• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Neye Göre Testtür ? Moda mı? Ayet mi?

#1
HİKAYE: SONUNA KADAR OKUYUN.NEYE GÖRE TESETTÜR?? MODA MI?? AYET Mİ??
BUYURUN HİKAYELEŞTİRDİK....



Güneş batmak üzere, akşam vakti yaklaşıyordu. Sokaklarda tek tük kalan insanların sesi, apartman boşluklarında yankılanıyordu.Derin nefesler alıp vererek hızlı adımlarla yürüyen Çiğdem, eve yetişmeye çalışıyor, telaş içindeydi.

Bir mağazada çalışan Çiğdem düzenli olarak evine gider gelirdi. Ailenin tek kızıydı. O saate kadar işleri uzamış, yoğunluktan eve de haber verememişti. Terbiyeli, zeki,güzel ve ailesine düşkün bir genç kızdı Çiğdem.. Bazı durumlarda çabuk sinirlenir, eleştiriyi kaldıramaz, kendi görüşüne daima saygı duyulmasını arzu ederdi. Kapalı olan Çiğdem, çalıştığı giyim mağazasında günde onlarca insan ile muhatap oluyor, ister istemez gözü farklılıklara kayıyor ve kendi de o yöne doğru gidiyordu. Mağazaya çeşitli kıyafetler geliyordu. Bazısını yadırgıyor, bazısı hoşuna gidiyordu.

Nihayet koşar adımlarla yolunu sürdüren Çiğdem, soluk soluğa eve vardı. Hemen evin kapısını çaldı. Endişeyle bekleyen Halime Hanım kapıyı açtı ve:

__ Ohh hoşgeldin kızım! Nerelerde kaldın böyle ?

__ Özür dilerim anne çok yoğundu bugün işler. Haber de veremedim.

__ Önemli değil kızım hadi geç içeri.. İyi ki baban gelmedi daha, yoksa çok kızardı.

__Biliyorum anne biliyorum. Nefes nefese kaldım zaten eve yetişeceğim diye.

Kısa bir dinlenmenin ardından anne kız sofrayı hazırlamaya koyuldular. Yemek kurulmuş, karınlar doyuyordu. Bir süre sonra sofradaki sessizliği baba Mehmet Bey bozdu;

__ Ee kızım neler yaptın bugün bakalım?

__ Ne olsun babacağım, işe gidip geliyorum biraz yorucu ama seviyorum işimi.

__ Allah senden razı olsun kızım şu evimize katkıda bulunuyorsun.

__ Aman baba, ne katkısı Allah aşkına. Üç kuruştan biri ancak geliyor eve.

__ Olsun kızım hiç yoktan iyidir. Allah'a hamd olsun fazla rızkta gözümüz yok.

Yorucu bir günün ardından tertemiz bir sabaha uyanan Çiğdem, her zamanki gibi işe gitmek üzere yola koyuldu. Renkli eşarbını bağladı, biraz makyaj yaptı, gösterişli olan kıyafetiyle de gayet dikkat çekiciydi. İş yerinde yakın dostluk kurduğu Dilek adında bir ablası vardı. Dilek de onun gibi, mağazada çalıştığından gayet modern giyiniyor, müşterilere karşı birnevi canlı mankenlik görevini sürdürüyorlardı. Iyi talep alan giyim mağazalarında her zaman farklı yenilikler görmekmümkün. Bunun adına 'MODA' denir ki, Üstad'ın "Şahsiyetsizliğin sembolü" olarak tanımladığı illetin ta kendisidir.

Çiğdem eline aldığı sıcak poğaçalarla mağazaya ulaşmıştı. Dilek abla'yı görünce güler yüzle;

__ Günaydın abla, bugün nasılsın bakalım

__Günaydın.İyiyim canım hoşgeldin sen nasılsın ?

__ İyidir... Bak poğaça getirdim yeriz dimi

__ İyi yaptın canım, müşteriler gelir şimdi ama çabuk kalkalım.

Çiğdem sabahları evden erken çıkıyor, çoğu zaman dükkanda birşeyler atıştırıyordu. Zaten Dilek ablasıyla sohbet için bahane oluyordu ona. Sıcak çaylarını yudumlarken, bir iki müşteri gelmeye başlamıştı. İşini
seven Çiğdem hemen yerinden fırladı ve gelen genç kızlarla ilgilenmeye başladı:

__ Buyrun efendim hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim

__ Hoşbulduk. Parlak büyük şallara bakmak istiyorum.. Ama canlı renkler olmalı lütfen

__ Tabii efendim şöyle buyrun hemen modellere bakalım.

Birbirinden renkli ve gösterişli şallara bakan genç kızlar, kararını vermiş istedikleri ürünü almışlardı. Gördükleri ilgiden memnun kalan kızlar, şalı tamamlamak için etek ve gömlek de aldılar. Çiğdem, kızlara diz boyu kadar etekleri sunmuş, onlara da cazip gelen bu kıyafetleri hemen satın almışlardı. Karşılıklı memnun kalarak iki genç kızı uğurladı. Bir yandan da şaşkınlığını gizleyemeyen Çiğdem sormadan edemedi ;

__ Abla şaşırıyorum aslında biliyor musun.. Tamam ben de renkli vs giyiniyorum ama bu kadar süsüme düşkün değilim. Haftada bir gelen müşterileri biliyorum. Yani ne biliyim abes geliyor bana.

