çamlik şehitler camii yaptirma ve mahalle güzelleştirme derneği akşemsettin cad.çamli

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#53
29 Kasım 2013, 10:12





photo id="1" />

Selamun Aleyküm Hayırlı Günler.İnşallah... Farkında olmalı insan... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli... Anne karnına sığarken dünyaya neden sığamadığını Ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Henüz bebekken "dünya benim" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, Ölürken de aynı avuçların "her şeyi bırakıp gidiyorum işte" dercesine apaçık kaldığını fark etmeli... Fark etmeyi fark etmeli en azından... Selam Ve Dua İle...

Selamun Aleyküm Hayırlı Günler.İnşallah... Farkında olmalı insan... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli... Anne karnına sığarken dünyaya neden sığamadığını Ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Henüz bebekken "dünya benim" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, Ölürken de aynı avuçların "her şeyi bırakıp gidiyorum işte" dercesine apaçık kaldığını fark etmeli... Fark etmeyi fark etmeli en azından... Selam Ve Dua İle...




Selamun Aleyküm Hayırlı Günler. İnşallah... Farkında olmalı insan... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli... Anne karnına sığarken dünyaya neden sığamadığını Ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Henüz bebekken "dünya benim" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, Ölürken de aynı avuçların "her şeyi bırakıp gidiyorum işte" dercesine apaçık kaldığını fark etmeli... Fark etmeyi fark etmeli en azından... Selam Ve Dua İle...

 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#56
Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla

Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla
Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). İbrahim, 25. Ayet:

(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. İbrahim, 26. Ayet:

Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.
İbrahim suresi 24-26





 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#57
Hutbe : Türkiye geneli tarih : 16/05/2014 müminler tek vücut gibidir

HUTBEİLİ : TÜRKİYE GENELİ TARİH : 16/05/2014 MÜMİNLER TEK VÜCUT GİBİDİR
Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Andolsunki, biz sizi biraz korku ve açlık ile bir de
mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle
imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! Müminler, bir
musibetle karşı karşıya kaldıklarında ‘İnnâ lillâh ve innâ
ileyhi râciûn/Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.’ derler.”
1

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Müminin durumuna şaşılır! Her
hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine
mahsustur. Başına sevinecek bir hâl geldiğinde şükreder;
bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ona
sabreder; bu da onun için hayır olur.”2

