• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Müslüman Nasıl Olmalıdır

MEHMET_1960

Çalışkan Üye
Silver
#1
[TABLE="width: 689"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]


muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 691"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
Muhammed Ma’sûmun “rahmetullahi aleyh”, bir talebesine yazdığı, ikinci cildin yüzonuncu mektûbunun tercemesi şöyledir: İ’tikâdı ve ameli bozuk olan kimse ile görüşmemeli, bid’at sâhibi ile sohbet, arkadaşlık yapmamalıdır. Yahyâ bin Mu’âz Râzî, 258 [m. 872] de vefât etmişdir. Buyuruyor ki, (Üç sınıf kimse ile sohbet etme: Gâfil olan âlimler ile ve hep dünyâ kazancını düşünen hâfızlar ile ve din câhili olan şeyhler ile). Şeyh olarak tanınan bir kimsenin sözleri, işleri, hareketleri, şerî’ate uygun olmaz ise, sakın, sakın, ona yaklaşma! Hattâ, onun bulunduğu şehrden, köyden kaç! O, gizli, sinsi bir hırsızdır. İnsanın dînini, îmânını çalar. İnsanı şeytânın tuzağına düşürür. Hârikalar, kerâmetler gösterse, dünyâya bağlı olmadığı görünse de, arslandan kaçar gibi, ondan uzaklaş! Tesavvuf yolunun mütehassıslarından Cüneyd-i Bağdâdî, 298 [m. 910] da vefât etmişdir. Buyuruyor ki, (Tesavvuf ehli olduğunu söyleyenler çokdur. Bunlar içerisinde, yalnız Resûlullaha tâbi’ olanlar doğrudur). Yine buyurdu ki, (Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere tâbi’ olmıyan kimseyi, Allah adamı sanmayınız!). Yine buyuruyor ki, (İnsanı, Allahın rızâsına, sevgisine kavuşduran yol, kitâba ve sünnete bağlı olanların gitdikleri yoldur.) Sözleri, işleri ve ahlâkı, Resûlullaha uygun olmıyan, [âilesini, kızlarını, bu yola bağlamıyan] kimseyi Velî, Allah adamı zan etmeyiniz! Yehûdîler, papazlar ve Berehmen denilen Hind din adamları da, çok tatlı konuşur, kötülüklerden uzak görünürler. Bunların sözlerine, görünüşlerine aldanmamalıdır. Dünyâya düşkün olmadığına ve hârikalar istemesine ve tevhîd-i vücûdî üzerindeki sözlerine aldanmayınız! Ebû Ömer Sülemî diyor ki, (Şerî’ate uymıyan her söz, her hâl, zararlıdır. Tesavvuf, şerî’ate uymağa çalışmakdır. Doğru ile yalancıyı ayıran tek nişan, Resûlullaha uymakdır. Ona uygun olmıyan zühd, tevekkül, tatlı sözlerin hiç kıymeti yokdur. Şerî’ate uygun olmıyan zikrlerin, fikrlerin, zevklerin ve kerâmetlerin hiç fâidesi olmaz.). -devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

- - - Updated - - -

[TABLE="width: 693"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 695"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 696"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
2
[Abdüllah-i Dehlevî “kuddise sirruh” 1240 h. [m. 1824] de Delhîde vefât etdi. Onikinci mektûbda buyuruyor ki, (Tarîkata giren kimse, vazîfelerine devâm etmezse tarîkatdan çıkmış olur).] Kerâmet, açlık çekenlerde, nefse uymıyanlarda da hâsıl olur. Bunların Velî olduklarını göstermez. Abdüllah ibni Mubârek 181 [m. 797] senesinde vefât etdi. Buyuruyor ki, (Şerî’atin edeblerine uymıyan kimse, Resûlullahın sünnetine uymakdan mahrûm kalır. Sünnete uymakda gevşek davranan, farzlara uymakdan mahrûm kalır. Farzlarda, harâmlarda gevşek olan, Velî olamaz). Bunun için, hadîs-i şerîfde, (Harâmlara devâm, küfre sebeb olur) buyuruldu. Ebû Saîd-i Ebül-hayr 440 h.da vefât etdi. Buna, (Falanca, su üstünde yürüyor dediler. Bu, kıymetli birşey değildir. Çöp de, saman da, su üstünde gidiyor dedi. Falanca, havada uçuyor dediklerinde, karga, sinek de uçuyor dedi. Falanca, bir anda, şehrleri dolaşıyor dediklerinde, şeytân da gidiyor. Bunlar, kıymetli olmağı göstermez. Merd olan, herkes gibi alış-veriş yapar. Evlenir. Çocukları olur. Fekat, bir ân Allahını unutmaz) buyurdu. Büyük Velî, Ebû Alî Ahmed Rodbârî 321 senesinde Mısrda vefât etdi. Bir kimse, çalgı dinliyor. Ben tesavvufda yüksek dereceye yetişdim [çalgıları, kızların seslerini dinlemek], bana harâm olmaz diyor denildikde, (Evet, Cehenneme yetişmişdir) dedi. Ebû Süleymân Abdürrahmân Dârânî, 205 h.de Şâmda vefât etdi. Buyurdu ki, (Kalbime birçok, iyi zan etdiğim şeyler geliyor. Bunları, şerî’at terâzîsi ile ölçmedikce, hiç ehemmiyyet vermiyorum.)-devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
 
Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
1Kubra İslamın Tebliği 0

Benzer konular

MEHMET_1960

Çalışkan Üye
Silver
#2
[TABLE="width: 686"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 686"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 689"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
3
[İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”, ikinci cildin 82. ci mektûbunda buyuruyor ki, (Dünyânın yaldızlı lezzetlerine sarılma, geçici, çabuk biten güzelliklerine aldanma! Bütün sözlerinin ve işlerinin şerî’ate uygun olmasına çalış! Evvelâ, i’tikâdını, (Ehl-i sünnet) âlimlerinin kitâblarına göre düzelt! Bundan sonra, bütün hareketlerin ve ibâdetlerin, bu âlimlerin (Fıkh) kitâblarına uygun olmasına dikkat et! Halâla, harâma uymak, çok mühimdir. Nâfile ibâdetlerin, farz ibâdetler yanında hiç kıymeti yokdur. Bir lira zekât vermenin sevâbı, yüzbinlerce lira nâfile sadaka vermek sevâbından katkat fazladır. Dünyânın zararlarından kurtulmak ve âhiretdeki sonsuz ni’metlere kavuşmak için [müslimân olmak lâzımdır. Ya’nî] evvelâ îmân etmek, sonra şerî’ate uymakdan başka çâre yokdur.) İslâmiyyet, kalb ile îmân etmek ve beden ile şerî’ate uymakdır. Allahü teâlânın emr etdiği şeylere (Farz) denir. Yasak etdiği şeylere (Harâm) denir. Her ikisine birden (Şerî’at) denir. Kalb ile îmân edilecek, inanılacak altı şeyi ve her tarafa yayılmış olup, günlük işler hâline gelmiş olan şerî’at bilgilerini meselâ nemâz kılmasını ve nemâzda okunacak fâtiha sûresini, hemen öğrenmek ve bunlara uygun yaşamak, kadın, erkek, her müslimâna farzdır. Çocuklarına öğretmek de analara, babalara farzdır. Evlenecek yaşa gelen müslimân evlâdı ve yeni müslimân olan, bunları öğrenmeğe ve uymağa ehemmiyyet vermez, birinci vazîfe olduğunu kabûl etmezse, kâfir olur. Buna (Mürted) denir. Mürted, müslimân olmamış kâfirden dahâ fenâdır. -devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

- - - Updated - - -

[TABLE="width: 690"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 691"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 693"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
4
Şerî’at ilmlerinin menbaı, kaynağı, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerdir. Muhammed aleyhisselâmın her sözüne (Hadîs-i şerîf) denir. Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîfler arabîdir. Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını, yalnız Muhammed aleyhisselâm anlamış ve hepsini Eshâbına bildirmişdir. İslâm âlimleri, bunları, Eshâb-ı kirâmdan öğrenerek kitâblara yazmışlardır. Bu kitâblara (Tefsîr) kitâbları denir. Bu kıymetli âlimlere de (Ehl-i sünnet) âlimleri denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin en üstün olanları, Tefsîr kitâblarındaki şerî’at bilgilerini toplayıp, ayrıca yazmışlardır. Böylece, (Fıkh) kitâbları meydâna gelmişdir. Sonradan meydâna çıkan din câhilleri ve din düşmanları, kendi akllarına ve zemânlarındaki fen bilgilerine göre tefsîr ve fıkh kitâbları yazarak, gençleri aldatmışlardır. Aldananın îmânı gitmedi ise, buna (Bid’at sâhibi) denir. Îmânı giderse, (Mürted) olur. Bu bozuk kitâbları okuyan, islâmiyyeti değil, bunları yazanların görüşlerini, düşüncelerini öğrenir. Bu kitâblar, islâmiyyeti içerden parçalamakda, (Ehl-i sünnet) denilen hakîkî müslimânları yok etmekdedir. Bu islâm düşmanlığının başında yehûdîler ve ingilizler gelmekdedir. Yehûdî kitâblarına aldananlara (Şî’î) denildi. İngiliz câsûslarına aldananlara (Vehhâbî) denildi. İngilizlerin vehhâbîliği nasıl kurduğu, (İngiliz câsûsunun i’tirâfları) kitâbımızda, ingilizlerin vehhâbî Sü’ûdî hükûmetini nasıl kurduğu da (Müncid) lugat kitâbında (Lavrence) kelimesinde yazılıdır. Şî’îler ve vehhâbîler, kitâblarındaki bozuk yazılara gençleri inandırmak için, aralarına âyetler, hadîsler ve Eshâb-ı kirâmın ve Selef-i sâlihînin sözlerini karışdırıyorlar. Bu ilâvelere, kendilerine göre yanlış ma’nâlar vererek, kitâblarının doğru olduğunu isbâta kalkışıyorlar. Gençleri şaşırtıyorlar. Kitâblarını, Ehl-i sünnetin kitâblarından ayırmak, güç oluyor. Ancak, onların bozuk i’tikâdlarını öğrenip, kitâbda gören, bu kitâbın bozuk olduğunu anlıyarak, tuzaklarına düşmekden kurtulur.
-devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
 

MEHMET_1960

Çalışkan Üye
Silver
#3
[TABLE="width: 689"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 689"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 691"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
5
Allahü teâlâ, herşeyi nizâmlı, düzenli olarak yaratdı. Kur’ân-ı kerîmde, herşeyin nizâmlı, hesâblı olduğunu bildirdi. Bu nizâma, şimdi, fizik, kimyâ, biyoloji, astronomi kanûnları diyoruz. Bu nizâmın devâmı için, herşeyi bir sebeb ile yaratmakdadır. Maddeleri, birbirlerinin yaratılmasına sebeb yapdığı gibi, insanın irâdesini ve kuvvetini de sebeb kılmışdır. Ba’zan, (hârik-ul-âde) olarak, ya’nî bu âdetinin hilâfına, sebebsiz de yaratmakdadır. Peygamberlerin düâsı ile sebebsiz yaratmasına, (Mu’cize) denir. Şerî’ate uyarak, kalblerini ve nefslerini temizliyen Evliyânın düâsı ile sebebsiz yaratmasına, (Kerâmet) denir. Şeytân bunları aldatamaz. Açlık çekerek, sıkıntılar içinde yaşıyarak, nefslerini ezip, onu kalbi aldatamaz bir hâle getiren fâsıkların ve kâfirlerin istediklerini, sebebsiz yaratmasına (İstidrâc) ve (Sihr) denir. Sebebsiz iş yapan, gayb olan şeylerin yerlerini ve gelecekde olacak şeyleri haber veren ve cinlerle konuşan bir kimse, şerî’ate uyuyor ise, bunun Velî olduğu anlaşılır. Uymuyorsa, kâfir olduğu, nefsini tasfiye etmiş, cilâlamış olduğu anlaşılır. Bunun kalbi mahlûkların sevgisinden temizlenmemiş, nefsi de Allahü teâlâya düşmanlıkdan vazgeçmemişdir. Şeytân da, yanlarından ayrılmaz.
-devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

- - - Updated - - -

[TABLE="width: 691"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
muhammed masum farukî (rahmetullahialeyh)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 688"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #0000ff"]
110. cu MEKTÛB TERCEMESİ
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[TABLE="width: 685"]
[TR]
[TD="width: 100%, bgcolor: #d8e5f5"]
6
Birşeye kavuşmak istiyen bir müslimân, Allahü teâlânın âdetine uyar. Bu şeyin yaratılmasına sebeb olan şeyi yapar. Meselâ, para kazanmak isteyen, san’at, ticâret yapar. Aç olan, yemek yir. Hasta olan, tabîbe koşar, ilâc alır. Dînini öğrenmek istiyen, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okur. Hasta, câhil kimseden ilâc alırsa, şifâ bulmaz, ölür. Ehl-i sünnet olmıyan, bid’at sâhibi, mezhebsiz kimsenin bozuk, sapık din kitâbını okuyanın da, dîni, îmânı bozulur. Allahü teâlâ, din ve dünyâ ihtiyâclarına kavuşmak için, düâ etmeği de sebeb yapdı. Fekat, düânın kabûl olması için, müslimân olmak, Ehl-i sünnet olmak, sâlih olmak, ya’nî Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, çalışmak. Bunun için de, harâm yoldan, kul hakkından geçinmemek ve yalnız Allahü teâlâya yalvarmak lâzımdır. Böyle olmıyan kimse, böyle olan kimseden, ya’nî, Evliyâdan, kendisine düâ etmesini ister. Evliyâ öldükden sonra da, işitir. Kabrine gelip, dileyenlere düâ eder.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (İşlerinizde şaşırdığınız zemân, kabrde olanlardan yardım isteyiniz!) buyurdu. Şeyh-ul-islâm Ahmed ibni Kemâl, (Hadîs-i erba’în tercemesi)nde bu hadîs-i şerîfi îzâh etmekdedir. (Hakîkat Kitâbevi)nin neşr etdiği, arabî (El-tevessülü bin Nebî ve bis-Sâlihîn) ve fârisî (Redd-i Vehhâbî) ve türkçe (Kıyâmet ve âhiret) kitâblarında da uzun yazılıdır. Abdüllah-i Dehlevînin sekizinci ve yirmisekizinci ve otuzbeşinci mektûbları, bu husûsda kıymetli vesîkadır. Otuzüçüncü mektûbunda, şu beyti yazmakdadır:
Evliyâya Allah, öyle kudret verdi ki; geri çevirirler, ateşlenen mermîyi. İngiliz câsûslarına aldanmış olan Vehhâbîler, buna inanmıyor. (Hakîkat Kitâbevi)nin kitâbları, Vehhâbîlere cevâb vermekdedir.]
-devam edecek-
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]