Anneciğim beni duyabiliyor musun?

MücTeHiD

Tecrübeli Üye
Süper Moeratör
#1
“Anneciğim senin üzülmene dayanamıyorum”
“Sinekleri öldürme arkadaşım onlarında canı var” “Baba şu yaşlı amcanın poşetlerini taşıyalım mı?” “Anne arkadaşım Ali’ye de kek götürmek istiyorum”​
Hangimiz çocuğumuzun hissedebilmesini, kendisinin dışındaki insanları da düşünebilmesini istemeyiz ki? Hangimiz yardımsever olmasını, duyarlı olmasını, empati yapabilmesini, sahiplenme duygusunun olmasını, affedebilmesini, ilişkilerinde çıkardan uzak samimi iletişim kanalları kurabilmesini istemeyiz ki? Hangimiz çocuğuna baktığında huysuz, huzursuz, edilgen, bencil, şiddete meyilli ya da ürkek ve çekingen bir suret görmek ister?

Bir anne olarak tahmin ediyorum ki hiç kimse istemez son profili. Hiç kimse çocuğu öyle olsun diye besleyip, büyütmez. Fakat çevremizde son derece şiddete meyilli, ahlaki ve evrensel değerlerin dışında, başkasını düşünemeyen, son derece bencil, hiçbir şeye değer vermeyen, diktatörlerle, savaşçılarla, narsistlerle dolu. Bunların hepsi bir annenin çocuğu… Nasıl oluyor veya nerede yanlış yapılıyor da insan bu hale gelebiliyor! Veya ne yapılmamalı da bir insan bu hale gelmemeli!

Bizler anne babalarımızın imtihanıyken, bizim imtihanlarımızda evlatlarımız. Beğenmediğimiz, ötelediğimiz huylarımızı anne babalarımızın yanlış davranışlarının sonucu olarak görüp hayıflanmaktan ziyade, o yanlışları tekrar edip bir kısır döngüye dönüştürmemeliyiz.

Kalp ve irade eğitimi…“Dur” “Yapma” “Rahat dur” “Yeter artık, çekil ayağımın altından” “Hiç rahat durmuyor her yeri karıştırıyor” “Kızım o şekilde çözmeyeceksin o soruyu cevap doğru bile olsa gidişatın yanlış” “Öğretmenim bir dinleseniz. Hayır, sus ve herkes gibi kurallara uy” vs vs… Uzayıp giden davranış değiştirmeye yönelik bir yığın cümlecik. Her birimizin davranışlarının, kontrolsüzlüklerinin, iradi davranışlar sergileyememesinin altında yatan cümleler. Amaç düzgün, sistemin istediği, çevrenin istediği gibi her şeyiyle tam bir insan yetiştirmek… Sonuç ise tam bir trajedi. Davranışçı eğitimin aksine ne ödül ne ceza ve nede şartlandırma. Tüm bunların dışında çocuğun fıtratında var olan özellikleri serbest bırakıp kalıba sokmadan sükunet halinde yönlendirebilmek… İnsan olduğunun keyfini çocuğa yaşatan duyarlılık eğitimi… Yani anne baba çocuğun eğitiminde sadece rehber… İyi bir rol model olması çocuğun doğru olan davranışları tercih etmesi için yeterli. Koşulsuz sevgi ve anneyle kurulan duygusal bağ duyarlılık eğitiminin olmazsa olmazıdır.

Uzman pedagog Adem Güneş’e göre; çocuk bir işi neden yaptığını anladıkça, yapacağı işi kendine örnek biri örnekçe yaptıkça, yapabildiğini gördükçe adım adım irade kazanıyor. Dolayısıyla baskıdan, yönergelerden, emirden ziyade yapabilmesine olanak sağlayacak ortamlar oluşturmak, olumlu ve takdir edici bir davranışı benimsemek gerekir. Montessorie Eğitimi duyarlılık eğitiminde en başarılı eğitim olarak kabul edilir. Montessorie ‘ye göre emici akıl çocuğun çeşitli duyarlılık dönemleri vardır 6 tanesinden bahseder. Hepsinden şu anda bahsetmek mümkün olmasa da özellikle bir tanesinden bahsetmek gerekir. Tam olarak 2 yaş döneminde başlayan ‘küçük detay’ dönemidir. Bu duyarlılık döneminde çocuk hevesle detaylara yönelecektir. Mesela elinizde bir hayvanat bahçesi resmi gösterirken sizin dikkat çekmek istediğiniz aslanın yanı sıra çocuk onu izlen küçük bir kızın elinde lolipopu fark edecektir. ‘Loli’ diye size soru soracaktır. Bu dönemde duyarlı bir çocuğunuz olması için bu özellik fırsata çevrilebilir. Vicdan sahibi duyarlı bireylerin biliyoruz ki en önemli özellikleri detay şeyleri fark edebilmesi. Bu dönemde merhamet hissinin açığa çıkması için bir kelebeğin kanadını izleyebilir, bir çiçeğin yapraklarına, kokusuna dikkat çekebilir, bir karıncayı ezmemek için dikkatli olabilirsiniz birlikte. Bu çocukta büyük bir farkındalık oluşturur. Zihinsel eğitimle ruhuna hitap etmek duyarlı bir bireyle birlikte adım atmaktır.

Duyarlılık eğitimiyle ilgili yapılabilecek birkaç ufak örnek;

1-Orman, deniz, sonbahar yürüyüşleri yapabilir, bu gezilerde ayrıntılara dikkat çekebilir ve yürüyüşlerinizden hatıralar toplayıp inceleyebilirsiniz. Örneğin sonbahar yaprakları, deniz kenarından toplanan midyeler, kumlar ve bunlarla aktiviteler oluşturabilirsiniz. Duyusal havuzlar sonbahardan bir gece lambası veya baskı çalışması, midyeler ve deniz kumundan duyusal bir havuz ve içine atılacak birkaç oyuncak balık gibi…

2-Plastik oyuncaklardan ziyade organik ve ahşap oyuncakları tercih edebilirsiniz. Böylece çocuğunuzu çeşitli toksinlerden uzak tutmuş olursunuz, organik oyuncaklar duyu organlarını daha fazla çalıştırır.

3-Birlikte atık kutusu ve şişelerden kuklalar yapabilirsiniz.

4-Çocuğunuza küçük sorumluluklar verebilir ve bunları oyuna çevirebilirsiniz.

Ve son olarak Adem Güneş Hocanın dediği gibi “Çocuk ebeveyni tarafından duyuldukça “duyarlı” olur.

Çocuklarımızı duymak için önce bizler duyarlı olsak onları dinlesek ne dersiniz?
alıntı
 

Benzer konular