Yüreğe değen alıntılar




açılsam açılamam, kapansam kapanamam..
bilsem bilemem, söylesem söyleyemem..
ne coşkun ne sükunetli..
hem divâne hem biçâreyim...

Sebepler arıyoruz, sebepleri buluyoruz.. çözümleri arıyoruz, onları da buluyoruz.. Çözümleri hayatımıza uygulamaya başlıyor sorunumuzu çözümlemeye çalışıyoruz. Bir süre her şey iyi gidiyor. Bir nokta geliyor ki aradığınız nerde?! Bulduğunuz nerde?! Siz nerdesiniz?!..
 
[TABLE="class: ncode_imageresizer_warning, width: 700"]
[TR]
[TD="class: td1, width: 20"]
[/TD]
[TD="class: td2"]Bu resim yeniden boyutlandırıldı.Orjinal halini görmek için buraya tıklayın.Orijinal görüntü 1280 x 720 boyuttadır.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
 


Sanmasınlar ki aşıklar,

Hasretlerin zanlıları dağlardır,yollardır.
Sanmasınlar ki,
Vuslat dedikleri iki bedenin kavuşmasıdır.
Bazen vuslat, aynı ay ışığı altında yıkanmaktır.
Suçlamasınlar kaderi, yazgıyı. . .
Bazen kader, sevdiğinin varlığından haberdar olmaktır. . .
 


Hüzün` damlıyor yüreğe, gül boynunu eğince.
Mevsim `hazan` oluyor "AŞK KALEME DEĞİNCE."
Geceyi kesiyor bıçak gibi bir ayaz.
Ve "Yaz" diyor yüreğimdeki ses, "Yaz"
" SİYAH` bir kağıda, `SİYAH` bir kalemle yaz....!
 



"...Ve büyümek Kabullenmekti
acıları,
Hiç büyümedim ben bu yüzden
Onun için çocuksu bakışlarım
Dediler ki
Acılarını içine atacak yaştasın,
Hapsetmeyi öğren artık


gözyaşlarını


Hep çocuk kaldım inadına


Sevdim hayatı ilk satırından Son


satırına kadar,


Hiç ama hiç büyümedim,


Gülen gözlerle bakabilmek için


dünyaya..."