• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Ruh'un varlığına deliller nelerdir?

nides

Acemi Üye
Silver
#1
İnsan, beden ve ruhtan meydana gelir. Beden, ruhun bineği ve aletidir. Ruh, bedende tasarruf etmektedir. İmam-ı Gazali, bedeni bir şehre benzetmiş, ruhu bu şehrin padişahı olarak görmüştür.
Ruhun varlığına dair pek çok delil mevcuttur. Yazımızda bu delillerin birkaçını sıralamak istiyoruz.
1 — Her insan sıklıkla kendisinden bahseder. "Görüşüm" der, "şahsiyetim" der, kısacası "ben" der. Bu "ben"in yerini insan vücudunda aradığımızda, insan hücrelerinden başka bir şey göremiyoruz. Bu hücrelerde ise, onlara ait gerçeklerden başka bir şeye rastlamıyoruz. Acaba "ben" nerededir?
2 — İnsan vücudu devamlı değişmektedir. Her an vücudumuzda sayısız hormon ve enzimler yapılmakta, hücreler ölmekte ve yerine yenileri gelmektedir. Aldığımız gıdalarla hücrelerimiz tazelenmekte, aynı zamanda hücre içindeki maddelerin yerine başka maddeler gelmektedir. Böylelikle, sözgelimi birkaç sene sonra insan — zerresine kadar olmak üzere — tamamıyla değişmektedir. Şu andaki vücudumuzun bir süre sonra, oraya buraya saçılacağı, kendimizin bambaşka maddeden yeniden oluşacağımız tıbben bir hakikattir.
Gözle görülmeyen zerresine kadar bambaşka olan şahsın "ben"i aynı kalmaktadır. İnsanı maddeden ibaret sayarsak, "ruh"u inkar edersek, izah nasıl olacaktır?
3 — Bir şey yapmak, konuşmak istediğimizde bu fikir zihnimize nereden, nasıl gelmektedir? Kim söylemektedir?
4 — Mesela yürümek istediğimizde, sayısız mekanizma karışık hadiseler zinciri ile harekete geçmekte ve yürümemiz sağlanmaktadır. Biz bu sırada bunların farkında bile olamıyoruz. Acaba bu sayısız olayı düzenleyen, arada en ufak bir aksaklık olmasını önleyen kuvvet nedir?
5 — İnsana hareket sağlayan kuvvet, yani canlılığı devam ettiren güç nedir?
6 — Canlı ile ölü arasındaki fark nedir? Bir kimse öldüğünde; vücudu da, içinde beyni de, kalbi de, bütün sinir sistemi de muhafaza olunduğu halde, niçin bir madde yığınından başka bir şey değildir?
7 — Bir hücrenin çalışmasını düşünelim. Sayısız hadiseler cereyan ediyor. Düzenli bir şekilde hücrede hayat sürüp gidiyor. Her şey ölçülüp biçilmiş gibi, büyük titizlik dikkati çekiyor. Karışıklık ve tehlike meydana gelmiyor. Acaba bu mükemmel işleyişi, bizim farkına bile varamadığımız bu organizasyonu sağlayan nedir?
8 — Hücredeki karışık olaylar nereden yönetilir? Çekirdek (nukleus) diye cevap verebiliriz. Nukleusu ise enzimler ve haberci RNA aracılığı ile DNA içindeki genler idare eder. Kısacası, hücrenin beyni olan DNA'nın en yüksek seviyesi, genlerin bütünü şeklinde düşünülebilir. Fakat bunun nereden yönetildiği aranırsa, cevap ne olacak?
9 — Aynı soruyu insan beyni için soralım. Vücudu beyin idare eder. Beynin de alt merkezleri, üst merkezleri vardır. Bazı merkezler diğerlerinin emrindedir. En yüksek merkez, en yüksek seviye hangisidir? Korteks mi (beyin kabuğu)? Belki evet. Çünkü şuurlu çalışmamız ve irademiz kortekse bağlıdır. Fakat burası da en yüksek seviye olamaz. Çünkü retiküler formasyonda bir bozukluk olunca, korteks sağlam olsa bile insan uyku veya narkoz halinde olmakta, duyumlar meydana gelmemektedir.
Buna göre beyinde en yüksek seviye, kati olarak belirtilemez. Beynin en yüksek seviyesi, onun bütünüdür gibi yuvarlak bir sonuca varılır. Gerçekten ancak her bölümü normal ve sağlıklı olduğu zaman, her bir bölümü kendi görevini en mükemmel bir şekilde yapabilir. Peki, beyni idare eden en yüksek seviye nedir?

