mesih kim mesih kimdir mesih nerdedir mesih ortaya çıkıyor mu

cihadir

Acemi Üye
Silver
#1
· Yaratılanlardan şeytan, yeryüzünün ilk sakinlerindendi.
· Tanrının evrensel dinini sahiplenir görevini yürütürdü.
· Başarıları kendinden zannetti ve büyüklendi.
· Yaşayanlara sıkıntı veren gizli kötülük açıkça ortaya çıktı.
· Rab, kendisine tam bağlı Adem’i yarattı.
· Dileyerek yaşayacak ve Rabbin kudretini bilecekti.
· Adem yaratılınca kötülük, iyilikle savaşa başladı.
· Şeytan, Adem’e baktı. Küçümsedi ve ‘Ben bunu saptırırım.’ dedi.
· ‘Bu aşağılık toprak parçası yönetilmeden, yönlendirilmeden hiçbir şey yapamaz.’ Dedi.
· Şeytan, insanın yüceltildiğini anlayınca kibirle insana düşmanlık etti.
· Adem ile Havva’yı günaha çağırdı, doğru yoldan saptırdı.
· Allah, Adem’in özrüne yöneldi. Ve hükmünü hemen karara bağlamadı.
· Şefkatle insanoğluna sahip çıktı ve yaşamı senaryo etti.
· Yaratılmışlara kendi isteğiyle hak ettiği yaşamı var etti.
· Güce sahip olan büyüklendi ve Rabbe asi oldu.
· Rab kimi yücelttiyse kendinden bildi. Ve zulmeder oldu.
· Yaratılışındaki kabiliyeti, gücü ve başarıyı kendinden zannetti.
· Şeytan; kötü güç, olumsuz düşünce, yıkıcı etki,
· Yalancı, hilekar, dik kafalı ve asi,
· Kıskanç, bencil, kibirli ve cimridir.
· Kin, hırs ve boş ümitle insanları zehirler.
· Kötü niyet, kötü söz, yüksek sesle yaygara çıkartır.
· Arzularına ulaşmada ki engellere öfkelenir.
· Menfaati için bilgisizce ve inatla muhalefet eder.
· ‘Ben bilirim.’ der ve her şeyin üstesinden geleceğini sanır.
· Üstünlük arzusuyla hakkı inkar eder ve yalan söyler.
· Gerçekleri görmez ve Allah’ın kararını kabullenmez.
· Hakkı deviremeyince şiddete yönelir.
· Her şeye sahip olmak isteyen açgözlü canavar,
· Egemenliği için kirli tezgahlar kurar.
· Hile ile aldatır, doğru yoldan saptırır.
· Asılsız iddialarla insanı kışkırtır.
· Sürekli daha fazlasını ister ve şikayet eder.
· Artan arzularının kölesi olduğundan her yola başvurur.
· Cahillik, açgözlülük ve kıskançlık, insan hayatını zehirledi.
· Arzuları, memnuniyetsizliği ve hırsı insanı azdırdı.
· Kardeşliğin, sevginin ve sağduyunun düşmanı,
· Korkuya, kaygıya ve ümitsizliğe düşürdü.
· Kötülüğün, adaletsizliğin ve savaşların sahibi,
· Düzeni bozdu ve insanlara zulmetti.
· Kötü dürtülerin kaynağı asi Şeytan,
· Doğru yola gelmeyen ısrarcı zalimdir.
· O, kötü niyetini gizler ve söylediğinin tersini yapar.
· Fitne ile düşmanlığı yayar ve bozgunculuk çıkartır.
· Dünya için mücadele eder ve zarar verir.
· Baskı kurar, kan döker ve insanlığa zulmeder.
· Şeytan’a ve Ona tabi olan halkına izin verilmeyecek.
· Ey şeytan; kötülüğün gücü, barışın rakibi
· Muhalif bozguncu ve komplocu,
· Baş kaldıran ve kötülüğe çağıran,
· İnsan haklarına, evrensel değerlere ve adalete savaş açan,
· Rabbini ve o’nun dinini itibarsızlaştıramazsın.
· Doğruyu bildiğin halde kuru inat ettin.
· Adem’in varlığına tahammül edemedin.
· Tanrı’nın bu kararına seni asi eden neydi?
· Senden sonra Rabbin hizmetine birisi yaratılınca neden başkaldırdın.
· İnsanı sevip ona destek olsaydın bu senin şanını artırırdı.
· Oysa senide üstün tutmuştu ancak sen zulmeder oldun.
· Allah kime güç verdiyse kibirlendi ve asi oldu.
· Şeytan: ‘İnsanların çoğunu saptıracağım.’ dedi
· Rab: ‘Sen benim dilediklerimi saptıramazsın.’ demişti.
· Rab, şefkatiyle insanları korudu ve onlara doğru yolu gösterdi.
· O, insanın varlığını korudu ve türünün savaşlarla tükenmesine izin vermedi.
· Dünya için mücadele ediyor ve birbirlerini öldürüyorlardı.
· Sanki açlıktan hayatta kalma mücadelesi veriyorlardı.
· Yeryüzünü nimetlerle donattık ve kardeşçe yaşayın dedik.
· İyi bir düzenin ve esenliğin kurallarını söyledik.
· Her peygamber yasalarımızı açıkladı ve tembihledi.
· Şeytana uyan İnançsız, boş durmadı.
· Anlamsız mücadelesini sürdürdü. Ve yasalara muhalefet etti.
· Yeryüzünde silahlanarak haksızlığı, zorbalığı ve zulmü hakim kıldı.
· Kolay öldürmeyi görenler mal toplama yarışına girdi.
· İnsanlarda sahip olma arzusu ve yok etme mücadelesi başladı.
· Doğruluğa, barışa ve adalete savaş açıldı
· İnananlar hor görüldü. Baskı ve şiddetle sindirildi.
· Ey şeytan, insana düşmanlık ederek yaratıcıya karşı inat ettin.
· Nedir sendeki bu Tanrılık iddiası.
· Hangi kudretin Rabbine başkaldırttı. Nereden bu özgüvenin,
· Kendini bir şey zanneden, hükmetme yetkisini kimden aldın.
· Yasalarımı yürüttüğünü söyleyerek gizlendin.
· Doğruluğu reddedip yalan üzerinden düzenini kurdun.
· Sonunun kötü olacağını bilmene rağmen savaştın.
· Zorbalıkla üstünlük kurmaya çalıştın.
· Doğru yoldan saptın. Artık sen gerçekleri göremezsin.
· Doğruyu yalan; yalanı da doğru sayarsın.
· Her olayı hakka muhalif yorumlarsın.
· Rabbe karşı durmandan dolayı mühürlendin. Ve lanetlendin.
· Artık hiçbir işinde başarıya ulaşamazsın.
· Yolsuzluğu, hukuksuzluğu ve zorbalığı seçtin.
· Hakkı deviremeyince teröre başvurdun.
· Rabbine karşı açtığın savaşın sonuna geldin.
· Kötülüğün taraftarları gazabımı; iyiliğin taraftarları da şefkatimi görecek.
· Şeytana tabi olan zalimleri ve ardındakileri yere sereceğim.
· İnsanlığı ortadan kaldırmak için girdiğin mücadelede yenik düşeceksin.
· En az bin yıl hapsedileceksin ve muktedir olamayacaksın.
· Yersiz asiliğin seni sadece azaba götürecek.
· Rabbe bağlılığı reddeden yasalarına muhalif oldu
· Böylece Rab onu terk etti ve onu hemen şeytan sahiplendi
· Ey insan sevdiğin şey senin dinindir.
· İnsanları sev, iyilik yap, paylaş işte din budur.
· Dünya malı ve evlat, insanı doğru yoldan alıkoydu.
· Dünya hayatının fitneleri inançsızlığa sürükledi.
· Kötülük dünyanın, iyilik ahiretin kazancını sağlarken,
· Dünyayı isteyen kötülüğü, ahireti isteyen iyiliği tercih etti.
· İnançsız, Rabbe güvenmedi ve ondan dilemedi.
· Rabbe yönelmeyen kendine güvenerek şeytana teslim oldu.
· Ey kötülüğü seçen ve iyilikle mücadele eden,
· Helal ile haramı bir, ölüm sonrasını hiç sayan
· Hesap gününü reddettiğin için batıl yola saptın
· Dünya için haksızlığı ve hukuksuzluğu seçtin
· Allah’ın yasalarına karşı çıkan kanunsuz,
· Merhametsiz ve sağduyudan yoksun vicdansız
· Artan arzulara tutsak oldu; oyun ve eğlenceye daldı,
· Gerçeklerden ve manevi değerlerden hoşlanmazdı
· Gerçeği hiç aramadı ve zanlara kapıldı.
· Gördüğüne aldanan, duyduğuna kanan bilgisizce söyledi.
· Ümit ve İyilik yerine; karamsarlık ve kötülüğü seçti.
· Sevgiye, kardeşliğe ve adil düzene muhalefet etti.
· İnançsızlar; hak, adalet ve barış ile mücadele ettiler.
· Saltanatları için barış ve sevgiyi kullananlar,
· Rabbin evrensel dinine savaş açtılar.
· Menfaatçiği yayanlar insanlığı öldürdü.
· İnandığını sanan dinsizler iyice yozlaştılar.
· Onların döneminde doğruluk ve vicdan değer bulmadı.
· Ne insani haklar, ne de canın kutsallığı önemsendi
· Bozuk düzende insanın hiç değeri yoktu.
· Güçlünün zayıfı ezdiği kötü bir düzen kurdular.
· İnançsızlar zaten hırsla güç sahibi oldular.
· Gücü elde ederken bile kötü yolları seçmişlerdi.
· Rabden dilemeyenler büyüklendiler, taşkınlık ettiler.
· Dünya için hırslananlar türlü hilelerle insanlığa zulmettiler.
· Allah’tan şüphe edenler onunla mücadeleye kalkıştı.
· Yoksulları, mazlumları ve inananları yok etmek istediler.
· Şeytana kulak veren bozguncu egemenler,
· Yeryüzünde savaş ve kaos çağını yaşattı.
· Benliğe saplananlar kibirlendi, sabretmedi ve şükretmedi.
· Kendi kendine var olduğunu ve yaşadığını sananlar,
· Ölümle yok olacağını sanarak Yehova’yı inkar etti.
· Hedefini dünya yapanlar sanki yeryüzünün mirasçısıydı.
· Ey dünyanın ardına düşen ve büyük bir hırsla çabalayan, Ölmeyecek misin?
· Yaşamın bir sonu ve bir hesap günü yok mu sanıyorsun.
· Onca haksızlığa ve zulme uğrayanlar hakkını almayacak mı?
· Kimileri sefa sürecek, kimileri cefa mı çekecekti.
· Yeryüzündeki olayların karşılığı yok mu sanıyorsun.
· Yaşamını ve egemenliğini zulmederek mi sürdürecektin.
· Bu haksızlık, yalan ve zulüm ne kadar devam edebilirdi.
· Siz ey düşmanlık besleyenler. Şeytanın halkı, siz suçlusunuz.
· Bu kuru inadınız ve insanları katletmek isteyişiniz,
· Size ne dünyayı ne de cenneti kazandıracaktır.
· İnatçı zorbalar belayı ve cehennemi hak ettiler.
· Yeryüzünde her şeyin bir sonu ve bir karşılığı var.
· İnsanın sonunu dünya hayatında ki tercihi belirledi
· Böylece kimileri cenneti, kimileri cehennemi hak etti.
· Ey insan, Rab seni önemsedi. Sana şefkat gösterdi ve seni karşılıksız sevdi.
· Doğru yola gelesin diye çabaladı. Seni korudu ve kolladı.
· Öfkesini tuttu ve sana çok sabretti.
· Biz insana: ‘Allah’tan başka İlah yoktur.’
· ‘Sadece Allah’tan iste ve sadece O’na ibadet et.’
· ‘Anne ve babana iyilik et.’ dedik
· Biz iyiliği, hakkı ve sabrı tavsiye ettik.
· Sorumlu, hoşgörülü ve ümitli olun dedik.
· ‘Dünya için haksızlık etme ve öldürme’
· ‘Mideni doldurma ve kazandıklarından paylaş.’ dedik.
· Rabbin yasalarını eğip büktüler, değiştirmeyi amaçladılar.
· Evrensel değerleri, insani hakları ve canın kutsallığını hiçe saydılar.
· Yeryüzünün kaynaklarını paylaşmayanlar kardeşliği bozdu.
· Allah’tan başkasına kulluk edenler yalan, ikiyüzlülük ve gıybet ettiler.
· Dünyayı isteyenler bozgunculuk çıkarttılar.
· Silah ürettiler ve barışın karşısında durdular.
· Gayri meşru, hile ile ve zorbalıkla yönettiler.
· Yeryüzünün hazinelerine varisçi oldular.
· Vesayetçiler, egemenlikleri için zulmettiler.
· Rabbin yasalarının kuracağı adil düzene muhalefet ettiler.
· Dünyayı isteyenler kazanma ve hakimiyet telaşındaydı.
· İnsan haklarının sözde savunucuları, gerçekte insanlığa düşmandı.
· Onlar sadece kendi taraftarlarını kolluyorlardı
· İnsanları aldatarak zulümden kazananlar,
· Sırf saltanatlarından dolayı doğru yolu reddettiler.
· Kötü düzenden beslenenler şeytanın halkıydı.
· Onlara sürekli doğru yola çağıran davetçiler gönderildi.
· Kuru inatla batılı desteklediler. Ve zorbalığı seçtiler
· İnançsızlar, azabı çoktan hak ettiler.
· Onları uyardık ve doğru yola gelirler diye çok bekledik.
· Biz zulmeder olmadık. Onlar zulmedenler oldu.
· Ey insanlar ve cinler, Ben sizin Rabbinizim.
· Varlığımı göstereceğim. Ve herkes beni tanıyacak.
· Yeryüzünde arzu ve ihtiraslardan doğan eleme son vereceğim.
· İnsanları bencilliğin tutsaklığından kurtaracağım.
· İyi niyeti, hoşgörüyü ve ümidi getireceğim.
· Özgürlüğü, eşitliği ve kardeşliği egemen kılacağım.
· Beni seveni seveceğim. Benden korkanı koruyacağım.
· Bana güvenenin güvenci boşa çıkmayacak.
· Doğruluk, adalet ve barış için çalışanları
· Sevgi ve iyiliği seçerek yapıcı davrananları
· Benim için mallarını ve canlarını feda etmeyi arzulayanları affedeceğim.
· İnsanlara hizmet edenler kurtuluşa erecek.
· Onlar ebediyen cennette kalacaklar.
· Ey insanlar, ben Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in Rabbiyim.
· Doğruluğu ve barışı istemeyenler bana ve dinime cephe aldılar.
· Her gelen peygamberi reddederek bizimle mücadele ettiler.
· Tüm dinlerin ve peygamberlerin Rabbi ben iken ayrılık çıkarttılar.
· Hepiniz bir babadan, tek dinin kardeşleriydiniz.
· Dini, etnik ve her türlü ayrımcılığı yapanlar bana savaş açtı.
· Her gelen peygambere doğru yoldan sapmış vesayetçiler karşı çıktı.
· Güçlü egemenler, dünya için hak ve insanlık ile mücadele ettiler.
· Kötü kazançlarından dolayı inatçı zorbaların emri ardına gittiler.
· Sadece kendi çıkarını düşünenler bütün insanlığa zulmetti
· Birlikte yaşamayı reddedenler dünyaya sarıldı ve paylaşmadı.
· Para hedef olunca yeryüzü günahlarla doldu.
· Yeryüzü karanlık çağda ve kötü düzen insanlığa zulmediyor.
· İşte o son vakit geldi. Ve yeryüzüne kurtarıcıyı gönderdik.
· Dostum Yahya, söyle onlara İsa’yı yeryüzüne indirdik.
· Yeryüzünü O’na ve inananlara miras verdik.
· Tüm dinlerde bildirilen kurtarıcının gelişini bekleyenlere,
· ‘İşte peygamberler yolunda yürüyen bir kral’ dendiğinde
· O’nu reddediyorlar ve Onunla mücadele ediyorlar.
· Geçmiştekiler gibi ‘Peygamber, bizim içimizden gelmeliydi.’ diyorlar.
· Onların taşkınlıklarından dolayı başlarına geleni gördünüz.
· Yeryüzüne kurtarıcıyı gönderdiğimizde biz onunla olduk.
· Bozuk düzenin ardından insanlığı kurtarmak için gönderdik.
· Açıkça gökten geldiğini gördükleri halde hakkı reddediyorlar.
· Beklenen bu kral, doğruları söylüyor ve batıl ile savaşıyor.
· Zalime karşı çıkıyor. Mazlumu kolluyor. Yoksulu gözetiyor.
· Menfaatlerine göre karar vermiyor. İnsanlara sahip çıkıyor.
· Hak yolda yürüyen kralın şanını yücelteceğiz.
· Münadi, ‘Erdoğan’ın beklenen İsa olduğunu söyle.’
· Ve tarafımızdan yeryüzünü nasıl değiştirdiğimizi anlat
· Küresel bilincin değişimini afetlerle destekledik.
· Ey Nuh’un torunu, İbrahim’in oğlu ,
· Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in öz kardeşi,
· Benden korkan ve çabalayan kulum Erdoğan,
· Seninleyim. Ve destekçilerini arttırıyorum.
· Ulusal bozguncuları bırak küresel bozgunculara yönel
· Onların yıkılışları tepeden ve bütüncül olacak
· Seninle mücadele edenler terörden medet umuyorlar.
· İnsanları öldürmeyi iş edinenler öfkemi görecekler
· Zalimler mazlum çoğunluğu yok etmek istese de.
· Zulümde yarışanlar sana kaygı vermesin.
· Biz hepsini kuşatırız ve her şeye kadiriz.
· Rabbin onlara, ahiretten yana da bir nasip vermeyecek.
· Sen yoluna devam et. Ben seninle olacağım.
· Seni koruyacağım ve sana nusret vereceğim,
· Seni şerefli kılacağım ve şanını yücelteceğim.
· Seni iyi amellerle donattım ve her bir işinde başarılı kıldım.
· Yeryüzünden senin için sürekli dualar yükseliyor.
· İnananlar, bana ‘Egemenliğin gelsin.’ diyorlar.
· Size özlediğiniz kurtuluşu vereceğim.
· Halkıma zafer, yeryüzüne esenlik vaat ettim.
· Kötü yönetimleri deviriyorum ve liderlere baş eğdiriyorum.
· Bizimle mücadele eden inançsızlar ‘Yeryüzü afetlerle dolu, uğursuzluk var.’ diyorlar.
· Afetler, onların zulümde ısrar etmesi nedeniyledir.
· İnandıklarını sananlar tüm bu olanlardan ders almıyorlar.
· ‘Tüm bu felaketler Erdoğan’ın uğursuzluğu sebebiyledir.’ diyorlar.
· O’na ‘Bizi anlayamıyor, farklı alemde, bu büyülenmiş.’ dediler.
· Asıl onlar inkarlarından dolayı gerçekleri göremez ve bizi anlayamazlar.
· Kulum, her peygambere aynı şeyler söylendi ve kınandı.
· Sırf sana kuru inatlarından ve kıskançlıklarından her şeye muhalifler.
· Onlar iyilikten nefret ederler ve kötülükten haz duyarlar.
· İyiliğe ve barışa çağırışımız batıla sapan hukuksuzları öfkelendiriyor.
· İnsanlığa faydalı, iyi işleri çarpıtırlar ve hakkı itibarsızlaştırmaya çalışırlar.
· Tutarsız, çelişen ve kıvıran halleriyle küfrün içindeler.
· Kötü düzenden beslenenler kazançlarını kaybetme korkusundaydı
· İnananlar senden memnun, inançsızlar senden rahatsız oluyor.
· Sana yalancı diyenler, iftira atanlar sürekli batıl yollardan beslendiler.
· Seninle dalga geçtiler. Seni karaladılar ve aşağıladılar.
· Seni itibarsızlaştırmak için her yola başvururlar.
· Seni ve krallığımı ister kabul etsinler isterse etmesinler,
· Zulümde ısrar edenlere fırsat verilmeyecek.
· Haksız kazananlara ve öldürenlere artık mühlet vermeyeceğim.
· Hukuksuzluğu yol edinenleri yeryüzünden sileceğim.
· Adaletsizliği kaldıracağım ve küresel vesayeti yıkacağım.
· Yıllarca insanlığı, barışı ve evrensel değerleri savunduğunu söyleyerek zulmettiler.
· Onlar insanlığın düzeni için değil dünya için mücadele ediyorlardı.
· Kötü düzenlerini kurdular ve hep böyle süreceğini zannettiler.
· Güçlü egemenler ‘Bizim başımıza kötü bir şey gelmez.’ demişlerdi.
· Başlarına felaketler gelince de ‘Rabbimiz ertele de doğru yola girelim.’ diyorlar.
· Doğru yola gelmeyen inatçılara ‘Hadi oradan aşağılık menfaatçiler.’ Deriz.
· İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkartacak bir peygamber gönderdiğimizde
· O’nu beğenmiyorlar ve Onunla mücadele ediyorlardı
· Nuh’a da; Nuh dediler, peygamber demediler. Sürekli onunla uğraştılar.
· Yeryüzünde birlikte yaşamayı ve paylaşmayı istemeyenler hak ile savaştı.
· Hakkı bilesiniz diye yeryüzünün tüm sırlarını ortaya dökeceğiz.
· İnsanlıkla savaşan suçluların günahlarını açıkça göreceksiniz
· Yeryüzünün gerçekleri ve insanların hali ortaya çıkacak.
· Yönetme gücünü ele geçiren inançsızlar Rabbin yasalarına uymadılar.
· Her şeyin kendi ellerinde olduğunu görenler tanrılığı beğendiler.
· Hesapsızca, sorumsuzca, hukuksuzca yönetmeye kalktılar.
· İnsanlığa, barışa ve adalete sahip çıkacaklarına,
· Aldatarak, kirli planlarlarla kötülüğün hizmetkarlığını yaptılar.
· Yalancılar ve suçlular insani değerleri kullanarak aldattılar.
· Onlar ne insanlığa hizmet ediyor ne de dini temsil ediyordu.
· İnsan haklarını kullanarak insanlığa zulmeden komplocular,
· Saltanatları için düşmanlığı yaydılar ve insanları birbirine düşürdüler.
· Ey İbrahim’e tabi olan inananlar.
· Hakkı, barışı, adaleti ve evrensel değerleri savunan birini gönderdiğimizde
· Sırf saltanatları için O’na tabi olmadılar.
· Tayyip Erdoğan’ın gelişi zulmedenlerin hoşuna gitmedi.
· Çünkü onlar kendilerine öncülük edecek bozguncu ve zulmedici birisini bekliyorlardı
· Kendilerine hizmet eder olmadığı için Erdoğan ile mücadele ediyorlar.
· O’nun gelişini bekleyen kitap ehli, geçmişte ona uyacaklarına dair söz vermişlerdi
· Kardeşliğe, sevgiye ve iyiliğe çağıran kuluma itibar etmiyorlar.
· İyi niyetimize ve samimi davetimize şiddet gösteriyorlar,
· Doğru yola çağırışımız ancak onların taşkınlığını arttırıyor.
· İnançsızlar, Erdoğan’a; ‘Biz, sizi yalancı ve sapmış olarak görüyoruz.’ derler.
· ‘Gerçekleri de söylesen, Peygamber de olsan,
· Seninle sonuna kadar mücadele edeceğiz.’dediler.
· ‘Ölsek de seni desteklemeyeceğiz. Ve Allah’ın dinine karşı olacağız.’ Dediler.
· Ve ardından taraftarlarına ölmeyi ve öldürmeyi emrettiler.
· Biz de kuru inatla mücadele edenleri mühürledik.
· Artık onlar doğru yola gelmeyecekler.
· Onlar için hükmü karara bağladık.
· Bela üzerlerine geldiğinde bizden yardım dileyecekler
· Onlardan bağışlanma kabul edilmeyecek.
· Hakkı örtenler Allah’ın karşısında olmayı göze almışlardı.
· Bilerek, sırf menfaatleri için bizle mücadele ettiler.
· Mazlumların özgürlük ve eşitlik isteğini şiddetle bastırıyorlardı
· Bizde yeryüzünü afetlerle donattık ve peş peşe belalar gönderdik.
· İnançsızlar menfaatleri için haksızlık eder ve öldürürdü.
· İnananların yaşam haklarını gasp eden suçluları,
· Evlerinden ve yurtlarından edeceğim.
· İnsanlığa zarar verenlerin ve öldürenlerin yaşam hakkını alacağım.
· Zulmü benimseyenler kötülükte ısrar ediyorlar.
· Saldırı hazırlıkları yaptıklarında onları kuşatacağım.
· Ey inananlar, ‘Dua edin. Sizi işiteceğim.’
· ‘Rabbimiz, zalimler topluluğuna karşı tarafından bize zafer ver.’ Deyin.
· Yasalarımı savunan halkıma zarar vermek için gelenleri yere sereceğim.
· Benden korkan ve insanlığı sahiplenen halkıma müjdeler olsun.
· Ben sizinleyim. Ve özlediğiniz kurtuluşu vereceğim.
· Dünyaya aldananların zulmüne lanet ediyorum.
· Bir daha muktedir olamayasınız ve yeryüzünde soyunuz tükene.
· Erdoğan’a ‘Bizimle mücadele ettin ve fazlaca ileri gittin.’ Diyecekler.
· ‘Toplanacaklar ve kuşatacaklar.’ Sizi zayıf görecekler.
· Sizi yok etmek için hazırlandıklarında ben orada olacağım.
· Dualarınıza karşılık vereceğim. Ve sizi onlardan kurtaracağım.
· Zulmü destekleyenler, beldelerinde bölük bölük yere serilecekler
· Ölümler kafirlere dalga dalga yayılacak.
· Gog ve Magog’un isyanına artık dur diyeceğim.
· Dünyada ve sonraki yaşamlarında onlara acıklı azap vardır.
· Asi şeytan, taraftarlarını ancak cehenneme götürdü.
· Beni bileceksiniz ve kimse evladını Rabbini tanı diye eğitmeyecek.
· Hepiniz sevinçten coşacaksınız ve bana secde edeceksiniz.
· Kardeşliği yeryüzüne egemen kılacağım. Ve ayrımcılığın her türlüsünü kaldıracağım.
· Kimse başkasını tehdit olarak görmeyecek ve kötülük düşünmeyecek.
· Güven içinde olacaklar ve onları gözlediğimi bilecekler.
· Size özlediğiniz kurtuluşu vereceğim.
· Yasalarıma bağlı kalanları ebedi özgür kılacağım.
· İnsanoğlunu geleceğe dair taşıdığı umuda kavuşturacağım.
· Yapacaklarımı yapacağım ve dinimi muzaffer kılacağım
· İşte vaat ettiğim gibi her şeyi değiştiriyorum.
· Ey insana düşmanlık eden asi şeytan,
· ‘Benim dilediklerimi saptıramazsın.’ Demiştim.
· İnananları doğru yoldan saptıramayınca baskı uyguladın
· İnsanları ortadan kaldırmak istiyordun.
· Artık sana izin vermeyeceğim. Kudretimi göreceksin.
· Ey insanlar; dürüstlükten nefret eden şeytanın
· Yönetişinin ne denli kötü ve batıl olduğu gördünüz
· Kötülüğün egemenliği yıkımdan başka bir şey getirmedi.
· Kardeşlik ve barışın yerini düşmanlık ve savaş aldı.
· Tuzaklarla dolu, aldatıcı, sarhoş edici dünya hayatına aldandılar.
· Bencillerin hırsı yeryüzünü savaş alanına çevirdi.
· Güce sahip olanlar yasalara bağlı kalmaktan çıktı.
· Yönetme gücünün verdiği tanrılığa aldananlar zulmeder oldu.
· Biz onlara azabın sebeplerini ve kurtuluşun yollarını sürekli söyledik
· ‘Allahtan başkasına ibadet etmeyin.’
· ‘Haksız kazancı bırakın ve batıl yolları terk edin.’
· ‘Hepiniz kardeşsiniz. Barışa gelin.’ denildiğinde
· Düşmanca ayrılık çıkartanlar kendilerini haklı saydılar.
· Bizim onları doğru yola çağırışımız onların taşkınlığını arttırdı.
· Vicdanını dinlemeyen akılsızlar kuru inatla mücadele etti.
· Sırf kıskançlıklarından dolayı peygamberleri reddettiler.
· Mazlumun yaşam hakkına tahammül edemediler.
· Bozguncular, düzeni sağlamak isteyenlerle mücadele etti.
· Farklı lisanları, dinleri, ırkları ortaya çıkaranlar, kendi statükolarını kurdu.
· Vesayetçiler sadece menfaatleri için yaşadı.
· Gayrimeşru yolları seçenler şeytana hizmetkar oldu.
· Yalan ve hile ile zulüm ederken doğru yolda olduğunu sanırlar.
· Çelişen sözleri, tutarsız ve kıvıran halleriyle
· Hakkı ve insanlığı devireceklerini sanıyorlar
· Mazlumları sömürüp baskı ile kendilerine kul ediyorlardı
· İnananları yeryüzünden kazımayı istiyorlardı
· Adil düzene karşı şiddet istediler.
· Yaptıkları ve yapacaklarından dolayı onların soyunuzu keseceğim.
· İnatçı zorbaları hüsrana uğratacağım.
· zaman Benim Rab olduğumu anlayacaklar.
· Onlara hak ettikleri cezayı vereceğim..
· Barışı muzaffer kılacağım, dinimi yaşayacaklar.
· İnsanlara olan şefkatimi ve sevgimi görecekler.
· İnsanlığı karanlıktan aydınlığa çıkartacağım.
· Şeytan’ın egemenliğine son verilecek ve büsbütün yok edilecek.
· Her zaman yeryüzünü peygambere ve inananlara varis kıldım.
· Yeryüzünde inananlarla inanmayanların mücadelesinde
· İyiler kazanır. Kötüler kaybeder. Ve hak daima galip gelir.
· İnsanın yaşam tarihini, yeryüzündeki evreleri ve senaryomu bilecekler.
· Ey insanlar şahit olasınız diye hepsini kayıt altına aldık.
· Yaşananları kimse inkar edemeyecek ve herkes yaptığının karşılığını alacak.
· Allah ile şeytanın mücadelesinde insan tercihini yaptı.
· Dünya ile ahiret arasında ki tercih insanın kaderini belirledi
· İnanan iyiliği inanmayan kötülüğü seçti.
· Çünkü biri ölüm sonrasını; diğeri ölüm öncesini istedi.
· Sağduyudan yoksun vicdansızlar paylaşmayı reddetti.
· İnsanlığın ortak çıkarlarına hizmet etmediler.
· Rabbinden korkan iyilik etti, sorumlu davrandı,
· Günahtan çekindi ve suça yanaşmadı.
· İnsanlara faydalı olan doğru yolda, zararlı olansa sapmıştı.
· Doğruluk, iyilik ve kardeşlik; esenliği getirirken
· Yalan kötülük ve fesat, suç ve anarşi getirdi.
· Rab, karanlığı ve aydınlığı gösterdi ve ikisini birbirinden ayırdı.
· Yalan ve kötülük; hakikat ve iyilik tarafından yenilgiye uğratıldı.
· Yeryüzünde iyilerle kötülerin mücadelesi yaşandı.
· İyilik insanlığı korurken, kötülük insanlığa zarar verdi.
· Şeytanın savaşı insanın üzerinde gerçekleşti.
· İnsanı şeytanın düşmanlığından ancak Allah korudu.
· Kardeşlik, kan bağında değil inanç birlikteliğindedir.
· Rabbin yasaları insanlığın evrensel dinidir.
· Adil düzen ve esenliğin formülüdür.
· Her şeyin sahibi büyük Allah insana sahip çıktı.
· Allah’a göre yaşam ve sonrası hayal kurmak gibidir.
· Defalarca alem yaratmak o’na çok kolaydır.
· İnsan öldüğünde ‘Meğer koca bir ömür kısa bir rüya imiş.’ Der.
· Hiçbir şeyin kendi denetiminde olmadığını kavrar.
· Rabbin her şeyi kuşatıp yönettiğini anlayıverir.
· Yaşadıklarını düşünür. Yaptıklarından dolayı kendini hesaba çeker.
· Yeryüzünde yaşanan her şey hesap gününde yargılanacak
· Ve yaratılmışlar, yaptığının karşılığını şüphesiz görecek.

ESKİ DÜNYA
· Coğrafi keşiflerle bilindik topraklara saldıran ve yerli halkları katledenler insanlığa zulmettiler. Kazanmak için yola çıkanlar başka ulusların mülklerini gasp ederek ve öldürerek zamanla kendi saltanatlarını kurmuşlardı. Amerika’da petrol kuyularına sahip olan baronlar hala da saltanatlarını sürdürmektedirler. Gözleri doymayan ve dünyaya hırslanan bu anlayış yeryüzünü sömürmüş ve Ortadoğu’yu savaş alanına çevirmiştir. Yeryüzü nimetleri Ademoğullarının ortak malı iken bir zümre tarafından yeryüzünün sahiplenilmesi tüm düzeni bozmuş ve haksızlıklar yaşanmasına neden olmuştu. Yeryüzü nimetlerini paylaşmayan ve herkesin faydalanmasını engelleyen bir anlayış vardı. Kazanç iştahlı zalim yönetimler devri yaşanmıştır. Bir kısım egemenlerin krallığı ve sefası için yeryüzü halkı sıkıntıda bırakıldı ve insanlar katledildi.
· Şeytanın egemenliği 1800 lü yıllarda Osmanlının kıtalarda egemenliğini kaybetmesiyle başladı. İnançsızlar, pek çok ulusta sömürgecilik elde etmekle uğraştı. İmparatorluğun dağılışındaki yaşanan süreçler ve ulusların Osmanlıdan ayrılması insani merkezli bir otoritenin kayboluşuyla ortaya çıkmıştı. Dünya için bir mücadele ve yarış başlamıştı. Bu güçlü olma tutkusu belli kaygılarla ortaya çıktı. Bu kaygılar da şeytanın asılsız söylemleriydi. İnsanlar hiç birbirlerine güvenmediler. Sonra da parçalandıkça parçalandılar. Dinlerde, mezheplerde, ailelerde, kültürlerde, etnik kökenlerde, ırkçılıkta, her alanda parça parça oldular. Herkes bir diğer gurubu kötü görüyor ve ötekileştiriyordu. Dünya zamanla çok daha kötü bir hale gelmişti.
· Napolyon 1789 yılında Mısır’ı işgalinden sonra Osmanlı ve Fransa’nın Ortadoğu’da mücadelesi olmuştur. Osmanlı imparatorluğunun gerileyişiyle dağılması artmıştır. Fransa bölgede etkinliğini arttırmıştır. Osmanlı son iki yüzyıl boyunca batının egemenliğinde kalmıştır.
· İngiltere Fransa ve Rusya’nın kazanma hırsı ile şekillendirdiği dünyada ABD gibi menfaatçilerin birlikteliğini kuran birlik ortaya çıkmıştır. Bu birleşik devletler zamanla dünyaya egemen olup kendilerince İsrail devletini kurmuştur. Tanrının vaat ettiği İsrail karalığını yavaş yavaş hazırlamaya çalışan sapkın inanışlı insanlar kendilerini doğru yolda ve dinin temsilcisi saymışlardı.
· 1800 lü yıllarda başlayan büyük değişim ve dünya için hızlı yarış bir hastalık gibi yayılmıştır. Gücün insani değerler, adalet ve barış gibi alandan çıkıp maddi alanlarda sağlanması Osmanlıyı çökertmiştir. Sanayi devrimi sanayi toplumuna sanayi toplumu da sınırsız tüketime kapı açmıştı.
· 1900 lü yılların başında Osmanlının yıkılmasıyla büyük bir kaos ve kargaşa çıktı. Bu dönemde hukuksuzlar, çeteler, hırsızlar, kanunsuzlar devlet yönetimlerine egemen oldular. Ülkeler daha çok parçalandı. 1950 lere doğru küresel güçler sömürgecilik çatısında toplandılar.1900 lü yılların sonlarında inananlara tam savaş açıldı.
· 1910 lu yıllarda dünyaya sahip olma arzusundan doğan çatışma ve savaş psikolojisi 1914 yılında birinci dünya savaşını yaşattı. Ardından ikinci dünya savaşı, ardından bölgesel mücadeleler, ardından soğuk savaş dönemleri, ardından silahlanmada yarış yaşandı. Sonrasında insanlık dünya için mücadele edince karanlık bir dibe gömüldü. Savaşlar ve soğuk savaşlar döneminde insanlık inançsızlığın ve dinsizliğin etkisinde kaldı.
· Osmanlı Adalet dağıtıyor ve insanlığı kolluyordu. Silahı geliştirenler öldürerek hakim olmak istediler. Osmanlıyı zayıflatınca tanrı tanımazlar yeryüzüne egemen oldu. Sonra da Osmanlıyı karalama anlayışı üzerinden siyaset yaptılar.
· Yeryüzünde inananların egemenliği Osmanlının dağılmasıyla son bulmuş ve yeryüzünde inançsızların tam hakimiyeti sömürgecilikle ve baskıyla görülmüştür.
