• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Sizin âzalarınız içinde en kıymetdar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir?

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#1
"Sizin âzalarınız içinde en kıymetdar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir?
"Sizin âzalarınız içinde en kıymetdar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? Bu latif kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icad edip terbiye eden odur ki, bunları size vermiştir. Öyle ise yalnız Rab odur, Mabud da o olabilir."
"Sözler |Risale-i Nur Külliyatı"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Ey Rabbimiz! ...
Ey Rabbimiz! Gücümüzün zayıflığını, çaremizin azlığını ve insanlarca önemsenmeyişimizi sana şikayet ediyoruz. Bizi kendi gözümüzde küçük, fakat insanların gözünde büyük eyle.
Ey Rabbimiz! Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, cennet ve Cemal'inle şereflenmeği ve cehennemden kurtuluşu dileriz.
Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.
Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun. Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.
Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. Hayatı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.
Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.
Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.
Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.
Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.
Ey Rabbimiz! Senden hidayet, takva, afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyle... --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Kalbimi taşa vurdum...


Kalbimi taşa vurdum Sukut dehlizlerinden amansız bir yalnızlığa açılan kapıyı buldum.Tüm ağırlıklarımı bırakıp,kelebeklere yasladım kalbimi Şarkılarda hiç söylenmeyen nakaratların peşine düştüm…
Uyandığımda eskittim zamanı ve aşksızlığı miras aldım firavunlardan
Kalbimi mağaraya gömdüm…

Kalbimi umuda vurdum…

Gökyüzünde gezinen meleklerin ellerini buldum…Hırçın dalgalara savurdum kendimi.
Şehirlere kol kanat geren kalelere sığındım. Zamansız vurgunların eşkiyalığı paye biçildi gözlerime. Savaşlardan kaçtım.Kılıçlardan yoruldum.Yine de inadına yılgın surlara kızgın yağ oldum.

Kalbimi surlara gömdüm.
Kalbimi aşka vurdum.

Seni buldum.

Vermeden almanın anlamına sürüklendim hiçlik boyunca…

Kırıldım…

Kırıldıkça ağladı gözlerim. Ağladıkça ağardı gözlerim. Sessiz türküler söyledim. Sessiz ve sensiz. Uyuyamadı gözlerim. Bir kabusa arka çıktı, gidenlerin ardına saldığım harfler.Bir kabusa arka çıktı, gidenlerin ardına saldığım harfler. İhanetlere güldüm.Kalbime güldüm…
Kalbimi gözyaşına gömdüm…


Kalbimi gözlerine vurdum. Dertlerime merhem buldum. Dolaştığım çöllerde kayboldum. Kendimi vahalara savurdum. Savruldukça yandı dudaklarım. Sana hiç hasret söyleyemedim. Hiç açamadım kalbime gözlerinin nakşettiklerini. Seni kendim bile bilmeden sevdim…
Kalbimi sabra gömdüm… Sevgilim(c.c)…
Kalbimi sana vurdum…
Ben’i buldum…
Kalbimi sana gömdüm…
Adem Özbay
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Cuma gününün bilinmeyen mucizeleri...
Cuma gecesi Kehf Sûresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.

Cuma günü günah işlemeden geçerse, diğer günler de selametle geçer.

Cuma günü oruç tutan için, on ahiret günü oruç sevabı yazılır.

Yalnız Cuma günü oruç tutmayın! Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutun.

Cuma günü sabah namazından önce, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın, kendinin ve anasının ve babasının bütün günahları af olur.

Cuma günü seksen salevat getirenin, seksen yıllık günahı affolur.

Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir.

Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de Cuma günü ve gecesinde işlenilenden kötüsü yoktur.

Cuma günü veya gecesi Duhân Sûresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.

Cuma günü veya gecesi ölen mümin, şehit olur, kabir azabından kurtulur.

Her müslüman, Cuma günü yıkanmalı, misvaklanmalı ve güzel koku sürünmelidir.

Cuma günü iyiliklerin hazinesidir ve güzel şeylerin menbaıdır.

Cuma günü, kuşlar ve vahşi hayvanlar birbirine "Selamün aleyküm, bugün Cuma günüdür" derler.

Cumartesi günleri Yahudilere, pazar günleri nasaraya[Hıristiyanlara] verildiği gibi, Cuma günü, Müslümanlara verildi. Bugün, Müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır.

Cuma gecesi Yâsîn Sûresini okuyanın günahları affedilir.

Allahü teâlâ her Cumâ günü altıyüzbin kişiyi Cehennemden azat eder. Bunların hepsi Cehenneme lâyık olup Cumâ gününün bereketi ile Cehennemden çıkarılır.

Köle, kadın, çocuk ve hasta dışındaki bütün Müslümanlara cemaatle cuma (kılmaları) farz–ı ayındır.

Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman’a farzdır.

Cuma günü gusledenin günahları affolur.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sultan-ı kainat birdir...


" Sultan-ı kainat birdir. herşeyin anahtarı onun yanında, herşeyin dizgini onun elindedir."
Rnk Mektubat---------------------------------------------- Allah için çalışınız...
" Allah için çalışınız. lillah, livechillah, lieclillah rızası dairesinde hareket ediniz. o vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer." -----------------------------------------------

Dert...
“Dert, gizlice Allah’ı anmana vesile olacaksa tüm dünya mülkünden değerlidir!
Gözlerin basiretle nurlansın dilersen gam tozunu sürme çek de ağla!”
Hz. Mevlana
---------------------------------------------------------
Bir gün...

Bir gün...
Belki de dünyayı en çok sevdiğimiz bir gün...
"Sonsuz bir davet" alacağız.
Kalbimiz yanımızda...
Kalıp adına ne varsa... burada bırakıp gideceğiz.

O zaman şunu diyeceğiz kim bilir: "Şöyle keyifli keyifli kaç nefes alabildim? Ne de geçici imiş dünya! Böyle birdenbire mi bitecekti her şey? 'Hızlının hızlısı bir yer'in adı mıymış o geçici hayat?"

Bir ağaç dikip gitmişsek eğer, belki de gölge olacak orda. Ağacın meyveleri gelecek belki de önümüze. Bir çocuğun tebessümünü çoğaltmışsak, koşup gelecek çocuk yanımıza: 'İşte bu amca/teyze elime bir şeyler tutuşturmuştu.' diyecek. Okuduğumuz ne kadar hoş cümle varsa hepsi hece hece "ışık" olacak mı; olur! Düşer önümüze, aydınlatır yolumuzu.

Bir kirazı yerken, şöyle kulpundan tutup, bir çamurun nasıl olup da kiraza dönüştü(rüldü)ğünü düşünmüşsek... Hoşuna gidecek Sanatkârlar Sanatkârı'nın... "hoş geldin"ini duyacaksınız. Çamuru kiraz, elma, karpuz, portakal ve saire yapanı göreceksiniz.

Bir bardak su verene teşekkür insanlığımızı küçültür mü? Olmaz der içiniz dışınız, olmaz! Suyu taşların, toprakların arasından çıkarıp gönderene teşekkür de... insanı insan yapar, işte!

Baki:
"Minnet Hüda'ya devlet-i dünya fena bulur;
Baki kalır sahife-i âlemde adımız." der. Der ve minnetin adresini verir.

Dünya Devleti'ni bırakıp bırakın gidenler bıraktıklarını kime bıraktı! Bütün "yığdıklarımız" burada kalmıyor mu? Taştı, topraktı, altındı, evdi, yalıydı, halıydı... Hepsi, hepsi O'na bırakılmıyor mu? Onun ihtiyacı yok ki ama... En büyük vâris O demek ki.

Şu, Ahmet'ten Mehmet'e; ondan ötekine de... Daha sonra?
Daha sonrası gerçek Vâris'e...
Öyle ya... Kimin malını kime bırakıyorsun? Bizimkisi sözde vârislik. Bu geçici vârisliğimizin aynasında/n gerçek Vârisi görmek aslolan.
Başka ne ki?

Öyle; aldanmamıza, üzülmemize gerek kalmıyor o zaman. Nerede benim mülküm, nerede samur kürküm diye hayıflanmanın gereği var mı?

Ara sıra müsekkine ihtiyacımız var. Hapishane gibi mesela. Gidip oralara hürriyetin ne olduğunu anlamak için.
Hastaneye bir de... 'Oh, sağlığım yerinde!' diye.... Aynada kendinize bakıp bakıp: Ne zenginmişim!' demek için. Hoşluğun, nefes almanın, ayağımızın yere bastığının daha nelerin farkında olmak için.

Sonra? Sonrasını anlatmak o kadar kolay değil. Kolay değil 'lezzetleri acılaştırıp tahrip edeni/ölümü' günde defalarca düşünmek. Düşünmek ve arada bir "Ölüler Ülkesi"ne gidip gelmek. Onlar da nice şeyleri ve kimilerini bırakıp gitti.

Biz de bırakıp gideceğiz.

Gözümüz arkada niye kalsın!
Vârislerin Vâris'ine bırakıp gideceğiz.
Endişemiz, korkumuz... cehaletimizdendir.


Ali Hakkoymaz

-------------------------------------------------------------

Allâhım !

Allâhım !
Efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece karanlığının kendilerini bürüdüğü
ve gündüz aydınlığının kuşattığı şeyler sayısınca salât eyle...


-----------------------------------------------------------


Ne güzeldir;


Ne güzeldir;
İnsan olmak ,insanca davranabilmek...
Nuruyla yıkanmak,merhametini kuşanabilmek saf olabilmek...
Şefkat eli olup uzanabilmek, gözden akan yaşı silebilmek, kanayan yaralara merhem olabilmek ne güzeldir...

Ne güzeldir...
Güvene mazhar olmak,yalandan riyadan uzak kalabilmek.
Elindeki ile yetinmek başkalarının elindekini kıskanmadan sevinebilmek ve en içten duygularla daha çok ver Yarab diyebilmek ne güzeldir..

Ne güzeldir;
ayın güneşe bakan yüzü olmak,dünyayı aydınlattığı gibi insanlara ışık olabilmek..
Alıpta verebilmek, sevilmeden sevebilmek,gelmeyene gidebilmek ne güzeldir...

Ne güzeldir;
incitmekten,kırmaktan,nefretten uzak kalabilmek...
Titreyen minik yüreklere korkma diyebilmek, sarılabilmek sevgiyle şefketle.. Dağ olabilmek sırtına ne güzeldir...

Sen güzelsin...Bütün güzellikler Sen'den...Sevgi senden..Aşk Sen'den..
Ne güzeldir cılgınca sevebilmek seviyorum diyebimek...
Aşkı Sen'le içebilmek...

Ne güzeldir;
Sen diyebilmek, Sen'de yok olabilmek,
Yarattığın her şeyde Sen'i görmek, özde bulabilmek...

Ne güzeldir;
insan olmak insanca davranabilmek,kul olabilmek, aşk ile uzanabilmek...
ölmeden ölebilmek,kul olmak için ram olabilmek ne güzeldir...
Ne güzeldir;
Aşk ile Sana uzanabilmek,Sen'de yok olabilmek.....
Ne güzeldir Yarab....La Edri
 

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#2
“Dert, gizlice Allah’ı anmana vesile olacaksa tüm dünya mülkünden değerlidir!

ve işte o zaman derdimi seviyorum cümlesi dükülü veriri gönüllerden..
hepsi birbirinden değerli paylaşımlardı Rabbim razı olsun...