__ Tatlım bizim sektör böyle ayakta kalıyor. Doğru yanlış önemi mi var canım, ticaret yapıyoruz biz

__ Tabii ki Dilek abla biz işimizi yapıyoruz.

__ Canım zaten insanlar çabuk alışıyorlar. Ürünlerimizi görüyorsun, göze hitap bile yetiyor.

__ Ne yalan söyliyim abla millet alışverişe gelince benim de gözüm gönlüm açılıyor. O kıyafetler ile daha bir hoş oluyorlar.

__ Ee Çiğdemcim, kimin mağazasına geliyorlar

__ Haklısın abla.

Gülüşmeler ile biten bu kısa sohbetin ardından öğle molası vermişlerdi. Epeyce yoruluyorlardı artık. Öyle bir sektör ki büyümesi kolay! Ne de olsa ınsanın gözüne, nefsine hitap ediyorlardı. Tesettürü şekilden
şekile sokuyorlar, buna da modern adını veriyorlardı. Bir bütün olan tesettürü binler milyonlarca parçaya ayıran sözde(!) tesettür mağazalarından yalnızca biriydi bu. İnsanın doğru ve yanlışı ayırt etmesi artık güç hale geliyor. Yanlış yapıyor fakat doğru görüyor. "Bu kişilerhiç ayet okumamış mıydı?" diye insanın aklına gelmiyor değil. Dini açıdan yaptıkları işe bir katkıda bulunmuyorlardı. Öyle ki işler büyüdükçe sadece amaçpara ve geçim derdi oluyor. Derken akşam olmuş, bu kez Çiğdem geç kalmamak için saatinde evine gitmişti. Günlük hayatı evden işe, işten eve monoton haliyle devam ederdi. Ama o halinden memnundu. İşi sebebiyle namazlarını aksatıyor, akşam ve yatsı namazlarına tek yetişip onları eda ediyordu. Arada akşam namazına bile yetişemiyor, yorgunluktan kendini unutuyordu. Haftanın bir günü
evde kalır, ailesi ile zaman geçirir. Küçük birde erkek kardeşi vardır Çiğdem'in. Birbirlerine çok düşkündürler. Evde kaldığı tatil günlerinde kardeşi ile ilgilenmekten, vakit geçirmekten hoşlanırdi.Ertesi sabah Dilek, Çiğdem'i almak üzere evlerine gelmişti. Sabahın erken saatiydi. Kapıyı hafif tıklatarak bekledi. Çok geçmeden elinde tesbih ile anne Halime Hanım açtı kapıyı ;

__ Oo Dilek kızım hayırlı sabahlar

__ Hayırlı sabahlar Halime teyzecim. Çiğdem uyanmadı mı daha.? Onu da alıp beraber işe gidelim diye düşünmüştüm.

__ İyi yaptın kızım. Uyandı hazırlanıyordu o da. Seni görünce çok sevinir.

Konuşmalar devam ederken, Çiğdem hazırlanmış halde çıkageldi kapının önüne. Pek karşılaşmadığı bu duruma şaşırmıştı. Genelde o, Dilek ablanın yanına giderdi. Ailesinden çekindiği için pek uğramazdı Çiğdem'lere.
Erken saatlerde bu güzel süpriz ile mutlu olan Çiğdem atıldı hemen ;

__ Aa Dilek ablacığım hoşgeldin, günaydın... HalimeHanım ;

__ Seni almaya gelmiş kızım sağolsun. Haydi dikkatli gidin kızım, Allah kolaylık versin... Dilek;

__ Teşekkür ederim Halime teyze görüşmek üzere. Hemen çantasını alan Çiğdem, Dilek ablanın koluna girdi ve mağazaya doğru yürümeye başladılar.

__Biliyor musun Dilek abla gelmene çok sevindim.

__ Bugün değişiklik olsun dedim canım sen yeter ki iste. Sıklaştırırım bu ziyaretler ama ona göre.

__ Aman abla, gözümü mü korkutuyorsun. Sen hele bi gelde Konuşmalar sürerken mağazaya yetiştiler. Hemen işe koyuldular. Rafları düzenleyip, yeni kıyafetleri askılara ve cansız mankenlere giydirdiler. Tabii kendilerinin de o mankenlerden pek bir farkları yoktu. Nihayet gelen müşteriler mağazaya biraz hareket katmıştı. Dükkana gelen anne-kız raflara bakınıyorlardı.Sağa sola göz atıyor, ama aradıklarını bulamamış gibiydiler.. Sessizce kızına seslendi anne;

__ Zeynep, çıkalım istersen burada bulamayız kızım Onların bu arayışını farkeden Çiğdem hemen yanlarına gidip anne kız ile ilgilenmeye başladı.