İnsan, beden ve ruhdan meydana gelmiştir. Ruhun bedeni terk etmesiyle ölüm olur ve ruh asıl vatanına kavuşur. Bu vatanı da, ruhun dünyada tasarruf sahibi olduğu bedeni nasıl kullandığı belirler.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin dediği gibi:
"Eğer Allahu Teala, seni bu beden memleketinde padişah etmese idi ve saltanat işlerini sana ısmarlamasa, bırakmasa idi sen cihanın sultanını nasıl tanıyabilirdin?"
 

1Kubra

Çalışkan Üye
Silver
#2
Ruh bedenimizde ama onu goremiyoruz. Bazen kendime şaşırıyorum düşünüyorum. Elekriksiz pilsiz çalışıyorum nasıl çalışıyorum ruh nasıl çıkar nasıl girer. Akıl mantık almayacak iş.
,Allahın hikmeti işte
 

Erkan Alaca

Acemi Üye
Silver
#3
Ruh bedenimizde ama onu goremiyoruz. Bazen kendime şaşırıyorum düşünüyorum. Elekriksiz pilsiz çalışıyorum nasıl çalışıyorum ruh nasıl çıkar nasıl girer. Akıl mantık almayacak iş.
,Allahın hikmeti işte
[FONT=&quot]Ön yargılardan![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Şartlı yaklaşımlardan![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Basmakalıp görüşlerden![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Taklitçi zihniyetten![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Şablonculuktan![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Körü körüne bağlanmaktanve kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım![/FONT][FONT=&quot][/FONT]


Şimdi önce insan ve cin kavramını ele almak lazım Ruhun ne olduğunu bilmek için.