· Osmanlının yıkılışıyla yeryüzünde insanlığa sahip çıkacak güç de beraberinde yıkıldı. Yeryüzünde adalet dağıtacak, birleştirecek, barış ve huzuru sağlayacak imparatorluk boşluğu yaşanmıştı. Dünyadaki bu boşlukta denizlerde korsanlık gün geçtikçe arttı. Onlar ticaret değil gayrimeşru yöntemlerle kazançlarına kazanç kattılar. Güçlenenler koloniler kurdular. Sonra yönetimlere egemen olanlar sömürgeciliğe başladılar. Feodalizmden kapitalizme geçişte çok acılar çekildi.
· Osmanlı çöktükten sonra bir zamanlar Amerika, bütün Ortadoğu halklarına demokrasiyi getireceklerini vaat etmişti. Barış için çalıştığına ve dünyanın jandarmalığını yaptığına ikna etmişti. Her şeyin çok güzel olacağını düşünürken her geçen gün kötü şeyler arttı. Ortadoğu kana ve insanlık karanlığa bulandı.
· Coğrafi keşifler, Rönesans, reform, sanayi inkılabı, kölelik, ucuz işçilik, sömürgecilik ve dünya için savaş psikolojisi hepsi bugüne gelişte aşamalar oluşturdu.
· Dünya 1912 den 2012 yılına kadar tam bir beylikler (ülkeler) dönemi yaşadı. Bu fetret döneminde birlik ve adalet sağlanamadı. Ta ki 2012 yılının sonunda büyük bir değişimin başlamasıyla dünya adil bir düzene yani tüm insanlığı temsil eden esenlik krallığına geçiş yapacaktır.
· Osmanlıyı arkadan Araplar vurdu diyenler şunu iyi bilsinler ki inançsız muhaliflerin ayaklanmaları dünyanın her yerinde vardı. O dönemde doğrucu ve barışçı hükümetler Osmanlıya bağlı yönetimlerdi. Osmanlı’da merkezi otoritenin kaybolması ve inançsız muhaliflerin ayaklanmasıyla tüm dünyada zorla devrimler yaşanmıştı. Arapları kötüleyen ve dışlayan anlayış, inançsızların ve din düşmanlığı yapanların anlayışıdır. Etnik kökenlerini överek Arapları kötüleyen anlayışın temelinde din düşmanlığı vardır. Peygamberde Arap’tı ve son din de Araplara gelmişti. Arapları kötülemek dini kötülemekti. Arapları üstün tutmak ta bir ayrı cahiliyettir. Gerçek şu ki inanan insanlar Tanrının halkıdır.
· Dünyada 1789 Fransız ihtilali ile etnik ayrımcılığın özgürlük ve temel hak olarak görüldüğü bir dönemin başladı. Ulus devlet anlayışı sürekli parçalanmayı getirmiştir. 21. yüzyılda uluslarda kendi içlerinde parçalanmalar yaşamaktadır. Mikro ulusların oluştuğu daha da çok ayrılıklar gözlendi. 2012 yıllarında İspanya’nın Katalonya bölgesinden ayrılmak istemesi, Filipinlilerde ve Kolombiya’da ayrılma istekleri yaşanmaktadır. Belçika’da bölünme ve ayrışma var. Türkiye’de Kürt ve Türk milliyetçiliğinin oluşturduğu ayrışma mücadelesi var. Sonuç olarak dünya ayrışmanın bir sonuç getirmeyeceği son bir viraja girmiştir. Bu tehlikeli ayrılıklar, kargaşa ve kaos dönemi yeni ve durgun bir çağın müjdecisi olabilir mi. Gerçekten de büyük esenlikler böyle çatışmaların zirve olduğu dönemlerde yaşanmıştır. Dünya değişiyor. Yaşananlarla görünen çok kötü olabilir ancak sonuç beklenenden çok daha mükemmel olabilir.
· Ülke yönetimlerinin yarattığı küresel terör, ABD gibi küresel sermayenin toplandığı tek merkezden yönetilmekteydi. Adem’i merkeziyetçiliğin kaybolmasıyla başlayan hırslı mücadele dünyada kötü bir çağ yaşatmıştır. ‘Düşmanımın düşmanı benim dostumdur.’ anlayışıyla hareket eden ülke yönetimleri ulusal çıkarlarıyla hareket ederken mazlum halklara zarar vererek kazançlarını sağlamışlardı.
· Dünyanın yeni efendileri küresel yağmacılardı. Sonra bir birlik kurup masa başında dünyayı paylaşmışlardı. Türlü hilelerle, kirli tezgahlarla insanları yönlendirdiler. İnançsızların gerçek yüzünü herkes görmeye başladı.. 2012 yılı gerçeklerle yüzleşme ve hesaplaşma yılı olacaktır.
· Yeryüzünde Zalimlerin saltanatı kaldırılacak. Dede Bush, baba Bush, oğul George Bush saltanatı bitiyor. Yine Clinton ailesi gibi Bill Clinton kızı Hilari Clinton gibi Clinton saltanatı bitiyor. Rice’lerin saltanatı da bitiyor. Dünyayı birkaç aile, masa başında uyguladıkları tezgahlarla aldatarak ve yalanlarla yönettiler. Menfaatleri doğrultusunda aldıkları kararlarla ve çıkardıkları fitnelerle dünyayı yönettiler. Yeryüzünde mazlum insanları baskı ile sindiren ve dayatmalarla yönetenler artık mazlum halkların ayaklanmasının kaçınılmaz olduğunun anladılar.
· Amerikalı muhafazakarlar Tanrıya bağlı olmaya çalışan ve dinlerine düşkün bir halktı. Ancak ülkeyi yöneten bozguncu egemenler halkı aldattılar. ABD’nin Ergenekon’u küresel oyunculardı. Kendi tasarılarıyla dini istismar ederek Tanrı için cihat ediyoruz imajı verdiler. Evangelistler bir taraftan dünyayı sömürmek isterken diğer taraftan gelişmemiş ülkelerin mazlum halkları katletmek istiyorlardı. Ortadoğu’yu İsa’nın gelişine hazırlıyoruz diye ümmetçilik yaparak haçlı birliği oluşturmak için uluslar arası medya kuruluşlarında etkili propaganda yapmışlardı. Dünya hırsına bürünmüş olanlar gerçek inanan ve mazlum olan halklara saldırdılar. Ortadoğu’ya gelen siyah bayraklılar (savaş isteyenler) çokça kan akıttılar. Dünyaya empoze ettiği inançlı halkları terörist hareketler olarak yansıtmaları sinsi bir şeytan planıydı. İnananları terörist hareketler, köktenci ve demokrasi karşıtı olarak nitelemeleri ve tüm Ortadoğu halklarını karalamaları menfaatlerinin gerekliliğiydi. Kardeşliği ve insanları koru anlayışını taşıyan tanrının evrensel dini, bir kenara atılmıştı. Diğerlerini karalayan ve ötekileştiren bu anlayış tanrının karşısındaki bozguncu anlayıştı. Gelecekte güç elde eder ve tehlikeli olabilir diye kendilerine tabi olmayan bazı halklara zulmettiler. Dünyaya tapanların dünyayı amaçlayarak egemenliği kurma çabaları öldükten sonrasına inanmayan şeytan taraftarlarının zihniyetiydi.
· Ortadoğu halklarının ABD ve İsrail karşıtı olmaları uygulanan yanlış siyasetlerin bir sonucuydu. Ortadoğu ve Afrika dahil tüm halklara kötü davranan ve ötekileştiren bir ABD anlayışı vardı. Ortadoğu ve Afrika’da batı karşıtlığını bizzat dünya için zulmeden batı anlayışı oluşturmuştur. İnanan halkların tehdit olduğu yönündeki önyargılar batı anlayışının gereksiz korkusuydu. ABD ve İsrail anlayışı gerçekte Ortadoğu’ya fitneyi ve zulmü getirmişti. Bir takım korkularla insanlığa zulmeder taraf oldular. Yıllarca yaptıkları zulümleri görmeyerek bugüne körler olarak geldiler.
· ABD yönetimini insanlığı tehdit eden bir terör örgütü yönetmektedir. Gücü ele geçirenler kirli tezgahlarla savaş siyaseti yaptılar. Dünyaya hükmedince hukuksuzluk, kuralsızlık yaşandı. İnançsızlar gücü elde edince dini değerler önemsenmedi. Dünya kötü bir hale geldi. Silah üretip satan, ekonomileri deviren, ticaretleri etkileyen varlıklı inançsızların yönetimi vardı.
· Vatikan da sanki dine hizmet ediyormuş gibi çıkarcı egemenlerin ardından gitti ve kargaşa çıkaranları desteklediler.
· Gelişmemiş ülkeleri gerici, cahil, akılsız, yobaz olarak niteleyen ve kibirlenen batı anlayışı inanan halkları gaddar olarak gördüler. Dünyanın ücra köşelerinde ve her yerinde yaşayan inananlara zulümler edildi. Az gelişmiş ülkelere silah dağıtıp terörleri yaydılar. Yiyecek lokma içecek su bulamayan halkların ellerine son model gelişmiş silahlar verdiler. Birbirlerine kırdırdılar. Pek çok beldelerde istikrarı bozdular. Böylece o bölgeleri sömürdüler. Yer altı zenginliklerini işlettiler. Beldeler kaos ve karmaşada bırakıldı. Dul kalanlar, tecavüze uğrayanlar, haksızlık ve kanunsuzluk hat safhadaydı. Sosyal düzen çökmüş salgın hastalıklar ve sefalet iyice yayılmıştı. Bu düzeni oluşturanlara lanet olsun. Bir tarafta sınırsız tüketim diğer tarafta sefalet ve ölüme terk edilmiş düzenler vardı.
· Arap baharı gibi sömürgelerin topraklarında isyanlar sürmeye devam edecek. ABD, İngiltere, Fransa, İspanya, Rusya ve diğer sömürgeci devletler hukuksuz kazançlarını kaybedecekler. Sömürülen halklar, özgürlükleri için savaşıyorlar. Zalimlerin boyundurluğundan çıkıp bağımsızlıklarını kutlayacaklar. Manda ve himayeden kurtulmak isteyen halklar kendi kaynaklarını kendileri çıkarmak ve kendilerini kendileri yönetmek istiyorlar. İnsan gibi yaşamak istiyorlar. Özgürlük istiyorlar ve insani tüm haklarının verilmesi için mücadele ediyorlar. Arap baharı yıllarca uygulanan zulmün bir sonucudur.
· Arap ülkelerinde cumhuriyet yaşanmaya başlamıştır. Saltanat kaldırılıyor vesayetçilerin egemenliği yıkılıyor. Demokrasi ve insani haklara sahip çıkılmaktadır.
· Her ulus inançsız çıkarcılar tarafından işgal edildi. Para değer gördü. İnsana değer vermediler. Dünya için büyük bir yarış hızlı bir koşuşturmaca vardı. İşgalleri din adına yaparak aldatırlardı. Bu zalimler dini böyle yayarlardı. Hiçbir zaman savaşla din yayılmamıştır. Savaşlarla ve baskıyla dini öğretmediler. Gerçekleri de fark ettirmediler. Egemenler sadece menfaat derdindeydiler. Gücüne güvenen zayıfa saldırdı. Din üzerinden siyaset yaparak savaş isteyenler insanlığa zarar verdiler. Rabbin katında büyük suç işleyenler hesap verecekler. Rab adına mı iş yaptılar yoksa kendi menfaatlerini mi hesapladılar hesap gününde açıkça görecekler. Haçlı zihniyetiyle Ortadoğu’ya saldıranlar cezalarını çekecekler.
· Yeryüzünün egemenlerinin şımarıklıkları tahammül edilemez hal aldı. Çıkarları için zulmedişlerinden, kendilerini güçlü gibi gösterip kibirle mazlumları bastırmalarından bıktık.
· Küresel egemenler hoşlarına gitmeyen uluslara ambargo ve yıldırma politikaları uyguladılar. Ülkeleri desteksiz bıraktılar. İç işlerine karıştılar. Ülkeyi karıştırmak için muhalif bütün grupları kullandılar. Kendilerine kulluk etmeyenleri böyle yıpratırlardı.
· Dünyadaki bütün ülkeler kendi yönetimlerinden ve siyasetçilerinden memnun değiller. Hiçbirisi siyasetçilere artık güvenmiyor. Onlar meclislere uğruyorlar ve seçim zamanlarında medyayı kullanarak birkaç vaatlerde bulunuyorlar. Bütün ülkelerde insanlar adil bir yönetim, kaynakların paylaşılması, özgürlüklerin artması ve yaşam standardının arttırılmasını istiyorlar. Ancak mevcut kalıplaşmış ve vesayetçi yönetimler bütün bunların karşısında bir engeldir. Artık halkı aldatmadan, medyanın yalanlarıyla şişirilmeyen halka hizmete koşan ve ülkenin yoksullarını gözeten liderlerin gelmesi kaçınılmazdır.
· Yeryüzünde küresel düzen bozuktur. Bu bozuk sistemin tek sebebi küresel egemenlerdir. Onların kurduğu kötü düzen ve istikrarsızlık nedeniyle ahlaksızlık artmış ve insani değerler çiğnenmiştir. Yüksek uygarlık seviyesini yakalamak bencil egemenlerin kurduğu sistemle mümkün değildir. İnsanlığı kucaklayan ortak kazanma ve paylaşma arzusuyla mümkündür.
· Küresel egemenlerin kurduğu Tanrısal sistem, küresel yöneticilere kulluğu getirmiştir. Kötülükle ve baskıyla yönetenin sisteminde kötülük ve baskı genel kabul gören yöntem oldu. Ve sistem bozuk işledi. Böylece herkes bu kötü sistemin bir parçası oldu. Yeryüzünde günahlar, haksızlıklar, adaletsizlikler, yalanlar, hırsızlıklar ve cinayetler olmuştur.
· Küresel sistemi kendi ulusal çıkarlarıyla yönetenler insanlığın esenlik krallığını değil, zulüm krallığını kurdurmuştur.
· Evrensel değerlerin ve insan haklarının adını kullandılar. İnsanlığa biz sahip çıkıyoruz diyenler meğer insanlığa zulmedenlerin ta kendisiymiş. Demokrasiyi biz getirdik diyenler meğer medya ve yalanlarla demokrasiyi esir almışlar. Kirli tezgahlarla gündem belirleyenler insanlığı kargaşada bıraktı. Eski demokratik olmayan düzeni biz yıktık diyenler meğer kendi saltanatlarını kurmuşlar. Dünya kötü bir yüzyıl geçirdi.
· Dar kalıplardan çıkamadılar. Dini ve etnik ayrımcılık yapanlar mı özgürlüğü ve barışı getirecekler. Tüm insanların menfaatlerini gözetmediler. Birilerini karalayarak hareket edenler ve tüm gruplara saygı duymayanlar kazançlarını ve varlıklarını böyle sürdürebileceklerini zannettiler. Silah üretip satanlar ve menfaat derdinde olanlar dünyayı kötü hale getirdiler. Dünyanın ardından gidenler barış ve sevgi taraftarı olamazlar. Aldatıcı hilebazlar. Kurnaz yalancılar. Siyah bayraklılar, barış adını kullanarak sahte beyaz bayrakla ilerliyorlardı. Savaşı bile barış adına yapıyoruz diyenler ve savaşsız çözüm yerine savaşı isteyenler oldu.
· Yeryüzü silah deposu haline gelmiş. Her yerde silahlar ve cephanelikler var. İnsan kendi türüne nasıl böyle ölüm makineleri hazırlayabilir. Kitle imha silahları üretenler Tanrıya savaş açmışlar. Acımasız menfaatçiler kendilerine boyun eğmeyenleri öldürerek mi hüküm sürecekler. Hakkı savunan insanlarla nereye kadar mücadele edecekler. Katlederek mi dünyayı kazanacaklar. Kardeşliği yıkan şeytan insanlığı yok etmeyi başaramayacak. Çünkü Tanrı insanı seviyor ve onu kollayacak.
· İnananlar: Adalete ve demokrasiye sahip çıkanlar. Barış ve kardeşlik için çalışanlar. Halka hizmet eden ve kendi çıkarlarını düşünmeyenlerdir. İnsanlara faydalı işleri yapanlardır. Dünya için çalışmayan Tanrının huzuruna hoş amellerle varmak isteyendir.
· Eski dinlerde yeryüzünde tanrılar savaşıyor denmiştir. Evet, Tanrılar savaşıyor. İnsan içi boş, yönetilen ve kumanda edilen bir varlık. Bir tarafta onu doğru yola çekmeye çalışan Allah, diğer tarafta onu kötü işlerle hedefine ulaştırmaya çalışan şeytan. Tanrıların savaşında yenen taraf iyilik tanrısı büyük kral olacaktır.
· Dünyanın her yerinde mazlum inananlara liderlik edecek akıllı ve bilgili bir lider çıktığında onu öldürüyorlardı. Zalimlere boyun eğmeyen doğrucu kullar daima tehdit görüldü. Mazlum halklara sahip çıkan, alt tabaka fakirleri gözeten, büyük projelerle ülkesine hizmet edecekleri engellediler. Her ulusta inananları niteleyenlerin ayağını kaydırdılar. Hapse attılar veya idam ettiler. Liderlik edebilecekleri tehdit ettiler. Suikastlar yaptılar. Yönetimlerdeki güçlü egemenler hiçbir şekilde inananlara fırsat vermediler.
· Yıllarca her kıtada inananları öldürdüler. Her ülkede devlete egemen bozguncular silahlı adamlarıyla terör yarattılar. Terörün nedeni olarak da inananları gösterdiler. Bu terörleri yapanlar devletlere sahiplenmiş olanlardı. Devletleri usulsüz, istedikleri gibi bizzat yönetmek isteyenler teröre destek verdiler. Böylece oluşturulan terör ortamında kendilerini haklı mücadele veriyormuş gibi göstererek yani insanları aldatarak egemenliklerini sürdürüyorlardı.
· Küresel egemenler, ulusları kendilerine bağımlı kıldılar. Borç verip kendilerine köle yaptılar. Bazı üretim ve enerjilerde bağımlı hale getirdiler. Silah anlaşmaları yaptılar. Kazançlarını sömürdüler. Kazanç yollarını yönettiler.
· Küresel egemenler, istikrarsızlık politikası izleyerek insanlığın sosyal yaşamını mahvettiler. İnsanlar gıybet etti, birbirinin kuyusunu kazdı ve birbirlerine kötülük eder oldular. Zalimlerin egemenliğinde yeryüzünde kıtlık vardı. Ayakta kalmak isteyenler başkasının sırtına basardı. Çünkü bozguncuların egemen olduğu bozuk düzen bunu gerektiriyordu. Saltanatlarını düşünenler dünya kaynaklarını kendilerine akıtmak için bozuk bir anlayış yaydılar. Kötülük düşmanlık ve hırs insanlarla beraber oldu. İnsanlar birbirlerini öldürüyorlardı. Şeytan kendi egemenliği için tüm insanlığı yok etmeye başlamıştı.
· Kimse birbiriyle dost olmasın, insanlarda birlik ve beraberlik olmasın ki bir güce erişemesinler zihniyetiyle hareket eden şeytan kendisine dost önderler seçmişti. Bana kim itaat ediyor. Bana kim itaat etmiyor politikasıyla hareket edenler kötü bir dünya düzeni yarattılar. İnsanlar arasına fitne fesat, düşmanlık ve dünya için mücadele anlayışı soktular. Karanlık çağda sosyal ilişkiler çöktü. İyilikler ve hoşgörü atıldı. Kötülükler ve fırsat kollama tercih edildi.
· İnsanlar dünyaya hırslandı. Büyük bir mal toplama yarışı başladı. İnançsızlığın kapsadığı dünyada büyüklük göstergesi olarak insanlar yüksek bina yapmada yarıştılar. Dev şehirler ve yüksek gökdelenler yapanlar biz güçlüyüz anlayışıyla hareket ederlerdi.
· Dünyanın en büyük 7 petrol şirketi küresel kararları etkilemiştir. Bunlardan bazıları Exon, BP, Total, Elf, Şhell gibi aç gözlü dev şirketlerdir. Dünyaya zulmü yayan ve dünyanın kaderini etkileyen bu yedi güç, ülkelerin kaderlerini değiştirmiştir. Petrol kardeşliği yapanlar gizli anlaşmalarla yeryüzünün hazinelerini paylaştılar. Kirli tasarılarla amaçlarına ulaştılar. Uluslara yön veren bu güçler dünya kaderini etkiledi.
· Bir yerde daha fazla kazanma arzusuyla silah dağıtan, kargaşa çıkartan, hükümetleri deviren bir anlayış varken diğer taraftan şiddete uğrayan, göçe zorlanan, köle olarak kullanılan, açlık ve sefalet içinde kaos da bırakılan ülkeler vardı. Allah’tan isteyip barış için çalışmak yerine kirli tezgahlarla savaş çıkarttılar.
· Dünyayı G-7 ülkeleri, 7 güçlü petrol şirketi, 7 aile, 7 kişi yönetmiştir. Dünyayı yöneten çok yedi vardı. Piyasa hareketlerini belirleyenler küresel ekonomiyi yönetirdi. Zengin egemenler ülke yönetimlerinde söz sahibiydiler. Kazançları öncelikliydi fakir ve mazlum insanlar önemsizdi.
· Yeryüzünde yönetimleri ele geçiren menfaat şebekesi çökertilecek. Onlar insanlığa büyük zarar verdi. Onların devrinde insanlar öldürüldü ve tüm sosyal suçlar işlendi.
· Yeryüzünde iki anlayış sürekli çarpışıyor. İnanmayanlar ve inananlar. Bir tarafta Rabbin yasalarıyla mücadele edenler ve inananları karalama siyaseti yapan inançsızlar. Diğer tarafta evrensel değerleri özümsemiş mazlumlar ve özgürlük doğruluk ve adalet istemiyle baskıdan kurtulmaya çalışan inananlar. Bir tarafta şahsi menfaatler için ayrımcılık siyaseti güdenler. Diğer tarafta ortak menfaatler için birlik arayışında olanlar. Bir tarafta kötülük ve savaş siyaseti güdenler. Diğer tarafta iyilik ve barış peşinde koşanlar. Bir taraf ölmeden öncesinin mücadelesini verirken diğer taraf öldükten sonrasının mücadelesini vermektedir. Bir taraf hukuk bilmez, acımasız ve anlayışsız iken diğer taraf vicdanlı, hoşgörülü ve sağduyuludur.
· Yeryüzünde Tanrı’nın ruhuyla Şeytan’ın ruhunun savaşını iki ülke açık olarak ortaya koymaktadır. Bu durumun somut göstergesi İsrail-Filistin mücadelesidir. Dinin temsilcileri olduğunu sanan insanların Tanrının (İsrael) krallığını kurmak için mazlum halklara zulmedişini görmekteyiz. Gerçekte inanan insanları topraklarından sürmeye çalıştılar. Sonra bu halk gelecekte başımıza bela olabilir deyip duvarla çevirip hiçbir yere gitmelerine izin vermediler. Sularını yiyeceklerini, içeceklerini kesip ölüm kaderine teslim etmişlerdi. Açık hava hapishanesinde fosfor bombası olan soykırım bombalarıyla ateşten yağmur yağdırmışlardı. Tüm bu yaşananlar Mısırdan çıkışa örnektir. Firavunun Moşe’nin halkını katletmek için arkalarına düşüp çabaladığı gibi Filistin halkını ortadan kaldırmayı istiyorlardı. Dinler tarihi boyunca güçlüler dünya için mücadele ederken kendilerini Tanrının inanan halkı olarak niteledikleri görülmüştür. Tanrıya bağlı olduklarını iddia eden güçlüler gerçekte inanan mazlumlara saldırmışlardır. Yine tekerrür eden bu döngüde günümüz İsrail-Filistin mücadelesinde gerçekler açığa çıkmaktadır. Bu mücadeleyi küresel anlamda uluslar ve insanlar hangi tarafı desteklerse gerçek anlayışını ortaya koyar. İnanan ve inanmayan tarafını belirler. İsrail-Filistin mücadelesi inananlarla inanmayanların gerçek mücadelesinde sürekli devam eden bir bölge olmuştur. Kudüs’te barış ve esenlik olduğunda orada tanrının egemenliği oluşmuştur. Orada mücadele ve çatışma varsa şeytanın hakimiyeti vardır diyebiliriz. İsrail-Filistin mücadelesinin sona ermesi Ortadoğu ya barış getirir. Bu durum da dünya ya barış getirir. Öldürme ve yok etme derdinde olan yanlış ve kötü taraftır. Nitekim İsrail yönetimindeki anlayış Sadece Filistin’i değil tüm Ortadoğu’yu hatta dünyadaki tüm inananları yok etme mücadelesinde mi olacak. Yalanlarla dolu bu mücadelesinde nereye kadar ilerleyebilecekler. Artık herkes her şeyi çok daha iyi biliyor. Yalanlarla aldatma devri bitmiştir. İnsanlık artık uyanmıştır.
· İnananları karalama, soykırım ile suçlama, İslamafobi algısını yayma, terör gibi söylemleri yıllarca kullanarak siyaset yaptılar. Bu suçlamalarla güçlü egemenler, mazlum inananları baskı altında ezmiştir.
· Askeri güce sahip olanlar hiçbir zaman sivil halka, barışa ve insanlığa hizmet etmediler. Buna örnek küresel güçlüler de insanlığa sahip çıkmadılar. Kendi krallıkları için halka zulmettiler. Güçlü, zayıfı ezerken isteklerini baskıyla ve zulmederek yaptırdı.
· Gücü elinde tutanlar barışın adını kullanarak saldırdılar. Barış için ülkelere (Saldırıyoruz) giriyoruz dediler. İnsanlığın hakları dediler. Ama sadece kendi kişisel çıkarlarını ve kendilerine tabi olanların haklarını gözettiler. Askeri güç doğruluğa boyun eğip halka hizmeti seçeydi orada esenlik olurdu. Menfaatçilikten vazgeçen kötülüğü ve bozgunculuğu terk eder.
· Dünyada silahlı güce dayalı büyük bir şebeke vardı. Bu şebeke insanları tehdit ediyordu. Önderleri şeytandı. Dünyanın her ulusunda askeri teşkilatlara menfaatçiler egemen oldu. Bu cuntacılar devlet yönetimlerini de ele geçirdiler. Siyaseti yönetip tüm halkları yönlendirdiler. Zorla, tehditle, baskıyla, silah gücüyle egemenliklerini korudular. Silahla gücü ele geçirenler sevgiyle ve doğrulukla hareket etmediler.
· Dünyanın her yerinde darbeciler vardı. Silah anlaşmalarıyla bağlantı kurmuşlardı. Kendi aralarında hiyerarşiye sahiplerdi. Silah üretip satanlar ve dünya silah ticaretini yönetenler küresel patronlardı. Bu kazanç ve çıkar birlikteliği küresel bir haritaya sahipti. Her ulusta askeri cunta bu şebekeye bağlıydı. Halkın karşısında olan bu anlayış halkı sömürür ve kullanırdı. Şeytan egemenliğini kurarken ona tabi olanlar iyilik ve barışla mücadele ettiler. Ortak çıkarda hareket eden bu anlayış ahirete inanmadıklarından dünyanın cennetini istiyorlardı. Hükmetme gücüyle yönetmenin zevkini tadanlar her şeyi biz yapıyoruz ve biz yönetiyoruz diyerek tanrıya kafa tuttular. Dünyaya sahip olup zevki sefa derdinde idiler. Yeryüzündeki iyilik taraftarlarını ve inanan halkı ezdiler. Menfaatleri için inanların ahiret için batılla mücadelelerini kendilerine bir tehdit olarak gördüler. İnananların adalet, barış ve iyi düzen istemeleri bozguncuların hiç hoşlarına gitmiyordu. İnanan mazlumlar doğruluk, adalet ve barış istekleri, onlar için yeryüzü egemenliğinin kaybedilmesi demekti. Bu nedenle muhafazakar dünya halkıyla mücadele ettiler. Ne zaman doğrucu, adalet isteyen ve Rabden korkan biri gelse onu öldürdüler veya zindana attılar. Her ülkede, her beldede hakkı söyleyen kullar öldürüldü. İnsan haklarını savunan ve temel hak ve hürriyetlerin korunmasını isteyenleri terörist ilan ettiler ve düşman olarak gördüler. Bu hakları kendilerinin savunduğunu iddia ettiler. Küresel insani değerleri terörist anlayış yönetiyordu. Kendilerini haklı ve adil saydılar. Kendilerini doğruculardan sayanlar ve haklı olduklarını sananlar insan haklarının savunucusu gibi ilan ettiler. Halbuki kirli hilelerle, silah satışıyla, savaş siyasetiyle yeryüzünü kan gölüne çevirmişlerdi. İnsanlığın huzurunu bozmuşlardı.
· Paranın egemen olduğu, menfaatin ön plana çıktığı bir dönemde düşmanlık ve savaş dolu yıllar yaşadık. Küresel egemenlerin yıkılışında büyük sorunlar yaşanırken kötü dünya iyi dünyaya doğru evrilmektedir. Gerçekler ortaya çıkıyor ve tanrı zalimlerin gücünü kırarken mazlumları destekliyor.
· ABD'nin insansız uçaklarla düzenlediği saldırılarının uluslararası hukuka aykırı ve savaş suçudur. İnsan haklarını tehdit etmektedir. Tanrı dahi gökten meteor düşmesin diye camdan fanus gibi koruma olan Atmosferi yapmıştır. Böylece yeryüzündeki yaşamı tehlikeden uzaklaştırmıştır. Ancak İnsansız hava araçlarıyla nerden geldiği bilinmeyen silahlarla öldürülen insanların hakkını Allah verecektir. Bu suçu işleyenler tanrının elinden kurtulamazlar.
· Tek parti rejimlerine, askeri diktaya, baskıcı hükümetlere artık fırsat verilmeyecek. Tüm dünyada halkların iyi düzen için mücadelesi sürecektir. Tüm insanların özgürlük mücadelesi devam edecek ve değişim kaçınılmaz olacaktır. Önce ülkelerle başlayan değişim rüzgarı sonra bölgelerle devam edecek.. Sonra küreselleşecek ve şeytanın yeryüzü egemenliğine son verilecek.
· Halkı gerçeklerden uzaklaştırmak için gündemi saptırdılar. Mazlum halkların egemenliğini karalamaya çalışırlar. Şeytana uyan eski egemenler sadece menfaatleri için zulmederlerdi. Gündem belirlerlerdi. Küresel medya tekellerindeydi. Güçlü olmak için olayları kendilerine göre senaryo ettiler. Baskıyla halkları sindirdiler.
· Barış demokrasi ve insan hakları diyenler meğer insanlığın en büyük düşmanıymış. Onlar kendi menfaatleri açısından insani değerlere sahip çıkarken mazlum halklara ve büyük bir insan kalabalığına zulmederler. İnsan haklarını kullanarak başkalarına haksızlık ettiler. Şiddet kullandılar. Güçsüz masum halkları katlettiler.
· ABD para ile ulusları aldattı. Ulusların yöneticileri az bir para karşılığı her dediklerini yaptılar. Böylece küresel zalim egemenlerde büyük kazançlar elde ettiler. Yardımın amacı köle etmekti. Böylece Deccal’in tanrılığından korkulur hale gelindi.
· Biz büyük ülkeyiz. Biz güçlüyüz. Hiç kimse bize karşı duramaz. Dilediğimizi yaparız deyip büyüklendiler. Amerika’nın çıkarları için her türlü yolu mübah gördüler. Küresel çeteler, menfaatlerine ulaşmada insanlık için terördü.
· Birleşmiş Milletler insanlığın vicdanı ve insan haklarının sesi olmaktan çıkmıştır. Yeryüzü zalimlerinin meclisi olmuştur. Küresel Ergenekon, petrol kuyuları ve dünyanın hazinelerine sahipti. Bu çeteci menfaatçi şer güçler, hukuk tanımadı. Küresel her kurumu yönetti. Dünya karşılığında insanoğluna zulmetti.
· 1910 dan 2010 yılına kadar son yüz yılda müthiş derecede sosyal suçlar, başkasının malını haksız yere yemeler, zinalar ve cinayetler oldu. Bugünkü suç yoğunluğu son yüz yılın getirdiği neticedir. İnsanlık dünyaya sahip olma arzusundan dönüp öldükten sonra dirileceğine inanarak ahiret için mücadele etmeye başlayınca dünyada suç ve günah da dinecektir. Hem dünya hem de ahiret ancak öyle huzurlu olacaktır.
· Sömürgecilikle başka ülkelerin hazinelerine göz dikenler haksızlıkla başka halkların mallarını yemişlerdir. Artık dünya Siyonist rejimden bıkmıştır. Adil bir düzen istemektedirler. 2012 yılında bunu açıkça görmekteyiz.
· Dünyada adalet ve insani açıdan hesap verilebilirliğin, bir yaptırım gücünün olmaması, insani değerlerin ve dini gerçeklerin bir merkezi otoriteden sahiplenilememesi dünyayı çok kötü bir hale getirmiştir. Dünyanın jandarmadan çok adaleti ve kardeşliği tesis edip koruyacak bir merkeze ihtiyacı vardır. Dünya karanlıktan kurtulurken sıkıntılı süreçler yaşayacaktır.
· Dünyada inanç sarsıldı. İnsani değerlere gerçekten sahip çıkan bir güç olmayınca düzen bozuldu. Meydanı boş bulanlar her şeyi yaptı. Parayı ve global ekonomiyi yönettiler. Küresel bankalarla halkları sömürdüler. Silahlı çeteler, uyuşturucu ve silah ticareti, mafyalar, insan ticareti, kölelik, kadın ticareti, organ ticareti gibi gayri resmi tüm kötü işler uygulanır oldu. Hırsızlar yönetime geldi. İstikrarsız ortamda ülke gelirlerini yediler. Dünyada adil düzeni sağlayacak bir merkez olmayınca kaosta bir yüzyıl yaşandı.
· İletişim çağında yaşıyoruz. Artık herkes her şeyi anında duyuyor. Ve herkes her şeyin farkındadır. Bundan önce zulmedenler iletişim kopukluğunu kullanarak bir uydurma haberle yalanı yayarlardı. Yada katliamlar yaparlardı da kimsenin haberi olmazdı. Doğru haberin yayılmasını engellerlerdi. Mesela 1930’lar da Sovyetler birliğinde Stalin kararıyla on milyon toprak sahibi çiftçi öldürüldü. Çünkü o zaman iletişim ağı yoktu. Zaman içine yayılmış tek tek öldürmeler dikkat çekmedi. Uzun zamanda büyük bir nesile katletmişlerdi. İnsanlar olayları nedenleriyle ve gerçek haliyle görmediklerinden çıkarcı egemenler haberi diledikleri gibi yayarlardı. Böylece ulustan ulusa haber sıçrardı.
· İletişim çağında yaşıyoruz. Herkes aynı anda her şeyden haberdar oluyor. Medyada tekelcilik ile aldatma dönemleri de geçmişte kaldı. Zalimler, medya ile dünyayı yönetme ve yönlendirme kontrolünü kaybettiler. Dünya kontrolsüz ve serbest değişim yaşamaktadır. Daha doğrusu kontrolü onlardan Rab almıştır.
· Şeytanın egemenliğindeki dünya ile Rabbin egemenliğindeki dünya hayatı çok farklıdır. Şeytanın egemenliğinde menfaat mücadelesi, dünyaya sahip olma isteği, çıkar çatışması ve savaşlar hakim iken Rabbin egemenliğinde kardeşlik ve barış hakim olur. Birlik huzur ve mutluluk vardır. Ahiret için çalışma vardır. Dünyaya sırt çevrilir, şöhretten kaçılır. Hırs ve mal toplama arzusu kalkar. İnsanlar sadece dünyadan faydalanmayı yeterli görürler. Paylaşırlar ve sevgi dolu olurlar. Düşmanlık ve kötülük yeryüzünden kalkar. Sevgi ve iyilik yeryüzüne gelir. Adalet işler, kardeşlik korunur, insanlık için çalışılır.
· Azınlıktaki zalim egemenlerin tek taraflı yaptırımları düzeni zedelemiştir. Daha fazla kazanma arzusunda olanlar adalet ve eşitliğin karşısında olmuştur. İnançsızlar dünyaya sahip olmak için insanlara zulmederken, inananlar da ahirete sahip olmak için paylaşma derdindedirler. Yeryüzünde inananlarında inanmayanların da devirleri görülmüştür. Tanrı bu dönemlerin yaşanmasına izin verir ki insanlar doğru olanı görsünler ve gerçeği bilsinler istemiştir. Tarih hep bu çerçevede tekerrür etmiştir. Hayır ile şerri ayırt ederken hakkın tarafında olmayı seçenler vicdanen rahat olacaktır.
· Dünyada demokrasinin engellenmesi ve özgürlüklerin yaşanamaması değişimi mecbur kılmıştır. 2008 küresel kriziyle başlayan değişim 2020 yılına kadar sürecektir. Bu dönemde siyasi çalkantılar, krizler, savaşlar ve birtakım sıkıntılar yaşanacaktır. Zalimle mazlumun savaştığı bu dönemde tanrının müdahalesiyle doğal afetler tavan yapar. İnsanların çoğu gerçeklerden habersizdir. Tanrı öfke ile yeryüzüne müdahale ettiğinde yeryüzündeki tüm zalimler ve ona destek verenler ölür. Kalanlar bu olaydan sonra gerçekleri anlarlar. Hepside tanrıya yönelirler. Yeryüzünde esenlik dönemi başlar ve altın çağa giriş yapılır.
