünyasinda, yalniz, mutsuz, tedirgin ve çikarci bir yasam süren insanlar açisindan böylesi bir halin ne denli gerekli olduGu açiktir. Büyük Yunus?la son verlim :

?Gelin tanis olalim/Isi kolay vuralim/Sevelim sevilelim/Dünya kimseye kalmaz?
 

Benzer konular

#2
mevlam gönül insanlarinin yolunda onlarla beraber ulastirsin bizi efendimize.tek basimiza bu gafil kalplerle vuslat biraz zor..
 

arman_halil

Çalışkan Üye
Silver
#3
Kardes Allah razi olsun,sahane bir yazi.Hem çok faydali,hem de sairane,tebrik ederim.
Müsadenle birsey ilave edeyim.Rasulullah s.a.v. efendimizin ruhu "külli ruh" diye isimlendirilmistir.Müminlerin ruhlari O'nun organlaridir.Ölen her müminin ruhu da O'nun ruhuna döndürülecektir.
 

reyyana

Acemi Üye
Silver
#5
Re:

Müslüman kardeslerinden birinin bir arzusunu yerine getiren kisiye Hak Teâlâ binlerce iyilik yazar, defterinden binlerce kötülüGü siler ve derecesini binlerce kat yükseltir. Allah Teâlâ ona üç cennet verir: Huld, Firdevs ve Adn cennetleri??
Allah cc razi olsun
 

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
884
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
3,055