[FONT=&quot]Cinne vel inse (insve cinn)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Hakkı Yılmaz [/FONT][FONT=&quot]http://www.istekuran.com[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İns, İnsan:[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] Sözcük anlamı; “beş duyuyla hissedilebilen, bilinen,görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran” demekolan “insan” sözcüğü, “fi’liyan” kalıbında olup “ens” sözcüğünden türemiştir.“İnsan” sözcüğünün aslı “insiyan” sözcüğüdür.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Sözcük, anlam olarak evrendeki tüm görünen (cisimli)varlıkları kapsamasına rağmen sadece insanlara isim olarak verilmiştir.Bunun nedeni, insanın yaratılış itibariyle ünsiyete muhtaç, yani sosyal birvarlık olmasıdır.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Ayetler, insanın, “pişmiş çamur, kuru balçık, çınlayan kil,işenebilir çamurdan” yaratıldığını söylemektedir. Bu ifadeler, “madde”ninhalden hale girmesini çağrıştırmakta olup, insanın genel anlamda maddedenyaratıldığını anlatmaktadır. Cannın, “ateşin dumansızından, en ince deliktenbile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden” yaratıldığını söyleyen buifadeler ise, daha ilk bakışta akla “enerji”yi getirmektedir.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Öyleyse “cann ateşten yaratılmıştır” demek; “elektrik, manyetikdalgalar, ışın gibi gözükmez güçler enerjiden yaratılmıştır” demektir. “İnsantopraktan yaratılmıştır” demek de; “beş duyuyla hissedilebilen, bilinen,görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran cisimlivarlıklar maddeden yaratılmıştır” demektir.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İns ve cinn kalıbı:[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] Cinn konusu kapsamı içerisinde, hassas ve Kur’an’ı doğru anlamakiçin çok önemli bulduğumuz bir nokta da; “ins” ve “cinn” sözcüklerinin birarada “ins ve cinn (ins-cinn)” takım (kalıp) halinde kullanılışıdır. Bukullanılış genellikle “İnsanlar ve Cinler” olarak çevrilmektedir. Halbuki butarz kalıp ifadelerde, sözcüklerin anlamı farklılaşmakta, başkalaşmakta vezenginleşmektedir.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Bu durumu Kur’an’dan örnek vererek açıklamakta yarar vardır:[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]- Mağrib (batı) ve meşrik (doğu) sözcükleri, “batı-doğu” şeklindesöylendiklerinde anlam sadece iki yönü ifade etmeyip tüm yönleri içine alır.Örnek olarak Müzzemmil suresinin 9. ayetindeki “Rabbulmeşrigı velmağribi(doğunun, batının Rabbi)” ifadesi sadece doğu ile batıyı anlatmayıp tüm yönlerive mekânları ifade etmektedir. Yani “Allah her yerin Rabbidir” demektir. Busözcükler ile ilgili diğer örnekler şunlardır: Nur; 35, Bakara;115, 142, 177, Şuara; 28, Rahman; 17.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]- Dünya ve ahiret sözcükleri beraber söylendikleri zaman “heryerde ve her zaman” anlamını ifade eder. Bu sözcükler ile ilgili Kur’anayetleri şunlardır: Bakara; 217, 220, Âl-i Imran; 22, 45, 56, Nisa; 134, Tövbe; 69, 74, Yunus; 64, Yusuf; 101, Hacc; 14, Nur; 14, 19, 23 ve Ahzab;57.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]- Yaş, kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman “ her nevarsa, her şey” anlamını içerir. Örneğin En’âm suresinin 59. ayetindeki “… Yaşve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.” ifadesi sadece yaşıve kuruyu ifade etmeyip “her ne varsa canlı-cansız hepsini” ifade etmektedir.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]- Sabah, akşam sözcükleri de Kur’an’da farklı ifadelerle sıkça yeralmakta ve “daima, her zaman” anlamına gelmektedir. Bu sözcükler ile ilgiliKur’an ayetleri de şunlardır: A’râf; 205, Ra’d; 15, Nur; 36, Mümin; 46, 55, En’âm; 52, Kehf; 28, Meryem; 11, 62, Fetih; 9, Furkan;5, Ahzab; 42, İnsan; 25, Âl-i Imran; 41.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İki zıt anlamlı sözcüğün bir arada takım halinde söylenişi iletakımın yeni bir anlam kazanması sadece Arapça için söz konusu olmayıp,dünyanın tüm dillerinde mevcuttur:[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Hakkı Yılmaz [/FONT][FONT=&quot]http://www.istekuran.com[/FONT][FONT=&quot]

[/FONT]
[FONT=&quot]Kelime anlamı itibarıyla[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İns: görünen herşey (beş duyuylaalgılanabilen her varlık)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Cinn: görünmeyen herşey (beş duyuylaalgılanamayan her yaratık)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İns: madde[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Cinn: enerji[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]“Evrendeki bütünyaratıklar madde ve enerjiden meydana gelmiştir!!..”[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İns (Madde):uzayda yer kaplayan cansız varlıkların tamamımaddedir. Kuarklar/parçacıklar nötron ve protonu oluşturur, onlarda atomçekirdeğini, atom çekirdeği de elektronları yörüngesinde tutarak atomuoluştururlar. Maddenin en küçük yapı taşına atom denmektedir. Beş duyuorganımızla algıladığımız, somut olan her şey atomlardan meydana gelir.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Kuran’ın tabiriyle İNS bilimin tabiriyle MADDE (İNS= MADDE)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Cinn (enerji):beş duyuyla algılanamayan, ısı ve ışık şeklindetezahür eden güç, maddeyle iç içe olan ve ona can veren, maddeyi hareketegeçiren ve kuvvet kazandıran, soyut olan her yaratık.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Kuran’ın tabiriyle CİNN bilimin tabiriyle ENERJİ (CİNN =ENERJİ)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]İNS ve CİNN MADDE ile ENERJİ Birbiriyle öyle iç içedir ki biriolmazsa diğeri olmazdı.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]“Ben cinne velinse,(enerjiyi ve maddeyi var olan her şeyi) ancak bana kulluk etsinler diyeyarattım.” (51 Zariat 56)