· Dünya en kötü halini görmüş ve şu anda Arap baharıyla ters yönde bir süreç başlamıştır. Artık şeytanın egemenliği kırılmaya başlandı. Artık barış birlik ve kardeşliğin yaşanacağı büyük bir küresel adalet devletinin oluşacağı sinyalini almaya başladılar.
· Arap baharında halklar yöneticilerini hür iradeleriyle seçmeyi ve denetlemeyi istemiştir. Bu durum insanlara hizmeti getirecektir.
· Arap baharı daha başlamadı. Dünya daha baharın başındadır. Önümüzdeki günlerde daha sıkıntılı süreçler göreceğiz. Yönetimi devretmeyen inançsız güçlü zalimler inanan mazlum halkı katletmek için çabalayacaklar. Değişim zor ve sıkıntılı olacaktır.
· Arap baharıyla bir değişim rüzgarı başladı. Yeni kurulan halk hükümetlerine, yeryüzüne egemen dış güçler kazançlarını kaybettikleri için müdahale ediyorlar. Bilakis bu halk hareketleri yani mazlumların direnişleri onlara karşıdır. Yeryüzünü yöneten zalimler Arap baharını yönlendiremeyecekler. ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek hükümetler oluşmayacaktır. Bu bahar sadece Arap yarımadasıyla değil tüm dünyada yaşanacak ve eski dünya sistemine karşı bir başkaldırı olacaktır. İnananların bu haklı mücadelesi insani haklar açısından ve Tanrının yasaları için gereklidir. Yeryüzü sadece tanrının evrensel yasalarıyla adil düzene kavuşur.
· Ortadoğu’da Arap baharıyla başlayan uyanışın mantığını herkes anlayacak. Çözüm üretmeyen ve halklarına zulmeden tüm hükümetler devriliyor. Bu uyanış yeni bir umut yarattı ve tarihin mantığını anlayacak olanlar tanrısal gerçeği fark edecek. Hukuksuz ve dinsiz yönetimler devrilecekler. Çeteci ve terörist yöneticiler bir bir yıkılacaktır.
· İnananların zararsız halleri ile barış ve doğruluk gücünü yitirmişti. Dünya için hırsla mücadele edenler gücü ve silahı ele geçirerek insanlara ve düzene zarar verdiler. Aldatarak küresel egemenliği ele geçiren İsrail anlayışı artık sona gelmektedir.
· İsrail devletini kurmadan önce masa başında karar aldılar, planlar kurdular ve iyice hazırlık yaptılar. Zaman içerisinde uyguladıkları planlar tıkır tıkır işlemişti. Para ve hile ile ve cebren Filistin topraklarına sahip oldular. Tanrının vaat ettiği İsrail krallığını kendilerinin kuracağını zanneden sapık inanışlılar biz kuracağız diye şeytana uymuşlardı. Oysa ki İsrail Krallığını tanrı kuracaktı. Zalimler, kötü planlarla aldatarak kendi kurdukları İsrail krallığını ayakta bile tutamayacaklar. Onlar Rabbin halkı olan İsrail halkı değildir. Onlar Şeytanın halkı olan zalimlerin krallığıdır.
· İnsan haklarının uygulanmasını İsrail önlüyor. İnsan hakları, tanrının yasaları değil miydi. Tanrının yasalarını engellerken nasıl tanrının krallığı olduklarını iddia ederler. Uluslar arası mahkemelerin doğru karar vermesini etkiliyor. Pek çok yerde kendi çıkarına kararlar aldırtıyor. Güçlü olduklarından ve küresel gündemi yönettiklerinden çıkarlarına uygun hareket ediyorlar. İsrail’in siyaseti silah, savaş ve bozgunculuk olduğundan barış İsrail’in işine gelmiyor. Petrol kuyuları, yeryüzünün hazineleri onların tek amacıydı. Dünya menfaatiyle yürüyen anlayış her şeyi mübah görmektedir.
· İsrail, ABD’nin çocuğuydu. Bozgunculuğun Ortadoğu’da ki karargahıydı.
· Gerçek İsrail anlayışı; Tanrıya inanan, Tanrının yasalarına bağlı kalan, dürüst doğrucu ve adaletli olanların anlayışıdır. Türkiye halkında ve ABD halkında inançlı muhafazakarlar çoğunluktadır. ABD’nin derin devleti, muhafazakar halkı aldatarak din üzerinden siyaset yaptılar. İsrail devletini kurdular. Ve zamanla haçlı birliği ile cihad havasıyla Afganistan’a, Irak’a ve Filistin’e saldırdılar. Kendilerini dindar ilan edip bu vasıflara sahip çıkan zihniyet gerçekte tanrıya bağlı değildi. Tanrının karşısındaki ateist anlayış, gerçekte İsrail devletini kuranların anlayışıydı. Uzun yıllar insanları dinden koparmak için türlü yayınlar yapmışlardı. Tanrının varlığına ve yasalarıyla mücadele ediyorlardı. Yönetimleri dinsizleştirmişlerdi. Menfaatleri doğrultusunda dürüst ve adaletli idiler. Herkese dürüst ve adaletli değillerdi. Diledikleri topraklara saldırmışlar, diledikleri halkları aç bırakıp soykırım yapmışlardı. Hani sevgi adalet ve barışı yayacaklardı. Mazlum, Zarasız halklara ve ülkelere saldırdılar. Şimdi kalkıp dindar ve İsrail halkı olduklarını mı iddia ediyorlar. İsrail sokaklarında Tevrat’ı küçük kitapçık halinde sokakta giderken okuyanlar bilsinler ki zulmün başını çekenlerin ülkesi İsrail’de yaşıyorlar. İsrail’i yönetenler aldattıkları insanlardan dolayı Tanrıya hesap verecekler.
· ABD’yi yöneten bozguncular Avrupa ülkelerini ve ehli kitabı, yalanlarla korkuttu. ‘Şu halklar sizin için tehdit oluşturuyor.’ Dedi. Terörist faaliyetler yapıyor. Şiddet kullanıyor. Demokrasiyi engelliyor. Tüm insanlık için tehlikeli milletler dediler. Türlü propaganda ile dünya kamuoyunda Müslümanları cani ve kötü göstermişlerdi. Oysaki tüm dinler aynıydı. Kirli tezgahlarla amaçlarına ulaştılar. Dünya ve şan için hırslı olan son deccal Obama, zamanla gerçek yüzünü gösterecek ve zalim egemenlere hizmet ettiğini açıkça belli edecektir.
· ABD’nin birinci körfez savaşından önceki dönemde Ortadoğu’da olmayı üç sebepten istemişti. Petrol kaynaklarını kontrol altına almak, ideallerindeki İsrail devletinin güvenliğini sağlamak ve genişlemek, ABD’nin çıkarlarına karşı tehditlerle mücadele etmek idi. İşte bu anlayışla hareket edenler Ortadoğu’yu ve dünyayı savaş dolu karanlık bir hale getirdiler.
· Ortadoğu’da ve dünyada ABD’nin varlığına ve etkinliğine destek veren hükümetler menfaat amacıyla hareket etmişlerdir. Bu nedenle inananlara ve mazlum halklara baskı uygulanmıştır. ABD kuvvetleri kendisine boyun eğmeyen halklara gerektiğinde güç gösterisinde bile bulunmuştur. İçerden hükümet devirmeler, kendisine hizmet eden askeri darbeler ve ekonomik müdahalelerle ülke yönetimlerine boyun eğdirmiştir. Silah ve para ile gücü elinde bulunduran ABD anlayışı aldatarak da olsa hakkı sahiplenir tavrıyla küresel anlamda destek görüyordu. Hukuksuzluğu yol edinmiş bu yöneticiler ABD devletinin sahibiydi. Ülkede demokrasi varmış gibi gösterilse de demokrasiyi onlar yönetiyordu. Seçilmişleri atanmışlar yönetiyordu ve medyayı da yönetiyorlardı.
· 2001 yılında Bozguncu ve işgalci güçler Irak’a girerken yeryüzünde en parlak dönemlerini yaşıyorlardı. 2001 yılından sonra küresel güçlerin egemenliği zayıflamaya başladı. 2001 yılı dönüm noktasının ilk işaretini vermişti. 2012 yılına kadar sert bir şekilde gerileyen küresel güçler Tanrının sopasıyla karşılaşmıştı. Recep Tayyip Erdoğan, doğruluk, barış ve adalet bileşkesinden oluşmuş demir çomakla eski yönetimleri gütmeye başlamıştır.
· Yecüc ile Mecüc’e Türkler deyip Türkiye’de terör örgütünü destekleyenler sadece zulmettiler. Ardından Ortadoğu’da inananlara saldırarak kendilerini Mesih’in halkı zannedenler büyük bir sapıklık içindelerdi. George Bush, Irak’a ve Afganistan’a saldırırken İsa’ya ortam hazırladığını düşünürken kendisinin Deccal olduğunu anlayamayacak kadar kördü.
· İslami yönelimli halklar, yıllarca inançsız diktatörlerin yönetimi altında yılmışlardı. Amerikan yanlısı generallerin hakimiyetinde olan baskıcı yönetimler bir bir devrilmektedir. Arap baharında değişimler birden gerçekleşmez. Askeri kadro ile devletin her kurumu eski düzenin evlatlarıdır. Geçiş süreçlerinde liderler değişse de askeri yapılar ve kurumlar eski düzene hizmet etmektedir. Yönetimlerde devrimler birden gerçekleşemez, biraz zaman alır ve geçiş süreçleri yaşanacaktır. Eski sömürgecilerin kontrolü kaybetmesi artık kaçınılmazdır.
· Ortadoğu ülkeleri petrol kuyuları karşılığında silah satın alırlardı. Silahlı insan gücünü ellerinde tutanlar baskıyla halkları sindirmişlerdi. Gücü ellerinde tutanlar saltanatını sürerdi. İletişim ağı onların elindeydi. Basın yayın organlarıyla hakkı savunduklarını iddia ederlerdi. Halkı uyutur, oyalar, aldatırlardı. Artık halklar bu yalanların farkında olmuştur. Hakkı, özgürlüğü ve adaleti istemektedirler.
· Arap baharında geçiş süreçleri kanlı olmaktadır. Çünkü devrilen inançsız yönetimler silah gücüne, askeri kadroya ve bunlardan beslenen taraftarlara sahiptir. Halkın devrimine izin vermeyen anlayışlar dünyaya hırslanmış ve haksızlıkla kazanmış yönetimlerdir. Bu ölümlere uluslararası güçler, Birleşmiş milletler gibi küresel guruplar müdahale etmiyorsa bu kötü düzenin bir parçasıdırlar. Bir de bakmışınız ki Tanrı bunları birbirlerine düşürmüş. İnsanlar törpülenir tesviye edilir. Kötülerin bir kısmı yeryüzünden arındırılır. Olaylar evrilir. Barışı ve adaleti savunanlar ayakta kalır. Ve hak zamanla ortaya çıkar.
· 1990’lı yıllarda soğuk savaş dönemi yaşandı. Ardından 11 eylül 2001 saldırısı ve ardından haçlı zihniyetiyle İslam’a ve Ortadoğu’ya saldırı gerçekleşti. Bütün bunların ardından on yıl sonra Ortadoğu’da 2011 yılında Arap baharı ile değişim rüzgarı başladı. Bu uyanış hakkı görmeyi ve doğruluğun ardına düşmeyi getirecektir. İnananların başkaldırısı tamamen halk devrimidir. Mazlum halkların hareketi küresel bir boyut kazanacak ve engellenemeyecektir.
· Batı ve Doğu çatışmasında barışı tesis etmek ve kardeşliği tekrar kurmak zor değildir. Barış için mücadele eden bir kurtarıcıyı tehdit olarak görenler eski kötü düzenden beslenmektedir. Eski düzenin savunucuları zulmederek kazandıklarından haram yemektedirler. Kim hakkın kim batılın yanındadır. Kim barışın kim savaşın yanındadır. İnananla inanmayan çok açıkça anlaşılmaktadır.
· Ortadoğu’da inançlı halkları küçümseyen, kınayan, yobaz, şiddetçi ve terör gibi gören, ötekileştiren anlayış şeytanidir. Batı halkını da kibirli, zalim ve dinsiz gören silahlı direniş yapan anlayış da şeytanidir. Çünkü batıyı yönetenlerle Ortadoğu’da dini birtakım guruplara silahlı direnişi kurduranlar da aynı kişilerdir. Silahlı mücadele ve savaş bir sonuç getirmez. Sorunları çözmez. Bu arada aldatılan, ezilen, sömürülen büyük bir küresel halk vardır. Bunlar hem aldatılmakta hem de yönlendirilmektedir. Düşmanlık yapanların savaş sıkıntısını çekmektedirler.
· Arap baharından sonra Avrupa baharının da yaşandığının ilk işaretleri görülmektedir. Müslüman-Hristiyan çatışması, Katolik-Protestan çatışması, bölgesel ırkçılıklar ve hak iddiasında olan birtakım halklar seslerini iyice yükselmektedirler. Dünya çok önceden üstü örtülmüş sıkıntıları bugün daha açık ve net yaşamaktadır. Gerçekler Tanrı tarafından açıkça ortaya çıkartılmaktadır. Bu sıkıntılı dönemler yeni ve aydınlık bir dönem getirecektir. Bölgesel baharlar küresel bir bahara dönüşecektir.
· Ey devrin firavunları sizin krallığınız da bitecektir. Dünyada kitle imha silahlarının üretilmesine izin verilmemesi ve yasak konulması gerekirken kitle imha silahlarını üreten dilediklerine satan ve başkalarına yasaklayan anlayış hukuksuz ve batıldır.
· Batıda ırkçılık yapanlar ve haçlı zihniyeti taşıyanlar, Ortadoğu halkını tehdit olarak görmüşlerdir. Gelecekte sıkıntı yaratırlar diye Ortadoğu halkını kullanmış ve katletmişlerdir. Batının korkusu ve temelsiz kuruntuları haksızlığa sebep olmuştur. Dünyayı isteyenlerin hırsı ve kaybetme korkusu Tanrının ‘İnsan öldürmeyeceksin.’ emrini çiğnetmiştir.
· Mazlumlar, hükmetmek değil adil bir paylaşım ve özgürlük istiyor. Barış ve adalet istiyor. Çünkü inananların egemenliğinde dünyaya sahip olma arzusu değil Allah için paylaşma arzusu vardır. Rabbe hizmet etme isteği ve ondan korkma hissi vardır. İnananların döneminde barış, adalet ve esenlik dağıtılır.
· Mazlumların eşitlik ve özgürlük arayışını yok oluş olarak algılayan zalimler sadece yanılıyorlar. Adaletin ve eşit paylaşımın olduğu esenlik çağında onlar da çok kazanacaktır. Ancak inanmayan zalimler herkesi kendileri gibi zannettiklerinden bize zulmedecekler ve kökümüzü kazıyacaklar şeklinde bakmaktadırlar.
· Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde Osmanlı’ya büyük bir özlem vardır. Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin gözü Türkiye’dedir. Kötü dünya düzeninden bıkmışlar adalet ve barışla dolu iyi bir dünya düzeni istemektedirler. Dünya ulusları kötü düzenden memnun değildir. Her yerde bir kurtarıcı ve inançsal bir merkezi güç beklentisi vardır. İnsanlar bu kötü dünya düzeninden kurtulmak istiyor.
· Silah üreticileri ve tüccarları kendilerine bağlı silahlı askerleri yönetti. Tüm dünya ülkelerinde kendilerine bağlı siyasilere silah satışı ve desteği sağladılar. Avrupa ve ABD’nin silah üstünlüğü ile kurduğu kötü düzen tüm ülkelerin yönetimlerini etkiledi. Küresel cuntacılar kendilerine bağlı cuntacıları yönetiyordu. Yeryüzündeki mazlum inananlara zulmettiler.
· ABD’ye egemen karanlık güçler, ABD’yi ve dünyayı yönetiyor. Bu küresel terör örgütü menfaat mantığıyla ve hukuksuzlukla yönetmektedir. ABD’de bazı hükümetleri devirdiler. Bazı suikastler yaptılar. Suçlular bulunamadı ve davalar yönlendirildi. Karanlık güçler adaleti de yönettiler. Ülkeyi bu çeteler yönetiyordu. Güçlü kurumların başındakiler dünyayı karanlık bir çağa götürdü. Ülkelerin kaderleriyle ve halkların canlarıyla oynadılar. 11 Eylülün arkasında bu karanlık güçler vardı. Dünyaya egemen bu gizli terör belirli kişilerden oluşuyor ve İsrail mantığıyla hareket ediyordu. Kendilerini dinin temsilcileri sayıyorlar ve dünyayı yönetmekten zevk alıyorlar. Bunların dev petrol şirketleri sömürdüğü yer altı madenleri ve küresel hazineleri vardı. Küresel ekonomiye ve sosyal yaşamlara doğrudan ve dolaylı etkileri vardı. Bu gayri meşru yöneticiler insani odaklı merkezi bir otoritenin kaybolması sonucu oluşmuştu. Dünyaya egemen bu azınlığın saltanatı yani Firavunlar devri bitmektedir.
· 11 Eylülü, ABD’nin Ergenekon’u yaptı. Hepsi planlı bir oyundu. Ortadoğu’ya, dine ve Allah’ın halklarına saldırdılar. Bölgenin hazinelerini de sömüreceklerdi. Tanrıya ve dine karşı açtıkları bu savaş onların sonunu getirecektir. 11 Eylül ardından Afganistan’a girildi. Irak’a saldırıldı. Uydurdukları El-Kaide’yi de kendileri yarattılar. NATO ve ABD, Müslüman bir ülke olduğu için Irak’a ve Afganistan’a saldırdılar. Haçlı birliği zihniyetiyle geldikleri Afganistan da zengin yeraltı madenlerini çıkarma arzuları da vardı. Afganistan petrol, doğalgaz altın ve bakır yatakları gibi madenlerce çok zengindi. Bu hesapları önceden yapan ve kirli tezgahlarla uluslar arası kamuoyunda destek toplayan deccal Tanrı huzurunda savaş suçlusudur.
· Afganistan’ın hazinelerine ve toprağına göz dikenler çevrelerinde kendileri gibi zengin iş adamı olan Usame Bin Ladin’i gözlerine kestirdiler. Bir olayla terör psikolojisini dünyaya yayan bozguncular milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.
· İnançları bozuk olanlar, eski haritalara bakıp Yasef’in oğlu Gog ve Magog’un hala Anadolu’da olduğunu iddia ediyorlar. Türklere Gog, Magog diyorlar. Türkler 1071 sonrasında Anadolu’ya girdi. Türkler, Anadolu’nun sonraki sakinleridir. Türkler Anadolu’ya girdiğinde Gog ve Magog kuzeye ve kuzey batıya doğru gittiler. Avrupa’ya, Avrupa’nın kuzey ülkelerine ve pek çok kıyı şeritlerine yerleşmişlerdi. Yecüc ve Mecüc güç kazandı setti yıktı. Coğrafi keşiflerle yeryüzüne kazanmak için yayılmışlardı. Dünyada barış, sevgi ve adalet otoritesi Osmanlı ile yıkılınca ortaya çıktılar. Sonra haksızlık ve öldürerek güç sahibi oldular. Dünyayı isteyen anlayış inançsız ve acımasızdı. Dünyayı savaş alanına çevirdiler ve insanlığı karanlık bir çağa götürdüler.
· 11 Eylül saldırılarını yapanlar ABD’nin içindeki İsrail devletini kurmaya çalışan derin devlettir. Terörist diye ilan edilenler kurbandı. Ladin ortaya atılan piyondu. El kaideyi kendileri yarattılar. Afganistan’a Irak’a menfaat için girdiler.Ve buna dini bir hava bürüdüler.
· 11 Eylül saldırısıyla ABD medyası her saat başı slayt gösterisi gibi terörist, Afganistan, İslam, Usame gibi sözlerle sürekli yayınlar yaparak insanların kafasına din düşmanlığını iyice işlemişler. Pek çok program ve açık oturumla İslam düşmanlığını pekiştirmişlerdi. Çünkü onlar bir bilinç yaratmışlardı. Televizyonlarda sürekli aynı görüntüler aynı anlayışla farklı tarzlarda insanlara gösterildi. Dünya bu söylemlerden gerçeği tam bilmeyerek etkilendi. Yaşananların ardından söylenenler doğru zannedildi ve insanlar inandılar. İlk duyulan haber göründüğü gibi verildiğinden doğru zannedilebilir ancak haber her açıdan değerlendirildiğinde gerçekler daha iyi anlaşılır. Maalesef küresel medyayı bir merkez yönetiyordu. Ofiste yapılan uydurma haberlerle insanları aldatmışlardı. 11 Eylülde bilgi kirliliği ve yanlış bilgilerle doğruyu görmek engellenmişti. Uluslar doğruyu görememişlerdi.
· 11 Eylülle küresel terör algısı yaratılarak küresel haçlı bilinci oluşturulmuştur. Gerçekte bu bilinci oluşturanlar hiçbir dine mensup olmayan inançsız bozgunculardı. Menfaatleri için halkları aldattılar.
· İnsan tabiatı gereği acelecidir. Zaman içinde bilinci değiştiğinden ve unutkanlığı olduğundan zalimler planlarını uzun zamana yayarak yaptılar. Planları uzun vadeli olunca insanları aldattılar, uyuttular, oyaladılar. Zalimler dünyayı ne hale getirdi. Dünya, savaş alanına döndü.
· 7 Temmuz Londra terör saldırısını organize edenler İslam düşmanlığını sağlamaya çalışan bozgunculardır. 11 Eylül zihniyetiyle 7 Temmuz terör olaylarını yapan bozguncu zihniyet aynıydı. Başta Tabloid gazetesi olmak üzere bazı yayın organları İslam düşmanlığını öğretmiştir. Müslümanları kötü insanlar olarak göstermeler, terörle islamı bağdaştırmalar, Göçmenlere ve göçmen sayılarına ağırlık vermeler ayrımcılığı ve düşmanlığı pekiştirmiştir. Halbuki egemenlerin ülke gelirlerini kendilerine akıtması yerine birlikte yaşama arzusu olsaydı bu düşmanlıklar kötü son yaşanmazdı.
· Avrupa’da: Almanya’da, Fransa’da İspanya’da ve pek çok yerde bu tür terör saldırıları organize edilmiş ve İslam düşmanlığı yapılmıştır. Avrupa’da yükselen ırkçı söylemlerin temeli bu tezgahlanmış terör olaylarından kaynaklıdır.
· ABD komploları büyük savaşları başlattı. Büyük yalanlarla savaş başlatmak Amerikan geleneğidir. Savaş üzerinden kazanç sağlayan ve savaş siyaseti yapan terör üzerinden amacına uzanan bir Amerikan devleti vardı. Bu küresel hukuksuzluğa neden olan merkez uzun süre varlığını sürdüremeyecektir.
· Ülke yönetimlerine inançsız vesayetçi ve menfaatçi egemenler hakim olmuştur. Avrupa’da yönetimler, kendi halklarını yalanlarla yönlendirdi. Halkları aldattılar. Bir takım inanan mazlum insanları terör gibi göstererek bunlar üzerinden kazanç sağladılar. Din düşmanlığı ve menfaat birlikteliği yapan bu anlayış yeryüzüne hakim olmuştur. Avrupa’da yönetimler de bu şebekeye bağlıydı. Aşırı ırkçılar ve istihbaratlar, etkili kurumlar bu hukuksuz ve karanlık güçlerin tekelindeydi.
· Devletler içinde yapılanmış örgütler devlet terörleri dönemini başlatmıştır. Danimarka da Breivik katiline destek veren anlayışla Almanya’da Türklerin ve Müslümanların öldürülmesini organize eden ve destek veren devlet aynı idi. İngiltere de Müslümanlara yapılan kara propaganda da İngiliz krallığını yönetenler tarafından gerçekleştirilmekteydi. İnsanların düşüncelerine yön veren ve büroda uydurma haber yaparak insanlığı aldatanlar Tanrıya hesap verecekler.
· Gizli antlaşmalarla dünyayı paylaşan 7 kardeşin birlikteliği vardı. Modern zamanların efendiliğini yapan para babaları vardı. Paylaşılan dünya petrolleri ve yeraltı zenginlikleri çıkar birlikteliğinin ana öğesiydi. Köle yapılan, kaçırılan ve öldürülen insanlar bu hırslı sistemin bir sonucuydu. Kargaşaya bırakılan beldeler. Düşmanlığı ve iç savaşı kışkırtanlar. Dünyanın kaderine yön veren 7 caninin kardeşliğinde yeryüzü kaos yaşadı. Dünya bozuk bir halde idi ve inananlar dünyayı kurtaran adamı bekliyordu. Umutlar tükenmişti, yeryüzünde savaş ve kargaşa hakimdi. İşte tam böyle dönemde bir kral çıkar, yeryüzünü ve kötü sistemleri düzeltir. Kardeşliği ve barışı tesis eder. Böylece tüm dinlerin beklediği kurtarıcı ortaya çıkar.
· Dünyanın hazinelerini paylaşmak için gizlice bir araya geldiler. Amaçları rekabeti engellemek, petrol ve silah pazarını tekellerinde tutmaktı. Modern dünyanın bozguncu efendileri artık 20. yüzyıla damgasını vurdu. Kan ve gözyaşı dolu acı bir son devir yaşandı. Dünyanın kaderini belirleyen gizli ittifaklar menfaat temelindeydi. Küresel güç sahipleri ülkelerin kaderleri hakkında karar verir hale geldi. Dünyadaki bu hukuksuzluk, çeteleşme ve yozlaşma insanlığa büyük tehdit olmuştu.
· Ulluminati: Dünyaya sahip olan bozguncu anlayıştır. Dünyanın varlıklı yöneticileri dünyanın kaderini şekillendirdi. Bunlar silah üreticileri ve tüccarları, petrol şirketleri, birtakım büyük şirketlerin sahipleriydiler. Çıkarları doğrultusunda hareket ederlerdi. Din’i kullanır insan haklarını savunduklarını söylerlerdi. Kendilerini inanan ve dinin temsilcisi sayarlardı. Dini bir edayla Ortadoğu’ya saldıran bozguncu anlayış haçlı zihniyetiyle hareket etti. Dini istismar ederek halkları aldattılar. Onlar kendi saltanatlarının derdindeydiler. İnsanlara sahip çıkıp kardeşliği sağlamak yerine din üzerinden yok etmeyi tercih eden anlayış zulmeden anlayıştır.
· Dünyanın her yerinde Osmanlı adaletini ve Osmanlı zihniyetini özlemle bekleyen halklar vardır. Yıllarca baskı altında kalan inançlı çaresiz halklar hep dünyada adil düzenin olmasını ve dünyanın düzelmesini beklediler. Her ülkede bu arzuyu taşıyan alt sınıf halklar vardı.
· Yeryüzüne adaletsizliği ve baskıyı sağlayan hırs 1800 lü yılların sonlarında belirgince ortaya çıktı. Modern dünyanın yeni efendileri 20. yüzyıla damgasını vurdu. Bir insanlık dramı yaşandı. Dünya tarihinin en büyük hırsızlığı ve sömürgeciliği yaşandı. Ortadoğu’ya savaşları, Afrika’ya baskıları, Orta Amerika kıtasına hukuksuzluğu getiren karanlık düzen hakim olmuştu. Hakkı savunan güçlü bir merkez olmadığından yeryüzüne bozguncular egemen olmuştu.
· Arap baharıyla diktatörlükler yıkıldı. Monarşiler devrildi. Gelişmiş ülkelerdeki modern diktatörlük gücünü kaybetmeye başladı. Arap baharı küresel bahara dönüşecektir. İnanan mazlumların, yaşayabileceği bir dünya istemeleri gayet doğaldır. Mazlum halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesi artarak devam edecektir. Gücü elinde bulunduran inançsız yönetimler saltanatlarını kaybetmemek için halkı öldürmeye başladı. İnanan mazlumların öldürülmesine sessiz kalanlar vesayete destek verdiğinden kaybedecektir. İnsanlık adına zulme uğramışlara ses çıkarmamak zulme ortak olmaktır.
· Hukuksuzluk küreselleşmiş ve BM ile dünyayı yönetmişler. Silahlı güçleri de NATO olmuş. Taraflı yargıyla insan hakları mahkemesi kurmuşlar. Halbuki insan haklarını hiç gözetmediler. Dünyayı yöneten bozguncuların her kurumu var. Hepside aktif işliyor. Bu küresel devlete sahip güçler, kötü ve karanlık güçlerdir. Menfaat derdinde olduklarından ayrımcılıkla fitne ile insanlığa saldırmaktadır.
· Türkiye, Irak’a savaşa destek tezkeresini geçirmeyerek Irak’a saldıranların yanında olmadı. Rabbin kralı tezkereyi engelledi. Irak’ta kimyasal silah olmadığı belliydi. Savaş isteyenler vardı. Irak için kara propaganda yapılmıştı. Savaşsız sıkıntılar giderilebilirdi. Ancak birileri savaş çağrısı yaptı. Küresel medya ile savaşı insanlara makul gibi gösterdiler. Türkiye bu oyuna gelmemiştir. Sonuçta Irak’a saldırmanın anlamsızlığı anlaşıldı. Milyonlarca ölümlerin sorumluları hala yeni kirli planlar kuruyorlar. Afganistan’dan sonra şimdi de İran diyorlar. Bunlardaki savaş hastalığı çok iğrençtir. Tanrı artık savaş isteyenlerin nefes almasına izin vermeyecektir.
· 1900-2000 arasında yeryüzü en karanlık çağı yaşadı. 2001 de Deccal (George Bush) ve İsa (RTE) dünyaya geldi. Büyük savaş ve değişim bu dönemle başladı.
· Müslümanlara yönelik düzmece haberler Irak savaşı öncesinde çok yapıldı. Müslümanları düşman olarak gösterip suçlamaların odağı haline getirdiler. Müslümanlara yönelik yapılan kampanya haberleri ayrımcılık ve düşmanlık doğurmuştur. Medya insanlar üzerinde direkt etkilidir. Medyanın yönlendirme gücü olduğundan medya ile bozgunculuk yaptılar.
· Demokrasi kahramanı gibi gözüken ABD maalesef ne demokrat ne de cumhuriyetçidir. ABD’yi birtakım güçler yönetmektedir. ABD’nin Ergenekonu küresel terörü doğurmuştur. ABD yetkililerinin ikiyüzlülüğünü herkes bilmektedir. Bir yandan size destek olduklarını söylerken diğer yandan zarar verirler. Arkanızdan iş çevirirler. Onların kuralları menfaatleridir.
· BM’nin her konuda beş daimi üyesinin kararıyla hareket etmesi demokratik değildir. Her kıta din ve ülkeyi temsil eder olmalıdır. BM’nin vizyonu ve yapısı yenilenmelidir. BM bütün insanlığı temsil etmelidir. BM şu anda küresel sömürgecileri temsil etmektedir. Vesayetçilerin tekelinde bir kuruma dönüşmüştür. İnsanlığa ve evrensel değerlere hizmet etmesi sağlanmalıdır.
· Amerika en büyük eşitsizliğe sahip ülkedir. Adil olmayan yapı, gelir uçurumu, vergilerdeki adaletsizlikler sosyoekonomik çöküntüyü getirmiştir. ABD, fırsatlar ülkesi olmaktan çıkmıştır. Avrupa, ABD'yi taklit etmeyi ve ona uymayı bırakmalıdır. Artık Amerikan rüyası bitmiştir. Birilerinin menfaatleri için Amerika’nın çıkarları bahane edildi. İnsanlar pek çok sıkıntılar yaşadı, milyonlarca insan öldürüldü.
· İslam'da (Evrensel dinde) çok ciddi bir yükseliş olacak. Bundan korkuyorlar. Kendi aralarında ‘Bunlara alışmamız ve çok dikkatli olmamız lazım'' diyorlar. Zaten İslam korkusuyla Ortadoğu’ya saldırmışlardı. Ancak İslam onların zannettikleri gibi cani, zulmeden ve kötü değildi. Tam tersi güçlü olanlar zulmetti. Birtakım korku ve takıntılarla mazlum halklara saldırdılar. Kendi kötülüklerini görmediler. Barışın ve demokrasinin savunucusu olduğunu sananlar savaşı ve diktatörlüğü yaşattılar.
· Afganistan ve Irak a girmekle bir şey elde edemediler. ABD ekonomisi elli yıldır büyümüyor. Hukuksuz yöntemlerle ve savaş siyasetiyle yaşamayı yol edindiler. Silahın verdiği güçlülükle zulüm üzerinden kazanır oldular. ABD’nin kaçınılmaz çöküşü mutlaka yaşanacaktı. Çünkü batıl yol fazla yaşamazdı.
· İsrail, Filistin’de demokratik seçimler sonucunu kazanan Hamas hükümetini terör örgütü ilan ederek demokrasiye dışardan darbe vurdu. Hiçbir millet ve devlet uluslar arası hukukun üstünde değildir. İsrail ABD ve Avrupa’dan aldığı destekle şımarıkça üstünlük sağlamaya çalışmış. Güçsüz bir halkı silahla yok etmek istemiştir. Tanrının evrensel dinini hakim kılmak için yok etmeyi seçen sapık inanışlılar kendilerini inanan yerine koydu. Zulmedenler hiçbir zaman inanan olmamıştır. Tanrı’nın halkı değil Tanrı’nın karşısında bir halk olmuşlardır. Kendilerini ayrıcalıklı ve dindar ilan edenler bu yetkiyi nereden aldılar. Onlar arkalarına aldıkları destekten silah gücünden, zenginlikten ve şımarıklıktan aldılar. Halbuki öldürerek değil Adalet, barış, sevgi ve adil düzenle Tanrı’nın dini egemen olurdu.
· Ortadoğu, dünyanın kalbidir. 3 semavi dinin yaşadığı Kudüs ve çevresinde eşit ve adil bir düzen vardı. Barış içinde yaşam sürerlerdi. Ancak İsrail anlayışı, son 60 yılda Kudüs’ü, Filistin’i, Ortadoğu’yu ve hatta dünyayı kötü hale getirmiştir.
· İsrail baskı uygulayan ve öldüren olmakla zalim olmuştur. Filistin’de mazlum olmuştur. Din ayrımcılığı yaparak hak yolda olduklarını iddia edenler sapmıştır.
· İsrail, Uyuşturucuyla, kaçakçılıkla, silah ticaretiyle ayakta durdu. Ajanlarla insan öldürdüler. Kirli planlar kurdular. Ortadoğu’yu karıştırdılar. Meşru olmayan tüm kötü yollara başvurdular. İnsanlık suçu işleyenler şimdi doğru yolda olduklarını iddia ediyorlar.
· Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de Müslümanlar ölüyor diye seviniyorlar. İnananları suçlu görenler hangi dayanakla kendilerini temize çıkardılar. Bilsinler ki onlar yüzünden insanlar ölüyor. Ey kendilerini modern ve inançlı sayanlar. Usulsüz yöntemlerle zenginleşip fakir halkları hor ve hakir görmenizde sizi üstün kılan neydi. İnananları terörist, tehlike ve düşman gibi gören anlayış evrensel değerlerden ve Allah’ın dininden yoksundur. Dünya için ölümlere sessiz kalanlar insanlığı katlettiklerinden Allah’a hesap verecektir. İnsanlık katlediliyor. Bu katliama fikren destek verenlerinde elleri kanlıdır.
· Ortadoğu’da savaşlara ve zulümlere menfaatleri için sessiz kaldılar. Gelişmiş ülkelerin refahı mazlumların sırtından sağlandı. Bu refahları zulüm üzerinden gerçekleşti. Gelişmiş toplumlar ne kadar insansa Filistin, ırak, Afganistan, Suriye’de ki yaşayanlar da o kadar insandır. Kendi zevk ve sefaları için zulmü yol edinenler kötü bir yol seçmiştir.
· Yeryüzünde mazlum müslümanlar katledilmektedir. Milyonlarca insan açlık sınırında yaşarken hala açgözlülükle dünya kaynaklarına saldırıyorlar. Ortadoğu’da ki kaynaklara gözlerini diken menfaatçi ülkeler eski sömürgeciliklerini devam ettiremeyeceklerdir. Çünkü sömürgecilik devri yıkılmaktadır.
· Dünyada bir tarafta lüks yaşam, bir tarafta yiyecek lokma ve su bulamayan halklar var. Sınırsız tüketim çılgınlığı ve paylaşmama arzusu insanlıktan çıkardı. Bilerek zor bir yaşama bırakılan çaresiz büyük bir kalabalık var. Dünya bir kısım insanın keyfi için zulme sessiz kalıyor. Dünyanın rızk dağıtıcıları onlar değillerdi. Dünyanın sömürücüleri onlardır. Zalimlerin krallığı yıkıldığında dünya daha yaşanılır hale gelecektir.
· Deccal’e uyan ve yeryüzünde kazanma arzusuyla dünya için çalışan her insan Yecüc ve Mecüc halkını oluşturmuştur. Gog ve Magog halkları dünyaya sahip olmak için insanlara ve insanlığa zarar vermeyi normal gören anlayıştır. Kendilerini doğru yolda sanan ve nimetleri sınırsızca tüketen hakkı ve hukuku bilmeyen insan öldüren insanların hukukunu çiğneyen maddeci anlayıştır. Dünyadaki bu fikre sahip olanlar her ulusta bulunmaktadır. Bazı ulusların da tamamına yakını oluşturmaktadır.