__ Hoşgeldiniz efendim..Buyrunne gibi birşey bakmıştınız .? anne verdi cevabını;

__ Kızım biz uzun etek ve bol pardesü bakıyorduk

__ Tabii hemen göstereyim ablacım...Çiğdem eline aldığı üç beş eteği kadına ve kızına gösterdi..Etekleri eline alan kadın şaşırmıştı;

__ Kızım bu mu uzun etek ?

__ Evet ablacığım. Bu sezon en uzun modellerimiz bu şekilde

__ Allah aşkına kızım, hiç hadis i şerif okumadınız mı ? Başımı kapatıp bacağımı açsam ne anlamı kalır tesettürün ! Çiğdem ne cevap vereceğini bilememişti.. Durumu farkeden Dilek abla hemen devreye girdi ve ;

__ Buyrun hanımefendi, dilerseniz şöyle geçin..Depodan istediğiniz kıyafetleri getirelim.. Kadının gözü tutmamıştı hiçbir kıyafeti. Cünkü islama göre değillerdi. Nefsani kıyafetler ile doluydu mağaza. Teşekkür edip, kızı Zeynep'i de aldı ve oradan ayrıldılar.. Giden iki müşterinin ardından bakakaldı Çiğdem..Kapıya çıktı ve onlar gözden kaybolana kadar izledi anne kızı. Farklılıkları dikkatini çekmişti Çiğdem'in.. Çok sade idiler, üzerlerinde uzun ayağa kadar bol dış elbise vardı. Mat kıyafetleriyle hiç dikkat çekmiyorlardı. Ve omuzlarıdan dökülen kocaman başörtüleri tesettürü tamamlıyordu.. Ayaklarında tak tuk sesleri çıkaran topuklu ayakkabılar değil, düz ayakkabılarıi vardı.

Çigdem bütün bunları dikkat ile inceledi..Ama hor gørerek değildi, bu sadelik hoşuna gitmişti..Onlara bakınca içi ferahladı.. Anne kız gözden kaybolmuş, fakat Çiğdem dükkanın kapısına dayanmış bir şekilde hâlâ dalgın haldeydi.. Elinde kıyafetler ile Dilek abla geldi yanına;

__ Çigdem tatlım hadi gelsene müşteriler bekliyor. Ben hanımefendi ile ilgileneyim, sende şunları askıya geçiriver....deyip elindeki malları Çiğdem'in kucağınakoydu.

O günü dalgın bir halde geçirdi Çiğdem.. Birşeyler kafasını fena kurcalıyordu. Eve gidince de bu durgun hali devam etti Çiğdem'in. Yemekten hemen sonra odasına geçti. Kapıyı çalarak içeri giren küçük kardeşi Emir koşarak ablasının yanına sokuldu. O şirin ve masum haliyle;

__ Ablacım ben seni çok özlüyorum. Ama sen hep işe gidiyorsun... Tebessüm ile cevap verdi Çiğdem;

__ Evet bitanem. Çünkü benim işim bu çalışmayı seviyorum. Ama seniii daha çok seviyorum Ayrıca ben de seni çok özlüyorum. Söyle bakalım nasıl gidiyor? Arkadaşlarınla aran iyi mi.? Emir, ablasıyla yaptığ sohbetin heyecanıyla;

__ Evet ablacım.. Hepsi çok iyi ama ben en çok Burak ile oyun oynuyorum..

__ Öyle mii

Çiğdem'in dalgınlıgını ve o gün yaşadıklarını bir nebze olsun kardeşiyle yaptığı sohbet gidermişti. Bu güzel sohbet Emir'in uyku saatine kadar devam etti.

Gece sürekli düşünüyordu Çiğdem.. "Yok yok ! Aman canım bizim giyimimizde ne var sanki.! Biz de kapalıyız." diye söyleniyordu. Bir yandan da "Ama o kadın neden o eteği istemedi ki? Bir de hadis i şerif okumadın mı diye sordu, ne demek istedi acaba??" diyerek aklı karışıyordu. Daha fazla bu konu üstünde durmadı ve rahat bir uyku için yatağına geçti.

Ertesi gün bütün bunları, Dilek ablayla konuşacaktı. Aklında soru işareti kalsın istemiyordu, çünkü çok düşünüyordu. O anne-kızda da aklı kalmıştı. Çiğdem; "Onları bulmalıyım ama nasıl.." diye kendi kendine söyleniyordu. Ama önce Dilek ablaya danışmak istedi, hem rahatlamak istiyordu. Belki de gerçeklerden kaçıyordu.

Yine yoğun bir günün ardından Dilek ablaya dışarı çıkıp birşeyler içmeyi teklif etti Çiğdem.. Bu teklifi memnuniyetle kabul eden Dilek ile bir kafeye gittiler. Ondaki bu durgun hali farkeden Dilek, sormadan edemedi;

__ Çiğdem! Hayırdır canım nedir bu halin? Sen de bir durgunluk, bir gariplik mi var yoksa bana mı öyle geliyor.?

__ Ah Dilek abla evet. Dünden beri düşünüyorum. Yani o anne-kız dükkana geldiklerinden beri kafam allak bullak oldu. Aslında ben de seninle konuşmak için çağırdım buraya.