[/FONT]
[FONT=&quot]Bu çalışmadan sonra buayeti daha iyi anlamaya başladım, göktekiler, yerdekiler ve ikisiarasındakiler, isteyerek yada istemeyerek Allah’a kulluk vaziyetindeler, hattaisteyerek itaat/zikir/tespih halindedirler.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Sonra buhar/dumanhalindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veyaistemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!" (41Fussilet 11)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Göklerde ve yerde kimvarsa gölgeleriyle birlikte ister istemez ve sabah-akşam Allah'a secde eder.(13 Rad 15)[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Yaratıkların temeli “İNS VE CİNN” = “MADDE VE EDERJİ” yedayanıyor!!![/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Diğer yaratıklarda olduğu gibi, yeryüzünün efendisi olan âdemoğluda ins ve cinn den meydana gelmiştir. Cnn/can ins/beden, yani candan vebedenden oluşmaktadır, canı enerji/cnn bedeni madde/ins ifade ediyor.

[/FONT]
Canlılığın başlangıcı
Rabbiniz o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arş üzerinde egemenlik kurmuştur. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir biçimde kovalar durur. Güneş, Ay, yıldızlar O'nun emrine boyun eğmiş. Gözünüzü açın; yaratış da O'nundur, emir veriş de. Âlemlerin Rabbi olan Allah çok yücedir. (7 Araf 54)
Bundan yaklaşık olarak 16 milyar yıl önce, sonsuz yoğunluk ve sıfır hacim! yani hiçbir şey yokken büyük bir patlama olmuş (Big bang) bu patlamanın oluşmasıyla enerji/cnn madde/ins zaman ve dolaysıyla evren meydana gelmiş ve bu patlamanın etkisi ve hızıyla da genişlemektedir. Bu güne kadar gelen zaman bundan sonrada aynı hızla taktir edilen yere (kıyamete) akıp gidecektir.
Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!" (41 Fussilet 11)
Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız o’nadır. Yaratılışı başlatır, sonra yarattıklarını varlık alanına ardı ardına çıkarır ki, iman edip hayra ve barışa yönelik amelleri yerli yerince sergileyenleri ödüllendirsin. Küfre dalanlara gelince, onlar için, nankörlük edip gerçeği örtmeleri yüzünden, kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap öngörülmüştür. (10 Yunus 4)
Yaşadığımız dünya bir zamanlar büyük bir parçadan koparak, güneşin yörüngesine yerleşmiştir. O zamanlar (yaklaşık olarak 5 milyar yıl önce) bir ateş topu olduğu için, yaşam denen hiçbir şey yoktu, yani canlılık yoktu. Yüz binlerce yıl yandı yandıkça içerisindeki sular buhar oldu yağmur yüklü dev bulutlar oluştu. Yüz yılarca yağmurlar yağdı, şimşekler çaktı, yağmurlar ateş topu olan dünyayı söndürüyor ve yaşama hazırlıyordu, şimşekler/yıldırımlar yaşamı oluşturacak altyapıyı hazırlıyordu.
Bu hazırlık çok uzun bir zaman almıştır. Dünyanın yaşıyla canlılığın yaşını kıyaslarsak, canlılığın yaşı dünyaya oranla %10 a tekâmül eder, insanlığın yaşıyla canlı varlıkların başlama zamanını kıyaslarsak canlılığın başlangıcına oranla insanlığın yaşı %0,6 ya tekâmül eder, dünyanın yaşıyla insanlığın yaşını kıyaslarsak insanlığın yaşı dünyaya oranla %0,06 yani binde bir oranından düşüktür. Şöyle bir kıyas yaparlar evrenin yaşını bir güne sığdıracak olursak; yani örneğin evrenin 24 saattir var olduğunu düşünün, ozaman dünyanın yaşı 7 saat, canlılığın yaşı 40 dakika, insanlığın yaşı 24 saniyeye karşılık gelir.
Evrenin yaşıyla insanlığın yaşını kıyasladığımızda, insanlığa kayda değer bir zaman dilimi çıkmıyor. İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi? (76 İnsan 1) Kuran’da ilk canlanmayla ilgili iki ayette bir birini takip eden canlanma oluşumundan bahseder.
Biri 55 Rahman 15 “mâricin” diye bir sözcük geçer, anlamı: (yüksek voltajlı elektrik, karıştıran dev enerji)
Bir diğeri de 15 Hicr 27 “semum” diye geçer, anlamı: (içe işleyen derilere nüfuz eden hararet)
Şimdi bu iki ayetin ışığında canlılık nasıl başlamış onu irdeleyelim.

