Canım Dediklerim "Canımdır"...

dilaranur35

Acemi Üye
Silver
#1


Canım Dediklerim "Canımdır"...

Es – selam
Dost, benim ruhumun yarısı onda; onun ruhunun yarısı da bende olandır. Ruhlarımız birbiriyle bütünleşir ve tam hâle gelir. Belki de biz, iki ayrı cesed bir ruh veya ruh içinde ruh gibiyiz...

Dostluk, herkesin yaşadığı, fakat pek az insanın tanıdığı hayat muammasında, yine pek az insana nasib olan yüce bir payedir. O payeden nasibi olan bu, kemmiyette az; ve fakat keyfiyet, değer ve kıymette her türlü aded ve riyazî ölçülerden vareste talihlilerdir ki, dostluğun hakiki neşvesine bürünür ve bütün kâinata, dostluk şarkısının hazin, buruk fakat sürûr bahseden güftesini terennüm ederler...

Dostluk, sevgi ile kazanılır; müsamaha ile korunur ve tefani sırayla, (ebed) kadar yeni olmanın, derin ve engin mânâsına erer.

Dost, kaybedilmez ancak çok zor kazanılır. Aristo:"Dostlarım! dünyada dost yoktur" derken, işte bu zorluğa işaret etmektedir. Dünyada yoktan daha az bir şey olsaydı, herhalde mevcuduna kıyasla, hakiki dost olurdu, dersem; sözümde bir, mübalâğa aranmasın. Şu kadar var ki, onun kıymet ve değeri azlığında değil; belki, az olusu kıymet ve değerinde aranmalıdır!

Dost bulmak için aramak; aramak için de görmek şarttır. Ya görüp bulduktan sonra! İşin en çetin yeri burada: Gözlerini yumup körü körüne bağlanma!...

Düşmanı mağlüp edecek en kuvvetli silah, dostların sadakat ve bağlılığıdır. Hudeybiyeyi fetih yapan işte bu sırdır. Kanaatımca: Rahmani bir düşünceye sahib olmak ve her zaafını yenmiş bir sevginin, üstüste kavislerinde dolaşmak ancak, ruh ve maddesiyle ve her türlü kemmî buutların ötesinde bir yığın baharın arasından geçmekte olan bir (DOSTUN) eteklerine tutunup, Ölesiye ve tükenesiye, sadâkat, sebat ve saygıdan zerrece taviz vermeksizin ona sımsıkı bağlanmakla mümkün olacaktır. Fethin muamması da bu duyguda saklıdır...

Descartes: "İnsanın kendini sevk ve idare etmek için kendi gözlerinden istifade etmesi, şüphesiz, gözü kapalı başkaları ardınca yürümekten çok daha hayırlıdır; fakat kapalı gözlerle tek başına kendini sevk ve idare etmektense, bu son vaziyette bulunmayı tercih etmek daha iyidir" der. Halbuki dostsuz insan ruhunun yarısını kaybetmiş insandır. Yarım bir ruhla kendini sevk ve idare etmesi ise mümkün değildir. Öyleyse bu durumda olan kişinin yapacağı tek müsbet hareket, güvendiği ve itimat ettiği bir dostunun ardı ve arkasınca, yürüyüp gitmek olacaktır.

Hem, hâdiseler arasındaki irtibatları değerlendirerek, yaptığı terkib ile, yarını, dün ve bugünü gibi gören dehânın çocuklarının dışında, kaçımız hayat muamması ve bu muammanın önümüze çıkardığı karanlık dehlizler karşısında gözlerimizin bağlı olmadığını iddia edebiliriz? Hayır, bu yersiz ve yetersiz iddiaları bir tarafa iterek, realitelerin iktiza ettirdiği şartlara uygun ve muvaffık hareket etmek mecburiyetinde hatta mahkûmiyetindeyiz: Solugundaki renklerle (DOST'U) tanımak; ışıldayan gölgesinin göz/ere akseden parıltısıyla karanlık ufuklara bakmak; gönül aydınlanınca, onun gölgesinde ısınmak; ve güneşte üşüyünce DOST' U kalbe gömmek!... İçinde DOST'U taşıyan bir tabut olmak ve böylece ebedî yaşamak!...

Dost, ifadelerime mana kazandıran bir şifredir. Maksadım bu dört harfi çerçeveleyen şu dörtlükte gizlidir?

Şafak vaktini beklerken

Sakaklarına düştü ak

O ufku seyretmekteyken

Sakaklarındaydı şafak

Ve dostluk, gökler ötesinin yerlilere lutfeylediği en özel armağanlardan biridisidir. Dostlar, manevî mücevherlerdir efendim. Kimin kaç tane hakiki dostu varsa, zenginliği de o kadardır . En büyük, en kıymetli, en üstün, en yüce dost ise
'(cc)tır.
dostu olamayanların ise ne dostu vardır, ne dostlukları. Ölümle ölen dostların kabir kapısında biten dostlukları neye yarar ki… Dostluk dediğin ölümüne olandır, ama ölümsüzlüğe koşandır.
sız ölümsüzlük mümkün mü? Hesaplarımızı şu üç günlük dünya ömrü için sınırlayacak kadar sığ bir idealin kurbanları olmayı göze alamayacağımıza göre…sevgi ve saygılarımla...


“Ben yokum, Bunu ski dostalrıdan öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”


İnş
sizlerde Benim Düştüğüm Hataya Düşmezsiniz Hakiki Dostlari Bulmanız Dileği ile Yukardaki Yazıyı Eski Dostlarım için paylaşımıştım Okuduklarında Belki Dostluğun benim için Ne Demek Olduğunu Anlarlardı
 
#3
İşin en çetin yeri burada: Gözlerini yumup körü körüne bağlanma!...

kesinliklee...çok çok doğru tespitler..muhteşem bi yazıydı..dilaranur aro emeğine sağlık kardeşim:)
 

ZiLaN_21

Tecrübeli Üye
Silver
#4
Dost, benim ruhumun yarısı onda; onun ruhunun yarısı da bende olandır. Ruhlarımız birbiriyle bütünleşir ve tam hâle gelir. Belki de biz, iki ayrı cesed bir ruh veya ruh içinde ruh gibiyiz...


süpermiş :)