__ Anlamadım ne olmuş ki anne-kıza ? Neden aklın karışık anlam veremedim doğrusu canım.

__ Ablacım ben onlara etekleri sunarken uzunluğuna şaşırdılar. "Ben bunu giyersem tesettürün ne anlamı kalır" dedi kadın. Ne yani abla, biz tesettürlü değil miyiz o zaman? Dilek bir kahkaha attı ve cevap verdi;

__ Tatlım bu muydu derdin.? Ben de mühim birşey sandım.

__ Ne yani abla bu basit bir konu mu ?

__ Canım benim. Bak sana şöyle söyleyeyim. Allah, bize örtünmemizi emrediyor. Ee biz çıplak mıyız.! Biz de kapalıyız canım örtünüyoruz ve hatta insanların örtünmelerine vesile oluyoruz. Ha.! O kadın hadis i şerif okuyup okumadığını da sormuştu değil mi.? Ben sana şu hadis i şerif'i söyleyeyim tatlım; ALLAH VERDIĞI NIMETI KULUN ÜZERINDE GÖRMEK ISTER

__ Aslında doğru söylüyorsun abla. Kızıyorum bir yandan biliyor musun.! Biz kapalı değiliz gibi muamele edilmesinden. Ama...

Ama'ları sürüp gidiyordu Çiğdem'in. Dilek ablayla konuşunca biraz rahatlamıştı ama tam olarak tatmin olamamıştı. Aklına koydu.. Kararlıydı.. Ne yapıp edip o anne-kızı bulacak onlarla da konuşacaktı. İlerleyen günlerde işe gidip gelirken, çalışırken gözü sürekli sokakları yokluyordu. Kafasında kalan soru işaretlerini de cevaplandırmalıydı. "Peki onlar neden farklı?" diye kendine sorarken, Dilek ablayla konuştukları geliyor aklına ve "Aman canım herkes istediği gibi kapanır. Her koyun kendi bacağından asılır nede olsa.!" diyip bir yandan da teselli arıyordu.

İşteki sakinliği fırsat bilen Çiğdem, kapının önüne çıktı. Hâlâ bir arayış içindeydi. İçi içini kemiriyordu. Artık işine duyduğu sevgi, yerini soğukluga bırakmıştı. Nihayet karşı durakta bekleyen bir genç kız takıldı gözüne. Evet evet.! Oydu bu.! O kadının kızıydı.! Koşarak durakta bekleyen kızın yanına gitti Çiğdem. Soluk soluğa ve heyecanla ;

__ Afedersiniz... Siz..? Geçen gün mağazamıza uğramıştınız...Çiğdem'i tanıyan Zeynep, sakin tavrı ve dik duruşuyla cevap verdi ;

__ Evet buyrun kardeşim.

__ Sizinle biraz konuşmak istiyorum.. Lütfen bana yardımcı olun.!

__ Eve gitmem gerekiyor kardeşim. Daha sonra inşaallah. Şimdi ailem merak eder. Zaten müsadeleri olmadan uygunsuz hiç birşey yapamam.

__ Peki sizi nasıl bulabilirim ki.? Ne yapacağını şaşıran Zeynep, telefon numarasını ve adresini bir kağıda yazıp Çiğdem'in eline tutuşturuverdi ve ;

__ Buyrun kardeşim. Haftasonu isterseniz konuşabiliriz. Hayırlı günler..... deyip evine doğru yol aldı.

Çiğdem, kızı bulmanın sevinciyle dükkana döndü. Artık haftasonunu iple çekiyordu.

Aradan iki gün geçmiş, haftasonu gelip çatmıştı. İzinli gününü fırsat bilen Çiğdem, önce Zeynep'i telefonla arayıp müsait olup olmadığını sordu. Olumlu cevap alınca hemen hazırlanmaya koyuldu. Nasıl giyinecegine karar veremedi. Hor görülürüm diye sade birşeyler aldı eline sonra, "Yok yok ben buyum canım. Ben de kapalıyım. Hem kararlı olmam gerek. Ben onları aşağılamıyorum ama onlar sanki insanı hor görüyor aşağılıyor" diye mırıldandı.. Ve olduğu gibi her zamanki haliyle gitti oraya.

Elinde tuttuğu adres kağıdını sıkıca tutuyordu. Kalbi küt küt atıyordu, artık sorulara cevap verilecekti. Doğruların peşinden gitmek istiyordu. Derken kağıtta yazılı adrese yetişmişti. Evin zilini çaldı. Kapıyı açan kadın;

__ Buyrun kızım kime bakmıştınız.? Çiğdem kadını görünce utanmıstı. Titrek sesiyle cevap verdi;

__ Şeyy... Ben.. Sizinle konuşmak istiyorum. Kızınız bahsetmistir. Daha doğrusu o gün mağazaya gelmiştiniz ama bir şey almadan dönmüştünüz. Kafamı kurcalayan sorular var lütfen yardımcı olun.