Cann yaratılıyor (canlılığı oluşturacak olan atomlar yaratılıyor)
Not: bu ayetlerdeki “canne” sözcüğünü cin diye çeviri yapanların çevirileri hatalıdır. Doğrusu canlılığı, yaşamı olmalıdır.
Ve hale kalcanne min “mâricin” min narin.
Cann da (canlılığı/yaşamı) dumansız (yüksek voltajlı elektrik, karıştıran dev enerji) ateşten yarattı. (55 Rahman 15)
Yukarıda ki ayette geçen “mâricin” sözcüğünün anlamı, yani dilimizdeki karşılığı, yüksek voltajlı elektrik, karıştıran dev enerji demektir. Bu kelimeyle ilgili E.H.Y tefsirinde yer alan anlamalardan biriside budur.
E H YAZIR Bir mâriç ateşten, birinci ibtidâiyye, ikinci beyaniyye olarak bir mâric ateşten demektir. Burada mâric iki mânâ ile tefsir edilmiştir. Bazıları asıl mânâsı, ızdırap anlamını ifade eden merec'den, halis ateş ya da dumansız sâfi alev demek olduğunu söylemişler, bazıları da merec'in asıl mânâsının ihtilât (karışma) olması itibariyle, mâric'in muhtelit (karışık) dumanlı bir ateş olduğunu ifade etmişlerdir….
Bundan başka mâric "merc"den müteaddi olarak haltedici yani karıştırıcı mânâsına da gelebilir ki bu da ateşin, yani hararetin eşya üzerindeki kimyevî bir özelliğini belirtmiş olur. E H YAZIR ilgili ayetin tefsiri.
Rahman suresi 15. Ayete ve bilimin ortaya koyduğu verilere baktığımızda, Ayette: yüksek dereceli parlak ateş (“mâricin”: yüksek voltajlı/enerji dumansız ateş)
Bilimde: yıldızlarda yüksek enerjiyle üretilen yaşam kaynağı atomlar, yıldırımların oluşturduğu bileşikler, yaşamı oluşturan alt yapı.
Süper nova diye adlandırılan yıldızlar, yüksek enerji sebebiyle canlılığı oluşturacak atomları meydana getirmiştir.
Yüksek enerjili yıldızlar genişlemesi durunca içe doğru büzüşürler, hararet artarak yüz milyon derecenin üstüne çıkar, böylece hidrojen yanmasının sonucu oluşan Helyum, yakıt olarak devreye girer, o zaman bir dizi nükleer reaksiyon, daha önce görülmeyen bazı bileşimlerin ortaya çıkmasını sağlar. Üç helyum atom çekirdeği birleşip karbon çekirdeğini, dört helyum birleşip oksijen çekirdeğini oluştururlar, böylece, milyonlarca yıl boyunca yıldızın merkezi karbon ve oksijen çekirdekleriyle dolar.
Yaşamın kaynağı olan atomlar oluşmuştur artık. Büzüşme devam ettikçe ısı daha da yükselir ve belli bir sınırdan sonra patlar, oradan kopan parçalar diğer yıldızlara ve gezegenlere gider. Gezegenimize bu yıldızlardan yaşamın kaynağı karbon ve oksijen gibi atomlar gelmiştir. Aslında doğada bulunan bütün atomlar yıldızlar tarafından üretilmektedir. Dünyamızdaki demir de bu nova yıldızlarından gelmiştir. Yada gezegenimiz bu yıldızlardan kopan parçadır.
Ayrıca yanardağların püskürtmesi ile su kabarcıkları dev bulutların oluşması ve yüz yıllarca yağmurlar yağması ve şiddetli yıldırım/şimşek (çok yüksek voltaj/enerji) dünyadaki yaşamı oluşturacak bileşenleri oluşturmuştur.

Şimdiye kadar gelinen süreç, aklımıza şu soruyu takıyor! Acaba Rahman 15. ayette “mâricin” ateşi bu nova yıldızlarının ve yıldırımların açığa çıkardığı yüksek voltajlı karıştırıcı dev enerji olmazmı!? Alman bilim adamının deneyini sizlerle paylaşmak istiyorum.
EVREN DNYA VE NSAN Sayfa 2
1952 yılında, genç kimyacı Stanley Miller, yaşam öncesi koşulları laboratuarda yaratma deneyi gerçekleştirdi. Bir cam balona ilkel dünya atmosferindeki gazları-metan, azot, hidrojen, su buharı- doldurdu, biraz da karbondioksit ekledi. Okyanusa benzetmek için balonu suyla doldurdu. Enerji vermek için ısıttı ve bir hafta boyunca, şimşek ve yıldırım etkisi elde etmek üzere, içinde kıvılcımlar çaktırdı. Deney sonunda balonun dibinde kırmızı-turuncu bir çökelek belirdi. Bu madde canlılığın ana bileşenleri olan amino-asitler içeriyordu. O güne kadar, kimse bunların bu kadar basit elementlerle yaratılabileceğini düşünmeye cesaret etmemişti. Cansız madde ile canlılık arasında ilk köprü kurulmuş oluyordu.
Canlılar dünyasının iki temel özelliği vardır. Kimyasal bileşimleri karbon, hidrojen, oksijen ve azottan yapılmıştır, ve enerji kaynakları güneştir.
Canlılık, uzun zaman zannedildiği gibi, okyanuslarda değil, büyük olasılıkla, kıyılarda, sığ gölcüklerde, lagunalarda doğdu. Sonra derin sulara okyanuslara gidişi, çoğunlukla zararlı mor ötesi ışınlardan korunmak içindir. Bu ortamlarda bulunan kuvars ve balçık, uzun molekül zincirlerinin tutulmasını ve birbirlerine bağlanmasını kolaylaştırdı. Son zamanlarda yapılan deneyler, bunu doğrulamıştır. Balçıkla birlikte olunca, kimyasal bileşimlerini oluşturan maddeler, kendiliğinden birleşip, küçük “nükleik asit” zincirleri, oluşturuyor. Bunlar ileride genetik bilgileri taşıyacak olan DNA ların basit birer modeli.
EVREN DNYA VE NSAN Sayfa 2
Söz konusu ayetin ortaya koyduğu “mâricin” ateşi ile bilimsel verilerin ortaya koyduğu yüksek enerji sonucu oluşan yaşam kaynağı atomlar ve şimşeklerin ve yıldırımların canlılığı oluşturacak bileşenleri oluşturması aynı şey neden olmasın!
55/15“mâricin” = yıldızlarda oluşan yaşam kaynağı atomlar = yıldırımların oluşmasıyla ortaya çıkan kimyasal bileşenler = yaşamı oluşturan parlak ateş.
O zaman şöyle söylesek ne sakıncası olur?
“Mâricin”: süper nova yıldızlarının merkezinde oluşan yaşamın kaynağı atomlar ile şimşeklerin ve yıldırımların oluşturduğu canlılığı oluşturacak bileşenlerdir.
Bu canlılığı hayata getirecek aşamanın bir ayağıydı. Diğer ayağını da“semum” ateşi oluşturuyor. Şimdi bu sözcüğün ne anlama geldiğini irdeleyelim.
Vel canne halaknahü min kablü min naris “semum”
Cann da (canlılığı/yaşamı) önceden, “semum” (içe işleyen, gözeneklerden geçen, derilere nüfuz eden) ateşten yarattık. (15 Hicr 27)
Her türlü canlının yaşamını devam ettire bilmesi için “semum” (enerjiye) ateşine ihtiyacı vardır.
Bu ateş, bildiğimiz alev, kor veya nar değil, içe işleyen derilere nüfuz eden hararet ısı/sıcaklık ateşidir.

Bu Allah’ın evrende yaratılış sürecine koyduğu kanunudur. Yani yaşayan varlıkları, maddenin yanı sıra, belli bir hararet/ısı/ateş ten yaratılıyor ve yine o ateşten (güneşten) enerji alıyor.
Erkek canlılarda yumurtalıkların belli bir ısıyı koruya bilmesi için hassas yapıda olmasına ve şekil almasına, dişi canlılarda yumurtalıkların belli bir ısıyı yakalamadan döllenme oluşmamasına şahit olmaktayız.
Bakteriler, mikro organizmalar belli nemli sıcak ortamlarda hayat buluyor. Memeli canlılarda yumurta döllenmesi için belli bir ısıyı yakalamadan, yumurtlayan canlılarda kuluçka belli bir sıcaklığı oluşturmadan ve bitkilerde de güneş enerjisini elde etmeden üreme ve çoğalma başlangıcı gerçekleşmiyor.
Foto sentez yapan bitkiler, güneşten gelen enerjiyi depolarlar, bu enerji otobur olan canlılara geçer, bu canlılardan da etobur olanlarına geçer. Hem etobur hem de otobur olan canlılarda, bitki yediklerinde direk bitkilerden, et yediklerinde de, dolaylı olarak otoburların bitkiden aldığı güneş enerjisini alırlar. Vücudumuzdaki hücrelerde aldığı enerjiyle canlanır çoğalırlar ve hayatını devam ettirirler.
Şimdi şöyle bir tespitte bulunsak! Bütün canlı varlıkların, yaratılma ve yaşatılma sürecini, başlangıçtaki atomlarını “mâricin” ateşi, üremesi ve yaşamlarının devamı için ise, “semum” ateşi oluşturmaktadır, sizce de yerinde bir tespit değilmi?
Şimdi şöyle desek nasıl olur:
55/15 “Mâricin” canlılığın başlangıcını oluşturuyor.
15/27 “Semum” canlılığın devamını sağlıyor.
“Mâricin”: Yüksek voltajlı elektrik, karıştıran dev enerji. (55/15)
“Semum”: İçe işleyen, gözeneklerden geçen, derilere nüfuz eden ateş. (15/27)

Bu bir arkadaşın uzun bir çalışması olduğu için ben kısa aldım..50 sayfa falan sürüyor...Her neyse Kuran Ayetlerine dayanarak.Şunu söyleye bilirim..İnsanın ruhu dediğimiz şey aslında bir enerjiden ibarettir.O enerji Allah tarafından işlenerek bedenlerimize canlılık verir.
Ve o enerji asla yok olmaz.Allah'ın koyduğu yasayla vucudumuzdan çıkar yani ölüm anı gerçeklerşir.Ama bu ölüm sadece bedenlerimizin ölümüdür.Enerjimiz ölmez.Ama beden olmadan da hiç bir işe yaramaz o enerji...Diriliş ile ilgili ayetleri bir inceleyin bakalım.Allah diyorki ben sizi ilk yarattığım gibi tekrar yaratırım.Yani ruhlar alemi diye bir şey yok...Bu bana göre bazı çıkarcıların...Para kazanma tuzağıdır...Aynı cinci hocalar gibi.Yok ruh çağırdım yok cin çağırdım diyenlerin hepsi yalancıdır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR...
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsustur....

"Yağmur rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen O Allah'tır. Nihayet bu rüzgârlar buhar ile yüklü, ağır ağır bulutları yüklendiği zaman, bakarsın ki biz, onları ölmüş (kurumuş) memleketere sevketmişizdir. Böylece o bulutla, o yere su indiririz de o su ile her çeşit meyveleri çıkarırız. İşte bu ölü araziden bitkileri (nebatatı) çıkardığımız gibi, ölüleri de böyle çıkaracağız (dirilteceğiz). Gerektir ki, düşünür ve ibret alırsınız" (el-A'râf, 57).
[FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot][/FONT]
 

kalpteniman

Çalışkan Üye
Silver
#4
İNSANLAR CİNDİR DİYENE CEVAPTIR.

Kardeş siz ruhları elektirik diye geçiştiriyorsunuz hata ediyorsunuz.
H.Z Allah c.c Ayeti kerimesinde;
ElestübiRabbiküm.
Ben sizin Rabbiniz değil miyim ( Araf 172)
hitabı cinlere mi?
Evet Rabbimizsin buna şahidiz diyenler cinler mi?Araf (172)
Diğer bir Ayeti kerimede ise, O"na kendi Ruhumdan üfledim (Sad 72 )
Adem a.s ma üflediği Ruh neyin nesi oluyor.
Enerji doğru yaklaşım fakat ruhu inkâr adamı dinden çıkarır dikkat edin.
O Zaman ben insanları ve cinleri bana kulluk yapsınlar diye yarattım ayrımı
ne oluyor.
H.Z Allah c.c Ona (Ademe) kendi ruhumdan üfledim (sad 72) buyuruyorken,
Ona haşa kendinden cin mi üflemiş oluyor!!
Bu tabirinizla haşa h.z Allahı cin yapmış oluyorsunuz.

Ahır Zaman alimleri böyle düşünür zaten.
Evet Ruh ta bir enerji insan bedeninin kalıbına göre yaratılmış.
H.z Allah c.c dünyaya salacağı ruhlardan söz aldı ve dünyaya saldı.
Söz aldıklarının içinde cinlerin ruhları da vardı fakat onlar bedensiz varlıklardır.
İnsan ruhu melekidir yani nuranidir, cinniler ise zulmani varlıklardır.

İnsan ruhu nuranidir fakat nefse uyduğu takdirde kararır, kişi de tevbe ve zikrullah
ile onu eski haline getirebilir.
Melekler ise tamamen Nurdan yaratılmış varlıklardır.
İnsan ruhu ile cin ruhunu bir gördüğün Zaman yaratılmış bütün insanları cin ve
şeytan yapmış oluyorsunuz,

H.Z Allah c.c bizler anne karnında iken bize ruh üfürdüğünde, bizi kandırmaya yeminli
şeytan da cin tayin etti bu cin bizim irademizi bozmak için nefsle yani beş islerimizi
kandırarak bizi günaha sokmak için biz ölene Kadar mücadele eder,biz ölünce ruhi bedenimiz
ahirete cin ise dünyada kalır.
işte medyumlar ruh çağırdıkları Zaman o cin gelir ve onlarla
dalga geçer biz bu durumları araştırıp gözümüzle gördük.

Yani insan ruhu başka cin ruhu başka.
H.Z Allah c.c aciz değildir cin ruhu da yaratır insan ruhu da yaratır.
Kusura bakmayın da sizin tabiriniz darvincilerin insanların maymundan olduğunu söylemesine benziyor.
Siz ise neredeyse insanlar cinden geldi diyorsunuz.

Kalpteniman.
 
Moderatörün son düzenlenenleri: