Mutlu Anne, Mutlu Çocuk

MücTeHiD

Tecrübeli Üye
Süper Moeratör
#1
Çocuk terbiyesinde en temel nokta nedir diye sorarsanız, hiç tereddüt etmeden sizin kendi mutluluğunuzdur, derim.

"Nasıl yani? Ne kadar da narsist bir yaklaşım. Tabii ki en önemlisi çocuğumun mutluluğu..." gibi cümleler kurduğunuzu duyar gibiyim.

Oysa mutsuz annelerin mutlu çocukları olabilme ihtimali oldukça düşüktür.

Neden mi?

Çünkü daha en başından, hamilelik anından itibaren siz ne kadar mutlu ve huzurluysanız bebeğinize de o denli huzur ve mutluluk akar. Öyle ki, hipnoterapistler 40 yaşındaki bir yetişkininin anne karnında yaşadığı huzursuzluk için terapiye gelebildiğini söylerler. Yani anne karnında bebeğinize akıttığınız duygular, onun yetişkinlik yıllarının temel korkularına/kaygılarına ya da tam tersi mutluluklarına dönüşebilecek önemdedir.

Sonrasında bebeğin doğum anı gelir. Doğuma bakış açınız, doğum şekliniz ve seyriniz bebeğinizin ya kaygılarını ya mutluluğunu arttırır. Çünkü her ne kadar biz anneler doğumun bize bakan yönünü konuşmaya alışık olsak da, bebeğimizin de bir doğum hikayesi vardır. Hem de öyle bir hikayedir ki bu, daha yeni doğmuş bir bebeği depresyonla bile tanıştırabilir.

Minik bebeğiniz eve geldiğinde, anne sütü kadar önemlidir evdeki huzur ortamı... Nasıl ki, sizi emerken sadece besin değil huzur emiyorsa, aynı şekilde bulunduğu ortamdaki havayla beraber mutluluğu da solumaya başlar bebek. Eğer siz mutlu bir anneyseniz, onu zaman zaman yanlış yıkasanız, giydirseniz, besleseniz de, o sevildiğini hisseden, annesinin gözünden mutluluk okuyan, ev ortamından huzur soluyan bir bebek olur.

Sağlıkla büyür.

Sevildiğini hissettikçe, sevmeyi öğrenir.

Annesinin mutluluğundan mutlu olur.

Güven duyar.

Hayata tutunur.

Öyle ki, bebeğe hayat olan anne sütünün miktarı ve kalitesi bile çoğu zaman sizin mutluluğunuza bağlıdır!

Çocuğunuz büyüdükçe de değişmez mutluluk denklemi. Doğru orantılı bir şekilde devam eder. Siz yorgun, mutsuz, kızgın, öfkeli olduğunuzda çocuğunuz da hiç yapmadığı yaramazlıkları yapar. Kabına sığmayan bir enerjiyle oradan oraya atlar, zıplar, kırar, döker. Gözünüzde mutsuzluğu okuduğu oranda inatlaşır sizinle. Yemeğini yemez, ilacını içmez, odasını toplamaz...

Siz babasına yüksek sesle, kaba bir cümle sarf edin ya da tartışın, çocuğunuz da sudan bir sebep bulup ağlama krizlerine girer. Kendini yerlere atar. Okula severek giden çocuğunuz gider, yerine gitmeyeceğim diye tutturan çocuğunuz gelir. Kardeşine merhametle muamele eden çocuğunuzun yerini, onun canını yakan, hırçınlaşan bir çocuk alır...

Tabii bütün bu süreçlerde babalara büyük işler düşer. Bence birçok kişi tarafından söylendiği gibi çalışıp, para kazamak değildir babanın ailedeki en önemli görevi!

Anneyi mutlu etmektir...

Çünkü anne kadar mutluysa çocuk da o kadar mutlu olur. Mutlu çocuk beraberinde huzuru ve sevgiyi getirir. Evi yuva, evliliği aile yapar. Dolayısıyla yemek yiyen, uyuyan, öğrenen, gelişen çocukların ruh dünyasının temelinde annenin mutluluğu ve huzuru yatar.

Hatice Kübra Tongar yazar
alıntı
 

Benzer konular