Aziz Kardeşlerim!
Milletimizin yüreği, Soma’da, maden faciasında hayatını
kaybeden evlatları için yanıyor. Yüzlerce insanımız,
çocuklarına ekmek getirmek için girdiği kara toprağın bağrında
can verdi. Bu defa ateş, düştüğü yeri de yaktı, düşmediği yeri
de. Çünkü ateş, bütün memleketin bağrına düştü.
Hayatını kaybeden kardeşlerimize Cenab-ı Hak’tan
sonsuz rahmet diliyoruz. Mekânları cennet olsun! Rabbim,
onları şehitler zümresine dâhil eylesin! Kederli ailelerine,
annelerine, babalarına, eşlerine, yakınlarına ve topyekûn
milletimize sabr-ı cemil, metanet ve dayanma gücü bahşetsin!
Yaralı kardeşlerimize acil şifalar ihsan etsin! Milletimize,
memleketimize bu tür acıları, elemleri, kederleri bir daha
yaşatmasın!
Kardeşlerim!
Dünya ölümlü dünya. Ölüm bir şekilde geliyor ve insanı
buluyor. Ölümün yaşı yok. Rabbimiz, Kur’an-ı Azimüşşan’da
ölüm veya benzeri zor durumlar karşısında sabredenler için
“Allah sabredenlerle beraberdir.” buyuruyor. Sabır,
müminin gönlünü teskin eden Rabbani bir sırdır. Böyle
zamanlarda sabra ve duaya sığınmalıyız. Rabbimize
“Üzerimize sabır yağdır Rabbim!” diyerek el açmalıyız.
Müminler, bir musibetle karşı karşıya kaldıklarında
“İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn/Biz Allah’a aidiz ve O’na
döneceğiz.” derler. Bunu da Rabbimiz öğretiyor bize.
Dönüşümüz Allah’adır. İnsanın ebediyet yurdu orasıdır. Oraya
çoluk çocuğunun rızkını ararken gidenler, toza toprağa
bulansalar bile yüzleri ak giderler. Soma’da, Zonguldak’ta ya
da başka bir yerde yerin yüzlerce metre altına inerek rızkını
arayan madenci kardeşlerimizi, oralarda sahur ve iftar yaparken
görmüşüzdür. Onlar ne mübarek kardeşlerimizdir. Onlar bize
emeğin, alın terinin ve helal rızık peşinde koşmanın ne
mübarek bir şey olduğunu öğretirler. Onlar şimdi Rabbimizin
misafiridirler. Onlar şimdi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’e
komşuluk yapacaklardır.
Onlar için yüreklerimiz yanıyor elbette. Nasıl yanmasın
ki? Anne yüreği nasıl teselli edilebilir ki? Gene de Rabbimize
sığınarak teselli bulmalıyız.
Hamdolsun ki bu gibi hallerde Rabbimize sığınmamızı
sağlayan iman gibi bir hazinemiz var. Hamdolsun ki ölümü, yok
olmak değil, sonsuzluk olarak öğreten bir inancımız var.
Aziz Kardeşlerim!
Böyle zamanlarda mümin kardeşliğinin gereği, acıları
paylaşmaktır. Vefat edenlere rahmet dualarında bulunmak, geride
kalanlara sabır niyaz etmektir. Memleketimizin her tarafından
Soma’da can veren kardeşlerimize, Yasinler, Tebarekeler,
Fatihalar, İhlaslar, Hatimler göndermeliyiz.
Bugünler, millet olarak acıları paylaşma, yaraları sarma
günleridir. Gönüllere kor düşmüştür. Seher vakitlerinde ellerimizi
Rabbimize açıp “Gönüllere, peygamberlerin gönlüne lütfettiğin
sekineti ver Rabbimiz!” diye yalvarmalıyız.
Bugünler, mümin kardeşliğinin sevgide, diğerkamlıkta,
fedakârlıkta, yardımlaşmada, dayanışmada imtihan günleridir.
Bugünler, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in “Müminler, tek vücut
gibidirler” fermanı gereğince millet olarak 76 milyonun
bütünleşmesi gereken günlerdir.
Kardeşlerim!
Bir de müminler, bu tür acı hadiselerden ders ve ibret alırlar.
Görev ve mesuliyetlerinin tam manasıyla idrakine ererler. Bilhassa
insan sağlığı ve hayatı açısından risk oluşturacak işlerde, hiçbir
şekilde tedbirsizlik zaafı içine düşmezler. Zira kader ve ecel,
insanoğlunun ihmal ve sorumluluklarını asla ortadan kaldırmaz.
Takdir, insanoğlunun tedbir sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in ifadesiyle müminler, yaptıkları
her türlü işi “en güzel ve en sağlam” şekilde yaparlar. Sonra da
Allah’a tevekkül ederler.
Kardeşlerim!
Geliniz, mübarek üç ayları idrak ettiğimiz şu günlerde, şu
bereketli Cuma vaktinde, her türlü bela ve musibete karşı Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği şu dualarla Rabbimize
yalvaralım:
“Allah’ım! Bizleri önümüzden, arkamızdan, sağımızdan,
solumuzdan ve üstümüzden (gelebilecek her türlü bela ve
musibete karşı) muhafaza eyle!”3

Ùلاا Ù‡Ùا
Ù°
هم ا ّٰللا ا Ù‡ Ø¥ÙÙ„ اÙإلااا ا
Ùعظ۪ي
هم ال ا ا ْ
ÛªÙŠ
ÙØ*Ù„
ال اÙلاا Ù‡Ùا Ù’
Ù°
ا ّٰللاÙر باا ع٠ْر Ùشا Ù‡ Ø¥Ùلاا ا Ùإل ا ا
هم ال ا ا ْ
ال اÙلاا Ù‡Ùا ْعÙظ۪ي
Ù°
Ùإلااا ّٰللاها Ùإل ا ا
ال اس اÙÙˆÙر باااْْلْر ÙضااÙÙˆÙر باا ع٠ْر Ùشا ٰمÙوا Ùت Ùر باا ا
هم ال ا ا ْ
Ùكر۪ي
ال ْ
“Yüce ve halîm olan Allah’tan başka ilâh yoktur. Arş’ın
Rabbi Yüce Allah’tan başka ilâh yoktur. Göklerin, yerin ve
Arş’ın Rabbi Allah’tan başka ilâh yoktur.”4

Rabbimizden niyazımız bizlere taşıyamayacağımız acılar
yaşatmamasıdır.

