türkiyede islami değişim dünyayı etkiliyor

sevdur

Acemi Üye
Silver
#1
ANADOLU TARİHİ, YENİ TÜRKİYE VE GELECEK ÜÇGENİ
· Türkiye’de yenilenen bir devlet var. Yeni zamanınruhuna uygun olarak bütün kavramların kendini yenilediği bir dönem bu.Gerçekleri fark ediş ve doğru olana yönelme dönemi. Bu değişimler yenikudretler getiriyor. Yeni bir çağı aralıyor.
· İnsanlık çağlar boyunca sürekli alçaldı. Bu alçalışlarsürerken peygamber dönemlerinde yükseliş trenleri gözlendi. Ama Ademin soyundaayrışma ve çöküş sürekli devam etti. Dinler savaşının ardından mezhepler savaşıve (ulusculuk) ırkçılık savaşları yaşandı. İnsanlık sürekli ayrıldı,parçalandıkça parçalandı.
· Eski Türkler olarak bahsedilen ve orta asya’dan göçle gelenmillet aslında Tanrının İsrail halkı mıydı. Türklerde de 12 kol vardı. Oguzkağanın Zulkarneyn peygamber söylentileri doğrumuydu. Atilla bir peygambermiydi. Pek çok peygamberin bu milletin içinden görüldüğü ve destanların dinselanlatımları bazı gerçekleri doğrulamaktaydı. Araplara ve Arap yarımadasınagelen İslam dinini sahiplenerek yollarına devam etmişlerdi. Anadoluya yerleşmekzorunda kalan bu karma millet haçlı seferlerini durdurmuştu. İstanbulu’unöneminden bahseden Muhammet şam benzetmesini neden yapmıştı. Bu zamana kadaranlatılan Türk tarihi tamamen saptırılarak ve dinden sıyrılarak mıanlatılmıştı. Türk kelimesi o dönemlerde saf bir ırka değil karma bir milletimisimgeliyordu. Gerçek bilgiler neden gizlenmişti. Tüm bu sorulara günümüzdünyasının son üç yüz yılda oluşturulmuş bozuk felsefesi cevap verecektir. Sonnesil gerçekleri bulmakta zorlanmıştır.
· Osmanlının yıkılışıyla barış ve adalette yıkıldı. Fransızihtilaliyle ulus devlet anlayışı yayıldı. Ve kardeşliğe bir savaş açıldı.Derebeylikler dönemi gibi ülkeler dönemi yaşandı. Güçlünün zayıfı ezdiği,savaşların olduğu kaosta bir dünya gördük. Evrensel değerleri ve adaletisahiplenecek insanlığı kollayacak bir halifelik merkezi yoktu. Irkçılık anlamsızdı, temeli yoktu. Boş ve sonuolmayan batıl bir anlayıştı. Hırs ve açgözlülük temelinde sahiplenme duygusununkuvvetlendiği kötü bir anlayıştı.
· Irkçılık anlayışı Fransa’danAlmanya’ya Almanlardan Harbiye bağlantısıyla girdi Türkiye topraklarına? SizOsmanlı değilsiniz, Türksünüz dediler. Birleşmiş milletlerden oluşan tek vücutbir halkı yani Osmanlıyı dağıtmaya başladılar. Prusya Almanya’sından1890’larda eğitmen sıfatıyla getirtilen subaylar eliyle kavmi milliyetçilik,öncelikle Harbiye’ye sokulmuş. Sonra onlar tarafından değil başkalarıtarafından kullanılmış. Anlatırken, konuşurken Almanya’daki havayı yansıttılar.Dinleyen insanlar “ben neyim” diye sormaya başlamışlardır. 1902-1903’lerdeSelanik’te odaklar başladı, “Siz Osmanlı değilsiniz Türksünüz, onlar Rum’dur,bunlar Ermeni’dir, şunlar Arap’tır” şeklinde zaten bu anlayış ile Arabistan,Türkiye, Yunanistan, Sırbistan gibi köken adlarıyla kurulan tüm ülkelerinadları dikkat çekicidir. Yani Osmanlı’nın yıkılışıyla köken üzerine kurulu ulusdevletler ortaya çıkmıştı. Alman olmayan başkaları bu işe karışmaya başladılar.Almanlar’ın ektikleri tohumlar ilgi gördü ve yayılmaya başladı. Bir de büyükacılar, felekatler yaşıyoruz, Balkanlar’da 200 yıl süren tehcir ve katliam var.Oradaki tehcir son Bosna savaşına kadar sürüp gelmiş bir felakettir. Kardeşlikve barış yanlısı Osmanlının taraftarları her kıtada ezilmişliğin etkisiyle “benne yapacağım” psikolojisi içindeyken, “bu yolla kurtulacaksın” diye o teorikullanılmış. Tüm kıtaların yerel halklarına saldırılmış. İlkel ve geri kafalı kabileler diye direktgelişmiş silahlarla soykırım yapmışlar.
· Osmanlının yıkılışıyla insanlığı kollayan egemenlikyıkılmıştı. Yeryüzünde güven ortamı kaybolmuştu. Tehditler karşısında herbölgenin halkları ulusculuk anlayışıyla sahiplenme gösterdi ve ardından da birsilahlanma yarışı başladı ve günümüze kadar süregeldi. Fransız ihtilalininoluşturduğu ayrılıklara ve hızlı parçalanmalara Osmanlı dur diyemedi. Çünkü ‘köktencilikayrımcılığı’ küreselleşmişti. ‘Kardeşlik anlayışı’ bu küreselleşmiş batılanlayış altında ezildi. Hatta Osmanlı padişahları; Kanuni Esasi, ıslahatfermanı,1. meşrutiyet, 2. meşrutiyet gibi tüm kesimleri memnun edecek kanunlaristendi, çıkarılsa da parçalanma sürdüğünden kimse tatmin olamazdı ve süreklibir mücadele, ayrışma, zıtlaşma ve yarış başlamıştı. Yeryüzünde bu çıkar kavgalarıartarak günümüze kadar süregeldi.
· 1789 Fransız ürünü ve kurtuluş dönemi sonrası hukuksuzlarınşekillendirdiği bir krallık yaşamışız. Millet olduğumuzu çok vurgulayıp duruyoruz,Osmanlı hiçbir zaman “ben milletim” diye dolaşmamıştır. Hatta Osman adında birOsmanlı devleti yoktu. Adı da ‘Devleti-Ali’ idi. Ümmetten bahsedilir ama o da okadar sıklıkla ifade edilmezdi. Ve Osmanlıda hiçbir zaman ümmetçilikyapılmazdı. Irkçılığın bir veba gibi yayıldığı 1900’lü yıllarda ümmetçiliğesarılarak bu yıkımdan kurtulmayı isteyenler oldu ancak bu karanlık esintiderağbet görmedi. Osmanlı milleti hiçbir ayrımcılığı tutmazdı. Öyle sağlam birkimlik dokusu vardı ki “ben şuyum” demeye ihtiyacı yoktu. Çünkü insanlığısahiplenir yapısıyla evrenseldi. Biz bugün bunun yoksunluğunu çektiğimizdenötürü durmadan “Biz bir milletiz, Türk milletiyiz” diyoruz. “Bizi başkalarındanayırt edecek özelliklerimiz neler” diye sorulduğunda, Osmanlı’yı gösteriyoruzyine. Cumhuriyet Türkiyesi’nin özellikleri içinde elle tutulur gösterilebilecekbir şey yok. Kuru bir köktencilik ve boş şeyler. Halbuki kurtuluş savaşını biledin için savaşan insanlar mücadele vermişti. O sahiplenilen Misaki Milli gerçektedin ve Kuran için savaşan halk idi. Cumhuriyet’in taptığı kişinin yattığı mezarbile Yunan’daki Akropolis’in kötü bir taklidi idi.
· Anadolu halkına soykırım için gelenler milli mücadelenin gerçekten birkurtuluş mücadelesi olduğunu gördüler. Tanrının Anadolu halkına nasıl sahipçıktığını bildiler. Bu halkı ancak ortadan kaldırırsak dünyaya egemen oluruzdiyorlardı. Kurtuluş savaşı son haçlı seferiydi. Eski Haçlı Seferleri'nin, Anadolu'danpüskürtülmesi Tanrı halkını ve önemini yine gözler önüne sermektedir. Günümüzdekien son haçlı birliği ise 11 Eylül sonrası saldırıydı. Yine Ortadoğu ve yineİslam hedef alınmıştı.
· Rusya 1977’de Osmanlıyı en çok zorlayan ülkedir. Suriye krizi Türkiye-Rusyasoğuk savaşı geçmiş yüz yılın bir rovanşıdır. Dünyanın bozulmasında vebozgunculukta Rusların büyük rolü olmuştur.
· Osmanlının devamı olarak kurulan Türkiye inançsızların düzeniyleşekillendirilmeye çalışıldı. İngiliz mandasında ve Rus çizgisinde cumhuriyetadını kullanarak baskıcı bir devlet yapısını kurdular. Düpedüz bir kültürsoykırımı yapıldı.. Biz soykırım yapmadık ama uğradık, kültür soykırımınauğradık. Bizi belirleyen ne varsa, hangi özellik varsa bunlar yasaklanmıştır.Dilimiz, yazımız, mimarimiz, kılığımız, kıyafetimiz, müziğimiz…1920’lerinortalarından 1950’lere kadar Türk müziği yasaklandı. Cascavlak kaldık, neİsa’danız ne Musa’dan. Eskimizi unuttuk. Yeniyi alamazsınız. Avrupalı dadeğiliz. Birliğe de almadılar. Bu milleti değiştiremediler de. Bu milleti dinsizleştiremediler.
· Milli Mücadele sonrasında küresel bozguncular yandaşlarıylabir anlaşma yaptı. Sanki kirli bir takasdı. Canakkale’de bedenlerimizi verdikama ruhumuzu vermedik. Misaki milli Anadolunun inançlı halkıydı. Ne Atatürkünne de Ankara hükümetinin ordusuydu. Dini için savaşan gerçek şehitlerdi.İnkılap tarihinde bütün bunların tam tersini anlattılar. Yalan ve uydurma birtarih yazdılar. Tarih kitaplarıyla gelecek nesilleri aldatmak 100 yıl bilesürmedi. İnançlı Anadolu halkının büyük birçoğunluğu kurtuluş savaşında şehitoldu. Resmen bir soykırım yaptılar. Erkeklerin çoğu öldürüldü az sayıda kadın ve çocuk kaldı. Cumhuriyeti biz kurdukdiyen yandaşları baskı ile kendi istedikleri gibi yeni bir nesilyarattılar. İstedikleri ve oluşturmayaçalıştıkları millet olgusunu dayattılar. İnançlı insanların çoğu da öldürüldü.Bütün özelliklerden zorla vazgeçirdiler. Dini, dili, kılık kıyafeti, yasaları, örf ve adetleri değiştirdiler. Batıtarzı yaşam tarzını dayattılar. Bütün kültür genetiği dilde saklıdır, kültürgenetiğinin DNA’sı dildir. O dil bozulduğu anda geçmişle bütün köprüler atılır.İstediğiniz kadar mimariniz olsun, yemekler kalsın, o dil bitti mi her şeybiter. Artık geçmişe dönüp osmanlıcayı isteyici değiliz. Kendi lisanımızla dadinimizi yaşarız. Ancak görüldüğü gibi özü temiz bir milleti kimse kafiryapamazdı. Ey iblis Allah sana demedi mi ‘Benim ihlaslı kullarıma sen bir şeyyapamazsın, yoldan çıkaramazsın.’ Diye Bak bir milleti köküyle dinden söküpatsan dahi kalbinde iman olan millet yine onu bulur ve tanrıya yönelirdi. İblisRabbine kuru inatla ‘Senin dilediklerine bir şey yapamam ama yinede seninlemücadele edeceğim. Çok kişinin de ayağını kaydıracağım.’demişti.
· Mustafa kemal, ruhunu şeytanasattı ve tahta oturmak için büyük bir kültür mirasını reddederek yedi asırlıkbir geçmişi bıraktı O dönemde kurtuluş mücadelesi için milli kongreleri halkyaptı. Milli mücadeleyi de halk verdi. Atatürk İngiliz ve Rusya denetiminde birülke kurdu. Resmen mandacılık vardı. Devrimlerle yeni bir rejim kurdu ve çokpartili hayatı engelledi. Tek parti rejimi bir bakıma diktatörlüktü. Zorbayönetimin emirlerine karşı halkın yürüyüşlerine isyan (celali isyanları,Anadolu isyanları, şeyh said isyanı)dediler. İngilizlerle anlaşma yapanlar dave ülkeyi yok sayan anlaşmaları reddettik diyenler de kendileriydi. İngilizegemenliğinde paylaşılmış bir Anadolu beylikleri kurulamazdı. Fransız ve yunanbeylikleri Anadolu halkına uzun ömürlü olur muydu. Türkiye adında devletkuralım ve her şeyini biz şekillendirelim dediler. İngilizler Anadolutopraklarını terk ediyoruz imajı verirken Ankara hükümetiyle yönetimidevralmıştı. Yenik düşen Osmanlı padişahı ve İstanbul hükümeti çoktan esiralınmıştı. Ne yalanlarla aldatıldı zavallı insanlarımız.
· Türkiye’de Atatürk'ü putlaştırma vardı, her şey Atatürk'le izahedilirdi, adeta bir tapınma merasimi vardı. Heykel önünde and içmeler, saygıduruşları vb gibi.Türkiye’de inananların deccali Atatürk idi.. 1. Dünyasavaşından sonra her ülkede küçük yerel deccaller vardı. Atatürk de bunlardanbiriydi. Halkın ve dinin yanındaymış gibi görünüp yalan söyleyerek aldatıyordu.Zorbalıkla Tanrının dinine düşmanlık etmişlerdi. Mustafa Kemal Türk değildi. Türklerin atasıolan ‘Atatürk’ hiç değildi. Putinle benzerliğini fark etmişsinizdir. O devşirmebir Rus idi. Mustafa Kemalin ardından gelişen Atatürkçülük anlayışı dindüşmanlığı üzerinden yürüdü. İslama karşıtlık yapılarak devleti elinde tutma vehalklara zulmetme anlayışını sürekli gündemde etkili tuttular. Yasalar kanunlarçıkarıp insanları bir kalıpta tutmaya çalıştılar. Fikir hürriyetini engelleyerek ve zorbalıkyaparak bir millete anlayış dayatmasını kimse başaramazdı. Ve batıl olan buyolu ancak inançsız bozguncular yapabilirdi. Ardında ülkeyi bölmeyi, ırkçılığı vepkk’yı doğuran anlayışın temeliydi Atatürkçülük dayatması.
· Almanlarda, kurtuluş savaşıyla ilgili çok önemli ve gizli bilgilervardı. Onlar açığa çıkartılırsa Kurtuluş savaşının özü ve inancın savunuculuğuaçıkça anlaşılırdı.
· "Osmanlı İmparatorluğu gerek Genç Osman ve II. Mahmut dönemindegerekse sonrasında bunu yani batıyı anlamaya çalıştı ama onların güç venefesleri buna yetmedi. Genç Osman (III.Osman) II.Mahmud, III. Selim'den sonraOsmanlı'da Abdulhamid Han'ın çıkışı oldu. Abdulhamid Han'ı doğru okunmadı. Okaranlığın içindeki son savaşçıydı. (yeniçeriler) Darbeciler o’nu bastırdı.Abdulhamid Han, Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AK Parti'nin başardıklarını120-130 yıl önce, akıl ölçeği çerçevesi içerisinde başarmaya çalıştı. " Budönemlerde yeni anayasa, özgürlüklerin arttırılması gibi tüm süreçler yaşansada daha sonraki elli yılda zorla bu topraklara sahip olmaya geleceklerdi.Özgürlük, adalet, iyi düzen bahanesiyle gelenler zorbalıkla ülke yönetimlerinesahip oldular ve tüm hakları çiğnediler. Sadece kendilerine ve kendimenfaatlerine yasalar koydular.
· "Abdulhamid Han'ın mücadelesi, batı karşısında mağlup olan doğununve Osmanlı'nın barış projesinin, Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığını sürdürmeyeçalıştı. Yenilikler yaparak zamanın ruhuyla çarpıştı.
· Mustafa Kemal, 7 asırlık bir geçmişi reddederek, yeni bir tarihanlayışı üretti, inançtan ve imandan ayrıştırarak barbar Türkler ve 1071tarihini bir daireye hapsettiler. Anadolu halkının özü olan bölgeleri makaslakeserek tarihsel gerçekleri gizlediler. Selçuklu'yu ve Türk-islam bileşkesini yok sayarak Türkleri Allah inancından ayrıştırmakistediler. İnönücüler yeni bir tarih yorumuyla Cumhuriyet sonrasının tarihinioluşturmaya çalıştılar. Dünkü yalanlar, bugünkü çatışmaların, sorunun temelinioluşturmaktadır.
· Mustafa kemal’den çok Mustafa kemal’i kullanan güç çok önemliydi vedilediklerini Atatürk ismiyle yaptırıyorlardı. Mustafa kemal, her ne kadaronlardan memnun kalmasa da dünya saltanatı karşılığında ruhunu şeytanasattığından onların isteklerini yerine getiriyordu. Daha sonra bu kesim Anadoluhalkını dinsizleştirmek için MustafaKemal’in adını kullandı. O’nu putlaştırdılar ve sanki bir din öğretileri gibikendi kafalarında oluşturdukları fikirleri halka empoze ettiler. Ne ‘Gençliğehitabe’ vardı ne de ‘Nutuk’ adında bir kitabı. Tüm bunlar sonradan toplumuşekillendirmek için oluşturuldu. Osmanlıdağılınca pek çok ulusta bu tür kahraman gibi gösterilen eski rejim karşıtıkişilikler önder olarak oluşturuldu. Gerçekte Osmanlı rejimi evrensel değerleresahip çıkan bir kardeşlik rejimiydi. İki yüz yıl boyunca tanrının dinini kötügösterip birinci dünya savaşı gibi bir kırılma noktasına gelmesi o döneminmantığını açıklamaktaydı.
· Şapka kanunu, kılık kıyafet kanunu halka uygulanmış bir zorbalıktı. Cumhuriyetibastıran cuntacı yönetim halkı hiçe sayarak batılı güçlerin zaferini halka ilanedercesine kanunlar çıkartıyorlardı. Bunları da cumhuriyet adını kullanarakyapıyorlardı. Bugün fark edilen bu tezatlık o gün savaşta küresel güce yenikdüşmüş bir milletin çaresizliğiydi.
· 2000'li yıllara kadar bu millet niteliksel arayışlar içerisinde olmuş,AK Parti 3 asırlık yenilginin üzerinden "yenileyici" hareketolmuştur. Onun için Ak Parti hareketi bir "Müceddit Hareketi'dir, fıkhenkaşılığında ise "İçtihat Hareketi"dir… Bu sadece Türkiyetopraklarında yapılmış olan bir müceddit hareketi değil, bütün bir coğrafyadakarşılık bulan bir harekettir. Çünkü bu coğrafyada yaşayan halklar, sıkışmışbir durumdadır. Türkiye o bakımdan batı yakasında olduğu için şanslıdır."
· İnsanı merkeze koyan, farklılıklarını zenginlik olarak kabul eden, bunugerçek hayatta pratize eden yeni bir devlet felsefesi ve anlayışı var artıkTürkiye'de… Ankara'da Cumhuriyet'in kurulmasında kimlerin fotoğrafları var? Ofotoğrafta Mehmet Akif, Said Nursi, Çerkez Ethem, Fevzi Çakmak, KazımKarabekir, Fethi Okyar, Rauf Orbay ve Atatürk var. Peki 1924'ten sonra ofotoğrafta kimler kaldı? Çerkez Ethem, Mehmet Akif, Said Nursi, kazım Karabekiro fotoğrafta yok. Yani Anadolu'nun dinamikleri gitti. Yani Ankara'yımilletsizleştirdiler. Birlikte kurulan Cumhuriyet'te özellikle 1924'tekianayasadan sonra milleti Ankara'da tasfiye edip, çevreye tutsak ettiler. Ama bumillet 1946 yılına kadar her türlü eziyete ve inkara rağmen köşesine çekilipyine de isyan etmedi.
· "Hilafetin kaldırılması bugün yaşadığımız sıkıntıların miladıdır.Bugün düşündüğümüz zaman, eğer hilafet kaldırılmamış olsaydı Şeyh Said İsyanıdiye bir olayı tarih sayfalarında okur muyduk? Bu soruyu sormak zorundayız. Butopraklarda üretilen tep tip ulusçuluğu, sosyal ulusçuluk, devlet ulusçuluğunmayası tutmamıştır. Çünkü az önce bahsettiğimiz bu kavramlarda, bir ve beraberolmayı hedefleyen, onları asil kılan bir İslam hamuru yoktur. "
· Kurtuluş savaşı sonrasında Anadolu’da tam bir İslam düşmanlığı yapıldı.Şehir meydanlarında asılan insanlar gece yarıları götürülenler ve öldürülenleroldu. İstiklal mahkemeleri ile infazlar yapıldı. Kuran din ayaklar altınaalındı. Ezan kaldırıldı. Birtakım hocalar ölüme gönderildi. Halk ibadet edemezhale geldi. Tüm kitaplar yakıldı, lisan değiştirildi. İnanılmaz baskıcı birdönemdi, hayatta kalmak için Allah’a küfretmen gerekiyordu. İşte o meşhurcumhuriyet döneminin içeriği böyleydi.
· Türkler bir ırk değildir. Mümessil bir millettir ve Türklersiz dünyasistemi düşünülemez. İnançsız, zalim şeytana uymuş, barbar Türkler algısını yaratanlar büyük bir karalamakampanyası yapıp insanlığı aldattılar. Küresel ortamda Türkler tanım olarak sosyal Darvinizm üzerindenüretilmiş dinsiz Türkler değildir. İman ve inanç potasında kendini eritmişTürklerdir. Türk tanımında ırkçılık yoktur. Biyolojik milliyetçilik yoktur.Milli Şef döneminde üretilen Türklük tanımının Türklükle alakası yoktur. O Türktanımı birilerinin sütresidir. Kendi egemenliklerini, sahip oldukları iktisadigücü devam ettirebilmeleri için ürettikleri milletsiz Türk tanımıdır. Türkkelimesi bir ırkın adı değil bir anlayışın birlikteliğidir. Irksal Türkçülüğüngerçek Türklükle ilgisi yoktur. Anayasadaki Türk tanımı da milletsizdir.Türkler tarihin hiçbir döneminde ırkçılık yaparak büyük devlet olmadılar. Zatenırkçılık bunu asla başaramaz. Irkçılıkla anca bir yeri sömürür ve bir vesayetkurarsınız. Bir beylik baronluk yaşarsınız. Allah’ın emirlerine bağlılığı, inancın birlikteliği Türk tanımı olarakkabul edilir. Çanakkale'de yatan şehitler her millettendi. Ve orada dinsavunuldu. İnananlar bu savunmayı canlarıyla ödediler. Türkiye ve temsil ettiğianlayış evrenseldir. Barışı, sevgiyi arayan ve mazlumu koruyan anlayıştır.
· "‘İslamsız bir Ankara' tasavvuru başarıya ulaşmadı. LozanAnlaşması'yla çizgileri çizilen İslamsız ve milletsiz bir Ankara tasavvuru,Cumhuriyet'in ürettiği ulusçuluk ve vatandaşlık projeksiyonu başarıyaulaşmamıştır. Ankara, Anasır-ı İslam kuramını hiçbir zaman unutamaz. "
· "Dünyada son 30 yıldaki terör eylemlerinin akıl merkezine bakınbakalım nasıl bir insan profili üretmiş? İnanan insanları terörist ve islamı da terörolarak gösterenler amaçlarına ulaşmışmıydı. Darwinst bir anlayışla tarihi reddedayanan, Türklüğü alıp Şamanizm'e dayandıran ve onu da ‘Baas sosu' iletaçlandırıp, Fransız Aydınlanması'na kitlenen batı sosyal müstemlekesine teslimolmuş bir ulus tipiyle, terör örgütünün ürettiği insan profili arasındaki farkıbana söyleyebilir misiniz? Bu toprakların genetiğini göz önüne aldığınızda hiçbirfark göremezsiniz. Bu toprakların genetiğini Medine, Semerkand, Buhara veİstanbul'un eksenini düşünmeden anlamak mümkün değildir. Bu toprağın genetiğiniHaçlı Seferleri'nin, Anadolu'da durduruluşunu idrak etmeden anlayamazsınız."
· "Neden 28 Şubat, Doğu ve Güneydoğu'daki medreselerin kapısınakilit vurdurdu, oranın aydın ve alim insanlarını sürgüne mecbur etti? ÇünküMilli Şef döneminde yapılmak istenen "10 yılda 15 milyon gençyarattık" denilerek, yapılmak istenenle, 28 Şubat'ta terör örgütününbirlikte akıl üreterek başarmak istediklerinin arasında hiçbir fark yok.Hepsinin merkezinde "Medine düşmanlığı" var. Türk Devleti'ninMedine'siz düşünemezsiniz. Çünkü Türk Devleti'nin bekası Medine'dengeçmektedir. "
· Türkiye içerde ve dışarda çok önemli yeniliklere imza attı. TayyipErdoğan yenilikçi ve inkılapçıdır. Abdulhamid Han, Recep Tayyip Erdoğanönderliğindeki AK Parti'nin başardıklarını 120-130 yıl önce, akıl ölçeğiçerçevesi içerisinde başarmaya çalıştı, 7 asırlık geçmişiyle Abdulhamid Hanın çizgisini Ak parti başarmayabaşladı. AK Parti, 3 asırlık bir yenilgiyi galibiyete dönüştürdü. Cumhuriyetkurulduktan sonra birilerinin milleti saf dışı bırakarak, ülkeyi ‘milletsiz' ve‘İslamsız' bıraktı. Hilafetin kaldırılması ülkemizin ve bölgenin hatta dünyanınsıkıntı yaşmasının miladı olmuştu. Hilafet kaldırılmamış olsaydı Şeyh Saidİsyanı diye bir olayı tarih sayfalarında olmazdı. Zaten o bir isyan değilhalkın isteklerini dile getirdiği bir yürüyüştü. Dinleri elinden alınan, dilideğiştirilen, giyim ve tüm kültürlerini dikta ile değiştirilen bir milletti omillet.
· Türkiye’de kendi imkanları ile ayakta olanlar alkışlanacak olanlardır.Bu ülkede öyleleri oldu ki milletin emeğinden istifade ettiler. Vergilerdenistifade ettiler. Milletin menfaatleri söz konusu olduğunu milletin yanındadeğil karşısında yer aldılar. Özgürlüklerin değil kısıtlamaların yanındadurdular. Serbest piyasanın değil içe kapanmanın taraftarı oldular. Tekel halegeldiler.
· "Muhalefet tutturmuş, vatandaşlık, laiklik tanımı değiştirilemez,diye. Kıyameti kopartıyorlar. Neden değiştirilmesin? Vahiy mi bunlar? Kendi kafalarında kurguladıkları olumsuzalgıları kavramlara mantıksızca yerleştirmişler. Hayır laiklik baskıcılık vetarafgirlik değil, islama saldırı cephesi değil; herkese özgürlük, din vevicdan hürriyeti denince köpürüyorlar.
· "Milletsiz Ankara" tahayyülü içerisindeki akıl halamevzilerini terk etmedi, terk etmek de istemiyor. Çünkü onların tarif ettiğiTürkiye'de ne Türk var ne Kürt ne de İslam var… AK Parti Hükümeti bunoktadan bakıldığında Türkiye'yi yeniliyor. Bir barış sürecinin adıdır "AKParti Hareketi".
· Türkiye’de Erdoğan’ın 10 yıllık iktidarı döneminde yapılanları"henüz yolun başı" olarak görebiliriz. İlk hedef 2023, siyasalanlamda kendini yenilemiş, iktisadi anlamda güçlü, gelir dağılımında adaletinsağlandığı ve insan unsurunun başat olduğunu bir refah toplumu inşa etmekgereklidir. Batı toplumunun mevcut modelinin sonu geldi ve tükendi. KürtSorunu, İmralı Görüşmeleri, Milliyetçilik kavramı, Türkiye'nin Sınırları, YeniAnayasa, Yerinden yönetim ve Başkanlık sistemi gibi yeniliklerle Türkiye,genleşti ve mevcut sınırlara sığmıyor. Yenilenen bir devlet var. Osmanlıbenzeri ama Osmanlıdan çok çok daha adil bir düzen merkezi oluşuyor. Tarih butopraklarda tanrının krallığının yeniden yaşanacağını göstermektedir. İnsanlarkendini ve devleti yenilerken aslında yeni bir düzen ve küresel bir sistemkuruyor.
· Ergenekon ve Balyozla değişime direnenler halkın tokadıylakarşılaşmaktadırlar. Türkiye değişiyor ve dönüşecek. Bu değişimin önünde durmakisteyenler millet tarafından tasfiye ediliyor edilmeye de devam edecek .Geçmişte olduğu gibi masumiyet karinesinin ardına gizlenerek Türkiye'nindeğişim ve dönüşümünü engellemeye kalkamazlar millet buna müsaade etmez.Geçmişte çatışma Ankara'da gücü elinde tutanların en büyük sermayesiydi. AkParti'nin Türkiye'ye ne kattığını bundan 100 yıl sonra daha iyi anlayacağız. Bucoğrafyanın tüm ülkelerinden insanlar geliyor. Geleceğin TürkiyesiniAdemoğulları yönetecek.
· Cuntacılar devleti halkın yönetmesine uzun süre engel oldular. Çokpartili hayata geçilse de seçilenleri cuntacılar yönetti. Cuntacılarınbelirledikleri sınırlar vardı. O sınırlar dahilinde hareket edebilirlerdi.Cumhuriyeti savunanlar cumhura karşı cuntaya destek veriyordu. Ne cumhuriyet nede özgürlük vardı. Zorbalık ve baskıyla ülkeyi yönettiler.
· Türkiye’de 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında,İslam ve Hz. Muhammed'le ilgili hakarete varan ifadeler bulunuyordu. İslam veHz. Muhammed'le ilgili ilginç "küçümseyici" ifadelere yer verdiler.Sonra inkılap Tarihiyle islam’ın veİslami değerlerin yıkılışı zafermiş gibi anlatıldı. Devrimleri evrenseldeğerler gibi gösterip halkı küçümseyen ve dini değerleri ayaklar altına alansöylemlerle yeni bir ülke kurduk çığırtkanlığı yapılmıştı. CHP’nin İngiltere desteğiyle kurduğusistem zorbalıktan başka değildi.İnançsız cuntacı baskıcı yönetimin egemenliği cumhuriyetle bağdaştırılmıştı. vedemokrasi ve özgürlük hareketi gibi gösterilmişti. Kurtuluş savaşındakimücadeleyi inanan Türkiye halkı vermişti. Ancak Askeri güçlere yön veren dışgüçler Amerika ve Rusya desteğini almışlardı. Savaşı halk kazansa da askeri veidari yönetimi kaybetmişti. Böylece kültürlerini dayatmışlardı. İnkılaplarlahalkı kökten değiştirmeye kalkmışlardı. Lisanın, kıyafetlerin, tarihin ve diniiçerikli tüm yaşamsal faktörlerin dahi değiştirilmesinin temelinde dünyayahakim olan inançsızların darbesi vardı.
· 1960’ lı yıllarda öğrencihareketleri inançsız devrimcilerin bir oyunuydu. Ülkeyi karıştırma kargaşa ve kaos ortamıyaratmak onların istediği tek şeydir. Çünkü böyle bir ortam inançsızlarınkrallığını getirmektedir.
· Eski düzenin savunucuları anayasa değişikliğinden ve ülkenin olumluyönde ilerlemesinden memnun değil. Demokrasinin yükselmesi zorbaların hoşunagitmedi. Eski düzenin geri gelmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.Sokaklarda taş attırmalar, Cumhuriyet yürüyüşleri, 29 Ekim taşkınlığı, 1 Mayısolayları, cezaevi yangınları ölüm oruçları, üniversitelerde öğrenci olayları vedaha niceleri kirli oyunlarının bir parçasıdır. Usulsüz tüm yolları kullanangerçekte doğruluğun karşısındaki taşkınlık çıkaran şeytandır. Bu anlayış hakkısöndürmeye çalışsa da başaramayacaktır. Ne ağızlarıyla ne de elleriyle Allah’ınnurunu söndüremeyecekler.
· Ergenekon davasının savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın veMehmet Murat Dalkuş tarafından hazırlanan mütalaada çarpıcı detaylar yeralıyor. 2 bin 271 sayfalık mütalaada Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ ve64 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Başbuğ'unErgenekon Terör Örgütü yöneticisi, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’in örgütliderlerini yönlendirmekle görevli olduğu belirtiliyor.
Mütalaada Ergenekon'un gerçekleşen eylemleri ve kaos planları şöyle sıralandı:
0-Danıştay Saldırısı.1- Cumhuriyet Gazetesi’ne bombalı saldırı.2-Yargıtaymensuplarına suikast hazırlığı.3- NATO tesislerine saldırı hazırlığı.4-2005’tedönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’a yönelik eylem hazırlığı.5-2007’de Fehmi Koru,Orhan Pamuk, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDPMilletvekili Sebahat Tuncel ve Ahmet Türk’e yönelik silahlı saldırıhazırlığı.6- Ermeni asıllı Minas Durmazgüler’e yönelik suikast hazırlığı.
7-Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan’a yönelik suikast hazırlığı.8-Alevi BektaşiFederasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’a yönelik suikasthazırlığı.9-Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç’e yöneliksuikast hazırlığı.10-Ankara’daki Optimum AlışverişMerkezi’ne yönelik bombalısaldırı planı
İlker başbuğ darbe girişiminde bulundu. Savcıların tespitlerine göre VeliKüçük, kaos ortamı oluşturmak için Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması veDanıştay saldırısının talimatlarını verdi. Mustafa Balbay'ın Ergenekon’un sivilyöneticileri ile asker yöneticileri arasında irtibatı sağlamakla görevli olduğubelirtildi. Emekli Orgeneral Şener Eruygur'un hazırlık aşamasında kalmadığıkaydedildi. İlker Başbuğ'un Ergenekon yöneticilerinden olduğu, darbe ortamıoluşturmak amacıyla internet siteleri ve bu siteleri meşrulaştırmak amacıyladüzenlenen andıç vasıtasıyla kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetleriniicra ve organize ettiği dile getirildi. Mütalaaya göre YÖK eski Başkanı KemalGürüz ise örgütün amaçları doğrultusunda üniversitelerde kadrolaşmafaaliyetleri yürüttü.

· Bir dönem rahmetli Turgut Özal Türkiyedeki terörist yönetime müdahaleetti, başına neler geldi, herkes gördü. Erbakan Hoca müdahale etmeye kalktı.Anında iktidardan alaşağı ettiler ama Erdoğan kafasını, gövdesini ve bütünvücudunu bu sorunun altına koydu. O’na defalarca suikast girişiminde bulunuldu.Ama tanrı daima onunla oldu.
· Ergenekon davasını protesto edenlerin dava sonucuna karşı yaptıklarıtaşkınlık yargıya ve insani değerlere karşı bir saldırıdır. Bozguncularsaltanatlarının yıkılmasına çok tepkililer. Beslendikleri kötü düzenin tekrargelmesini istiyorlar.
· Kılıçdaroğlu kuru inadının esiri olarak olaylara şaşı bakan ve olaylarıtersinden yorumlayan olmuştur. Gerçekleri görmesi engellenmiş ve kötülüğünesiri olmuştur.
· Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a "Hadi, Mustafa kemal Atatürk'tenkorkmuyorsun, utanmıyorsun diyelim, bari Allah'tan kork." söylemindebulundu. Kişinin zihniyeti diline vururmuş. Mustafa Kemal’i ilahlaştıranlaraslında Mustafa kemal’in değil kendi fikirlerini dayatarak bir kılıfasokmuşlardı. Şimdi o uydurdukları algıyı kutsal değerlermiş gibi kalplerineişleyenler sapıklığın içindedirler.
· Türkiye’de biber gazına tepki gösterenler sokakta daha rahat taşkınlıkyapmak istiyorlar.
· ODTÜ’de Göktürk-2 toplantısı için gelen Başbakan Erdoğan’a saldırıdüzenleyen öğrenciler o’nu katletmek istiyordu. Aldıkları emirle O’nu nasıl birkarambole bir kargaşaya getirip zarar veririz niyetinde idiler. Ama amaçlarına ulaşamadılar. Hiçbir zaman daulaşamayacaklar. Çünkü Tanrı onunladır.
· Türkiye’de dış güçlerin etkisiyle sermayeye Cumhuriyet döneminde sahipolanlar halka ve devlete egemen oldular. Sermayeyi elinde tutanlar kötü düzenedestek verdiler. Koç gibi 3-4 güçlü kuruluş kötü düzenin ve cuntanınyalakalığını yapmıştı. TUSİAD Ergenekon’un ve cuntanın ekonomik ayağıydı. Ülkeyisömürüde askeri, siyasi ve ekonomik alanda herkes payına düşeni almıştı.
· Soyguncu ve katil cuntacılar Türkiye’de insanların hayatlarınıözgürlüklerini kısıtladılar. Halk hep onlardan zarar gördü. Nasıl ki Doğu halkıPKK’dan zarar gördüyse Türkiye halkı da cuntacılardan zarar gördü.
· Islak imza, virüsle başka bilgisayardan atılmış, imralıya girerkenaranmadık gibi tüm söylemler hakkı örtücü ve olumlu süreçleri engelleyici basitbir çabalardır. Olumlu süreci baltalamak isteyen vesayet sadece zaman kazanırama amacına ulaşamaz.
· Türkiye’de eski rejimin kalıntıları PKK terörüne destek vermektedir.
· Kendi kazançlarını düşünen zümre bütün halka sefalet yarattı. Elitkesim ve Aydın zümre dedikleri doğruluktan şaşmış arzuları doğrultusunda yönveren çıkarcılardı.
· Demokrasiyi, parlamenter sistemi ve etkin yürütmeyi sağlayacakbaşkanlık sistemine vesayetçi yapı karşı çıkmaktadır.
· Türkiye ekonomisi coşacak ve dünya ekonomisinin lokomotifi olacaktır.Ama önce gerileyecektir. Çünkü dünya siyasetinde gerginlikler yaşanacaktır.
· Gümrük birliği kanunu Türkiye’yi frenleyen bir kapitilasyondu. Kapitilasyonlarınve vizelerin kaldırılması Avrupa’ya yarayacaktır. Ama Avrupa’nın gerilemesinidurduramayacaktır.
· 2. Abdülhamit’ten günümüze Ortadoğu politikaları incelenirse büyük birboşluk görülecektir. Psikolojik çöküntü anındaki bu içe kapanıklık kirli birkuvvetin eseriydi.
· Türkiye, tek bir hükümet gibi karar alınan Yüksek Düzeyli Stratejikİşbirliği Konseyleri kapsamında 7 yılda 13 ülkeyle 281 anlaşma imzaladı.
· 27 Mayısa hürriyet ve anayasa bayramı diyen hukuksuzlar tam yozlaşmışkafirlerdir.
· Emredin komutanım yazalım diyen basın anlayışı yıkılmıştır. Çetelermafyalar ve baskıcı zorbalar dönemi yıkılmıştır.
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ASO'da yaptığı konuşmada ODTÜ olaylarıile ilgili gerçekleri anlattı. Ana muhalefeti şiddet gösteren öğrencilerin sırınısıvalamakla suçlayan Erdoğan "bu ülkede her hesap sandıkta görülecek"dedi.
· ODDÜ ve İTÜ üniversitelerinde olaylar çıkaranlar eskiden olduğu gibiüniversitelerde şiddet olaylarının tüm ülkeye yayılmasını isteyenler ülkeyikarıştırmak istiyorlar. Ancak çaresiz azınlık taşkınlıkla amaçlarınaulaşamayacaklardır.
· Öğrencileri maşa olarak kullananlar aynı 1980lerdeki aynı oyunuoynamaya çalışıyorlar.
· Türkiye’de vesayet rejiminden demokrasiye geçişle ilgili tarihi adımlaratıldı. Hala vesayet özlemi içerisinde olanların son direnişlerini görüyoruz.Ama asla hedeflerine ulaşamayacaklar.
· Türkiye’nin doğusunda, Şanlıurfa’nın hemen yanı başında savaş ve rejimçatışmaları var. Irak’ta kargaşa, İran’da belirsizlik var. Batıda ise ekonomikdurgunluk ve iflaslar var. Ülkelerin kredibilitelerinin sorgulandığı bir süreçyaşanıyor. Bunların ortasında Türkiye her alanda gelişiyor.
· Halka ve halka hizmet edenlere diktatör diyenler geçmişlerinebaksınlar. Zulmü yapanların dünyaya bakışı işte böyle terstir.
· Türkler ve Kürtler tarih boyunca beraber yaşayan iki kardeş birmilletti. Türkçülüğün babası bir Yahudidir, Moiz Kohen’dir, soyadını Tekinalpdiye değiştirir. Ziya Gökalp onun talebesidir. Türk’ün Türkçülük yaptığınatarihte tanıklık yoktur. Ancak 1960’larda Türkiye’ye yön veren küresel güçlerFransız ihtilalinin son ırkçılık dalgasını Anadolu’ya ancayerleştirebilmişlerdi. Darbelerin içeriğinde öz kardeşleri düşman etme çabasıoluşturuldu. Türkçülük ve Kürtçülük saçmalığına kapılan o kadar çok cahil insanvardı ki bu durum geçmişin gerçekliğinden ve doğruluğundan kopmanın sonucuydu.
· "Ne gariptir ki, Türkçülük yapanların hiçbiri Türk değil. Ve negariptir ki Türkçülük yapanların hepsi ‘Medine ve Osmanlı Düşmanı' jakobenlerdir.Ve bunların tarif ettiği bir Türklük… İşte bunun son örneği Meclis'te yaşandı.CHP'li bir milletvekili çıkıp, BDP'lilere "Türklerle Kürtler eşitolamaz" diyor. Hangi Türklükten bahsediyorsun? Bu anlayışta olan insanlar,o zaman Yavuz Sultan Selim'in İdris-i Bitlisi ile kurduğu bağa, Fatih SultanMehmet Han'ın yanı başındaki Molla Gorani (Gorani aşiretindendir) ile CeziriAhmed Efendi (Fatih Sultan'a kaside yazan alim) ve Alparslan'ın ordusundakiKürtlere baksınlar. Yine bu Türklük tanımını yapanlar, İslam'da insanlarınfıtratına dair bir inkar olup olmadığına baksınlar… Bunların tarif ettiği Türk,Türklükle hiç alakası olmayan, bu topraklara yabancı, ne Oğuz boyuyla ne deTürkmen boyuyla bağlantısı kopan bir Türk'tür… "
· Köken üzerine dayalı milliyetçilik yıkılmaya başlamıştır artık. Fransızihtilalinin etkisi tamamen çökmüştür. 2012 yılına girdikten sonra yeni yüzyılagöre milliyetçilik kavramı çökmüş ve değişime uğramıştır. Ulus kavramı dabitti. Yeni zaman her şeyi iç içe soktu. Dünyanın dört bir yanında insanlarınbeklentileri aynıdır. Dünya halkları19.yüzyıl algısıyla yönetilmek istemiyor. Yeni yüzyılda milliyetçilik kavramıçökmüştür. Anadolu halkı bu paradigmayı kaldırdı attı. İnsanı merkeze koyan birparadigma var. Farklılıklarını düşman algısından çıkartan pratikte zenginlikolarak kabul eden bir Türkiye var.
· TSK’daki egemenliğini kaybeden ırkçı güçler ırkçılığın bitirilmesineyönelik çalışmaları engellemeye çalışıyorlar. MHP Genel Başkanı DevletBahçeli-eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ile görüştü. TSKüzerinde yıpratma kampanyası var diyenler TSK ’yı kendi anlayışındakiler olarakalgılamaktadır. Başbuğ hukuksuzluğu makul görmüş anlayıştadır. TSK şimdi arınmıştır ve kendi çizgisinegelmiştir. Kimsenin TSK yı sahiplenmesine ve belli bir çizgide tutmasına gerekyoktur. Kendi algılarını TSK’ya yüklemiş olan anlayış aslında sisteme ve düzenezarar veren anlayıştı.
· Suçlular MHP’den çok şey bekliyorlar. Devlet Bahçeli’de aldığı budestekle herkesi tehdit etmeye başlayacak. Ancak şunu bilsin ki bozguncuanlayışı temsil edenler sadece kendine zarar verecektir.
· Kendilerini değiştirmek için hiçbir adım atmayanlar değişimiengellemeye ve dönüşümün önünde olmaya çalışıyorlar. Kolaylığın etkisiyle kötü kazancı yol edinmişolanlar temiz kazancı çalışmak gerektirdiği için reddediyorlar.
· Türkiye’de toplum içine atılmış bulunan, Türk-Kürt, Alevi-Sunni,Laik-Antilaik gibi kavramların başta basın ve yayın organları olmak üzere hertürlü yöntem kullanılarak körüklendi ve bu sayede bölünme hızlandırıldı.
· Tayyip Erdoğan ve hükümeti aleyhindeki her türlü faaliyete destekverilmesi ve itibarsızlaştırılması için yalan haberlerin, iftiraların bilekullanılması.
· Terör olaylarını arttırarak hükümete ve devlete olan güvenin sarsılmasıkargaşa çıkarılması bozguncuların öncelikli hedeflerinden idi.
· Toplumda çatışma ortamının körüklenmesini isteyenler eski sorgusuz,hesapsızca diledikleri gibi ülke yönetenler eski saltanatlarının özlemindeler.Halkı soydukları, baskı uyguladıkları devleti kullandıkları o dönemler bir dahageri gelmeyecektir.
· Gerek kendilerinden gerek Erdoğan taraftarından kimilerine suikast veyasuikast girişimleriyle toplumsal kutuplaşmanın artırılmasını isteyenler HrantDink suikastinde bile amaçlarına ulaşamamıştır.
· Üniversite okuyan gençlerin karşı karşıya getirilerek çatışma ortamıyaratılmasını isteyenler kaosu çare olarak görmeleri haklı ve makul siyasetyapmadıklarındandır. Batıl bir yerde durmanın açık göstergesi şiddetistemektir.
· Cumhuriyet mitinglerinin daha aşırıları kullanılarak sokaklarıkarıştırmak ve ikincil mücadelenin başladığıyönünde mesajlar verilmesi. Toplumda infial uyandıracak olayların planlanmasıve gerçekleştirilmesi neticesinde sokaklara insanların dökülmesinin sağlanmasıçalışılmaktadır.
· insanların gözündeki inanılırlık ve güvenilirliklerinin yitirilmesininsağlanması sağlanmalıdır.
· Borsa ve dövizle spekülatif hareketler yapılıp güven ortamınınyıkılarak AKP'nin, en çok üzerinde durduğu, çok başarılı olduğunu iddia ettiğiekonomik istikrarın bozulmasının sağlanması,
· Ülkeyi gerekirse uluslararası sıcak çatışmalara sürükleyecek eylemplanlarının tertip edilmesi. Böylelikle kamuoyuna askerin mevcudiyetinin birkez daha vurgulayıp askerin harekat kabiliyetinin artırılması gibi nice kirliplanlar içinde oldular.
· Türkiye’de 2001 den sonra kapkaç çeteleriyle, hırsızlık haraç veuyuşturucu çeteleriyle mücadeleler çok etkili bir şekilde artmış ve yasa dışıtüm şebekeler çökertilmeye başlamıştır. Tvlerde Haber proğramlarında sürekliçökertilen mafyaları görmekteyiz. Organ mafyaları, insan kaçakçıları ve kadınsatıcıları yakalanmaktadır.
· CHP’nin baronları ve büyük patronlar Kılıçtaroğlunu getirdiler.Amaçları dilediğimizi yapacak ve Rabbin kralıyla mücadele edecek bir kuklaatadılar. İnançsızların sırf kuru indadıyla hakka muhalif tavırları akıldanyoksun şeytanın muhalif anlayışıyla benzeşmektedir.
· MHP’nin düşüncesi sadece savaş istemek. Kadın çocuk demeden soykırımniyeti zalim ve şeytanidir. Kardeş katlini isteyen şeytana uyanlar yaşamnazarında değer bulamayacaklardır. Amaçta hiçbir doğru nedeni olamayanlarinsanlığa sadece zarar verirler.
· Türkiye’de muhalif partiler değişimlere uğradı. Hakkın karşısındaolanlar taraflarını daha da belirgin hale getirdi. MHP ve CHP’de özgürlükçü veinsancıl olanlar partiden ihraç edildiler. Sosyal demokrat olanlar ve hakkın yanında olanlar etkisiz halegetirildiler. İl başkanları temizliği ve birtakım parti içi ihraçları görüldü.İstifa edenler, topluca ayrılanlar gözlendi.
· Her insan basiretle bakamaz ve olanları özüyle anlayamaz. Görüneneinananlar terör arttığı için AKP hükümeti zamanında terör arttı der. Bu zan ileAKP düşmanlığı yapıp ırkçılığın ardına düşenler kan dökülmesine sebepolmaktadırlar. Çünkü onların destekleriyle bu kan davası ve düşmanlıksürmektedir. Öldürelim onları anlayışındakiler sadece şeytana uymaktadırlar.Onlar geçmişte de vesayetin kurduğu sistemden beslenirlerdi. Büyük kısmı daaldanmaktadır. Halbuki Erdoğan karanlık güçlere sahip egemenlere boyuneğmemiştir. Bu nedenle terörü arttırdılar. Zaten var oluş sıkıntısı yaşayanırkçılık yıkılırken son hamlelerini yapmaktaydı.
· Portekiz'in Cascais kentinde süren Sosyalist Enternasyonal toplantısınaCHP'nin itirazı damgasını vurdu. CHP, bildiride yer alan Esed aleyhineifadelere itiraz etti. Geçiş hükümetinde Esed’siz çözümü reddetti. Bildiriyideğiştirtti.
· İslam düşmanı Fransız uzmanlar CHP zihniyetine organize olma reçetesive yol rotası çizmiştir. CHP emri Fransa’dan almaya başlamıştır. YakındaFransa, İngiltere ve Rusya kardeşliğini açıkça destekleyen bir CHP göreceğiz.CHP ve Rikardione birlikteliği ülkeyi karıştırma kardeşliğine dönüşmüştür.
· DHKP-c yi destekleyen Kılıçtaroğlu kendi zihniyeti olan ABDbüyükelçiliğine saldırı bile düzenlediler. Ses getirmek amaçlı ve provakasyontemelli bu olaylar kendilerine geri bulaşmaktadırlar.
· DHKP-C ye destek veren Kılıçtaroğlu Rus yanlısı CHP zihniyetiylehareket etmektedir. Zaten Kıbrıs, balkanlar ve Kafkaslarda Türkiye’de dahi Rusetkisi vardır. Kominizmin etkisindeki yönetimler ve siyasi partiler güçkaybedeceklerdir. Sol anlayışın ardında Rus taraftarlığı vardır. Ve Rusanlayışıyla hareket eder.
· CHP de yeni anayasa istiyoruz diyor, demokratikleşme taraftarıyızdiyor, Başörtüsünü biz kaldıracağız diyor. Elbette toplumun cumhurun nabzınagöre hareket etmeye çalışıyorlar ancak içten pazarlıklılar. Söylediklerinin tamtersini isterken halkın ve insanların nazarından tam düşmemek için aldatmasiyaseti yapıyorlar. Demokratikleşme CHPve Amerika’nın kurduğu düzene karşı bir istektir. Dini özgürlükler ve yenianayasa CHP’ye ve Amerika anlayışına karşı bir anlayıştır., Başörtüsüserbestliği CHP’ye ve Amerika düzenine aykırı bir istektir. Onların kurduğudüzenden kurtulmak için halklar özgürlükler ve demokratikleşme istemektedirler.
· 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, görevdeyken 260 mahkumuaffettiği, bunların önemli bir bölümünün terör örgütü DHKP-C üyesi olduğuortaya çıktı.
· CHP ve MHP'nin Doğu ve Güneydoğu'yu kalplerinden sildi. Onları kazanmakyerine yok etmeyi tercih ettiler. Bu iki parti ayrımcı ve düşmancı anlayışlaGüneydoğu'yu PKK'ya teslim etti.
· AK Parti'nin hayata geçirdiği her türlü düzenleme karşısında anlamsızbir muhalefette bulunuyorlar. Ülke bölünüyor deyip kıyameti kopartanlar asılbölücülüğü yapanlardır. Ayrımcı, dışlayıcı ve ötekileştirici tavırla ülkeyibölmeye çalışanlar herkese özgürlük ve eşit yaşam şartları verilmesine karşıçıkmaktadır.
· Çözümsüzlüğü yol edinenler uzlaşı ile anayasa yapılır dayatma ileanayasa yapılmaz derken uzlaşıya hiç yanaşmamış olduklarını göremeyecek kadarkördür. Mevcut eski kötü sistemden beslenenler o sistemin gitmesini hiçistemediler. Hala da değişmesini tıkamak için her çabayı göstermektedirler. Birde insanlığın önündeki engelleri kaldırmaya çalışanlarla mücadele ediyorlar.Özgürlük ve eşitliğin ancak eskiyi koruyan vesayetçilerin işine gelirdi.
· Meclis'te bir tiyatro oynanıyor. Muhalefet gerçek görevini yerinegetirmemektedir. İnsanlık adına çalışan değil insanlık karşıtı gibi hareketetmektedirler. Faydalı işleriengellemektedirler.
· Yaşam tarzında ve ekonomik refahında gelişme ve iyileşme olmayanlareski düzenden beslenenlerdir. Eskidüzene sahiplenip insanlığın korunmasını sağlayacak yeni düzenle mücadeleedenler daha sıkıntılı günler görecektir.
· CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, ''Bu iktidarın yeni biranayasa yapmaya gücü asla yetmeyecektir'' dedi.
· ABD Büyükelçiliği'ne saldıran canlı bombanın eski CumhurbaşkanıSezer'in affıyla cezaevinden çıkmış olması gözleri Köşk'ün affettiği mahkumlaraçevirdi.
· ABD konsolosluğuna saldırı düzenleyen Ecevit şanlı Almanya’da yakalandıktansonra serbest bırakılmış. Teröre destek veren Avrupalı bazı ülkeler yıllarcayaptıkları Türkiye ve İslam düşmanlığından artık sıyrılamayacaktır. Türkiyegüçlendikçe, insanlığa zararlı tüm terör örgütlerinin destekçileri açıkçaortaya çıkacak ve hükümetleri uyarılacaktır. Bu düşmanlığın temelinde dinvarmış gibi görülse de sadece vesayet ve dünya hırsı vardır. Gerçekte Ruhunuşeytana satmış olanların insanlığa savaş açmasıdır. Ve bu din küresel bir dinsavaşıdır. Tanrı taraftarlarıyla şeytan taraftarları arasında yaşanmaktadır.
· ABD büyükelçiliği CPJ (Gazeteciler Koruma Komitesi) üyelerini ağırladı.New York merkezli o komitenin raporunda, gazeteci olduğu için tutuklandığı önesürülen, Türkiye’ye göre 'bombacı' olan isimler vardı. İşte onların ekibi ABDelçiliğine yönelik saldırıyı gerçekleştirdiler. ABD büyükelçisi süreklitutuklanan gazetecileri gündeme getirerek Türkiye’de demokrasinin olmadığı,dikta bir yönetim olduğu imajını vererek Türkiye hakkında olumsuz açıklamalaryapması dikkat çekiyordu. CPJ'nin, 'Gazeteci' dediği bombacıların dostları ABDelçiliğini vurdu. Öyle oyun ve düzen içindedirler ki kendi adamları yandaşelçiliği bombalayacak kadar kirli iş çevirirler. El kaide’yi ya da islam’ısuçlayacak fırsatı arayanların oyunları kendilerine bulaştı. Din’i veErdoğan’ın yönetimini engellemek için her türlü kirli yolu denemektedirler.
· Vesayet sistemi, seçilmiş hükümetlerin yanında gölge hükümetleroluşturdu. Başkanlık sistemi ile sistem değişikliği yapmak şart. İnsanideğerler ve temel prensipler korunduğu sürece yürütmenin de etkin bir gücüolması gereklidir. Bugüne kadar parlamenter sistemin noksanlıklarından şikâyetedildi.
· DHKP-C örgütü uzunca zaman Rus yanlısı kominizm etkisinde kaldı.İnançsızlığın temelinde Türkiye düşmanlığı yapanların yeni terörü oldu. Makulhiçbir haklı tarafları olmayanların gerçek ile başa çıkamaması sonucu tercihettiği şiddettir. DHKP_C Silivricilerin ve CHP’nin şiddet eli olmuştur.
· Erdoğan: ''Muhalefet ise her zaman olduğu gibi yeni anayasa konusunda,benim bu açıklamamın hemen ardından milletin takdirini bir kez daha ayaklaraltına almaya başladı. Bu muhalefet, milletimizi tarihinin hiçbir dönemindemümeyyiz olarak görmemiştir. Bu muhalefet, milletin tercihlerini hiçbir zamandikkate almamış, daima milleti küçümsemeyi tercih etmiştir. Bugün de bizanayasa için halk oylamasını telaffuz etmeye başladığımız andan itibarenmilleti küçümsemeye, aşağılamaya, tahkir etmeye başladılar. Çünkü bunlara göreanayasa demek, müdahalelerin ardından yazılan veya yazdırılan metin demektir.Bunlar siyasi tarihleri boyunca anayasadan bunu anladılar. Darbelerin veyadarbelerin gölgesinde hazırlanan metinleri anladılar. Ne milletin ne deTBMM'nin bir anayasa yazabileceğine hiçbir zaman inanmadılar. Bugün deinanmıyorlar.''
· Halkın temsilcisi Erdoğan ve ekibi uzlaşmanın, ittifakın tarafı oldu. Yenianayasa sürecini hep oyaladılar. Menfaatlerine göre kararlar almak istediler.Herkese özgürlüğü beğenmediler. Israrla 'AK Parti yeni anayasayı engelliyor'dediler. AK Parti niye engellesin, yeni anayasayı şiddetle isteyenpartiydi.onlar eski düzenlerinin ve saltanatlarının yıkılmasını istemiyorlar.Ama her geçen gün eski düzen eriyor ve adil bir sistem yavaş yavaş yerleşiyor.
· Yeni anayasa çalışmalarında tıkanıklık yaşanıyor. Elbetteyaşanır referandumu reddedenlerin yeni anayasayı isteyeceğini mi sandınız.Onlar sadece kendilerine özgürlük isterler daha iyi zulmetmek ve sömürmek için.
· Başbakan Erdoğan, bugüne kadar halkın takdirine karşı çıkanlarlamücadelelerini sürdürdüklerini, bundan sonrada mücadelelerini sürdüreceklerinisöyledi. Erdoğan, ''Bugüne kadar halk oylamasından nasıl kaçtılarsa bundansonra da kaçmaya devam edeceklerdir. Biz bugün de yarın da milletin takdirindenkaçmayız, milletin tercihine, TBMM'nin bir anayasa yapması talebine, milletbunu istiyor, biz de bunun yapmanın gayreti içinde olacağız.’dedi.
· ''Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun''u onayladı. Kanunile teröre kaynak oluşturduğu şüphesi bulunan şirket yada kişilerin tümvarlıklarının dondurulması söz konusu olabilecek.
· MHP lideri Bahçeli milliyetçilik yaparken Osmanlının karşısında birtavır sergiliyor. Bir zamanlar Osmanlıyı deviren ideolojik milliyetçi akımlarparçalayıcı ve ayırıcı bir yol çizmişti. Devlet içine yerleşen güçler vesayetitemsil etti. Milliyetçiliği ırkçılık olarak bilenler milletten çok uzakoldular. Onlar asla milleti düşünmediler. Onların yaptıkları milliyetçilikdeğildi. Onlar insanlığın birliğinden bahsederken parçalayıcı ırkçılığıkullanıyorlar. Doğruluğu ve temeli olamayan akımın ardından gidenler gerçekleörtüşmeyen ve milliyetçilikle çelişen tavırlarda bulundular. Osmanlıyısavunuyormuş gibi görünen ve gerçekte kardeşlik düşüncesi olan Osmanlıya düşmanolan ırkçılık insanların nazarında değersizleşecektir. Irkçılığın temeli çıkarcılığa, ayrımcılığa vedüşmanlığa dayanır. Şeytanın en sevdiği özelliktir. Benlik, sahip olma duygusu,hükmetme, ve anlamsız şiddetin temelinde ırkçılığın parçalarını oluşturur.
· Modern darbeciler her şeyi bir kılıfına uydurup halkı aldattılar. Halkıikna etme çabasıyla meşruluk kazandılar.
· Türkiye'de yüzde 25'lik bir kesiminin hâlâ darbecilikten medet umduğunubelirtti. Darbeleri destekleyen kurumların içerisinde darbeci zihniyetinuzantıları var. Bu uzantıların ülkedeki bütün müzakere süreçlerinibaltaladığının bir gerçektir. Türkiye'de hukuktan yana olmayan bir Ergenekoncu,ulusalcı kesim vardır. Barışı ve halka hizmeti menfaatlerine uygunbulmamaktadırlar. Zaten halkın sırtından geçinen bozguncu bir yapıdaydılar.Şeytani bir anlayışla ve kafir edasıyla insanlara düşmansı tavır içindelerdi.Artık Türkiye’de millet itibar kazandı. Yolsuzluk yapan çeteler itibarkaybetti.
· Bir daha darbe olmaması için Türkiye'de ve hatta dünyada sivil biranayasa şarttır. "Vesayet sistemine karşı bir eğitim sisteminin olmasıgerekir. Yargı sistemi düzeltilmeli. Tüm askeri unsurlar sivil denetim altınaalınmalı. Sayıştay bütün askeri kurumlardaki harcamaların her türlüsünüdenetlemeli. Bunlar olmazsa kendi hukukumuzu zor koruruz. Hukuk sistemindenvesayetle ilgili olan kanuni düzenlemeler temizlenmelidir.
· Devlete bakışımız değişti. Devlet dediğimiz sistemin mutlakatemizlenmesi gerektiği kanaatine vardık. Bu temizlenmezse darbeciliktenkurtulmak mümkün olmaz.
· AİHM'si: Balyoz davasıdelillerinin "hükümete karşı darbe girişimi" suçu için ikna ediciolduğuna karar vererek "Tutuklama süresi normal, tutuklamalar da keyfideğil" dedi.
· Evrensel barışa giderken Türkçe dünya dili olacak. Yeni bir dünyakuruluyor.
· Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara ilişkin ABD ve dünyadan gelen yıkıcıve suçlayıcı açıklamalar küresel türkiye karşıtlığını yine ortaya koymuştur.İnançsızlar Türkiye düşmanlığı üzerinden ayakta kalmakta idiler.Taksim'dekigezi parkı olaylarının ardından ABD'li yetkililer tarafından arka arkayayapılan açıklamalar, medyanın saptırmaları, uydurma haberler, bilgikirlilikleri bir fırat olarak kullanıldı.Türkiye'de yaşananların"olağanüstü" gibi algılanmasına ve olduğundan farklıgösterilmesine fırsatçılık ve türkiyedüşmanlığı vardır. Gezi Parkı protestolarını amacından saptırmak isteyen provokatörleruluslararası medya kuruluşlarına haber servis etmeye başladı. Türkiye'deki herolaya çanak tutan medyaların başında CNN International geliyor. Gezi Parkıprotestolarını masum bir eylem olmaktan çıkarıp ve uluslararası bir komplonunparçası yapmak isteyen bazı provokatörler, Türkiye'yi aciz göstermek içinbugünlerde dünya medyasını dezenformasyon ile besliyor.
· Mısır’daki darbe ve Türkiye’deki gezi parkı eylemleri küreselaktörlerin planıydı. Küresel sermayeye sahip Allah’ın düşmanları İsrailcilik yaparakbölgedeki değişimleri şiddet ile durdurmaya calışmaktadırlar.Bu küreselbaronlar barışın ve sevginin kendilerine bir karı olmadıklarınıdüşündüklerinden silah ve savaş ile değişime karşı koymayı hesaplamışlardır.
· Son dönemde yaşanan gezi protesto olayları sürsede sessiz çoğunluk herşeyin farkındadır. "Hem dışarıda hem içeride Türkiye aleyhinde çok çirkinbir kampanya var. Ama bu gerçekleri milletimiz ve küresel inananlarbiliyor."
· Beşiktaş'ta polise havai fişekle saldıran eylemciler gözaltına alındı.Göstericilerden bazılarının olayları provoke eden yabancı uyruklu şahıslaroldukları öğrenildi. Küresel Türkiye düşmanlarının Türkiyeyi yıkma cabalarıbaşladı. Ajanlar ve provakatörler iş başında Türkiye’yi nasıl karıştırırız diyeçabalamaktadırlar.
· Dış basın "Türkiye'de istikrarın bozulduğu"nu pompalıyor
· Küresel krizde dökülen ABD ve Avrupa ülkelerinden kaçan sermayeninTürkiye'ye yönelmesinden rahatsız çevreler de "Türkiye'de istikrarınbozulduğu" imajını vermek için borsa ve faizler üzerine oyun oynamayadevam ediyor.
· Her fırsatta dünya kamuoyuna Türkiye'de bir güvensizlik ortamı olduğunuöne süren yabancı ve içerideki işbirlikçi çevreler, protestocuları kullanarakbaşta twitter, facebook, youtube gibi sosyal ağlar olmak üzere New York Times,CNN International, Belçika Ulusal Radyosu, Al Jazeera'ya (El Cezire) kadarbirçok uluslararası medyada yaşananları farklı boyuta çekmeye çalışıyor…
· En belirgin örneklerinden biri Belçika Devlet Radyosu'nda yaşandı.İstanbul'dan yayına bağlanan ve Belçikalı olduğu iddia edilen şahıs BaşbakanErdoğan'ın göstericileri "ağaçlarda sallandırmakla tehdit ettiğini"söyledi. Belçika radyosu kaynağın güvenilir olup olmadığını denetlemediğisözler yayında yer aldı. Üstelik Belçikalı olduğu ifade edilen vatandaşınTürkçe'yi yeterince bilmediği de ortaya çıktı. Çogu dış basında buna benzer çokörnekler yaşanmaktadır. Osmanlı anlayışı doğmasın diye Türkiye kötülenmektedir.
· Al Jazeera'nin İngilizce yayın yapan kanalı da "AJ Stream"adlı program da yalnız protestoculara yer vermekten geri durmadı. Türkiye'dekarasal yayın yapan bir TV kanalını alan Al Jazeera Türkiye'deki Gezi Parkıeylemlerini Arap Baharı hevesiyle canlı yayınına taşıdı.
· CNN'in iftiralarının hedefinde Erdoğan var.
· Başbakanı hedef alan medya kuruluşlarının başında CNN Internationalgeliyor.İftira nitelikli yayınlarına bir yenisini ekleyen CNN Internationaltepkileri çekmemek için karşı savaşını okuyucu eliyle veriyor.
· Hatayın Reyhanlı ilçesindemeydana gelen bombalı saldırılar kirli bir tuzaktı. THKP-C Acilciler Grubu veSuriye istihbaratı tarafından planlandı. Amaç bölgede kargaşa çıkarmaktı.Türkiye-Suriye savaşı başlatarak Dünya kamuoyunu bölgeye çekmekti. Türkiye’yikaralama ve kirli tuzaklı saldırılarda Türkiye sağduyulu davrandı. CHP’ninşiddet eli DHKP-C İnsanlarımızı öldürmeye başladı. Düzenin sahipçilerideğişince CHP de terör olmaya karar verdi. Her yerde yürüyüşler, kışkırtmalar,karıştırma ve ayaklanmalar, silahlı bombalı saldırı istekleri devamlı gündemdegörülmektedir. Halkın iradesine sahip duymayan Cumhuriyet karşıtı sözdecumhuriyetçiler tam bir suçlu konumunda bulunmaktadırlar.
· Ak Parti Genel Merkezi ve Adalet Bakanlığı'na yönelik yapılan bombalısaldırılardan 45 dakika sonra ABD'deki Türkiye'nin WashingtonBüyükelçiliği'nden emniyeti alarma geçiren bir mesaj geldiği ortaya çıktı.Başbakan Erdoğan'ın yanısıra kabine üyeleri ile Suriye konusunda öne çıkandevlet yöneticilerine karşı suikast hazırlığı yapıldığını bildirdi.
· Kemal Kılıçtaroğlu ABD’deki Yahudi lobisiyle birlikte hareketetmektedir. Türkiyeye bir bozguncu ve bir ajan olarak gönderilen ABDbüyükelçisi Rikardiona ile Kılıçtaroğlu gizli görüşmeler yapmaktadır.Ankara'daki bir otelde 2,5 saat süren ve baş başa yapılan gizli görüşmedegündemdeki siyasi gelişmeler ve yeni planlar görüşüldü. Mısırdaki darbeplanlarıyla gezi olaylarını aynı anda devreye sokanlar planlarının geziolaylarıyla Türkiye’de tutmadığını gördüler ve yeni planları devreyealmaktadırlar. Halkın huzurunu bozan terör örgütlerine ve sokak eylemlerinedestek veren Kılıçtaroğlu Türkiye düşmanlığı yapan kılavuzlarıylakaybedecektir.
· Suriye tezkeresi çıkardın niye Suriye’ye vurmuyon diyorlar. Kendigüvenliğimiz tehdit edilince kendimizi koruma amaçlı tezkere çıkarıldığınıanlayamıyorlar. İlla gidin Suriye’yi vurun ve müdahale edin diyorlar. AmaçlarıTürkiye’yi kötü duruma düşürmek. Böyle bir davranışın uluslar arası kamuoyundayanlış ve ters algılanacağını herkes bilir. Ama amaçları ülkeyi kaosasürüklemek. Erdoğan’ın yönetimi gitsin de ne olursa olsun diyorlar. Bunlar mıahmak yoksa inananları mı ahmak sanıyorlar.
TÜRKİYE EKENOMİSİ
· Demokratikleşme paketleri Türkiye’nin cahilliğinin giderildiği,tabularının yıkılması anlamına gelmektedir. Türkiye’de kültür ve anlayış hızladeğişmektedir. Tüm bunlarda tanrının amacı vardır. Tanrı Erdoğan ile bu Türkiyehalkına sahip çıkmaktadır. Din, dil, ırk ve her türlü ayrımın kaldırıldığıtanrının evrensel dininin yani kardeşliğin kabul göreceği bir noktaya doğruevrilmektedir. Ekonomiler de ancak böyle toplumlarda gelişir.
· Cumhuriyet tarihi boyunca bütçenin en büyük payı Milli SavunmaBakanlığı'na ayrılıyordu. Cuntacıların saltanatı sürüyordu. Bugün en büyükbütçe halka (insanlara) yönelik olmuştur. Milli Eğitime ve sosyal alanlarabüyük pay ayrılmaktadır.
· Türkiye'ye 11 ayda 11 milyar dolar girdi! Bugün bu rakamlar büyükgörülse de gelecekte öyle yatırımlar ve büyük paralar girecek ki bu miktarlarkuruş gibi kalacak.
· Ernst&Young Türkiye, Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2012 yılıraporuna göre tüm dünyada birleşme ve satın alma aktivitelerinde yaşananyavaşlamaya rağmen Türkiye'de 2 katına çıkarken 315 işlem ile de işlemsayısında yeni bir rekor kırıldı.
· Türkiye yumurtada ihracat rekoru kırıldı
· Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda, enerji ve ulaştırma alanında 250milyar dolarlık yatırım yapacak.
· Dünya bankası, Türkiye'nin yumuşak iniş yapmayı başardığını söyledi.
· Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin 2012 yılında ılımlı da olsa büyüdüğünü söyledive "AB krizi ve Arap Baharı'nın Türkiye'ye yansımaları oldu" dedi.
· Zorluklara karşın Türkiye'nin 2012'de başarılı birperformans sergilediğini kaydeden Şimşek, Türkiye'nin önemli bir stres testinden başarı ile geçtiğinisözlerine ekledi. Şimşek, "2012 bütçe açısından sorunlu bir yıldı, ancakgelir hedeflerinde sapma olmadı" dedi.
· Daha hızlı büyüme öngören Boston Fed Başkanı Rosengren, parasalgenişlemeye arka çıktı.
· Türkiye enerji konusunda büyük devrimler yaşamaktadır. Yeni petrol vedoğalgaz kuyuları bulunmaktadır. Yerli kaynaklarda büyük yeniliklergörülmüştür.
· Türkiye hızla gelişiyor. Tarım arazilerini su borularıyla döşeyerek vedamlama yöntemiyle sulayarak büyük bir devrim yaşanıyor. Verimli arazilerdekiucuz gıda üretiminin Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sulamalarıyla yakaladığıivme hızla artıyor. Terörün bitmesiyle komşu ülkelerin ve Türkiye'nin gıdaihtiyacını karşılayacak Doğu ve Güneydoğu'ya özel sektör büyük yatırım yağacağıkaçınılmazdır. Gelişmeler arttıkça tersine göç hadisesi yaşanmaya başlamıştır.GAP'la her yıl ortalama 100 bin kişi iş buluyor. 2008-2011 döneminde 400 binoldu. 10 yıl önce 700 milyon dolar olan GAP bölgesi ihracatının eylem planınınardından 8 milyar doları aştı.
· 2013 yılında Türkiye dev spor tesislerine doymuş olacak. Milyonlarcainsanın yararlanacağı bu dev projeler hızla devam etmektedir.
· Irak'ta alışveriş merkezlerinden mobilya mağazalarına ve kaldırımtaşlarına kadar her şeyin üzerinde Türk markaları var. Bağdat'ın sokaklarında,hiçbir ülkenin varlığı Türkiye'ninki kadar göze çarpmıyor." Irak'ın ABD veİngiltere tarafından işgal edilmesinin 10'uncu yılında bir analiz yayımlandı.Analizde, "ABD savaşı, İran barışı, Türkiye ise ihaleleri kazandı"yorumu yapıldı.
· Erdoğan, özel teşebbüsün yanında olduklarını söyledi. Başbakan Erdoğan,Çalışan emeği ile kazanan, kazandığını yatırım olarak hizmete dönüştürenherkesin gönlümüzde ayrı bir yeri vardır. Göreve geldiklerinde Türkiye'ninihracatının 30 milyar dolar olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, bu rakamıyaptıkları çalışmalarla 152 milyar dolara çıkardıklarını açıkladı."2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefliyoruz"
· Bazı anayasalar ve 1982 Anayasa'sı "değişmezlik" kuralıkoymuştur. Bu tür hükümlerin, doktrinde hukuki bir bağlayıcılığı yoktur. Hiçbirmantık, 'bir kuşağın, kendisinden sonra gelecek kuşakları ebediyen bağlamahakkı olduğunu' söyleyemez. Bu, Türkiye bakımından çok daha tipik bir durumdur.Çünkü mevcut anayasadaki üç maddeye "değişmezlik" izafe eden irade,halkın serbestçe hazırlanmış hür iradesi değil, cuntayı temsil eden beşgeneralin iradesidir. Bir yandan cuntanın generallerini yargılarken, diğeryandan onların bu iradesine kutsallık izafe etmek, mantıksal bir çelişkidir.Kaldı ki, sil baştan yeni bir anayasa yapmak, "Asli Kurucu İktidaryetkisinin kullanılması" demektir. Asli kurucu iktidarlar, mevcutanayasayı değiştirebilir, ortadan kaldırabilir veya yeni bir anayasayapabilirler.
· Türkiye ile "Şanghay İşbirliği Örgütü" arasındagerçekleştirilecek işbirliğine dair mutabakat belgesi imzaladı.
· Nükleer santral atağına kalkan Türkiye, Mersin'in ardından Sinop'takiikinci santral için “Japonya - Fransa” ortaklığıyla imza atıyor. Resmitemaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen Japonya Başbakanı Şinzo Abe,Türkiye'nin son 10 yıldaki büyümesini hayret ve hayranlıkla izlediğini söyledi.Günün ikinci büyük işi ise İstanbul'a yapılacak 3'üncü havalimanının ihalesiolacak.
DÜNYADA TÜRKİYE ETKİSİ
· Nüfusu giderek yaşlanan Avrupa, artık Türkiye için de cazibesinikaybetti. Dahası, güçlenen Türkiye artık geleceğini Avrupa'dagörmüyor. Yeniden inşa edilen dünyayı ve bu dünyadaki Türkiye'ninliderlik rolünü görmemek körlüktür. "Neler oluyor ve nelerolacak?" Yakın zamanda bunu herkes görecektir. Türkiye'nin Dünya ülkeleriarasında geldiği son nokta ve kat ettiği zorlu yollar. Geride kalan yüzyıl içerisinde "hasta adam" olarak ölüme terk edilen Türkiye'nin,nasıl yoğun bakımdan çıkıp ayağa kalkmayı ve dünyayı şaşırtmayıbaşardığını gördüler. İsrail devleti yıkılırken İsrail anlayışı da yeryüzündensilinecektir. Yeni dünyanın doğuşu kaçınılmazdır.
· Türkiye ve Davutoğlu sürekli iyi çözümler sundu. Bölgesel ve küreselsorunlar için yapıcı çalışmalar gösterdi. İnsanlığa faydalı ve birleştiriciönerilerde bulundu. Ama küresel güçler önerilerin tam tersini yaptı. Suriye,Mısır, Kıbrıs, Ermenistan, Libya, Afrika ve Ortadoğu için hep olumlu şeylerönerdi. İnsanlığı düşünmesi ve hak yolda çalışması başkalarını rahatsız etti.Türkiye’nin yeryüzünde barış çabaları çıkar derdinde olan ve ulus devletalgısında tahta oturanların saltanatını sallamaya başladı. Amerika ve Birleşmişmilletler kendi sistemlerini koruyan kararlar aldılar. Türkiye sürekli oyalandıve Türkiye’nin taleplerini sürekli ötelediler.
· Amerika, Türkiye’nin çalışmalarından rahatsız ama ona da ihtiyacıvar.Amerikanın yeryüzü egemenliği yıkılırken Türkiye’nin egemenliği kuruluyor.Amerika insanlığa sahip çıkamadı hatta insanlığa zulmetti. Tanrı’da Buegemenliğin çöküşünü getirdi. Şimdi insanlığa hizmet edecek ve kardeşliği vebarışı tesis edecek yeni bir merkez yarattı. Bu merkez Türkiyedir.
· Türkiye kendi büyüklüğünün farkında olmayan bir devdir. 21. yüzyılTürkiye yılı olacaktır. Dünyanın en büyük gücü olacak. Gücünü de Tanrı’danalacaktır. Doğruluğu, Adaleti, barışı ve kardeşliği savunmasıyla daima zirvedeoturacaktır. Tanrının dinini sahiplenir ve halifeliğini yürütür haliylekrallığı daha da büyüyecektir.
· Türkiye bölgesindeki, tüm Ortadoğu’da ki ve dünyadaki tüm sorunlarıçözecektir. Rabbi kralı her husumetli olanlara gelin diyerek onları masayaçağıracak. Barışın kazandırdıklarını ve anlamsız bir şekilde düşmanlık edipbirbirlerini öldürdüklerini anlatacak. Her husumetli tek tek barışa gelecek.Dış işleri mükemmel ve çok etkin bir şekilde çalışacak.
· Ahmet Davutoğlunun büyük elçiler toplantısı Osmanlı zihniyetinin tekraratağa geçme aşamasıdır. Çok çalışacağız ve harekete geçeceğiz diyen Davutoğluyeni dünya düzenini kurmak için güçlü bir zihniyet ve organize bir işsergilemektedir. Büyük elçilere verilenmesaj ve bu yeni anlayış yeryüzünü çok daha adil bir yapıya getirecektir. Altınçağa girişin ilk işaretlerini görmekteyiz.
· Başbakanın da büyük elçiler yemeğinde organize hareketler ve güçlüTürkiye anlayışı vardı. Yeni dünyanın inşasında barışçı ve adaletçi Türkiyeanlayışı vardı. Verilen mesajlar ve oluşturulan hava küresel bir harekete geçmehavasıydı.
· Tarih boyunca Avrupa devletlerinin çıkar çatışmasına sahne olanBalkanlar'da artık umut dolu gelişmeler yaşanıyor. Sosyal, kültürel veticari anlamda, Türkiye - Balkan ülkeleri arasında daha sıcak ilişkilerkurulması için çaba sarf ediliyor.
· Türkiye'nin son on yıl içindeki politikasının dünyada Müslüman-Türklerve tüm inananlar için çok olumlu sonuçlar doğurdu. Son on yılda, Türkiye'ninpolitik duruşu ile birlikte, Balkanlar'da, Türklerin, inananların veKatoliklerin yani eski hükümetlere muhalif anlayışların değeri artmış oldu.
· Türkiye'den büyük ilgi ve alaka gören her mazlum topraklar gelişecek.Gelişmemiş ülkeler gelişme dönemine girecek. O topraklarda itibarlı olacaklar.Umutlarına umut katılacak. Dün itilip kakılanlar, bugün anayasa yapıcıları vedevlet kademelerinde halka hizmetkar olacaklar.
· ABD, 1990 lı yıllarda çektiği uydu fotoğraflarıyla 2012 uydufotoğraflarını karşılaştırdığında Türkiye’de müthiş bir hızda gelişme ve büyümeolduğunu fark ettiler. Bu hızlı büyüme onları korkuttu. Artık 2013 yılında türlüplanlar yapmaya başladılar.
· Suçlulardan medet uman Kılıçtaroğlu Silivri ve Haberal’ı ziyaretegiderek suçluların avukatlığını yapmaktadır. Yine suçlulardan medet umanBahçeli’de Silivri’ye giderek GKB İlker başbuğ ve Engin Alan ile görüşüp yol haritasıbelirliyorlar. Silivri ve İmralı arasında ne fark var. İkisi de ırkçı, kaosçubirbirinin dengi ve eşitidir. Bahçeli, bir taraftan da başbakan ve hükümetyetkililerini tehdit ediyor. Vesayetin sahipçilerine halkın tokatı büyük olur.Ve batıl her zaman yıkılmaya mahkumdur.
· Türkiye heyeti, yurt dışında cezaevi ziyaretleri yaptı. Türkiye’limahkumlar tek tek ziyaret edildi. Ve mahkumlara "siz sahipsiz değilsiniz" mesajı verildi. CezalarınıTürkiye'de çekmek isteyenler davet ediliyor. Türkiye'deki cezaevleri şartlarıAvrupa’dan daha iyi durumdadır. Türkiyeartık her yerde halkına sahip çıkıyor. Onların haklarının gözetilmesinisağlıyor. Avrupa'daki Türk vatandaşlarının problemlerini çok önemseniyor. Türkiye,insanlarını ve inananları artık sahipsizlikten, çaresizlikten ve değersizliktenkurtarmaktadır. Türkiye ve Ortadoğu insanı yani inananlar artık daha değerliolacaklar.
· NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı için Brüksel'e gidenDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önlerindeki en önemli konunun Suriye olduğunusöyedi.Davutoğlu, "Tarih bu bölgedeakıyor ve bu akışı yönetebilecek tek ülke biziz" dedi. Diplomaside başdöndürücü bir trafik var. Eskiden ancak 3 ayda yaşanabilecek gelişmelerşimdi bir hafta içinde yaşanıyor. Davutoğlu: "Son 10 günde 2 gün üst üste aynı yataktayatmadık" "AB yüksek temsilcisi, Rus ve ABD Dışişleri Bakanlarıgeldi. Somali ve Somali Land buluşmasını yaptık. Suriye gündemli olarak 11ülkenin dışişleri bakanları İstanbul'daydı. Myanmar için taraflarTürkiye'deydi. Buradan Kazakistan'a gidiyoruz. Detayları çoğaltmak mümkün.Böyle bir takvim 10 yıl öncesinde mümkün müydü? Bütün bunlar Türkiye'nin gücünügösterir." Davutoğluna soruldu: "Peki bütün bu gündemler içerisindebir öncelik sıralaması yapsak hangi konu birinci sırada yer alır?" Bakansoruya teorik bir izahla cevap verdi: "'Üç tür ülke vardır. Birisizaruretler ülkesi.Bu tür ülkeler önündeki tek dosya yada zaruri işlerleilgilenir. İkincisi öncelikler ülkesi ki 1990'larda biz öyleydik. Türkiye'ninKıbrıs ve Ermeni meseleleri öncelikliydi. Başka bir şey ancak yapılmasıgerekiyorsa yapılırdı. Üçüncüsü ise entegre siyaset uygulamak zorunda olanülkeler. Bu ülkeler aynı anda üç beş konuyla ilgilenir. Amerika böyle bir ülke.Biz de öyleyiz. Öncelik sıralaması değişebilir ancak şu anda birinci sıradaSuriye var. Filistin ve Kıbrıs da öncelikli. ABD Dışişleri Bakanı ile ilkseyahatinde İsrail ve özrü, ikincisinde Filistin ve üçüncüsünde Suriye veErmeni meselesini konuştuk." Davutoğlu sohbetimiz sırasında ABD DışişleriBakanı Kerry ile olan bir diyaloğunu anlattı. ABD'nin Filistin sorununuöncelediğini anlatan Davutoğlu, "Filistin tavrınızı anlıyorum. Eğerdiplomatik bir başarı elde etmek istiyorsanız Kıbrıs'a bakın. Donmuş krizlerdenbiri ve tek eksik siyasi irade" demiş. Davutoğlu, 2005'te Afrika yılı ilanedip seyahatlere başladıklarında 'Ne işimiz var Afrika'da" diyenlerin çokolduğunu ancak bugün bölgedeki bir çok sorunun çözümünde Türkiye'nin aktifolarak rol aldığını anlattı: "Somali meselesi çözülecekse Türkiye'sizolmaz. Son 4 günde 4 ülkenin dışişleri bakanı Türkiye'deydi."Kerry görevegeldiğinden bu yana sık sık Türkiye'ye geldi. Hatta 'en sık görüştüğü mevkidaşıDavutoğlu' dersek abartı olmaz. Bu durum iki bakan arasında esprilere de nedenolmuş. Davutoğlu bu durumu 'tarihin bölgemizde akması' olarak tanımlıyor.1990'lı yıllarda ABD'li bakanların nadiren Türkiye'ye geldiğini şimdi ise sonbir ayda üç kez Kerry'nin Türkiye'de olduğunu hatırlattı. "Eskiden ikiligörüşmelerde 45 dakika çok uzun sayılırdı" ifadesini kullanan Davutoğlu"Şimdi 4,5 saat görüşmeler yapıyoruz. Tarih bu bölgede akıyor ve bu akışıyönetebilecek tek ülke biziz" dedi.
· Türkiye ekonomisini kötülüyorlar. Somut veri olmadan gayrimenkulsektörüne yabancı ilgisinin azaldığını ülkenin karışık ve kaosta olduğu imajınıvermeye çalışıyorlar.
· Yeni Anayasa'yı reddeden anlayış dünyacı, menfaatçi ve inançsızdır.Herkese özgürlük ve herkese eşit haklar verilmesini bazı şartlar koyarakengelleyenler kaybeden taraf olacaktır. Yönetime sahip olanlar ve kaynaklarısömürenler halkın ve insanlığın çıkarını engellemektedirler. Türlü bahanelerle anayasa yapımınıengelleyenlerin çirkeflikleri sokaklara taşmaktadır.
· Türkiye dünya siyasetinde söz sahibi olacak. Dünyaya yön veren siyasigüç olmuştur.
· Atatürk’ün 2013 yılına atılan vasiyetnamesi ve birtakım bilgilerinortaya çıkmasını engellemişlerdi.
· Türkiye’de yasa dışı Dev sol örgütü ve DHKP-C gibi terör örgütlerinebüyük darbeler vurulmuştur. Örgüt yöneticileri ve üst düzeylerine yönelik operasyonlardaçok kişi tutuklanmıştır. Bunun sonrasında Bu örgüt Amerikan büyük elçiliğinebombalı saldırı gerçekleştirmiş ve biz hala varız ve buradayız demişlerdir.Amerikalılar da belki de El-kaide yaptı diye senaryo kuracaklardı. Ama durumhiç de öyle değildi. DHKP-C ye fikren destek verdiği anlaşılan Kılıçtaroğlusöylemleriyle terörün yanında olduğunu göstermiş oldu.
· Anayasa da genel bir düzenleme ile bildiri ve düşünce açıklamalarındaveya propagandada şiddet unsuru yoksa, silaha yöneltmiyorsa, tehdit içermiyorsaher türlü açıklamanın serbest olması, en azından suç teşkil etmeyeceği esasıgetirilmektedir.
· Erdoğan, Mardin'de Kürtçe vaaz talebine "Önemli olan hangi dilde söylediği değil, nesöylediğidir. ‘ben Kürtçe daha iyi istifade ediyorum' diyorsa hoca efendilerinbunu karşılaması lazım" diyerek yeşil ışık yaktı. Diyanet İşleri BaşkanıProf. Dr. Mehmet Görmez de, Kürtçe hutbe okunması konusunda bir sınırlamanınsöz konusu olmadığını belirterek, "Almanya'dakicamilerde hutbe Almanca verilir.’ Dedi. Fransa'da Fransızca özeti verilir. Bazı insanlar bunu bir hak olarakgörüyor. Herhangi bir dile rezerv koyulması mümkün değil. Din de Allah'ın, dilde Allah'ın." ifadelerini kullanmıştı. Arapça kısıtlaması hidayetin önünükapatmaktadır. Her ulus kutsal kitabı kendi lisanında okuyabilmeli veibadetlerini kendi lisanında yapabilmelidir. Arap milliyetçiliğinin vesayetiyıllardır bunu engellemiştir. Din, ne Araplar için ne de din adamları içingelmiştir. Tüm insanlara gelmiştir. İnsanlar hangi vasıta aracı olan dilikullanırsa kullansın önemli olan anlayarak uygulamaktır.
· Erdoğan, içki düzenlemesi konusunda konuştu. Atatürk'ten sonra birayımilli içki yaptılar. İlaçlarla kısırlaştırma süreci açtılar. Hemen laiklikdüşmanı ilan ettiler karşı çıkanları. Ben milletimin çoğalmasını istiyorumonlar azalmasını istiyor. Diyorlar ki eğitimsiz nesilden ne olur? Bu ülkede enzenginlere eğitimlere bakın kaç çocukları var 1 veya 2... ekonominin en temelunsuru insandır. İnsan varsa, üretim, tüketim vardır. İnsan varsa başarı vardır."dedi.
· İnanmayana kafir, inandım deyip de tanrı buyruklarına karşı olanlara münafıkdenir. Aynı Muhammet dönemindeki gibi Türkiye’de de munafıklar vardır. Münafıklar, insanların özgürlüklerininartmasına (yeni anayasaya) ve barışa (İmralı sürecine) karşı direnmektedirler.
· Anayasa sürecini muhalefet sadece geciktirebilir ama önünegeçemeyecektir. Doğrudan sürece destekveriyor görünerek halkın nazarından düşmemek ve aldatma yöntemiyle hareket edenmuhalefetler dolaylı yoldan süreci engellemektedirler. Komisyonlarda vebirtakım mitinglerinde halkın isteklerine karşı zorluklar çıkarmaktadırlar.Süreci geciktirmeye çalışan, tıkayan, sınırlar koyan anlayış, insaniözgürlükleri sırf çıkarları için reddetmektedirler.
· Türkiye, başka ülkelere bakarak politika yapmamıştır. Dün Irak'ınkuzeyi yerine tümü için çaba gösterdi bugün Irak'ın Kuzeyine yönelik sıcak ilgiyüzünden birçok ülkenin Türkiye'ye tavır koyduğunu söyledi. Türkiye'nin ABD ileçakışan konuları çok fazladır. Türkiye'nin tekrar Ortadoğu'ya dönüşü birzaruretten kaynaklanmıştır. Ortadoğu konusunda Türkiye, mutlaka dikkatealınmalıdır. Yoksa bu değişim sürecinde devrilen yıkılan ve kaybolan yönetimlerolacaklardır.
· Geçmişten bu güne Türkiye’nin dünyayı algılamasında, dünyanın daTürkiye’yi algılamasında değişiklikler oldu. Geçmişte örneğin İsrail bir eylemyaptığında önce başkaları ne diyor diye bakar ondan sonra kimseyi üzmeyecek biryanıt vermeye çalışırdık. İki üç paragraflık açıklamalar yapardık. Şu andabenzer bir krizde diğer ülkeler bizi arayarak tepkimizi soruyorlar. Bakanımızgünde 5-6 bakanla görüşüyor. Bu açıdan geldiğimiz nokta çok iyi bir noktadır.
· Türk dış politikasındaki bu değişimin aslındaki küresel dengelerdekideğişimle beraber gelişti. Bu üç değişim on yıllık periyodlar halinde geliştive önce 1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle “jeopolitik değişim” yaşandı.Ardından 2001’deki 11 Eylül saldırıları ve ABD’nin evinde vurulmasıyla“güvenlik alanında değişim” gerçekleşti. Bunu 2011’deki Akdeniz Havzası’ndakisiyasi ve ekonomik değişim izledi. Küresel ekonomik kriz ayrıca hem bölgeyi hemdünyayı değiştirdi.
· 1990’lar Türkiye için ekonomik kriz ve terörle mücadele yıllarıydı veTürkiye güvenlik ağırlıklı bir dış politika güdüyordu. Bu açıdan 2000’lerdemokratik standartların yükseltilmeye çalışıldığı, ekonomide yapısalreformların yapıldığı bir restorasyon dönemi oldu. Bu dönemde “aktif, ilkeli,vizyoner çok boyutlu dış politika” kavramı üzerinde duruldu. Bunun için ABD ilemodel ortaklık, AB ile stratejik hedef, NATO’da kanat yerine merkez ülke olmanoktaları üzerinde mevcut stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi yoluna gidildi.İkinci olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği, İslam KonferansıÖrgütü’nde Genel Sekreterlik gibi somut örneklerin verilebileceği “uluslararasıörgütlerde etkin rol” prensibi üzerinde duruldu. Üçüncü girişim komşu ülkelerleilişkilerin geliştirilmesiydi. Türkiye bunun için Ermenistan ve Suriyeaçılımlarını gerçekleştirdi. Irak ve İran ile ilişkileri geliştirmeye çalıştı.
· Türkiye bu dönemde komşu ülkelerle ticaret hacmini 6 kat arttırarak 13milyar dolardan 86 milyar dolara çıkardı. Yüksek düzeyli işbirliği konseyikurulan ülkelerle ticaret hacmi 11,2 milyar dolardan 67 milyar dolara çıktı.Komşu ülkelerle ticaretin payı yüzde 10’dan yüzde 30’a çıktı.
· Türk dış politikasının küresel gelişmelere verdiği dördüncü tepki yenicoğrafi alanlara açılma oldu. Türkiye Afrika’da 2002’de 34 olan Büyükelçiliksayısını arttırdı. Şu an Türkiye 124 büyükelçilik ve 209 temsilcilik iledünyada en çok dış temsilciliği olan 9. ülke haline geldi. Türkiye’deki yabancıtemsilcilik sayısı da 2000’de 148 iken 2013’te 242’ye yükseldi. Sahra altıbölgesi ile ticaret 2000’deki 742 milyon dolar rakamından 2012’de 7,5 milyardolara çıktı.
· Hemen hemen her noktaya uçan Türk Havayolları, Başbakanlık YurtdışıTürkler ve Akraba topluluklar başkanlığı ve dünyanın en ücra köşelerine yayılanTürk okulları iletişimin ve çabuk organize olmanın önemli unsurlarıydı. Halkıngönüllü hareketlerine sivil desteği Türk okulları vermekteydi.
· Kurumsal gelişme ve dünyaya açılma konusunda rakamlar çarpıcı birgelişime işaret ediyor. Komşularında yaşananlar Suriye’deki kriz, Irak’layaşanan gerilim ve İran’a uygulanan ambargo gibi bütün bunlara rağmenyükselişine devam etmektedir. Zaten son dönemde Türk dış politikasını en çokzorlayan konu da Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki siyasal değişimler oldu. Tümbunlara rağmen tehlikeli olmadan dönüşümü yönetmeye başladı.
· Türkiye’nin Arap baharına yaklaşımının üç boyutu olduğuna var:Birincisi insani temelli – açık kapı politikası, ikincisi değerler temelli,insan haklarına dayalı, çoğulcu demokrasileri destekleme politikası, üçüncüsüise halk iradesine dayalı rejimlerle geleceğe dönük işbirliği stratejisi.
· Türk dış politikasının başarısı kurumsallaşma, dünyaya açılma, etkinlikkonusunda Türkiye’nin ekonomik gelişimine paralel olarak önemli bir çıkışyakaladığı inkar edilemez bir gerçek. Sonuç alma, başka ülkelerinpolitikalarını etkileme konusunda ise mutlak başarı küresel güçlerde bile yok
· Türkiye genleşiyor 50 yıl önceki ülke değil. Tarihi ve Osmanlı'nın dağılmadönemindeki anlaşmaları anlamadan yeni değişimi anlayamayız. Bu topraklarıgeçmişte ne şekillendirdi, şimdi neler değişiyor. Değişimden kimler rahatsızoluyor, kimler memnun kalıyor. Eski düzen kimlere hizmet ediyordu yeni düzenkimlere hizmet ediyor. Bu topraklarda tarih diyalektiği anlaşılmadan Türkiyeanlaşılmaz. 100 yıl önce bir rol biçtiler. Şimdi Türkiye değişti ve busınırları kabul etmiyor. Artık halklar da uyandı. İstanbul aklı bu coğrafyanın şekillenişindekiana merkez. Küresel denge de bunu emrediyor. Ortadoğu’da huzur ve küresel barışTürkiye'siz mümkün değil.
· Ortadoğu’da birinci güç İsrail değil artık Türkiye’dir. Ortadoğu'da ABDpartner değiştirmedi aslında doğruluk sancağını almış Türkiye onlara boyuneğdiriyor. Halkın ve insanlığın yanında olmayanların yıkılışları kaçınılmazolacaktır. YeniTürkiye küresel vesayetten beslenen herkesin rahatını kaçırıyor.
· Tarihi bir dönemyaşıyoruz. Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Bir tarafta Rusya, Çin, AB bir taraftagenleşen Türkiye var. Ve bundan rahatsız olan küresel güçler var.
· "2014'te cumhurbaşkanını halk seçecek. Eğer yeni Anayasayapılmazsa yetki kullanımı sıkıntısı yaşanacak. İki başlılık olacak, yenikrizler çıkacak. Bu sıkıntıların yaşanması için Erdoğana muhalifler şimdidenyeni Anayasa sürecini var güçleriyle engellemektedirler. Sürekli halka karşı çıkmakla hakkın ve halkınkarşısında olanların gittiği yol yol değildir. Çıkar amaçlı yaşayanlarınşeytani önderliği hakkı deviremeyecektir.
· Obama yönetimi ile Erdoğan hükümetinin ilişkileri ilk dönemde ileriseviyelere yükseldi.Obama, Erdoğan'ı yakın çalışma içerisinde olduğunusöylediği birkaç dünya liderleri arasında saydı.Ancak Obama'nın ikincidöneminde işler böyle devam etmedi. Türkiye'nin İslam ve Arap coğrafyasındaözellikle halklar nezdinde hızlı yükselişi, ABD açısından Türkiye'yi ‘fırsatlarülkesi' olmaktan çıkarıp bu coğrafyada ABD'nin etkinliğini zayıflatmayabaşlayan bir ‘tehditler ülkesi' haline getirdi. Arap dünyasındaki demokrasiarayışlarının Batı tarafından belirlenen sınırlar içerisinde değil de,‘halklar' tarafından ve ‘güdümsüz' şekilde dile getirilmeye başlamasındaTürkiye modelinin etkisi büyüktü. Ve Mısır darbesi ile kendini gösterdi ki, buhareketlilik, ABD'de Ortadoğu politikalarına yön veren çevreleri fena haldepanikletmişti.
· ABD'deki İsrail lobisinin geçmişte gördüğü, Ak Parti döneminde görmektezorlandığı gelecekte ise görmek istediği şöyle bir Türkiye hedefi var.-Kendisiinisiyatif geliştiren değil, belirlenen sınırlar içerisinde hareket eden birTürkiye.-Bölgesel konularda rol üstlenen değil, kendisine verilen rolü oynamasıistenen bir Türkiye.-İsrail'le yakın ilişki içerisinde olup, 300 milyonluk Arapcoğrafyasına sırtını dönen, içe kapalı bir Türkiye.-Kendi savunma sistemini kurup,tehditlere karşı kendi caydırıcılık alanını oluşturan bir Türkiye değil,sınırlı askeri yardımlarla bağımlı halde kalan bir Türkiye. Geçmişteki Türkiye,ne yazık ki, böyle bir Türkiye idi.İçeride nasıl askeri vesayet Türkiye'yibelli kalıplar içerisinde tanımlayıp onlarca yıl bu kalıpların dışınaçıkarmamışsa, dış politika ve istihbarat alanında da bu çevrelerin Türkiyeüzerinde vesayet geliştirdikleri bu tür yayınlarla daha iyianlaşılıyor."Türkiye üzerinde ameliyat yaptırmayız" diyen yeniTürkiye ve bu rahatsızlık alanının temel uygulayıcı gücü olanErdoğan-Davutoğlu-Fidan üçlüsü de bu yüzden hedefteler.
· Dilipak bir konuşmasında: "Amerika ve Avrupa krizdeyken Türkiye budurumun aksine yükselişe geçti. Bu yükselişteki gücü biz idare edemezsek bugücü bize yedirmezler. Eski'den İMF'den borç almak için kapısında üç aybeklerdik. Ama bugün İMF'ye borç veren ülke haline geldik. " şeklindekonuştu.Allah'ın Müslümanların eliyle dünyayı değiştirdiğini belirten Dilipak,"Biz yardıma muhtaç ülkelere yardım ettikçe Allah bize yaptığımız yardımınon mislini verdi ve bu sayede dengeler değişti. Türkiye güçlenen bir ülkehaline geldi. Allah bizim elimizle dünyayı değiştiriyor. " ifadelerinikullandı.Türkiye'nin artık içsel sorunlarından kurtulması gerektiğini belirtenDilipak, " Birbirimizle olan sorunlardan artık vazgeçmeliyiz. Birileribizleri birbirimize düşürerek, bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerinekendilerine iktidar ve servet üretme peşindedir. Bakın Dünya'nın en zenginyeraltı kaynakları Türkiye'nin elinde ama sorunlarımızdan vazgeçerek bunlardanfaydalanmaya bile zaman bulamıyoruz." diye konuştu.
TERÖR
· Türkçülük yapanlar Medine ve İslam düşmanıdır. Kısacası kardeşlikdüşmanıdır. Osmanlıyı da Türkçülük yapanlar yıktı. Türkçülük zamanla Kürtçülüğüdoğurdu. Terörü yaratan Türkçülüktü. "Türk Devleti'nin bekası Medine'dengeçmektedir. Ne gariptir ki, Türkçülük yapanların hiçbiri Türk değil. Ve negariptir ki Türkçülük yapanların hepsi ‘Medine ve Osmanlı Düşmanı'jakobenlerdir. Cumhuriyet döneminin ürettiği ulusçuluk ve vatandaşlıkprojeksiyonu başarıya ulaşmamıştır.
· Türkiye’ye sahiplenen, devlete sahiplenen özelleştirmeye karşı olanvesayetçiler kendilerini bu devletin sahibi halkı da köle ve aşağılık olarakgörüyordu. Türkiye onların değil. Türkiye, Türkiye halkınındır. Zamanla Türkövün çalış güven. Ve ne mutlu Türküm diyene gibi bölücü ve şeytani sözlerdeninsanlarımız kurtulacaktır. Türk devleti değil Türkiyeliler tabirikullanılacak. Hiçbir ırkın üstün tutulmadığı ve ademoğlu türünün kardeşliği önplana çıkacaktır. Birilerine hizmet eden vesayet, sömürgecilik veya sahiplenmeortadan kalkacaktır. O zaman dünya daha adil, daha eşit olacaktır.
· Türkiye’de ırkçı yaklaşımlar ve tarafgirlik artık son bulmakzorundadır. MHP, BDP, CHP de büyük tartışmaların çıkması gerçeklerin ortayaçıkmasına ve insanların birbirini anlamasına neden olmaktadır. Bu durumda haklıve haksızın belirmesine iyi niyetli ile kötü niyetli lerin ortaya çıkmasınaneden olmaktadır. Devlete sahiplenip şiddet isteyenlerle halkı temsil edip barışisteyenler ortaya çıkmaya başladı. Hak ve gerçek niyetler ortaya çıktıkçainsanlığa zararlı fikirleri yürütenler insanların gözünde itibar görmeyeceklerve onların varlığı yavaşça yok olacaktır.
· Terörü ve öldürmeyi kullanarak ırkçılık temelli aldatılan iki kesimyarattılar. Birbirine düşman edilen bu kesimler bir kan davasınatutuşturuldular. Kendi topraklarına ve kendi egemenliğinde bir yönetim kurmakdaha adil ve mükemmel değildir. Adil ve esenliğin yönetimi tanrınınbuyruklarına bağlı kalınarak kurulabilmektedir. 1798’da beri sayısız ulusdevleti kurulmuştur. Hala da bu uluslarda daha küçük parçalanmalargörülmektedir. Türkiye’de Kürt ve Türk iki ırksal ön plana çıktıysa yarın buırklar kendi içlerinde de 2-3 parçaya bölüneceklerdir. Bu anlayışla esenliği veadil düzeni kuracağız anlayışı yanlıştır. Gerçek düzen barış, adalet, ve insaniodaklı sistemle esenlik dolu adil bir düzen kurulabilecektir. Bu yıllarda buanlayışın çürüdüğü, anlamsızlaştığı ve bir temeli olmadığı görüldü. Hattainsanları birbirine düşüren ve kardeş kavgası çıkaran kötü bir fitne yöntemiolduğu da anlaşılmıştır.
· YeryüzündeTürkler ve kürtler tanrının kavmidir. İbrahimin sadık oğullarıdır. Bu kavimlerbirlikte yaşamışlardır. Bunlar kadar yer değiştirmiş başka bir toplum, milletyok. Bu değişen yerlerde, bir kere çok din değiştirmişler, dinle birliktemedeniyet değiştirmişler. Her gelen yenipeygambere ve dinine uymuşlar ve hizmetkarı olmuşlardır. Var olan ne kadartanınmış din varsa hepsine girip çıkmışız. Girdikleri dinlerin de mutaassıbıolmuşlar. Kimlik bir değişmezliktir, zamanla değişir ama çok yavaş değişir.
· Türkiye halkının en önemlisorunu “biz kimiz” sorusuna doğru cevap vermeleridir. Kökeninden, kültüründen,davsından, geçmişinden, inancından koparılan halk gerçekte tanrının yasalarınahizmet eden bir halkmıydı. İnsanlığı korumaya çalışırken şeytanın seferlerineyani haçlı seferlerine Anadoluda dur diyen bir halkmıydı. Son haçlıbirliklerini kurtuluş savaşıyla kanlarıyla durduran ve ardında modern haçlıyıırak, Afganistan ve ortadoğuda saldırıları durduramayan halkmıydı.ElbetteTanrı, iblisin ordusuna karşı korumasız olan insanlığa kendi kudretiyle sahipçıkacaktı. 2008 krizi ve ardından gelen küresel ısınma ve doğal afetlerde dorukyaşamamız nedensiz değildi. Tanrı bizzat kendisi İblisin halkıyla savaşmayabaşlamıştı. Tam bu dönemde mehdiyi dünyaya gönderip insanlık için iyi bir düzeninşaa etmeye başlamıştı. Tüm bu yaşananlar inanılmaz ama tam bir gerçeklikti.Küresel demokratikleşme ve çözüm süreçleri başladı. Barış havası yeryüzüneyayılmaya başladı. Tanrının dinine direnenler kaybediyor. Barışın taraftarlarıkazanıyor.
· Sakaların bir kolu olan Türklerin orta Asya’da ki eski anıtlarında AlpEr Tunğa’nın Kürt İlhanı 39 yaşında Alp Urunğuyum sözleri dikkat çekicidir. Macaristan’dabile Kürt Hiyartmak kabilesi vardır. Kürt ve Türk ırkının aynı babadan saf ikiöz kardeş olduğu bir kesindir. Temeli İbrahim’e ve Nuh’un oğluna kadargitmektedir. Aslında Türk kelimesi pek çok ırkı bir arada barındıran kardeşlikve birlik kelimesidir. Geniş bir kitleye verilmiş isimdir. Kürt ve Türk özkardeşliğini kabul etmeyen anlayış menfaat temelli ulusalcı adında uydurma birbirlikteliktir. Bu kadar kan neden döküldü diye insanlar soracaktır.
· Osmanlı dönemindeki Bitlisli Şerefhan’ın yazdığı Şerefname adlı kitapErgenekoncular tarafından yasaklamıştır. Gerçeklerin bilinmesi engellenmişti.Bu kitapta Kürtler ve Türklerin öz kardeşliğinden bahsedilmiştir. Pek çokgerçekçi ve delile dayalı bilgiler verilmiştir.
· Geçmiş yıllarda PKK'nın bitmesini istemeyenler şimdi Ergenekon'danyargılanıyor. GeçmişteTSK içinde bir yapı terörün bitmesini istemedi. Ak partinin gelişiyle PKK'nınyeniden silaha sarılması hükümeti düşürmek içindi. Terörü arttırarak hükümetidüşüremediler. MHP ve CHP nin de şehitler üzerinden hükümete sert çıkışlarıbarışın o büyülü havasını deviremedi. Çünkü çogunluk halklar barış istiyordu. Ayrımcılığı bırakıp kardeşliktaraftarı halkın özlediği bir huzurdu.
· Oslo sürecinde mağdur aranıyorsa başta MİT Müsteşarıdır. Ardından akpartidir. Barış için çabalayanlar ne zaman suçlu oldu. Evet savaş üzerindenkazananlar çoğaldığında iyiler suçlanır. Oslo’da olmayan şeyler varmış gibigösterilerek birçok manipilasyonlar yapıldı. Bu süreçte yurt dışında ve yurtiçinde farklı böcekler devreye girdi. Türkiye’de istikrarı küresel patronlar veonların ülkeleri istemiyor. Medya ile farklı servisler yapıldı. Muhalifliderlerin sürece bakış açısı bile ne kadar sorumsuz ve seviyesiz bir durumdaolduğunu göstermiştir. Sokak mantığı ve menfaatlerine dayalı ayrımcı bakışartık devrilecektir.
· Terörün çözümünde barış havasını MHP ve CHP baltalıyor. MHP'nin asılkorkusu 'terör biterse biteriz' dir.
· Terör örgütünün insan kaynaklarına, lojistik desteğine, Avrupadesteğine ve hatta dağ kadrosuna ciddi bir darbe vuruldu.
· Türkiye hükümetinin barışçıl girişimleri ve bunun için İmralı ileanlaşma çabası ve Kürt açılımı süreci yeni bir dönemin başlangıcıdır.
· İmralı ile yapılan görüşmeler de hükümete en ağır sözlerle yüklenenlerbozguncuların ta kendisidir. Zaten onların dedeleri ilk bozgunculuğuyapmışlardı.
· İmralı sürecini sert bir dille eleştirenler suçluları ziyaretekoşuyorlar. Eski rejimin kalıntıları suçlulardan medet umuyor. Amaç kan davasını devam ettirmek ve düşmanlığısürdürmektir. Anaların ağlamasına neden olan Kürt ve Türk milliyetçiliğibitmeye mahkumdur. Bahçelinin suçlularla görüşmesi ve eski egemenlere bağlılığıaçıktır.
· Türkiye'de Kürt sorunu yok, terör sorunu var. Ülkeyi bitirme, yok etmeadına ASALA'nın bittiği tarihte PKK terör örgütü belası Türkiye'nin başınamusallat edildi. Erdoğan önderliğindeki AK Parti, son 10 yılda dev reformlarıhayata geçirerek, Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlara hak ettiği değeriverdi. Buralara havaalanı, okul, yol, hastane gibi hizmetler yaparak da bunuispatladı.
· Kürt sorununun çözümü konusunda çok güzel ve ciddi çalışmalaryürütülüyor. İçerideki unsurları ve dış güçlerin de tesirlerini düşünerekdikkatli, akıllı adımlar atılıyor. PKK da artık bir çıkmaza girdi.
· Oslo'yu sabote etmeye çalışanlar bugün de barış süreci sabote etmeyeçalışıyor. Kışkırtıcı şeyler söylüyorlar.
· Savaş isteyenler artık karanlık amaçlarına ulaşamayacaklar. Türkiyebarışın ilk ışığını yakacak ve oradan dünyayı aydınlatacaktır.
· Gerek BDP'liler gerekse bölge halkı sorunun çözümü konusunda Erdoğan'agüveni var.
· Bir anda Türkiye'de çok güzel bir barış havası esti. Irksal düşmanlıkülkeyi yemiş bitirmiş. Herkes oluşturulan bu düşmanlıktan bıkmış. Türkiye’degerek Başbakan Erdoğan, gerek BDP, gerek STK'lar, gerekse bölge halkı artıkçözümden yana tavır sergiliyor. Sorunun çözüme kavuşmasında sonra hem bilimdehem eğitimde hem teknolojide hem de dış politikada Türkiye uçuşa geçecektir.
· Terörü bitirmek için proje üretmeyen muhalifler çözüm önerilerigetirenlerle de mücadele etmektedirler. Mevcut düzenden beslenenler sorunlarınçözümüne yönelik hiçbir caba göremezsiniz. Onlar mevcut olan eski düzenden veterörün varlığından beslenmekteydiler. Ve onların sayesinde adil olmayan bozukbir düzen vardı.
· Türkiye’de barış görüşmelerinde devam ederken yıllarca düşmanlıktanmemnun kalanlar barış sürecine kötü bakmaktadırlar. Küresel güçler bu barışınve kardeşliğin engellenmesini istemektedir.
· Mısır ve Tunus gibi ülkelerde olduğu gibi, diktatörleri devrilse de,halkın taleplerine karşı direnişini sürdüren, iktidarını korumaya çalışanvesayet kurumları Türkiye’de bulunmuyor. Çünkü Hak Türkiye’de çok güçlüdurumda.
· Darbe girişiminde bulunanlarla Silahlı Kuvvetleri birbirindenayıramayanlar artık geçmişte kalmıştır.
· PKK'ya silah bıraktırmak amacıyla MİT'in İmralı ile başlattığıgörüşmeler, İsrail ve İran'ı rahatsız etti. Süreci yakından takip eden Tel Avivyönetimi, PKK'ya Kuzey Irak'ta en büyük desteği veren İsrail-Kürt DostlukDerneği Başkanı Davud Dağıstani'yi 'acil' koduyla görüşmeye çağırdı. Tahran iseKandil'le temasa geçmek için düğmeye bastı.
· İnsanlar terörün ardında Kürt halkının olmadığını görecekler. Terör çokbaşlı bir yılandır. Yıllarca aldatılan ve taraflarına çekilmeye çalışılanTürkiye Kürtleri barış yapsa da terör devam edecektir. Çünkü İçte ve dıştainanmayan, barışın karşısında olan, kötülüğü benimseyen insanlar Türkiyedüşmanlığı yapmaktadırlar. Çünkü Osmanlı barışı, adaleti, iyiliği simgelerdi.Kötüler birlik oluşturarak 1. dünya savaşının ardından katliam için Türkiyetopraklarına gelmişlerdi. Halifeliği, Osmanlıyı, tüm dinlerin dininiyıkmışlardı. İyilerin son toprakları ele geçirilmiş ve bu merkezin bir dahadoğmaması için her türlü önlem alınmıştı. Yeryüzünde insanları koruyacak,tanrının emirlerini uygulayacak bir merkez kalmamıştı.
· PKK'nın Türkiye topraklarından çekilme kararını açıkladığı basıntoplantısı, dünya basınında yankı uyandırdı. Yabancı ajanslar PKK kararınıböyle geçti.PKK adına açıklama yapan Murat Karayılan'ın şu sözlerine yerverildi: "Çekilme planlandığı gibi peyderpey gruplar halinde ve mümkünolan en kısa zaman dilimi içerisinde tamamlanacak. "Beyaz Saray'danPKK'nın çekilmesiyle ilgili açıklama geldi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada'çabaları alkışlıyoruz' denildi. Yine Amerika’dan iki yüzlü bir tavır. Yıllarca terörünvarlığını desteklediler. Şimdi barış sürecini alkışladıklarını söylüyorlar.
· Son dönemde üniversitelerde yaşanan öğrenci çatışmalarını kullanarak,çözüm sürecine darbe vurmak ve Türkiye'de kaos çıkarmak için faaliyetyürüttüğü ortaya çıktı. İstihbarat birimlerinin yaptığı çalışmaya göre DicleÜniversitesi, ODTÜ ve İstanbul Üniversitesi'nde yaşanan öğrenci kavgalarındaİstihbarat ve gizli Örgütler rol oynamıştır.
· "Muhalefetten ‘pazarlıklar yapılıyor' deniyor. Ve MHP lideriBahçeli Yönümüz Rabbimizedir diyor.İşçi partisine hizmet eden, ergenekoncularaboyun eğip işbirliği yapanlar halkın ve insanlığın karşısındadır. YönümüzRabbimizedir deyip barışın karşısında durarak rabbe karşı olan, Savaşın veterörün bitmesine ve geri çekilmesine silahların bırakılmasına tepki gösterenşeytani anlayış Asla tanrının tarafında değildir.
· Çözüm sürecini en başından engellemek isteyenler MeclisAraştırma Komisyonu'na üye bildirmiyorlar. Ardından da bu komisyon uygun değildiyorlar. Barışın karşısında olanlar her türlü çabayı sarfediyorlar.
· Barış süreci yine çeşitli olaylarla sabotaj edilmektedir. 3 Kürtkadının Paris'teki PKK'nın enformasyon bürosu olarak kullandığı ofisteöldürülmesinin Kandil-İmralı kapışması olduğunu söyledi.
· Erdoğan: ‘Bahçeli şuanda sokakları tahrik etmek için elinden geleniyapıyor. Bir avuç çapulcunun sokakları teslim almasına asla izin vermeyiz.T erörünbitmesiyle zemini kayan Bahçeli'nin gençleri sokağa çıkarmasına müsade etmeyiz.Bunu yapanlar bilsin ki, bedelini en ağır şekilde ödeyecektir. Çözüm süreci tamanlamıyla umut yolculuğu olarak sürüyor. 7 bölgede çalışıyorlar. CHP ve MHP'nintahriklerine rağmen gittikleri yerlerde gözyaşları ve sevinçlerlekarşılanıyorlar. Kayseri'deki bir avuç çapulcunun çirkin tahriğine rağmen buolay Kayseri'ye mal edilmez. Biz Kayseri'yi biliriz. Süreci memnuniyetlekarşılıyorlar.’
· Üç PKK’lı kadını Fransa istihbaratı öldürdü. Yıllarca besledikleri vekolladıkları PKK’nın bugün barış havasına girmesi Fransa’yı kızdırdı ve üçpkk’lı kadını öldürdüler. Fransa buradan hem PKK’ya hem Kürt halkına hem deTürkiye’ye mesaj verdi. Bunca yıldır beslediklerimiz bugün bize nankörlükediyor. Hem de en gerekli zamanımızda barışa giriyorlar. Diye Fransa kendinigöstermiştir. Fransa hükümeti suçludur. Sakine Cansız’ı Sarkozy getirtmiş vebüro açmasını tüm ırksal faaliyetlerine ortam hazırlamıştır. Türkiyedüşmanlığında Fransa her yolu kullanmıştır. Yine öldürülen kadınlardan biriFransa Başbakanı Hollande ile görüşürdü. Örgüt tarafından yalnızlığa itilenCansız'ın Almanya'da gözaltına alınmasının ardından ise Nicolas Sarkozy vebakanlar düzeyinde girişimlerde bulunularak serbest bırakıldığı da ortayaçıktı.
· Siz kim oluyorsunuz da kendi kendinize barış yapıyorsunuz diyen güçlüAvrupalı ülkelerin bir tepkisidir.
· Terör sorununu çözmüş Türkiye güçlü bir Türkiye’dir. Avrupa bu durumdançok korkmaktadır. Barışı ve büyümeyi istemediler.
· PKK’ya en büyük destek Avrupa ayağından gelmiştir. Hem lojistik hem demüthiş para desteği vardı. Avrupa ülkeleri
· İngiltere'nin etkin gazetelerinden Guardian, 'Kürt aktivistler Paris'teöldürüldü' başlığı ile verdiği haberinde, suikaste kurban giden kadınlardanbirinin PKK'nınkurucularından Sakine Cansız olduğunu yazdı. Türkiye'nin Abdullah Öcalan ilePKK'lı grubun silah bırakması için ikna görüşmelerinde olduğunu yazan Guardian,Türkiye ile PKK arasındaki mücadelenin 1980'li yıllardan beri devam ettiğini vebu çatışmada 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiğine vurgu yaptı.
· Gün gelecek ve Türkiye’ye saldırma kararı alacaklar. O zaman Kürt halkıTürkiye’ye büyük bir destek verecek. Gerçekleri ve zalimleri görecekler.Kürt-Türk halkı birbirlerine kenetlenecektir. Aynı kurtuluş savaşında olduğugibi Tanrı onların dualarını duyacaktır.
· Barış isteyen ile barış yapılır. İlla ben savaş istiyorum diyenzalimdir. Savaşta kimse kazanmaz. Barışta kimse kaybetmez. Irkçılık yapanlar hiçbirzaman haklı değillerdi. Tanrı huzurunda konuşamaz ve cevap veremez olacaklar.
· Bir oyunun içine itildiğini, kullanıldığını, hata yaptığını kabul edenve barış isteyen bir Öcalan var. tan 1,5 yıl barış istiyor. Geçmişte terörükuranlar ve başına ırkçılığı kullanarak atayanlar biliniyor. Ergenekondan ilkcezaevine giren işçi partisi lideri Doğu Perinçek, Yalçın Küçük gibi adamlarilk görülenlerden teröre emir verenlerden Abdullah Öcalanı kullananlardandır.Bu ülkede çok oyunlar oynanmış. Terörün görünen liderlerinin ardındakiler asıltehlike imiş. Yıllarca Öcalan’ı hem kullandılar hem de zarar verip dalgageçtiler. Defalarca askeri çemberden çıkardılar, halkı aldatmak için uçaklayakalattılar. Hem Amerika’ya sevgi ve sempatizanlık sağlanırken, birtakımistekleri imzaladılar. Öcalan kullanıldığını ve hata yaptığını fark etti. Buyanlıştan dönmek istiyor. Kendisinin de Kürtleri de bu oyundan kurtarmakistediğini söylüyor. Her hangi bir insan düşmanlıktan vazgeçip geçmiştekiyanlıştan dolayı sizden özür dilese ve pişmanım deyip barış istese onureddedemezsiniz. İşte bu olay da böyledir.
· Telegraph gazetesi 'Kürt aktivistler Paris'te suikasta kurban gitti'başlığı ile duyurdu. Suikastin Abdullah Öcalan ile Türkiye hükümeti arasındayaklaşık 30 yıldır devam eden çatışmayı son vermek üzere bir 'Yol haritası'çıkarmak üzere anlaştıkları zamanda olduğuna dikkat çekti.
· Kürt meselesinin çözümü yolunda kamuoyunda büyük bir umut doğmuşken bubarbarca ve provakatif bir eylemdir. Toplumun çoğunluğu tarafından desteklenenbarış çabalarına darbe vurulmak istendiği aşikardır."
· Vesayet düzeninin Hükümet tarafından yıkıldığını gören Ve arınmış birhükümet olduğunu fark eden barışçıl tavrına el uzatan Abdullah Öcalan barışsöylemlerini defalarca söyledikten sonra barış havası esmiştir.
· Terörün kurucuları ve A.Öcalan’ı kimin atadığı bellidir. A. Öçalankonuşacak ve pek çok şeyi söyleyecek. Türkiye düşmanları iyice açığa çıkacak.Gizlilikler ortaya çıkacak. Türkiye2de terörün ardındakiler ve onlarınbirlikteliği açıkça görülecektir.
· Öcalan kullanıldığını anlamıştır. Üzerine oyunlar oynandığınıgörmüştür. Türkiye düşmanlığı yapanların ona büyük destek verdiğini görmüştür.A. Öcalan şimdi rabbin kralı ile barışçıl bir devlet anlayışı olduğunu görmüşve barış istemiştir. Pişmanlığı ile barış isteyen Öcalan kardeşliği bozan derinyapılanmaların yargılandığını görünce ve karanlık güçlerin zayıfladığını farkedince hakkı söylemek istemiştir. Barış isteyen Öcalan kardeş katlini önlemekistemiştir.
· Kürt sorununun çözümü için hiçbir harekette bulunmayan ve katliamseçeneğini isteyen zalimane anlayış tanrıya hesap verecektir.
· BDP yüzde 6 oy almıştır. Doğu halkının gönlünü almak, onlarınvarlıklarına saygı duymak ve kardeşliği sağlamak çok önemlidir. Geçmiştedüşmanlığı oluşturanların menfaatlerine bugün alet olmamak ve kirli emelleoluşturulan çatışmayı sürdürmemek gerekir.
· Barış sürecinde provakasyonlar, farklı kaynaklardan terör olaylarıgelebilir. Bu saldırılar devam edecektir. Dış ve üç güçler bölgesel ve küreseldengelerde barışı baltalayacaklar.
· Demokratik açılım, barış görüşmeleri ve çözüm süreci Kürt sorununda üçaşama gerçekleşti. Rabbin kralının barış çabaları ve yumuşak girişimleri olumlusonuçlar vermeye başladı.
· Terörün bitirilmesiyle başlatılan barış süreciyle sadece terörün sonaermeyeceğini yanı sıra karanlık bir devrin de kapılarının kapanacağını söyledi.Erdoğan "Türkiye'nin makus tarihi değişecek. Türkiye yeni bir sürece yenibir geleceğe yürüyecek. "Bu ülkede Türkiye'nin tamamında anneler derin biroh çekiyor." diyen Erdoğan "Bize sürekli terör bitince ne olacak diyesoruyorlar. Terör bittiğinde "Güzel" olacak. Ölüm haberlerininolmadığı sabahtan daha iyi ne olabilir. Türkiye'de kardeşliğin tarihi yenidenyazılırken kimse dışarıda kalmasın.." dedi. Kürt halkından akil adamlara:Yıllardır Cudi Dağı'ndan çiçekler toplamak Ağrı'da piknik yapmak, Fırat veDicle kıyılarından piknik yapmak istiyorduk. Bölgede huzur ve güven olmasınıistiyorduk. Bu yolda göstereceğiniz tüm çabalar adına milletimiz adına teşekkürediyorum.
· Barzani vesayet düzenindeki Türkiye’den çok çekiniyordu. GeçmişteTürkiye tarafından çok oyuna getirilmişti. Türkiye meşruiyetini yitirmişti.Türkiye’yi yöneten bozguncu güçler Kürt halklarını da birbirine düşürmüştü.Kirli planları yapan inançsız insanlar bir bir ülke yönetiminden temizlendiler.Barzani zaman içinde Erdoğan’ın samimi olduğunu gördü. Güvenilir olduğunudürüst olduğunu anladı.
· Rabbin kralı dedi ki: ‘Allahın izni milletimin hayır dualarıyla busüreci sonuna kadar götüreceğiz. Bu sürece yapıcı bir rol almak isteyen varsamedyaya, bütün STK' lara sesleniyorum. Tüm MHP lideri ve arkadaşlarınınüslupsuz, mesnedi olmayan iddialarına ve yaklaşımlarına kulaklarımızıkapatacağız. Bu süreç BDP için çok önemli. Terör örgütünün silah bırakması BDP 'yisilah sultasından kurtaracaktır. Paris'teki PKK'ların saldırısından sonraTürkiye'yi suçlamak gerçek faillere hizmet eder. Bu büyük bir sorumsuzluktur.’ Dedi
· MHP lideri Bahçeli kim de Türklüğü sahipleniyor. Kendisinde bu yetkiyibulurken tehditkar söylemleri hangi haktan almaktadır. Kabadayı edasıylahareket eden anlayış ne kadar hukuki ve demokratik olabilir ki. Tanrı ve halkbu anlayışa dur diyecektir.
· Barış olacak diye ırkçılık yapanların kin ve düşmansı söylemleri ateşpüskürmeleri kimseyi korkutmayacaktır. Hem terörün çözümü için hiçbir şeyyapmayacaklar hem de terörün sonlandırılma çabalarına öfkelenecekler. Varlığınıkorumak isteyen ve terörün varlığının devam etmesini isteyen anlayış kaosortamından beslenen anlayıştır.
· Irkçılık üzerinden ülkeyi sahiplenenler düşmanlık fitilini ateşlediler.Barış için oluşan çözüm sürecini istemeyenler neden savaşın ve çatışmanın devametmesini isterler. Barışa hayır diyerek terörün devam etmesine nedenolmaktadırlar. Barış onlara kaybettirmez tam tersi düşmanlık ve savaş onlarakaybettirir.
· Terörün ve ırkçılık düşmanlığının bitirilmesi için kıllarınıkıpırdatmayanlar zalimane bir tavırla katletme havası gütmektedirler. Hayır bizbarış istemiyoruz. Onların soyunu keseceğiz ve hepsini öldüreceğiz diyenlerşeytana uymaktadırlar. Bu zalimane anlayışları şeytani bir etkidir. Bu üstünolma öfke ile katletme yetkisini nereden alıyorlar. Şeytan kuru inatla asilikederken şiddetle saldırganlıkla öldürmek niyetindedir.
· Osmanlı’nın yıkılışıyla Osmanlıcılık ve ümmetçilik anlayışı dayıkılmıştı. Anadolu’da yeni bir anlayış ırkçılıkla beraber Türkçülük ortayaçıktı. Türkçülük, Kürtçülük Ermenicilik ve Rumculuk kısacası ırkçılık dünyayazulmettiği gibi Anadolu’ya da zulmetti. Son on yılda yaşananlar Türkçülüğün veKürtçülüğün de çöktüğünü gösterdi. Meğer bunların arkası da boşmuş. Bir hiçuğruna birbirlerimizi öldürüyormuşuz. Irkçılığın çöktüğü ve anlamsızlaştığı bir döneme girdik. Terörü bitirmekiçin girişilen barış görüşmeleri ırkçılığın çöktüğünü ve kardeşçiliğinbaşladığının ilk işareti olmuştur. Osmanlı’nın tekrar filizlendiği birgerçektir.
· Şehit aileleri kinci tavırlarından da vazgeçmeli ve barışı istemelidirler.Geçmişte Kürt-Türk düşmanlığını oluşturan ilk bozguncuların ardına kinleriyledüşmemelidirler. İntikam ve kan davası zihniyetiyle hareket etmek şeytanınişidir. Ama öfkesini yutup barış için affetmek ve gelecek nesillere barış dolubir yaşam bırakmak onlar için çok hayırlı ve şeref olacaktır.
· Barışın karşısında olanlar teröre ve düşmanlığa destek vermektedirler.Gelecekte nesillerin katliamına fırsat açanlardır. Gençlerin ölmesine nedenolan anlayış yarın tanrının huzurunda nasıl hesap verecekler. Irksal mücadeletemelsiz ve anlamsızdır. Birtakım vesayetçilerin keyfi için bu düşmanlık sürsünisteyenler kendilerini vicdan hesabına çekmelidir. Bu düşmanlıktan ve ırksalsavaştan hem şikayetçi oluyorlar hem de barışı istemiyorlar. Barış tüm sorunlarınçözümüyken savaş ve düşmanlık siyaseti güdenler yanlış yoldadırlar. Şeytanauymuş anlayış barıştan nefret eder. Tanrı barışı sever ve dini barış dinidir.Bir zamanlar devlette insan odaklı halkı kollayan merkezi bir otorite yokken budüşmanlıklar ortaya çıkmıştır. Devlet, devlet değilken yasaların insanlarıkoruduğu ve halkın güçlü desteği yokken kurum ve silah başındaki bazı üstrütbeli komutanlar ırkçılık yaparak ülkeyi ayrıştırdılar. 1980 yıllarındaKürtçülük, Türkçülük , bozuk bir anayasa ve çetelerin at koşturduğu bozuk birortam meydana geldi. Ohal için doğuya baskı yapan komutanlar Kürt halkınıötekileştirdi. Bir yandan devlet bir yandan Derin devletin tekelindeki PKK aynıköyü basıyordu. Şimdi bu düşmanlık ortadan kaldırılacaksa buna karşı çıkanlareski sistemin hukuksuzluğundan beslenenler karşı çıkmaktadır.
· 1789 Fransız ihtilalinin getirdiği ırkçılık ve insanlardakiparçalanmaya il Kürt-Türk kardeşliğiyle dur denilecektir. Ve zamanla yeryüzündetüm düşmanlıklar yavaş yavaş kalkacaktır. Yeryüzüne barış hakim olacaktır. RTEbu barış havasına öncülük edecek ve tüm yeryüzündeki husumetler belli bir zamansonra sona erecektir. Barış ve kardeşlik havası ülkelere ve kıtalara dalgadalga yayılacaktır. Her ülke ve kıtalarda yaşanan ırkçılık ve ayrımcılığın tekçözümü barıştır. Yeryüzünde barış hakimolurken bozguncular beslendikleri kaos ortamını kaybettiklerinden şiddetisteyeceklerdir. Her beldedeki vesayetçilerin bu çabaları boşa çıkacaktır.
· Geçmiş bir dönemde bozguncular tarafından oluşturulmuş Kürt ve Türkdüşmanlığı bugün barış sürecine girmiştir. Dün barışı dahi konuşamazken bugündüşmanlığın sonlandırılması için adımlar atılıyor. Yarın barış sağlandığında Bukardeşliğin ülkeyi zirveye taşıyacağı kaçınılmazdır. İlk kardeşliği Hz İbrahim’in iki torunu Kurdave Turka yapacaktır. İkisi de peygamber soyundan gelen halklardır. Yeryüzündeen son düşmanlığa düşürülen öz kardeşlerdir. Ama barışı isteyen de ilkkardeşler olacaktır. Yeryüzüne barış havası da bu topraklardan yayılacaktır.Gün gelecek Türkiye büyük bir tehdit altına girdiğinde Kürt halkının müthiş birdesteğini görecekler. Bugün kardeşliğin karşısında olan vesayetçiler ve dağkadroları aldıkları dış destekle hak uğruna savaşanları alt edemeyeceklerdir.
· Rabbin kralı Erdoğan, terörün sonlandırılması için sabırla süreklibarış girişiminde bulunarak, yumuşakça hep olumlu adımlar attı. Barışındoğmasında Erdoğan’ın getirdiği süreç zamanın getirdiği yumuşak taplo çokönemlidir.
· Kürt halkı ve lideri Abdullah Öcalan barışı tercih etmekle Fransızihtilaline ilk sopayı vurmuştur. Kürtlere ilk kurşunda Fransa’dan gelmiştir. Bundan sonra Avrupa’daPkk’nın tüm bürolarına Kürtlere ve kürt halkına karşı sürekli öldürme suikastve infaz olayları görülecektir. Yıllarca Türkiye’ye karşı kürt halkını kullananve terörle Türkiye’yi yıpratmaya çalışan inançsız Türkiye düşmanları kaybetmeyebaşlamıştır. Avrupa’da ve dünya’daetkili olan dünyanın ardına düşmüş inançsız yapı ilk ve büyük darbeyi almıştır. İsrail anlayışlı sömürgeci yapı yıkılmayayönelik ilk işareti almıştır. Bunca yıldır destekledikleri halka savaştanvazgeçtikleri için silah doğrultacaklar. Avrupa’da pek çok yerde bazı Kürtvatandaşlar öldürülecek.
· Rabbin kralı Tayyip Erdoğan, ‘Terörün sona erdirilmesi için yürütülensürecin, terörün bitmesini istemeyen çevreler tarafından engellenmeyeçalışılacağını belirterek, ‘‘Bu çevreler iftiralar, ithamlar, aslı olmayandedikodularla milletin zihnini bulandırmak için her yola tevessül ediyorlar veedeceklerdir’‘ dedi
· Terörün ortadan kaldırılmasına yönelik barış girişimleri baltalanmayaçalışılıyor. Propaganya yapanlar, ırksal kışkırtıcı açıklama yapanlar, süreciitibarsızlaştırmak isteyenler her türlü yolu denemektedirler. Barışınkarşısında olanlar Erdoğan’ın kardeşlik çabasını engellemek için her şeyiyapıyorlar. Terörle Erdoğan2ı bir tutanlar, Öcalan ile Erdoğan ismini berabertelafuz edenler sanki terör kardeşliği ve birlikteliği imajını vermekistiyorlar. Yıllarca terörün sürmesine destek verenler Öcalan2nın varlığınısürdürürken bugün barış sürecinde ikisinide hain ilan ediyorlar. Öcalan barışistemiyle hainlikten ve terör savunuculuğundan çıkmıştır. Barış isteyenle barışyapılır. Bu güne kadar geriden Öcalan’a destek veren Erdoğan’ın siyasimuhalifleri şimdi mevcut saltanatlarının yıkılmasından korkmaktadırlar. Devleteyerleşmiş vesayet yıkımına direnmektedir. Erdoğan ile Öcalan’ı aynı kategoridetelaffuz edenler terörün sürmesini isteyenlerin ta kendisidirler. Savaşın,terörün bitmesini istemeyenler basit ve kinci söylemlerle barışıengelleyemeyecekler.
· A:Öcalan hem dışardan hem içerden çok kullanıldığını gördü. Türkiyedüşmanlığı yapanlar A.Öcalan’a destek verdiler. Öcalan terörün arkasında ırksalbir kitle olmadığını ve Kürt halkının kullanıldığını fark etti.
· MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İmralı ile yapılan görüşmelereilişkin, ''terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın, Türkiye'nin ağırlık merkezihaline dönüştürüldüğünü, gelişmelerin boyutunu ve yönünü tayin edecek sözdeakil adam seviyesine çıkarıldığını'' savundu. Ey ırkçılar siz misiniz akiladamlar. Piman olmuş, vazgeçmiş, kullanıldığını anlamış, oyuna getirilmiş,amacın kürt halkının hakları olmadığını görmüş, din düşmanı şeytanın yanındayer almak istemeyen barış isteyene red olmaz. Tam tersi savaş isteyen akildeğildir. Zulkarneyn peygamber insanları ikiye ayırır. Savaşı isteyenler vebarışı isteyenler diye. Savaşı isteyenler şeytanın tarafındadır. Barışıisteyenler Allah’ın tarafındadır. Herkes fikrine göre çıkarına ve sonucundatercihine baksın. İnsanların ölümü üzerinden varlığını sürdürmeye çalışanlartanrıya mutlaka hesap verecektir.
· A.Öcalan baktı ki çevresinde kendisine destek veren karanlık güçler vedış destekler Kürt halkının çıkarlarını ve temel haklarını savunmuyor. Onlarsadece Türkiye düşmanlığı yapıyor ve bununla da beni ve örgütü kullanıyorolduğunu anladı. Bunun üzerine barışı seçerek doğru bir yola girmeye kararverdi. Rabbin kralı Erdoğan’ın çağrılarına icabet etti. Şimdi sorunu çözelimdiyen aldatıcıların gerçek yüzü ortaya çıktı. MHP, CHP ve dış güçler karanlıkniyetleriyle barışa karşı çıktılar.
· Erdoğan Öcalan’ın barış isteğinden sonra BDP’lilerden hala sert karşıtsöylemler yükseliyor. Liderleri barış istiyoruz derken BDP liler hala savaşsöylemlerinde eleştirilerde bulunuyorlar. Bunun üzerine Erdoğan ‘Dağdaki ilekucaklaşanı bir defa İmralı'ya göndermeyiz. İki, şu ana kadar verdiklerimesajla bu ülkenin hassasiyetlerine darbe vuranları bu noktada aracı olarakkabul edemeyiz. Çünkü onların, oradan aldıkları mesajı farklı şekilde götürmeihtimalleri oluyor.’dedi.
· Özgürlüklerin ve barışın karşısında olanlar sahiplendikleri fikirlereve ideollere bir baksınlar. İnsanların karşısında olanlar kirli fikirleri,karanlık çıkarları ile egemen olma yarışı nereye kadardır. Hiçbir vesayetayakta kalamayacaktır. Sadece insanlara hizmet eden dine hizmet ettiğindenayakta kalmayı başaracaktır. Tüm batıl ve tabular yıkılmaya mahkumdur.
· Milliyetçiliğe ve MHP'ye karşı halk gün geçtikçe kötü bakacaktır. Vezamanla bu saçma anlayış yıkılacaktır. Varlık mücadelesi veren etnik fikir, hakyolda olmadığı için asla insanlar tarafından tutulmayacaktır. Kürt açılımı,demokratik açılım, milli birlik ve kardeşlik projesi olarak ifade edilen birlikve barış projelerini ırkçılar anlayamıyor. Irkçılar ve düşmanlıktannemalananlar, barış yanlılarına çok aktörlü şer lobisi diyor. Acaba onlar mışer lobisi barışçılar mı. Irkçıların gerçek amacı etnik temelli bir devlet mi.Ve sadece kendilerine mi adil düzen. Ayrımcılığın büyüğünü yapanlar nasıl barışgibi söylemlerde bulunabilirler. Bu nasıl tezatlık ve nasıl bakarkörlüktür.
· "İmralı görüşmeleri, uzun bir süreç; Terör örgütü mensupları sınırdışına çıkacak. 70 bin korucu var bunlar 30 yıldır teröre karşı savaşıyor. Irakbölünüyor. Pişmanlıktan yararlananların nasıl döneceği gibi soruların cevaplarıuzun zaman istiyor. Aslında Ak Parti anayasa ile taçlanacak sürecin altyapısınıhazırladı. Anayasa sadece bu işin tacı olacak. AK Parti'nin doğu ve güneydoğudaneler başardığı ortada... Bugün devlet ve millet kaynaşmasında gecikmişliklerihızlandıran bir Türkiye var."
· "Barış ve kardeşlik projesine çalışılırken bir taraftan terörörgütüne akıl verenler var. Türkiye halkına düşman olan saltanatçı anlayış buhalkın özgürlüğünü ve ilerlemesini hiçbir zaman istememiştir. Bunun için hertürlü çabayı sarfedecekler. Yakın zamanda neler olacak. İmralıyıetkisizleştirmek isteyen yeni hamleler göreceksiniz. Bölge yenidenşekillenirken Türkiye'nin Ortadoğuya çıkmasını istemeyenler... Katardoğalgazının Türkiye'ye gelmesini istemeyenler, birilerinin Ak deniz'e çıkmarüyası, Doğu Akdeniz'de güç mücadelesi var. Çöken Avrupa’dan medet uman, İsrailve haçlı zihniyetinden destek alan Yunanistan ve Kıbrıs’ın zamanlataşkınlıkları görülebilecek.
· Erdoğan’a gittiği yerlerde barışı nasıl getireceksiniz. Bu işi nasılçözeceksiniz, çözülünce ne olacak diye soruyorlar. Defalarca bunun cevabınıverdiler ama anlayamadılar, hala da sormaya devam ediyorlar. Halklar barışıister oldu ama ırkçılıktan nemalananlar bu düşmanlığı sürdürmek istiyorlar.Onların derdi milletin zihnini bulandırmak. Onlar bu ülkede barışı istemezler.Millet olarak barışı isteyeceğiz ve yeryüzüne barışı yayacağız. Böylece herbölgede ayrımcılıktan beslenenler kaybedecekler. İnsanlara tanrının dininegelin diyeceğiz. Tanrının dini barış düşmanlıkları bırakın barış süreçleribaşlatın diyeceğiz.
· Doğuda artık insanlar geleceği satın alıyorlar. Silopi'deki termiksantral olumlu gelişme yaşandı. Devlete karşı suçları affedebilirler. Nitekimgeçmişte devletin sahiplerinin kim olduklarını biliyorlardı ve hepsiyargılandı. Artık silah değil siyaset telkini yapılmalıdır. Kandan haramiliktenve yağmacılıktan beslenen dağ kadrosu başka bir meslek bulamayacağından teröredevam edeceklerdir hatta kendilerine destek olacak DHKPC gibi Mossad gibipatronlar arayacaklardır. Nitekim yıllarca doğu Anadolu’da kontrol edemedikleribaskıcı olan ve kandan beslenen terör yıllardır doğu Anadolu’ya kan kusturangerçek terördür. Bunların amacı Kürt-Türk meselesi değil beslenmek içinseçtikleri kötü ve batıl yoldur.
· Türkiye-Suriye sınırında bombalı eylemler yapanlar ve Türkiye’de birkaos imajı yaratmaya çalıştılar. Türkiyeyi tahrikler ile savaşa çekmeye çalışmaların ardında küreselortamda karalama kampanyası yapmak ekonomik yükselişini durdurmak büyümesini vegüçlenmesini önleme çabaları gözlenmiştir.
· Her türlü taahhüt ve güvence vermelerine rağmen silahlarıbırakmıyorlar. Barışı sevmeyenlerin seçtikleri kazanç yolu çok kötüdür. Barışınkendilerine bir şey kazandırmayacağını düşünenler kolay kazanç olarakseçtikleri yöntem ne kadar kötüdür.
· Kışkırtıcı tavırlarla ucuz, çirkin siyaset yapan Kürtler de vardır.Fransa’ya kendi efendilerine, örgütlerine soru soracak cesareti yoktur.
· İnsanların hassasiyetlerini istismar ederek, onları yanıltmakisteyenler amaçlarına ulaşamayacaktır.
· Ermenilerin, Rumların, Terörün arkasında Fransa olduğu ortaya çıkmıştır.İngiltere Fransa ve Rusya birinci dünya savaşından sonra dünya egemenliğineyerleşmişti. İnanan insanlara, barışa ve Türkiye düşmanlığı yapan bu üç ülkeAmerika gibi bir ülke doğurmuşlardı. Bozguncuların birlikteliğinde oluşan yenidünya düzeni savaş, şiddet, öldürmek, gasp dünyayı elde etme dönemiydi. Sonyüzyıl şeytanın egemenliğinde karanlık son çağ olarak yaşanmıştır.
· Var oluş mücadelesi veren MHP barışla yok oluşuna öfkelenmektedir. Vedirek şiddet istemektedir. MHP neden terörün devam etmesini istiyor. Savaşsiyaseti güdenlerin barışa tepkisini olsa da barış daima kazanacaktır.
· Barış isteyenler birbirlerine iyi sözler. Olumlu yaklaşımlarsergilemelidir. Suçlayıcı ve karşı tavır almaktan artık çekinilmeli ve barış vekardeşlik havası estirilmelidir. Liderlerin yaydığı hava topluma tamamenyansır.
· Barış görüşmeleri sürerken terör saldırıları ve olayları devam ediyorsabu husumetin ve barışın karşısında olanlar var demektir.
· Türkiye’de terör 5 başlı bir yılandır. Türkiye düşmanlığı yapanlar birbedende birleştiler. Çözümü istemeyenler. Çözümü tıkamaya çalışanlar. Çözümü vebarışı destekliyorum deyip de çözüme hiç faydası olmayanlar gerçekte barışı hiçistemediler.
· Düşmanlığı ve ırksal var oluşu terör olayları ve ölümler sürdürmektedir.Bozguncuların yok oluş sürecinde var oluş mücadelesi veren karanlık güçlerdüşmanlığı fişeklemekten ve insanlığı kullanmaktan başka bir şey yapmadı.
· Barışın karşısında olanlar türlü bahaneler bulmaktadırlar. Barış,ayrılık ve çöküş getirir diyenler çözümlerin ve büyümenin karşısında olanlardı.
· Terörün bitmesini istemeyenler ve ırkçılıkta ısrar edenler 1789 Fransızihtilali fitnesine kapılmış Osmanlı ve barış karşıtı anlayıştır. Bu çatıdainançsız birlikteliği vardır.
· Irkçılıkta ısrar edenler Barış sürecinde sert ve tehdit içerensaldırgan söylemlerde bulunuyorlar.
· Artık ırkçılık anlayışı yıkılmaya başlamıştır. Terör ve ırkçılıksöylemleri en çok 1990-2000 arasında güçlendi. 2000-2010 arasında zayıfladı.2010-2020 arasında çöküşe geçti ve yıkıldı. Irkçılık zayıflarken terör olaylarıarttı ve var oluş mücadelesi vermeye başladılar. Irkçılık yok oluş sürecindeiken bu düşmanlık ortamından beslenenler kaybedeceğinden varlık mücadelesivermektedirler.
· Yıllardır Kürtçe hutbe okuyanlar var, vatan bölünmedi. İnsanlarbeyninden bu korkuları atmalıdır. Kürtçe hutbe okumakla kardeşlik bölünmez. Herulus kendi lisanında hutbe okumalı ve ibadetlerini etmelidir. Gerçekleri vedini daha iyi anlayacağından kardeşliğe daha yakın olacaklardır. Din,kardeşliği ve aynı kültürü sağlar. Zarar vermeyeceksin ve kötü düşünmeyeceksindiyen bir din, farklı lisanlarda da olsa toplumları temel felsefedebuluşturacaktır. Dine özünden anlayanlar hangi kıtada olursa olsun barışınkarşısında olamayacaktır. Küresel kültür, lisanda değil aynı anlayıştadır.Doğru yolu tercih etmiş insanlar kardeşliği koruyacaktır.
· Kürtlerle Türkler ayrılmaz birbütündür. Tanrı bilerek bu toplumları birbirine girişik yaratmıştır. Kürtlerle Türklerin 10milyon karışık evlilikleri vardır. Öcalan, tipik bir örnek, annesi Türk, babasıKürt. Tayyip Erdoğan Türk hanımı Kürttür. Ve Anadolu halkı hep bununörnekleriyle dolup taşmıştır. Tanrı ta ilk baştan beri bu iki kardeşi birbirinedestek olarak yaratmıştı. Ve hep beraber yürüdüler yaşam yolunda.
· MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, ''Milliyetçilik vazgeçilmez,terk edilemez ve daima yüksek bir değer olarak kalacaktır, bu realitedenrahatsız olanlar, Türk milletinin değerleri ve kıymet hükümleriyle savaşanlar,havanda su dövdüklerini er geç anlayacaklardır'' ifadesini kullandı. Bu ısrarinsanlık karşıtıdır. Kardeşliğe vurulan bir ayrımcılıktır. Kökünü önemserkenbütünü inkar etmedir. Vesayete hizmet etmektir. Menfaatleri doğrultusundahareket etmektir. Barış’ın karşısında olanlar kuru inatlarından vazgeçmelidirler. Savaş siyaseti yapan ayrımcılar boş heveslerpeşinde koşmaktadırlar. Kazanacakları rızıklar ve saltanat kısa ve geçicidir.Bu söylemler şeytana uymuşluğun göstergesidir.
· Irkçılığın ve her türlü ayrımcılığın ardından kim gittiyse daimaküçülmüştür.
· Terör meselesi bilinçli olarak Türkiye’nin tüm enerjisini kaybetmesiiçin karanlık güçler tarafından oluşturulmuştu. Halifeliğin tekrar doğmamasıengellenmişti. Bu halifelik bildiğiniz manadaki İslam halifeliği değil, insanhalifeliği idi. Tüm dinlerin emrettiği insanın korunması ve adil düzen idi.Osmanlının çöküşünden sonra tekrar Osmanlı anlayışı doğmaması için terörükullandılar. Bu anlayış cihan adaleti, cihan kardeşliği (Barış) ve doğruluktu. Bugün bu terör, Türkiye'ninbütün potansiyelini kullanmasına engel oluyor. Bu konuları yakında Türkiye'ningündeminden çıkacak. Çözüm süreci, ülkenin ve dünyanın menfaatinedir.
· Barış yapılamaz düşüncesini yayanlar bu yetkiyi nereden almaktadır.Birbirlerine düşmanca cani yakıştırması yapanlar bir gün bu düşmanlığınbitirilemeyeceğini neden kabullenemezler. Daha bunlar gibi sorulacak çok soruvardır.
· Kürt sorunu ve İmralı süreciyle Türkiye sınırlarını genişletecek.Ortadoğu’ya daha kudretli açılacak. 'Ergenekon ve Balyoz'u değişime direnenşiddetçilerin tasfiyesi olarak nitelenebilir.
· Hedef, İsrail'e dost bir Kürt varlığı oluşturmaktır. AKP, Kuzey Irak'ınTürkiye'ye bağlanması düşüncesinin ve bir sonraki aşamada Türkiye topraklarınınbir kısmını da içine alacak daha büyük bir Kürt devleti fikrini tamamen yıkmıştır.Türkiye eski Osmanlı anlayışıyla Musul ve Kerkük topraklarının kardeşlik içindehuzurla kalmasını sağlayabilirdi. Elbette ırkçılık anlayışının yeryüzündenyıkıldığını göreceğizdir.
· Tuncelili sanatçı, siyasetçi ve aydınlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'namektup yazarak Kürt sorunun çözülmesi için barıştan yana tavır almasını istedi.
· Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Diyarbakır’da barış sürecine ilişkin'Allah muhabbetimizi daim eylesin, aramıza fitne fesat sokmak isteyenlerefırsat vermesin' dedi.
· Başbakan Erdoğan, terörün bitirmek için kararlı olduklarını belirterek,güzel gelişmelerin olduğunu söyledi. Erdoğan, "Hep beraber bu sürecibaşarı ile bitireceğiz." dedi.
· Asıl terör çıkartmak, ülkeyi karıştırmak ve taşkınlık yapmak isteyenlerişçi partisi ve CHP zihniyetidir. Taksimde park olayı ile halka yönelik iyiyeniliklere karşı çıkmakta ve taşkınlık etmektedirler. Sosyal medyada asılsıziddialarda bulunmaktadırlar. Ülkeyi karışık ve kaosta göstermektedirler. OnlarArap baharını kullanarak Türk baharı çıkarttık gibi bir çabaları vardır.Halbuki Türkiye’de onlara karşı seçimlerle referandumlarla bahar başlamıştı.Onlar eski saltanatları için taşkınlık ediyorlar. Herkese özgürlüğü ve barışısırf çıkarları için istemiyorlar. Onların taksim kavgası Mısır’ın meydankavgası gibidir.
· Türkiye’de sayısız terör olayları engellendi. Engellenemeyenlerden birtanesi reyhanlı saldırısıdır. Türkiye büyüdükçe ve inananların güç merkezidünyada etkili oldukça tüm bozguncu güçler terör saldırısıgerçekleştireceklerdir.
· Hatay Reyhanlı'da meydana gelen patlamalar milleti tuzağa düşürmegirişimidir. Ancak oyuna gelmeyiz, "Bu bize yapılan ilk saldırı,provokasyon, tuzak girişimi değil. 30'a yakın suikast girişimini atlatmış birErdoğan var. Partisini kapatmaya çalışan zihniyetle, Türkiye'ni kalkınmasınıkabullenemeyen zihniyetin organik bağı var. Bugüne kadar yılmadık, tehditlerekulak asmadık, bundan sonra da bizi hiçbir şekilde kimse yıldıramaz. Çünkü bizbu yola çıkarken kefenimizle çıktık. Biz bu milletin huzurunun, refahının,muktedir olmasının hayallerini kurarak bu yola çıktık. O hayallerimizden degeri dönmeyeceğiz."
· Türkiye’de sendika meselesi konuşulmalı, sendikal vesayeti yıkılmalı,bağımsız sendikalar olmalı sendikalar birilerine çıkar sağlayan marjinalgruplara hizmet eder hane gelmiş.
· Terörün bitmesiyle Güneydoğu'da ekonomik patlama gerçekleşecek ve biranda hava değişecek. Kürt kardeşlerimiz Türkiye’ye herkesten daha çok sahipçıkacak. Orada yaşayan Kürt kardeşlerimiz hayata başka bakacak. Onlar hayatıyaşayamadılar, baskı gördüler, göç ettiler. İstihdam ve gelir noktasında buinsanlar kendini bulacaklar. Artık yeni bir hava Güneydoğu'da esmeyebaşlayacak. Etnik anlayışa dayalı temelsiz ayrılıkçı mücadele yanlıştı. PKKyani silahlı mücadele en büyük hata idi.
· Çözüm süreci ile birlikte bölgede yaşanan iyimser hava ekonomiye de canverecek. Terör yüzünden değerlendirilemeyen kıymetli araziler, sanayiye, tarımave hayvancılığa açılacakken, keşfedilmeyen doğa harikaları içinde turlardüzenlenecek. Bölge her alanda yatırım patlaması yaşayacak ve işsizlik sorunu dabüyük oranda çözülmüş olacak.bölgede yatırım patlaması olacak.Güneydoğu Ortadoğu’danişçi göçü bile alabilir. Gelecekte Ortadoğu’nun kalbi durumuna gelecek. Tümbunlar muhtemeldir.
· Erdoğan, ''Çözüm süreci adını verdiğimiz bu yeni süreç, daha güçlü,daha özgür, daha demokratik, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri biradımıdır. Kimse bunu provoke etmeye gayret etmesin. Bunu ne Kılıçtaroğlu neBahçeli provoke edebilir. Yeter ki milletim desteğini bizden esirgemesin''dedi.
· Erdoğan, son dönemde yapılan reformlarla, İstanbul'u aynı zamandaküresel bir finans merkezine dönüştürdü. Ve İstanbul için şunlarısöyledi:"Açıkçası İstanbul, Birleşmiş Milletler için önemli bir merkezolma kapasitesine sahip. Dünya barışı için, medeniyetlerin ittifakı için,hoşgörü için, adaletli bir küresel kalkınma için, İstanbul'un BirleşmişMilletler'in merkezlerinden biri olmasının son derece isabetli olacağınıvurguluyor, bu arzumuzu burada yinelemek istiyorum."
· Demokratikleşme paketleri, yeni kanunların ve anlayışların yürürlüğekonması resmen tabuları yıkmaktadır. Düşmanlıkların kaldırılmaya ve herkeseözgürlük sunarken barışa ve birliğe geçişi hızlandırmaktadır. Budemokratikleşmeye karşı anlayış tamamen İblis’in tayfasındandır. Saltanatlarınıkaybedenler dünya telaşındadır. Barışa ve demokratikleşmenin önüne taşkoymaktan başka işleri yoktur.
· Erdoğan: -Yıkım yapımdan daha kolaydır. Bozmak tamir etmekten dahakolay, çatışma uzlaşmadan daha kolaydır, ağlatmak güldürmekten daha kolaydır.-İftira,doğrudan daha hızlı yayılır. Biz AK Parti olarak zora talip olduğumuzusöylemiştik. Muhalefet, bozmanın, çatışmanın mücadelesini veriyor, biz barışınmücadelesini veriyoruz. Onlar öldürmenin ağlatmanın mücadelesini veriyor bizise yaşatmanın ve güldürmenin mücadelesini veriyoruz. Statüko olduğu için terörvar. CHP ve MHP politikasını değiştirdin bu ülkede terör biter. Terör biterseCHP ve MHP biter. Bunlar 30 yıl boyunca biri birine beslediler. Birbirlerinecan suyu verdi. Terör olduğu için BDP ortaya çıktı, terör olduğu için BDPvarlığını ilan etti. Bu ülkenin gündeminden terörü çıkarırsak, CHP, MHP ve BDPkaybolacaktır. Bu mevcut politikalarıyla asla ayakta duramayacaklar.Kendilerini gözden geçirecekler.
GEZİVE KÜRESELLEŞEN KUTUPLAŞMA
· Yeryüzünde iyileşme sürdükçe ve insanlık adına iyi adımlar atıldıkçaöncelikle Türkiye’de olmak üzere yeni terör örgütleri türüyecek. Bazılarıbüyüyecek bazıları yok olacaktır. DHKP/Cneden öne çıktı? Irkçılık temelli örgütlerde terör örgütüne dönüşecektir.
· Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisinden sonra patlak veren gezi parkıolayları dış güçlerin startıyla başlamıştır. ABD, Rusya ve İngiltere desteklibaşlayan olaylarda tam bir israil anlayışı vardır. Gezi Parkı eylemlerinin dışbağlantıları çözüldü. Mısır’da ve Türkiye’deaynı anda başlayan olaylarda Mısır’da askeri darbe gerçekleşti. Türkiye’de deolaylar sürekli tırmandırılmaya çalışılıyor. Ancak tanrı her şeyin farkındadır.O’nun tokadı geriden gelir ama şunu bilin ki sert gelir. Tüm bu kurmaca çabalarve planlar kendileri için sert ve kötü bir yıkılış getirecektir.
· Gezi parkı olayları gibi sokakta şiddet olayları hiç bitmeyecek vesürekli artacaktır. Ülke ve dünya karışacak diye korkulara kapılmayın.Zalimlerin egemenliğinin gitmesi için bunların olması gereklidir. Birtakımçatışmalar ve krizler yaşanacaktır. Kötülerin egemenliği tam gitmedikçe dünyadahuzur hiçbir zaman olmayacaktır. Onların yönetiminde devam edelim anlayışıkorkakça ve inançsızcadır. Ve insanlığabüyük zulümdür. Bozguncular ancak insanların öldürülmelerini devam ettirirler.Buna dur demeyen ve hakkın yanında olmayan cephesinde sorumludur.
· Gezi parkı olayları inançsızların tahammülsüzlüğüdür. Zorla ve şiddetlehalkı bastırma girişimidir. Bu halk şiddete başvurursa asıl onlar bu büyükkalabalıktan korkmalıdırlar.
· Gezi parkı olaylarında dünyanın takındığı tavrı gördük. Bazı yayınkuruluşlarının hiçbir bilgi almadan Türkiye’yi tehdit görerek yayın yaptıklarıgörülmüştür. ABD'nin en büyük gazeteleri Türkiye'nin imajını sarsmaya çalıştığıbiliniyor.
· Sosyalist Enternasyonal Konseyi, İstanbul'da Hilton Convention'datoplandı. Her fırsatta Türkiye'yi kötüleyen CHP, hazırlattığı 'Gezi videosu'ile Başbakan Erdoğan'ı dünyaya şikayet etti.
· Türkiye halkı 7 bölgeden ve 12 kabileden oluşmaktadır. Türkiye halkı tanrının İsrail halkıdır. TanrıErdoğan ile Türkiye ye ve dünyaya rahmet etmektedir.

 

Benzer konular

sevdur

Acemi Üye
Silver
#2

· Tarih boyunca peygamberleri öldüren vesayet kendini Tanrı yolundasanırdı. Günümüz Yahudiliği, tanrı karşıtı ve şeytan taraftarlarındanoluşmuştur. Tanrının dinini yeryüzüne yerleştirmeyi hedefleyen bu anlayış;doğruluk çizgisinden ayrılmış dünya egemenliği için çalışan ve zulmeden biranlayış haline gelmiştir. Kutsal kitaplara göre Yahudiler Dünya içinçalışmazlar hatta Ahiret için çalışırken baskı görürler ve tanrı onlarıkurtarır ve yeryüzünü onlara varis bırakır. İşte Günümüz Yahudiciliği yeryüzünesahip olma çabası ve bununla zulmetme yetkisi bulmuş zalimlerdir. Ne büyüktezatlıktır ki bu çarpıklığı anlayamamışlardır. Ahir zaman Yahudiliği olangünümüz Yahudiliği yani siyonizm, Tanrı ve Ahiret için çalışmak yerine dünyaviamaç için çalışan şeytani güçtür. Günümüz yahudiciliği ötekileştiren,ayrımcılık yapan bozgunculuktan kazanan anlayıştır. Tanrıdan çok inançsızegemenlere hizmet eden ahiret hedefinden çok dünya hedefi kuran hukuksuzlardanoluşmaktadır.
· İnançsızların Yahudilik çatısında buluşarak dünya egemenliği içinmücadelesi uzun zamana dayanmaktadır. Son dönemlerde Osmanlı’nın gerilemesiyleOsmanlı ve din karşıtlığı iyice ortaya çıkmış, İslam’ın doğduğu dönemin rövanşıalınmak istenmiştir. 600’lü yıllarda dünyaya egemen güçler dini bahane ederekyönetimlere sahipti. Halkı sömürüyor, dini kullanıyor ve insanlığa zararveriyorlardı. Tanrı Arap yarımadasına elçisi Muhammedi, dinini ilan etmesi içingöndermişti. Dönemin vesayetçileri aynı zamanda dini liderleri sırfkıskançlıklarından ve saltanatlarından dolayı ona karşı çıkmışlardı. HalbukiMuhammet onları doğru bir yola, barışa ve adalete çağırıyordu. Üstelik onlarındinlerini doğruluyor ve destekliyordu. Ancak hakka uymadıklarını söylüyordu. Dönemindinsel baronları ve sistemlerin sahipleri ona karşı mücadele etmişlerdi.Böylece tanrının dinini karşılarına almışlar dünya kazancı karşılığındaahretlerini ve ardındaki büyük kitleleri yoldan saptırmışlardı.
· Siyonizm'in başlangıcı kabul edilen 1897 yılından önce bile kendileriniYahudi olduğunu ilan edenlerin Filistin topraklarına göç ettiği görülmüştür.Filistin'e ciddi Yahudi göçü 1882 yılında başlamıştır. 1890'lı yıllarda,Theodor Herzl Siyonizme yeni bir ideoloji ve fiili aciliyet katarak, DünyaSiyonist Örgütü'nün (WZO) oluşturulduğu 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrindedüzenlenen ilk kongrenin toplanmasını sağladı. Herzl'in amacı, Yahudi devletihedefinin elde edilmesi için gerekli hazırlık niteliğindeki adımlarıbaşlatmaktı. Herzl'in Filistin'i hakimiyeti altında tutan Osmanlı yöneticileriile bir siyasi anlaşma yapma teşebbüslerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıüzerine başka hükümetlerin desteği arandı. Filistin'de küçük ölçekliyerleşimlere destek veren WZO, Yahudilik duygusu ve bilincini güçlendirmeye vedünya çapında bir federasyon kurmaya odaklandı. Abdülhamid ve yakın çevresi ileSiyonizm'in en önemli ismi olan Herzl arasında 1896'dan başlayarak altı seneboyunca yoğun temaslar yaşandığı kanıtlanmıştır. Osmanlı Arşivleri'nden 19Nisan 1900 tarihli bir belge de Abdülhamit Yahudi göçüne izin verilmiyor.Siyonizm öncesinde, Yahudilerin Kutsal Topraklara dönüşü fikrinin Hıristiyanlartarafından desteklenişi uzun bir tarihe sahiptir. Siyonizme destek veren ilkünlü isimler arasında, Britanya Başbakanları David Lloyd George ve ArthurBalfour, ABD Başkanı Woodrow Wilson ve Siyonizme destek vermeye yönelikfaaliyetleri yüzünden Britanya Ordusu tarafından Filistin'de görev yapmasısüresiz olarak yasaklanan Orde Wingate de bulunmaktadır. CarletonÜniversitesi'nden Charles Merkley'e göre, Hıristiyan Siyonizmi 1967'deki AltıGün Savaşı'nın ardından kayda değer ölçüde güç kazanmıştır ve başta AmerikaBirleşik Devletleri'ndekiler olmak üzere, birçok dönemselci Hıristiyan, bugünSiyonizme güçlü destek vermektedir. Görüldüğü gibi Dünyacı anlayışın kademekademe güç kazandığını tespit edilmiştir. Ardından patlak veren birinci dünyasavaşının arefesidir 1800lü yıllarda yaşananlar. Tanrı tarafında olduğunu iddiaedip tanrının israel krallığını kurmak için çalışanlar insanlığa ve adem’insoyuna zarar vermekteydi. Halbuki tanrı bu krallığı kendisi kuracaktı. Tarihhep böyle örneklerle doludur.
·

· Yeryüzünde insanlık her geçen yüzyılda daha kötüye gitti. Din ayrımcılığını, mezhep ayrımcılığı takip etti. Sonra da köken, ırk ayrımcılığı ile insanlık en kötü hale geldi. Tüm bu ayrımcılıkların temelinde ötekileştirerek sahiplenme, hırs ve dünyayı kazanma çabası vardı. Her bölgede sahiplenen ayrımcılar kendi vesayetlerini kurdular.
· Avrupa Kıtası'ndaki gen yapısına ilişkin en kapsamlı araştırma ilginç veriler ortaya koydu. Uluslararası bir grup tarafından yapılan gen çalışması, Avrupa’nın gen yapısında 4 bin yıl önce gizemli bir kırılma olduğunu gösteriyor. Avrupa’daki ilk çiftçiler de gen haritasına göre Anadolu kökenli. Yani Eski dönemde Anadolu’da yaşayan gog ve magog adındaki halklardır. Nature Dergisi’nde yayınlanan bir makalede Avrupa’nın genetik yapısının 4 bin ya da 5 bin yıl önce ani bir değişim yaşadığı ve Avrupa DNA’sının değiştiğine ilişkin bilimsel veriler paylaşıldı. Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde bulunan Eski DNA Merkezi’nde çalışmayı yürüten Alan Cooper, “İlginç olan bu ilk alt-Avrupa kültürünün 4 bin 500 yıl önce yer değiştirmesi ve bunun çok açık ve başarılı bir şekilde yapılmış olması. Büyük bir şey meydana gelmiş ve bunun arkasındaki şey ne biz onun peşindeyiz” dedi. Aslında bilim adamları o dönemde Zulkarney’nin Gog ve Magogu kovduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.
· Zulkarneyn peygamberden binlerce yıl sonra gog ve magog milletleri kazanma ve yayılmacı anlayışlarıyla tekrar eski topraklarına geldiler. Bozgunculuk üzerinden kazanma çabaları ve yayılmacılığı sürekli devam etti. Hatta Gog’un torunlarında Ram’ın soyu yani Rum kolu Anadoluya gelip yerleştiler. Bu arada büyük peygamberler geldi geçti. Yeni dinler yaşandı en son bölgesel de olsa İslam egemenliği yaşandı ama din ayrımcılığı yeryüzünde çok etkindi. Müslüman halklar her bölgeden göç etmek zorunda kalmışlardı. Çünkü inananlar yeryüzünde sürekli baskı gördüler. Müslümanlar rahat bırakılmadılar, Kafir ve münafıkları saymazsanız Nasaranın, budacıların, Zerdüştlerin baskı ve saldırılarından yılmışlardı. Yerleşecek toprak bulamamışlardı. Peygamber dönemi olan 600’lü yıllardan sonra 900 ve 1000’li yıllarda inananlara bu baskı iyice arttı. Bu halk Tevrat tabiriyle Tanrının İsrail halkıydı. Bu halklar Türklerin öncülüğünde 1071’den sonra 12 kol olarak Anadoluya girdiler ve yerleşmeye başladılar. Bahsettiğimiz gibi o dönemde Nuh’un isyancı torunları olan Gog ve magog’un nesli Anadoludaydı. O dönem güçsüzlerdi ama sayıca çoklardı ve Türklerin gelişleriyle kuzeye ve batıya giderek yerleştiler. Bugünün Avrupasını ve Rusya’sını oluşturdular.
· Batıda yükselen antisemitizme verdiği bir tepki şeklinde başlayan Siyonizm, inandığını sanan ve dünyayı isteyerek menfi birlikteliği olan bir topluluktur. Osmanlı anlayışı insanlığa zarar vermeyen iyi niyetin ve adaletin temsiliydi. Bu anlayış şeytanın egemenlik anlayışı olan Siyonizm’e tepki göstermişti. Buna da antisemitizm dediler. Avrupa’da Siyonizme destek veren halklar, Hristiyanlığı savaşla yayma anlayışını ibadet sanarak dünyaya hükmetme, ele geçirme yarışı başladı. Yahudi anlayışını kullanarak başladılar. Ancak hakkın karşısında yani Yahudi anlayışının karşısında olarak batıl cephede yer aldılar.. Dünya’da ve Avrupa’da inanan halklar bu Siyonizm dalgasıyla mücadele etmişlerdi. Zamanla Siyonizm güçlenerek hakim güç halini almıştır. Ve 11 Eylül ile en parlak dönemini yaşamıştır.
· Siyon, Tevrat'ta Tanrı tarafından Yahudilere vaat edilmiş bir ülkedir. Ama bu Yahudiler günümüz dinsiz Yahudileri değildir. Tanrı yasalarına bağlı kalan ve dünya için mücadele etmeyen mazlumlardır. Günümüzde arap baharıyla başlayan özgürlük uyanışı demokrasiye ve barışa sahip çıkmakla kemale erecektir. Bu öncülüğü yapan bölge siyon yani şam yani İstanbuldur. Kötü yönetimler altında ezilmiş mazlum halklar frangalarından kurtuluyor. O dönemde ki Siyon, barışa ve adalete sahip çıkan doğrulukla mücadele eden inançlı bir bölgeydi. Siyon’u Yahudiler konum ve yer olarak algılamıştır. Halbuki öyle değildir. Müslümanlar da Mehdi’nin Medine’den çıkacak beklentisinde ve bu bölge ile dünyaya hükmedileceği söylenmektedir. Aslında Medine halkı mazlumlara kucak açan, inançlı özelliğine sahiptir. Türkiye halkı bu şehirlerle tamamen benzerlik göstermektedir. Bu günümüzün Türkiye’si tanrının vaat ettiği Siyon’dur. Ve Müslümanların Medine’sidir. Çağlar öncesinden yerler misaller bulunduğu konum amacıyla değil özellikleriyle anlatılırdı.
Coğrafi keşifleradıyla hırsızlık ve gasp meşrulaştırıldı. Çetelere ve korsanlara, ticaret yapankoloni dediler. Delikli demirle öldürmeyi kolay bulanlar öldürerek vegasbederek sahip olmaya başladı. Avrupa ve kuzeyi ülkelerden gemiye binerekuzak kıtaları yağmalayanlar sürekli ganimetlerini ülkelerine taşıdılar. İnsanköle, elmas, altın ticareti yaptılar. Bir dönem bu sürdü sonra petrolükeşfettiler. Ve kazanma yarışı gittikçe daha kötü hale geldi.
· 1.dünya savaşındaüçlü itilaf devletleri olan İngiltere-Fransa-Rusya dünyada karanlık bir dönembaşlattı. Ve ardından dünya için hırslanan yağmacıların kurduğu Amerika devletidünyayı kötü bir hale getirmiştir.
· Barışın en büyükdüşmanı Fransız ihtilali olmuştur. Ulus devlet anlayışı çok yanlıştı vesaçmalıktı. Fransız ihtilalinin ortaya çıkardığı milliyetçilik iflas etmiştir.Sürekli ayrışma ve her egemen kendi saltanatını kursun anlayışı eksik vehatalıydı. Irkçılık ve ayrımcılık savaşları ve ölümleri getirdi. Halbuki hepsiAdem’in evlatlarıydı.
· Sanayi inkılabı silahlanma yarışını getirdi. Sosyal alandaki gelişmelersilah alanından çok sonra gelişti. Bu işğal aynı zamanda halkın örf adet vekurallarına da bir işğaldi. Yani evrensel değerler çiğnenme şamasına gelmişti.Yeni yönetimler halk karşıtı, kanunsuz devlet statüsündeydi. Silah üstünlüğünüele geçirenler evrensel anlayışla değil de batıl bir çabayla işgal etmeyebaşladılar. Her yerde halka karşı işgal vardı. Napolyon’un Mısır’ı işgaletmesiyle ilk kırılma gerçekleşmişti. Anadolu’yu cumhuriyet döneminde işgaletmeye kalkmışlardı. Birinci dünya savaşı sonrası bir işğaller zinciri yaşayandünyanın yönetimleri zorbaların ve inançsızların egemenliğine geçmişti.
· İnsanlık tarihine baktığınızda yeryüzünde benzer ve sayısız dünyasavaşları gözlenmiştir. Bu savaşlar aslında iyilerle kötüler arasındayaşanmıştır. İyilerin egemenliğine peygamberler öncülük etmiştir.
· Osmanlı-Rus savaşları inananların bozguncu rus halkıyla savaşıydı. Rusya silah üstünlüğüyle ve hırsıyla Ortadoğu’yave dünyaya çok zulmetti. Silah üretti ve sattı. İpleri hep elinde tuttu.Bölgeye egemen oldu. Rusya balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’nun bir kısmındaetkili bir ülkeydi. Suriye, İran,Kıbrıs, Yunanistan Rusya’nın etkisindeydi. Ruslar inançlı Anadolu halkının son kalıntılarınıda 1910’lu yıllarda ortadan kaldırmak istemişti.
· Kudüs'ün İngilizler tarafından 1917 yılında alınmasından sonraİngiltere'nin Fransa ile birlikteliği çıkarlar doğrultusunda sürmeye devametmiştir. Bu birliktelik 2017 yılında son bulacaktır.
· İngilizlerin kurtuluş savaşında Osmanlı halkını yok etmek için dünyanınher yerinden topladıkları askerleri harekata hazırladılar. Halkları veaskerleri aldattılar. Hint,Avustralya,Anzak hatta Müslüman birlikleriningetirilişi Osmanlıyı yıkmak için şeytani bir tasarıydı. Osmanlı’nın 1918 Eylül ayında büyük MegiddoSavaşı Osmanlının yenilgisi ile sonuçlanmıştır. İnananlar kurtuluş savaşında yenik düştüler.Kalanları da aldatarak halka karşı 1923’de kendi cumhuriyetlerini zorbalıklailan ettiler.
· Dünya savaşında İngilizler Fransızlar ve Ruslar çok büyük oyunlaroynadılar. Ulusları birbirine kışkırttılar. Ortadoğuyu ve Arap yarımadasınıkarıştırırken Yunanlılarla Türkleri oyaladılar. Yunanlılar hayalperetti vehırslıydılar. İngilizler, Anadolu halkının başına Yunanlıları sardılar veonlara çok yalan vaat ettiler. İngilizler Arapları aldattı. Taraftarlarınasilah temin ettiler. Yeni yönetimleriyle ticaret ve koloni anlaşmalarıyaptılar. Böylece inanan mazlumlar muhalif konumuna düştü. Böylece her ulustainananların anlayışı yıkıldı. İnançsızların devlet üzerinden hakimiyetibaşladı. Yasalar değiştirildi ve manevi değerleri yıprattılar. Zamanla bölgeye veyeryüzüne düşmanlığı yaydılar. Osmanlı İmparatorluğunun dağılış sürecindekisavaşlar sonucunda inançsız yönetimler yeryüzüne hakim olmaya başlamıştır.İnanan yönetimlerin mücadelesi olsa da inançsızlar ve yönetimleri zaferkazanmaya devam etmişlerdir. Arap baharıyla tam tersi süreç başlamıştır.Diktatör yönetimler ve saltanat sürenler bir bir yıkılmaktadır.
· Osmanlının yıkılışıyla yeryüzünde kardeşlik, barış veadalet anlayışı da yıkılmıştır. 1789 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe bir savaşaçıldı. Ve sülalecilik, köktencilik üzerine kurulu ulus devlet anlayışı ortayaçıktı. Yeryüzünde düzeni sağlayacak merkezi bir otorite olmayınca beyliklerdönemine benzer ülkeler dönemi başladı. Güçlünün zayıfı ezdiği, savaşların,çatışmaların ve mücadelelerin yaşandığı bir dünya haline geldi. İnsanlığa sahipçıkacak, adaleti ve huzuru sağlayacak bir küresel devlet kurulana dek bumücadeleler sürdü. Bir ara ABD bunu sağlıyor sandık gördük ki küresel terörünnedeni ABD’nin yönetim anlayışıydı. Silah, petrol ve savaş siyaseti üzerindenayakta duran bir ülkeydi. ABD’nin ulusal çıkarları için yeryüzünün kaostaolması gerekiyordu. Barış ve adalet adını kullanarak savaş ve silah siyasetiyleayakta kalmaya çalışan bir imparatorluktu.
· Osmanlıyıkötülemenin her yolunu kullandılar. Padişahlar arasında kardeş katli vaciptirgibi saçmalığı tarih kitaplarına koydurdular. Padişahları haremli uçkurunadüşkün gösterdiler. Gerçekte böyle bir şey yokken harem zırvalığını uydurdular.Kellevurduran padişahlar, gönül eğlendiren ve zevklerine düşkünmüş gibi gösterdiler.Osmanlıyı kötüleme anlayışı Avrupa’da Amerika’da olduğu gibi ülkemizde de aynı anlayışıtaşıyan zihniyet vardı. Bu zihniyet doğruluğu ve dini emirleri reddeden inançsızlarınanlayışıdır. Barbar Türkler anlayışıyla muhteşem Süleyman dizisinin anlayışıaynıydı. Savaşmayı seven Osmanlı, savaş isteyen Türkler gibi gösterilmesibilinçli provakasyondu.
· Osmanlı devletiaynı zamanda İslam dünyasının da önderiydi. Osmanlı sultanları halifeydi. 1919yılında Osmanlı çökerken insanlar kendi aralarında para toplayıp, ekonomikyardımda bulunmak istediler. Sonra insanlık karanlığın içine gömüldü.
· Osmanlı’nın diniliderliğini korumak için Hilafet hareketi ortaya çıkmıştı. Hindistan’daki buhareket Güney Afrika’daki Müslümanlar’ı da etkiledi. Osmanlı’nın dini liderliğiyüzyıllar sürdü, sadece 1919’dan sonra yıllardır Osmanlı’nın bu liderliğiyoktu. Bu liderlik Türkiye ile bugünlerde yeniden doğdu. Ama bu liderlik sadeceislamı kollamıyordu. Tüm insanlığı ve tüm dinleri kapsıyordu.
· Avrupa Yahudilerinin (Avrupalı inançsızların) kıtanın dört bir yanında inananlarınadaletine ve barışçı tavrına yani Osmanlı anlayışına yükselen tepkilerinartması siyonizmi doğurmuştur. Gerçekinananların ve mazlumların antisemitizmle kendilerini inananlar olarakniteleyen hukuksuzlara(Siyonistlere) bir tepki olarak doğmuştu. laik inançsızların temeli din düşmanlığıyapmaktı. Dini ayırırken dinsiz ve kuralsız devlet anlayışlarını yönetimlereyerleştirmişti. Siyonizm, dinkarşıtlığıyla çıkılan amaçta modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur.Çünkü din milliyetçiliği yapılmaktadır.
· T.Erdoğan'ınfarklı kültürleri anlamak gibi bir toplantıda Siyonizm ile anti-Semitizmarasında kurmuş olduğu bağlantı karşısında dehşete düştük" diyenler yıllarca kendizulümlerini anlayamayacak kadar kör idiler. Onlara silah gücüyle zulmederekyönetme gücünü kim verdi. Tanrı mı hayır tanrı böyle bir yetki vermez, onlar şeytanauydular. ABD kongresinden bazı üyeler Başbakan Erdoğan'a bir mektup yazmış vebu sözlerini geri almasını istemişlerdi. Basbakan doğru söylemiştir. Hatta dahailerisine gidip Siyonizm ile terör aynı şeydir demeliydi. Küresel bozguncularbu gerçekle mutlaka yüzleşecekler.
· Hristiyanlığıniçinde şeytanın yoluna uyan Protestanlar bir dönem sonra aşırılığa giderekzamanla evangalizmin yolunu tutmuş ve Savaş tanrısı şeytanın ardınadüşmüşlerdir. Hak yolda olduğunu söyleyen bu yağmacılar Tanrıya ve dininedüşmanlık etmekteydiler.
· Antizemitizm (Yahudi karşıtlığı) Osmanlı’nın gerileme ve dağılmadöneminde haksızlığı ve silahı yol edinmiş gog ve magog anlayışındakiinsanların ortaya çıkışında Avrupa halkının verdiği tepkidir. Yahudi düşmanlığıOsmanlı yıkılırken iyice etkinleşti. Ama onlar gerçek Yahudi değildiler.Kendilerini Yahudi ilan eden Tanrı karşıtlarıydılar. Gerçek hayatta müthiş birtezatlık vardı. Tanrının dinini savunanlar dinsizliği yol edinmiş halklarolarak karşımıza çıktı. Dini uygulamayan ama dini çıkarlarına alet etmişyahudilik anlayışını gördük. İnsanlığasahip çıkıyormuş gibi görünüp insanlara sıkıntılı bir düzen ve insanlık karşıtıbir dönem gördük. İşte inananların inançsızlara tepkisine antisemitizm yaniYahudi düşmanlığı denildi.
· Antisemitizm, insanlığa sahip çıkan Tanrı taraftarıdır. İnananların ‘Dünyaiçin Yahudilik ‘anlayışına verdiği bir tepkidir. İyi bir düzene karşı çıkan veİsrailoğulları olduğunu iddia edenlerin azgınlığına karşı doğmuşturantisemitizm. Doğru yolu terk etmiş anlayışın karşısındadır antisemitizm.Yahudilik dünya için mücadele eden, yönetimi zorbalıkla yürüten, hedeflerineulaşmak için insana ve insanlığa zarar veren hukuksuzluğu yol edinmişegemenlerin vesayet ve saltanat kavgasıdır. Siyonizm dünyayı savaş alanınaçevirmiş, baskıcı yönetimler getirmiş, petrol ve yeryüzü hazineleri içinmücadele etmiştir.
· Gog ve MagogAnadoludan kuzeye göç etmiş iki kavim. Bunlar İngiltere ve Rusya’dır.Bozgunculukta öncülük eden bu iki kavime yeryüzündeki tüm inansızlar herulustan destek verdiler. Böylece küresel egemenlikleri gerçekleşti.
· İblisin temel felsefesini uygulayan İsrail anlayışı. :İblis dünyayı tercih etmiş bir insana sen tanrı için mücadele ediyorsun diyorve Yahudi olduğuna inandırıyor. Sonra da öğüt veriyor."Evlat bir bahçeyesahip olacaksın. O bahçeyi öyle büyüteceksin ki, orası senin ve kardeşlerininvatanı olacak. Sen o vatanın kralı olacaksın. Başka vatanların krallarıkraliçeleri senin emrinde olacak. Dünyadaki herkesi o bahçede yetişenlerlebesleyeceksin. Bahçende yetiştirdiklerini istediğine vereceksin. İstemezsen vermeyeceksin.Dilersen, aç kalıp ölecekler. Ekmek isteyene tohumu sen vereceksin. İstemezsenvermeyeceksin. Almak için ayaklarına kapanacak, yalvaracaklar. Verdiğin tohumunmeyvesi lezzetli zehir olacak. Bir tarlaya bir kez düşecek. Hasadı tek olacak.Yine kapına gelecekler, yine yalvaracaklar. Sen istersen vereceksin. Kendin vekardeşlerin onlara verdiklerinden yemeyeceksin. Kendin ve kardeşlerin içintohumu kendinden çıkan ürünler yetiştireceksin.""Bütün insanlığıhasta edeceksin, sonra onlar kapına gelip derman dilenecekler. İlacı sendeolacak. Dilediğine vereceksin, istemezsen vermeyeceksin. Dilersen yaşayacaklar,dilemezsen ölecekler.""Sen bütün dünyadan çok olacaksın. Az olsan daçok olacaksın. Sen herkes olacaksın, ama hiç kimse sen olmayacak. Sen acıtacaksın,ama o bağırmayacak. Acıtan da bağıran da sen olacaksın. Onları azaltacaksın,ama sen savaşmayacaksın. Sen yeryüzüne savaş tohumları ekeceksin. Başkalarınabiçtireceksin."
· İslam dünyası kendi meselelerine kendisi kafa yoracak vekendi enstrümanlarını kendisi geliştirecek bir noktaya gelmezse sıkıntılaryaşanmaya devam edecek. Her bölgede halk insani odaklı yönetimleri kurmakzorundadır.
· Hangi millet vetoplum ne olursa olsun barışa adım atıyorsa tanrının rahmetine mazharolacaktır. Savaş isteyenlerle barış isteyenler inananlarla inanmayanlarıntemelini oluşturmaktadır. Kötülüğü, kargaşayı ve insanların arasınınbozulmasını isteyenler şeytanın yolunu tutmuştur. İyiliği, esenliği vekardeşliği inşa edenler Tanrının yolunu tutmuştur.
· Irk ve inanç ayrımcılığı yapanlar hep insanoğluna zarar verdi. Geçmişinhesabı hukukla sorulacak. Aralarında husumet olanların Silahları bıraktırılacakve barışta buluşacaklar.
· Değişim içinkılını kıpırdatmayan zihniyet değişimi yapmaya çalışanları tehdit olarakgörmektedir. Kazançlarının ellerinden gideceğinden korkan baskıcılar değişimedirenmektedir. Değişimin önünü tıkayanlar hiç yorulmadan kolayca gelirlerikendine akıtarak halkın üzerinden kazanıyordu. Mazlum halkın üzerindenkazananlar baskıcı ve kapalı rejimi sürdürüyorlardı. Dünya son yüzyılda buanlayışla yönetildi.
· Eski sistemyozlaşmış ve köhnemiştir. Yeryüzünün kaynaklarına sahip olmak için her yerekendi adamlarını atayan ve sömürgecilik anlayışıyla dünyayı yöneten sistemartık çökmüştür. Gerçekten insanlığa hizmet etmek isteyen seçimle gelen veçalışma aşkında olanlar yeni sistemin sahipleri olacaktır. İnsanlar içinsorunlara eğilen, problemleri çözen hiçbir kirli hesap derdinde olmayan biranlayış yeni düzenin mimarı olacaktır.
· Dünyada kapalı,köhnemiş bir rejim var. Kötü sistem azınlığı zengin ederken çoğunluğu esiralmış. İnsanlar her alanda sıkıntı çekiyorlar. Bu kötü düzenin sahipleritanrıya inanmıyor. İnsanlara haksızlık ve ölümler üzerinden kazanmayı yoledinmiş. Dünyada insana sahip çıkan merkezi bir güç ve halk desteği olmayıncameydanı boş bulan güçlüler dilediklerini yapmışlar. İnansızların egemenliğiböyle başladı. Ve insanlara zulmettiler. Ne vicdan ne de hesap sorulmadüşüncesi vardı. Hesap sorulamamazlık ve sorumluluk olmayınca yeryüzüne kötülükyayıldı.
· Bir taraftayiyecek bir dilim ekmek bulamayan yığınlar, diğer tarafta tıka basa doyan,yiyemediğini de çöpe atan bir kitle var. Bu sürdürülebilir, adil bir tablodeğildir. Kalkınma ya da refah da değildir. Bu hırstır, tamahtır,açgözlülüktür. Dünya malına sahip olmak için zulmü seçenler bu tabloyuoluşturmuştur. Gelir uçurumu geçmiş 200 yılın sonucudur. Zengin daha zenginfakirin daha fakir olduğu dönemler geçmişte kalacaktır.
· İnsanlıkkardeşliği böyle mi yaşayacaktı. Elbette tanrı kimilerine fazla kimilerine azverecektir. Kimileri işveren kimileri işçi olacaktı. Kimileri zengin kimilerifakir olacaktı. İnsanlar paylaşmasını ve kardeşliği başaramadılar. İnsan türükendi kardeşlerine dünya malları için mi zulmetti. Bunca ölümler suçlar dünyayasahip olmak için miydi. Tanrı dilerse evrende milyonlarca dünya var edebilirdi.Dünyanın sinek kanadı kadar değeri yoktu. İnsanın aldandığı şey ne idi. Allahher durumda insanı sınar. Paylaşmak kardeşliğin temelidir.
· Terör diyeadlandırılan halk hareketlerinin gerçekte doğru bir hak arayışı olduğunugöreceksiniz. Tarlalarına Topraklarına kaynaklarına el konulan ve sefalete veiç savaşa bırakılan halklar özgürlük mücadelesi vermektedirler. TanrıOsmanlının tekrar doğmasına izin verdi. Yeryüzü karanlık ve kötü bir dönemyaşadı. İnsanlar gerçekleri daha iyi anladı. Bir aydınlanma çağı yaşanmaktadır.Yeryüzünün gizlilikleri ortaya çıkıyor.
· Yeryüzündeki milletler üzerine planlanan oyunlar ve zulümler bir türlüsona ermiyor. Bu durumun en önemli sebebi asırdan asıra farklılık gösterensömürgeci anlayışın hâlâ devam ediyor olmasıdır. Sömürgecilik ve Ortadoğuüzerine Batı'nın sömürgeleştirme proğramı uygulandı.
· Sömürgecilikdünyanın son 250 yılına damgasını vurmuştur. Tarih boyunca birçok tarifiyapılmıştır. Kimileri kullanma, kimileri aldatma, demiştir. Bir Afrikalı"Beyaz adam bizim topraklarımıza geldiğinde onun ellerinde İncil, bizimelimizde topraklarımız ve inciler vardı. Şimdi bizim elimizde İncil var. BeyazAdam'ın ellerindeyse bizim topraklarımız.’’
· Dünya tarihinde inançlıyani insani yönetimlerin en sonuncusu MS 7 ve 15. asırdır. Batı bu dönemigenellikle bir kalemle geçilen, karanlık çağlar olarak adlandır. Halbuki budönem tam da dünya tarihinde inancın kardeşliğin ve insani değerlerin korunduğuadalet, kardeşlik dönemidir. İslam ve Türkler halifelik sancağını taşımıştır.MS. 7. asırda o günün dünyasının iki hâkim medeniyetinin -Sasani ve Bizans-burçlarının dibinde bir din doğuyor ve o din, doğduğu andan itibaren bulunduğucoğrafyaya yayılarak yükselişe geçiyor. Bu bir kırılma noktası. İlk otuz seneiçerisinde bütün Hicaz Yarımadası ve ilk yüz sene içerisinde de İspanya'danÇin'e kadar olan muazzam bir coğrafyada hem ruhuyla, hem fizikiyle var oluyor.Buna İslam Medeniyeti diyoruz. İslam Medeniyeti kendi dinamikleri içinde Sasanive Bizans'a rağmen yükselen bir medeniyet olmuştu.
· Amerika kıtası Osmanlınıngüvenliğinde bir adalet ve barış dönemi yaşayan ilkel toplumlarla doluydu.Ancak bu toplumlar inançlı dürüst ve asillerdi. Kabile halinde yaşasalar dainsani değerleri bilirler tanrıya yönelirlerdi. Kimse birbirini tehdit olarakgörmez ve zarar vermezdi. Bu günkü Amerika henüz yok ve kadim dünyanınhâkimiyeti Müslümanlar ve Türklerin elinde idi.
· Kalan AvrupaViyana'yla Fransa arasına sıkışmış durumda. Ada devletteyse Anglosaksonlarbulunuyor. Bu devletler bir taraftan kendi kökleri itibariyle Yunan, Roma,Latin geleneğine, bir taraftan Hıristiyanlığa dayalı bir kimlik arayışıiçerisindedir. Bir taraftan Müslümanların fetih hareketleri var, diğer taraftaniçeride din ve mezhep savaşları, tabii afetler ve salgın hastalıklarlaboğuşuyorlar. Feodalite nedeniyle o küçücük Avrupa kıtasında yüzlerce derebeyikendi içlerinde belirsiz bir çekişmenin içerisinde. İşte bu sırada çare olarak,kurtuluş olarak dünyaya açılıyorlar. Çünkü yapabilecek pek bir şeylerikalmamış. İşte bu dünyaya açılma süreci tarihteki bir başka büyük kırılmayasebep oluyor. Dünyaya sahip olma rüzgarı ve sömürgeciliğin ilk adımlarıbaşlıyor.
· Karanlık çağdançıkarken bulunduğumuz konumu ve zamanı anlayabilmek için dünyanın son ikidönemini incelemeliyiz. Birbiriyle çok bağlantılı nedensellikler sunmaktadır. Çağlar da birbirini etkiler dünya binlerce onbinlerce yılda değişimlerle bir noktaya doğru gider. İnsanlar, insanlarıninançları, algıları yaşam şekilleri etkilenir ve değişir.
· İslam medeniyeti,Osmanlılarla zirvesine ulaştığı bir zamanda hiçbir şey yokken Batı medeniyetininyükselişi gerçekleşiyor. Tarih içerisinde bu tür kırılmalar hep oldu. Dünyatarihini anlamak isteyenler bütün tarihî kırılmaları ve kendi var oluşmecralarını nedenleriyle anlayabilirler. Tüm insanlığın hizmetkarlığını ve birliğineyönelik çalışmaları kaybeden her toplum ve yönetim yıkılışa geçmiştir.
· Avrupalıdenizcilerin bir kısmı Batı'ya gitmişti. Ama sömürgecilik çağlarının başlamasıÜmit Burnu ve Afrika kıyılarından geçerek Doğu'ya giden denizcilerle başladı.Doğu'ya gidenler Afrika kıyıları, Hicaz Yarımadası ve oradan da Hindistan'a,Çin'e, Endonezya kıyılarına uzanmışlardı. Sömürgeciliğin başlangıcı ve kırılmanoktası böyle başlamıştı. Bu tamamen siyasi ve ekonomik ihtiyaçlarlaşekillenmiş bir yolculuk neticesinde karşımıza çıkan bir şey. Avrupa'da varolabilmek için ihtiyaç duydukları her şeyle karşılaşmışlardı o topraklarda;yiyecek, içecek, altın ve diğer kıymetli madenler. Doğu'ya gittiklerinde bunailaveten bir de ipek ve baharat gibi zamanın kıymetli emtiaları var. Aslında buticaret yıllardır vardı. Ama ne değişmişti. İşte değişen hırs, inaçsızlık veküfre düşmeydi. Sapıtacak ve zulmedecek toplumlar bir boşluk arıyordu sanki birkırılma bekliyorlardı. Zamanla oluşan yeni ortamda insanlığa sahip çıkacakmerkezi otoritenin boşluğuydu. İşte bu hısızlara zemin hazırladı.
· Batı'nınyükselişi denizlere açılmayla başlıyor. Aslında denizlere açıldıkları zamanamaçları uzak kıtalardan ticaret yapmaktı. Osmanlının egemenliği vekorumacılığı azaldıkça ilkel ve çaresiz halklara karşı niyetlerini bozdular.Kötülerin kolonileri haksızlık ve zulümle hızla güçlendi. Bunlar bir çeşitkorsanlık ve yağmacılık yapmaya başladı. Zamanla iyice abartarak uzakkıtalardaki halklara saldırmaya hatta insan ticaretine kadar gitti. Afrikanınve Amerika kıtalarının zenginliklerini sömürüyor ve halklarını köleyapıyorlardı. Afrika halkı daha çok köle edilirken Amerika yerlileriöldürülüyordu.
· Başlangıçtakikatliamlar sonraki yüzyıllarda yaşananların yanında çok fazla anlam ifadeetmiyor. Doğu'ya giden Avrupalılar burada kendilerinden daha gelişmiş birmedeniyet seviyesiyle, Batı'daysa daha ilkel bir seviyeyle karşılaşmışlardı.Doğu'da ilk yaptıkları şey yerli hâkimlerden izin alarak ticaret yapmakolmuştu. O dönemin mesela, Hindistan'daki hâkimleri Babürlüler hem teknolojik,hem ekonomik olarak Avrupa'dan çok yüksekte idi. Avrupalı tüccarlar kıyıbölgelerinde kurdukları küçük kolonilerle işe başlıyorlar. Bu koloniler, tarihemâl olacak olan kolonyalizmin türemesine sebep oluyor. Yani sömürgecilik bueşikten filizlenmeye başlamıştı.
· Yeryüzü tarihinebaktığımız zaman hâkimiyet mücadelesinde din adamları, tüccarlar ve askerlerönemli rol oynuyorlar. Dini kullandılar, tüccarlarla finanse ettiler,askerlerle ele geçirdiler.
· İnsan kaynağınıda kullanarak ve her türlü kaynağı haksız yere ve zorla el koymak sömürünün enaçık tarifi idi. Güçsüzü rehin alıp, satmak ve köleleştirmek nasıl kuralolabiliyordu.
· Başkalarına aither türlü kaynağa zorla sahip olacak ama bir taraftan da kendinizi meşrugöstermek kaygısı taşıyacaksınız, bu benim hakkım diyeceksiniz. İşte bunudiyebilmek için altyapı oluşturuldu. Ticaret faslı geçiyor el koyma dönemine başlıyorsunuz. Bunu da kendivicdanınızda, bulunduğunuz toplumda ve bölgesel medeniyette haklı göstermekzorundasınız.
· Tam bu sıradayavaş yavaş yükselmekte olan natüralizm, pozitivizm gibi inançlar ve reformunbize bıraktığı tortular imdada yetişiyor. Bu sürecin sonu da tahmin ettiğinizgibi ırkçılığa kadar uzanan ve 19. yüzyılda da Darwin'den beslenen ancak güçlüolanın yaşamaya hakkı olduğu, ancak güçlü olanın yaşayabileceği bir zihnî arkaplana doğru giden yolculuk başlıyor.
· Misyonerlik,başlangıcında olduğu gibi sadece Hıristiyanlığı insanlığa yaymak için kullanılanbir tabir değil. Misyonerlik, sömürge alanlarını genişletmek için kullanılanbir araç oldu. Dönemin yerli halklarının güvenini kazanmak için bir yolbuldular. Genellikle insani yardımlarla; eğitim, sağlık, ziraî teknolojiler vebuna benzer faaliyetlerle yerli halkı aldatarak ve kullanarak dünyayayayıldılar. Misyonerlerin faaliyetlerini şirketler finanse ettiler. Bugün degeçmişte de sömürgeciliğin başladığı dönemlerde de misyonerleri götürenler,para kazanmak için ticaret yapan firmalardır.
· Eğer kendi hayattarzınızı başka bir topluma ihraç edebiliyorsanız, yani kendi kültürünüzü başkabir topluma tanıtıp, kabul ettirebiliyorsanız, o zaman kendi kültürünüzünürünlerini de tanıtıp kabul ettirirsiniz ve ona talebi yükseltirsiniz. Başlangıçtabunun en yaygın yöntemi misyonerlikti. Ama Misyonerlik günümüzde milyonlarınhedef ini ve zihnini saptırmak için bambaşka bir şey.
· Komplocular aslındadinî değil sosyo-kültürel bir değişimin peşindedirler. Müslümanları Hıristiyanyapmak gibi amaçları yoktur. Öncelikli olarak yapmak istediği şey kitlelerinkültürünü ve kimliğini değiştirmektir. Yaşam felsefelerini dünyaya empozeetmektir. Zamanla haksızlığı ve zulmü doğru yol kabul ederler. İnsanları yoldançıkarırlar. Böylece hem onları kullanırlar hem de yönetirler.
· Felsefi açıdansömürgeciliğin askerî ve siyasî ve psikolojik üç boyutu var. Hemen her insandaolan bencillik, egoizm ve psikolojik unsurun içinde ırkçılık da var."Benim temsil ettiğim ırk, kültür ya da medeniyet üstündür!"anlayışı. Sömürgeciliğin varlık nedenlerinden en önemlisidir. Sömürgecilerdünyanın herhangi bir yerine uzandıkları zaman oradaki öncelikli hedef ekonomiksömürüdür. Buna dinî boyutu da ilave edebilirsiniz. Ama asıl amaç dünya ticaretinehâkim olup yönetmektir.
· Osmanlıegemenliğini kaybedince insani değerlere sahip çıkan otorite yıkılmıştı.Batı’da güçlüler kıtalardaki ilkel halklara baskı kurdular. Delikli demire vegelişmiş silahlara sahip olanlar mazlum halklara üstünlüğün etkisiyle kolaycahükmedildiğini gördüler. Aldatarak, uyutarak halklara hükmetmeye başladılar.Zamanla baskılarını ve yandaşlarıyla ticaretlerini artırdılar.
· İyilerinegemenliği yıkılıp, kötüler dünyaya egemen olmaya başladığında birtakım iyiniyet ve insani değerleri de kullandılar. Kendi yandaşları adına kullanılaninsani değerler diğer insanlar için zulüm oluşturuyordu. Zamanla yayılıpgenişlemeye başladılar. Kötüler dünyaya egemen oldukça insanlar parçalandılar.Düşmanlık ve savaş yeryüzüne yayıldı.
· Misyonerler,sanki insani gayelerle dini görev için hareket ediyorlardı. Belki kendileri deekonomik güce sahip baronların yönlendirmelerinden haberleri yoktu. Diniamaçları kullanarak kendi içlerinde kandırılanlar oldu. Gerçek amaç dışarıyaaçılma, kazanma, dünyaya sahip olma idi. Avrupalı din adamları, askerler vebaronlar insanlığa hizmet için değil onlara hükmetmek için hareketegeçmişlerdi.
· Bir taraftanticaret yaparak batı'nın kültürünü ihraç etmek üzere farklı kıtalarayöneldiler. Kıtalarda yerli halk arasında yaşayarak zamanla yeni bir düzenkuruldu. İnananların, iyilerin karşısında olanlar ve Osmanlı düzeniniistemeyenler uluslar içinde daima vardı. Kötüler, iyilerin egemenliğinde deolsa varlıklarını sürdürürler ve iktidar olacak bir ortam yakalayamamışlardı.Küresel bir hareket ile iyilerin çöküşe geçtiği dönemde her ulus içinde kötülerinhareketi ortaya çıktı. Her ulusta yandaş hükümetler kuruldu. İnançlı halklarzamanla bastırıldılar. Kitlesel sömürü hareketleri kendiliğinden oluşmayabaşladı. Çünkü inanmayanlarda bir dünya yarışı başlamıştı. Doğu'da, Afrika veOrtadoğu’da Batı'nın ürünlerine talep yükselmeye başladı ve böylece batı'nınürünleri satın alınmaya başladı. Yeni dönemin dünya haritasına şöyle birbakacak olursak; gemiler Avrupa'dan Batı'nın ürünleriyle Doğu'ya gidiyor,Doğulular bunları satın alıyorlar, sonra o paralarla Batılılar Doğulularınemtialarını alıyorlar. Böylece rövanş gerçekleşmiş oluyor ve gittikçegenişleyen sömürü düzeni de bu şekilde başlamış oluyor. Kolonilerin sınırlarıgenişledikçe nüfus artıyor, kurumlar yapılanmaya başlıyor. Artık Çin'de,Hindistan'da, Endonezya'da Batılı şehirler kuruluyor. Günümüzde inşaları sonaermiş olan bu şehirlerin tamamı Batılı dinamiklerle oluşturulan, Batılı hayattarzına göre tasarlanan şehirlerdir. Mimari doku öyledir, günlük hayat öyledir,kültür öyledir. İnsanların kılık kıyafetinden tutunuz, yiyecek içeceklerine vetabiatıyla bir müddet sonra da eğitimlerine kadar her nokta, Batı'nın hayattarzı ve kültür anlayışına göre şekillendi.
· Sömürgemekanizması sürekli kendini yenileyen ve geleceğini bütün ayrıntılarıylaönceden tasarlayan bir yeteneğe sahip olmuştu. Sömürgeci kolonilerin aynı amaçuğrunda birleşerek birleşik devletleri kurmasıyla artık dünyadaki düzene yönverecek bir yönetim masasına sahip olmuşlardı.
· Sömürgecilik veemperyalizmin insanlarla ilişkisi çok net görünmektedir. 40 ar senelik dilimlerhalinde programlar ve modeller değişime uğramıştır. Egemen güçler 40-50 yıllıkdönem içerisinde bir sonraki dönemin programları üzerinde sürekli çalıştılar.Ayakta kalabilmek için modellerin eskimesine karşı uygulanacak başka bir model,başka bir politika geliştirdiler. İyi gösterdikleri şeylerle kötülediklerişeyler arasında varlıklarını güçlendirdiler. İnsanların gözünde meşruluklarınıispat ederken insanlığı da yönlendirdiler.
· Amerikakıtasındaki bilindik yeni dünya Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilinceiblis yeryüzünde kudrete erişti.
· Dünyakaynaklarının kabaca % 80'ini dünya nüfusunun % 20'si kullandı. Bu süreçsömürgeci şirketlerle başladı. Sonra şirketleri devletleştirdiler. Devletlerşirketlerin emrini yürütür oldu. Sömürge modeli yorulunca bu defa yerliişbirlikçilere taşeronluk verdiler. Yerli işbirlikçiler modeli de eskiyince budefa tekrar şirketleşme modeline döndüler. Sürekli dönüşen modelin bugünümüzdeki adına küreselleşme deniyor. Dünya ölçeğinde bir hukuki zeminoluşturuldu.Bu zemin, bazen Birleşmiş Milletler'le, bazen benzeri başkauluslararası kuruluşlarla oluyor. Bu hukuki zemin aynı zamanda süreci yönetendevletlere dilediği yere müdahale yetkisini de veriyor. Müdahale yetkisinimeşru kılabilmek için de hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birtakım değerlerkullanılıyor. Birleşmiş Milletler'in son 10 yıl içerisinde Afganistan, Irak veLibya'ya müdahale yetkisi veren kararları, bir takım gizli gerçekleri gözlerönüne seriyor. İnsan hakları, can ve mal emniyeti gibi hiç kimsenin itirazedemeyeceği değerler kullanılarak Haçlı Seferleri gerçekleştiriliyor. Ortadoğuve Afrika’da yabancıların en az 20 katı Avrupalı bulunuyor. İlk haçlıseferlerinde kılıçlar, süngüler ve toplarla geldikleri bu topraklar şimdilerdeinsanlığın itiraz edemeyeceği (!) değerleri kullanarak gelen Avrupalılar var. İnsanhaklarını, demokrasiyi, can ve mal güvenliğini kullanarak dünya genelindeinsanların itiraz edebilirliği kaldırılıyor. Bu değerlerde samimi olmayanların gerçek niyetin ne olduğu aslındaanlaşılıyor. İnsanlar aldatılarak kullanılarak neler yapılmıştır ve dünyazamanla ne hale gelmiştir. Birbirlerini öldüren insanlar, kötü bir düzen vekaranlık bir çağ.
· 16. asırdanitibaren Avrupalılar yeni dünyalar keşfetme adı altında bilindik topraklara gözdiktiler. Eşkiyalık yapan korsanlar kazanç için deniz aşırı yollara çıktılar.Başka kıtalar bereketliydi. İlkel yaşayan halk bereketi kullanamıyordu. Dahadoğrusu dünyaya sahip olma hırs ve açgözlülük yoktu. Güven içinde yaşarlar vedoymayı afiyet sayarlardı. Gemilerle yola çıkanlar uçsuz bucaksız arazilerdeihtiyaç duydukları üretimi gerçekleştirebilmek için insanları vatanlarındankopartıp, köle olarak kullanmışlardı. Daha sonra Sanayi Devrimi gerçekleşip bukölelere ihtiyaçları kalmayınca alladılar, pulladılar ve 19. asrın başındainsan haklarını gerekçe göstererek köleliği yasakladılar. Bir de Afrika'daLiberya diye bir ülke kurdular özgür insanların ülkesi adında ve kenditopraklarındaki köleleri de oraya sepetlediler. Amaç insan hakları ya da okölelerin de insan olduğu vurgusu değildi. Amaç Sanayi Devrimi'yle birlikteartık üretim kölelerine ihtiyaç kalmadığı için o insanlardan kurtulmaktı, amabir çelişki yaşandı bu süreçte. Üretim köleliğine ihtiyaç kalmadı, sanayi icatoldu, makineler sınırsız üretimi yapmaya başlayınca bu defa tüketim kölelerineihtiyaç vardı. İşte o tüketim köleliği de 19. asrın ikinci yarısından itibarentüketme potansiyeli olan coğrafyaların kültür ve hayat tarzlarını değiştirerekonlara yeni bir modern, yeni bir ideal toplum anlayışı zerk ederek aranızda endeğerliniz en çok tüketendir denilebilecek bir prensibi bize kabul ettirdiler. Sömürgeciliğinson haddi tüketim köleliğiydi. Hatta öyle bir hale geldi ki içinde yaşadığımıztoplumun değer yargıları bize bunu dayatıyor, bizi lüks yaşama mahkûm ediyordu.
· İslamtoplumlarında Avrupai tarzda yetişen maddeci ve çıkarcı yeni entelektüel kesim,sömürgeciliği desteklerken mazlum halkları ezmiştir. Her ulusta fırsatıbekleyen inançsızlar şeytanın egemenliğine hemen icabet ediyorlardı. Dünyayasahip olma kazanma ve yönetme arzusuyla hareket edenler mazlum ve inananhalkları sindirmiştir.
· Muhammet veTürkler islamı savaşla yaymamıştır. Ancak insanlığa ve dine düşman olanlarsaldırılarıyla Müslümanları buna mecbur kılmışlardır.
· 1300-1700 arasında yecüc ve mecüc zaman zaman osmanlı ile savaştı.Şeytanla işbirliği yapanların dönemsel savaşları oldu.
· 1800’lü yıllardan sonra bütün güç İngiltere’deydi ve onlar kıtalarakendi kültürünü empoze ediyorlardı. Bir İngiliz ve Hıristiyan, Müslümangördüğünde onu Hıristiyan yapmak isterdi. O’na kültürü empoze ederdi vekültürel emperyalizm yaşandı. Özgürce kabul edilmeyen fikirlerikültürlerine(yeme, içme, giyim,davranış) empoze ettiler.
· 18.yy da aydınlanma çağında bilimsel yaşam ve modernizm başgösterdi.Dinleri ve tüm inanışları reddeden bu anlayış sınırsız özgürlük ve tanrıyasalarına karşıtlık olarak doğdu. Maddi veriler bilimsel gerçeklerharicindekileri reddetme politikasıyla manevi inançların hepsini ve ahlakideğerleri yıkmaya çalıştılar. Zamanla artık modern dünyada yaşıyoruz diyerektanrının ve şeytanın varlığı sorgulanır oldu.
· Dünya Savaşındaulusların tamamının toprakları işgal edildi. Emperyalizme karşı direnişlerfayda vermedi. Her beldede işbirlikçi muhalifler vardı. Ardından etnik, dini veçeşitli parçalanmalar yaşandı. Kardeşliğe açılan savaşta kötülük iyiliğişiddetle bastırmıştı. Kötülük gücünü arttırdıkça insanlar daha zor sosyalşartlarda yaşamaya başladılar. Suç kolay yapılıyor ve kimse sakınmıyordu.İnsanlarda tanrı inancı zayıflamış güçlü olmak için zarar veriyor ve haksızlıkediyorlardı. Güçlü zayıfı ezer, kimsenin hakkı gözetilmezdi. Çünkü insanlığıkoruyacak halk destekli otorite yıkılmıştı.
· 1875’den sonra dünyadaparçalanma hızla yayılıyor. Kötülük değer bulduğundan kötülerin dönemibaşlıyor. Her kıtaya ve ulusa kötüler hakim oluyor. Hırsla dünya için mücadeleederlerken mazlum halkları kınayarak ve öldürerek egemenliklerinisürdürüyorlar. Kötülük yapma, kışkırtma ve savaş siyaseti güdenlerin karanlıkrüzgarı yeryüzüne egemen oluyor. İnançsızlar bu rüzgara hemen icabet ediyorlar.Yeryüzü bir dönem bu karanlık düzenin etkisi altında kalıyor. İnsanlar budüzenden büyük sıkıntılar çekiyor. Ölenler, öldürülenler, savaşlar insanlarabüyük zarar veriyor. Birlik olmanın, paylaşmanın, sevginin ve iyiliğinkarşısındaki olumsuz tüm güçler insanlığa düşmanmış gibi hareket ediyordu.İnsanlar birlik olmayı ve sorunları beraber çözebilmeyi hiç akıl edemediler. Önderlerve küresel güçler, insan sevgisiyle merhamet kanadını açarak uluslarayaklaşmadılar. İnsanlığın sorunlarını çözecek olumlu adımlarda bulunmadılar.Varlıklarını sürdürmek ve dünya hakimiyetini devam ettirmek için insanlarıbirbirine kışkırtıp bozgunculuk yaptılar. Yeryüzü zaman içinde kötü bir halaldı.
· Dünyadasömürgeciliğin diğer deyişle inançsızlık kültürünün etkisi altında yaşayantoplumlar kendi hayatını, kendi kültürünü kendi inancını yaşayamadılar. Kenditopraklarında insan gibi yaşayamaz oldular.
· Tefeciliğin, yanipara satarak para kazanmanın mucidi inançsızlardır. ABD’de olmayan paraüzerinden, borç vererek aldatma siyasetiyle para sistemlerini ve ekonomilerinikurdular. Elbette bu uzun sürmezdi.
· Tüm dinlerdetanrı, akıllı olmayı, yenilikçi olmayı gelişmeyi demokrasiyi ve barışıemrettiği bir gerçektir. Ancak Emperyalistler Tanrı karşıtlığıyla hareketettiler. Çağdaşlığa ve ilme farklı anlamlar yüklediler. Çağdaşlığı bedeni açmakolarak gösterdiler. Dinlerin emrettiği görgü kurallarını sahiplendiler. Veinananları görgüsüz vahşi olarak nitelediler. Kendi uyguladıkları zulüm vebaskılardan sonra inananların yaşam mücadelesini zulüm ve diktatörlük olaraknitelediler. Kendi halklarına desteklerinden dolayı kendilerini iyilerdensandılar. Halbuki onlar yeryüzünde daha kudretli olmak için yandaşlarına destekvermişlerdi. Onlar ne evrensel değerleri ne de insan haklarını korudular. Kendimenfaatlerini koruyanlar evrensel değerleri kullandı. İlmi ve teknolojiyi desilah üretiminde kullandılar. Sömürge ile hükmetmek için güçlü olmayarışındalardı. Ne insanlığa ne de ilme katkıları oldu. Gerçekleri bilesaptırdılar. Pek çok gerçeğin de üzerini örttüler. İnsanların kafasınıkarıştırıp toplum mühendisliği yaptılar.
· İnananlar,insanları halk olarak görmüştür. Demokrasiyi, adaleti, eşitliği tüm insanlariçin ister. İnsanlığı korurken insanlığı tehdit edecek her türlü olumsuzluklarıyasalarla engeller. İnanmayanlar sürekli tanrının emirleri dışına çıkar veinsanlara zarar verir. İnanmayanlar sadece inanmayanları halk olarak görmüştür.İnanları tehdit olarak görmüşlerdir. Tanrının yasalarını değiştirirler,insanları aldatırlar, kirli planlarla bozgunculuk ederler. Demokrasiyi de,Adaleti de kendileri adına kullanırlar. Tüm insanlığa zarar verirler.
· İnançsızlığın çizgisigüçlü olmak ve sahip olmak için her yol kullanılır anlayışıdır. Kötülerinkültür ve medeniyeti yaşam felsefesi yıkılıyor.
· İnananlar,dünyaya dikte ettirilen kültür ve medeniyetin gölgesinde yaşamakistemeyecekler. Hangi değerlerle süslerlerse süslesinler, nasıl takdim ederlerseetsinler artık yozlaşmış eski düzen devam edemeyecektir.
· Kötü düzenebaşkaldırı da birlik olmak ve tanrıya güvenmek yegane şarttır. İnananlarkendilerini artık tehdit olarak görmemelidir. Eğer amaç dünya değil Tanrırızasıysa dünya hırsı kalkmalıdır. Zaten ancak birlik olunursa eski kötü düzenyıkılacaktır. Yoksa birkaç ülkenin mücadelesiyle bu başarılamaz. Aynı amaçuğrunda birleşenler güçlü olma ve egemen olma niyetinden vazgeçerek yeni düzeniinsanlık adına kurmalıdır. Ancak o zaman başarılı olunacaktır.
· Bilinen tarihtenöncekini ortadan kaldıran inançsızlar 1600’lü yıllar öncesini değiştirdiler vesildiler. İnsanların gerçeklerle bağlantısı kesildi. O dönemin inancını kültürve medeniyetini yok ettiler. O dönemleri yanlış ve uydurma tarihlerle karanlıkçağ olarak nitelediler. Halbuki tanrının yasalarına uyulduğu barış ve kardeşlikdönemi adalet vardı. İnançsızların egemenliğinde yeni bir kültür yaratıldı.
· Dünyanın bilinentarihinden bugüne kadar fizikî ve zihnî topyekûn sömürgeleştirilemeyen tekkültür inananların hayat felsefesidir. Her ulusta yaşayan doğrucular barışçılarve iyilikseverler bu halkı oluştururlar. İnanan halkları bu baskılarla yoketmeyi başaramayacaklarını hala anlayamadılar.
· Avrupa birzamanlar Roma'nın sömürgesiydi. Onlar da bu mazlumiyeti tattılar. Sömürgeninefendiye karşı ne hissettiğini biliyorlar. Tanrı mazlumu ve zalimi hakkı vebatılı onlara göstermesine rağmen yanlış yolu seçtiler. Elbette hepsi değil.Sömürgeci düzene muhalif halklar da vardı. Avrupa’da kıyılar haricinde içkısımlardakiler halklar temiz yolu seçmişlerdi. Yoğunlukta olan kıyı kentleribatıl yola sapmışlardı.
· İnsanlar budeğişimin sorumluluğunu hissederlerse, küresel mücadelenin bir Türkiyemücadelesi olmadığını anlayacaklar. Türkiye’nin güçlü olmak için basit birsiyasi çabada olmadığını, bunun aslında bir insanlık mücadelesi olduğunu farkedecekler. İnsanlar hakkı fark edince ona sarılır. Din için yani insanlık içinmücadele ederler.
· Emperyalistsömürgeciliğin yeryüzünde kirli planları hep oldu. Ama artık peygamberlerinköklerinden beslenen bir hayat tarzı yeniden filizlenecektir.
· Fransa 1800’ünsonların köleliği kaldırıyoruz. İnsani değerlere önem veriyoruz gibisöylemlerle sadece insanları aldatmıştır.Batı sömürgeciliği form değiştirdi. Ülkeleri kaosta bırakarakkarın tokluğu kadar düşük ücretle çalıştırıp modern köleliği kullandılar. Mali'de Fransız emperyalizminin en güncel oyunusergileniyor. Ama halklara galip gelemeyecekler. Çünkü tanrı aydınlanmayı,uyanışı başlattı.
· Dünyaya sonyüzyılda sosyal Darwinizm etkili oldu. Yani ‘Güçlü olanın paraya, refaha, lükseve yaşamaya hakkı vardır.’ Anlayışı hakim oldu. Ötekini yok sayan, küçümseyenve köleleştiren. Konfor ve fizyolojik tatmini öne çıkaran bir bencillikideolojisi hakim olmuştu. Hakkın hâkim olduğu bir hukuk değil, güçlünün haklıolduğu bir hukuk düzeni içinde yaşadık. Güçlüyseniz bir şekilde haklıolursunuz. İdeal olan hakkın haklı olduğu bir hukuk düzeni içinde yaşamaktır.Bunu gerçekleştirebilecek yeni bir soluk gökten yani Tanrıdan geldi. Tüminsanlar onu görüyor. Ama kim olduğunu fark edemiyor. O’nun yönettiği ülkeTürkiye’dir. Sonrasında dünyadır. Türkiye sömürgecilik girdabından muzdariphalkların son umudu olmuştur. İnancın köklerinden beslenen bir hayat tarzı inşaaediliyor.
· Bilim veteknolojiden mahrum kültür ve medeniyet âcizdir ve hiçbir işe yaramaz. Kültürve medeniyetten mahrum bilim ve teknoloji de zalimdir şu anda olduğu gibi. Yenimedeniyet ve esenlik krallığı bu ikisini beraber götürmek zorundadır. İnsanlarsömürgecilik girdabına yüz yıldır dayanabiliyorsa insanlığın kurtuluşu içinbüyük bir umut ve güçlü bir potansiyel var demektir.
· Birinci DünyaSavaşı'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne dayatılan şartlardan birisi İslamdünyasındaki bütün hak ve iddialarından vazgeçirilmesiydi. Birinci Dünya Savaşısonrası Ortadoğu yapılanmasında casuslukla gizlilikle değil, müzakerelerdeaçıkça konuştular. Ve dediler ki "Tarihimize karabasan gibi çöken birdevleti, bir milleti yok etmek için ilk defa elimize fırsat geçti! O zaman hemtarihin hesabını soralım, hem de geleceğin teminatını oluşturalım."Dediler. Onlara göre yeni dünya düzeninde Osmanlı benzeri bir hasmın yenidenortaya çıkmaması ve Ortadoğu halklarının gönüllü olarak bir daha bir arayagelmelerini önleyecek işlere koyuldular. Halkların, insanların bir arayagelmesini önleyecek tüm faktörler kullanıldı. Bozgunculuğun her türlüsüyapıldı. Etnik bölünme, mezhep bölünmesi, aşiret bölünmesi yaşandı.
· Zalimler sonsuzakadar hüküm süremezlerdi. Tanrı mutlaka bir gün müdahale edecek ve insanlarıkurtaracaktı. Halifeliğin sonlandırıldığı islam dünyasının doğal lideri olanAnadolu halkının bu coğrafyada tekrar bu itibara ulaşmasını engelleyecek planlaryaptılar. Bu oyunlarını nereye kadar sürdüreceklerdi. İnançsızlar egemenliğikaybetmenin telaşını yaşıyorlar.
· 1940'lardaİngiltere'nin Türkiye sefaretinin Londra'ya geçtiği raporlarda şöyle birhayıflanma var; "Aradan yirmi sene geçtiği halde ve Türkiye sekülerizmdebu kadar mesafe aldığı halde ve Ortadoğu halkıyla bütün bağlarını koparmak içinyoğun bir şekilde çalıştığımız halde Ankara'da bulunan bütün Müslüman ülkesefirleri hâlâ Türkiye'yi kendi doğal liderleri gibi görmek istiyorlar."
· Mazlumların ve hakkın üzerine aşırı derecede gidip taşkınlıkda ilerigiden siyonizm kendi yıkılışını hazırlamıştır. Siyonizmin kırılma noktası mavimarmara olmuştur. Antisemitizm hak için tekrar gelebilir. siyonizmin yıktığıdünyada antisemitizm tekrar doğmaktadır.
· Dünyadaemperyalizme, sömürgeciliğe ve Yahudiliğe tepkiler artmaktadır. MacaristanBaşbakanı Viktor Orban, Budapeşte’de toplanan Dünya Yahudi Kongresi’nde (WJC) ülkede artan Yahudi düşmanlığına göz yumulmayacağınıifade etti. Yüzlerce din adamının yanı sıra Almanya ve Rusya DışişleriBakanları ile İsrail Enerji Bakanı’nın da katıldığı kongrenin ilk günündekonuşma yapan Orban: “Hayal kırıklığı, öfke ve nefret giderek yükseliyor.Herkes şunu bilsin ki, Yahudi düşmanlığı kabul edilemez ve asla görmezden gelinemez.”dedi. Ancak Başbakan’ın özellikle Yahudi düşmanlığı ile dikkat çeken aşırısağcı Jobbik Partisi’nin söylemlerine yönelik net bir tavır almaması kongreyekatılanların tepkisini çekti. Macaristan’ın 3. büyük partisi aşırı sağcıJobbik, kongreden bir gün önce Budapeşte’de siyonizm karşıtı büyük bir gösteridüzenlemişti. Ekonomik krizle boğuşan Macaristan’da aşırı milliyetçi oylara daihtiyaç duyduğu iddia edilen başbakanın, antisemitizme karşı herhangi bir yasaldüzenlemeden söz etmemesi ülkede yaşayan yaklaşık 100 bin kişilik Yahuditoplumunu endişelendiriyor.
· Türkiye ya budoğal liderlik rolünü benimseyerek tehditlere ve tehlikelere aldırmayıp hakkınve mazlumun savunuculuğunu yapacak ya da eski vesayete boyun eğerek bundanönceki seyrinden daha kötü duruma düşecek. İnananların cihan hakimiyeti ve tüminsanlara özgürlük ve adalet beklentisi çok eski tarihlerden beri vardı. İşteyaşanan en son gelişmelerle anlıyoruz ki; Ortadoğu halkları adeta kromozomlarınaişlemiş gibi Türkiye’yi kendi dünyalarının tabii lideri olarak görmekistiyorlar.
· Yönetimlere,devletlere sahiplenenler ülke bizimdir diyerek zulmü makul gördüler. Tanrısavaşı isteyenlere ceza verecektir.
· ÖrneğinTürkiye’de Cumhuriyet dönemindeki milli mücadele emperyalizme karşı birdirenişti. Ardından batı etkisindeki parçalayıcı milliyetçilik akımı ortayaçıktı. İdeolojik yapılanmaların mahiyeti etkin güçlerin etkisiyle ortaya çıktı.Türkçülük, zamanla Kürtçülük, mezhepçilik, aşırılıklar vb Hepsi de kardeşliğeve birliğe zarar veren öğelerdi.
· Kıyamet benzeri olayları bizzat kendileri yaratıp dahasonra bunları ‘olağanüstü’ yorumlama yoluna gittiler. Kıyamet benzeri olaylarıkendileri yaratarak hem kendi halklarını inandıracaklar hem de vahşetlerinekitle desteği aldılar. 11 Eylülügerçekleştirerek Gog magog geldi gibi iddialarla mazlum halklara saldırananlayış dünyaya ve kaynaklarına sahip olma düşüncesinden başka değildi.
· İnananları kötü gösterecek bombalı ve terör eylemleridüzenlenerek olayların provoke edilmesi, ve halkın nazarında İslam düşmanlığınınoluşturulması sağlandı.
· Bin kadar 11eylül kurbanının kimliği hala saptanamadı. Gerçekte de bu kadar ölen yoktur.ABD yalan üzerinden siyaset yaptı. Ne uçaklar hakkında yeterli bilgi, ne deenkaza ait yeterli deliller vardı. Stüdyoda kurgulanmış bir yalan yeryüzüneorganize bir şekilde yutturuldu.
· Dünyanın heryerinde Osmanlı adaleti ve yardımseverliği özlenmektedir. Çaresiz ve kıtlıktakalanlara yardım eden Osmanlı doğrulukla hükmetmiş. Bazı ülkelerin vekabilelerin bayraklarında ay yıldız vardır. Ali Osmani devletinin yaşadığını vehasretle bekleyenlerin olduğunu unutmamak gerekir.
· Kürt olanSelahattin Eyyübi Kudüs’e hükmetti. Türk olan Fatih Sultan Mehmet İstanbul’ahükmetti. Kürt ve Türk kardeşliği ilahi bir kardeşliktir. İbrahim’in öz oğullarıgerçekten birinci dereceden kardeştir. Bu kardeşliğe düşmanlık besleyen gog vemagog dur. Şeytanın kışkırtmasıyla bu kardeşliği yıkmaya çalışmaktadırlar.Aralarına fitne soksalar da bu kardeş halklar Tanrı çizgisinde olduğundanırkçılık saçmalığına düşmeyecekler. 1798 Fransız ihtilaliyle kardeşliğe açılansavaşta Irkçılık son bulacaktır.
· Haritalarda bileAfrika'ya karşı sömürge zihniyetinin bir yansıması olan psikolojik birsavaş vardır, bu kıta ile ilgili kirli bir medya yönlendirmesi ile insanlaraldatılmaktadır.
· Tabi 'dünyanın enfakir ülkesi' diye lanse edilse de altın, uranyum, fosfat gibi madenleresahip, hiçbir kuyu açılmasına izin verilmese de petrol ve gaz zengini ama insankaynağı olarak ama tam 50 yıldır hafıza donukluğuna uğratılmış bir ülke. Fakirdeğil fakir bırakılmış. Yer altı zenginliği yüzünden Fransa'nın acımasızcaüzerine çöktüğü, her türlü kirli oyunu oynadığı Mali'de bir türlü huzursağlanamıyor. Fransız desteğindeki mali hükümeti mali halkına zulmetmekte vekaynakları sömürmektedirler. Fransa’nın korumasındaki vesayet elbette yıkılmayayüz tutmuştur. Ancak Afrika’da şeytanın egemenliği baskı ve zorbalıkla nasılsancılı sürdüyse yine yönetimleri halka bırakmayacak olan terör devletlerimücadele edecekler ve değişim yine sancılı sürecektir.
GÜNÜMÜZ
· Mısır, Türkiye’yi adım adım takip ediyor. Referandumlar, anayasadeğişiklikleri, kalkınma ve sistem tartışmaları görülüyor. Tüm Ortadoğu vedünyada bunlar yaşanacaktır.
· Liderler gidiyor. Yönetimler değişiyor. Çin’de ve Japonya’da hükümetliderleri değişti. ABD dışişleri bakanı Hilari Clinton beyin sarsıntısıgeçirdi. Yeni dış işleri bakanı atanacak ve nasıl bir rol oynayacağı merakkonusudur. İtalya başbakanı Maria Monti istifa ettirildi. Irak cumhurbaşkanıTalabani beyin felci geçirdi. Pek çok liderin gittiği ve yönetimlerin değiştiğidönemdeyiz.
· Çağlar boyunca zarar görenlerin halk nazarında korunduğu ve değergördüğü doğrudur. Zara veren değil zarar gören haklı bir zemine oturmuştur. 11Eylülde de ABD haklı bir duruma geldi. Ve küresel ortamda destek gördü. Ama nevar ki bu küresel bozguncuların bir komplosuydu. Bunu insanlar bilmiyordu. MaviMarmara yardım gemisine saldırı, Türk uçağının Suriye Esad rejimi tarafındandüşürülmesi gibi olaylar sonucunda Türkiye küresel ortamda destek bulmuştur.Türkiye’nin 21 Aralık 2012 süreciyle ivme kazanmıştır.. Ardından oluşan siyasihavayla RTE ile altın çağa giriş yapılacaktır.
· Amerika derin devleti kenedy’i öldürdü. KüreselErgenekoncuların kirli çamaşırları bir bir ortaya çıkartılsa dünyayı nasıl kötühale getirdiklerini anlarsınız. Son dönemlerde dinleme skandalları, wikileaksbozgunculuğu, istihbarat kayıtlarının ortaya çıkartılması nasıl bir siyasetanlayışı yürütüldüğünü göstermiştir. Kötülük ve bozgunculuk üzerinde yönetmeanlayışı ortaya çıkacak ve değer bulmayacaktır.
· Afrika'da Portekizliler, İspanyollar sonrasında Fransızlar, İngilizlerve Ruslar sömürgenin merkezinde yer alan ülkeler. Osmanlı, bırakın sömürmeyitam 400 yıl Afrika'yı bu acımasız emperyalist güçlerden koruyan devlettir.Afrika işgalleri 1500'lü yıllardan başlar. Afrika'nın kuzey bölgesiniİspanyollar, Kızıldeniz, Hint Okyanusu'nu Portekiz işgallerine karşı Osmanlıimdadına yetişti.1517 Mısır idaresi Memlük’lülerden devralındı. Somali'ninbaşkenti Mogadişu'da Osmanlı Padişahları adına para bastırılacak kadar Osmanlıbölgede seviliyordu. 16. Yüzyıl boyunca Mısır, Cezayir, Habeş, Trablusgarp,Tunus eyaletleri kuruldu. Ne var ki 20. yüzyılın başı Osmanlı'nın Afrika'dançekiliş tarihidir.
· Fransız siyasetinin para kaynaklarının ön önemli ayak Afrikaülkelerinde ki idarecilerin verdiği paralardır. Gabon bu konuda çok maharetliAfrika ülkesidir. Bununla ilgili belgeler de ortaya çıkmıştır. Fransa,Afrika'ya muhtaçtır. Bugün Tuareg bölgesinde zengin uranyum, petrol vediğer madenler vardır. Bütün plan bu madenlerin güvenli bir şekilde çıkarılıp,Atlas Okyanusu'na indirilip, dünya pazarlarına sunulmasıdır.
· Yeryüzü tanır inananların egemenliğini, yeryüzünde asırlarcahak ve batıl kavgası sürmüş değişik zamanlarda egemenlikleri yaşanmıştır. Elbettebu çekişmenin insanlık için bir mutlu sonu olacaktı Ve elbette bu mehdi dönemiolacaktı.
· Son zamanlarda Balkanlar'da ve Avrupa'da evrensel değerler,barış ve adalet aranmaktadır. Dini ve ahlaki değerler aranılmaktadır. Değişen dünyada gelişen Türkiye ile insanlardabir umut yeşerdi. Osmanlı hakimiyeti dünyada bir beklentidir. Aslındabeklentilerinin çok daha üzerinde bir şeyle karşılaşacaklar. Osmanlıdan dahaüstün ve daha güçlü tam tanrı destekli bir esenlik dönemi yaşanacaktır.
· Dünyada bir kırılma yaşanıyor. Eski düzenin yıkılışı yenidüzeni inşa etmektedir.
· Amerika'daki en etkili Yahudi lobisi olan Amerikan İsrail Kamu İşleriKomitesi (American Israel Public Affairs Committee, AIPAC) özellikleAmerika-İsrail-islam ilişkilerinde belirleyici bir role sahipti. İsrail'eyapılan milyarlarca dolarlık hibelerin de BM tarafından İsrail aleyhine alınankararların ABD tarafından veto edilmesinin de arka planında bu lobi var. lobiABD’nin yönetiminde tam güce sahiptir. Halkı da dünya kamuoyunu da aldatarak yönlendirmektedir.Hukuksuzluğu yol edinmiş bu bozguncu anlayış kendi kurguladıkları şeytani birdini rahmani sanarak doğru yoldan ayrılanların birlikteliğini sunmaktadır.Tanrının egemenliği tanrıdan gelecektir. Kirli planlarla tanrının dininikendilerine uyarlayıp kendileri getirmeye çalışanlar şeytanın adımlarınatamamen uyanlardı. Amerika'da islam karşıtı ve İsrail yanlısı lobigrupları ABD dış politikasını etkilemekiçin büyük bir çaba sarfetmiştir. İsrail yanlısı lobiler kamuoyu oluşturma vehalkı aldatma hususunda çok yetenekliler. Amerika'daki en etkili İsrail lobisi:‘Amerika hükümeti ile İsrail hükümeti arasında hiçbir görüş ayrılığı olmamalı,iki ülke her konuda birbirini desteklemeli’ gibi anlayışa sahiptir. Amerika’dagüçlü zenginler ülkede çok büyük etkiye sahiptir.
· Arap baharı kötülüğe açılan savaştı. İslam dünyasının sömürgeciliğekarşı direnişinde yeni açılımlar yaparken devrimler ve direnişler gerçekleşti.Direniş, Batı'ya ve işbirlikçi yönetimlerine karşı öfkeyle başladı. Aslındadevrimler kötülüğe ve kötü düzene bir tepki olarak çıktı. İnsani değerlerinkorunmasıyla yükselecek olan bu başkaldırı daha da hız kazanacaktır.
· Demokrasinin adaletin ve kardeşliğin ekonomik büyük getirileri olacak.İnsanlık insani değerler açısından büyük sıçrayışlar gösterecek. Gelecekte bazıyüzyıllarda çok büyük sıçrayışlar gözlenecektir.
· Barış, çöküş getirecek diyenler çözümün ve büyümenin karşısındaolanlardır. Barış ayrılık getirir deyip te barışın karşısında olanlar Tanrı’nınkarşısındadır. Ve barışa engel olanlardır.
· Dünyada sistem öyle iyi bir hale gelecek ki kimse haksızlık etmeyecek.Hukuksuzluğa bulaşmayacaklar. Dünya istenmediğinden dürüst olacaklar. Herkes buhayatta üzerine düşen görevi yerine getirecek. Temiz kazanacaklar.Camlayacaklar ve aldatmayacaklar. İnsanlar birbirinin hukukunu gözetecek.
· Dünyaya sahip olma ve kazanma hırsı yeryüzünden kalktığında insanlarabarış ve sevgi havası hakim olacak. Helal kazancın bereketi fark edilecek.Paylaşmanın kazandırdıkları sürekli artacak. Büyük bir şahlanış küresel birbolluk görülecek.
· İnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmek için hiçbir çaba sarfetmeyenler küresel egemenler Türkiye’nin çabasına kötü gözle bakıyor. Türkiye,sorunların çözülmesi için çaba sarfedince de tehdit olarak görüyorlar. İnsanideğerlere sahip çıkan Türkiye onları telaşlandırıyor. Barışı isteyen vesorunları ortadan kaldırmak isteyen Türkiye dünyanın jandarması olanlarıkorkutuyor. Egemenliği kaybedeceğiz telaşında olanlar Türkiye’ye karşı serttavırlar sergiliyorlar.
· Dünyada inananlarla inanmayanlar hep iç içe karışık haldedirler.Sokakta çevrenizde bile kötülüğün savunucuları vardır.
· Irkçılık hastalığından kurtulamayanlar kazanç kaygısındandır. Eskikazançlarını kaybedeceğini düşünenler insanoğlunun baskılamasından veöldürülmesinden kazandıkları düzeninin yıkılmasını istememektedirler.
· Değişimler uzun zaman süreçlerinde gerçekleşmektedir.1400 yılından1910-2010 yılına kadar uzun zaman süreçlerinde belli dönüm noktalarıyla dünyadaha kötü hale gelmiş ve yeryüzü karanlık bir döneme girmiştir. Savaşlarınparçalanmanın husumetlerin en doruk döneminde tanrı yeryüzüne bir kralınıgönderir. Ve düzeltmeye çalışır.
· İyiler(inananlar) mecburen son yüzyıllarda kötülerin egemenliğindeyaşadılar. Bozuk düzenin döneminde yaşarken çok zorluklar çektiler ve onlaramecburen boyun eğmek zorunda kaldılar. İyiler kötülerin egemenliği altındayönetime egemen olacak bir güce sahip olamadılar. Mecburen kötülerin düzenindebir süre barındılar ta ki kötülüğe tepkilerini gösterecek güce erişene kadar.
· İnanan iyiler kötü düzenin baskısı altında hem ezildiler hem deyönetildiler. Rabbin kralı da kötülerin egemenliği ve düzeni altında yönetmeselahiyetine erişememişti.
· Doğruluğun, Adaletin, demokrasinin, barışın savunucusu tüm yöneticilerkötülerin düzeninde baskılandılar. Dışlandılar. Kötülüğe çağrıldılar. Ve kötüyola itildiler. Horlandılar. Ayakları kaydırıldı. İnsanlara iyi niyet dürüst olmak hiç hoşagitmezdi.
· Değişim bütün olarak gerçekleşecektir. İnsanlarda kurumlarda ailede işyerlerinde toplumdaki her alanda değişimler ve dönüşümler gerçekleşiyor.Doğruluğun ve iyiliğin düzenine geçilirken yönetimler ve hakimiyet eldeğiştirirken sıkıntılı süreçlerin yaşanması da kaçınılmazdır.
· Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi vardır. Dünya siyasetine vegeleceğine yön veren bu beşli birlik sadece çıkar birlikteliği yapmıştır.İnananlara baskı kuran bu birliktelikte müslümanları temsil eden bir ülkeyoktur. Dünyanın kaderini tüm ülkelerin oyları belirlemesi gerekirken güçlülerdilediklerini yapmıştır. Türkiye dünya siyasetine yön verirken inananlarıtemsilen söz sahibi olacaktır.
· İngiliz gizli servisinin ve çarlık Rusya’sının Osmanlı’yı yıkmak içinverdikleri mücadele öyle çok yönlü oldu ki uydurma tarih kitapları bileyazdılar.
· Avrupa’da ırkçı yaklaşım yönetimlere egemen oldu. Avrupa gizlidiktatörlükle yönetiliyor. Seçilenlerin değil atanmışların yönettiği bir düzenvar. seçim yapılıyor diye insanlar aldatılıyor. Seçimle gelen her başkandevlete sahiplenmiş ayrımcı bir zihniyetin isteklerini uyguluyor. Bu yönetimmerkezleri seçimlerde dahi halkı yönlendirici ve aldatıcı rol oynuyor.İnsanları belli bir düşünce tarzına sokuyor. Böylece büyük bir kitleyikullanmayı başarıyorlar. Aslında mücadele ettikleri temel şey insani birdüzenin engellenmesi. Çünkü iyi bir düzen onların tahtını sarsacaktır. Sırfsaltanatlarını kaybetmemek için hak ile mücadele ederler. Bu mücadelelerindedoğrucu olanları tehlike, tehdit ve terör olarak nitelerler.
· Küresel arenada Osmanlı ve Türkiye’ye karşı yapılan kara propağanda ilevarlıklarını sürdürmeye çalışanlar doğru bir çizgide olduklarını asla iddiaedemeyeceklerdir. Halifeliğin son varisçisi Türkiye’yi karalayarak aslında islamı karalamaktadırlar.Türkiye adaletin, barışın ve doğruluğun savunuculuğunu tekrar yapar diyekorkanlar kirli planlarla kazandıkları mevcut kaos düzeninin elden gitmesindenkorkmaktadırlar. Çünkü dünyada insani değerlerin korunmadığı ve egemenliğinhukuksuzlarda olduğu bir dönemde her suç işlendi ve uluslara girildi. Kötülerdilediklerine ulaştılar. Haksızlık ettiler. Bu kaos ve hukuksuz ortam onlarıntam aradıkları ortamdı.
· Türkiye’yi karalayarak haklılık mücadelesine girenler geçmiştekisuçlarından kurtulamayacaklar.Sürekli Türkiye’yi kötüleyen ve şamar oğlanıyapan haçlı zihniyeti artık hakkın galibiyeti altında ezilecektir. Haçlızihniyeti şeytanın sancağını taşıyan taraf olmuştur.
· Türkiye dış politikada yön verilecek bir ülke değil yön veren birülkedir.
· Boston saldırısı Çeçen kardeşler üzerine atılmıştır. Amaç ABD ve rusyayakınlaşmasının sağlanması olabilir. ABD'de girdiği silahlı çatışma sonucu ölüolarak ele geçirilen Boston bombalamalarının şüphelisi Tamerlan Tsarnaev'inannesi Zubeidat K. Tsarnaeva, Russia Today televizyonuna verdiği mülakatta,oğlunun tüm hareketlerinin son bir kaç yıldır FBI tarafından bilindiğini iddiaetti. Saldırıda bulunan insanlar için çevrelerindeki insanlar ve arkadaşlarıiyi, sosyal, dürüs ve sineği incitmeyecek insanlardır. Söylemlerindebulundular. ABD’de silah lobisi Boston saldırısını düdüklü tencereyleyapılmasını sağladı ve düşman olarak ta İslamcı anlayışı göstererek haçlızihniyetini canlı tutmaya çalışmıştır. ABD’de gizli güçler yani derin devletsilah tüccarları ve petrol babalarıdır. Yeryüzüne zulmeden bu bozguncularınkirli oyunları elbette bir gün ortaya çıkacaktır.Anzor Tsarnayev oğullarındanCevher için, "Bu insan sinekleri bile rahatsız etmezdi. Okuldanarkadaşları, kolejden arkadaşları üniversiteden arkadaşları, onu gören herkesonun için ne kadar iyi birisi diye konuşuyordu. Okuyordu. Gelecek ile ilgilibüyük planları vardı. Şuanda tatile gelmesi gerekiyordu. Ne saldırısı? Bu nasılolabilir. Bu öyle kolay bir iş değil. Bunu kim yaptı bilmiyorum ama buprofesyoneller tarafından yapıldı" dedi. Boston Maratonu'nu düdüklütencere bombalarıyla kana bulayanların Çeçen kardeşlerin üzerine atılmasıgelecekte bir planın parçasıydı. İyi planlanmış bu durum tamamen ABD’nin kendiiç planıdır. Zaten cevher ellerini kaldırmış teslim olmak için dururken sürekliüzerine ateş edildiği kamera görüntülerinde sabittir. Teknede canını kurtarmayaçalışsa da artık adı kirli planın içindedir. Yapacak bir şey kalmamıştır.Kurbanı belirlemiş olan Amerikan ergenekonu kirli amaçlarına ulaşmıştır. Hem debir taşta iki kuş. Hem hem zarar vermek isteyen silah değil güncel hayattakidüdüklü tencere gibi malzemeleri kullanabilir hem de İslamcılara yüklenerekRusya’ya da bir öpücük kondurmuştur.
SONUÇ
· Fransızİhtilalinden sonra başlayan, dinin ortadan kaldırılarak yerine insan aklı vevicdanının konulması gerektiği anlayışına göre din bilimsel gelişmelersonucunda belirli bir zaman içinde insanların zihnindeki ve hayatındaki yerinikaybedecekti. Ancak günümüzde yaşanan sürece baktığımızda dünyada dine karşıdeğil dine doğru bir yöneliş olduğunu fark ediyoruz. İnsanlar artıkhayatlarında var olan manevi boşluğun dinle doldurulması gerektiği düşüncesinikabul ettiler.
· Günümüz toplumu ruhsuz birşekilde umutsuzluğa itilmiş. Kalpsiz bir dünya da huzur bulma arayışlarının enönemli göstergesi barışın etrafında toplanmadır.
· İnsanlığıkollayan insani değerlere sahip çıkan halk destekli küresel merkezi bir yönetimolmayınca sahipsiz dünya ile karşılaştık. Böyle ortamda inançsızlarınegemenliği yaşandı ve yeryüzü haksızlık ve günahlarla doldu. İnsanlığı koruyanadil düzeni sağlayacak bir cihan hakimiyeti gerekliydi.
· Ulusalcılıkve ırkçılık halkları ülkeleri sömürmüştür. Tüm yolları tıkayanlar menfaatleriiçin ulusalcılığı sahiplenenler olmuştur.
· Gerçeklerinve doğruların ortaya çıkmasıyla ırkçılığın yıkılışını görmekteyiz. 1789 Fransızihtilalinin getirdiği parçalanma artık tersine dönmüştür. Birleşme ve kardeşlikbaşlamıştır. Irkçılığın temeli olmadığı ve anlamsızlığı anlaşılacaktır.Irkçılık fitnesini ortadan kaldırılma çalışmalarını engelleyenler eski düzendenve kaostan kazananlardır.
· Kişicilik,sülalecilik, köktencilik üzerinden yapılan kavga ve savaşların anlamsızlığıortaya çıkacaktır.
· Dünyaiçin kavga verenler dünyanın ellerinden gittiğini gördüler. Barışın getirisiyani kardeşlik insanlara ve insanlığa kazandırır. İnsanlığın kurtuluşu sadecekardeşliktedir.
· Bugünbarış zamanıdır. Barışa ilk kapı Türkiye’den açılacak. Bu iyileşme dünyayısaracak. Dünya küresel hastalıktan kurtulacak. Tüm parçalanmalar ve düşmanlıkhızla birleşmeye ve kardeşliğe doğru gidecek. İlk barış Türkiye’den çıkacak vetüm dünyaya yayılacaktır. Her şey tabi ki bir anda olamaz. Yeryüzü nsılyüzyıllarca süren bir zamanda karanlık bir çağ aldıysa, yine yüzyıllarca sürenbir zamanda sürekli barışa giren ülkelerle küresel bir esenlik çağıyaşanacaktır. Yine her şey nasıl değişti ise bir gün gelecek ve yeryüzü tekrarkötülüğe doğru yol alacak. Yeni vesayet türemeden kıyamet kopacaktır. Adem’inoğullarından birisi diğerini nasıl öldürdüyse ilk ulus savaşından sonrakıyameti bekleyiniz. ilk ayrılıkta son birleşecektir. Kıyamet insanların başınaansızın kopacaktır. Kendilerini iyilerden zannettikleri anda duayı terkettiklerinde hiç fark etmedikleri anda birden bire evrenden büyük birtehlikenin geldiğini görecekler. Karşıkonulamaz ve kaçınılmaz bir son. Var oluş ve evren nasıl tanrının kararıysa sonda tanrının kararıydı.
· Herülkede her ulusta husumetlilerin arasını bozmaya çalışan komplocu insanlarvardı. Bunlar kargaşa ve kaos ortamından beslenen devleti sömüren halkıkullanan güçlülerdi.
· Rabbinkralının insani amaçlı çözüm yollu çalışmaları tüm liderleri ve yönetimleridoğru yola itmeye mecbur bırakıyor. Doğruluğuyla onlara baş eğdiriyor.
· Suriye’de,Irak’ta, Lübnan’da, mısır’da, Mali ve Afrika’da yaşanan tüm katliamlar batılıülkeler nedeniyledir. Başlarına gelen felaketlere bir anlam veremeyenleryaptıklarını bir sorgulasınlar.
· İngiltere-Fransa-Rusyaüçlü ittifak devletlerinin 1.dünya savaşından sonra dünyaya hakim olmasıyeryüzünü karanlık bir çağa ve insan ölümlerine götürmüştür. Şeytanın tamegemenliği bu dönemde görülmüştür. Paranın ilah yapıldığı dünya içinaçgözlülükle hırsla çabalandığı bir dönem yaşandı. Bu dönemde insanlar veinsanlık tam anlamıyla rayından çıktı.
· Mısır,Suriye, Irak, Lübnan, Türkiye ve pek çok ülkelerdeki terör olayları bombalısuikastlar değişime direnenlerin açıkça tepkisiyle oluşmaktadır. İyilerinegemenliğini ve adil düzenin varlığını istemeyenlerin husumetlileri birbirinefitleyen terör olayları bozguncular tarafından gerçekleştirilmektedir.Tüm terörolaylarının ardından tüm taraflar ‘Kimse bizim kardeşliğimizi bozamayacak.’Demektedirler . Uluslardaki tüm mazlum halklar karanlık güçlerin kötüoyunlarına gelmeyeceğiz diyorlar. Aşırıya kaçmış olanlar bu kışkırtmalarakansalar da barış mutlaka galip gelecektir.
· Cezayir,Vietnam ve Filistin’i savunmak şeytanın egemenliğine başkaldırı demektir.
· Guantanamocezaevinin kuruluşunun 10. yıl dönümü vesilesiyle 12 Ocak’ta Beyaz Saray önündebir protesto gösterisi düzenlenmişti. Mahkum kıyafeti giyen göstericiler,göreve geldiği 2009 yılında ilk iş olarak Guantanamo’nun kapatılması için birkararname çıkaran Başkan Barack Obama’yı ikiyüzlülükle suçlamıştı. 11 Eylülsaldırılarından sonra ABD’nin terör suçlamasıyla yakaladığı kişilerigönderdiği Guantanoma Askeri Cezaevi’nde 166 tutsak bulunuyor.
· İsrailgüvenlik güçleri, 50 yaşın altındaki Müslümanların Mescid-i Aksa'da Cuma namazıkılmalarına izin vermedi. Daha önce de defalarca Müslümanları Mescid-i Aksayasokmadılar. İnsanları öldürdüler. Kudüs’ü sahiplendiler ve inananların ibadetetmelerini engellediler. Tüm dünyada inananlar böyle engellendiler. Her ülkedeinananlara zulüm vardı. Dinsizler kendi dinlerine inanmayanları büyüksıkıntılarda bırakıyorlardı. Onlara iş de vermiyorlardı. Yeryüzünde nimettenfaydalanmalarını engellediler.
· Kötülüğüntaraftarları elbette tanrının yıkımıyla yok olacaklardır.
· Yeryüzündesavaşı isteyenlerle barışı isteyenler arasında bir mücadele vardır. Barışıisteyenler kardeşliğin inşaası için her türlü çabayı sarf ederken, savaşıisteyenler ve bunun üzerinden geçinenler kışkırtıcı ve komplolu her türlüfitneyi denemektedirler.
· Irkçılıkta,ümmetçilikte ve ayrımcılık da ısraredenler Barış sürecine sert ve tehdit içeren saldırgan söylemlerde bulunuyorlar.Her ulusta barış isteyen çoğunluk halka karşı ulusları sömüren ve düşmanlıktankazanan yönetici azınlık vardır.
· Yapılanhatalar, suçlar işleyişteki aksaklıklar insanlara geri dönecektir.insanlar dahasorumlu davranacaklar. Hata yapanlar ve suçlu olanlar hemen anlaşılacaktır.İnsanlığın karşısında olan anlayışa küresel bir savaş açılacaktır. İnsanlar daha sorumlu davranacaklar vetanrıdan çekinecekler.
· 2013yılından sonra Avrupa ve dünyada Türkiye daha etkin daha güçlü küresel bilinçtarafından desteklenen ülke olacaktır. Farklı alanlar da aktif ve etkili yıllaryaşanacaktır. Zamanla yeryüzünde insanlığı ilgilendiren sorunlar daha hızlıhedefe yönelik çözülecektir.
· Aydınlanmaçağına girerken dünyada kutuplar değişecektir. Bu merkezler değişim yaşarkenAmerika ve Türkiye elçiliklerine ve halklarına saldırılar olması muhtemeldir.Değişim sürecinde kutuplara saldırılar mutlaka olacaktır.
· Karanlıkgüçler yeryüzünde etkinliğini ve egemenliğini kaybedecektir. İnsanlardan destekbulamayacaktır. Haksızlıkları, hırsları ve suçlu oldukları açıkça görülecek veinsanlar ak ile karayı ayırt edebilecektir.
· Dünyadaşiddetçi, menfaatçi ve vesayetçi anlayış devrilirken sert ve sıkıntılı süreçleryaşanacaktır. Savaş söylemleri yayılacaktır.
· Dünyadakötülüğün öncülüğü yapan İngiltere-Fransa-Rusya hakimiyeti yıkılırken iyiliğinöncülüğünü yapan Türkiye-Mısır-Pakistan ile insani anlayış egemenliğini kurmayabaşlamıştır.
· Kötülükseverler zamanla bir bir gidecekler. Bozguncuların tüm etkinliği yıllar sonrabitecektir.
· Sadecekendi menfaatlerini düşünenlerin hukuksuz yönetişleri artık hükümsürmeyecektir. Çıkarları için kışkırtanlar kaos ortamından kazandılar. Doğrulukve adalet için hakkı söyleyenlerin ayakları kaydırıldı.
· Amerika,1945’ten beri ellerinde tuttukları tüm dünyaya hakim süper güç rolünü 2030’dakaybedeceğini kestirebilmektedir. Egemenliğin nasıl bir şekilde el değiştireceğinibilmiyorlar. Bu yüzden de bazıları olumlu bazıları ise kötümser senaryolaryaratıyor. Olumlu senaryolar iyilerden, kötümserlikler kötülerden gelmektedir. Olasısenaryolar ya geriye dönüş, ya işbirliği ya da parçalanmadan ibaret. Dünyadüzeni bozulacak ve ülkeler arasında anlaşmazlıklar artacak. Kimi husumetli ülkelerbirbirine girecek kimileri barış yapacak. Tüm dengeler değişecek. Önce bölgeselegemenlikler ardından küresel egemenlik değişim geçirecek.
· ABDher zaman ki gibi bölgelerdeki varlığını para ile korumaya çalışmaktadır. Pakistan'ınenerji krizinin çözümünde ABD'den yatırım sözü aldıklarını aktaran Aziz,farkında olmadan yine amekikan köleliğini kabul etmiştir. Amerikanşirketlerinin olduğu ülkelerde istikrarsızlık sürer. İç çatışmalarla halklaroyalanır. Oyalanan halk zenginliklerininsömürülmesinden haberdar olmaz. Amerika ve batı hep bu siyasetle kazanmıştır.Barış batının işine gelmez.
· Dünyadakötü düzene karşı pek çok ülke mücadele vermektedir. Amerikan yönetimi bozguncuve sömürgeci yapısıyla kötülüğün simgesiydi. Eski kötü düzene karşı mücadeleeden devletler birbirinden kopuktu. Bir araya gelip birlikte kötü düzenlemücadele edemediler. Çoğu bastırıldı. Geçmişte mesela Küba, Güney Kore, Irak vsbirtakım ülkelerle krizler yaşanmıştı. Eski bozguncu yönetimlere yalnız veşahsi başkaldırılar la yenik düştüler. Bir takım merkezler Türkiye, mısır,Afganistan, Pakistan, Brezilya, Küba, G. Kore, G. Afrika cumhuriyeti veülkeleri artık bir araya gelmeli ve insanlık adına tek vücut olmalılar. Eskimerkezler tekrar doğacak. Dünyaya tekrar iyiliğin düzeni hakim olacaktır.
· Din,bütün toplumlar için çok önemlidir. Hatta ABD, Kanada gibi laik ülkelerde bileönemli. Peygamber İslamiyet’te hem politik hem dini liderdi. Dolayısıylaİslam’da din ve politika ayrımı yoktu. Dini ve politikayı birbirinden ayırmayayanlıştır. Din ve politika temelde aynı şeydir. İnsanlık için yürütülen siyasetdindir. Dini politikayla yaşayabilirsiniz. Din doğrular kavramıysa politikauygulama anlayışıdır. Birbirine bağlıdır. Laiklik ise din ve devlet işlerininayrılması değil tüm dinlere özgürlük sunmaktır. Devletin ve dinin birbirindenayrılma fikri, İslamik bir fenomen değildir. Bu Protestanlığın da birfenomenidir. Bu inançsızların dayattığı bir gerçektir. İnançsız yönetimlerininananlara baskısı laiklikle gerçekleşmiştir. Çünkü inançsızlar egemenoldukları yönetimlerde inananları istemiyorlardı.
· Demokrasi,cinsiyet eşitliği gibi fikirler Avrupa ve Amerika topluluklarına 1800’lerdensonra yerleşmeye başladı. Ortadoğu demokrasinin vatanıydı. Hakkı batıl ileörtenler bir süre hüküm sürdüler. Zaten onların egemenliği uzun sürmezdi.İnsanların menfaatini düşünenler baki egemenlik yaşarlardı. Ancak aldatan,çalan, gasbeden kısa süre hüküm sürer kazandıkları da yok olur. Yeryüzündensilinirler. Nitekim 2008 yılında başlayan değişim bunun kanıtıdır.
· Arap Baharı, halkın harekete geçme eylemidir. İnsanların artıkdemokrasi istekleri var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var. İnsanlar, insanihaklarını kullanmak istiyorlar. Arap Baharı’nda, Müslümanlar özgürlük, adalet, demokrasiistiyorlar.
· ArapBaharı’nın gelişimi 1900’de dünyanın karanlık çukura düşmesiyle başlar. Osmanlıİmparatorluğu’nun çöküşünün ardından, Ortadoğu’da demokrasinin gerilemesibaşladı. Çıkarcı ve menfaatçilerin egemenliği başladı. Suçlular ve kötülükdüşünenler kurumlara, yönetimlere ve devletlere hakim oldular. İnsanlar içindiktatörlük ve kendileri için demokrasi başladı. Hukuksuzluk ve haksızlığı yoledinenler demokrasi kalkanına saklandılar.
· Dünya değişiyor. Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler dışında dadeğişimler var. Baharlar tüm kıtalara yayılmış durumdadır. Ancak insanlar ilkbaşta bu durumu fark edemiyorlar.
· Ülkeler,yeryüzündeki bu değişim sürecinde saflarını belirlerken sıkıntı ve çatışmalarve gerginlikler yaşayacaktır. Türkiye-Suriye gibi Türkiye İran ve bazı Arapülkeleriyle de bir takım gerginliklerle karşılaşacaktır. Mevcut sisteminsavunucularıyla mehdi’nin kuracağı yeni sistemin isteyicileri ve savunucularıgerginlikler yaşayacaktır. Bu büyük değişimler sancılı yaşanır. Bu değişimlerdeülkeler ve halkları çıkar mı vicdan mı süzgecinden analiz ederek tarafınıbelirleyecektir. Yıllardır kötü sistemin altında ezilen uluslar ve halklar yenisistemin kendilerine sorumluluk ve çalışma getirmesinden korkabilir. İçişlerine müdahale edilecek olarak düşünebilir. Ülkesindeki dini, etnikkökenlere özgürlük istenebilir mevcut gelirlerinde bir değişim korkusuyaşayabilir. Yeni sistemin artıları eksilerini değerlendirir. Zaraları vefaydaları analiz edilir. Halkına hizmet etmeyen ve vesayeti sürdüren uluslaryeni düzene karşı çıkacaktır. Ancak kazanmak arzusuyla değil de halkıma veinsanlığa hizmet edeyim anlayışını taşıyan vicdanla bakan ve tanrıya inananlaryeni sistem için çalışacaktır.
· Budeğişim İslam’ın harekete geçişi değil tanrının harekete geçişidir. Tüm dinlerbekledikleri esenliğe kavuşacaktır. Hepsi tanrının dinine çıkmaktadır. Her kıtada her dinde her ulusta baskı altınaezilen mazlum inananlar oldu. İnancı bir dine bağlamak yanlıştır. İnanç biranlayıştır. Dinler farklı bölgeler e ve kavimlere gelse de hepsi bir amaçtadır.
· Yeryüzündeve Türkiye’de insanlığın sorunlarını çözecek bir sistem yoktu. Halbuki sistemçözümcü olmalıydı. Ancak sistem kazancını sayan, fazla üretimi yerine getirmeyeçalışan, daha çok kazanmak için çabalayan sistem anlayışına sahipti. Maddeci,dünyacı ve kazanç öncelikli bir sistemde insani haklar ve değerler ayaklaraltında ezilmişti.
· Türklerher gittiği yere selam diyerek barışçı ve hoşgörülü bir yaklaşımla gitmiştir.Batılılar gibi silah, ticaret, gasp, kölelik ve sömürüyle gitmemiştir. Barbarolan Türkler değil Batılılardır.
· Yeryüzündeİnsanların ve insanlığın sorunlarını çözmeye çalışan bir sistem yoktu. Kardeşliğive esenliği sağlamaya çalışacak küresel gündeme yön verecek bir merkez yoktu.Türkiye gibi bir ülke Ortadoğu, Afrika, Asya hatta tüm dünyayı ilgilendireninsanlık sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmaktadır. Küresel güçler insanlığın sorunlarınıçözmedikleri gibi bu sorunlarla ilgilenen ve çözmeye çalışan Türkiye’yi tehditolarak görmektedirler. Dünyada mevcut eski sistemin sahipleri dünyanın kaosortamından memnun olmaktadırlar. Bubozuk düzenden yeryüzünün hazinelerini sömürenler insanlığa zarar verenlerdir.
· Yeryüzününhazinelerine sahip olma, hükmetme arzusu ve eldeki varlıkları kaybetme telaşıdünyanın kölesi olmuşluğun bir göstergesidir. Bırakalım korkularımızı insanlarahizmet edecek yönetimin gelmesi için çabalayalım. Kendilerini doğru yoldasayanlar gerçekte insanlığa zarar verenlerdi. İslami eğilimlilerin dünyayönetiminden korkan ve öldürüleceklerini, yaşamlarının kısıtlanacağını,özgürlüklerinin gideceğini düşünenler kendi kuruntularıyla ve temelsizkorkularıyla hareket etmektedirler. Hem terörü yaratıp bunu dinlebağdaştıranlar asıl insanlık terörü yapanlardır.
· Kazancıartan ve yaşam standardı yükselenler mazlumlar ve ezilen halklardır. İnsanlarınalt ve orta sınıfıdır. Bunlar insanlığın yüzde yetmişini oluştururlar. Baronlarve büyük patronlar insanlığın yüzde onunu bile oluşturmazlar. Siyasete veinsanlığa yön verirlerdi. Ve onlara kulluk eden ve bundan beslenen geniş halkkitlesi yüzde yirmilik bir çoğunluk oluşturmaktaydı. Dünyanın yüzde otuzu,yüzde yetmişine zulmetmiştir.
· Siyonizm’idestekleyenler yeryüzünde mazlumlara savaş açmıştı.
· Osmanlıegemenliği yıkılırken halklar büyük acılar çektiler. Her bölgeye girmiş olanİngiliz egemenliğindeki sahip olma anlayışı Osmanlı yandaşlarını çok zordurumda bıraktı. Katledilenler, mallarına el konulanlar, sürgüne gönderilenler,köle yapılanlar oldu. Nerede inanan görseler onu etkisiz ediyorlardı. Kimseinandığını söyleyemez oldu. Fikirler gizlendi, doğrular söylenemez oldu. Adaletfelç oldu. İnananlar ibadet dahi edemediler. Milyonlarca örnekten sadece birtanesi: Hindistan’da Türk dostu Jahar'ın, Osmanlı'daki gelişmeleri yakındanizlediği Trablusgarp ve Balkan savaşları nedeniyle zor durumda kalan Osmanlıdevletinden gelen haberleri gazetesinde neşrettiği, esaret altındaki yoksulMüslüman Hindistanlıları Osmanlı'ya ve hilafete desteğe çağırdığıbiliniyor.Tarihi kayıtlar, Jahar'ın Urduca Hamdart ve İngilizce Comrade isimligazeteler çıkardığı, bu gazetelerde kaleme aldığı makalelerde, İngilizordusundaki Hintli Müslümanlarının Türklere karşı savaşmasına karşı çıkmasıgerekçesiyle İngilizler tarafından yargılanarak dört yıl hapis cezasınaçarptırıldığı biliniyor. O dönemde hilafet taraftarı kişilere birtakım infazlarda gerçekleştirilmişti.
· Türkiye dışişleri bakanı A.Davutoğlu Irakta birlik ve beraberlik içinçalışma başlattı. Şii ve sunni liderlerle görüşen Davutoğlu fikirlerde uçurumyok aynı şeyler düşünülüyor. Uzlaşma olur. Ama sabote de edilecektir dedi.Denildiği gibi sayısız sabote olayları oldu. Ama çözüm süreçleri sadece Türkiye’de değil tüm ülkelere yayılacaktır.
· Trablusgarp ve balkan savaşları artık günümüzde tersi istikamettegörülecektir. Nitekim Libya/Trablusgarp gibi Arap baharıyla başlayan Ortadoğudeğişimi balkanlara da sıçrayacaktır. O dönemin tam tersi olaylargörülmektedir. Ancak bir fark vardır. O dönemde inançsızlar tehditle veölümlerle, infazlarla, katliamlarla egemenliklerini kuruyordu. Ancak şimdiegemenliklerini kaybetmemek için şiddeti kullanıyorlar. Her iki durumda dainançsızlar şiddet yanlısıydılar. Gerçekleri kabul etmeyen ve dünya hırsıylacanileşen anlayış tam bir inançsız şeytan rolü çizmekteydi.
· 1.Dünyasavaşında Avusturya-macaristan patlağı bu yüzyılda da görülebilir.
· Dünyayaverdiğimiz adalet ve barış eksenli nizamı, akıl ve varlığımızla güçlendirsek debozguncular silahla ve güçle üstünlüğü sağlamışlardı. Batı ne insani değerlerine de akılı keşfetti. Onlar sadece zenginliklere sahip olmayı, yönetmeyidiledi. Bunların içine de Hristiyanlığı yayma düşüncesini buladılar. Ancakyaymaktan çok baskı uyguladılar ve kendi kültürlerini empoze ettiler. İnsanisiyasi, iktisadi ve bilgi gücünün olmadığı bir devlet cihan devleti olamazdı.Bu nedenle onların döneminde dünya yarışı ve büyük bir hırs vardı. İnsanlıkbundan büyük bir zarar görüyordu.
· Kötüdünyayı değiştirme iddiasında olanlar yavaş yavaş bir çatı altında toplanmayabaşladı. Türkiye buna öncülük etmektedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Buçatı küreselleşecektir. İyi ve adil bir dünya isteyenler, tanrının yasalarınabağlı kalınacak yeni bir sistemin kurulmasını sağlayacaklar. Böylece şeytanınegemenliği yıkılacaktır. Bunu asla menfi amaçları için değil insanlığınkorunması ve esenlik bekası için isteyeceklerdir. Tanrının tarafında olanlarmutlaka mükafatlarını ahrette alacaklardır.
· Türkiye kendi sorunlarını çözdüğü zaman sadece Türkiye'yidemokratikleştirmez, Ortadoğu'nun Kafkasların ve balkanların dademokratikleşmesine de önemli katkılar sunar. Ve demokratikleşme küreselleşir. Barış yeryüzüne yayılırken hak, adalet ve eşitlikarayışı kendiliğinden oluşacak bunlarla beraber yeryüzüne müthiş bir bereketyayılacak.
· "Tarihve coğrafya milletlere biçtiği rolden asla vazgeçmez" Anadolu veOrtadoğu’da zamanın ruhuna uygun olarak kendini yenileyen bir devletin varlığıtekrar ortaya çıktı. Yeryüzünde yeniden insan ve adalet merkezli bir medeniyettasavvurunun inşa edilmektedir. Son yüz yılda yaşananlar ve insanlığın huzuruyakalayamaması insanları hatalardan dönmeye çağırdı. İnsanların zihin ve içdünyasında yeni bir dünya arayışının olduğu bir gerçektir. Bu arayış sadeceTürkiye'de değil, Ortadoğu Afrika gibi kaynakları sömürülen ülkelerde daha dabelirgindir. Türkiye'nin bu arayışta akıl ve ruh merkezindedir. Dünyada görülenrüyaların, 100-150 yıllık arayışların, gerçeğe dönme noktasına çok yakınolunduğunu bunun "bir medeniyet tasavurru" olduğunu artık herkesanlamıştır.
· Türkiyeyeryüzünde din birliğini sağlayacak. Zamanla dil birliğini de sağlayacak. Tümlisanları kendi içinde barındıran Türkçe aslında insanlığın ortak dilidir. Türkçe'nin geldiği yere bir bakın şuan 300 milyon kilometrekarelik bir alanda konuşuluyor. Türkiye’ningüçlenmesiyle Türkçe’nin yayılması da hız kazanmıştır ve daha da hızkazanacaktır. Bir zamanlar inancı ve tanrının yasalarını bu aziz millettensöküp atmak istediler. Yeni bir lisan ile tarihten ve kitaptan koparmakistediler. Gün geldi zaman döndü Tanrı onların amaçlarını ve oyunlarını boşaçıkardı. Özü ve toprağı temiz olan bu karma milletin ağzına zincir de vursalaronları doğru yoldan ayıramazlardı. Tanrı, ibrahimin milletini daima kolladı.Zalimlerin her türlü zorbalığına inat, inancın yeryüzüne bu lisan ilehükmetmesine karar verdi.
DEĞİŞİM PSİKOLOJİSİ
· Düşmanca bakış açısı, egemenliğini kaybetme korkusu yaşayanlarıntavrıdır. Muhalifler eski hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Onların bozgunculuktankazandığı dönemler bitmiştir.
· Bunlar ülkeyi yönetti mi ülke mahvolur. Özgürlüklerimiz kısıtlanır.Esir hayatı başlar.
· Nimetlerimiz ve hakimiyetimiz elimizden gider. Saltanatımız yıkılır.
· Şunlar cahil. Böylelerini insan yerine koymayacaksın. Hayvan gibikullanacaksın.
· İnananların ve inanmayanların temsili her ulusta farklı farklıolmuştur. Bazı ülkelerde inançsızlar şiileri nitelerken bazı uluslardasunnileri nitelemektedir. Bazı bölgelerde iktidarı nitelerken bazı bölgelerdemuhalifleri nitelemektedir. Avrupa’da mevcut yönetimler inançsız olurkenmuhalif halklar inanan niteliğindedir. Afrika’da cuntacı yönetimler inançsızkenaçlıktan zor yaşayan halklar inanan mazlumlardır. Dünyada mevcut diktatöryel vemevcut sisteme bağlı yönetimler şeytanın egemenliğini taşırken mazlum halklarındemokrasi ve özgürlük arayışı inançsal gerçeği göstermektedir.
· Bir iş bulmak için kirli yolları seçenler. İş bulunca da bedenlerinidünya kazancı için satan kadınlar. Yalancılığı, aldatıcılığı ve hileyi yoledinmiş tüccarlar Rızkı için şeytani yolları seçenler. Kötü düzende bunlarıyapmayanlar aç kalıyordu. Bu bozuk sistem devrilmelidir. Çünkü bu sistemkötülük üzerinden çalışıyordu. Dünyayı yöneten egemenler silah, baskı, hile vealdatmacayla küresel hazinelere sahip olmuşlardı. Yönetim takımı böyle olunca geriye kalanbütün insanlık bunların kötü düzeninden olumsuz etkilenmekte ve dünya için birsavaş ve karğaşa yaşanmaktaydı. Şeytanın bozuk düzeninde dünyayı kazanmak hepkötülük üzerinden olmaktaydı.
· Ortadoğu ve dünya güçlü lider ve devletten hoşlanır. Ortadoğu’nunpeygamberleri, kahramanları ve liderleri vardır. Gözyaşları ve sevinçlerivardır. Din tarihini sevmeyen bu coğrafyada ayakta kalması zordur. ABD ve Batı,bu nedenle uzun süre ayakta kalamadı.
· Zalimleri nesilsel bir değişim korkusu sardı. Geleceğin kendilerindenolmayan bir nesle kaptırılması onları şiddete yöneltmektedir. Hakkın yönetmesitarafgirlikten daha doğrudur. Çünkü insanlığı koruyanların yönetmesi dahaadildir. Zalimler mazlumlarla mücadele edeceklerdir.
· 2001-2007 arası insanlığın en kötü dönemi (İnsanların birbirinikatlettiği karanlık dip., Vesayetin en zirve noktası) yaşandı. 2008-2015 arasıküresel fark ediş yaşandı. Değişim dönüşüm başladı. Küresel bilinç değişimeuğradı. 2016-2023 insanlık iyi yönde hızlı bir çıkış yaşayacak ve altın çağagiriş olacak. 2023 güvenlik ve adalet noktası olacak. O günden sonra kalkınmave esenlik hızla yayılacak. 2056 insanlığın sağlam temellere oturacağı temeltaşlardan birisi yerleşecek. Her 33 yılda insanlığın iyiye gidişi artacak.İnsanlar yeryüzünde huzur ve güven içinde yaşamaya başlayacaklar. Yavaş yavaşsavaşlar ve lokal çatışmalar azalacak. Tüm husumetler giderilecek. Bir zamangelecek neredeyse hiç savaş ve çatışma olmayacak. Afetler de sürekli azalarak odöneme ulaşacak. Ve neredeyse hiç afet yaşanmayacak. Ancak ilk kırılma güneştakvimine göre 3445 yılında gerçekleşecek. İnsanlar bu kırılmayıanlayamayacaklar. İlk düşünsel değişimler, vesayetin doğumu, ayrılıkbelirtileri yaşanmaya başlayacaktır. Artık güneşin batıdan doğması bundansonraki belirsiz tarih olan her günde beklenmelidir. Sonun bir günde hemenolmasını beklemek mantıksızcadır. Kıyamet kendini göstere göstere gelecektir.İnsanlar 60. enlemlerin dışında yaşayamayacaklardır. Yaşanabilir yerlere göçlerbaşlayacaktır. Hayati şartları kaybetme, besin yetersizlikleri, su bulamamazlıkgibi yaşamsal kayıplar yaşanacaktır. Değişen iklim şartlarını insanın bünyesikaldıramayacak ve toplu ölümler gerçekleşecektir. Artık insanlık ve dünyatarihinin bitişi yaşanmaktadır.
· Türkiye’ye müthiş bir para girişi, insan göçü, büyük bir kalkınmayaşanacak.
· değişim tepeden gelecek.yeryüzündeki düzen ve işleyiş yeniden en adilşekilde dizayn edilecek.çalışma alanları roller görev alanlarıdeğişecek.insanların yeryüzünde özgürce yaşayabilmesi için,kardeş yaşayabilmesiiçin kolay işleyen bir sistem kurmak zorundadır.
· değişime direnenler olduğu gibi değişim taraftarları da var gücüyleçalışacak.herkes olayları kendi çıkarına göre değerlendirmektedir. değişimhızla gelecek, ardı arkası kesilmeyecek, herkez doğruluga boyun eğecek ve yenipozisyon alacak.
· ahir zamanda bilginin yokluğu ortadan kalkıyor. kültüre savaştadüşünsel ve fiziksel değişim gerçekleşiyor. insanlık bilinç uyanışı yaşarkenküresel iklim değişiklikleri ve afetler yaşanıyor.
· uydurma sosyalizm, ırkçılık ve ulusçuluk, milliyetçilik ve ümmetçilikhepsi denenmiştir. hiçbirisi yeryüzünde baki kalmamıştır. baki kalacak tekşeyevrensel din ve kardeşliktir.
· arap baharı demokratikleşme sürecidir.özgürlük ve eşitlik hareketidir.mazlumhalkların ayağa kalkışıdır.
· Dünya 1900-2000 arasında amerika ve nato etkisinde kaldı. türkiyeyönetildi kullanıldı ve her bir işine müdahale edildi.
· Çalışmak için 1900’lü yılların başında Kanada’ya giden 205 Türk’ün 1.Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından evlerinden alınarak esir kamplarınagötürüldüğü ortaya çıktı. İngiltere'nin talimatıyla Kanadalı askerlerce birgecede evlerinden toplanan Türkler'in sonu bugüne kadar öğrenilemedi. Esirtoplamayı yasalaştıran Kanada hükümeti, Osmanlı vatandaşı Ermeni ve Rumlar’adokunmazken, Türkler’i ve Kürtler’i tehcir etti. 3’ü öldü, 2’si aklını kaybetti.
· ABD Başkanı Barack Obama, 1915 yılı olaylarıyla ilgili olarak"büyük felaket (Meds Yeghern)" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Obamayazılı açıklamasında, "Bugün, 20. yüzyılın en kötü mezalimlerinden biriolan Meds Yeghern'i anıyoruz. Bunu yaparak, Osmanlı İmparatorluğu'nun songünlerinde acımasızca katledilen ya da ölüm yürüyüşüne zorlanan 1.5 milyonErmeninin anısını onurlandırıyoruz" ifadesini kullandı. Halbuki Büyükfelaket Anadolu halkı için yaşanmıştı. Haçlı zihniyetiyle Anadoluya gelen veOsmanlı halkını kökünden kazımayı isteyenler kendileriydi. Kurtuluş savaşıgerçekten bir kurtuluş mücadelesiydi. Büyük vahşeti Amerika öncülüğünde batılıgüçler yapmıştı. Bugün o dönemde kendilerine yardım eden Ermenileri anarakbahane etmektedirler. Her zaman ki gibi siyasetleri İslam ve Osmanlıdüşmanlığıydı.
· İran'ın Suriye konusunda takındığı tavır Allah karşıtıdır. Esad dindüşmanlığı yaparak inanan mazlum halkı öldürmektedir. Herkesi tehdit olarakgören İran tamamen çıkarlarla yaşayan ülkedir. Osmanlının İran ile ve Rusya ileneden yıllarca savaştığı bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Belli ki Osmanlı bir süre kötülerle savaşmışve son zamanlara doğru kötülerin egemenliğine direnmiş.
· Siyonist rejim askeri operasyonu yol edindi.
· Değişen dünya düzenine dikkat çekici bir bakışla ışık tutan 'Sır Küpü'adlı roman raflarda yerini aldı. Gazeteci Turgay Güler'in kaleme aldığı roman,Avrupa'nın karanlık çağlarından günümüze kadar uzun bir yolculuğa çıkarıyor.
· Afrika katısında Avrupa’nın etkinliği çökecek. Afrika ülkelerinisömüren Avrupa ülkeleri tek tek sömürgesini kaybedecek. Özgürlükçü ve barışçıanlayışı taşıyan Türkiye’nin önderliğini kabul edecekler ve isteyecekler. Afrika’dabaskıcı yönetimlere karşı mücadele eden halklara silahlı isyancılaryakıştırması yapan Avrupalılar egemenliklerini kaybedeceklerdir.
· Türkiye'nin yaşadığı dönüşüme gıbta ile bakanlar yaşananların Allah'ınbir lütfu olduğunu söylüyorlar, "Türkiye'ye bakarak kendi dönüşümümüzüyapmak istiyoruz" diyorlar. Libya Cumhurbaşkanı : Dünya'daki bütün reformyapan ülkeleri izlediklerini ama kendilerini en fazla Türkiye'nin dönüşümününetkilediğini anlattı. Türkiye'nin yaşadığı reform sürecini 'ümmetin bir şansı' olaraknitelendirdi. Soru sorma şansı elde edince Mekarif'e "bu sözlerinizi birazaçarmısınız? Neden Türkiye üzerinde bu kadar duruyorsunuz?" diye sordum.
Şöyle cevapladı: "Bunun sebeplerini tek tek saymaya kalkarsam vakityetmez. Ama en önemlisi Ak Parti hükümetinin dış politikası, İslam dünyası veArap Baharı konusunda yürüttüğü politika. En son İsrail'in özür dilemesi,'sözün bittiği yer'dir. Demokratikleşme, kalkınma ve kendi vatandaşınındertleriyle dertlenmesi bizi çok etkiledi."
Sözün devamında Libya Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı bir görüşmeden bahsetti.
Kaddafi döneminin kapanmasından sonra Başbakan'la yaptığı bir görüşme deErdoğan, Mekarif'e şöyle öğüt vermiş: "Hoşgörülü ve itidalli olun. Ilımlıdavranın"
Erdoğan'dan dinlediği bu öğüt kendisini çok etkilemiş ve bu durumu"Türkiye'nin sırrı" olarak nitelendirdi Libya Cumhurbaşkanı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu çözüm süreci bahsinde "Yüzyıllık parantezikapatmak"tan söz etmiş ti.
Davutoğlu'nun sözünü ettiği parantez içerisinde Trablusgarp savaşı ve Libya'nınOsmanlı'dan kopuşuyla başlayan 100 yıllık bir tarih de bulunuyor.
Libya Cumhurbaşkanının sözlerine bakılarak aynı parantezin Kuzey Afrika'da dakapanacağını söylemek için düne göre daha iddialı bir ortam var dedi..