· CIA, Mossad ve Amerikan istihbaratı bölgeyi savaş alanına çevirmek için ellerinden geleni yaptılar. İstihbarat anlayışı olumlu ve yapıcı değil olumsuz ve yıkıcı temelde çalıştı. Husumetlileri silahlandırdılar. Bölgeleri istikrarsızlaştırdılar. Kaos ortamında sömürgecilik iyi yapılıyordu. İnsanlar birbirine kışkırtılıyor. Aralarına düşmanlık serpiliyordu.
· ABD’nin Ortadoğu ve çevresinde 125 bin askeri vardı. Afganistan, Irak, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Ermenistan, Yunanistan, Birleşik Arap emirlikleri, İsrail ve Kafkaslarda, Gürcistan’da ve pek çok küçük üslerde bölgede ki denizlerde uçak gemileri ve filoları mevcuttur. Savaş üzerinden kazanç sağlayan bir devlet elbet bir gün insanlık karşısında devrilecektir.
· İngiltere, Fransa, Rusya gibi silah üstünlüğünü ele geçiren ülkeler küresel sömürgeciliğe başladılar. İngiltere’nin gitmediği ve sömürmediği ülke kalmamıştır. Avrupa’nın kıyı ve kuzeyindeki ülkeler sömürgecilikte öncülük ettiler. ABD’yi de bunlar kurdular.
· Ortadoğu da petrol savaşları doğalgaz ve altın çabaları yaşandı. Sömürgecilikten yıllarca insan ölümleri ve katliamlar yaşandı. Savaşlar oldu. Dünya metası için yaşananlar içler acısıydı.
· ABD’nin ve kurduğu kulüp olan NATO’nun çifte standardı insanoğluna zarar verdi. İnanan halkları küçümseyen tavrıyla doğruluk ve adiliyyet çizgisinden ayrıldılar.
· İsrail Ortadoğu da bozgunculuğu yayan ve tüm insanlığa adaletsiz ve kötü bir düzeni getiren ülke olmuştur. Savaşın bayrağını taşımıştır. Artık İsrail’in iç yüzünü tüm dünya görmeye başlamıştır. Dinden habersizlerin aldatarak dini savunma imajı ve kirli planları yıkılmaktadır. İsrail, müttefiklerine yük ve sıkıntı oluşturmaktadır. İsrail yeryüzüne büyük bir sıkıntı vermektedir. Irkçılık ve din ayrımcılığı yapmıştır. Şiddet içeren tavırlarıyla inananları ve tüm insanlığı hedef almaktadır.
· Özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi ve eşitliği sadece kendileri için kullandılar. İnsan haklarına, adalete ve dünya barışına kısacası Rabbin evrensel dinine küresel bozguncular aldatarak sahip çıktı. ABD ve Avrupa’da yönetimlere bozguncular egemen oldu. İnsani değerleri kullanarak yönettiler. Şimdi bu değerlere sahip çıkan ve dünyaya yeni bir yön veren İSA Türkiye’dedir.
· Arap baharı ile başlayan özgürlük ve demokrasi arayışları; İsrail ve ABD merkezli menfaatçi egemenlerin hiç hoşuna gitmiyor. Nereden çıktı bu hak adalet ve özgürlük arayışları. Ne güzel gidiyorduk, dünyayı aldatıp sömürüyorduk, kazancımız iyi idi. ‘Nerden çıktı bu Arap baharı.’ diyorlar. Bağımsız halk hareketleri insan hakları savunucusu gibi görünen ülkelerin içini daraltmaktadır. Egemenlikleri Ortadoğu’dan ve dünyadan gittiğini gördüklerinde bir savaş çıkartalım da durumu tekrar aleyhimize çevirelim diyecekler. Bunun için ilk Türkiye’yi sonra’da Mısır’ı suçlu görüyorlar. Direkt olarak Türkiye’ye tepki almıyorlar bölgeyi karıştırmak için İran’ı hedef gösteriyorlar. Tüm bu değişimin sorumlusu olarak Türkiye’yi görüyorlar. Dünya değişiyor ve Tanrı Yehova halkına dünya egemenliğini verecektir. Tanrının İsrail halkı, Türkiye’de inananların önderliğindeki yeryüzündeki tüm inanmış halklardır. 1.dünya savaşında inananlar yeryüzünde egemenliklerini tamamen kaybettiler. Şimdi 2012 de İnançsızlar yeryüzünde egemenliklerini tamamen kaybetmeye başlayacaklar. Ta ki kıyamete kadar.
· Değişimin özünü ve tarihin akışını anlayan ve bu değişime destek veren her ulus ayakta kalacaktır. Hakkın yanında olanlar kazanırken batılın ardında olanlar kaybedecektir.
· Dünya tarihinde Avrupa ve ABD merkezli yönetilen dünya ile Türkiye ve Mısır merkezli Ortadoğu ve Afrika destekli yönetilen dünya hep olmuştur. Kötülerin egemenliği ile iyilerin egemenliği hep yeryüzünde tekerrür etmiştir. Artık insanlıkta son perde oynanmış ve sonuç gözler önüne serilmektedir.
· Maldivler, Güney Osetya, Panama gibi pek çok ülke iç çatışmalarla karışık durumdadır. Belçika’da ayrılık istemleri, İspanya’da parçalanma söylemleri, Türkiye’de Kürtlerin istekleri gibi dünya
· 1789 da Fransız ihtilaliyle başlayan kardeş kavgası sürekli parçalanmayı sağladı. Irkçılık ve ulus devlet anlayışı tehlikeli virüs gibi yeryüzüne yayıldı. İnsanlara köktencilikle düşmanlık yayıldı. Bu anlayış sürekli artarak 2012’ye kadar gelmiştir. 2008 krizinden sonra daha da çözülen dünyada mikro bölünmeler ve daha küçük ulusçuklar çıkmaya başladı. Her kıtada hatta hemen hemen her ülkede parçalanmalar görülmektedir. Bu anlayışın iflas ettiği artık insanlar tarafından anlaşılmaktadır. Ulusçuluk ve sülalecilik insanlığa zarardan başka bir şey getirmemiştir. Yerel vesayetçiler parçalanmanın temel nedeniydiler. Ancak insanlık bundan büyük zarar gördü. Artık kardeşlik ve barış devri başlamalıdır.
· İnananlarla inançsız darbecilerin mücadelesi dünyanın her yerinde sürüyor. En etkili silahlı çatışmalar da Afrika’da görülüyor. Çocuk askerler ve kanunsuzluk kıtaya tam bir kaos yaşattı. Küresel sömürgeci yanlılarıyla yıllarca ezilmiş mazlum halk tarafından mücadele gerçekleşiyor. Yöneticileri silahlı ordularıyla emperyal devletlerin kölesi iken zevk ve sefa içinde halka baskı kuran dinsiz darbecilerin saltanatı yıkılacaktır.Bu zalimler nedeniyle kıtada mazlum halklar açlık ve sefalet çektiler. Bu halkları silahla sindiren inançsız anlayışın egemenliği yıkılacaktır. Allah onlara özledikleri kurtuluşu verecek. Tanrının kılıcı keskin ve şiddetlidir. Değişim keskin gelmektedir.
· İsrail, ABD ve Avrupa’ya egemen olan İslamafobi anlayışı bilerek yaratılmış ve medya yoluyla çeşitli örneklerle iyice insanların bilincine işlenmiş uydurma bir yalandır.
· Ortadoğu da ABD ve İsrail düşmanlığının artmaya başlamasında temel nedeni batının tutumudur. NATO askerlerinin bölge halkına olumsuz tavırları ve sivillere zarar vermesi tepkiyi daha da arttırmıştır. İşkenceler, tecavüzler, sivil halkların öldürülmesi, dini değerlerin ayaklar altına alınması ABD ve NATO askerlerine düşmanlığı iyice arttırmıştır. Bölge halkının dini ve temel değerlerine saygı duyulmaması ve tüm halkı düşman olarak görmeleri neticesinde yaşanan tüm olaylar Ortadoğu’ya haçlı zihniyetinin ne amaçla geldiğini ortaya koymaktadır. ABD ve NATO’nun Irak Afganistan, Pakistan Filistin Lübnan gibi ülkelerde uyguladığı savaş ve stratejiler bölge halkına rahatsızlık vermişti. Bu saldırıların hiçbir mantıklı açıklaması, haklılığı yoktur. Uydurma bahanelerle uluslara saldıranlar silahlı üstünlüğün verdiği güçle taşkınlık etmişlerdir.
· Yeryüzünde inananları hem maddi hem de manevi açıdan yıpratmak istediler. Dini değerleri ayaklar altına aldılar. Kutsallara saldırdılar. İnsani değerleri yıkmaya çalıştılar. İnananları ezdiler. Sömürdükleri yerlere kaosu yaydılar. Sudan, Kenya, Etiyopya, Darfur, Afganistan, Pakistan Daha pek çok yerde düzeni bozdular. Sonra fuhuş, tecavüzler, hırsızlık, köle ticareti, organ ticareti, silahlarla yaşam, teneke evler, adaletsizlikler, kanunsuzluklar her yeri kaplamıştı. Kötü düzeni yaratanlar kazançları için bu düzeni kurdular ve insanların ölümlerine neden oldular.
· ABD ve İsrail, diplomatların çoğunu Ortadoğu’ya ajan olarak gönderdi. Bozgunculuğu ve kaosu organize ettiler. İnananları geri toplum ve aşağılık halklar olarak gördüler. Dünyayı tercih edenler zulüm üzerinden kazanmayı üstünlük ve asillik saydılar. Halbuki paylaşmak ve barışa sahip çıkmak asillikti. Bölgede inançsızlar krallığını fazla sürdüremezdi. Çünkü yalan üzerinden siyaset, istikrarsızlık ve kaos fazla sürmezdi.
· Ortadoğu’da tüm dikta yönetimler dışarıdan destekliydi. Zalim devletlerle bağlantılıydı. Bu güçlü egemen devletler kendilerine hizmet edenlerle işbirliği yaptılar. Ortadoğu da ki bu yönetimler halka baskı yaparak yaşıyorlardı. Bağlı oldukları devletlerden silah alıyorlardı ve böylece sömürgecilik birkaç yüzyıl yaşadı. Bu güçlü devletler küçükleri sömürürdü, sömürülen küçük devletleri yönetenler de onlara kulluk ederlerdi. Yalakalık yaparak ayakta duruyorlardı. Silahlarla kendi askeri cuntalarını kurdular ve inanan mazlum halkı sindirdiler. Son yıllarda inananlar hep katledildi. Hakları yenildi. Hapse konuldu, sürgüne gönderildi, öldürüldü. İnançsızlar inanan halkı sindirdiler ve zorla bastırdılar.
· Arap baharı ve küresel bahar yaşanmaya başladı. Herkes kendi sömürgesini düşünüyor. Kimse insanlığı ve ezilen mazlumları düşünmüyor. Yönetimler ucuza yaptığı anlaşmaları düşünüyor. Petrol, doğalgaz, enerji, silah satışı anlaşmaları bozuk yönetimlerin birinci önceliğidir. Sömürü yönetimler çoğunluk olan mazlum halkı yıllarca ezdiler. Rabbe inanmayanlar dünyaya sahip olma derdindeydiler. Zevklerine düşkün olan ve sürekli kazanmayı isteyenler insanlığı hiç düşünmediler. Yıllarca ezilen inananlar, özgürlük ve eşitlik mücadelesi vermekteler. Egemenler kazançlarından ve kurdukları bu işleyen düzenden saltanatlarını sürdüklerinden insanlığı, mazlumu, yoksulu düşünen hiç yoktu. İnsan hakları üzerinden siyaset yapıyorlardı. İnsanlığa zulmedenler sadece insan haklarını çıkarlarına kullanıyorlardı. Medya üzerinden halkı aldatıyorlardı. Artık sömürü devri bitti. Küreselleşen medya ve iletişimdeki hız onların yürüttükleri kargaşa siyasetini baltaladı. Eskisi gibi yalan söyleyip ulusları karıştıramayacaklar. Amaçlarına ulaşamayacaklar.
· Baskıcı yönetimler halkları oyaladılar. Uyuttular. Aldattılar. Sadece kendilerini düşündüler, kendilerine de cumhur dediler. Her ulusta böyleydi. Ta ki Rabbin kralı gelene kadar, çünkü Tanrı yeryüzündeki zulme dur demektedir. Türkiye, Mısır ve Libya bu bozguncu egemenliğinden kurtulan ilk ülkelerdendir. Bozguncuların egemenliğine en son da bu ülkeler girmişti. Bozgunculuğun en son çıkacağı ülkeler de İngiltere, Fransa, ABD ve Rusya’dır.
· Küresel haramiler her yeri sömürdüler. Yeryüzünün hazinelerini ve gelirlerini kendilerine akıttılar. Kardeşliği, insanları, fakirleri hiç düşünmediler. Onların zamanında yeryüzünde yokluk vardı. Yoksulluk, savaşlar, katliamlar, günahlar, suçlar, ölümler tavan yaptı. Zalimlerin egemenliğinde her şey düzensizdi. Çocukların, yaşlıların, kadınların, fakirlerin, dul ve yetimlerin hakları gözetilmedi.
· İnançsızlık rüzgarı, yayılmış ve küreselleşmiştir. Tüm devlet yönetimleri bozguncuların krallığına girmişti. Dünyada insan haklarını, evrensel değerleri, Tanrı’nın dinini sahiplenen bir otoritenin olmaması sonucu ortaya çıkan usulsüz, hukuksuz baskıcı ve sömürücü yönetim anlayışları dünyaya egemen olmuştu. Haksız kazançtan beslenen insan toplulukları ortaya çıkmıştı. Bunlar insanlığa zarar vermekteydi. Baskılar, katliamlar, kalabalık fakir halklar, savaşlar, büyük orta sınıf, ezilen ve açlık çekenler, kargaşa ve kaos ortamları dünyanın doğru bir anlayışla yönetilememesi sonucu oluşmuştu.
· Yeryüzünde silahlanma sonlandırılmalıdır. Ülkeler silah ve askeri güçlerini en aza indirgemelidir. Sadece sosyal güvenlik için polis gücü olmalıdır. Silahlanma yarışı ve güç gösterisi çılgınlığı insanlığa çok bedel ödetti. Gücü elinde tutan kibirlendi, haksız yere başkasının topraklarına ve hazinelerine göz dikti. Güçlü olanlar savaş psikolojisinde oldu. Savaş arayışında olanlar herkesi tehdit gördü. Biz güçlüyüz, bizim dediğimiz olur. Biz silahlar üretiriz. Kimse üretemez. Sadece bizden satın alabilirler deyip silah ticaretiyle büyük kazançlar sağlayanlar ulus yönetimlerini de kendilerine bağımlı kıldılar. Şeytan silahlanmayı severken Allah silahlanmadan nefret etti.
· Uluslar kendi menfaatlerini düşünerek komşu ülkelerine dahi düşmanlık beslediler. Uluslar, tehdit gördükleri komşularının muhaliflerini desteklediler. Silah desteği de dahil her türlü kirli plana destek verdiler. Komşu komşuyu düşman, kardeş kardeşi kötü gördü. Şeytanın egemenliğindeki yeryüzü çok karanlık dönem geçirdi.
· Dünyadaki bozuk küresel sistem değişmeye mecburdur. Kötü bir dünya düzeni vardır. İnsan sevgisi, kardeşlik anlayışı yeryüzünden zamanla kalktı. Düşmanlık ve menfaat anlayışı hakim olmuştu. Bu bozuk sistem haksızlıkları, yoksullukları, sosyal suçları tavan yaptırdı. İnsanlar öldürüldü. Artık kardeşlik ve esenlik çağı yaklaşmaktadır.
· Dünyada İslam hakimiyetinin geri geleceğinden korkan ve bunun üzerinde ayrımcılık yapan bir ideoloji vardır. İslam’ın ortaçağ gericiliği olduğuna inanan bu anlayış, islamı kötü, yobaz, bağnazlık, yozlaşmış, gericilik, barış karşıtı, demokratik olmayan bir sistem olarak kurguluyordu. Yeryüzüne egemen olmuş inançsızlar insan haklarını, barışı, adaleti, demokrasiyi, sevgiyi, hoşgörüyü, ilmi ve akılı sahiplenir ve kullanır olarak görünmüşler. Halbuki bu değerlerin hepsi İslam’da var olan temel değerlerdir. Dünyanın ardına düşen coğrafi keşiflerle bilindik topraklarda yerli halklara katliam yapan, halkı köleleştiren, para ve menfaat üzerine kurulu düzeni sağlayıp ardından da dinin temel değerlerini yani evrensel dine bir dönem sahiplenir gibi gözüken bozguncular vardı. İslam’ın yeryüzüne hakimiyetinden çok yeryüzünde kendi sömürülerinin sona ereceğinden ve saltanatlarının yıkılacağından korkmaktadırlar. Tanrı’nın dini evrensel değerlere sahip çıkmasına rağmen bunu kabullenmezler hem de inanmazlar.
· Arap baharıyla başlayan süreç yeryüzünde inançsızların egemenliğinin yıkılıp tekrar inananların egemenliğine geçiş sürecinin başlangıcıdır. ABD ve Avrupa bir bir sömürgelerini kaybediyor. Küresel bozguncular, Ortadoğu ve dünya hakimiyetini kaybediyorlar. Bu kaybediş onları kaygılandırıyor. Bu nedenle İran’a hemen saldırmak için acele edecekler. Amaçları bölgeyi istikrarsızlaştırmaktır. Çünkü zulmedenler ancak istikrarsız ortamdan kazanç sağlarlar.
· ABD ve İsrail’in bozguncu ve baskıcı egemenliği zamanla Mısır’daki Mübarek rejimini, Libya’daki Kaddafi, Suriye’deki Esad rejimini doğurdu. Dünya’ya egemen G-7 ülkeleri Esad’ın zalim olduğunu ve halkı katlettiğini söyleyemediler. Esad’ı dolaylı yoldan desteklediler, gözlemciler göndererek algıyı değiştirmeye ve unutturmaya çalıştılar. İnsanları oyaladılar. Çünkü kendilerine hizmet eden ve kazanç sağladıkları Esad’a sahip çıktılar. Değişimi geçici olarak tıkadılar ve bir domino taşını tuttular. Ama bu değişim engellenemeyecektir. Çünkü savaş ve baskıyla bu değişim engellenemez. Esad halkı sömürürdü. ABD yi yöneten güçler Suriye için ‘BM ve NATO ile müdahale etmeyelim. Bölgeyi kaderine bırakalım. Bölge iyice karışsın. Türkiye’nin sabrı iyice bitsin. Belki birbirlerine girerler.’ hesapları yapıyorlar. ABD medyalarında Suriye için yapılan programlarda da dolaylı olarak müdahale etmeyelim ABD’nin çıkarlarına olmaz anlayışı var. Desteklersek inanan halkın tarafında oluruz. ‘Türkiye, Hamas, Hizbullah, Mısır gibi düşman anlayışların tarafında olamayız.’ düşüncesi var. Bu nedenle ne Suriye’deki şiddeti inkar edebiliyorlar ne de Suriye’li muhaliflere destek verebiliyorlar. İnsan hakları savunucuları meğer menfaat şebekesiymiş. Katar, Yemen ve S.Arabistan hükümetleri hala ABD ve İsrail’e hizmet ediyor. Bu ülkelerde değişim arkadan ve keskin gelecektir.
· Dünyayı yöneten eski egemenler krizlerle, afetlerle uğraşmaktan ve Arap baharıyla bağlantılarının kopmasından dolayı tüm bu küresel güçlerini kaybedecekler. Yeryüzünde bozguncuların bağları koparken inananların hakimiyeti oluşmaktadır. Yeryüzünde bir kez daha şeytanın krallığı yıkılmaktadır.
· Tunus’ta geç bir çocuğun kendini yakmasıyla başlayan ilk hareket Deccal’in egemenliğine ve kurduğu bozuk düzene karşı bir bıtkınlık ve başkaldırıdır. Bir uyanış başlangıcıdır. Tunus’la başlayan Arap baharı dünyada kurulan maddeci ve menfaatçi yaşam kuralına karşıdır. Tunus’ta çok genç üniversite mezunu olmasına okuma oranı yüksek olmasına karşın iş bulamayan seyyar satıcılık yapan diplomalı gençlerle doluydu. Yıllarca büyümeyen ve sömürülen Tunus’ta zalimlerin dünya egemenliğine ilk başkaldırısı kaçınılmazdı.
· Doğruluk yalanla savaş etmeye başlar. İyilik kötülüğe başkaldırıyor. Dünya var oldu olalı iyilikle kötülük savaş eder. Değişen zaman döngülerinde bazen iyilik yeryüzüne hakim olurken bazen kötülük yeryüzüne hakim olur. İşte tam bu dönemde kötülük devrinin sonunda Tunus isyanıyla kötülerin egemenliği yıkılmaya başlar. İyilik krallığı yavaş yavaş kurulmaya başlar. Gelecekte daha belirgin olaylarla karşılaşacağımız kaçınılmazdır.
· Allah dünyanın kaderini mehdi’nin gelişine uygun kılmıştır. Yaşam tarihinde iyi ile kötünün savaşı vardır. İnsanoğlu bu savaşı üzerinde hisseder. Belirli dönemlerle yeryüzünde önemli devirler yaşanır. Dünya hayatı, tanrısal ve gerçek bir yargı taşımaktadır. Sonuçta Allah’a itaat ve iyiliğin tercih edilmesi kurtuluşun tek çaresidir. Yeryüzünü ve alemleri organize eden mutlak güç ve kudret sahibi adil ve şefkatli bir tanrının varlığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
· Küresel dengeler değişecek. Gelişmiş ülkeler ve küresel egemenler konumlarını kaybedecektir. G-7 nin yerini G-20 almış durumdadır. Suriye üzerinden ayrışmalar ve kutuplaşmalar oldu. Çin, ABD, Japonya, Fransa, Rusya, İsrail ve Ortadoğu da sıkıntılar yaşanacaktır. Büyük siyasi çalkantılar olacak. Lokal, ulusal ve bölgesel savaşlar olacaktır.
· Dünyayı yöneten küresel güçlere boyun eğen yönetimler zalimin zulmüne dur diyememiştir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı kaybetmiştir. Bu mantık dünyayı kötü bir hale getirdi. Zalimin zulmüne dur demeyen bir gün mutlaka zulme uğrayacaktır. Zulme ses çıkarmayan, zulme ortak olmaktadır. Küresel bozgunculara dur demeyenler onlara kulluk ettiler. Böylece zalimlerin egemenliği hem sürdü hem de büyüdü. İnsanlar kötü sistemden zarar gördüler.
· Arap baharında değişim ve dönüşüm sancılı ve sıkıntılı bir şekilde devam edecektir. Sıkıntılar gün geçtikçe kronikleşecektir. Zalimlerin ardındakilerle mazlumlar mücadelesi devam edecektir. Ta ki bir noktaya kadar, O nokta Allah’ın yeryüzüne müdahalesidir.
· Suriye’de çözümü tıkayanlar bilsinler ki hiçbir yönetim halkına karşı savaşarak ayakta kalamaz. Varlıklarını şiddetle sürdürmeye çalışanlar kaybedeceklerdir. Halkın nazarında adil olmayan kaybeder. Yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki büyük uçurum sömürme ve kibirden ileri gelmektedir.
· Bilgiye ve güce sahip olanlar büyüklendiler. Gelişmiş ülkeler gelişmemiş ülkeleri hem sömürdüler hem de sindirdiler. Savaşlar çıkaran bozgunculuk yapan anlayış sadece kendi konumunu korudu. Saltanatlarını sürdüler.
· Dünya böylesine barış çabasını, hoşgörüyü, insan odaklı hareketi özlemiştir. Rabbin kralı ve çizdiği rol dünyanın içinde bulunduğu buhrandan çıkış için bir modeldir.
· Başbakan Erdoğan ülkenin ve bölgenin güvenliğine yönelik iyi ve yapıcı adımlar atıyor. Taraflar arasındaki sorunları gidermek için her türlü çalışmalar yapıyor. Mezhep kavgalarını engellemek için toplantılar gerçekleştiriliyor. Irak’ta Libya’da ve Mısır’da Türkiye’nin olumlu çalışmalarını izliyoruz. Elçiliklerle beraber dış politikada hızlı süreçler işliyor. Dış politikada Davutoğlu rüzgarı esiyor. Barışçıl yapıcı ve etkili çalışmalarda bulunuyor.
· Irak’ın istikrarı Türkiye için çok önemlidir. Irak’ın bütünlüğü konusunda önemli çabalar sarf eden Türkiye, bölgesinde huzur istiyor. Geçtiğimiz hafta Irak eski başbakanı Allavi Başbakan Erdoğan’la görüştü. Daha önce Irak başbakanı Maliki ile iç işlerimize karışıyor diye bir gerilim yaşanmıştı. Başbakan da Irak’ın birliği ve istikrarı için mezhep kavgalarının önüne geçileceğini ve bunun için her türlü çalışmaların yapılacağını ve gerekli uyarılarda bulunulacağını söylemişti. Irakta iç çatışmanın engellenmesi ve iç huzurun sağlanması yönündeki çalışmalara devam edileceğini bildirmişti.
· Libya’da Suriye’de, Irak’ta insanlık adına hareket eden hükümet liderleri yok. Hepsi menfaat adına kendi çıkarlarına hizmet ediyorlardı. Vesayetçi anlayış, demokrasiye direnmektedir. Bölgede ve dünyada demokrasi ve adalet yoktu. Özgürlük ve insan hakları engellenmişti. Gücü elinde tutanlar zorbalık ve fırsatçılık yapıyordu. Dünyadaki bu kötü düzen bir türlü değişmiyordu. Arap baharıyla başlayan süreçte zalimlerin saltanatı kalkıyor bölgeye demokrasi ve cumhuriyet geliyordu.
· Arap baharıyla doğan yenilik akımını sindirmek istiyorlar. Bölgede büyüyen ve küresel bir aktör olan Türkiye’nin istikrarını bozmak için bölgeyi karıştırmak istiyorlar.
· Arap baharıyla başlayan ve tüm dünyaya hızla yayılan uyanış ve başkaldırı iyice sertleşebilir. Yıllarca süren zalimlerin egemenliğindeki dünya da mazlumların ezilmişliği çanlarına tak etmişti. Böyle devam ederse İsrail ve ABD temsilciliklerine karargahlarına tepkiler hızla artacaktır.
· Zorba yönetimlere karşı ayaklanmalar Arap baharıyla başladı. Dünya egemenliğini yöneten ABD ve İsrail yönetimlerine karşı bir tepki ortaya çıktı. İnançsız anlayışın; baskı, zulüm, bozgunculuk ve savaşla yürüttükleri siyaset yıkılacaktır. Zulme başkaldıranlar insanlığa yönelik tüm katliamlara ve kötü düzene karşı tek vücut olacaklar. Küresel ayaklanmalar karanlık düzene başkaldırının kaçınılmaz sonucudur.
· Savaş politikalarıyla ayakta duran ülkelerin en başında ABD ve İsrail gelmektedir. Silah satışı ve bölge yeraltı zenginliklerini işletmeleriyle emperyalist bir yaklaşımla sömürü yaptılar. İstikrarsız ortamdan beslenen ABD, İsrail ile paslaşmalı bir oyun kurmuşlar ve bu oyunu küresel medya ile iyi oynuyorlar. Uluslar arası kamuoyunda bir savaş haklılığı bilinci oluşturmaya çalışıyorlar. İran’a savaş planlıyorlar. Irak ve Afganistan’da olduğu gibi uluslar bu oyuna gelmeyecektir. Türkiye ve Rusya, İran’a askeri müdahaleye her zaman karşı olduğunu yinelemektedir. Ukrayna’ya füze kalkanı yerleştiren ABD Rusya’dan büyük tepki almıştı. İran’a saldırılması durumunda ABD ve Rusya merkezli bloklaşmalar görülecektir. Bu kutuplaşmalar denizlerde, havadan ve karadan bir takım küçük saldırıları getirecektir. Bazen füze atımları ve denemeleri birtakım gözdağı veren tatbikatlar görülebilecektir.
· Türkiye, Van Münit ve Mavi Marmara’nın ardından İsrail’in uyduruk bahanelerle İran’a savaş açmasına sert tepki verebilir. İran’a saldırı olursa bölge aktörü Türkiye çok güçlü bir şekilde ortaya çıkabilir. Bölgede ve küresel arenada büyük destek alır.
· Türkiye küresel vicdanın sesi olmuştur. Mısır, Libya, Irak, Suriye ve İran gibi pek çok ulus ve sorun için hep insanlık ve barış için çabalamıştır. Tarafsız, çıkar kaygısından uzak, tamamen insaniyet penceresinden bakarak hareket etmektedir. Bölgesinde savaş istemeyen Türkiye Ortadoğu’da düzenin sağlanması için çok etkin çabalar verdiği bir gerçektir.
· Dünya demokratikleşmedikçe ve içi hukukla dolmadıkça, yargı ve medya bağımsızlaşmadıkça; zulüm, gerginlikler ve bozuk düzen sürmeye devam edecektir.
· Ortadoğu’da cuntacı rejimler yıkılırken zulümlerden iyice bunalmış halkların devrimleri gerçekleşmektedir. Küresel vesayetçiler saltanatları için hala mücadele vermektedirler. Artık kapitalizm tıkandı. Yeni bir dünya kurulacak. Yeni düzen iyi bir sistemle yönetilecek. Yeni bir vesayetin doğmayacağı yasaların üstünlüğüyle yönetilen adil bir sistem ortaya çıkacak. Adem-i merkeziyetçilikle esenlik çağı yaşanacak. Ezilen ve sömürülen milyarlarca insan üretmeye başlayacak. Müthiş bir bereket, alışveriş ve esenlik çağı yaşanacak. Uluslarda bu üretimler müthiş bir bereketi getirecek. Dünyayı yöneten şeytan’ın uygarlığı yıkılacak Ve Tanrı’nın uygarlığı kurulacak.
· Bozgunculuk ve zulüm üzerinden kazanan egemenler dünyaya sahip oldukları onca nimetlerden vazgeçmeyecekler. Çünkü onlar dünya için mücadele ederlerdi. Taşkınlık ediyorlar. İnananları öldürmek istiyorlar. İllaki Tanrının sopasını mı istiyorlar. Rabbin insanlığa müdahalesi kaçınılmaz oluyor. Doğal afetlerin yoğunlaşarak artması Rabbin keskin müdahalesinin yaklaştığının göstergesidir.
· Dünyayı yöneten kötü düşünce kendisini gizlemektedir. Türkiye’nin Ortadoğu’da barışçıl çalışmalarını destekleyerek beraber hareket ediyormuş imajı veriyorlar. Değişimi yönetmek istiyorlar. Diğer yandan Suriye konusunda hiçbir adım atmayan, AB daimi üyelerin kararlarına uyarak sahip olduğu eski düzeni korumaya çalışan ABD görmekteyiz. Yakında çıkarcıların gerçek niyetleri ortaya çıkacaktır.
· Dünyada küresel bir devlet vardı. Bu küresel devletin kamu kurumları vardı. Yasaması, yürütmesi ve yargısı vardı. BM küresel meclisti. Askeri gücü NATO idi. Ancak bu küresel kurumlara insanlığa zarar veren ‘Ergenekoncu yapı’ egemen olmuştu. Menfaat odaklı hareket edenler yeryüzüne egemendi. Bozgunculuktan kazananların birlikteliği vardı. Küresel kaynakları kendine akıtan anlayışın dünyayı sahiplenmesiyle oluşan hırs insanlara zulmetmiştir. Kendilerini doğrulardan sanan yalan üzerinden krallıklarını sürdüren şeytanın kurduğu kötü düzen yeryüzüne hakim olmuştur. Bu küresel devletin anlayışı değişmelidir. Rabbin kralı insanların sivil devrimini başlatmıştır. Doğruluk ve adalet anlayışıyla yeryüzüne yerleşecek ve insanlar arasına barış tesis edilecektir. Dünyayı istikrara kavuşturacak kral gelmiştir. Bu kral insanlığın ve Tanrı’nın hizmetkarıdır.
· BM, dünyayı yöneten bozguncuların meclisi oldu. Demokratik olmayan yapısıyla tam bir vesayet birlikteliğiydi. Küresel patronlar çıkarları doğrultusunda karar aldırtırlardı. BM yi yöneten ve yönlendiren anlayış insanlığa düşmandı. BM’nin askeri gücü olan NATO insanlık adına hareket eder olmaktan çıkmıştı. Küresel güvenlik gücü olmak yerine Irak’a, Afganistan’a, Pakistan’a haçlı zihniyetiyle saldırmışlardı. İnananlara düşmanlık anlayışıyla hareket eden cani askerler vicdansızca insan öldürüyorlardı.
· Küresel yolsuzluğu yapanlar ve küresel sömürgeciler, inananların haklarına mallarına ve canlarına kasıt ettiler.
· Türkiye, küresel cumhuriyeti bozguncuların sahiplenmesinden kurtardı. İnsanlığa hizmet ettiklerini iddia edenler savaşlarla ayakta kalıyordu. Onların sömürü imparatorluğunu herkes açıkça görmüştür.
· ABD, Fransa, İsrail ve İngiltere gibi ülkelerin yönetimlerinden Türkiye’ye eleştiriler yöneltilmektedir. Türkiye’yi kötülemektedirler. Köşe yazarları, gazeteler ve manşetlerle Türkiye için olumsuz propaganda yapmaktadırlar. Türkiye’nin barışçıl, iyi ve olumlu çalışmaları zalim egemenlerin hoşuna gitmiyor. Sahip olduklarını ve dünya egemenliğini kaybetmekten korkuyorlar.
· Artık iletişim çağında yaşıyoruz. Hiçbir şey gizli kalmıyor. Yalan üzerinden yapmacık uydurma haberler yapılamıyor. Herkes, her şeyi anında duyabiliyor. İnsanlar uyandı. Gerçeklerle yalanları rahatça ayırt edebiliyorlar. Doğruluk ve gerçekler insanlığı hedefe götürmektedir.
· İnsanlığa sahip çıkan anlayış Allah’ın taraftarlarının anlayışıdır. Barışı, adaleti ve doğruluğu arayan anlayış Allah’ın taraftarlarının isteğidir. Yalana ve kuru inada başvuranlar gerçekleri kabul etmezken, menfaatleri için şeytanın tarafında olmuşlardır.
· Öyle bir çağa giriyoruz ki ne silahlar ne de güçlü olmak kazandıracaktır. Bu çağ doğruluk ve adalet çağıdır. Hakkı söyleyenlerin lider olduğu çağdır. Barış ve kardeşliğin çağıdır. Düşmanlığın bitirildiği dostluğun geldiği çağdır.
· Ülkeleri sömüren egemenler sadece kendi menfaatlerini düşündüler. Bu nedenle ülkelerin büyümesini ve tüm halkların refahını düşünmediler. Bu nedenle Adil ve paylaşımcı bir sisteme karşı çıktılar.
· Dünyada sadece kendi menfaatlerini düşünenlerle tüm insanlığın menfaatini düşünenler arasında bir mücadele vardır. Bu nedenle ülkemiz büyüsün, refahımız artsın, işsizlik azalsın zihniyetini taşıyanlarla benim cebime pek bir şey girmiyor deyip bencillik ederek insani değerlerle savaş eden çıkarcı ve inançsız anlayış vardır.
· Dünyada büyük Türkiye algısı başlamıştır. Kurtarıcı ülke ve adalet merkezi ortaya çıkmaktadır. İnsanlığa sahip çıkan ve barışı dile getiren haliyle dünyada eski düzene karşı bir güç olarak görülmektedir. Türkiye, mazlumlara yardım eden, arabuluculuk yapan, birleştirici bir rolle olumlu çalışmalar yapmaktadır. Dünya gerçekleri fark ediyor. Küresel bir farkındalık ile değişim yaşanıyor. Bu değişimler eskiye sahip vesayetçilerin ve kötü düzenden beslenenlerin hoşuna gitmiyor. Türkiye ve dünyada mazlumlar sürekli saldırıya uğrayacaklardır. Çünkü zalim egemenler kazançlarını bırakmak istemiyorlar. Dünyada mazlumlara karşı resmi veya gayri resmi saldırı hali artarak devam edecektir. Egemenlerin yaşattığı terörler bir yere kadardır. Ta ki Allah yeryüzüne müdahale edene kadar.
· Yeryüzünde her zaman bir yönetim merkezi olmuştur. Sürekli değişen bu merkezler tanrının kararıyla değişir. Diğer uluslar o merkezin eyaletleri gibidir. Merkez iyi odlumu dünyada düzen iyi olur ve barış olur. Merkez kötü oldu mu düzen bozuk olur ve savaş yılları yaşanır. Dünyada sosyal yaşamı merkezin yönetim stratejisi belirler. İyilik tabanlı hareket eden merkez yeryüzüne iyiliği, kötülük tabanlı hareket eden merkez yeryüzüne kötülüğü yayar.
· Kuru inatla, zulmeden vesayetin ardında olanlar:. ‘Biz babalarımızı hangi yol üzerinde bulduysak onların ardından gideriz.’derler. Babaları doğru bir yolda olmadığı halde menfaatleri için hakka gelmeyenler şeytan’ın halkıdır.
· Dinle mücadele ederek siyaset yapanlar dinden uzaklaşmış zalimlerdir. Dini emirler, evrensel insani haklardı. Her din sosyal hayatı düzenleyen ve insanlığı koruyan tek tanrı dinleriydi. Onlar kendi uydurdukları dinle mücadele ettiler. Tüm dinler aynı iken ayrımcılık çıkartıp düşmanlık yaydılar. Kendi dinini övmek ve yaymakla başka dinlere zarar verenler din adına mücadele etmiyorlardır. Bunlar doğruluklarını değil ancak haksızlıklarını ve taşkınlıklarını sergilerler. Dinler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan ilk kuru inadı yapan ayrılıkçıların ardından gidiyorlar. İlk kuru inadı yapanlar İsa v e Muhammet geldiğinde de peygamberliklerini reddetmişlerdi. Eski vesayetçiler her gelen doğrucu ve barışçı peygamberi reddettiler. Günümüzde de bilgisizce kuru inatlarıyla gerçeklerle ve Rabbin diniyle mücadele ediyorlar. İnandık deyip eski peygamberi destekleyenler sonraki peygambere düşman oldular. Doğru yoldan sapanlar inanç çizgisinden ayrılıp menfaat odaklı şeytanın dinine tabi oldu.
· Ulusları karıştırmayı, birbirine düşman etmeyi, insanların huzurlarını bozmayı iş edinerek kazananlar kahrolsun. İnsanları birbirine düşürmeye çalışsalar da bunu uzun süre devam ettiremezler. Bu yalancılık ve aldatmaca sürekli devam edemeyecektir.
· Küresel egemenlerden aldığı yetkiyle çevresine zulmeden taraftar yönetimler artık bir bir devrilmektedir. Petrol ve silah anlaşmaları yapan ülkeler, küresel egemenlere bağlı kaldılar. Kötü yönetimler, kendi hallerinde yaşayan zararsız mazlum halklara zulmettiler. Devlet yönetimlerine bozguncu ve hukuksuz anlayış egemendi. Kazançları kendi taraftarlarıyla paylaştılar. Onlara iş verdiler. Devletten faydalandılar. Halkı sömürerek kazandılar. Vesayet böylece oluştu.
· Yılarca hoşa gitmeyen şeylerin ve düşmanlıkların artarak şiddete dönüşmesi değişimin göstergesidir. Dünyada 1882, 1915, 1948, 1979 yıllarında belirgin değişimler oldu. Her seferinde dünya daha da karanlığa ve kargaşaya gömüldü. 2012 yılından sonra karanlıkta çıkış başlayacaktır.
· Yıllarca hoşa gitmeyen ve toplumun huzurunu bozacak davranışları öğütleyenler kötü bir sistem kurdular. Kadının bedenini açmasını isteyen ve örtünmeyi kötü gösteren anlayış toplumu bozmuştur. ‘Dürüst olursan aç kalırsın.’ Diyen zihniyet hukuksuzluğu yaydı. Haksızlığı ve yalanı sevenler kaybedecekler. Çünkü onların döneminde zulüm ve gözyaşı vardı. Tanrıya inanmayanlar dünya için kurdukları bu kötü düzenden sorgulanacaklar.
· Bütün peygamberlerin ümmetleri İbrahim’in dinine çıkar. İnsan hakları ve evrensel değerler yeryüzündeki tek dindir. Tüm dinler, tüm ırklar tek merkeze çıktığı halde bu düşmanlık nedendir. İnsanlık tek bir lisanda olsaydı kopukluk daha az olurdu. Lisanlar bile ayrılıklardan doğdu. Kırgınlıkların ardından karşı kültürü reddeden taraflar kopukluk olsun diye lisanları oluşturdular.
· Dünya’da uluslar param parça. Tam bir derebeylik dönemi yaşanıyor. Küresel bir krallık, insani haklara sahip çıkmakla barış ve adaletle sağlanacaktır. Beklenen Mehdi barış krallığını kuracak olan İsa’dır. Beklenen kurtarıcı Türkiye’dedir. Rabbin kralı Türkiye’nin başbakanıdır.
· Dünya hızlı bir değişim yaşıyor. 2012’nin 6.ayından sonra büyük krizler, sıkıntılar, siyasi çalkantılar ve virajlar göreceğiz. Doğal afetlerin tavan yaptığı döneme girmiş bulunuyoruz. Şu gerçek ki Allah dilediğini yapmaya muktedirdir.
· Dünya barışı Ortadoğu üzerinden sağlanacaktır. Dünya, İsrail taraftarlığı ve Türkiye taraftarlığı gibi iki kutuplu bir hale dönüşebilir. İsrail, İran‘a saldırmakla kim bilir belki de kendi sonunu hazırlayacaktır. Çünkü dünya kamuoyunda haklılığını ispat edemeyecektir
· Bozuk dünya düzenini kuranlar kendi tarihleriyle yüzleşecekler. Baskıyla yeryüzüne egemen olduklarını kabul edecekler. Ermeni soykırımı gibi karşı tepkilerle kendi kirli tarihlerini ört bas edemeyecekler. İnsanlığa uyguladıkları soykırımı kabul etmeseler de gerçekler açıkça bilinmektedir.
· Dünyada demokrasinin adı vardı, kendi yoktu. Her yerden barış sözcükleri yükseliyor ancak sürekli savaşlar oluyordu. İnsan haklarına sahip çıkıyoruz diyenler diğer taraftan baskı kuruyor ve insan öldürüyorlardı. İnanan mazlumların başkaldırısı, büyük halk devrimleri kaçınılmaz olmuştur. Yıllarca baskı altındaki insanlar elbette bir gün patlayacaklardı. Ortadoğu ve dünya demokrasinin tadını alacak ve bu esenliği hiç bırakmayacak.
· Yeni Ortadoğu ve yenidünyanın inşası; özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barışla mümkün olacaktır. Doğruluğun ve barışın karşındakiler kaybedecekler. İnsana hizmetin karşısındaki her muhalif güç dağılıp yok olacaktır.
· "Bizim kararlarımızda her zaman Türkiye'nin sesi sözü hissediliyor" diyen Rasmussen, NATO'nun dünya güvenliği açısından en iyi sigorta poliçesi olduğunu söyledi. Halbuki NATO güvenirliğini yitirdi. NATO kararları ve NATO askerlerinin yaptıkları hiç de insancıl değildi. NATO askerleri kuran yaktı. Zevk için Irak’ta insan öldürmüştü. Afganistan ve Pakistan’da insancıl değil haçlı birliği gibi hareket etmişti. NATO dünya devlerinin çıkarlarına hizmet etti. Dünyanın eski egemenleri yıllarca işledikleri küresel zulümden dolayı insanların ayaklanmasına sebep olmuştur. Ortadoğu'daki insanlar, artık seslerini duyurup hak talep etmeye başladıklar. Arap Baharı devam ettikçe Türkiye'nin liderliği daha da önem kazanacaktır. Çünkü Türkiye hayati bir önem taşımaktadır ve NATO'nun da hayati bir üyesidir.
· Dünyanın jandarmasıyım diyen ABD aslında barış elçiliğiyle ve insan haklarının savunuculuğuyla üstlendiği liderliğini 1950’lerde ilan etmişti. ABD küresel düzeni, barışı ve adaleti sağladığını söylüyordu. Durum hiç de öyle değildi. İnsani değerler üzerinden uluslara baskı kuruyordu. Ardından soğuk savaş dönemi ve hızla silahlanma süreci yaşandı. 11 Eylül ve ardından yaşananlar Ortadoğu’yu savaş alanına çevirdi. Ardından karışık ve kaos dönemi yaşanıyordu. Mazlumlar başkaldırdı. Yeni bir küresel düzene ihtiyaç olduğu açıkça anlaşılıyordu. Barışçıl ve adil bir küresel düzeni insanlar özlemişti.
· Dünya da güven ve istikrar olmayınca küresel kriz baş gösterdi. Yeni bir dünya düzenine ihtiyaç olduğu dünya da son yaşanılanlardan sonra açıkça anlaşılıyor. Savaşların olmadığı, insanlığa sahip çıkan, güvenin olduğu, barış dolu bir dünya özlemi çekilmektedir.
· Peygambere kötü karikatürler yakıştırmalar, dine ve Peygambere hakaret içeren filmlerin gösterilmesi, Kuran yakma girişimleri, dini emirlerle (başörtüsü ve helal etle) mücadele etmeleri din düşmanlığını ve bilinçaltlarındaki kini göstermektedir. 11 eylül ile Ortadoğu’ya savaş birlikteliği tasarlayanlar İslam düşmanlığı yapmıştır.
· Dünyada ABD, Fransa ve İngiltere temsilciliklerine saldırılar artacak. Dünya egemenleri kurdukları bozuk düzene karşı halk ayaklanmalarını durduramayacaktır. Ülkeler kendi içlerinde karışacaklar. Herkes kendi hasımlarıyla kavga etmeye başlayacak. Ekonomik kriz durumları daha da derinleştirecektir. Önce pek çok yerde bölünmeler olacak. Sonra küresel bir atmosfer yaşandığından küresel bir birliktelik görülecek.
· ABD ve Avrupa krizle boğuşuyor. Arap baharıyla Ortadoğu da bir uyanış başladı. Batı gerileme dönemine girerken doğu yükseliş dönemine girdi. Eski baskıcı rejimler bir bir yıkılıyor.
· Son dönemlerde dünyada yaşanan değişimlere olumlu katkı veren Türkiye’nin sivrildiği görüldü. Türkiye’nin barışçıl çalışmaları ve olumlu çözümleri Türkiye’yi ön plana çıkardı. Dünyanın jandarma görevini Türkiye üstlenmiş gibi görünüyor. ABD, dünyadaki yöneticilik egemenliğini Türkiye’ye kaptırmış durumdadır. Türkiye güven vermesinden dolayı itibar görüyor. Ortadoğu’da, Afrika’da, Balkanlarda, Kafkaslarda, Türkiye sevgisi başladı. Türkiye bölgesinde ve dünyada nüfuzunu güçlendirdi.
· Arap baharı ve Ortadoğu da yaşananlar Türkiye’yi olumsuz etkiliyor diye seviniyorlar.
· Ortadoğu da hatta ABD ve Avrupa da dahil tüm dünyada kaos sürüyor. Bozguncuların kurduğu sistem çöktü. Paraya sahip olma ideolojisinin yeryüzüne hakim olmasıyla ekonomik ve sosyal sistem işleyişinde bozukluk oluştu ve kötü sistem yaşayabileceği en uzun dönemini yaşadı artık sona gelindi. Dünyaya daha fazla adalet eşitlik ve özgürlük gereklidir. Çok az zengin ve çok fazla yoksul var. Zenginler zulmediyor. Mazlumlar sömürülüyor.
· 1910’larda birinci dünya savaşı döneminde yaşananların tam tersi olaylar yaşanmaya başladı. Bir zamanlar Doğu merkezli Osmanlı dünyayı yönetiyordu. Osmanlı barış ve adalet sancağını taşıyordu. Avrupa o dönemlerde ortaçağın karanlığında çok geri idi. Zamanla yeryüzü inanmayanların egemenliğine geçti. Şimdi ABD ve Avrupa çöküyor. Yükselen Ortadoğu da sivrilen Türkiye var. Ve dünya yeni bir çağa giriş yapıyor.
· Farklılıkların zenginliği ile kurulan kültürel birliktelik geleceği daha iyi şekillendirecektir. Türkiye’nin öne çıkması doğruluk ve barış sancağını taşımasıyla gerçekleşmektedir. Türkiye, küresel arenada rol model olarak ortaya çıktığı gibi yönlendirici ve yönetme gücü de elde etmiştir.
· Yalan üzerinden savaş siyaseti yapanların krallığı kısa sürüyor. Doğruluk üzerinden barış siyaseti yapanların dönemi gelmiştir. Şu gerçek ki Dünya da dengeler değişiyor. ABD ve Avrupa Ortadoğu da hakimiyetini kaybederken kendi dertleriyle de baş edemiyorlar. Birtakım sıkıntılarla ve krizle boğuşuyorlar.
· Ortadoğu da baskıcı yönetimler altında ezilmiş mazlum halklar özgürlük mücadelesini başlattılar. Petrol kuyularını sömürgeci ülkelere ucuza pazarlayan yandaş yönetimler halkı ezdiler. Ülkenin kaynaklarını kendilerine akıtan cunta destekli baskıcı yönetimler devriliyor.
· Güçlünün zayıfı ezdiği dönem bitmektedir. Gelişmiş silahlarla mazlumları öldürenlerin zorbalığı son bulmaktadır.
· Küresel bir çağda yaşıyoruz. Herkesin her şeyden etkilendiği bir dönemdeyiz. İçine kapanık ülkeler ve kapalı rejimler dahi dünyaya duyarsız kalamıyor. Küresel medya tekelden kurtuldu. Gerçeklerden tüm insanlar, anında haberdar oluyor. Yaşananlar insanları doğru yola götürmektedir.
· Dünya müthiş bir dönemden geçiyor. Sanki geleceğin tarihini bugünkü yaşananlar yazacak. Görünen şu ki bir tarihsel değişim yaşanıyor. Bu değişim insanlık ve dünya için huzuru getirecektir.
· Arap baharı yeni bir dünya düzeninin kurulacağı sinyalini verdi. Kurumlar, insanlar ve ülkeler evriliyor. Anlayışlar değişiyor ve gerçekler iyice açığa çıkıyor. Yeni ve adil bir dünya düzeni ancak Rabbin kralıyla mümkün olacaktır.
· Yeryüzünde insanlar ikiye ayrılmış ve tam bir tezatlık içindeydiler. Her iki taraf kendilerini inanan ve tanrının tarafında ilan ederlerdi. Gelişmiş ülkeler, kendilerini tanrının inanan halkı olarak nitelerlerdi. Gelişmemiş ülkelere ve Ortadoğu’yu kafir olarak görür ve onlara savaş siyaseti uygulanırdı. Acaba doğudakiler mi gog magog’du, yoksa batıdakiler mi gog magog’du. Kendilerini Tanrı’nın İsrail halkı sanan batılılar Peyganberlerin beyaz bayrağı olan barışı hiç kullanmadılar. 11 Eylülle oluşturdukları küresel haçlı zihniyeti ne kadar doğruydu. Doğudakiler, batının zülmundan dolayı Tanrı’ya dua ederlerdi. Batıdakiler de Tanrı’nın dinini yeryüzüne egemen kılmak için çalışırdı. Şunu iyi bilelim ki saldıran ve şiddet kullanan daima şeytandır. Allah’ın taraftarlarıyla Şeytan’ın taraftarları yeryüzünde mücadelesini son devirde en şiddetli haliyle sürdürmüştür. Ancak kim Tanrının tarafında onuda yeryüzünde gizli iş çevirenlerin hileleri ortaya çıktığında anlaşılacaktır. Artık gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.
· Ortadoğu ve Afrika halkları Türkiye’ye destek veriyor ve Osmanlı yeniden doğuyor.
· Türkiye lider bir ülke olmuştur. Arap halklarının ardından küreselleşen devrimler göreceğiz. İsrail’in öncülüğünde bozgunculuk pasifleşecektir. Yeryüzündeki kötü düzen bitmektedir.
· 2012’yi zafer yılı ilan eden İsrail anlayışı büyük bir hezimete uğrayacaktır.
· Değişime direnen küresel statükocular artık dünyanın eski sahipleridir. Adaletsizdiler ve eşitliğe karşı çıkmışlardı. Artık mazlumların şahlanışı yaşanmaktadır.
· İnsanlığın çıkarını düşünen vesayetçiler tarafından reddedilir. Recep Tayyip Erdoğan’da vesayetçiler tarafından reddedilecektir. Tanrı Onunla beraberdir.. Mazlumlara gelen küresel demokrasiye sırf saltanatları için karşı çıktılar. Vesayetçiler insan haklarını, evrensel değerleri ve demokrasiyi kendi çıkarları doğrultusunda yorumluyordu. Ve bu değerleri kendileri açısından kullanıyorlardı.
· Dünyada iyi yöndeki değişimi göremeyenler eski düzenden nemalananlardır. Değişime direnenler inat hastalığına saplanmışlar. Sırf kıskançlıklarından dolayı İsa’yı reddettiler. Şeytan’da hileleri üzerinden kurduğu düzene sahip çıkmıştı. Ve Tanrıya karşı kuru inat etmişti.
· Küresel vesayetçiler, Küresel krizin, Arap baharının, yükselen Türkiye’nin sonucunda değişen dünyayı durdurmaya çalışacaklar. Değişimin sebebi ve yönlendiricisi olarak gördükleri Türkiye’ye saldırma kararı alacaklar. Ancak bu onların son kararı olacaktır. Çünkü Allah inananların tarafındadır.
· İnananlar birlik ve beraberlik içinde doğruluk barış ve adalet mücadelesi verdikçe kimse inananları durduramayacaktır. Bir avuç insanın kararlı tutumu binlerce insanın temelsiz amacını yıkacaktır. Allah müminlerle beraberdir. Yükselen Türkiye’de inananların gücünü izleyenler bunu bir tehdit gibi görüp kötü plan hazırlıyorlar. İnançsızlar asla muvaffak olamayacaklar.
· Zalimlerin namütenahi doğal kaynakları var. Yıllarca sömürerek elde ettikleri sermayeleri var. Doğalgazı petrolü ve yeryüzünün hazineleri var. Kara paraları ve para siyaseti var. Her türlü silah, uyuşturucu ve insan ticareti gibi kötü kazançları var. Tüm haksız kazanç yollarını kendilerine iş edinenler kaybedecekler.
· İnançsızlar, dini kötülediler. Dini emirleri (İnsanlığın esenlik yöntemlerini) itibarsızlaştırdılar. Ceza yasalarını hafiflettiler. Cinselliği ön plana çıkardılar. Zenginliği ve hırsla kazanmayı yol edindiler. Allah’a ibadet yöntemlerini yobaz ve gericilik olarak nitelediler. İnananlarla dalga geçtiler. Rabbin yasalarının ayaklar altına alınması ahlaki çöküş getirmiştir. Yeryüzü günahlarla ve suçlarla doldu.
· İnananlarda Allah korkusu var. Zarar vermekten ve haksızlık etmekten çekinirler. Dünyaya aldanmamışlardır. Dünya yaşamının geçici bir deneme olduğunu bilirler. İnsani değerleri kollayan, haksız kazancı reddeden, doğrulukla hareket eden, adalet ve kardeşlik isteyenlerin çabaları kalplerindeki iman nedeniyledir.
· Obama, ikiyüzlü ve pasif politikasının ardından ikinci seçimlerden aldığı destekle Türkiye ve inananlara karşı aktif politika uygulamaya geçecektir. Ancak şeytanın son kralı Deccal kaybedecektir.
· Düşünceyi yönlendirenler insanları gütmekten zevk alırlardı. İletişim çağında yaşıyoruz. Herkes aynı anda her şeyden haberdar oluyor. Medyada tekelcilik ile aldatma dönemleri de geçmişte kaldı.
· İnsanları sömürenler yeryüzünün kaynaklarını kendilerine akıtırken cimri oldular. Zenginleşenler paylaşmayıp toplumlara yol göstermedikleri için büyük bir fakir halk tabakası oluşturdular. Hem onların üzerinden saltanatlarını sürerler hem de onlara kötü davranırlardı. Eski yöneticilerin kibri tavırlarında görülürdü. Sömürge ve gelişmemiş ülkelerin liderleriyle karşılaştıklarında kibirle, kasılarak, ayak ayak üstünde poz verirlerdi.
· İsrail idealli, dünya yönetiminde yeryüzünde sadece zulüm vardı. Ortadoğu’da zulüm ve katliamlar yapılıyordu. Kurdukları düzen Tanrının İsrail halkına vaadettiği krallık değildi. Tanrıya karşı kurulmuş şeytanın krallığı vardı. İnsanlar öldürüldü ve yeryüzünde çok sayıda mazlumlar vardı. Bozuk düzende haksızlıklar, adaletsizlikler, günahlar ve suçlar yeryüzünü kaplamıştı.
· Yecüc ve .Mecüc bozgunculuğuyla yeryüzünde insan ırkını ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Tüm inananlara her yerden saldırmış haldedir. Dünyaya hükmetme ve zengin olma arzusu insanlığa büyük zarar vermiştir. Doğruluğun, adaletin ve barışın savunucusu Recep Tayyip Erdoğan onlarla mücadele etmektedir. Doğruluk ve barış taraftarları her yerde mücadele edecek. Bu mücadele döneminde Tanrı onlarla olacak ve yeryüzünde afetler tavan yapacaktır. Her şey tıkandığında O ve O’na inananlar dua edecekler. Yeryüzüne bir veba yayılacak. İnsanlığa zarar veren inançsızlar her nerede olursa olsunlar ölecekler. Etkili bir salgın olacak ve yeryüzün de yaşayanların üçte biri ölecektir. Dünya için yaşayan çıkar amaçlı hareket edenler kaybedecekler. İnananlara saldıran ve insanlığa zulmeden Yecüc ve Mecüc’ün bozgunculuk anlayışı yeryüzünden temizlenecektir. Şeytan’ın tarafındakiler Rabbin tarafındakileri yok edemeyecekler. En sonunda iyiler kazanacaktır.
· Allah, doğrularla yalanları açığa çıkartıyor. İnananlarla inanmayanları ayırıyor. Tüm insanlığın gerçekleri fark etmesi için olayları yaratıyor. Rab ile şeytanın mücadelesinde inananlarla inanmayanların mücadelesi iyice kızışıyor. Tanrı, yeryüzünün iyilikle ve kötülükle yönetilmesine izin vermişti. İyiler ve kötüler kendilerinin doğru yolda olduğunu iddia ederler. Birbirlerini anlamazlar. Geçmiştekilerin yaptıkları ve azaba uğrayan toplumların akıbeti doğruyu açıkça göstermektedir. Savaş çağından çıkarken binlerce insanı geride ölü bıraktık. Son otuz üç yılda bozuk düzenin yaşattığı ölümler inanılmaz rakamlardadır. Ailenin, sosyal yaşamın ve tüm dünya düzeninin bozulmasının temel nedeni bellidir. Kimlerin iyi işlere ve barışa kapı açtığı ve kimlerin kötü işlere ve savaşa yol açtığı gayet anlaşılır durumdadır.
· İnsanlar her şey yaşandıktan sonra gerçeği anlayacaklardır.
KÜRESEL KRİZ
· Zulüm üzerinden egemen olanlar korkunç bir yıkılış yaşıyor.
· Zalimler krizin altında eziliyorlar ancak bunu gizliyorlar. Her şey çok güzelmiş gibi gösteriyorlar. Ekonomiyi yönlendirici kurmaylarla olumlu hava estirtiyorlar. Krizi yönetmeye çalışıyorlar. Krizden en az etkilenecek ve en kolay çıkışı yapacakların kendileri olduğunu iddia ediyorlar. Onlar batıklığını gizleseler de her geçen gün daha ağır duruma gelecekler. Onlar Rabbin kralına uyup doğru yola gelmedikçe kaybedecekler. Rabbin kralı onları insanlığa hizmet etmeye ve iyilik etmeye çağırıyor. Onlarsa zulüm ve kötülük üzerinden kazanç sağlamayı seçiyorlar.
· Küresel krizden çıkışı yöneten egemenler 2014 e kadar faizleri sıfırda tutacaklarını söylüyorlar. Bazı yaldızlı sözlerle genel görünümün ağırlığını değil de teferruatın olumluluğundan bahsediyorlar. Bu teferruatlar geneli etkilemiyor ancak bunları kullanıyorlar. Aldatıcı söyleyişle gidişatı yönetmeye çalışıyorlar.
· Batıda krizle çöküş yaşanırken enflasyon da artacak, işsizlikte artacak artık kanserin yayılması gibi kriz ağırlaşacak.
· Rabbin kralı Krizleri iyi yönetti. Ülkesinde beyaz eşyada ve otoda özel tüketim vergisini kaldırdı. Acil eylem planları devreye soktu. Teşvik ve destek açılımları yaptı. Krizde çarkların dönmesini sağladı.
· Yıkılmaz sanılan ABD ve Avrupa çöküyor. Dünya ya egemen inançsız yönetimlerin zor duruma düştüğünü görünce kendinizin güçlü olduğunu anlıyorsunuz. Menfaat temeli üzerine kurulu sömürgecilik anlayışı artık çöküyor. Baskıcı ve zorba yönetimler yıkılıyor. İnsan odaklı demokrasi ve sevgi düzenini insanlığın vazgeçilmezi olacaktır.
· ABD dünya da en büyük bütçe açığını yaşıyor. Ve sürekli borçlanıyor. İstihdam yaratamıyor ve işsizlik sürekli artıyor. ABD başkanı Obama: "Ekonomik canlanmayı sürdürmek için elimizden geleni yapmalıyız. Yoksa daha zor durumlar göreceğiz’ dedi. Obama, bir yandan bütçe açığını gelecek 10 yılda, 4 trilyon dolar azaltacağını söylerken, bir taraftan da borçlara 11 trilyon Dolar daha ekliyor." Aslında bir kandırmaca yaşanıyor. Ayrıca Bush ve Obama zamanında zengin daha da zengin ,fakir daha da fakir olmuştur.
· Obama:"Ekonomik büyümeyi durduracak kesintiler yapmamalıyız. İhtiyatlı hareket etmeliyiz. İhtiyaç duymadığımız şeyleri kesebiliriz. Dedi. Daha önce de Obama kurtarma planları, para pompalamaları yapmıştı. Ancak krizden etkilenmeyi bir nebze olsun durduramadı. Sorunları çözmek için sürekli dolar basılıyor. Para basmak çözüm değildir. Dolar artışı gelecekte çöküşün sinyalini vermektedir. ABD krizle başa çıkamıyor. İMF borç verdiği ülkelerden parasının geri dönüşümünü sağlayamıyor. İMF gelişmiş ülkelerden para toplamaya başladı. ABD de her yol denenmesine rağmen kontrolsüz çöküşü yavaşlatamıyor. Görünen o ki sistem çöktü. Bu sistemin tekrar işlemesi gereklidir. Bunun içinde küresel güven ve küresel demokrasiye ihtiyaç duyulacaktır.
· FED, ABD’yi mali lanetten kurtaramaz. Fransa, Avrupa’nın hasta adamıdır. İngiltere dağılan küresel krallığını kurtaramayacaktır.Kriz derinleştikçe eski düzenin yıkılışını yeni bir dönemin başlangıcını göreceğiz.
· Ekonomik krizle birlikte siyasi karar alma mekanizmasının birçok ülkede sorunlu olduğunun ortaya çıktı. Birçok ülkede mali önlemler ve yapısal reformlara acilen ihtiyaç duyuluyor.
· Fed, küresel krizi çözemiyor. Fed para basmaktan başka ne yapacağını bilmiyor. Sürekli gizliden dolar basıyor. Yakında dolar değersiz bir kağıt parçası olacaktır. Avrupa'nın sorunları ve sıkıntıları artıyor. Avrupa'da iflas etmiş ülkeler vardır. Yüksek borç sorununun daha fazla borçla çözülemeyecektir.
· İzmir’i işgal eden ve Anadolu’ya karşı Yunanistan’ı kullananların çöküşü başlamıştır. Yunanistan’ın çökmesi kurtuluş savaşında Türkiye halkına soykırım yapmak isteyenlerin maşasının kırıldığını göstermiştir. Artık dünyaya zulmeden eski egemenler gücünü kaybetmektedir. Zalimlerin ve inançsızların egemenliği yıkılıyor. Euro bölgesi sallanıyor. İspanya, İzlanda, İrlanda, İtalya, Fransa gibi ülkeler batıyorlar. ABD, İngiltere, Avrupa battıklarını dünyadan gizliyorlar.
· Küresel sömürücüler kendi düzenlerini de kurtarmak için Yunanistan gibi bataktaki birçok ülkeye yardım yapmaktadırlar. Sömürücü anlayış bu sefer para üzerinden faizle çağdaş sömürü peşindedirler. Devletlere, maliyelerine duyumu umumiye gibi el koydular.
· Avrupa’daki mali kriz ve işsizliğin yabancı düşmanlığını artırdığını görmekteyiz. Hoşgörüsüzlük, islamafobi, ırkçı söylemler giderek artmaktadır.
· Avrupa, krizden kurtulmak için bozguncu egemenlerden kurtulup demokrasiye yatırım yapmalıdır. Artık ekonomik krizler, siyasi krizlere dönüşmüştür. Pek çok hükümet yıkılmakta ve pek çok ülkede devrimler olmaktadır. Daha adil ve insanca yaşamayı isteyenler şeytanın egemenliğine karşı çıkmaktadırlar. Eski bozuk sistemi savunanlarla adil dünya isteyenlerin mücadelesi küresel istikrara kadar devam edecektir. Tanrının işleri birden olmaz elbette yıllar alacaktır. Ancak bu yıllardaki hızlı değişim gerçek hedefe kardeşlik çağına götürecektir.
· Küresel krizle küresel işsizlik artmaktadır. Küresel büyüme daralmakta her geçen gün güven azalmaktadır. İnsanlar sıkıntılar çekmektedir. Küresel krizin getirdiği riskler ve sosyal patlamalar çatışmalar da kaçınılmaz olmaktadır.
· Uluslar arası para fonu (İMF) başkanı Cristine Lagarde krizle mücadele için İMF ye para toplayacağını söyledi. Onlar Faizle krizden zorlanan ülkelere verdikleri paraları da alamayacaklar. Egemenler krizden iyi kazanıyoruz diye seviniyorlardı.
· ABD krizle büyük bir borca girdi ve nerdeyse ikinci Yunanistan oluyor. Artık kimsenin savaş yapmak gibi bir lüksü yoktur. Artık onların savaş istekleri çaresizliğin içinde can havliyle son hamleleri olacaktır.
· Gelir dağılımındaki ayrışmadan ötürü, "Amerikan rüyasının" artık bir "efsane" olduğunu anlaşılmıştır. ABD fırsatlar ülkesi olmaktan çıkmıştır. ABD’de durum Avrupa’dan ve diğer sanayi ülkelerinden çok daha vahim boyutlarda olduğu gizlenmektedir.
· Fed, para basmaya devam edecek ancak bunun yanlış olduğunu biliyor. Fed çaresizlikten başka ne yapacağını bilmiyor. ABD sürekli borçlanıyor. Çöküyor ve sürekli geriye gidiyor. Avrupa'nın sorunları artıyor. Avrupa'da fiilen iflas etmiş ülkeler var. Bazı ülkeler hariç tüm ülkelerin borçlarının giderek arttığı gerçektir. Yüksek borç sorunu daha fazla borçla çözülemeyecek. Zalimlerin efendiliğinde çöküş kaçınılmaz olmaktadır.
· Küresel krizden dolayı küresel egemenler köklü ve yapıcı çözümler yerine günü kurtarmaya çalışıyorlar. Hukuksuz egemenler insanlık namına bir şey yapmazlar. İnsanlar için ellerini taşın altına koymazlar. Dünyada hak uğruna güven olmayınca ve yeni bir ışık görülmeyince çaresizlik daha da artacaktır. İnsanlığa sahip çıkacak ve barış çağını getirecek bir kişi dünyanın lokomotifi olup bereket çağını getirecektir. Tüm dünyada ticaret canlanacaktır. Mazlumların, yoksulların ve çaresizlerinde alım gücü artacağından küresel ekonomi çarkı müthiş bir hızla dönecek ve büyük bir bereket dönemi yaşanacaktır.
· ABD, İsrail, Avrupa gibi egemen kuvvetler yeryüzüne güven vermiyor. Savaş üzerinden hareket edenler BM ile, AP ile G-7 ile yeryüzünü yöneten kurumlar savaş siyasetlerinden dolayı hiçbir güven vermedi. Oluşan istikrarsızlıkla yaşanan küresel kriz dünyanın değişime ihtiyacı olduğunu gösterdi.
· Dünyayı adil ve barışçıl yönetecek ve insanlığa güven verecek yeni bir gücün doğuşu gerçekleşecektir. Ve bu günümüzde çok açıktır. Rabbin kralıyla Türkiye dünyanın egemen gücü olacak ve bu güç çıkar hesaplarına göre değil, insanlığa hizmet eder anlayışta Tanrı’nın krallığı olacaktır.
· Almanya başbakanı Merkel; Yunanistan’ı kurtarma konusunda başarılı olamadıklarını ve krizin Tüm Avrupa’ya yayılabileceğini söyledi. Almanlar, kendi ekonomisinin derdindedir. Büyüklenip abartmakta ve krizi gizlemekle Avrupa’yı kurtaramayız. Dedi.
· Euro bölgesinin borçları arttı. Ülkelerin nefatif görünümleri artıyor. Bozulan bir dengenin içindeyiz. Baronların egemenliği yıkılıyor. Yeryüzünde yeni bir düzen oluşacak. Krizlerin ve değişimlerin daha başındayız. Daha sancılı dönemler göreceğiz.
· Güney Kıbrıs İMF’den yardım talep etti. İspanya ekonomisi çöktü. Sarayları ve tarihi yerleri satışa çıkardı. Yunanistan da adaları satışa çıkarmıştı. Avrupa ülkelerinin hepsi vahim durumdadır. Bölgesel bir gerileme ve çöküş yaşanıyor.
· Küresel sömürücüler Yunanistan’ı fırsat bildiler borçla, para ile sömürüyorlar. Bu sömürünün karşılığını gün gelecek Türkiye’ye karşı kullanacaklar. Bir zamanlar kurtuluş savaşı döneminde de kullanmışlardı. Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı bir üss olarak kullanacaklardır.
· Yaşam standardının yüksek olduğu Avrupa şimdi sıkıntı çekiyor. Mazlumların hakkını yiyerek lüks yaşayanlar sınırsız ihtiyaçlarını karşılardı. Sürekli israf eder ve hep daha fazlasını isterlerdi. Dünyadaki çaresiz halklara bırakın yardım yapmayı onların kaynaklarını da sömürüyorlardı. Paylaşmadan çılgınca tüketenler krizi doğurmuştur. Yeryüzünde inançsızların egemenliği yıkılmaktadır. Allah, yeryüzü sofrasını tüm insanlara vermişti. Ancak kazanan daha çok istedi. Yoksul aç kaldı. Gelir adaletsizliği her yerde oldu. İnsanlar paylaşmayı öğrenemedi.
· Ekonomik krizle birlikte siyasi karar alma mekanizmasının birçok ülkede sorunlu olduğunun ortaya çıkmıştır. Seçimle gelenlerin ulusları ve dünyayı yönetmediği anlaşılmıştır. Birçok ülkede mali önlemler ve yapısal reformlara acilen ihtiyaç duyuluyor. Demokrasi ve insan odaklı faaliyetlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da sadece o ülkelerde vatandaşların güçlü bir bağımsızlık duygusuyla mümkündür. İnananlar, menfaatçileri devirerek sırf Allah için insanlığa hizmete koşmalıdır. İnsani hakları arttıracak reformları uygulamaya konmalıdır. Dünya da Rabbin dini (insanın korunması) için çalışmak istikrarı getirecektir. Rabbin dini: Barış, adalet ve insana hizmettir. Dünyaya sırtını dönmek ve paylaşmaktır.
· İMF başkanı Lagarde para lazım derken ABD Çin’e ve Almanya’dan para istemektedir. Ancak Almanya başbakanı Merkel’ de Çin’den para isteyince krizin gün geçtikçe derinleştiğini görmekteyiz.
· FED’in hamleleri zavallıcadır. Güttüğü siyaset sorunu çözmez. Para ihtiyacı için ülkelerden para toplamaktadır. Ülkelere verdiği borçların geri dönüşümü olmuyor.
· Bir zamanlar borç alabilmek için İMF’nin kapısını aşındıran Türkiye şimdi İMF ye borç veriyor.
· Banka batıkları, şirket batıklarını getirdi, şirket batıkları ülke batıklarını getirdi. Küresel kriz iyice derinleşiyor. Dünyada bir güven yok. Küresel adalet ve küresel demokrasi gelene kadar dünyayı savaş tehditleri beklemektedir. Yakın dönemde lokal savaşlar görebiliriz. Birinci dünya savaşı dönemini tekrara yaşamaya başladık. Batının egemenliği biterken yeni bir egemenlik doğmaktadır.
· Kriz ikinci bir krizi Avrupa krizini getirdi. Halbuki ABD’deki kriz Avrupa’dan daha kötü durumdadır.
· Dünyayı yöneten küresel ergenekoncular çöküşten kurtulmak için Türkiye’ye saldırma kararı alacaklar. Tüm bu değişimin suçlusu olarak Türkiye’yi görecekler. Savaş ekonomisiyle beslenen zalimler, çıkış yapan Rabbin ülkesini ortadan kaldırmak isteyecekler. Zalimler böyle ayakta kalacaklarını sansalar da Rab onlara cezasını verecek.
· Allah bundan sonra zalimin beslenmesini engelleyecek, mazlumun büyümesini sağlayacak. Allah kararını verdi. Ve insanları her şeye rağmen çok sevdiğini gösterdi. Zalimler yok edilecek. Yeryüzü inananlara miras bırakılacak.

 

cihadir

Acemi Üye
Silver
#2
MEHDİ (İSA)(RTE)
  • İnsanlık bocaladığında, her kıtada kargaşa çıktığında, Ortadoğu’da savaşlar olduğunda kurtarıcıyı ara. Adaletsiz ve kötü bir düzenin sonunda O’nu bekle. Kriz ve kıtlık baş gösterdiğinde, insanlar birbirine girdiğinde O’nun gelişi aşikar olacak. İnsanlar kurtarıcıdan ümitlerini kesmişken Mehdi zuhur edecek.
  • Bütün dinler aynı şeyi söyledi. Hepsi mehdi’yi müjdeledi. Onun hakkında ve onun dönemi hakkında açıkça bilgiler verdiler. Bütün kitaplardan ve peygamberlerin sözlerinden mehdi ve gelecek dönemi ile ilgili bilgiler verilmişti.
  • Tüm hesaplar, bütün takvimler, tüm dinlerdeki tasvirler; Mehdi’nin 21.Aralık.2012 de ortaya çıkacağını göstermiştir. O’nun çağı değiştireceği işaret edilmiştir. 21.Aralık.2012 karanlık çağdan çıkıştır.
  • Yeryüzü yine bir Zülkarneyn dönemi yaşıyor. Yeryüzü karanlık bir dönemdeyken barışı ve adaleti duyuran bir adam çıkar. Yeryüzü son yüz yıldır kötü bir dönem geçirir. İnsanlık yıkılmıştır. Bir kurtarıcıya ihtiyaç vardır. Onunla dünya düzelmeye başlar. Asırlar ve hatta bin yılı aşkın sürede esenlik yaşanır. Tarih bu örneklerle doludur. Nuh’ da aynı şeyleri yaşamıştır. İşte tam böyle bir dönem yaşanmaktadır.
  • ABD, Rusya, Çin gibi küresel güçlerin yönetimleri dünya için kötü bir düzen kurmuşlar. Menfaatleri için eski düzeni koruyan devletlerin yıkılış dönemi yaşanacak.
  • Ad, Semud, Lut gibi kavimler, işledikleri günahlardan dolayı Tanrı’nın kararıyla birden bire helak oluşlarından bahsedilir. Lut kavminin helak olmasına sebep olan rezilliklerin bugün belki yüzlerce katı kimi şehirlerde yaşanmaktadır. Günahta ısrar eden toplumların dönemindeyiz. Geçmişte şöyle veya böyle şımaran toplumların kimi, gökten gelen ani bir rüzgarla, kimi üzerlerine lav püskürtülerek, kimi üzerine taş yağdırılarak veya sular altında bırakılarak helak edilir. İşte tam da böyle bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinde afetler ve toplu ölümler olmaktadır. İnsanlar yeryüzünün her yerine yayıldıklarından zulme destek veren her toplum Tanrının gazabından nasibini almaktadır.
  • Yeryüzünde insanlık yaşamı çeşitli dönemlerden meydana gelmiştir. Her dönem bir diğerini etkilemiş ve nedeni olmuştur. Yeryüzünde iyilik tabanlı başlayan yaşam zamanla kötüleşmeye başlamış. Her dönem daha da kötüye gitmiş. Her dönem bir peygamber gelmiş. İnsanlığı etkilemişler fakat hep yerel ve bölgesel kalmışlar. Tüm yeryüzünü kaplayan küresel bir barış ve Rabbin evrensel diniyle esenlik çağı hiç yaşanmamış. İşte son devirde barış çağına girildiğinin müjdesidir. 21 Aralık 2012’de Altın çağa girilecek.
  • Deccaliyet: İnsanlığı koruyor imajını verenlerin kötülükle aldatarak yönetmesidir. Dünyayı amaçlayanların gizli zulmedişidir. Hile ile halkı aldatır, yalanla egemenliğini sürdürürler. İnsan sevgisini ve dini kullanarak kalplerindeki gizli kötülüğü gizlerler. Hırsızlık, yolsuzluk, gasp ve öldürme üzerinden hukuksuzca kazanmayı yol edinmişlerin birlikteliği deccaliyeti oluşturmuştur. Bozgunculuk ve zulümle dünyada yaşamlarını sürdürürler. Allah’a inanmayanların ve şüphe edenlerin insanlara yaşattığı baskıdır.
  • Eski egemenler ne zaman bir peygamber gelse ona Deccal dediler. Ve onlarla mücadele ettiler. Zulmederek yöneten egemenler kendilerini iyilerden zannettiler. Nuh’a da deccal demişlerdi. Tarihte barışa çağıran, adaleti gösteren, insanlara hizmet eden ve onları koruyan bir kişi ortaya çıktığında onunla mücadele ettiler. Rabbin kralına deccal (Yalancı, hilekar) diyorlar. Türkiye ye ve Ortadoğu da inanan halklara da Yecüc ve Mecüc diyorlar. Yıllarca zulmettiler. Asıl Gog Magog onlardır. Her gittiği yerleri sömürdüler yediler, içtiler. İnsanlığa zulmettiler.
  • Her peygamber gelişinde Tanrı kendini gösterdi. Tüm kavimler peygamberleri suçlarken yaşadıkları doğal afetleri peygamberin uğursuzluğu olarak nitelediler. İşte şimdi Rabbin kralı dünyaya geldi ve yaşanan siyasi gerginliklerle küresel afetler kendini gösterdi. Küresel afetlerde tavan yaptı. Yeryüzünün her yeri karışık halde. İyilerle kötüler mücadele ediyor. Yeryüzünde yine peygamber dönemlerinden biri yaşanıyor. Gerçekten Rab göründü hem kuluyla dünyayı düzeltirken hem de afetlerle ders veriyor. Rabbin kralının İnsanlığa sahip çıkması, barış çabaları ve Rab için mücadelesi tartışılmazdır. İnsanlara hizmeti, insanlara sevgisi eşsizdir. Gerçekten müthiş bir dönemden geçiyoruz. Bu dönem altın çağa giriş olsa da insanlar gerçeği her şey yaşanıp bittikten sonra anlayacak gibi görünüyor.
· Evangalistler ve Bush ekibi, yahudiliği hızlandırmak, İsa’nın yeryüzüne gelişini kolaylaştırmak için çalışıyorlardı. Amaç şu: Yahudiler güçlü olsun, Ortadoğu’ya hükmetsinler, Yecüc Mecüc ile savaşsınlar sonra da İsa gelsin. Tanrı’nın Yahudilere vaat ettiği dünya krallığını kursunlar. Böylece Altın çağı başlatmış olsunlar. İstekleri bu idi. Oysaki Yecücle mecüc kendileriydi. İsa’da şimdi onlarla mücadele ediyor.

  • Bush, İsa’nın gelişine zemin hazırlayıp kendilerini Rabbin halkı (İsrail halkı) zannedecek kadar şaşkındır. Din için insanlara zulmedilmez. Din için barış sağlanır. Rab için savaşmayı ibadet sananlar şeytanın aldatışına inandılar.
  • Her ulusun Deccal’i vardı. Her deccal dünyayı yöneten büyük Deccal’e kulluk ederdi. Halkları ezdi. Hükümetleri kötülüğe yöneltti. Büyük Deccal’in köleleri dünya telaşından başka bir şey yaşamadı. Büyük deccal George Bush idi. Obama da sinsice onun ardından gitti.
  • Gerçek İsrail halkı, insanlığa sahip çıkan ve evrensel yasaları benimseyen halktır. Irkçılık temeline dayanmayan Rabbe bağlı kalan kötülükten sakınan ve yeryüzünde mazlumlar olarak yaşayan tüm uluslardaki inananlardır. Özgürlük ve eşitlik isteyen adalet ve barış isteyen sürekli baskı görmüş ve zalimlerin yönetişinden yılmış muhalif halklardır.
  • Allah her peygamber döneminde inançları doğrultusunda tam kutuplaşmalar meydana getirmiştir. Böylece Allah’ın taraftarlarıyla şeytan’ın taraftarlarını ayırmıştır. Aynı günümüzdeki Rabbin kralı taraftarlarıyla ona muhalif olanlar gibidir. Onu çok sevenlerde vardır. Büyük düşmanlık besleyenler de. En büyük ve en çok sevgiyi peygamberler aldığı gibi en büyük en çok düşmanlığı peygamberler almıştır. Haklarında en çok konuşulan kimselerdir. Müminin gönlünde taht kurar kafirin gönlünde kin doğurur.
  • Tanrının krallığı gelmiş olacak ve iyi insanlar öyle bir dünyada yaşayacaklar ki hiçbir yerde haksızlık olmayacak. Tüm kötülükler eriyecek ve değer görmeyecek.
  • Eski dinlerin hepsi gelecek olan kurtarıcıdan bahseder. Hepsi de kendi soylarından ve kendi dinlerinden geleceğini söylerlerdi. Budizm, Zerdüştlük de dahil pek çok dinde bu durumu görmekteyiz. Kurtarıcının kötü yönetimlerle mücadele edeceği ve Rabbin tarihe müdahale ederek kendini göstereceği pek çok kutsal kaynakta geçmektedir.
  • Kötü niyetliler gerçekleri söyleyen ve doğrulukla hareket eden krala uymak zorunda kalıyorlar. Çünkü onlara baş eğdiriyor. İkiyüzlüler, menfaatleri çatışınca kötünün yanında olduğunu belli edecektir. Taraflar ayrışacak İyiler ile kötülerin savaşına zamanı geldiğinde Allah müdahale edecektir.
  • Dinde yozlaşmış olanlar mucize beklerler. Adil olmadıkları halde sorgulama ve dinin temsilcisi olma yetkisini nereden alıyorlar. Dini o kadar iyi biliyorlar da bu zamana kadar dinle ve inananlarla neden bu kadar çok uğraştılar. İnananları öldürüyorlardı. Baskı uyguluyorlardı. Yasalarla, cuntayla yeryüzünün inanan halklarını sindirirlerdi.
  • Elbette ki mehdi ben mehdiyim diye ortaya çıkmayacaktır. Doğruluğun adaletin ve insanlığa hizmetin savunucusu bir adam kurtarıcı yani mehdilik rolündedir. Mehdi zamanla kendisinin mehdi olduğunu anlayacaktır. İnançlı insanlar geçmişin kötülüğü ve aldatışından dolayı doğrulukla hareket eden ve hizmete koşan bir adama tabi olacaktır. Muhammed’in hadislerinde de onu görenler ve ne yaptığını bilenler hemen Mehdi’ye tabi olurlar. Diğer dinlerde de onu açıkça tarif eden ifadeler vardır. En çok da Tevrat kayıtlarında görmekteyiz. Tüm bu bilgiler ve dönem incelendiğinde açıkça Mehdinin dünyada olduğunu görmekteyiz. Bir hadiste ‘Kendilerine kitap verilenler Onu çocuklarını tanır gibi tanırlar.’ denilmiştir. Mehdilik bir ülkeyle sınırlı kalmayacaktır. Doğruluk barış ve inanlığa hizmet anlayışı benimsenecek. Evrensel din anlayışla mehdilik küreselleşecektir. Tüm dünyada onun yanında ve karşısında bir anlayış ortaya çıkacaktır. Mehdi dünyayı düzelttikçe zalimlerin güçleri kırılacaktır. Sürekli iyilerin kurduğu yenidünya düzeniyle yani iyilik krallığıyla mücadele edeceklerdir. Ancak sonunda mehdi açık ve alenen bilinmeye başlayacaktır. Çünkü tanrının müdahalesi kaçınılmaz olacaktır.
  • Mehdi, yol gösteren Allah refakatinde hareket eden, doğru yola götüren, adaletsizliği kaldıran, düzensizlikleri giderendir. Bütün dinlerdeki Mesih kavramı ve Mesih’in gelişi aynıdır. Yeryüzünü küfür kaplar. Dünya ve zevkleri için yaşayanlar dünyaya hakim olur. Dünyada bozuk ve karanlık bir düzen hakimdir. Bu devrin yıkılışını ancak tanrısal bir kurtarıcı yapabilecektir.
  • Peygamberlerce müjdelenmiş olan ve savaş çağını sonlandırmaya çalışan bir kurtarıcı her dinde aynı ifadelerle bulunmaktadır. Mazlumları sıkıntı ve zulümden kurtaracak olan açlığı ve sıkıntıyı kaldıracak olan bozuk düzeni ve haksızlığı yeryüzünden silecek bir kral peygamberin varlığı zaten kaçınılmazdı.
  • Yeryüzünde 2012 ila 2020 arasında öyle şeyler ve siyasi çalkantılar yaşanır ki insanlar gerçekleri açıkça görmeye başlar. Tanrı yeryüzüne açıkça müdahale eder ve kötüleri yeryüzünden kaldırır. Mehdi’nin kutsal sandığı diğer bir değişle anlaşma sandığı yani tanrının evrensel yasaları ve kutsal ayetler yeryüzünde tekrar ahit olarak insanlarca kabullenilir. Ve insanoğlu tanrının yasalarına sıkı sıkıya sarılırlar.
  • Rabbin kralı insanlığa yani Rabbin dinine sahip çıkar yapısıyla tüm uluslarda ve küresel düzeyde değişimlere neden oluyor. Ulusal çıkarlardan çok insanlığın çıkarları gözetilecektir. Lokal çıkarlardan genel güvenceye geçmekteyiz. Küresel siyasette eski anlayış yıkılıyor. Yeni anlayış, ulusların siyasetinde ve siyasetçilerinde değişimler gerçekleştiriyor.
  • İnsanlar Peygamber denilince çok büyük, mucizeci, fevkalade, kutsal güçleri olan bir insan bekliyorlar. İşte bunları bekleyenlerin dinleri sapıkçadır. Normal hayat zaten bir mucizedir. Bu normal hayatta iyi düzeni kurmaya çalışan ve insanlığa hizmet eden bir kurtarıcı peygambere inanamıyorlar.
  • Bu çağı iyi okuyanlar yeryüzünün tüm dönemlerini anlayacaktır. İnsanlığın son dönemindeki mantığı anlayanlar Rabbi, dinini ve gerçekleri görecektir. Rabbin kralına sevgi besleyenler iman üzere ölecekler ve cennet onlar için olacaktır.
  • İnsanlar Peygamber deyince neden hemen mucizeler yapan, olağan üstü kutsal şeyler bekliyorlar ki. Dini bilmeyenlerin bu zannı inançsız zalimleri hep aldatmıştır.
  • Peygamberler normal insanlar gibidir. Her insan Kardeşliği, Barışı, Adaleti, iyi düzeni, insanlığın huzurunu ister. Ancak peygamberler bunu gerçekleştirebilecek donanıma sahiptir. Tanrının desteğiyle gelir. İnsanlık için çalışır. insan haklarını sağlar. İnsanlara hizmete koşar. Güçlü ve inançsız vesayetçilerle mücadele eder. Tanrı, şeytan’ın taraftarlarını bozguna uğratır.
  • Dünya da sistem bozuktu. Bu sistemin değişmesi için Rabbin müdahalesi gerekiyordu. Bunun için bir kulunu seçti ve kral olarak gönderdi. Tüm olayları Rab yönetmektedir.
  • Menfaati için çalışanlar Rabbin kralının karşısında olacaklar. İnsanlık için doğrulukla çalışanlar Rabbin kralının yanında olacaklardır.
  • Eğer bir şeyler iyiye gidiyor. İnsanlara hizmet ediliyor. İnsanlar mutlu oluyor. Sosyal yaşamın kalitesi artıyor. Herkesin hakkı gözetiliyorsa işte bunları sağlayanlar hayırlı insanlardır.
  • Son peygamber Muhammet mehdi’yi ilan eden ilk sese itibar etmeyin demişti. George Bush’u mehdi yakıştırmasıyla insanları aldattılar. O kurtarıcı değildi. Tam tersi dünyayı daha da karanlığa götüren büyük deccal idi. Dünya’da terörü ve zulmü kaldıran değil yayandı. Terörü ve zulmü o yarattı. O’ nu barış elçisi gibi görüp dinin temsilcisi gibi sayanlar aldandılar. Din ayrımcılığıyla savaşı isteyenler dünyaya zulmettiler.
  • Münadi bağırıyor. Mehdi (İSA) ortaya çıktı. Barışı ve kardeşliği sağlamaya çalışıyor. Deccal, Yecüc Mecüc ve İSA şu anda dünyadadır. İnsanlar dönemini iyi anlamadan neler olduğunu tam kestiremeden bu dünyadan geçiyorlar. Tüm semavi kitaplarda ve tüm dinlerde bildirilen son dönem olayları aynen gerçekleşmektedir. İnsanlık neler olduğunu anlayamadan kendi özgür iradeleriyle dünya sınavından geçip kaderlerini yaşıyorlar.
  • 2012 de Türkiye ve dünya üzerindeki astrolojik tarihe bakanlar gerçekleri daha iyi görürler. Mart ve kasım aylarında siyasi çalkantılar daha etkili olacak. Ardından büyük uyanış gerçekleşecek. 2012 den sonra Türkiye çağı başlayacak. Dünyanın yönetim merkezi değişecek. Osmanlı yeniden doğacak. Yeryüzüne adaletle hükmedecektir.
  • Emperyal güçlerin Türkiye üzerindeki oyunları hiç bitmedi. Çünkü bir gün yine güneşin doğmasından korktular. Osmanlının tekrar doğmasından korkanlar kendi kafalarında bozuk bir fikre sahip olmuşlar. Osmanlının tekrar dünyaya adalet dağıtmasını kötü ve karanlık görüyorlardı. Türkiye’de ki teröre destek veriyorlardı.
  • Beklenen evrensel inkılabı Münadi duyuruyor. Rabbin kralı gerçekleştiriyor.
  • Eski düzenin sonu yeni düzenin başlangıcındayız. Tam bir peygamber dönemindeyiz. Yeryüzündekiler anlayış ve bilinç değişimi yaşıyor. Doğrulukla iyi şeyleri yapmaya çalışan ve insanlık arasına iyi bir düzeni kurmaya çalışan bir kurtarıcı var.
  • MEHDİ ERDOĞAN’IN ÖZELLİKLERİ:
  • Rabbin kralı: Allah’ın seçtiği ve desteklediği kraldır. Yönetime gelişinde bile Allah’ın eli vardır. Allah’ın kralı’dır. Şeytan’ın kralı sinsice insanlığa zulmeden Deccal’dir.
  • Rabbin kralı daha gençken kendini fark ettiriyordu. Akıllıydı, yapıcıydı ve başarılıydı. Kişilerle değil sistemlerle uğraşırdı. Olayları özüyle kavrar ana nedeni bulurdu. Sorun çözmede ustaydı. İyi niyetle hareket ederdi. Bazı adamlar‘Bu adam mühim işler yapacak.’ Demişlerdi. Yine ‘ Bu adamda bir şey var. Onun ardında olun.’ Dediklerini bilirim. Onda olumlu kutsal bir güç vardı. Rab onunlaydı. Alçakgönüllüydü ve dürüst idi.
  • Mehdi doğdu. Dünyada yaşıyor. O, Türkiye’nin lideridir. Müslümanların ve tüm insanlığın adil yöneticisidir. Yaşananlardan sonra tüm insanlar, ‘İşte bu mehdidir.’ diyecek. Kimse onu inkar etmeyecek.
  • Recep Tayyip Erdoğan, kendi ülkesinde bozguncularla ve küresel bozguncularla mücadele etmektedir. Bozgunculuğu ve düşmanlığı yeryüzünden kaldıracak olan kraldır. Recep Tayyip Erdoğan, ulusal bozguncuları bıraktı ve küresel bozgunculara yöneldi. Allah onunla olacak ve onların gücünü yıkacaktır. Küresel algı da değişecektir.
  • Mehdi bildirildiği gibi 30-40 yaşlarında bir ülkenin başbakanı olarak genç filinta gibi bir delikanlı olarak ortaya çıktı. İnsanlığa hizmete koştu. Barışın beyaz bayrağını salladı. Doğruluğun peşinden koştu. Halka hizmet etti. Zalime tepki gösterdi, mazluma sahip çıktı. Gerçekler onunla açığa çıktı. Suçlular belirdi günahsızlar aklandı. Onunla değişim başladı. Bereket onunla geldi ve kalkınma onunla başladı.
  • RTE, Mehdi olduğuna dair pek çok olayla karşılaşmıştır. Pek çok insan geçmişten ona selam söylemiştir. Birileri eline geçmişten mektup vermiştir. Tayyip Erdoğan’ın Mehdiliğini kanıtlayacak pek çok olay yaşanmıştır. Bizzat kendisi bu tür davranış ve bilgilerle karşılaşmıştır. Kuzey Irak’ta yüzyıllar öncesinden bir kişinin ulaştırmak üzere bıraktığı mektup., Bir yaşlı kadının camii çıkışında Ona dualar edip bir talkım hareketler yapması gibi pek çok örnek olay yaşanmıştır. Somali’ye vardığında yıllarca yağmayan yağmurun yağması, bazı insanların sen Mehdi’sin demesi gibi pek çok olay görülmüştür.
  • Rabbin kralı ilk lider olduğunda peşine bir kadın taktılar ikide haberci koydular ki itibarını zedelemek istediler. Ancak tezgahçılar hedeflerine ulaşamadılar. Onun liderliğini itibarsızlaştıramadılar.
  • Rabbin kralı dürüstlüğü, doğru ve faydalı çalışmalarıyla diğer siyasi partiler içerisinde değişimler yaratıyor.
  • Tevrat’ta bildirildiği gibi Arap baharıyla başlayan değişimde kötü yönetimleri deviriyor. Zalim anlayışla siyasi mücadelesini sürdürüyor. Mazluma sahip çıkıyor. Yoksulu gözetiyor.
  • Başbakanın o karizmatik ve güçlü liderliği altında ezilenler batıl yolları ve yalanı tercih etmelerindendir.
  • Herkes ülkede bir olumsuzluk gördüğünde başbakana şikayet edeceğim diyor. Bu onun adil olduğunu ve insanlar namına faydalı hareket ettiğinin göstergesidir.
  • Son peygamber bir hadisinde şöyle dedi. İsa Yecüc ve mecüc ile mücadele edecek. Yecüc ve mecüc bozgunculuklarına devam edecek. İsa onları yenemeyecek ve onlarla baş edemeyecek. En sonunda İsa Allah’a dua edecek. Allah İsa’nın duasını kabul edecek. Yecüc ve mecüc halklarının enselerinden kurtçuklar çıkacak. Ve hepsi ölecekler. İşte bu bahsedilen hadis günümüzde Tayyip Erdoğanla gerçekleşmektedir.
  • İnsanlara mehdi veya İsa, Recep Tayyip Erdoğan’dır deyince insanların sanki dinleri elden gidiyormuş gibi karşı çıkıyorlar. Bu tür insanlar dinini tam bilmeyen ve evrensel hukuktan haberdar olmayanlardır. Batıl inanışlılar gerçeklerden haberdar değildir. Olağan dışı mucizeler yapan insan beklemek yanlıştır. Her kavim peygamberi böyle beklerdi ancak aralarından biri çıktığında ilk karşı çıkan batıl inanışlı cahillerdi. Allah her peygamberi kendi aralarından bir insan olarak gönderdi. Gerçeklerle beraber doğal olarak açıkça gelmiştir. Allah, aşama aşama İsa’yı iyice ortaya çıkartacaktır.
  • Türkiye, Rabbin kralı ile on yılda çok değişti. Ve Türkiye bu günlere güçlü olarak gelmiştir. Çok tehlikeli süreçlerden geçmiştir. Krizciler, restleşmeler, tehditler, istifalar, kargaşa çığırtkancıları, terör fırsatçıları, çeteler, uyuşturucu kaçakçıları, terör örgütleri hep birlikte Rabbin kralına karşı mücadele ettiler. Hepsinden önemlisi Rabbin kralı cuntaya karşı sağlam duruş sergiledi. Tüm mücadele ve olumsuzluklara rağmen Rabbin kralı hep başarılı olmuştur.
  • ‘Bir bu kalmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ı peygamber de ilan ettiler.’ Diyerek şiddetle karşı çıkacaklar. Onlar zaten her iyi şeye kuru inatla mücadele ettiler. İnsanlık adına onca olumlu değişimi göremeyenler O’nun peygamber olduğunu görebilirler mi? İnançsız çıkarcılar sert tepki göstermeye devam ededursunlar. Zalimlerin günleri yaklaşmaktadır. Boş mücadelelerle ömürlerini tükettiler. Günahları sürekli artmaktadır. Rable mücadele etmenin sonucunu göreceklerdir. Onlar insanlığa ne kazandırdılar ki. İnsanlığa fayda veren Tayyip Erdoğan’a karşı kuru inatla mücadele ediyorlar. Bir dikili taşları ve iyi niyetleri yok. Sürekli halka zulmettiler. Kaynakları kendilerine akıttılar. İnananları, mazlumları ezdiler. İnsanları hor gördüler. Eskiden halka zulmedenler şimdi halka iyilik edenlere karşı savaşıyorlar.
  • Rabbin kralı insan sevgisiyle hareket ediyor. Ülkesine ve tüm insanlığa fayda veriyor. Barışı sağlıyor. Düzeni güzelleştiriyor.
  • Rabbin kralı her farklılığı birleştiriyor. Farklılıkların tehlike olmadığını öğretiyor. Tüm dinleri gerçek ve evrensel din çatısı altına topluyor.
  • Rabbin kralı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişini de biliyoruz. Çocukluğunu da gençliğini de biliyoruz. O’nu eskiden beri tanıyoruz. Futbol oynardı. Onun bir peygamber olduğunu düşünmüyoruz diyenler iyi bilsinler ki Rab dilediğini seçer. Dilediğini yükseltir ve peygamberi yapar. Çünkü Yeryüzündeki her işi o yönetir. Siz mi peygamberin kim olduğunu seçeceksiniz. Siz mi peygamberi beğeneceksiniz. Yoksa Allah mı size peygamber beğendirecektir. Geçmiştekiler de Peygamberi beğenmemişlerdi. İbrahim’i de, İsa’yı da Musa’yı da Muhammed’i de beğenmemişlerdi. O peygamberlere karşı mücadele etmişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın peygamber olduğunu düşünmüyoruz diyenler kafalarındaki olağanüstü peygamber tabusunu bir kırsınlar. Cahiller mucizeler yapan, kutsal güçlere sahip olan birisini mi bekliyorlardı. Her peygamber bende sizin gibi bir insanım demişti. Yerim içerim çalışırım sizin aranızda yaşarım. Peygamber oluşumdaki bu tercih benim değil Rabbin tercihidir. O dilediğini yaparak her şeyi gerçekleştirmektedir. Geçmiştekiler de peygamber olamazsın, sen kavgacısın, düzeni bozuyorsun, yalancısın diye peygamberleri karalamışlardı. Aynı şeyler günümüzde de oluyor. Peygamber bir tane olur. Bu illa siz veya sizden olacak anlamına gelmez. Tüm insanlığa sahip çıkan bizdendir. Rab dilediğini seçer. Dilediğini dilediği yere getiri. Rab yeni yeni olaylar yaratır. Ve kulunu büyük peygamber haline getirir. Karşı çıkıp düzeni bozanlar. Eski krallıkları yıkılmasın diye peygamberi ve ona tabi olanları katletmek isterler. Bundan sonra Rab bu duruma öfkelenir ve inançsızların ısrarcı taşkınlıklarına öfkesiyle cevap verir. Tüm geçmiş kavimler hep böyle azaba uğramışlardı. Şimdi günümüzde de bir benzerini görmekteyiz. Artan doğal afetler bir karar yerine götürmektedir. İllaki azabı tattıktan sonra mı veya öldükten sonra mı onun kral peygamber olduğuna inanacaklar. O zaman çok geçmiş olacak. Siz mi peygamberi seçeceksiniz. Yoksa Rab mı kulunu seçecek.Rab dilediğini seçer ve sevdiği kulu yapar. Buna kimse karışamaz. O kalpleri bilir. Kimin doğru ve adil olduğunu kimin insanlığı düşünüp hizmete koştuğunu pek tabi bilir. Kimlerin oyun ve düzenle inananlara saldırdığını. Yalanlarla insanları aldattığını, onların kalplerindekini bilir. Dünya için türlü zulümler yapanları iyi bilir. Şimdi kim Rabbin kuludur. Kim şeytanın kuludur. Gerçekler çok açıktır.
  • Tecrübesi, tarihsel ve siyasal kimliği ile tartışmasız bir kişiliğe sahip olan Erdoğan çok sağlam karakterli ve faziletlerle donatılmış. Recep Tayyip Erdoğan; dürüst, barışçı, adil ve kalkınmacı haliyle büyük bir kimliğe sahiptir.
  • Allah RTE’yi çeşitli evrelerden geçirerek peygamber yapar. İnsanlar onun peygamber olduğunu ancak olaylar sonuçlanınca mı anlayacaklar. Tayyip Erdoğan, boşuna mücadele etmiyor. O bozguncu zihniyetle ve kötü sistemin savunucusu şeytanla mücadele ediyor. Bu siyaset basit eski siyasetlerden değildir. Siyasette yalanlar, aldatmacalar, oyalamalar eskide kaldı. Bu mücadele insanlık adınadır ve boş ve basit değildir. İnsanların canları, malları ve insanlığın düzenini ilgilendiren önemli gerçeklerdir. Allah esenliği böyle zalimlerle mücadele eden bir kuluyla getirecektir. İllaki bu kişi kendiniz, kendilerinden mi olacaktır. Hakkı tutan bir kul çıktığında görevimiz onun yanında olmak değil midir? Bu kibir kıskançlık ve asilik nedendir. Doğruluk sancağının ardında duranlarla yeryüzüne adalet ve adil düzen gelecektir. Bozuk sistemin savunucuları insanlara zulmederken onlarla mücadele etmek başarıya ulaştıracaktır.
  • Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı, üç dönem başbakan seçilmesi, Cumhurbaşkanlığı makamını istememesi, yaşadığı tüm tecrübeler o’nu Mehdilik makamına getirmiştir. Allah o’nu terbiye etti ve olgunlaştırdı.
  • Yaşamın çarkını ele geçirmiş öfkeli şeytan, savaş ve ölüm tanrısıdır. Rab, Tayyip Erdoğan’ın kılığında insanların karşısına çıkar.
  • Rabbin kralı dünyada birlikte yaşama kültürü oluşturmaya çalışıyor. İnsanlık için sevgi ve kardeşliği öğretiyor.
  • Rabbin kralı, herkese içtenlikle samimiyetle yaklaştı. İnsanlara ve yaratılmışlara karşı samimi ve adildi. Peygamberlerin ahlakına sahipti. Kimsenin hukukunu çiğnemezdi. Kendisine düşmanlıkla geleni yumuşatırdı. Hakkın doğruluğun ve adaletin savunucusuydu. Tanrıya inanıp ondan korkanlar tarafından destek bulurdu.
  • Son peygamber ‘Mehdi’ye korku ile yardım edilecek.’ Demişti. Gerçekten de RTE’ ye korku ile yardım eden çoktu.
  • Rabbin kralı: ‘ İmkanlarımızı küresel barış için seferber etmede hiçbir çekince göstermiyoruz.’ Rabbin kralı dış politikada insani ve vicdani unsuru sürekli vurgu yapmaktadır. İnsanın dışlandığı ve vicdanın göz ardı edildiği dünyada açlık, sefalet kan ve gözyaşı getirdiğini bildirmiştir.
  • Rabbin kralı dedi ki: ‘Türkiye hiçbir mezhebin karşısında değildir. Tarafgirlik içinde değildir. hiç kimsenin iç işlerinde gözümüz yok. Biz kalemin kılıcı kestiğine inanırız. Bölgedeki her ülke Türkiye’den emin olsun. Türkiye bir güç mücadelesi içinde değildir. Türkiye hem batı hem doğu için bir imkandır.’ Dedi.
  • Recep Tayyip Erdoğan ülkesinde ve dünyada Askeri güce sahip olan egemenlerle canı pahasına da olsa doğrulukla ve yapıcı olarak mücadele etti.
  • Rabbin kralı kendisine muhalefet edenlerin yalanlarını, pisliklerini, iftiralarını, uydurma haberlerini temizlemekten yorulmadı. Faydalı işler yapması engellendi. İnsan yaratıldığında, insana ve iyi düzene şeytan karşı olmuştu. İnsanoğluna faydalı işlere ve iyi düzene karşı olan şeytan hep engeller çıkarmaya çalıştı. Kafa karıştırdı. Ayrıntılara daldırdı. Süreçlerdeki bazı küçük pürüzleri önemliymiş gibi algılattırdı. İşte Rabbin kralına muhalifler de Kralın iyi işlerine engel olmuşlar ve iyi düzene karşı çıkmışlardır. Yalan ve iftiralarla iyi işleri bulandırmak istediler. Yeryüzünde Tanrı’nın ruhuyla şeytan’ın ruhu mücadele etmektedir. Doğruluk, barış ve sevgiyle insanlığa hizmete koşan bir kralla bunu engelleyici anlayışta hareket eden şeytanın taraftarları. İnsanlığın yanındaki anlayışla karşısındaki anlayış açıkça ortadadır. Halka hizmet eden anlayışla halkı sömürüp düşman eden öldüren anlayış bellidir.
  • Rabbin kralının karşısındaki anlayış saplantılıdır. Menfaat takıntısındadır. Bir kere inkar etti mi artık onun gözü gerçekleri görmez. Düşmanlıkla ve muhalif anlayışla olaylara baktığından iyi işlerini hiç görmez. İlk aklına gelenleri söylerler, gerçeklerden uzaklaşırlar. Bilgisizce onlar (kötüdür.) öyledir anlayışıyla hareket ederek sürekli suçlamaya çalışırlar. Rabbin kralını karalamak için ne kadar uğraşsalar da bu çabaları hep onların itibarsızlığını ortaya çıkarmıştır. Yalancılar ve hakkın karşısında olanlar toplum içinde değer bulamazlar. Onlar mücadelelerinde kralın nefesiyle ( doğru sözleriyle) (ölürler) İtibarları yıkılır ve halkın nazarından düşerler.
  • Rabbin kralı Nitelikli nesil için ve yeryüzüne inananların hakim olması için 3 çocuğu ve üremeyi tavsiye etmiştir. Dindar nesil yetiştirmeyi öğretmiştir. Halka gelecek için yatırım yapmasını ve çalışmalarını tavsiye etmiştir.
  • Rabbin kralı anlaşma sandığını ortaya çıkartıyor. Anlaşma sandığı Tanrının insanlara uyması gerektiğini söylediği yasalardı. Bir değişle ayetlerdir. Kurtuluş ve cennet karşılığında insanların barışı, kardeşliği nasıl koruyacağı anlaşılmaktadır. Tayyip Erdoğan ile gerçekler ortaya çıkar. İnsanlar dini değerleri anlarlar ve bu değerlere sahip çıkarlar. İnsanlık gerçekleri görmeye başlar. Kimse çocuğunu tanrıya itaat et diye eğitmez. Çünkü gerçekleri herkes görür. Tanrı yeryüzünün kaderine açıkça müdahale etmiştir. Tanrının müdahalesine kadar yaşanan tüm olaylar ve son yaşananlar gerçeği tamamen yansıtacaktır. Tüm insanlar insani hakların korunmasını isteyen tanrıya bağlı kalırlar.
  • Tayyip Erdoğan’ı yalan söylediğini iddia edenler, onun yalanlarını, hatalarını ve gerçek yüzünü ortaya çıkartmak için iftiralara ve yalanlara başvuruyor ve kendi sapkınlıklarını göremiyorlar.
  • Seviyesiz ve ahlaksız siyaset yapanlar Rabbin kralını itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yalan, iftira ve hakaret siyasetin bir unsuru olamaz. Ancak inançsızlar siyaseti bunlardan ibaret sanıyorlar. Onların seviyesiz siyaset yapmaları onları gülünç duruma düşürmektedir. Yaptıkları siyaset ve ortaya attıkları iddiaların ardından yalan ve uydurma sonucu ortaya çıkmaktadır.
  • Gerek iç gerek dış siyasette Rabbin kralının siyasetini beğenmeyenler çıkarlarına ters düştüğünden eleştirmektedirler. Türkiye gerek Ortadoğu’da, gerek uzak doğuda tüm dünyada olan zulümlere katliamlara sessiz kalsın diyorlar.
  • Rabbin kralıyla Türkiye bir yandan Avrupa birliğine girmeye çalışıyor, bir yandan küresel toplantılara ev sahipliği yapıyor. Bir taraftan Ortadoğu halklarını anlıyor ve doğru yönlendirmeye çalışıyor. Haksızlıklara ve Arap baskıcı yönetimlere karşı çıkarken bir taraftan da ABD, Rusya gibi ülkelerle irtibat içinde oluyor. Medeniyetler ve dinler ittifakını yakalayan ve doğu ile batı çatışmasında hakem ve doğru teraziyi kuracak yapıda olan bir ülkedir. Dünyanın bu Türkiye fırsatını kaçırmaması ve Gelmiş olan İsa’nın yanında yer alması gereklidir.
  • Mehdi Müslümanlık nerede söndüyse oradan gelecek denmiştir. Pek çok alim İstanbul’dan çıkacağını işaret etmiştir. Son peygamberin İstanbul için hadisi de boş değildir. Eski alimler dönemin gelişmiş şehri Şam olarak İstanbul’u işaret etmişlerdir.. Mehdinin geleceği dönemde Müslümanlar Yani inananlar başsız lidersiz yani halifesiz olacak denilmiştir. Gerçekten de Müslümanların halifesi yokken gelmiştir. Yine İslam’ın etkisini yitirdiği yerden mehdi gelecek denilmiştir.
  • Recep Tayyip Erdoğan, Dünyada inananların hukuki temsilcisidir.
  • Tayyip Erdoğan ile laik demokratik ve sosyal devlet anlayışı özüne kavuşmuştur. Erdoğan’dan daha sosyal ve daha demokrat insan bulamazlar.
  • Başbakan Erdoğan, liderlik vizyonu, Ortadoğu ve Balkanlar'da izlediği olumlu politikalar, dünya çapında ekonomideki başarı, medeniyetler ittifakına yaptığı katkı, Türkiye'yi dünya genelinde getirdiği olumlu nokta dolayısıyla ödüle layık görüldü.
  • Recep Tayyip Erdoğan’ı medyalarında itibarsızlaştıracak haberler yapıyorlar. Yalan söylüyorlar ve iftira atıyorlar. Onlar Kılıçtaroğlu gibi batıl bir inancın asılsız bir kuru inadın peşinden gitmektedirler.
  • Ey bilge kral, Tanrının nuruyla karanlığı aydınlatansın. Evrensel problemleri yüreğinde hisseden vicdanlı kraldır Recep Tayyip Erdoğan.
  • Recep Tayyip Erdoğan evrensel problemleri yüreğinde hisseden vicdanlı bir kraldır.
  • Recep Tayyip Erdoğan doğru, dürüst ve adaletli bir insan. İnsanları seven, onlara hizmet eden barışı duyurandır. Çünkü onda Rab korkusu ruhu var.
  • Rabbin kralı doğruluğu, adaleti, insanlığa sahip çıkmayı, insana saygıyı ve insana hizmeti öğretiyor. İnsanlığın nasıl yönetileceğini ve insanlığı nasıl yüksek bir medeniyet seviyesine çıkaracağının yollarını öğretiyor.
  • Rabbin kralı insanlığa bir ders veriyor. Şeytanın egemenliğini deviriyor. İyi bir öğretici ve iyi bir örnek oluyor.
  • Başbakanın iradesini ve yaptıklarını sorgulama gibi bir fırsatı oluşturmaya çalışanlar Geçmişte Rabbin kralının sayısız hizmetlerine ve başarılarına baksınlar. Halk adına çabalarına baksınlar.
  • Rabbin kralı paşalara ve yeryüzünün egemenlerine tepki gösterirken o sağlam duruşundan hiç şaşmadı. Gerçeğin ardından gitmekten canı pahasına olsa vazgeçmedi. O doğrucu ve adaletli bir kraldı.
  • Dünyada birkaç liderden biri olan Başbakan Erdoğan'ı, dünyanın neresine gidilirse gidilsin herkesin tanıdığını görürsünüz.
  • Rabbin kralı (Recep Tayyip Erdoğan) Irak ziyaretinde bir adam yanına yaklaşarak bir zarf vermiştir. Zarfı verenin dedesi ‘Torunum sen o zamana erişeceksin. Senin zamanında Osmanlıdan bir lider burayı ziyaret edecek. Ona bu mektubu ver.’ Demiştir. Bu durumda O’nun mehdiliğinin bir göstergesidir. Tayyip Erdoğan bu gibi olaylarla çok karşılaşmaktadır.
  • Rabbin kralı ahlaki ve tanrısal değerlere sahip çıkışı bakımından tam bir örnektir. İnsanlığı yönetirken aldığı kararlarda vicdan süzgecinden geçirerek ve rabden çekinerek alıyor. Bir karar alırken insanlığa zarar vermeyecek şeyi ve faydasına olan şeyi tartarak alıyor.
  • Rabbin kralının Rab korkusu ve insan sevgisi aldığı her kararda kendini gösteriyor. Nerede bir zulüm görse gerçekleri haykırmaktan çekinmiyor.
  • Tecrübesi ve tarihsel bakışı, hak ve adalet önceliği, siyasal kimliği tartışmasız olan Recep Tayyip Erdoğan beklenen Mesih değil de kimdir.
  • Rabbin kralının egemenliği Rabbin egemenliğidir. Rabbin egemenliği insanların ve dininin egemenliğidir. Tayyip Erdoğan’ın önündeki engelleri kaldıranların şanı yücelecek, başarılı olacaklar ve rahatlayacaklar. Onun karşısında olanlar kaybedecek, itibarsızlaşacak ve yerin dibine girecekler. Onun başarısı onun yanında olanların başarısıdır. Onun yanında olanlar doğruluğun yanındadır. Doğruluğun karşısında olanlar batıl kalacaklar ve doğrulukla asla savaşılamaz.. Her geçen gün eriyeceklerdir.
  • Rabbin kralının beklenen İsa olduğunu insanlar ne zaman anlayacaklar. Rabbin yeryüzüne müdahalesi gelince ve her şey bittikten sonra mı uyanacaklar. Tüm bu yaşananlar gerçeklikle ve kalplerdeki asıl niyetle yaşanıyor. Rab inananlarla inanmayanları yaşananlarla ayırıyor.
  • Rabbin kralı Erdoğan, Yardımlaşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı sadece Müslümanlar için değil dünyanın tüm insanları arasında ortak değerler olarak görmüştür. Yakın ve uzak coğrafyalarda yaşanan sıcak gelişmeleri ve krizleri sırf insanlık ve vicdan adına değerlendiriyor. Tüm ulusların huzuruna ve toprak bütünlüğünü savunduklarını ve Türkiye’nin kendisinden emin tehlike arz etmeyen dost bir ülke olduğunu tüm komşuları ve dünya bilmektedir. Çevremizdeki ülkelerin sosyal yapıları, dinleri, mezhepleri kökenleri ne olursa olsun onları insan olarak gördüklerini ve halkların çıkarlarına yardımcı ve dayanışmacı bir tavır sergilemektedir.
  • Mehdi(RTE): Yalan, uydurma, kafa karıştırıcı haberleri düzeltmekten yılmamıştır. Çamur atalım izi kalsın, kuyuya bir taş atalım kırk akıllı çıkaramasın gibi bozuk niyetle söylenmiş haberleri, söylentileri düzeltmekten yorulmamıştır. Zalimlerin işi hep böyle safsatadır.
  • Geçmiş peygamber dönemlerinde Nuh’a da, Muhammed’e de deccal demişlerdi. Şimdi Tayyip Erdoğan’a da yalancı diyen, deli diyen şaşırmış diyen zihniyet de aynıdır. Aynı devirler ve yeryüzündeki aynı anlayışlar devam etmektedir.
  • Türkiye’yi mazlum halklarının lideri haline getiren Rabbin kralıdır. Medyayı tekelinde bulunduran ve küresel gündemi belirleyen zalimler iletişimin güçlenmesiyle de egemenliklerini yitirdiler. Rabbin kralı dünyaya yön veriyor.
  • Pek çok ülke küresel krizde kendini kurtarmaya çalışırken Türkiye büyüyor. Yatırım yapıyor. İşsizlik azalıyor. Bu ülkede bir güven var. Aldatıcı ve yiyici bir yönetimleri yok. Yeni projeler yeni hedefler ticareti arttırıyor. Gelişmek için çabalayan, halka hizmete koşan aynı ruha sahip güçlü bir kadroya sahip anlayış var.
  • İnançsızlar, inananları sindirmek istiyorlar. İnananlara öncülük eden İsa’ya ve ülkesi Türkiye’ yi sindirmek için birçok yol deneyecekler. Türkiye ile mücadele ediyorlar. Türkiye ile mücadele ederken barışla, kardeşlikle, huzur ve güvenle mücadele ediyorlar. Türkiye ile mücadele ederken İnsanlığa, esenliğe, sevgiye karşı çıkıyorlar.
  • Rabbin kralı nice zorluklarla karşılaştı. Hiç durmadı sürekli mücadele etti. Şeytanın kralları ve destekçileri ona engel olmak için mücadele ettiler. Dünya ne kadar bozuksa o kadar düzeltilecektir.
  • Rabbin kralına muhalefet yapanlar büyük bir şey yaptıklarını sanarak böbürleniyorlar. Kameraların karşısına geçip uydurma, temelsiz, gayri resmi aşağılayıcı tavırlarla konuşma yapıyorlar.
  • Türkiye’nin güçlü olduğunu Krizle ayakta duramayan güçlü ülkelerin çaresiz kalmalarından öğrendiler. Gerçi onların da güçsüz oldukları anlaşıldı.
  • Türkiye’de terörün olması doğaldır. Tüm dinlerde peygamberlerin halkları sürekli katlediliyordu. Aynı böyle bir dönem yaşamaktayız. Türkiye halkı asla zulmeden olmamıştır. Daima mazlumun yanında olmuştur. Barışı, adaleti ve adil düzeni istemiştir. Zalimle mücadele eden Türkiye halkı tarih boyunca hakkın yanında olmuştur. Bu yüzden içerden ve dışardan Türkiye düşmanlığı yapanların birlikteliği terörü oluşturmuştur.
  • Terörle varlığını devam ettiren siyasi güç noktaları vardır. Türkiye’nin başında böyle bir terörün olmasını isteyen ve bu duruma sevinen ve bundan varlığını sürdüren iç ve dış güçler vardır.
  • Son derece abartılı biçimde ortalığı velveleye verenlerin gayretli çabaları boşa çıkacak.
  • Bush’u “Deccal” olarak karşımızda gördük şimdi barışı yayan doğrucu ‘Mesih’ i Tayyip Erdoğan’ı görmekteyiz.
  • Rabbin kralı Medeniyetler ittifakı, dinler arası diyalog gibi her türlü birliği sağlama çabasında olmuştur. Mehdi yeryüzünde barışı tesis için çalışmıştır.
  • Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan'da düzenlenen D-8 Zirvesi'nde 22.11.2012 de konuştu. Erdoğan, zirve ülkelerine işbirliği çağrısında bulundu."D-8'i küresel düzeyde bir güç haline getirebiliriz" dedi. Müslümanların birlikteliğini istedi.
  • Mehdi Arap birliğine de aynı çağrıları yapmıştır. Arap birliğini yöneten ve dünyaya öncülük eden liderdir. Halife özelliğiyle müslümanlara birlik sağlamıştır. Mazlum müslüman ülkelere sahip çıkan haliyle bir önder durumundadır. Bunlarla beraber batıya savaş ve düşmanca bir tavırla değil de doğru yola çağırır bir tavır kullanmaktadır.
  • Rabbin Kralının Çin gezisinin sonunda bölgeye yakın yerde Endonezya’da 8,6 lik bir deprem meydana geldi. Hiçbir şey Rab den habersiz olmuyor. Rabbin kralının Çin gezisinin ardından yeni bir plan kuran küresel karanlık güçler tanrının uyarısıyla karşılaşmıştır. Bu uyarı özellikle küresel bozgunculara korkusundan destek veren ülkelerin bölgesinde gerçekleşmiştir.
  • Avrupa ve dünyada hükümetler değişiyor. Liderler bir bir gidiyor. Tüm bu değişimler Rabbin kralına ortam sağlayacaktır. Tüm ulusları ve insanlığı kucaklayan tavrıyla insanlığa barışı getirecek olan krala Rab ortam sağlamaktadır.
  • Rabbin kralı devletlerdeki değişimi gerçekleştirecek. Kendi ülkesi değişimin öncüsü oldu. Tük ulusların liderlerine baş eğdirecek. Doğruları söyleyerek batılı yıkarak ilerleyecek. Kendi ülkesindeki devletin anlayışını nasıl iyileştirdiyse tüm ulusların anlayışını da öyle iyileştirecek. Devletleri ele geçiren menfaatçilerin vesayetleri kırılacak. Dünya hırsıyla devlet yönetme anlayışı bitecektir. Ülke çıkarları yerine tüm insanlığı ve yeryüzü halkının çıkarlarıyla birlikte hareket edilecektir.
  • Kim ne derse desin rabbin kralı doğruluğun ardından giden ve Rabbinden korkan kral olarak anılacaktır.
  • Artık Rabbin kralının ismi çocuklara konuluyor. Sokaklara, yapıtlara onun adı veriliyor. İlerde onun için saygı duruşları, dualar edilecek. Hakkında kitaplar yazılacak. Dünya tarihine Rabbin Kralı diye yazılacak. Ona özel bir sevgi ve saygı gösterecekler.
  • Hani 11 eylül ile Ortadoğu ya İsa’yı getirmeyi arzulayanlar İSA gelince neden ona tabi olmuyorlar. İşte İSA geldi ve içlerinde. Dünyayı düzeltiyor. Hani İsa’yı getirmek için mücadele edeceklerdi, O’na destek için yemin etmişlerdi. İşte onlar tam inançsızdır. Menfaat derdinde olanlar tüm dünya da yıllarca can katlettiler.
  • Küresel işsizlik, küresel yoksulluk ve küresel gelir adaletsizliği Rabbin kralı ile son bulacak. Taşlar yerine oturacak. Sistem iyi ve adil olarak çalışacak. Rabbin hukukunun üstünlüğü yeryüzünde herkesçe kabul edilecek.
  • Rabbin kralı Küresel kriz ve yeryüzünde yaşam için ‘Hepimiz aynı gemideyiz. Kardeşçe yaşayalım. Savaşı ve kargaşayı bırakalım. Birbirimizi sevelim ki güven ortamı oluşsun.’ diyor. Ancak kazanç sağlayan zalimler kötü kuruntularından vazgeçmiyorlar.
  • Rabbin kralı 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başında geldi. Türkiye ve dünyanın çok sancılı ve kritik döneminde geldi. Son 200 yıl en kötü dönem 11 Eylüle doğru gidildi. Karanlığın dibi 11 eylül 2001 de gerçekleşti. İnsanlık adına acılar, savaşlar, sıkıntılar, krizler ve siyasi bunalımlar yaşandı. Son yaşananlar İsa’nın yani Rabbin kralının gelişini müjdeledi.
  • Son on yılda yaşananlar insanlığa dibin dibini yaptırdı. 11 Eylülle dünyada savaş çağı yaşandı. İnançsızlık tüm devletlerde egemendi. Tüm bu yaşananlar bir şeylerin doğum sancısıydı. Son kritik zamanlarda normal olmayan bir şey gerçekleşti. Recep Tayyip Erdoğan Rab tarafından insanlığa gönderildi. Beklenen İsa idi. O beklenen Mehdi idi. O eski dinlerde Rabbin kralıydı.
  • Rabbin kralı 26 Kasım 2011 yılında laparaskopik yöntemle sindirim sistemi ameliyatı olmuştu. Bir gazetecinin ameliyattan korktunuz mu sorusuna ‘Yok korkmadım. Çünkü Allah’a inanırım.’ Cevabını vermişti.
  • Rabbin kralının gitmediği yer, ilgilenmediği sorun kalmamıştır. O sırf Rabbin rızası için insanlara hizmete koştu. Yılmadı yorulmadı. Yeryüzü böyle bir kral görmedi daha görmeyecekte.
  • Rabbin kralıyla mücadele edenlerin cahiliyetini kullandıkları üslup göstermektedir. Küçümser tavırlı konuşmalar, sen kimsin ki imajı vermeler, Recep bey gibi aşağılamalı hitap şekilleri ancak medeniyetsiz ve çıkar derdinde olanların işidir.
  • Rabbin kralına kahvehane üslubuyla konuşuyorlar. TV de haberleri de böyle uydurma argolu sokak diliyle yapıyorlar. Herhangi bir belgeye ve doğruya dayandırılmadan demokrasi ve hukuk dışındaki bütün siyasi yöntemlerle mücadele ediyorlar. Rabbin kralını ve fikirlerini yıpratma amacı taşımaktalar. Çamur atanların nereden geldiğini takip ederseniz suçlular olduğunu görürsünüz. Yıllarca Türkiye halkına ne kötü günler yaşattılar.
  • Rabbin kralının eşinin başörtüsüne, kişiliğine ve namusuna mecliste laf attılar. İnançsızlar; terbiyesizlik edepsizlik ve çirkeflik yaparken haddi aşmaktadırlar. Rabbin kralı inanan halkları irtica ve terör olarak gösterenlere tepki göstermiştir.
  • Rabbin kralı barışa çağırıyor. Uluslara operasyon yapılmasın, savaşlar olmasın, Ortadoğu’ya saldırılmasın, insanlar ölmesin diyen bir kral. O Rabbin kralı insanlığa hizmet edilsin, fakir muhtaç gözetilsin barış içinde kardeşçe birbirimize destek olarak yaşayalım diyen bir insandır. Rabbin kralı insanların sevinmesinden mutlu olan bir kraldır.
  • Türkiye halkı Rabbin kralıyla kutsal emanetlerin farkına vardı. Rabbin kralına yeryüzü halkı da sahip çıkacak. Menfaat derdinde olanlar bozgunculuk yaparlar. Ahireti isteyenler hizmet ederler ve barışı isterler.
  • Mehdinin ordusu silahlı bir ordu değildir. Mehdi’ye fikren destek veren herkes onun ordusudur. Onun yanındakiler ve ona destek veren herkes yeryüzünde şeytanın egemenliğini devirmek için mücadele etmiştir. İyi düzen için mücadele edip insanlığa faydası olanlar cennetle müjdelendiler.
  • Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammet onun kulu ve elçisidir. Sözünün ne kadar isabetli olduğunu bu günümüzde daha iyi anlamaktayız. İnananın belirtisi Muhammedi sevmesiyle belli olacaktır. Çünkü Muhammet insan haklarını, barışı, sevgiyi, doğruluğu, adaleti, insana hizmeti istemişti. Tüm insanlığın çıkarlarına hizmeti, kardeşçe yaşamanın önderliğini ve temsilciliğini yaptığından Muhammed’i seven ve destekleyenler inanmışlardır. Onu sevmeyenler ve desteklemeyenler eski egemenlerdir. İnsanlığa hizmet, barış ve sevgi onların işine gelmiyordur. Menfaatçiler doğruluğu ve barışı temsil eden peygamberi sevmezler. Çünkü doğruluk ve barış menfaatçilere dünya’da bir şey kazandırmaz. Ahreti istemediklerinden inanan değildirler. Böylece Rabbe inanmazlar ve şeytanın tarafında yer alırlar. İşte günümüzde Tayyip Erdoğan’ın durumu da böyledir. Onu sevenler onun insanlık için çabalarını insanlığa hizmetini barışı, adaleti, doğruluğu savunmaktadır. Onu sevenler Rabbi ve onun evrensel dinini sevmektedir. Tayyip Erdoğan’ı sevenler doğruluğu, iyiliği ve insana hizmeti istemektedirler. Bu nedenle Tayyip Erdoğan’ı seven ve sevmeyen iki kutup ortaya çıkar. İste Tayyip Erdoğan’ı sevmekle sevmemek inananla inanmayanı ayıran çizgidir. Her peygamber döneminde tüm peygamberler bunları yaşamıştır. Allah’ın bir elçisi insanlığın savunucusudur. Diğer tarafta insanlığın düşmanı menfaatçiler vardır. Bu nedenle Allah’tan başka ilah yoktur ve Tayyip Erdoğan onun kulu ve elçisidir den ziyade onun kurtarıcı kuludur demek daha doğrudur. Tarih tekerrürden ibarettir. Yeryüzü bir peygamber dönemi daha yaşamaktadır.
  • Rabbin evrensel dini insan odaklıdır. İnsanın huzuru, esenliği içindir. İnsan öldürmeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın, zina etmeyeceksin, gibi emirler insanlığın huzurunu sağlar. Bu kanunları her din ve her millet kendi kanununda uygular ve bunlar evrenseldir. İşte tanrının evrensel dini ve Allah’ın yasaları budur. Toplum düzenini ve küresel barışı sağlayan peygamberin tanrının evrensel değerlerini öne çıkararak çalışması tüm gerçekleri göstermektedir.
  • Rabbin kralı bir barış elçisidir ancak O’nu anlayamıyorlar. Rabbin kralı beklenen İsa’dır. Tevrat’ta denildiği gibi Tayyip Erdoğan’a her yerden dualar yükseliyor.
  • Rabbin kralı her sıkıntıyı çözmekte ve stresi atlatmakta başarılı olacak. Neredeyse her şey bitti, düzen tosladı dendiği anda kıvrak bir manevrayla ülkeyi doğru hedefe götürecektir. Daha öncede buna benzer örnekler yaşanmıştır.
  • Vesayetçilerin taraftarları pireyi deve yaparak ortalığı karıştırmak istiyorlar. Gayri resmi yöntemlerle taşkınlık çıkartanlar kaba kuvvetle başarıya ulaşacaklarını sanıyorlar. Mehdi Erdoğan, Rabbin izniyle onların fitne fesat oyunlarını bozdu. Kimsenin emrine girmedi. Güçlü egemenlere boyun eğmedi. Burjuvanın eli TÜSİAD ile mücadele etti. İnsani hakların savunucusu olarak hakkın sopası oldu.
  • Rabbin Kralı Türkiye’de, Kafkaslarda, Avrupa’da, Afrika’da Orta Asya’da her geçen gün sevenleri ve destekçileri artmaktadır. Dünyada inananların iyi bir düzen arzuladığı bir gerçektir. İnsanlar huzuru ve esenliği özlemişler.
  • Rabbin kralına suikast hesabında olan Şeytanın askerleri asla başarıya ulaşamayacaklar.
  • Rabbin kralına savaş açmak için hazırlık yapanlar olacak. O zaman savaş naraları duyulacak. Avrupa’da Tüm inananlar ayaklanacak ve yürüyüşler yapacak. Afrika’da yürüyüşler yapılacak. Türkiye’ye saldırıya karşı Ortadoğu’da güçlü bir tepki gösterilecek. Kafkas ülkelerinde Türk cumhuriyetlerinde büyük tepkiler olacak. İşte bu zamanlarda Rabbin kralı çok güçlenmiş olacak. Ancak bütün bunlara rağmen gücü elinde bulunduranlar tam savaş hareketine geçecekleri anda Tanrının soykırımı gerçekleşecek. Şeytanın taraftarları yeryüzünden silinecek.
  • Rabbin kralı yalan ve uydurma haberleri düzetmekten yorulmaktadır. Bozguncular sürekli yalan haber yapmaktadırlar. Türkiye hem demokraside hem de büyümede çok daha hızlı ilerleyecekken muhalif cahiliyet gelişmeyi yavaşlatıyor. Faydalı tüm yasalara engel oluyorlar.
  • Rabbin Kralı RTE sürekli dua alıyor. Ona muhalif olanlar insanlığa, barışa, sevgiye, insanlara hizmete muhaliftir. Evrensel değerlere ve Rabbin dinine muhaliftir.
  • Rabbin kralı yaptığı iyi işlerden dolayı sürekli dua alıyor. Hem ülkesindeki insanlara hizmet götürüyor hem de dünyadaki mazlum halklara sahip çıkıyor. İnsanlar onu seviyorlar. Çünkü onun insanlığa çok faydası oluyor. Gelecek nesiller bunu daha iyi görecekler. Şimdi ona muhalif olan anlayışlar kendi liderlerine dua etsinler bakalım edebilecekler mi. Tanrıya dua edecek yüzleri olamaz. Çünkü onlar insanlığı ve sevgiyi amaçlamadılar. Sadece kendi menfaatlerinden dolayı insanlığa faydalı işleri engellemeye kalktılar. Tanrıya dua edecek yüzleri olmayınca kime dua edecekler. Rabbi neden karşılarına aldılar. Doğruluk ve adaletten ayrılanlar sırf bizim yapamadıklarımızı onlar yapıyor diye kıskançlıkla ve kuru inatla mücadele ediyorlardı. Onlar Tanrının karşısında olduklarında ne dua alırlar nede destekçilerin dua etmeye yüzleri vardır.
  • Rabbin kralına muhalif liderlere oy verenler yalanın yanında olduklarından kendilerini sorgulasınlar. Onlar liderlerine dua edemezler. Yüzleri yok. Çünkü onlar bu zaman kadar demokrasiyi kendilerine kullandılar, haksızlık ettiler, sömürdüler, ayrımcılık yaptılar, inançlı halkları ötekileştirdiler. Zalimlik ettiler insan öldürdüler. Hadi dua etsinler bakalım liderlerine dua edebilecekler mi.
  • Rabbin kralı hem kendi ülkesinde hem de dünya halklarına sahip çıkmasından dolayı sevilmektedir. O sürekli dua almaktadır. Pek çok ulustan dua alıyor. Ortadoğu’da bunu net görmekteyiz. Avrupa, Asya, Kafkas ve balkanlardan da bunu görmekteyiz. Onun faydalı işleri pek çoktur.
  • Tayyip Erdoğan’ın kurduğu yeni düzene karşı zalimlerin birlikteliği vardır. Kötü düzeni isteyenlerin Doğruluğa karşı mücadelesi kirli tezgahlarla devam etmektedir.
  • İran’a saldırmayı düşünenler ve Rabbin kralı (İSA) ile mücadele edenler Rabbin öfkesinden kaçamayacaklar. Bela ve musibetler onların üzerine gelecektir. Kim Rabbe yönelen inanan mazlum halkın canına kastederse belayı yanı başında bulacaktır.
  • Rabbin kralı için İslam dünyasının lideri diyorlar. Hayır O, insanlığın ve tüm insanların lideridir. O beklenen tüm dinlerin lideri, inanan tüm inananların lideridir.
  • Rabbin kralı kendi ülkesinde uydurma manşetlerle ve haberlerle nasıl çarpıştıysa dünya medyasında da uydurma ve yalan haberlerle öyle çarpışacak. Ve mücadele ederek esenliği getirecek.
  • Rabbin kralının sözlerinde hikmet var. Çok isabetli kararlar alıyor. İnsanlığa hizmet ediyor ve tüm sosyal sorunları gidermeye çalışıyor.
  • Rabbin kralında isabetli görüş, derin anlama yetisi var. Basiretli, olayları özüyle keşfedebiliyor. Görüneni değil görünenin perde arkasını ve amacını görmektedir. Rabbin nuruyla bakıyor ve derin feraset sahibidir.
  • Yeryüzüne Rabbin kulu İsa hükmedecek dünya İstanbul’dan yönetilecek. Bu şehir Osmanlı’da olduğu gibi barış ve sevgi merkezi olacaktır.
  • Mehdi Türkiye’den dünyayı adilce yönetecek. Hiçbir ayrım yapmayacak. O’nun bazı karaları Arapların hoşuna gitmese de tüm insanlığı kucaklayan yapısıyla barışı getirecek.
  • Rabbin kralına arkadaşlarına ve ekibinin arasına nifak sokmak istiyorlar. Uydurma haberler yayıyorlar. Türkiye halkına ve dünya insanlarına da nifak sokmak ve ayrılıklar çıkartmak istiyorlar. Sayısız çoklukta türlü kötü planlarını sürekli görmekteyiz. Münafıklar inandık deyip de hakla savaşıyorlar. Çünkü onlar kendi çıkarlarına hizmet edecek birilerini istiyorlardı. Mazlumun, fakirin ve işçinin hakkını savunmak ve yeryüzü nimetlerini paylaşmak zalimlerin hoşuna gitmiyordu.
  • Zalimler Türkiye ye ve Rabbin kralına karşı şunlara bir ders verelim de hiç kimse bize başkaldırıya cesaret edemesin. İnsanlığa bir ders olsun. Üstünlüğümüzü ve baskıyı gösterelim diye Rabbin kralına ve ülkesine şimdiye kadar gizledikleri türlerden nükleer ve kimyasal silah kullanmayı isteyecekler. Yok edelim şunları diyecekler. ‘Bize asi olmak ne demekmiş görsünler.’ Diyecekler İşte tam kitle imha silahını kullanmaya karar vereceklerinde Rab onlara dersini verecek.
  • Kentsel dönüşüm yasasıyla Türkiye’yi yeniden imar eden mehdi, dünyayı da imar edecek.
  • Birkaç yalanla insanların rabbin kralına yönelmesini engellediler. Birkaç suçlama ile insanları aldattılar. Aldananlar neden sayısız iyi işleri başarıları ve insan odaklı çalışmaları, ülkesine dünyaya hizmet edişini görmediler de küçük yalanlara kanıp pire için yorganı yaktılar. İşte Rab bazı insanların inanmasını böyle engeller.
  • Zerdüşt, gelecek bir alemşümul muhakemeden de bahsetti. Kendinden 3.000 yıl sonra Ehrimen 'in gücü zeval bulacak ve hakikat-adalet evi kurulacaktır. Böylece itaat ruhu zafere ulaşacaktır. Muhakeme, ateş ve erimiş maden ile olacaktır. Bütün bu işler; “Saoşyant” denilen kurtarıcının doğmasıyla gerçekleşecektir. O Kansava Gölü 'nde yıkanan bir bakirenin o gölde bulunana Zerdüşt 'ün tohumuyla gebe kalması sonucu doğacaktır. Böylece ölülerin doğması başlayacaktır. Anlatılan tüm bu ifadeler günümüzü ve mehdi’yi nitelemektedir. Zerdüşt’ün tohumu demesi diğer peygamberlerin de benim soyumdan gelecek dediği gibidir. Muhammet, Davut, İsa, İbrahim hepsi kurtarıcının kendi soyundan geleceğini söylemiştir. Zerdüşt geçmişte yaşamış bir peygamberdir. Buda’da öyledir. Maya’da öyledir. Ölülerin doğması olayı insanların gerçekleri fark edip doğruluğun yanında olması ve kalplerin inançla dolmasıyla uyanış gerçekleşecektir.
  • Bazı dinlerde olduğu gibi Budizm’de de bir kurtarıcı bekleme inancı vardır. Kurtarıcının İsmi Metteya veya Maitreye’ dir. İnançlarına göre Metteya tüm dünyayı düzeltmek için gelecek ve Buda’nın tamamlayamadığı dini tamamlayacaktır
  • Yahudilerin kralı Mesih, hristiyanların beklediği Faraklit, Müslümanların Mehdi’si; Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu tüm dinlerin bilgilerinden ve dünyanın içinde bulunduğu dönemden ve şu an yaşanan gerçeklerden yola çıkılarak aydınlığa çıkartılmıştır.
  • RTE ye oy vermiş veya fikren destekleyen her insan o’nun yaptıklarından dolayı saniyede yüzlerce amel ettiğinin farkında olmalıdır.
  • RTE, kişilik yapısı ve karakteri insanların aradığı nitelikteki liderin özellikleridir. Dünya halkı bu lideri benimser ve sever.
  • Baskılar, kirli tezgahlar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük paya Rabbin kralı sahiptir. Halk ve insanlar adına mücadele ederek silahlı gücü elinde bulunduranlara sert şekilde canını ortaya koyarak kafa tutmuştur. Bugün Türkiye’nin yarın da dünyanın iyi hale gelmesi onun çabalarıyladır. Canını hiçe sayması ve Rab adına mücadele etmesiyle dünya onunla düzelmektedir.
  • Rabbin kralı her işe koşturuyor. Zamanın hızında türlü sorunlara koşturarak yoruluyor. Ancak hiç şikayet etmiyor. Ülkesinde ve dünyada düzeltecek çok şey var. Ve her gün yeni bir iştedir. Tanrı müthiş bir zaman ve plan çizelgesi izliyor. Yıllar içinde köklü ve mükemmel değişimler oluyor. Tanrı dünyayı düzeltene kadar Mehdiye uzun ömür verdi.
  • Rabbin kralı ve onun yanındakiler, bakanlar, milletvekilleri, onları seçen halk iyi şeylere kapı açtıklarından sürekli artan mükafatlarını alacaklardır. Dünyayı düzeltmede öncü olanlar, faydalı işlere imza atanlar Rabbin kralını seçenler Tanrı tarafından mutlaka mükafatlarını alacaklar.
  • Rabbin kralının kalbine gelen direk bilgiler, bu fark edişler ve keşifler Rabbindendir. Sana kötü söz söyleyende kınayan da var. Seni çok seven de var. İnsanlık için yaptığın iyi işlerden hoşlanmayanların seni kınamaları kalplerinin bozukluğundandır. Kalpler dışarı yansırken amaçların farklılığından dolayı yön belirler. Kimileri seni anlar kimileri seni yanlış bulur. Kimi kalplere iman kimilerine küfür verildi.
  • Menfaatleri çatışacak ve doğrular onları sürekli yıpratacak. Rab onları dağıtıp parçalayacak. Böylece rabbin egemenliğinin yolu açılacak.
  • Değişen Ortadoğu, inançsız küresel güçleri telaşlandırmaktadır. Değişimi kontrol edemeyince değişimin destekçisi ve yönlendiricisi Türkiye’ye karşı olacaklardır. Yılanın başını ezelim diyerek Türkiye’ye saldırma kararı alacaklar. Hava saldırılarıyla istikrarı bozan ve hükümetleri deviren küresel güçlerin bu taktikleri artık tutmayacak. Çünkü Tanrı Türkiye’nin yanında olacak ve bu kez zalimlere izin vermeyecek.
    [*=center]AFETLER VE DEĞİŞİM
  • Karanlığın ortasında insanlığa gönderilen bir kurtarıcıyı gördük. Mücadelesinde gerçekler anlaşılıyor ve dünyanın durumu fark ediliyordu. Zalimler ve mazlumlar taraflarını ayırırken zalim vesayetçiler saltanatlarını kaybetmemek için öldürüyorlardı. Tanrının yeryüzüne müdahalesini doğal afetlerle açıkça görmeye başladık.
  • Afetlerin elbette ki doğal nedenleri vardır. Ancak önemli olan hangi amaca yönelik ortaya çıktığıdır. Hiçbir şey Tanrı’dan gizli değildir. Ve nedensiz insana zarar gelmez.
  • Dünyada olağan üstü olaylar görülecek, yerel salgınlar, bölgesel sıkıntılar görülecek. Bazı beldelerde hayvanlar telef olacak. İklim değişiklikleriyle bitki örtüleri ve tarımsal çeşitlilikler değişecek. Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri 2012 yılından sonra kendini iyice hissettirecektir.
  • Beklenmedik iklim değişiklikleri yaşanıyor. Her şey bir anda yaşanmaya başladı. Küresel kriz, Arap baharı, sosyal devrimler ve çöken saltanatlar bir devrin kaçınılmaz sonuydu. Yeryüzünde Adem’i merkeziyetçilik kaybolunca küresel terör ortaya çıktı.
  • Yeryüzünde bir kargaşa kaos hakim olacak. Her ülke kendi kıtasında ve komşularındaki husumetlileriyle birbirine girecek. Bu durum bir süre devam edecek. Tanrının tarafında olanlarla ilk bozgunculuğu çıkaranlar saflarını ayıracaklar. Bu arada barışa çağıran bir adam dikkat çekecek. Ona yönelenler huzur bulacak. Recep Tayyip Erdoğan dünyada birliği, barışı ve kardeşliği sağlayacak. Ancak bu duruma sevinmeyen ve kötü dünya düzeninden kazanan birtakım güçlü egemenler ona karşı savaş açmaya yeltenecekler. Tam bu arada saldırıyı yapacaklarında tanrının silahıyla büyük darbe alacaklar.
  • Dünyada her bölgede savaşlar ve kargaşalar çıkacak. Tüm husumetliler birbirine girecek. Dünyadaki merkezi ve adil yönetim boşluğu derince hissedilecektir.
  • Değişim, 2011-2012-2013 yıllarında çok daha hızlı ve keskin gerçekleşiyor. Türkiye ve dünyadaki değişim hızla devam ederken sıkıntılar yaşanacak ve küresel bahar beraberinde gerçekleşecektir.
  • 21 Aralık 2012’de afet olacak diye bekleyenler son iki yılda dünyada yaşanan afetleri görmüyorlar mı? Tanrının müdahalesi çoktan başlamıştır. Afetler 2020 yılına kadar azalarak devam edecektir. 1990-2020 yılları arası yoğun afet dönemi olarak anılacaktır. Sonra dünya sükut edecek ve huzur olacaktır.
  • 21 Aralık 2012, yeni bir başlangıç ve bir dönüm noktası olacak. Bir milat ve şeytanlığın sonu olacak. Tanrının keskin müdahalesi ve badireler dönemi olacak. Mayaların takvimi tanrının senaryosuyla birebir uyuşuyor. Astrolojiyi iyi çözmüş ve tanrının senaryosunu fark etmiş bir peygambere verilen ilim sayesinde günümüzde yaşananlarla doğrulanmaktadır. Dünyada ardı arkası kesilmeyen felaketler görülecek.
  • 21 aralık 2012 de Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal doğuş anı yaşayacağız. Karanlık dönemden çıkacağız ve büyük arınma yaşayacağız. Zihinlerin bağları özgürleşecek ve içsel uyanış yaşayacağız. Dünyada yaşananları özüyle kavrayacağız ve farkındalık oluşacaktır.
  • Dünyada müthiş bir inançsızlık algısı oluşmuştu. İnsanoğlu mal fitnesine takılmıştı. Herkes dünya için mücadele eder durumdaydı. Başkasını ezerek para kazananlar, haksızlık yapanlar, dünya malı için her türlü durumu meşru görenler suç işlediklerini önemsemeyerek vicdansız bir şekilde dünyanın ardından koşuyordu. Büyük bir dünya yarışı vardı. Herkes çocuğuna dünya için oku para kazan diyordu. Bu yarış öyle bir yarıştı ki kalpleri kör etmiş vicdanları bağlamıştı. İkiyüzlülük, gıybet, yalakalık, iftira, yalan, hilebazlık insanlara yayıldı. Son iki yüzyılda yaşananlar dünyayı çok kötü bir hale getirdi. İnsan öldürmek, savaşlar, başkasının malına göz dikmek, hırsızlık sürekli yaşanır oldu. Para için bedenini satanlar çıktı. Zina arttı. Kazanç güden herkes pis işlere bulaştı. Uyuşturucu satanlar, kaçakçılık yapanlar haksız kazanç sağlayanlar her yerdeydi. İnsanlık büyük bir sapıklık içindeydi. Birbirlerine zarar veriyorlardı. Açgözlülük ve hırs insanlığın soyuna kastetmişti.
  • İnsanların bir kısmı sınırsız kazanç ve sefa sürerken bir kısmı da sömürülüyor ve kullanılıyordu. Savaşlarla haksız yere katlediliyordu. Bozuk bir düzen vardı. Bu düzen değişirken yeryüzünde doğal afetler tavan yapmaktadır. Tanrının değişimi gerçekleştirirken yaptıkları lokal yaşayan ve bütünü göremeyen insanlar tarafından anlaşılamıyor. Yeryüzünde var olan bir gerçek vardır. İyi ile kötü savaşında afetlerle ve mücadelelerle yeryüzünde değişim olmaktadır.
  • Arap baharı yaşanıyor ve Ortadoğu’da ülkelerin ardındakiler cephelerini belirledi. Mazlumun yanında olan ülkelerle zalimi destekleyen ülkelerin görünmez savaşı yaşanıyor. En açık göstergesi Suriye, Mısır Libya’da mazlum halkların yanında Türkiye ve birtakım Arap ülkeleri vardı. Ortadoğu’da eski baskıcı yönetimlerin ardında Rusya, Fransa, ABD, İsrail, İngiltere, Çin ve birtakım Avrupa ülkeleri var. Küresel savaş dolaylı yoldan ve siyasi kanattan bu ülkeler arasında olmaktaydı. Tanrı da geri planda bu savaşı silahla sürdürenlere afetlerle cevap vermektedir. Bir tarafta baskıcı yönetimlerin mücadelesiyle öldürülen halklar diğer tarafta eski sömürgelerini bırakmayan küresel güçleri destekleyen halklar vardı. Mazlumlara yapılan zulme tanrı müdahale etmektedir. Ancak insanlar bunu anlayamıyor. Ortadoğu’da ve dünyada mazlumlarla zalimlerin mücadelesi arttıkça doğal afetlerde en yüksek seviyeye çıkacaktır.
  • Doğal Afetlerin bilimsel ve amaçsal yönü de vardır. Bilimsel olarak güneş sistemi evrende hep aynı döngüsünü tamamlayarak 5125 yılda hep aynı noktaya gelir. Bu nokta 21 Aralık 2012’dir. Bu noktada Zenit ile karşılaşır ve epliktik açıyı dik keser bu bölgede dünya ve güneş dahil güneş sistemi mevcut ortamdan çok etkilenir. Isınmanın da etkisiyle güneşte patlamalar artar. Aynı zamanda güneşin bir parçası olan ve kabuk bağlamış olan dünya mağmasında da hareketlenmeler görülmekte ve birtakım depremler gerçekleşmektedir. Kıtalardaki aşırı hareketlilik 21 Aralık 2012 geçişi nedeniyledir. Dünya ısındığından aşırı buharlaşmakta, şiddetli yağışlar ve seller oluşmaktadır. Geçişlerde ortaya çıkan ani basınç değişiklikleriyle fırtınalar ve kasırgalar görülmektedir. Doğal afetlerin amaçsal yönü de dünya bu döngüye gelirken insanlar katı kalpli olur. Birbirlerine zarar veriler. Zulüm artar ve tüm günahlar işlenmeye başlar. Dünya karanlık bir döneme girmiş ve insanlar daha fazla kazanmak için birbirlerini öldürmeye başlamışlardır. Dünyada bu arada büyük bir mazlumlar tabakası ve bir kısım da zalimler tabakası oluşur. Tanrı güçlü olan zalimleri uyarır ve onlarla mücadele eder. Bu mücadele hem siyasi hem de şiddetle gerçekleşir. Tanrı adiliyyet çizgisinden çıkmaz ve zulme karşı tepki gösterir.
  • 2013 yılı oldukça kurak geçecek, 2013'ten sonra ise yağışlar anormal derecede artacak. Ayamama Deresi'nde ortaya çıkan taşkından daha büyük taşkınlar yaşanacak. Yeryüzünde bölgesel ve yerel salgın hastalıklar artacaktır. Her yerde bu tür haberler duyulacak.
  • Küresel bozguncuların yaptıklarından dolayı Tanrı 2013’ü afetlerle donatacak. Felaketler yılı çok zor geçecektir.
  • ABD, Rusya, İsrail, Çin ve pek çok Avrupa ülkesi Ortadoğu da eski rejimlere destek vermektedirler. Baskıcı ve silahlı yönetimler çoğunluk olan mazlum halkı şiddetle öldürmektedir. Bu yönetimlere destek verenler ölümlerin artmasını sağlamaktadır. Baskıcı yönetimlerin ardındaki küresel güçler afetlerle çarpışmaya hazır olsunlar. Çünkü Tanrı mazlumların yanında olacak ve bozguncularla mücadele edecek.
  • Kasırgaların ve şiddetli yağışların arka arkaya geldiğini görenler kendilerini sorgulasınlar. Zulmü sürdürmeyi bıraksınlar. Ortadoğu’da baskıcı yönetimlere ve İsrail’e verdikleri destekten vazgeçsinler.
  • Dünyada 2012 yılında buzul çağı gibi bir kış yaşadık. Buz tutan denizlerde gemiler mahsur kaldı. Kar yağmayan kıyılara kar yağdı. Yüksek don olayları görüldü. Soğuktan insanlar öldü. Mevsim normallerinin üzerinde belirgin değişimler gördük. Avrupa’da soğuklardan 500 üzerinde kişi öldü. Kar yağmadık yerlere kar yağdı. Avustralya ve pek çok yer sellerle boğuşuyor. Nehirler taşıyor. Dengesiz ve karışık bir bahar gördük. Çok sıcak bir yaz geçecek. Bu küresel iklim değişikliğinde büyük sıkıntılar yaşanacak.
  • Filipinlilerde yine depremler oldu. Dünyanın çoğu yerinde sayısız depremler gerçekleşiyor. Avustralya ve dünyanın her yerinde seller can alıyor. Doğa, yani tanrının eli insanları uyarıyor ve cezalandırıyor.
  • Değişim hem manevi hem de maddi gerçekleşiyor. İnsan düşünsel alanda değişim geçirirken bedeninde nasıl fizyolojik değişimler geçiriyorsa Dünyadaki küresel bilinç değişirken de dünya üzerinde maddi değişimler gerçekleşmektedir.
  • Rabbin kralıyla iyilerin egemenliği geliyor. Kötüler şiddetle iyilerin egemenliğini engelleyecekler. Ancak ne kadar mücadele etseler de Rab, şeytanın yeryüzündeki hükmüne son verecek.
  • Depremler seller, fırtınalar doğal afetler yaşanıyor. Allah bir doğal afet gerçekleştirdiğinde nedenini anlayabilirsiniz. Küresel barışa karşı çıkanları, küresel egemenleri ve onun destekçi halklarını görebilirsiniz. Tanrının öfkesi ve doğal afetler nedensiz ve boş yere değildir. Rabbin dininin karşısında olan anlayış Rabden tepki görecektir. İnananların ve doğruluğun karşısında olanlar cezalandırılmayı hak etmektedirler. Dünya onlar nedeniyle kötü bir yer olmuştur. Ve insan türü birbirini öldürerek zamanla yok olacaktır. Bu nedenle zalimlerin yok olması haktır.
  • 21 Aralık 2012 de ABD ve Rusya yönetimiyle Türkiye büyük bir kırılma yaşayacak. Tüm dünya bu kırılmayı görecek ve bundan etkilenecek. İsrail’in babası olan ABD hükümeti, zalimlerin krallığını temsil etmektedir. Rabbin kralıyla Türkiye mazlumların başkaldırısını temsil edecektir. Zalimlerle mazlumlar karşı karşıya gelecekler. Dünya iki kutuplu hale gelecek.
  • 21 Aralık 2012 Zalimlerle mazlumların karşılaştığı keskin bir dönemeç olacaktır. Zalimleri Obama temsil ederken; mazlumları Recep Tayyip Erdoğan temsil edecektir. Yapmacık hareketlerle, uydurma yalanlarla, söylediğinin tersini yapan, geçici süreyle aldatan Obama sırf dünya için zalimlerin liderliğini kabul etmiştir. Haksız ve yalancı olduğunu bilerek eski egemenlerin önderliğini sırf makam ve dünya için yapmaktadır.
  • ABD yönetiminin inanan düşmanlığı yaptığı anlaşılacak. Türkiye düşmanlığı ortaya çıkacaktır. ABD’nin insanlığa olan düşmanlığı ortaya çıkacaktır.
  • İsaace Kasırgası yine orta Amerika’yı vurdu. Büyük sıkıntılar yaşandı ve ölenler oldu. Tropikal fırtınalar sürekli artmaktadır. Daha geniş alanları etkilemektedir.
  • Sırbistan’da son 200 yılın en şiddetli kuraklığı yaşanmaktadır. Aşırı sıcaklardan tarımda büyük kayıplar yaşanmıştır.
  • 21 Aralık 2012 den sonra Dünya geçmiş 200 yılı yargılayacaktır. Geçmişle yüzleşilecek yapılanlar ve yaşananlar sorgulanacaktır. Gerçekler açıkça görülecektir.
  • Dünyada yönetim merkezleri yer değiştiriyor. Osmanlının barış dönemi geri gelirken ABD’nin bozgunculuk dönemi bitmektedir. 1. Dünya savaşının tam tersi olayları yaşanacaktır.
  • Zalimlerin Tüm haksızlıkları günahları ve suçları ortaya çıkacak. Mazlumların haklılığı ve suçsuzluğu anlaşılacaktır.
  • Her yerde fırtına var. Hortumlar oluşuyor. Şiddetli yağmurlar ve seller her ülkede görülüyor. Afganistan’da son yirmi yılın en sert kışı, Türkiye ve Avrupa’da son 50 yılın en sert kışı yaşanıyor.
  • Dünya bu dönemden sonra Güçlü olanın yanında değil de doğru olanın ve adaletin yanında olacaktır. Kula kulluk ederek Rabbe eş koşmak geçmişte kalacak, insanlar Rabbe kulluk edecekler.
  • Allah dünya hayatının rüyalığını açıkça gösterecek. her şeyi kendisinin yönettiğini ve hayatın tek egemeni olduğunu kulu Erdoğan ile, doğal afetlerle, gerçeklerle beraber gösterecektir.
  • Küresel demokrasiye ve küresel barışa karşı çıkan eski egemenlerin kurduğu vesayetçi anlayış şiddet kullanarak mazlum inananlara direnecektir. Ülke içinde pkk’yı hem kurup hem bunun üzerinden kazananlar dünyada da el-kaideyi kurdular ve terör üzerinden kazandılar. Kirli planlarla insanları aldattılar. Hem terörü kurup hem de bunuz üzerinden egemenliklerini kurup çıkar sağlayanların karallığı uzun sürmeyecektir. Dünyanın mazlum halklarının zalimlerekarşı başkaldırısı engellenemeyecektir.
  • İyi düzene, barışa ve küresel demokrasiye karşı çıkarak savaş isteyenler amaçlarına ulaşamayacaktır. Savaş için taşkınlıklar çıkartan bu anlayış yeryüzünden Büyük Rab tarafından kazınacaktır. Dünyada ki olaylara geniş açıdan bakanlar bütünü görecektir.
  • Zalimlere destek verenler başlarına gelen felaketlerden dolayı bizim şehrimizi neden sular altında kaldı diye düşünecekler. Tanrı bize neden öfkelendi diyecekler. Siz Ortadoğu’ya savaş açtınız, Suriye’de çözüme destek olmadınız, İran’a savaş istediniz. Pakistan’ı sürekli karıştırdınız. Dünyayı yöneten bu inançsız egemenliğe destek verdiniz. Uluslarında huzurla yaşayan insanların huzurunu bozdunuz. Bu bozguncuları gerek fikren gerek sessiz kalarak desteklediniz. Elbette ki başlarınıza sayısız felaket gelecektir. Aynı peygamberler dönemindeki peygamberlere ‘sen uğursuzsun. Bak senin yüzünden başımıza türlü felaket geliyor dediler.’ Aynı olayları ve doğal afetleri günümüz de de görüyoruz. Barış ve insanlık için çabalayan şu krala uyunuz. Yoksa tanrının azabı onların üzerine varmak üzeredir.
  • Küresel iklim değişiklikleri, küresel ısınma, yoğunlaşan doğal afetler peygamberler dönemlerinde peygamberlere uğursuzluk olarak niteledikleri olaylardır. Rab, Her peygamberin geldiği dönemde insanları uyarır ve kendini gösterir. İşte Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel arenada barışçıl çalışmalarına karşın bozguncu anlayışın bunu engellemesi ve ortaya çıkan bu dönemde küresel iklim değişimleri görülmektedir.
  • 2013'ün oldukça kurak geçecek, 2014'ten sonra ise yağışlar anormal derecede artacak. Ayamama Deresi'nde ortaya çıkan taşkından daha büyük taşkınlar yaşanacak. Kıyı kentlerini sular vuracak. İnsanlar dünya siyasetini anlasaydılar başlarına gelen felaketlerin ana nedenini daha iyi bilirlerdi.
  • 2012 yılının ortalarında aşırı ısınmalardan dolayı yüksek nemler ve dünya yüzeyinde oluşan terlemelerden dolayı şiddetli yağışlar daha da çok görülecektir. Her yerde seller ve buzulların erimesi görülüyor. Yine Grögland’ dev bir buz parçası kopmuştur. Bunlarla beraber oluşan ani su yükselmeleri beklide kıyı kentlerini sular altında bırakacaktır.
  • Amerika da 2012 temmuz aylarında son 100 yılın en kurak yılı yaşanmaktadır. Kuraklık ve aşırı sıcaklar dünyanın kuzeyinde çok etkili olmuştur.
  • Rusya’da Temmuz 2012 de sadece bir bölgede sellerden 300 ü geçkin insan ölmüştür.
  • Napoli’de Temmuz 2012 de hamam böceği istilası gözlenmiştir.
  • Filipinlilerde Bopha tayfunu ülkenin güneyini vurdu. Kuzeye yöneldi ve u dönüşü yaptı. Bini aşkın insan öldü. Beş yüz bini aşkın insan evlerinden oldu. Tarımda büyük kayıplar oluştu.
  • Sismik olaylardaki sert değişimler tüm insanoğlunu etkilemektedir. Aşırı soğukların ardından aşırı yaz dönemine girdik. Bu değişimler dünyanın çok kritik bir dönemden geçtiğini göstermektedir.
  • Orta Amerika’da Costa Rika yakınlarında 7’lik deprem gözlenmiştir. Tsunami alarmı yapılmıştır.
  • Japonya’da 7,3 lük deprem oldu. Küçük ebatta tsunami gerçekleşti.
  • İsaac fırtınası giderek şiddetini artırmış ve ABD’nin güneyini 1. dereceden bir fırtına olarak vurmuştur. Pek çok insan alınan tedbirlere rağmen ölmüştür. Tanrı Fırtınalarla zalim halklara uyarıda bulunmaktadır. Dünyayı kötü hale getiren egemenlere kulluk edenler ve zulmü destekleyenler elbette tanrının öfkesiyle karşılaşacaktır.
  • Saola kasırgası filipinlerin ardından Tayvan’ı da vurdu. İnsanlar öldü ve büyük maddi kayıplar yaşandı. Filipinliler ve Tayvan halkı çıkar amaçlı yaşamaktan vazgeçmeli ve kula kulluk etmemelidirler. Allah uyarır ama bölgeye egemen karanlık güçler bu uyarıları anlar mı meçhuldür.
  • Güney Kore’yi tayfun vurdu. Binlerce insan öldü. Dev dalgalar oluştu. Saatte 160 km hızla rüzgarlar oluştu. Dünyanın her yerinde buna benzer fırtınalar görülmeye başladı. Dünya müthiş bir değişim geçirirken tanrının uyarılarını ve müdahalelerini anlayamayan cahiller çoktu. Tanrı yeryüzündeki her olaydan haberdardır. Her şey o’nun emri ile oluşur. Doğal afetler tanrının öfkesidir. Nedenleri açıktır. Küresel gündem ve ülkedeki siyasi mücadele gerçekleri ortaya serecektir. Tanrı her yerde güçsüz mazlumlara karşı güçlü zalimlere ve destekçilerine arttık fırsat vermeme kararı almış ve değişim konusunda kararlıdır. Böyle bir dönemde doğruyu haykıran ve adaletten ayrılmayan barışa ve kardeşliğe çağıran b,ir kulunu da göndermişken aynı Musa dönemi gibi dünya çalkantılı dönem yaşamaktadır.
  • 2013 yılında sayısız yıldırımlar düşecek ve şiddetli yağışlar olacak. İnsanların üstüne yıldırımlar düşecek. Öyle hale gelecek ki bugün kimin üzerine yıldırım düştü diye soracaklar. Sel baskınları ve fırtınalar daha da artacak.
  • Kuraklık ve şiddetli soğuklar toplam 7 yıl sürebilir. Bu dönemde dünya büyük bir değişim geçirecektir.
  • Dünya büyük bir değişimden geçiyor. İnsanlıkta büyük bilinç değişimleri yaşıyor. Dünya da siyasi çalkantılar afetlerle beraber yaşanıyor..
  • 2012’nin onuncu aylarında ABD’de seçimlerde Obama’nın kazanmasına kesin gözle bakan bozguncular yeni planlar kurmaya başladılar. Küresel bozguncuların beslendikleri ve desteklendikleri kentleri Tanrı Yehova, Sandy kasırgasını göndermiştir. Ortadoğu’daki değişimin yönünü değiştirmek ve bölgeyi iyice karıştırmak istediklerinden tanrı onlara Afetlerle ders vermektedir. Yine bölgede Kanada açıklarında 7.7 şiddetinde yerin 10 km altında deprem oluşmuş ve kıyı kentleri Tsunamiden etkilenmiştir.
  • Sandy gibi doğal afetler bizim başımıza neden geliyor diye sorgulamıyorlar da Sandy krizini Obama iyi yönetti diyorlar. Tam seçimler öncesinde Tanrıdan bir uyarı niteliği olan Sandy kasırgasına karşı Obama’nın uyarılarda bulunması ve kasırga krizini iyi yönetmesiyle seçime destek alarak girmişti. Fırtına ne için geliyor halk Tanrıya karşı fırtınayı iyi yönetti ve halka sahip çıktı anlayışı oluştu.
  • Sandy kasırgası gibi dünyanın çeşitli yerlerinde fırtınalar artacak ve serileşecektir. Çünkü İnanan mazlum halkları öldürüyorlar. Suriye halkının özgürlük taleplerini tıkayanlar ve Esad’a destek verenler öldürerek ayakta kalacaklarını sanmaktadır. Ortadoğu’da inançlı halklarla mücadele eden küresel egemenler doğal afetlerle boğuşacaktır. Güçlü zayıfı ezerken karşısında Tanrı’yı bulacaktır. Eski dönemlerde de peygamberler döneminde halkın yanında Tanrı olmuş ve kafir kavimlere belalar göndermiştir.
  • İnsan ölümlerini ve mazlumların feryatlarını sırf menfaatleri için duymayanlar Tanrı’nın ordularıyla çarpışacaktır. Ortadoğu ve dünyada değişimi engelleyenler inanan halkların öldürülmesini sağlamaktadırlar. Verdikleri desteklerden dolayı afetlerden başlarını alamayacaklardır. Arap baharıyla başlayan değişimi engellemeye çalışanlar tanrıyı karşılarında bulacaktır.
  • ABD halkında o kadar sapkınlık oluşmuştur ki bazı eyaletlerde eşcinsel evlilikler referandumlarla kabul edilmiştir. Sanki Hz İbrahim dönemindeki kavimler gibi sapıtmış haldedirler. Bazı eyaletlerde esrar serbest edildi. Lezbiyen liderlere ve eşcinsel evliliklere eyalet meclislerinde onay verdiler. Ve bu halk tarafından alkışlanıyor. Helal ete ve başörtüsüne şiddetle karşı çıkarken bunları yobazlık olarak görüyorlar.
  • Obama aynı Mısır firavunu gibi genç ve hilekardır. Bozguncu egemenlerin hizmetkarlığını yapmaktadır. Obama’yı ilk seçimlerde Müslüman olarak tanıttılar. ABD’nin Ortadoğu politikalarını değiştireceğini söyledi. Birtakım sözler verdi. Verdiği sözlerin çoğunu tutmadı. Söylediğinin tersini yapan ve aldatan özelliği pek çok olayla ortaya çıkmıştır. Seçimlerde Obama’yı abarttılar. Ortadoğu’da ve dünyada popüler hale getirdiler. 2. seçimlerde de kurtarıcı gibi ilan ettiler. Çok iyi propaganda yaptılar ve şişirdiler. Obama ne ülkesi ne de dünya için ilk dört yılda hiçbir şey yapmadı. Çok şey yapmış ve yapacak gibi seçimlerde yine galip geldi. Obama seçildikten sonra çöküş aniden gelmeye başlayacak.
  • Obama ilk geldiğinden beri dünyada hiçbir şey değişmedi. Barış tesis edilmedi. Obama hala güçlü silahlardan ve güçlü ordudan bahsetti. Dünyada her şey daha da kötüye gitti. Pakistan halkına insansız uçaklarla vurdular. Irak’tan çekildik imajı vererek iç savaşın eşiğine bıraktılar. Ortadoğu’da halklar ayaklandı. Ortadoğu’nun değişimine izin vermedi. Yüksek miktarda silah satışları gerçekleştirildi. Dünya barışına hizmet etmedi. Seçim sonrasında BM genel sekreteri Rassmussen ile Ortadoğu’da değişimin riskleri ve tehditleri karşısında yeni tedbirler alacaklarını söylediler. İsrail’in Obama’ya övgüler dolusu desteği gözden kaçmadı.
  • Obama ilk seçildiğinde deniz aşırı ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Buşh’un İslam dünyasına saldırısından sonra Ortadoğu ve İslam dünyasına barış ve önderlik havası vermeye çalıştı. Ancak hiçbir olumlu adım atılmadı. Afganistan, Pakistan’a saldırılar artarak devam etti. İslam dünyasının hiçbir beklentisi karşılanmadı. Yine küresel bozgunculara hizmet etti. Obama ikinci kez seçildi. Kampanya ekipleri iyi çalıştı. Kurtarıcı gibi ilan ettiler. Artık daha cesur adımlar atacak. İsrail’in İran’a saldırmasına ve ABD’nin Esad’a destek vermesine hiç şaşırmamak gerekecektir. Bundan sonra yaşanacaklar ABD ve Obama’nın iç yüzünü gösterecektir. İnsanların dünya barışı için beklentileri çökecektir. Obama bozgunculara ve güçlü egemenlere hizmet edecektir. İnsanlara hizmet etmemiştir ve etmeyecektir. Obama tavırlarında saflık, olgunluk ve yapıcılık gibi özellikler gösterse de Tanrıya (insanlığa) değil sinsi Şeytan’a (bozgunculara) hizmet etmektedir. Gerçekleri göremez insanlık adına değil ulusal çıkarları adına karar verir. Bu da insanlığa zarar verecektir.
  • İnsanlara zulmedenler afetlerden başlarını alamayacaklar. Şehirlerini onarmakla meşgul olacaklar. Kendi dertlerine düşmelerinden dolayı küresel egemenliklerini zamanla kaybedecekler.
  • 2012 yılında Avrupa’ya kış erken geldi. 2013 başlarında kar fırtınaları ve şiddetli soğuklar görülecektir.
  • Balkanlarda sel felaketleri görüldü. Slovenya ve Hırvatistan’da şiddetli yağışlar tarım alanlarını vurdu ve hayatı olumsuz etkiledi.
  • 08.11.2012 tarihinde ABD seçimlerinin hemen ardından ABD açıklarında Guatalama’da 7.4 büyüklüğünde deprem oldu. Tsunami uyarısı yapıldı. San Markos şehri yerle bir oldu. Bazı yerlerde dev çukurlar oluştu.
  • New York için fırtınalardan dolayı sürekli tahliye çağrıları yapılmaktadır. Rab tanrı, bu şehri sürekli uyarmaktadır. New York halkının neden beslendiklerini ve kimleri desteklediklerini görürseniz başlarına gelen felaketlerin temel nedenini görürsünüz.
  • Zalimler, mazlumları itibarsızlaştırıp kirli planlar kurduklarında bela onların üzerine gelir. ABD’de seçim öncesinde Sand kasırgasının yaşanması çok anlamlıdır. Tanrı bozguncuların desteklenmesini istememektedir. Ve Tanrı herkesin ne planlar çevirdiğini bilmektedir. Her şeyi özü ile bilen Tanrı kesin karalıdır ve zalimlere artık fırsat vermeyecek çünkü yeryüzündeki tüm günahlardan dolayı öfkelidir.
  • ABD’bu tür afetlerin yaşanması mazlumların feryadı nedeniyledir. Suriye, Libya, Mısır, Irak, Afganistan, Pakistan, Afrika ülkeleri ve pek çok ülkelerden yükselen mazlum duaları nedeniyle afetler yaşanmaktadır. Dünyanın çoğu azınlık zalimler nedeniyle aç idi ve sıkıntılar çekmekteydir. Özgürlükleri kısıtlanmıştı ve öldürülüyorlardı. Zalimlerin merkezi ABD ve BM daimi üyeleridir. Küresel bozguncular insanlara zarar vermektedir. ABD ardı arkası kesilmeyen felaketler yaşayacaktır.
  • Şeytan kıyı bölgelerine yerleşmişti. Ticaretle değil baskı, sömürge ve haksız kazançla gelir elde ediyordu. Kıyı kentlerinde sefa içinde yaşarlarken insanların çoğuna zarar veriyorlardı. Tanrı Yehova bu nedenle kıyı kentlerini vurmaktadır. Zulmedenlerin torunları hukuksuzluğu yol edinmişler ve düzenlerinin hep böyle kusursuz devam edeceklerini sanmışlardı.
  • Sandy kasırgası ile kıyı kentlerini vuran Allah ordularını fırtınayla göndermiş ve 40 milyonu aşkın melekle şehri yerle bir etmiştir. Rabbin orduları pek tehlikeli ve çetindir. Rab öfkelenmiş ve yeryüzündeki zulmü ortadan kaldırmak istemiştir. İnsanlara karşı yıllarca zulmeden şeytana dur demektedir. Yeryüzünün farklı yerlerinden yükselen mazlumların dualarıyla Allah’ın müdahalesi kaçınılmaz olmuştur.
  • Yeryüzünde yaşananlar oyun, eğlence ve basit bir şey değildir. Her şey gerçek nedeni ile ortaya çıkmıştır. Allah’ın afetlerle vurduğu şehirler ve onların yöneticileri kendi halklarını beslerken insanlara ve insanlığa zarar verir ve zulmederlerdi.
  • Zulmedenlerin şehirleri yıkılacak, Sürekli doğal afetlerle meşgul olacaklar. Kazandıklarını tekrar şehirlerini onarmaya harcayacaklar. Büyük maddi hasarlarla ekonomik kayıplara uğrayacaklar. Ne büyüyebilecekler ne de dünya ile ilgilenebilecekler. Zalim yöneticilerin küresel bağları kopacak. Kendi derleriyle baş başa kalacaklar.
  • Dünyada çok sayıda 7’nin üzerinde depremler olmaya başladı. Pek çok yerde ölümler oluyor. Tsunami alarmları veriliyor. Tanrıyı öfkelendirenler ve küresel düzeni bozanlar hala bu uyarılardan anlamıyorlar. Yeni planlar peşinde olanlar kötülüklerini sürdürürken birden başlarına büyük felaketler geleceğini bilsinler.
  • Polonya’da hortumlar meydana gelmiştir. Aslında dünyanın her yerinde hortumlar lokal olarak sürekli oluşmaktadır. Tüm bu yaşananlar tanrının öfkesini göstermekte ve değişimin kesinliğinin işaretidir. Tanrı insanları korkutmakta ve uyarmaktadır.
  • Japonya’da, Çin’de ve tüm uzak doğuda aşırı yağışlardan dolayı oluşan sellerden hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. İnsanlar büyük sıkıntılar çekiyorlar.
  • Japonya’da farklı zamanlarda çok sayıda fırtınalar görülmektedir. Artık dünyada sürekli fırtınaların yaşanmasıyla insanlar artık bu tür olayları normal olarak görmeye başladı. Halbuki önceleri bu tür olaylar olmazdı.
  • Hindistandaki muson fırtınası da tarımı vurmuş ve pek çok insanın ölümüne neden olmuştu.
  • Türkiye’nin de bazı şehirlerinde aşırı yağışların neden olduğu seller dünyanın her yerinde görülmektedir. Her yerden aynı anda haberdar olamadığımızdan aslında günde yüzlerce sel baskınları olmaktadır. Bu seller Nuh’un dönemini hatırlatmaktadır. Tanrı Tevratta Nuh olayından sonra yeryüzünde insanların komplesine bir ceza daha vermeyeceğini söylemiştir. Ancak 5125 yılda bir gerçekleşen her döngüde tanrı sapmış olan yeryüzündeki zalimleri ve halklarını cezalandırmıştır. Merhametiyle insanları doğrulmaktadır. İşte yine bir döngü zamanındayız. Tam bu dönemi yaşamaktayız. Bu nedenle eski döngülerde neler yaşandıysa neredeyse aynı durumlar yaşanmaktadır.
  • Guatamala Yanardağı patladı. 33 bin insan tahliye edildi. Hayat olumsuz etkileniyor. Dünya’da pek çok sönmüş volkanik dağı kül püskürtüyor. Birtakım harekete geçmeler gerçekleşiyor. Büyük anakaralarda hareketlilik gerçekleşiyor. Tanrı yavaş yavaş da olsa açıkça kendini gösteriyor.
  • 5125 yılda bir yeryüzü karanlık çağa girer ve insanlar küfre düşer. Bu dönemde insanlara yol gösteren ve kurtuluşu sağlayan önder bir kurtarıcı gönderilir. Zukarneyn, Nuh ve Recep Tayyip Erdoğan Aynı karakter ve görevdeki peygamberlerdendir. Bu tip söylemlerin size yanlış sapkınca ve inandırıcı olmayan olarak gelmesin. Tüm yaşananları ve içinde bulunduğumuz dünya dönemini değerlendirdiğinizde gerçekleri daha iyi anlayacaksınızdır. Geçmiştekiler de bu tip söylemlere karşı çıkılmış, hadi oradan denilmiş. Peygamberler kim, şu peygamber dediğin adam kim demişler. Onlar ne dini ne de gerçekleri bilmektedirler. Dini birtakım batıl hurafe ve mucizelerden zannederler.
  • İsrail’in İran’a vurma ihtimaliyle dünyada durum iyice karışacak ve sıra yavaş yavaş Türkiye’ye sataşmaya kadar gidebilir.. Sonra Türkiye ye savaş söylemleri dünya da yankılanabilir.. Ardından herkes tarafını seçecek ve Rab her şey tıkandığında ve zorla savaş isteyip Krala yönelecekleri anda tanrının emri gerçekleşebilir. İnançsızlar yerlere serilecekler. Rab tanrı kendini gösterecek.
  • 2011 yılında dünyanın sellerle dolu bir yıl geçirmesi ve 2012 kışının sert ve uzun olması küresel iklim değişiklikleri bize bilimsel verilerinin doğruluğunu gösterdiği gibi sıkıntılı bir dönemden geçtiğimizi de göstermektedir. İnsanoğlu değişen iklim şartlarından zarar görse de sadece kaderini yaşamaya mecbur gibi görünüyor.
  • Dünya siyasetindeki değişimle küresel iklim değişiklikleri ve afetler beraber hareket etmektedir. Her peygamber dönemindeki yeni düzene geçişte keskin afetler ve doğal değişimler gözlenmiştir. Hatta pek çok peygamberlere bu afetlerden dolayı uğursuz yakıştırmaları da yapılmıştır. Şimdi Dünya da değişimi sağlayan İsa (Rabbin kralı) da aynı dönemleri görmektedir.
  • Yeryüzünde yaşam şeytanın egemenliğinden çıkıp rabbin egemenliğine girerken değişime direnen ve ona destek verenler afetlerle boğuşacaklardı. Çünkü karşılarında mücadele ettikleri Kudretli ve her şeyi yaratan ve her şeye gücü yeten Rab vardı. İnsanoğlu bu dönüşümün farkında mıydı yoksa her şey yaşandıktan sonra mı gerçekleri anlayacaklardı.
  • Mısır’ın Dehakli’ye kentinde 80 bini aşkın kümes hayvanları topluca ölmüştür. Dünyada böyle toplu balık ölümleri, gurup ölümleri, arıların ve birtakım kuşların topluca ölmeleri yaşanmaktadır. Tüm bunlar Allah’ın emri ile gerçekleşmektedir.
  • Ukrayna da soğuktan donarak ölenlerin sayısı 101 oldu, Avrupa da 100 ü geçti. Soğuk doğu Avrupa yı da vurdu.
  • Avustralya’da toprak kaymalarından bazı köyler toprak altında kaldılar. Bu tür toprak kaymaları aşırı yağışların ardından dünyanın çeşitli yerlerinde sürekli olmaktadır. Tanrının bazı yerleşim yerlerini toprak altına almasından hala ibret almayanlar var.
  • Çin/Tibet’te aşırı yağışlardan ölenler olmuştur. Dünyanın her yerinde seller ve fırtınalar yaşamaktayız. Aslında dünyanın her yerinde İslam’a karşı bir savaş vardır. Her kıtada açıkça bu durumları görmekteyiz. Ayrıca İslam düşmanlığı yapan bir anlayış var yeryüzünde. Bu anlayış kendileri için kurdukları amaçlarına inananların engel olması olarak görmektedirler. Aslında inananlar mazlumdur da zulmedenler zalimdir.
  • Her yerde kargaşa görüyoruz. Hemen hemen her ulusta yürüyüşler, olaylar yaşanıyor. Bunlar değişim göstergeleridir. Daha adil ve özgür yaşam isteyen insanoğlu Rabbin izniyle esenliğe ulaşacak.
  • Tüm Ortadoğu da ki uluslarda ve pek çok kentlerde sokaklarda olaylar yaşanıyor. Sadece Orada değil ABD de, İngiltere de, Moskova sokaklarında, Yunanistan, İtalya ispanya Fransa kısaca her yerde mevcut dünya düzenine tepki var. İnsanlık şeytanın egemenliğindeki kötü düzeni istemiyor.
  • Mısır da protestolar sürüyor. Lizbon da yüz binden fazla insan hükümete yeter. Dedi. Yunanistan da sokaklar savaş alanına döndü. Ülke kaosta. Rusya da Putin diktasına tepkiler artarak sürüyor. Yeryüzünün her yerindeki bu özgürlük direnişine hiç kimse dayanamayacaktır. Eski baskıcı ve tutucu hükümetler yıkılacak özgürlükçü barışçı ve insan haklarını önceleyen hükümetler kurulacaktır.
  • Merkür’ün kendi ekseni etrafındaki dönüşü yavaşladı. Dönüş hızında azalmayla günden 6,5 dakika azaldı. Bu bir sıkıntının göstergesidir.
  • Avrupa ve Amerika kıtasında bazı yanardağlar harekete geçti. Duman püskürtenler görüldü.Bazı beldelerde sokaklar evler ve arabaları siyah örtü kapladı.. Tüm bu yaşananların Tanrı’dan gelen mesaj olduğunu anlayamıyorlar.
  • Güneş patlamaları gerçekleşiyor. Yakında çok şiddetli patlamalar göreceğiz.
  • Dünyanın değişik yerlerinde olağan üstü normal dışı olaylar gözleniyor. Mesela Japonya’da sahile mavi yakamoz dalgalar vurması gibi. Kutup ışıklarının renginin belirginleşmesi ve değişmesi gibi.
  • Bazı sular ırmaklar ve göletler kızıl renklere bulandı.Giresun/Perşembe’de ki gibi dünyanın çeşitli yerlerinde göktaşı olayları gözleniyor. Türü yeni görülen balıklar, kıyıya vuran ölü balinalar gibi sıra dışı olaylar gözlenmektedir. Dünyanın her yerinde çok sayıda yılan vakası yaşanmaktadır.
  • 2012 yılından sonra çok daha güçlü fırtınalarla karşılaşacağız. Büyük fırtınalar denizlerde dev dalgalar oluşturabilir ve kıyı şehirlerini sular altında bırakabilir.
  • Dünya hırsıyla (kazanma arzusuyla) Amerika kıtasına gidenler kıtanın kıyılarının sular altında kaldığını gördüklerinde kendilerini sorgulamaya başlayacaklar. Bir kısmı da kuru inatla insanlığın karşısında mücadele etmeye devam edecek.
  • Tanrının öfkesine rağmen hala zalimlere destek verenler ve rızkı için onlara kulluk edenler kaybedecektir. ABD’yi ve dünyayı kasırgalar seller ve fırtınalar vuruyor. Gerçeği bildikleri halde zalimlere bağlı kalanlar kaybedecekler.