Rabbimizden niyazımız, böyle acılara karşısından dayanma
gücü lütfetmesidir.

Rabbimizden niyazımız, rahmetine tevdi ettiğimiz
insanlarımıza lütuflarıyla muamele etmesidir.

Hutbemizi tamamlarken, Soma’da hayatını kaybeden
kardeşlerimize bir kere daha Rabbimden rahmet diliyor,
yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

İstanbul Müftülüğü, Manisa İli Soma İlçesinde meydana
gelen maden faciasında aramızdan ayrılan kardeşlerimiz için
17 Mayıs 2014 Cumartesi günü (yarın) Fatih Camiinde öğle
namazını müteakip Kur’an-ı Kerim tilaveti ve mevlit programı
düzenlemiştir. Okunan hatimlerin de dâhil edileceği umumi dua ile
Rabbimize tazarru ve niyazda bulunulacaktır.
Tüm halkımız davetlidir.

1
Bakara, 2/155-156.
2
Müslim, Zühd ve rekâik, 64.
3
Ebû Davud, Edeb, 110.
4
Buhârî, De’avât, 26
Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı






B

 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#59
Miraç Kandilimiz Mübarek Olsun. Allah dualarımızı kabul eylesin.camii zın sıvası ve tas kaplaması devam ediyor iki minarelere daha başlanmadı.
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#60
HUTBE İL : TÜRKİYE GENELİ

TARİH : 13.06.2014

İMANIN ŞUBELERİ

Aziz kardeşlerim!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenab-ı Hak şöyle

buyuruyor: “İman edip de imanlarına zulüm

karıştırmayanlar... İşte güven onların hakkıdır. Onlar,

hidayet üzere olanlardır.”1

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili

Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “İman, yetmiş

küsur şubeye ayrılır. En üst derecesi ‘La ilahe illallah’

sözüdür. En alt derecesi ise yolda insanlara eziyet veren

şeyleri kaldırıp atmaktır. Hayâ da imandan bir

şubedir.”

2
Saygıdeğer Müminler!

İman, sadece dil ile kalp arasında biten bir akit

değildir. İman, bütün bir varlığı yorumlayan en temel

değerler manzumesidir. Bu değerler manzumesinin mihveri

ise Allah inancıdır. Allah inancı ile başlayıp peygamber ve

ahiret inancı ile tamamlanan “âmentü” dünyasında, insanın

varlığı anlam kazanır. İnsan, yaratılışın, hayatın ve ölümün

anlamını, ancak imanla bulur.

İman, bir bütün olarak Allah’ın varlığını kabul

ederek yaşamak ve Rabbimizin, kendisiyle, insanlarla ve

tabiatla ilişkilerimizi düzenleyen bütün emir ve yasaklarına

uymaktır.

Kardeşlerim!

İmanı yalnızca gönüllere, ibadeti de sadece

camilere tahsis ettiğimiz zaman din, fonksiyonunu

kaybeder. Ve iman, artık mümine hayat veremez olur.

İslâm’ın “âmentü” anlayışı, kişiye iman ile hayatı

birbirinden ayırma hakkı tanımaz. İman, “inandım”

demekle bedeli ödeniveren bir dil olayı yahut bir vicdan

hadisesi değildir. İman, kalbe hayat vermezse, ibadetler

şuursuz birer alışkanlığa dönüşür.

Kardeşlerim!

İman, mümini salih amel işlemeye sevk etmelidir.

Gerçekte mümin, imanını hayata yansıtabilen kimsedir.

Salih amel, imanın en büyük göstergesidir. Sadece dille

“inandım” demek, imanın göstergesi olarak yeterli değildir.

İmanın sosyal hayatta tezahürleri bulunmaktadır. İman,

sosyal boyutunu kaybettiği zaman Müslümanlar, toplumsal

dinamiklerini yitirmeye, dolayısıyla da çökmeye başlarlar.

Hele hele kötülüklerle, günahlarla, imanlarına bir de zulüm

karıştırırlarsa bu sefer güven toplumu olma vasfını

yitirirler. Unutmayalım ki İslam’ın birey ve toplum

üzerindeki ahlaki, sosyal ve kültürel yansıması ancak iman

ve salih amelle gerçekleşir.

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemin başında okuduğum hadis-i şerifte

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), imanın formülü olan

kelime-i tevhit ile yani Allah inancı ile yolda insanlara

eziyet veren herhangi bir şeyi kaldırıp atmayı

birleştirmiştir. Ve her ikisini de imanın tarifi içinde

zikretmiştir. İşte bu iki kutup arasında meydana

gelebilecek her anlamlı iş, insanlığın yararına olan her

davranış, aslında imandandır ve onun bir yansımasıdır.

Buna göre; doğruluk, dürüstlük, emanete riayet etmek,

ahde vefa göstermek, ya hayır konuşmak ya da susmak,

komşuya iyilik etmek, misafire ikram etmek, iyilikten yana

olmak ve kötülüğe karşı tavır almak gibi nice güzel

hasletler, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in dilinde, hep

imanın gereği olarak zikredilmiştir.

Kardeşlerim!

İmanın ve tevhidin sosyal boyutunu Sevgili

Peygamberimiz (s.a.s), yolda insanlara eziyet veren şeyleri

kaldırıp atmayı, iman kategorisi içinde değerlendirerek

ifade etmiştir. Burada sadece fizikî anlamda yollarda,

insanlara eziyet veren bir taşı yahut dikeni kaldırıp atmak

değil; mecazî manada insanın hakka, hakikate, doğruya

giden yoldaki engellerini kaldırmak da kastedilmiştir. Yol

kesmenin en kötüsü, insanın Allah’a, Rasulüne, doğruya,

güzele, hakka ve hakikate giden yolunu kesmektir. Yol

açmanın en güzel çeşidi de insanın, doğruya giden yolunu

açmak ve bu yoldaki engelleri kaldırmaktır. Hatta

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bizlere bununla ilgili

imanımızı ölçecek bir de ölçü ve kıstas vermiştir: “Kendi

nefsiniz için istediğiniz bir şeyi kardeşiniz için de

istemedikçe gerçekten iman etmiş olmazsınız.”

3



Değerli Müminler!

Hadisin sonunda “Hayâ da imandan bir şubedir”

denilerek özel bir vurgu yapılmıştır. Sevgili

Peygamberimiz (s.a.s)’in hadislerinde hayâ, basit bir

utanma duygusu değildir. İnsandan çekinmek, toplumdan

kaçmak hiç değildir. Hayâ, iyi işleri yapmaktan kaçmamak,

kötü işleri yapmaktan çekinmektir. Peygamberimiz (s.a.s)

hayâyı, bir insanın hayatta oluşunun göstergesi olarak

vasıflandırmıştır. Hayâsını kaybeden, hayatını yani diri,

yaşayan bir insan olma özelliğini yitirmiştir. Evet, hayâ,

hayattır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s), bir hadis-i şerifte

şöyle buyurur: “Hayâ etmedikten sonra dilediğini yap.”

Kardeşlerim!

Geliniz, hutbemizi Rahmet Elçisinin bir başka

hadisi ile bitirelim. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’e “İman

nedir Ya Rasulallah?” diye sorarlar. O da, “İman, seni

dünyada mesut yaşatacak bir ahlak, Allah’ın haram

kıldıklarından vazgeçirecek bir takva ve cahillerin

cehaletinden uzak tutacak bir hilmdir yani vakur bir

duruştur.” buyurur.4
1

En’am 6/82.

2

Müslim, İman 12 1/63.

3

Buhârî, İmân, 7.

4

Taberânî, Mu’cemu’l-Evsat, hadis no. 5005.



Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı