"Yalnız Sana İbadet Ederiz"

ZeMahser

Cezalı Üye
#1
"Yalnız Sana İbadet Ederiz" in Gerçekleşmesi


Bu hususlar bilindikten sonra, kul “Yalnız Sana İbadet Ederiz” i şu iki esası yerine getirmeden gerçekleştirmiş olmaz. Bunların:


Birincisi: Allah’ın Rasulüne (s.a.v) uymak,
İkincisi: Mabud olan Allah’a karşı ihlaslı olmak.


“Yalnız sana ibadet ederiz” in gerçekleşmesi ancak bunlarla mümkündür. Yine insanlar bu iki esasa göre de dört gruba ayrılırlar.


Birincisi: Allah’a karşı ihlaslı olanlar ve Rasulullah’a (s.a.v) uyanlar.

Bunlar gerçek anlamda “yalnız sana ibadet ederiz” ayetinin mensuplarıdır. Bunların bütün amelleri, sözleri, vermeleri, vermemeleri, sevmeleri, ve buğz etmeleri Allah içindir. Açık ve gizli bütün muameleleri Allah rızası içindir. Onlar bu şekilde davranırlarken insanlardan bir karşılık ve teşekkür beklemezler, insanlar nezdinde bir makam,onlardan bir övgü, onların gönüllerinde yer tutma, ya da kötülemelerinden kaçmak içînde böyle davranmazlar. Bilakis bunlar insanları hiçbir fayda, zarar, ölüm ve hayat vermeyen kabir halkı gibi kabul ederler.

İnsanları tanıyan biri kesinlikle onlar için, onların nezdinde bir yer ve makam tutmak, onlardan fayda ve zarar geleceğini umarak amel etmez. Böyle bir davranış olsa olsa insanların özelliklerini bilmeyen ve Rabbini tanımayanlardan sadır olabilir.

Şu halde kim insanları hakkıyla tanırsa, onları gerçek yerlerine oturtur. Allah’ı tanıyan da amellerini, sözlerini, verip - vermemesini, sevgisini ve buğzunu Allah için ihlasla yapar.

Gerçek şu ki, ancak Allah’ı ve insanları hakkıyla tanımayan biri, Allah’ı bırakıp da insanlardan biri için amel edebilir. Kul, Allah’ı ve insanları tanısa, Allah için amel etmeyi, insanlara hoş görünmek için amel etmeye tercih eder.

Aynı şekilde bunların bütün amel ve ibadetleri, Allah’ın emrine, sevip razı olduğu şeye muvafıktır, uygundur. Bu amel öyle bir ameldir ki Allah bunu yapanlardan başkasınınkini kabul etmez. Bu kendisi sebebiyle Allah’ın kullarını ölüm ve hayatla imtihan ettiği ameldir.

Nitekim Allah Teala da:

“O ki ölüm ve hayatı hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için yarattı” (Mülk,2) buyurur.

Allah Teala insanların hangilerinin daha güzel amel edeceğini sınamak için yeryüzünü süslü yapmıştır.

Fudayl b. lyaz der ki:

Güzel olan amel; en ihlaslı ve en doğru olarak yapılan ameldir.

Dediler ki:

Ey Ebu Ali, amelin en ihlaslısı ve doğru olanı hangisidir?

Fudayl şöyle cevap verdi:

- Amel halis olduğu halde, doğru olmazsa kabul olunmaz.

- Doğru olup da halis olmayan amel de kabul görmez,

- Amelin kabul edilmesi için hem halis, hem de doğru olması gerekir.

- Amelin halis olması; Allah için olması, doğru olması da sünnet üzere bulunmasıdır.


Allah Teala’nın şu ayetinde zikredilen de budur.

“ Kim Rabbine kavuşmak istiyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadet ederken de hiç kimseyi ortak koşmasın” (Kehf, 110).

“İhlasla yüzünü Allah’a çevirenden daha güzel dinli kim vardır?” (Nisa, 125).

Öyle ise Allah Teala kendi emrine uyularak ve kendi rızası için yapılmayan ameli asla kabul etmez. Halis amellerin dışındaki ameller sahibine geri iade edilir, darmadağınık olarak kendisine geri verilir. Hz. Aişe’den gelen sahih bir rivayette Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Bizim din ve sünnetimize uygun olmayan her amel merduttur”. (Buhari, Sulh, 5; Müslim, Akdiye, 17)

Usulüne göre yapılmayan her amel sahibini Allah’dan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Allah Teala’ya ancak emrettiği şekilde ibadet edilir, insanların görüşleri ve hevalarına göre ibadet edilmez.


İkinci Kısım:

Ne İhlası, ne de Rasul’e ittibası olmayanlardır.

Bunun ameli dine uygun olmadığı gibi, Allah için halis değildir. Allah ve Rasulunün meşru kılmadığı halde gösteriş ve süs olsun diye amel edenlerin amelleri böyledir. Bunlar yaratıkların en şerlisi, Allah’a (c.c.) göre insanların en çok nefret duyulanıdır. Allah Teala’nın şu ayetinde en çok nasibi eri olanlar da bunlardır:

“Ortaya koyduklarından dolayı sevinenleri ve yapmadıkları şeylerle övülmek isteyenleri sakın ve sakın azabdan kurtulmuş zannetme, onlar için elem verici bir azab vardır.” (Al-i İmran,188)

Bunlar ortaya koydukları bidat, dalalet ve şirkten dolayı ferah duyarlar, sünnet ve ihlasa sarılıyor denmesinden de hoşlanırlar. Bu kısmın pek çoğunu, ilim, fakr ve ibadete intisab ettikten sonra sırat-ı müstakimden sapanlar teşkil eder. Doğrusu bunlar bidatları, sapıklıkları, riyası, şöhreti ve gösterişi irtikab edenlerdir. İlim ve ihlasa sarılmak gibi yapmadıkları şeylerden dolayı da övülmeyi isterler. İşte bunlar gadab ve dalal ehlidirler.


Üçüncü kısım:

Amellerinde ihlaslı olan, fakat onu Allah’ın emrine ve rasulünün sünnetine uygun yapmayanlardır.

Cahil abidler, zühd ve fakr yoluna intisab edenler bu gruptandır. Allah’a, emrettiğinin dışında bir şeyle ibadet eden ve bu ibadetinin kendisini Allah’a yaklaştıracağına inanan herkesin durumu böyledir. Bu kimselerin durumu musiki terennüm edilip el çırpıldığı, cumanın ve cemaatle namazın terk edildiği bir halvetin Allah’a yakınlık olduğunu zannedenin durumu gibidir. Gece gündüz kesintisiz oruç tutmanın, insanlar bayram ederken oruç tutmanın, bu ve benzeri şeylerin Allah’a bir yakınlık ve fazilet olduğunu zannedenin durumu gibidir.


Dördüncü Kısım:

Amelleri sünnete uygun olduğu halde Allah’dan başkası için amel edenlerdir.

Mürainin ibadet etmesi, riya, hamiyyet, şecaat için çarpışan adamın durumu, desinler diye hacc eden, Kur’an okuyan kişinin durumu hep böyledir. Bunların amelleri dış görünüş itibariyle emrolunan salih ameller gibidir. Fakat aslında salih amel değildir. Dolayısıyla da asla kabul edilmez.

“Siz sadece dini Allah’a halis kılarak O’na ibadete etmekle emrolundunuz”. (Beyyine, 5)

O halde herkes sadece Allah’ın emrettiği şekilde Allah’a ibadet etmekle yükümlüdür ve ibadetinde Allah’a karşı ihlaslı davranmakla sorumludur. İşte bu emri yerine getirenler “yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz” ehlidirler.
 
Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
bekkain İbadet 0
serdengecti_d İbadet 3

Benzer konular