Yılbaşı size neyi ifade etmektedir, İslamdaki yeri nedir; kültürümüzdeki yeri nedir?

urfalımatematikçi

Tecrübeli Üye
Silver
#1

Yılbaşında Müslüman olmanın gereği nedir?

Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh. Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef...

Biz
Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz. Kim inandığı gibi yaşıyorsa
ona dindar insan sıfatını takıyor
dindar adam
diye yâd ediyoruz. Bu sıfat onun hakkıdır zaten.

Siz dindarlığı
zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz.

Aslında dindarlık
sahibini sadece âhirette Cennet’e koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp
dünyada da huzura
saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır.

Nitekim İsa Peygamber’in doğumu ile Hazret-i Muhammed’in hicretine başlangıç olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz.

Dindar olanlar
yılbaşı gecelerinde düşünüyorken
şuur altında bile olsa diyorlar ki:

— Yılbaşı gecesinin mânası
sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi
ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması
gençlik günlerinin tükenip
ihtiyarlık demlerinin gelmesi.. demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor
akların sayısı da biraz daha çoğalıyor.

Öyle ise
böyle gecelerde daha çok sefalete
daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete
daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır. Zira bu hızlı gidiş
- ister ikrar et
ister inkâr - kabire
öteki dünyaya doğrudur.

İşte dindarlık böyle düşündürüp
böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki
dindar insanın
geçen senelerinden pişmanlığı azdır. Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok. Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler.. Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede
hem ahlâkından
hem mâneviyatından
hem de parasından zararlar görmekte
fireler vermekte
pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler. Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte...

Onu böyle ömürboyu pişmanlıklara sevkeden şey
İslâm’ın icabını yaşamayışında
yâni
dindar olamayışındadır.

Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti
dindarlık emâresi kazanabilse
her yılbaşı
tam aksini düşünmesine
kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak
geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek...

Demek ki
yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp
kimilerini de bu duruma çıkaran şey
dindar olup olmamaktan başka birşey değildir.

Anlaşılan
şahsı düşündürüp
mes’ud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu kesindir.

Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir vakıadır.

Demek imtihan dünyasıdır bu. Her ikisine de yol açık. İsteyen oraya
dileyen de buraya yönelir. Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder. Kimi de ihyâ...

Biz şükrederiz dindarlığımıza
hamd ederiz bizi böyle düşündürüp
amel ettiren Rabbimize.

Bizim yılbaşı anlayışımız ne olmalıdır? Ölmeden önce hesaba çekilmek için ne yapmak gerekir?

Bazıları yılbaşını
'vur patlasın çal oynasın' düşüncesizliğine dönüştürüyorlar
sanki ömürlerinden bir sene gitmemiş
aksine bir sene kazanmışlar gibi sevinç çığlıkları atarak işi sarhoşlaşmaya kadar götürüyorlar.

Herhalde kaybettikleri bir yılı düşünmemek için başvuruyorlar böylesine şuur ve muhakeme iptaline...

Harcanan vakti nakitten de kıymetli gören İslam büyükleri ise böylesine bir şuur iptaline asla rıza göstermiyorlar
aksine kaybettiğimiz yılın sonunda tam bir nefis muhasebesine girmemizi
harcadığımız seneyi nasıl bir yaşantı içinde tükettiğimizin muhasebesini yapmayı ısrarla tavsiye ediyorlar. İsterseniz bir de onları dinleyelim de nasıl bir muhasebe ve muhakeme içinde olmamız gerekiyor
harcadığımız yılın sonunda görelim.

Hicri 334 senesinde Bağdat'ta vefat etmiş olan büyük mutasavvıf Şibli Hazretleri
Bağdat halkına yaptığı her konuşmasına şu sözlerle başlıyordu:

- Ömürlerinden bir seneyi daha tüketerek varacakları sona biraz daha yaklaşan ahiret yolcuları! Yaklaştığınız yerde hesaba çekilmeden önce burada kendinizi hesaba çekin!

Her vaazına bu cümleyle başlayan Şibli Hazretleri'ne bir hürmetkârı
bir gün şöyle bir soru sordu:

- Hep 'Ahirette hesaba çekilmeden önce kendinizi dünyada hesaba çekin!' buyuruyorsunuz. Dünyada kendimizi hesaba çekerek yaşarsak sanki ahirette hesaba çekilmeyecek miyiz?

- Evet
dedi
burada hayatını hesaba çekerek yaşayan
orada hesaba çekilmeyebilir. Efendimiz (sas) Hazretleri; "Ahirette hesaba çekilmeden önce dünyada kendinizi hesaba çekin!" buyuruyor
öyle ise burada hayatını hesaba çekerek yaşayan orada hesaba çekilmeyebilir. En azından hesabını kolay verir. Bunun üzerine soru sahibi
kendini burada hesaba çekerek yaşamaya başlar. İbadetlerini eksiksiz yerine getirme gayretine girer. Günahlardan kaçınıp sevaplarını
hayır hasenatlarını çoğaltma titizliğine yönelir. Yani ahirette hesabını veremeyeceği işleri dünyada yapmama kararı alır. Böylece hayatını tam bir şuur içinde hesaba çekerek yaşamaya başlayan genç
bir gece rüyasında hocası Şibli Hazretleri'ni beyaz bir ata binmiş
bulutlara
yukarı uçup gidiyor halde görür. Arkasından seslenir:

- Hocam bekle ben de geleyim seninle!.. Şibli Hazretleri'nin cevabı kesin: "Ben bu hapishaneden bir kurtuldum
bir daha bekler miyim burada?"

Bu rüyanın manasını öğrenmek için sabah ilk iş olarak üstadını ziyarete giden talebesi
hocasının kapısında cenaze hazırlığını görünce
onun dünya hapishanesinden gece kurtulup ahiret saraylarına doğru uçtuğunu anlamakta gecikmez. Ama çok üzülür bu ani gidişine de o günün akşamında Rabb'ine dua ve niyazda bulunarak üstadını rüyada görme niyetiyle yatağına uzanır
az sonra kendisini hocasının huzurunda bulur. İlk sorusu
vaazlarında tekrar ettiği cümle olur:

- Sen dünyada kendini hesaba çekerek yaşardın
orada hesaptan kurtuldun mu
durum nasıl? İmam tebessüm ederek cevap verir. Meleklerin beni hesaba çekmek üzere karşıma geçtikleri sırada Rabb'imden hitap geldi:

- O kuluma hesap sormayınız. Çünkü o hesabını yaparak yaşadı
buraya temiz bir amel defteriyle geldi!.. Siz onun amel defterine bakın yeter
hesabını göreceksiniz orada... Şibli Hazretleri
talebesine; "Siz de" der
"kendinizi orada hesaba çekerek yaşayın.. Hesabını veremeyeceğiniz işlerle gelmeyin buraya. Size de; 'O kulum hesabını yaparak yaşadı
temiz bir amel defteriyle geldi buraya
defterine bakın yeter'
denebilir!.."

- Ne dersiniz? Biz de harcadığımız sene sonunda
harcayacağımız senenin de başında kendimizi bir hesaba çeksek mi? En azından hesabını veremeyeceğimiz yanlışlarımız olduysa
tövbe
istiğfarla onları terk etme kararı alsak mı? Yapamadığımız ibadetlerimizi
hizmetlerimizi yapma azmine girsek mi? Yılbaşında bari bu muhasebeyi yapsak mı? Yoksa boş mu ver? Ömrümüzden bir sene daha gittiği halde
sanki bir sene daha kazanmış gibi 'vur patlasın çal oynasın' düşüncesizliğine düşenlere biz de katılarak malum tekerlemeyi biz de mi tekrar etsek?

- Ayağını sıcak tut başını serin
hayatını yaşa düşünme derin!.. Fakat unutmamak gerek ki
hayatını düşünmeden yaşayanların sonunda duydukları pişmanlık çok derin oluyor; ama bu derin pişmanlığın hiçbir faydası olmuyor. Öyle ise gelin biz hayatımızı düşünerek
hesabını yaparak yaşama kararı alalım yeni yılımızda. Hesabını verebileceğimiz nice yeni yıllar dileğimle... (Ahmed Şahin)


Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
 

1Kubra

Çalışkan Üye
Silver
#5
ÖZentili insanların olduğunu ve yılbaşından sonra aldıkları çamları attıklarını. aslında kimse için yılbaşının bir önemi yok insanlar eğleniyor o gün