__ Şimdi hatırladım kızım buyur şöyle geç içeri.

Çiğdem'i içeri buyur eden Elif Hanım kızıyla birlikte oturup sohbete başladılar. Zeynep çayları ikram ederken sordu;

__ Kardeşim istediğin soruları sorabilirsin. Elimizden geldiğince yardımcı oluruz inşaallah.

__ Teşekkür ederim. O gün neden o eteği istemediniz.? Yani boyunu kısa buldunuz sanırım. Ben de o eteklerden giyiyorum hatta görüyorsunuz bu işin ticaretini yapıyoruz. Bunlar kafamı kurcalıyor.?? Elif Hanım;

__ Ah kızım. Zaten tesettürü modalaştırdılar. Adını evirdiler çevirdiler. Şeklini bozdular. Tesettür giyinmiş çıplakların üzerinde kimliğini kızım. Eteği soruyorsun. Şöyle anlatayım sana kızım ENTARI TARZI , ŞİMDİKİ ETEKLER KISA OLAN KIYAFETLERİN UZUNLUK ÖLÇÜLERİ ,KADIN ETEKLERInin uzunluğu hakkında hadisi şerifler.

7030-Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Hazreti. Fatıma veya Ümme Seleme radıyallahu anhüma'ya: "Senin eteğinin boy uzunluğu(nun erkek eteğine nazaran fazlalığı) bir zirâdır" buyurdular."

7031 - Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadınların eteklerinin (erkeğinkinden fazla uzunluğu) hakkında: "Bir karış" demişti. Aişe kendisine: "Bu durumda, yürürken bacakları (etekten dışarı çıkar" dedim.

Aleyhissalâtu vesselâm: "Öyleyse bir zira' olsun!" buyurdular."

ZİRA NEDİR PEKİ

(Zira, Türk halklarının kullandığı eski ölçümü birimlerindendir.
Parmak uçlarından dirseğe kadar olan kısmın,Bu miktara denk düşen uzunluk biriminin adıdır.

Zira; Uluslararası Birimler Sistemi kabulünden önce kullanılan uzunluk ölçülerindendir75 cm ile 90 cm arasında değişen zira şekilleri vardır.
Zira; çarşı zira ve mimari zira olmak üzere iki çeşittir.Kumaş vs gibi çarşıda satılan malları ölçmek için kullanılan zira'ya çarşı zira, yer ölçümü için kullanılan zira'ya da mimari zira denir.
1 zira ortalama 0.57417 m2'dir.)

__ Şimdi anlıyorum Elif abla. Demek ne kadar yanlışlar yapıyormuşuz. Peki hadis okuyup okumadığımı sordunuz. Benim duyduğum bir hadis var; "Allah verdiği nimeti, kulun üzerinde görmek ister." buyuruluyor. E bizim güzel giyinmemiz gerekmiyor mu.?

__ Güzel kızım duymakla birşey tam öğrenilmez. Okuyup kaynaklara bakmak gerek. O hadis i şerif şöyledir. Hadisi Şerif :

Ebu'l Ahvas Babasından naklen diyor ki: "Üzerimde adi bir elbise olduğu halde Resulullah (sallalallahu aleyhi ve sellem)'ın yanına gelmiştim. Bana: "Senin malın yok mu?" diye sordu. "Evet var!" cevabıma: "Hangi çeşit maldan?" sorusunu yöneltti. "Her çeşit maldan Allah bana vermiştir [deve, sığır, davar, at, köle, hepsinden var]" demem üzerine: "Öyleyse Allah Teala hazretleri sana bir mal verdiği vakit Allah'ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin üzerinde görülmelidir!" buyurdular.
Ravi :Ebu'l Ahvas :Kaynak :Nesai, Zinet 83, (8,196)

AÇIKLAMA :
Açıklama :
Dinimiz, her ne kadar mütevazi bir hayat tavsiye ediyorsa da, tevazuda ileri gidip varlık içinde yokluk hayatı yaşamayı hoş görmez. Ayet-i kerime dünyadaki nasibin unutulmamasını emreder (Kasas 77). Hadiste de: "Allah birinize bir mal verdi mi, onu önce kendine harcasın" buyurarak daha açık bir üslupla kişinin kendisi için makul ölçülerle harcaması gereğine dikkat çeker.. Kişi değerli elbise giyebilir ama gösterişe düşüren her kıyafet haramdır..

Ayrıca bu erkekler için söylenmiş bir hadisi şeriftir kadının dışarı çıkarken süslenmesi başka bir hadisi şerifte haram kılınmıştır..

İşte o hadisi şerifler
(Herkes baksın diye [süslü] elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allahü teâlânın rahmetinden uzak olur.) [Taberani]
(Bir kadın, güzel kokular sürünüp, [kürk ve deri gibi] göz alıcı güzel elbiseler giyerek, bir toplumun önünden geçerse, o kadın zina işlemiş gibi günaha girer.) [İbni Hibban]

"Kim dünyada şöhret(MODA VE GÖSTERİŞ VB ŞEYŞLER) için elbise giyerse, Allah ona kıyâmet gününde zillet elbisesi giydirir Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar" (Ebû Dâvud, Libas 5, h No: 4029, 4030)

‘Şöhret elbisesi’nden maksat, başkalarına câzip görünmek ve fors satmak için giyilen elbisedir(Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, c 2, s 94).

ŞEKLİNDE PEYGAMBER EFENDİMİZ BİZLERE BİLDİRİYOR.

