• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Kâmil Mü’minin Nazarı

Diyarbekir

Moderator
Silver
#1
Birgün 83 yaşında bir zat Seyda (k.s) hazretlerinin meclisine geldi. Bu zatın bazı söz ve hallerini oradakiler beğenmeyip tenkid ettiler. Bu zat o zaman şöyle demişti:


“Ben bu yaşıma kadar dinin hiçbir emrini yapmadım. Aşırı derecede sarhoş olduğum birgün, dostlarım beni buraya getirmişler ve Seyda hazretlerinin elini öptürüp banyo yaptırdıktan sonra caminin altına yatırmışlar. Sabah uyandığımda tanımadığım bir çevre ve insanlarla karşılaştım. Seyda hazretlerini (k.s.) gördüğümde ayak parmaklarımdan bir nur girip bütün vücudumu kapladı. Bu nur beni o halimden bu halime çevirdi. Ben şimdi on yedi günlüğüm.” İşte evliyanın nazarı Allah’ın izniyle cezbeyi doğurdu. Cezbe de ilahi aşk ve muhabbeti meydana getirerek bu kişiyi, Allah (c.c.)’a dönüp, dinini öğrenip yaşayan biri haline getirdi. (Allah dilerse her şey olur ne dilerse o olur o izin vermeden hiçbir şey olmaz.)


Kaynak: Dr. A. Salahaddin Kınacı, Seyda Hazretleri’nin Hayatı


Not: Manevi nazar böyledir. Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) ilim ve manevi hallerine vâris olan kâmil mürşidler, Rabbânî âlimler ve arifler de, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) kalplere nazar etme, feyiz akıtma, onları sevgi ile olgunlaştırma, uyandırma sıfatına derece derece vâris olmuşlardır. İşte bu nuru taşıyan zatlar ile aynı meclisi paylaşan, onların sohbet halkasına ve feyiz dairesine girenler de, amelle elde edilemeyen nice feyze, şuura, nura, sevgiye ve kalp uyanıklığına ulaşırlar. Sâdâtın terbiyesi ve feyiz vermesi daha çok nazarla olmaktadır. Bunun binlerce örneği vardır. Onlar hiç konuşmadan, doğrudan kalbe yönelerek ve oraya Allahın izniyle ilâhî feyiz akıtarak insanları tövbeye sevketmişler, Allah yoluna ısındırmışlar, kötü sıfatlarını değiştirmişler ve onlara pek çok güzel hal kazandırmaya vesile olmuşlardır.
Bu yolun büyükleri,


اِتَّقُوا فِرَاسَةَالْمُؤْمِنِ فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِاللهِ عَزَّ وَجَلَّ


“(Kâmil) müminin ferâsetinden sakının; şüphesiz o, yüce Allah’ın nuru ile bakar” (Tirmizi, Tefsiru sure, 16, nr:3127; Tabarani, el-Kebir, nr: 7496) hadis-i şerifiyle övülen kimselerdir.
Lokman (a.s) oğluna nasihat ederken demiştir ki:

“Oğlum! Âlimlerle beraber otur, onların meclisinden ayrılma. Şüphesiz Allah, gökten indirdiği yağmurla kuru toprağı canlandırdığı gibi, nur ve hikmetle de ölü kalpleri diriltir.” (İbnu Abdi’l-Berr, Camiu Beyanil-İlim, I, 106)

[Kaynak: S. Muhammed Saki Haşimî, Arifler Yolunun Edepleri]