Ayrıca sana tesettür ile ilgili hadisleri de okuyayım ki için rahat olsun.
Resulullah (sallualeyhivesellem) buyurdular ki: "Ömrün biraz uzarsa ellerinde sığır kuyruğu gibi birşeyler taşıyan birtakım insanları çok geçmeden göreceksin. Onlar Allah'ın gadabına uğrayarak sabaha ererler, Allah'ın nefretine uğrayarak akşama ererler." Resulullah bir başka rivayette de: "Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi birşeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar, giyinmiş, çıplak kadınlar ki bunlar Allah'a itaatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete girmek şöyle dursun, kokusunu dahi almazlar. Halbuki onun kokusu şu şu kadar uzak mesafeden duyulur" buyurdular.
Ravi :Ebu Hüreyre
Kaynak :Müslim, Cennet 53, (2857), 52, (2128

"Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52)

(Ahir zamanda ümmetimin kadınları vücutlarını gösterecek elbiseler giyecekler, saçlarını da deve hörgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar lanetliktir.) [İbni Hibban]

TESETTÜR AYETLERİ İSE ŞÖYLE:
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, Zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) ört-sünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hiz-metçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkın-da olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini gösterme-sinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kur-tuluşa eresiniz.
NUR SURESİ 31.AYET

Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden)üzerle-rini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bu-nunla beraber Allah çok bağışlayıcıdır,çok merhamet edicidir. Ahzap suresi 59. Ayet

__ Allah razı olsun Elif abla. Şuan kendi halimden o kadar utanıyorum ki. Demek ben giyinmiş çıplağım. Demek cennetin kokusu bizim gibilere duyulamayacak. Aman Allah'ım.! Sen doğru yolu göster.

Çiğdem bunları söylerken gözünden yaşlar süzüldü. Pişmandı.. Artık doğruları görecekti, kararlıydı. Zeynep çok duygulandı ve;

__ Kardeşim utanmak güzeldir. Pişman olmak da bir tövbedir. Allah yolunu açık etsin inşaallah doğru yolda ayet ve hadislerin peşinden gideceksin.

Bu sohbetten sonra içi çok rahatlamıştı Çiğdem'in. Tamamen değişip gerçek tesettüre girecekti. Aklına hemen Dilek abla geldi. Ona da anlatmalıydı tüm bunları. Ama kendisi de daha yeni öğrendiği için yeterli ve doğru şekilde anlatamayacağını anladı. Bu yüzden Elif Hanım'lara gitmek üzere bir sohbet ayarladı. Zeynep, Çiğdem ile yakından ilgileniyordu artık. Çiğdem o gün çok heyecanlıydı. Bol bir pardesü, omuzlarından dökülen bir başörtüsü takmıştı. Zeynep'lere gitmeye hazırlandı. Nihayet Dilek abla da geldi. Çiğdem'ın tam tesettürlü halini gördü ve şok oldu.;

__ Nedir bu halin Çiğdem.! Ne olmuş sana böyle.?

__ Ne olmuş ki ablacım. Gerçek tesettüre büründüm artık. Allah'a hamd olsun doğru yolu buldum. Daha çok eksiklerim var.

__ Eksik mi? Canım şaka yapıyorsun herhalde.! Beni bunun için mi çağırdın buraya..

Dilek sinirlenmişti. Kendi haline yapılan hakaret olarak sayıyordu bunu. Sıkıla sıkıla eve gittiler. Güzel bir sohbet için Dilek dışında herkes heyecanlı ve mutluydu. Elif Hanım başladı konuşmaya;

__ Bugün inşaallah tesettürün gerçeğini, ayet ve hadisler ışığında konuşacağız. Dilek'in hâlâ canı sıkkındı. Atıldı hemen konuşmaya.;

__ Ne yani benim tesettürüm gerçek değil mi.? Ne demek bu.!

Oradakiler Dilek'in bu fevri tavrına anlam veremediler ama onu rencide edecek bir şey yapmamaya çalışıyorlardı.Amaç hakikati göstermekti kör gözlere. Çiğdem sessizce fısıldadı Dilek ablasının kulağına;

__ Abla neden sinirlisin? Lütfen sakin ol buraya sohbet etmeye birşeyler öğrenmeye geldik.. aynı hali devam ediyordu Dilek'in;

__ Bak gördün mü sen de onlar gibi olmuşsun. Cahiliz gibi davranıyorsunuzbize yazık.!
Bu arada Elif Hanım ve kızı Zeynep mutfakta ikramları hazırlamaya koyulmuşken, Çiğdem fırsat bilip Dilek'i az da olsa bu sohbete motive etmeye çalıştı.
__ Abla neden cahil gibi davranalım. Kendi adıma konuşmam gerekirse, evet başım kapalıydı ama çook cahilmişim hâlâ da öyleyim abla.

__ Çıldıracagım Çiğdem.! Alttan alttan laf atıyorsun bana yine cahil dedin. Sen benim gibiydin, bu cahillik mi söylesene.?
Çiğdem henüz tam donanımlı bilgiye sahip olmadığı için cevap vermeye çekiniyordu. Tartışmadan kaçınmak istiyordu. Yumuşak dille ikna çalışmalarına son verdi ve;

__ Ablacım lütfen senden tek bir ricam var. Sakince ve sabırla bugün burada sohbetimizi yapalım. İnsaf ile dinle lütfen.... Çiğdem hakikati görmüştü fakat bu kez çok sevdiği ablası için çırpınıyordu.
Bu sırada Elif Hanım kızı ile ellerinden tabaklar ikramlar ile odaya geldiler. Çiğdem hemen yardım için yerinden kalktı. Kısa bir süre sonra sohbete başladılar. Elif Hanım kaldığı yerden konuşmasına devam etti;

__ Evet güzel kızlarım. Tesettür kadının korunağıdır kimliğidir. Bizler bugün kimliksiz dışarı çıkamıyoruz. Bir olay olsa polis tuttuğu gibi karakola götürür sonra cezalar vs vs. İşte böyle kadın da tesettürü olan kimliğini taşımadıkça başından belalar eksik olmaz. Herkes ona bakar, şehvetli şehvetsiz.. Ama o karşıdaki kişinin şehvetinden emin gibi salına salına sokaklarda yürür. Tesettürsüzlük hayasızlığa yol açar. Günah işlemeye başlar, ar damarı çatlar insanın. Allah'u Teala, bize Kur'an-ı Kerim'de (Ahzap 59 - Nur 31) örtünmemizi emrediyor. Tesettürde ölçüyü de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor. Şöyle ki Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür,El-mugni]

Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!

Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai) Yani süs ve gösteriş için giyinmek haramdır. Kadın gizlenmeli iken güzelliğini ortaya çıkarmamalıdır.Şimdi örtüyü bile süs olarak kullananlar var. Tesettürün adını kirletiyorlar. Ama onlara tesettürlü demek "ayeti kavrayamamış" olmaktır. Onlara bakıp "hm tamam tesettür budur" demek çok yanlış. Onlar bırakın tesettürlüyu 'giyinmiş çıplaklardır.' Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlar için şöyle buyuruyor. Kalbi olan bu hadisi şerifdeki hükme dayanamaz:
Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim:
Yanlarında sığır kuyruğu gibi birşeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar, giyinmiş, çıplak kadınlar ki bunlar Allah'a taatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete girmek şöyle dursun, kokusunu dahi almazlar. Halbuki onun kokusu şu şu kadar uzak mesafeden duyulur" buyurdular.

Ravi :Ebu Hüreyre

Kaynak: Müslim, Cennet 53,(2857),
52, (2128)
Dilek kendini zor tutuyordu. Dayanamadı sonunda ve;

__ Bakın burada sizi dinliyorum ama saygılı olmalısınız. Ayrıca ben başörtüyü süs diye takıyor gibi mi görünüyorum.? Sürekli iğneleyici cümleler sarf ediyorsunuz... Elif Hanım;

__ Estağfirullah kızım.. Hakikatlerden bahsediyoruz üzerine alınana ne mutlu.! Tesettürü podyumlara çıkardılar. Mağazalarda açık kıyafetlerden çok giyinmiş çıplakların "tesettür" dediği kıyafetler rağbet görüyor. Göze hoş geliyor. İnsanları kandırıyorlar. Para derdiyle insanların ahiretini mahvediyorlar.
Dilek bu kez işine karşı söylenen cümlelere bozulmuştu, sakin olmaya çalışıyordu;

__ Biz ticaret yapıyoruz hanımefendi. Açığa da kapalıya da kıyafet satıyoruz. Biz satarız onlar alır. Suçu alan kişide arayın. Akıl fikir varsa ve dediğiniz gibi doğru değilse kıyafetler neden alıyorlar.? Hem Allah "Akıl etmiyor musunuz?" demiyor mu.? Düşünün bir fabrika silah üretir ama o silahı alıp katil olan mı suçludur, silahı üreten mi.? Elif Hanım ustalıkla cevap verdi Dilek'e;

__ Ne kadar doğru söyledin kızım. Allah "Akıl etmiyor musunuz?" diyor, bizler aklımızı paraya kullanıyoruz. Silah satan fabrika demek.. Demek silah gibi tehlikeli birşey üretiyorsun-satıyorsun demek ki böyle bir örnek verdin. Ne güzel bir konuya temas ettin. Evet kızım o gösterişli süslü elbiseleri satın alıp giyenler katil oluyorlar. Tesettürü katlediyorlar. Ayeti değiştirmeye cüret ediyorlar. Bahsini ettiğin fabrika ise dini ticarete alet ediyor. Para için dinlerini satıyor.. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dini ticarete alet edenler için şöyle buyuruyor kızım;
(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.) [Tirmizi]

(En kötü insan, dini dünya malına alet edendir.) [İbni Asakir]

(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim aracı yapmasın, dini kullanarak dünya malı toplayanlara yazıklar olsun!) [Hâkim]

(Yazıklar olsun ilmini ticarete alet eden ilim sahibi kötü kimselere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!) [Hâkim]

(Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helal-haram olduğuna bakmazlar.) [R.Nasıhin]

(Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) [Deylemi]

(İlim, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur eder.) [Abdurrezzak]

(İnsanların en şerlisi, kimseye ikram etmeyen, yalnız yiyen ve hizmetçisini dövendir. Bundan da kötüsü, insanlara kızan, buğzeden ve insanların kendisine buğzettiği kimsedir. Bundan da kötüsü, şerrinden korkulan ve kendisinden hayır beklenmeyen kimsedir. Bundan da kötüsü, dünya karşılığında ahiretini satan kimsedir. Bundan da kötüsü, din ile dünyayı yiyen yani dini dünya menfaatine alet eden kimsedir.) [İbni Asakir]
Dilek sanki kör olmuştu. Kalbine sed çekilmişti sanki. Hakikati göremiyordu. Üstelik siniri daha da artmış anlatılan inci gibi kıymetli bilgileri hakaret olarak görüyordu.

__ Yeter artık.! Buraya beni karalamak-kötülemek için mi çağırdınız.! Bravo Çiğdem. Ben de sana güvenip geldim. Biz ticaret yapıyoruz. Her koyun kendi bacağından asılır. O kıyafetleri alanlar ne benim umrumda olur, nede benim yaptıklarım sizin umrunuzda.! Çiğdem ortamı yumuşatmak için girdi araya;

__ Abla ayıp ediyorsun. Burada ayet ve hadislere dayanarak konuşuluyor. Kimse hakaret etmiyor. Ama sen dehşet verici giyinmiş çıplaklar hükmünü üstüne alınmıyorsun. Lütfen abla biraz sakin ol.

__ Sakin olamam Çiğdem.! Bir arap atasözü vardır "Önce başlatan zalimdir." Size iyi günler ben gidiyorum.

__ Abla dur nereye! demeye kalmadan Dilek çantasını aldığı gibi koşar adım uzaklaştı evden. Kafası çok karışmıştı. Kendini işine verdi mağazasına gitti.
Dilek'in aksine Çiğdem ve Zeynep konuşmaları zevkle dinlemiş, her cümleden kendilerine pay çıkarmaya çalışıyorlardı.Çiğdem artık çok titiz davranıyordu. "Acaba bir yerde hatam var mı?" diye her zaman kendini sorguluyor, cevabını bulamadığı sorularda da adeta ona rehberlik eden Zeynep ve Elif Hanım'a danışıyordu. Bol bol kitap oluyor, ilmini arttırıyordu. Ama kendinde olan bu değişikliklerinDilek ablasında da olmasını o kadar istiyordu ki her fırsatta bildiklerini yılmadan ona aktarıyordu. Fakat Dilek mühürlenmiş kalbiyle her seferinde aynı tavrını koruyordu.

Aradan iki hafta geçmişti. Bu süre zarfında Çiğdem, ilmine ılim katıyor, Hak yolunda ilerliyor ve ilmiyle amel etmenin zevkini tadıyordu. Dilek ise aynı yerinde sayıklıyor 'Bakar kör' olmuştu. Mağazasına laf söyletmiyordu. Mağazası için veremediği taviz ahiretini paramparça edecekti ne yazık ki farkında değildi.
Çiğdem artık işe gitmemek için bahaneler arıyordu. Çünkü işi yüzünden namazları aksıyordu. Dinimin direği yıkılmasın diye çok özen gösteriyordu. Zaten o mağazaya kıyafetlere karşı soğumuş, bakınca rezillikten başka bir şey görmüyordu. Artık işten ayrılacaktı. Ama bu ayrılığın Dilek tarafından kendisine ve dine karşı soğutmasından da korkuyordu. Nihayet kararını vermişti. Destek almak için can kardeşi Zeynep'i aradı ve mağazaya beraber gitmek istedi.. İçinde bir huzursuzluk vardı "acaba" diyordu sürekli. Zeynep teselli için;

__ Canım rızk konusunda endişe etme. Allah hiç ummadığın yerden rızkını verir. Sen o kıyafetleri satarak günaha ortak oluyordun. İnsanları yanlış yönlendiriyorlar. Ölümün ne zaman geleceği belli değil. Bu halde Rabbimizin karşısına çıkarsak halimiz ne olur..
Ölüm denince birden duraksadı Çiğdem gözleri doldu;

__ Çok haklısın Zeynep. Ben böyle ölmek istemiyorum. Ama içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk var. Anlam veremiyorum. Allah hayır etsin.
Biraz yürüdükten sonra mağazaya yaklaşmışlardı.Mağazaya yakın bir kalabalık dikkatini çekti Çiğdem'in. Kalbi küt küt atıyordu. "Ne oluyor orada" diye merak etti. İyice yaklaştığında gördükleri karşısında şok oldu ve dizlerinin üzerine düştü. Gözlerinden boşaldı yaşlar.

__ Ablaaaaaaaaa !! diye bir çığlık attı orada.
Dilek ablası trafik kazası geçirmişti. Ölü halde orda öylece yatıyordu. Çiğdem şok geçirdi adeta. Defalarca bayılıp ayıldı ve dilinden düşen tek cümle şuydu tekrar tekrar söylediği ; "ALLAH'IM AFFET.!"
Zeynep bu duruma dayamadı. Gözyaşları süzüldü yanaklarından. Arkadaşı Çiğdem'i teselli etmeye çalışıyordu, omzunu sıvazladı ve ;
"İnna lillahi ve inna ileyhi râciun" dedi durdu..

Yazan: Ümmü Seleme