türk sahabeler ve türklere gelen peygamberler

K

karinca_misali

Misafir
#1
öncelikle arkadaslar bu bir yazi dizisidir bir solukta okuyamiyacaGinizi biliyorum çünkü ziyadesiyle uzun bölerek yayinliyorum ama okumanizi sahsen tavsiye ederim tesekkür ederim

Eshab-i kiram arasinda Türkler varmiydi? Böyle bir soru, bir Türkü belki de en çok heyecanlandiracak sorulardan birisidir. Zira genlerine kadar islemis olan Peygamber sevgisi, bu sorunun cevabini merakla bekletecektir.

Hadis-i serif kaynaklari tarandiGi zaman, Sevgili Peygamberimizin, eshabina bazi milletlerin yanisira Türkler hakkinda da tavsiyelerde bulunduGunu görürüz. Bunlar, asr-i saadette Türklerin varliGinin yakindan bilindiGini gösterir. Hadis-i serifler detayli incelendikleri zaman bu bilginin yüzeysel olmadiGi, Türklerin çok yakindan tanindiGini göstermektedir. Ancak bu tanima, ticaretle uGrasan Mekkelilerin Türkistan'a gitmeleri sonucu elde edilen bir tanima deGildir.

GÖKTÜRKLER
Bizi bu kanaate götüren en büyük sebeplerden birisi, asr-i saadet döneminde Göktürk Devleti'nin varliGidir. Eski ihtisaminda olmasa da Iran'in kuzeyinde organize bir devlettir. Ipek Yolu adi verilen eski dünyanin en önemli ticaret yolunun büyük bir kesimi bunlarin kontrolü altindadir. Dahasi, Iran Sasani Kisrasi Nusirevan, Göktürk Hakani'nin kizi ile evlidir. Bütün bunlar o dönemde Türklerin yakindan bilindiGini göstermektedir. Ayrica asr-i saadette bulduGumuz öyle ipuçlari vardir ki, Eshab-i Kiram içerisinde Efendimizin mübarek dizleri dibinde yetismis Türklerin bulunabileceGi kanaatini kuvvetlendirmektedir.

Ancak bugüne kadar Türk tarihçileri ve hadis-i serif uzmanlari bu konuda müsahhas çalismalar yapmamislardir. Bizim yasadiGimiz sanli bir tarihi maalesef baskalari kaleme almistir. Bugün, özellikle Islam öncesi Türk tarihi hakkindaki bilgilerimiz Rus ve Isveçli bilim adamlarinin yaptiGi çalismalara dayanmaktadir. Göktürk Devleti gibi pek çok muazzam devletler kurulmustur. Ancak sorulduGu zaman bir iki balbal tasiyla birkaç kitabeden baska bir sey gösterilememektedir. Zira yabanci bilim adamlari ancak bu kadarini ortaya koyabilmislerdir. Ayrica onlarin kaleminden çikan tarihi bilgilerin gerçeGi ne kadar yansittiGi, zaman geçtikçe daha iyi anlasilacaktir.

 

Benzer konular

K

karinca_misali

Misafir
#2
ASLA sAMANIST DEGILLERDI
Bunlardan en belirgini, Türklerin Islam öncesi samanist olduklari iddiasidir. Oysa Türkler, tarihi boyunca asla samanist olmamistir. samanlik MoGollarin dinidir. Ortaasyada yasayan üç büyük milletin üçü de kültür bakimindan birbirlerine taban tabana zittir. Bunlar; Türkler, MoGollar ve Çinlilerdir. Hem irk, hem de din bakimindan birbirleriyle yakinliklari yoktur. Çin'de, Türklerin mizmiz dinler olarak vasiflandirdiGi Konfüçyanizm, Budizm gibi inanislar yaygin iken, MoGollar samanist idiler. Din adamlarina da saman adi verilirdi. Türkler, samanist olmadiGi gibi aralarinda saman adi verilen din adamlari da yoktu. Çin ve MoGolistan'daki inançlarin çok daha saf olanina sahiptiler. Bir olan yaraticiya, Ulu Tanri anlaminda Gök Tanri adini kullaniliyordu.(1)

Islamiyetten önceki Türk dini inancina bakildiGinda sasilacak derecede Islam akaidine benzeyen noktalar görülür. Bunlari Çin ve MoGol dinlerinde görmek mümkün deGildir. En basta geleni vahdaniyet / yaradanin bir olmasi inancidir. DoGulu ve batili bütün tarihçiler bunda birlesmislerdir. Bunun yanisira ahirete, öldükten sonra hesabin varliGina, cennet ve cehenneme inançlari vardir. Din adamlari bulunmuyordu, ancak Kam adi verilen büyücü / kahin karisimi bir mesleGi icra edenler vardir. Fakat bunlarin din adamliGi ile ilgisi yoktur. MoGollardaki saman ile Türklerdeki Kam arasindaki fark ise, bugün cinci hoca adi verilen insanlarla diyanet görevlilerin arasindaki fark gibiydi. Bu inançlarini müslüman olduklari 10. yüzyila kadar devam ettirmislerdir. Budizm, Mecusilik, samanizm, Taoizm, Maniheizm gibi bin türlü dinin kaynastiGi bir bölgede Islama bu kadar yakin olan inançlarinin kaynaGi ne idi? Maalesef bugüne kadar arastirilmasi yapilmamistir. Ancak kaynaklar tarandiGi zaman bir takim ip uçlarina rastlamak mümkündür.

OGUZ HAN
Türklerin Soy KütüGü kitabinda, Nuh aleyhisselamdan Kara Han'a kadar Türklerin islam itikadinda olduklari, bu hükümdardan itibaren bozulduklari kaydi vardir. Kara Han, OGuz Han'in babasidir. OGuz Han'in hayat hikayesi de ilginçtir. DoGumundan itibaren üç gün boyunca annesini emmez. Annesi bu duruma çok üzülür. Rüyasinda, oGlunun "bir olan yaraticiya inan, aksi halde seni emmeceGim" dediGini görür. sefkatinden dolayi annesi bir olan yaraticiya iman eder. OGuz da böylece annesini emmeye baslar. Büyüyüp serpildiGinde ise etrafindaki nice güzel kizlari, putperest olduklari için kabul etmez. Fazla güzel olmayan amcasinin en küçük kizi ile putperest olmadiGi için evlenir. Bundan erkek evlatlari olur.

Aradan uzun yillar geçer. Türk Töresini çiGneyen babasiyla çatisir ve obayi terkeder. Bir süre sonra aralarinda bir savas çikar. Bu savasta babasi hayatini kaybeder. (2)Devletin basina OGuz geçer. OGuz KaGan'in bu haliyle bir peygamberin rahle-i tedrisinde bulunmus olduGu tahmin edilmektedir. Bu nedenle bir çok islami kaynakta ismi anildiGinda Rahmetullahi aleyh / Allah'in rahmeti üzerine olsun diye dua edilir.(3)

OGuz Han'in bir baska özelliGi de Büyük Okyanus'tan Akdeniz'e kadar muazzam bir bölgeye hakim olmasidir. O zaman dünyasinin neredeyse dörtte üçünü kontrol altina almis olmasidir. Bu özelliGinden dolayi OGuz'un, Kur'an-i Kerim'de ismi geçen Zülkarneyn aleyhisselam olduGu dahi ileri sürülmüstür.

ZÜLKARNEYN SEDDI
Kur'ân-i Kerîm'de ismi geçen Zülkarneyn aleyhisselam, dünyaya hakim olmus birkaç kisiden birisidir. YaptiGi seferlerden birinde günesin doGduGu en uzak yere kadar gider. Burada mayasi temiz, mazlum bir toplulukla karsilasir. Bunlar komsulari olan Ye'cuc ve Me'cuc isimli topluluklarin zulümlerinden sikayet ederler. Hazreti Zülkarneyn, zalim topluluk ile bunlarin arasina büyükçe bir set kurarak serlerinden korunmalarini saGlar. Kaynaklarda mayasi temiz bu topluluGun Türk milleti olduGu yazilidir. Hazreti Zülkarneyn, Ibrahim aleyhisselamla ayni yillarda yasamislardir. ÇiktiGi seferlerden birinde Hazreti Ibrahim'le görüsmüs ve bu sirada yasi hayli ilerlemis olan bu kutlu peygamberin hayir dualarini almistir.

KANTURAOGULLARI
Efendimiz bazi hadisi seriflerinde KanturaoGullarinin bu ümmetin idaresini uzun süre ellerinde tutacaklarindan bahsetmektedirler. Hadis-i serif otoriteleri, bundan kastin Türkler olduGuna hemfikirdirler. Kaynaklar tarandiGinda Kantura'nin, Hazreti Ibrahim'in hanimlarindan birinin adi olduGu görülür. Ibrahim aleyhisselamin bilinen üç hanimi vardir. Sare, Hacer ve Kantura... Bunlardan Sare Hazreti Ishak'in, Hacer Hazreti Ismail'in, Kantura da ismi henüz tesbit edilemeyen birkaç erkek evladin annesidir.

Hazreti Ibrahim'in Hacer'den doGan oGlu Ismail aleyhisselamdir. Allahü tealanin verdiGi emir üzerine Hazreti Ibrahim tarafindan bugünkü Kabe'nin hemen yanibasina birakilan Ismail aleyhisselam, yerli toplumlardan olan Cürhümilerden bir kizla evlenmis ve bunun soyundan gelenler giderek büyük bir güç olmuslardir ki, zamanla Nabtiler (MÖ IV-MS.II. yy), Palmirana/Tedmur (MÖ.3.000-MS.275) gibi dönemlerinin güçlü devletlerini kurmuslardir.

Hazreti Ibrahim'in ikinci oGlu Ishak'tan olan torunu Hazreti Yakub'un 12 oGlunun soyundan gelenlere IsrailoGullari adi verilir. Yakub aleyhisselamin diGer ismi Israil olduGu için bu isimle anilmislardir. Bunlar Musa aleyhisselamin Misir'dan çikarmasindan sonra Filistin'de Israil ve Yahuda devletini kurmuslar, Hazreti Süleyman döneminde de Yemen'deki Sebe devletini yeniden organize etmislerdir. (M.Ö. 900 senesi) Bundan sonra bir daha toparlanamamislardir.

Hazreti Ibrahim'in Kantura isimli üçüncü hanimindan da birkaç erkek evladi olmustur. Bunlari Vahdaniyeti tebliG etmek için Horasan'a göndermek istediGinde çocuklari aGlasirlar ve "Kardesimiz Ishak'i kendi yaninda birakiyorsun, Ismail'i de kutlu bölge / Mekke'de biraktin. Bizi neden çok uzaklara gönderiyorsun?" derler. Hazreti Ibrahim de onlara gitmeleri gerektiGini izah ederek; "KurakliGi çok olan bir beldeye gideceksiniz. Size öGreteceGim su duayi sikisinca okursaniz insallah yaGmur yaGacaktir" diyerek bir dua öGretir. Çocuklar Horasan'a yerlestikten uzun bir süre sonra büyük bir kuraklik yasanir. Çaresiz kalan halk, bunlara basvurunca öGrendikleri dua sebebiyle yaGmurun yaGmasina sebep olurlar. Bunun üzerine insanlar, bu is ancak hanlarin isidir diyerek bu çocuklarin ve soyundan gelenleri han kabul ederler. Öyle ki, kanlarinin yere düsmesini bile bir felaket olarak gördüklerinden hiç ilismezler. Bu adet daha sonra han sülalesinden idam edilmesi gerekenlerin kiliçla deGil yay kirisi ile boGmak usülünün doGmasina neden olur. (Bu adet Göktürk devlet geleneGini takip eden Selçuklu ve Osmanlida da aynen devam etmistir.) Kaynaklarda buna benzer bir baska olaya rastliyoruz. Eski Türklerin elinde Yada Tasi denilen bir tas vardir. Bunun araciliGi ile yaGmurun yaGdirildiGindan bahsedilir. Yerli yabanci gezginler, bunu bizzat gördüklerini naklederler. Bu tas yüzünden sik sik boylar arasinda çatismalar çikmistir. (4)

Orkun kitabelerinde güç zamanlarda Yaratici'nin, Semavi kaynakli bir kahraman göndererek Türklerin imdadina yetistiGi kayitlidir. Kitabelerde; "Ben Tanri'dan olma......" gibi ifadeler geçmektedir. Bu, Hakan'in ancak Allah'in tasvib ve desteGi ile hakan olabileceGini gösterir. Yine eski kaynaklar, ancak Tanri tarafindan kut verilmis kisilerin hakan olabileceGi de kayitlidir. Nitekim Hun Hakan'i Mete'nin Tanri'dan kut alarak Hakan olduGu kayitlidir.

Hazreti Ibrahim'in bu çocuklari Horasan'a göndermesinin sebebini annelerinin Orta Asya kökenli olmasinda aramak lazimdir. Hazreti Ibrahim'in ve Sevgili Peygamberimizin hayatlari incelendiGinde, birisini bir bölge veya topluluGa gönderdiklerinde o kisinin o bölgeden veya topluluktan olmasini dikkate alirlardi. Zira gidilen yerde hazir bir ortam bulunmus olacaklardir.

Hazreti Ibrahim'in yasadiGi tarih olarak MÖ 2000'li yillar gösterilmektedir. EGer bu doGru ise bunun hemen akabinde Türklerin millet olarak belirgin bir sekilde ortaya çiktiklari ve devlet kurduklari görülür ki; bu da MÖ 1500-1000 yillari arasidir. Bu tarihler dünya tarihinin kavsak noktalarindan birisidir. Bu yillardan itibaren eski milletler sahneden çekilip birer birer erirken üç ana koldan gelisen üç ayri millet dünya siyasetine yön verir olurlar. Birincisi IsrailoGullaridir. Üçüncü kol bunlardan çok uzakta Türkistanda aGirliklarini koymaya baslamistir. Bunlardan IsmailoGullari ve Türklerin hayat sartlari birbirlerine benziyordu. Kurakliklarin siddetli geçmesi, birinde çöl, diGerinde bozkirlarin, halklarin milli karakterlerini dis tehlikelerden korumasi hep birbirine benzemektedir.

 
K

karinca_misali

Misafir
#3
TÜRK PEYGAMBERLER
Kasgarli Mahmud'un Divân-i LüGâti't Türk'ünde; yalavaç, yalvaç gibi resul, peygamber anlaminda türkçe kelimeler bulunmasi, Türklerin en eski devirlerinde bile peygamber kavraminin bilindiGinin canli sahitleridir. Eski Türk inancinda görülen Yaratici inancinin Islama çok yakin olmasinin sebebi de peygamberlerdir. Bu inanca göre Tanri'nin sifatlari söyledir ki Kurani Kerim'deki Ihlas suresini hatirlatir. BIR/Tek olan, MENGÜ/sonsuz, BAYAT/Bassiz, MUNGSUZ/Kendi kendine var olan (DoGmamis, doGurulmamis) ve sikintilardan uzak olan, DIRI/Hayat sahibi, ERKI/Irade sahibi, OGAN/Kudret sahibi, TÖRÜTGEN/Yaratici...(5)

Iste bu noktayi arastirmis olan tarihçilerden Hüseyin Hüsamettin Efendi, serh-u Esmai'l Mürselin isimli kaynaGa dayanarak tam 24 adet türk asilli peygamberin ismini nakletmektedir. (6) Bu peygamberlerin ne zaman yasadiklari, tevhid mücadeleleri, gösterdikleri mucizeler ve hangi boylarda görev yaptiklari simdilik bilinmemektedir. Bilinen tek sey; Islam dinini tebliG ederek Türk milletinin üzerinde kalici etkiler yapmalari ve bu cengaver milleti Sevgili Peygamberimizin yoluna hazirlamis olmalaridir. Gerçekten de Türkler, Islamiyetle tanistiktan kisa bir süre sonra toplu olarak müslüman olmuslar ve dünya tarihinde asr-i saadetten sonra en kaliteli çaG olan Osmanli dönemini kurmuslardir.

Türkler arasinda görev yapmis sanli peygamberlerin isimleri türkçe olmakla birlikte kaynaklara arap imlasi ve telaffuzuyla su sekilde geçmistir; "Amun, Anuh, Barah, Cosan, Düvil, Gadat, Hamun, Hemudin, Hicah, Hicil, Katin, Kedük, Kharkil, Laycu, Narin, Sakun, Salah, Savis, Takhim, Tamur, Umid, Yahur, Yasan, Yevik..."

Tarihi kaynaklardan derleyerek özetlediGimiz bu bilgiler, Türklerdeki vahdaniyet fikrinin kökeni konusunda bize büyük ip uçlari vermektedir.



ASRI SEADETTE TÜRKLER
Biz asil konumuza tekrar dönelim. Cahiliye döneminde Türkler çok yakindan taninmaktadir. Gerek Türkistan'a giden Mekke kervanlari, gerekse Arabistan'a çesitli vesilelerle gelen Türkler vasitasiyla bilinmektedir. Ayrica Göktürk ImparatorluGu asri saadette Orta Asya'da son viraji almak üzeredir. Bu devlet kapali bir kutu deGil, cihan devletliGine oynayan bir güçtür. O zaman dünyasinca yakindan bilinmemesi imkansizdir. Efendimizin amcasi Ebu Talib, hicretten önce Efendimize zulmeden müsrikler hakkinda söylediGi bir siirde Türklerden bahsetmektedir. Bu siirinde müsriklerin, Efendimiz ve eshabinin Mekke'den ta Kabil veya Türk kapilarina kadar çekilip gitmelerini istediklerini söyler.

Cahiliye dönemine ait siirlerde sik sik Türklerin askeri yönlerini ve kahramanliklari islenmistir. Bu sairlerden bazilari; NabiGa ez Zübyani, Hassan b. Hanzala, Evs b. Hacer, semmah b. Zirar vd. dir.(7) Arabistan'da, kölelerden olusan deGisik milletlere mensup oldukça kalabalik bir topluluk vardir. Bunlar arasinda özellikle Iran araciliGi ile gelen kölelerin kökeni arastirildiGinda Eshabin arasinda da Türklerin bulunduGu anlasilir. Ancak isimler arapçalastiGi için bu tespiti zorlastirmaktadir.



 
K

karinca_misali

Misafir
#4
HADISI sERIFLER
Sevgili Peygamberimizin, Türklerle ilgili pek çok hadis-i serif buyurduklari bilinse de bunlarin pek azi günümüze kadar gelmistir. Efendimiz, gelecekle ilgili bazen genel bazen de kisisel ipuçlarini eshabina vermislerdir. Bunlardan birisi de istikbalde Türklerle karsilasilacaGi ve onlara nasil davranilmasi gerektiGi konusudur. Bunlardan en bilineni, eshabin geneline buyurduklari; "Türkler size dokunmadikça siz de onlara dokunmayin" hadisi serifidir. Bunun yanisira Türklerin fiziki özelliklerinden, yasantilarindan da haber vererek, eshabini istikbalde yasanacak bir dizi hadiseye hazirlamislardir. Bu hadis-i seriflerin tümü, Alemlerin Efendisi'nin Türkleri çok yakindan tanidiklarini gösterir. Eshabi kiramin da Türklerin kim olduklarina dair bir sorulari olmamistir. Bu, eshabin da Türkleri yakindan tanidiklarini gösterir.

KABILELER
Arabistan yarimadasi son derece kozmopolit yapiya sahiptir. Hiçbir büyük devletin bu bölgeye girememesi, hür yasamak isteyen pek çok toplumun bu bölgeye yerlesmesine neden olmustur. Bu kabilelerden bazilarinin türk veya türk kökenli olduGu tahmin edilse de henüz saGlam bir arastirma yapilmamistir. Asr-i Saadet'te yasayan kabilelerden Tayy, Muharib (veya HarboGullari) ve Eslem gibi kabileler, bölgedeki diGer kabilelerden farkli özellikler tasiyorlardi. Arabistan'in en ilginç kabilesi belki de HarboGullari kabilesidir. Kaynaklarda bu kabile dilleri anlasilmaz,(8) son derece korkusuz ve savasçi bir topluluk olarak anilirlardi. YaGmaciliklari ile meshurdular. Yasadiklari bölgenin tamamen hakimiydiler. KuzeydoGu Arabistan'da yasamaktadirlar. Asri saadette müslüman olduklari andan itibaren pamuk gibi olmuslardir. Hayir ve hasenatta yarisan, bölgelerinden geçen ticaret kervanlarini gözleri gibi koruyan bir topluluk olup çikmislardir. Bunlarin soyundan gelen günümüz Misirli arastirmaci Muhammed Harb, HarboGullarina mensup olanlarin isimlerinde türkçe kökenli kelimeler bulunduGuna isaret etmistir. Biraz sonra bahsedeceGimiz gibi Dicle bölgesinde yasayan türk boylari Bedr Hazirliklari sirasinda Efendimize elçi göndermislerdi. Bunlar büyük ihtimalle HarboGullariyla baGlantili boylardi.

KIsILER
Asri seadetteki sahis isimleri arapça veya baska dilden geçse de arapçalasmistir. sahis isimlerinin kökeni hakkinda henüz bir teknik çalisma da yapilmamistir. Bu nedenle isimlerin hangisinin türkçeden geçtiGini bilemiyoruz. Ancak Eshab-i kiramin hayat hikayelerini incelediGimizde ilginç sonuçlar elde edebiliyoruz. Mesela Salim, Büreyde b. Husayb, Ebu Bekre radiyallahu anhum gibi pek çok sahabenin hayati önemli ip uçlari vermektedir.

TÜRK ATI / KUTAF
sahis ve kabilelerin disinda Asri Saadete ait bazi hatiralarda da türk izlerine rastlamak mümkündür. Mekke veya Medine'de bir gece çok siddetli bir gürültü duyulur. sehir halki ne olup bittiGini anlamak için evlerinden firladiklarinda, Sevgili Peygamberimizi sesin geldiGi istikametten gelirken görürler. Efendimiz, sesi duyduGu anda en yakindaki ata binerek hizla olay yerine gitmisler, önemli bir sey olmadiGini görünce geri dönmüslerdir. Kullandiklari at, eshabi kiramdan Ebu Talha'nin Kutaf cinsi atidir. Bütün özellikleriyle (kisa bacakli, çevik dönüsler yapabilen olmasi vb.) bir türk atidir. Efendimiz bu ata dua buyurarak; "Deniz gibi..." buyurmuslardir. Kutaf cinsi atlara bu nedenle, Bahr / Deniz adi verilmistir.

KUBBETU'T TÜRKI / TÜRK ÇADIRI
simdi gelelim Türk tarihinin en önemli noktalarindan birine... Abdullah b. Mes'ud ve Abdullah b. Abbas, Efendimizin Bedr Savasi'nda girdikleri yuvarlak bir çadirdan bahsetmektedir.(9) Yine 627'de Hendek Savasi hazirliklari yapilirken Efendimiz, kendisi için kurulan bir çadira yerlesmislerdi ki bu çadir Kubbetu't Türki / Türk Çadiri olarak isimlendirilmektedir. Sevgili Peygamberimiz çadirin kurulmasinda yardimci olmuslar ve kusatma süresince bu çadirda bulunmuslardir. Baska bir ifadeyle Kubbetu't Türki Efendimizin otaGi, karargahi olmustur. Yine bu çadirin en büyük özelliklerinden birisi de Efendimizin ünlü Istanbul'un fethedileceGini müjdeledikleri hadisi seriflerini kusatma günlerinde bu çadirin gölgesinde buyurmus olmasidir. (10)Yine Efendimizin mescidde itikafa çekildikleri çadir, Kubbetu't Türki ismiyle anilmaktadir.(11) Ünlü Hudeybiye anlasmasi, bu çadirda imzalanmistir. Dahasi, Mekke'nin fethine gidilirken de bu çadir Efendimizle birliktedir. Islam ordusu Mekke yakinlarindaki Merru'z Zahran mevkiine gelince çadirini kurdurmuslar, eshabiyla burada istisare etmislerdir. Mekke'nin yöneticisi olan Ebu Süfyan b. Harb'i bu çadirda kabul etmislerdir. Islam ordusu birkaç koldan Mekke'ye girerlerken Sevgili Peygamberimiz bugün Cennetu'l Mualla kabristaninin bulunduGu Hacun'da çadirlarini kurdurmuslar, harekati buradan idare etmislerdi. Bu çadir, Efendimizin vefatlarindan sonra süphesiz muhafaza edilmistir. Ancak akibetinin ne olduGu hakkinda henüz bir kayda rastlanmamaktadir. Ancak Efendimizin her davranisini uygulamaya çalisan eshabi kiram, Onun bir Türk çadirinda itikafa çekilmesini sünneti seniye olarak tatbik etmislerdir. Mesela Eshabi Kiramdan Ebu'd Derda'nin hanimi Ümmü Derdâ, sam'daki Emeviye Camiinde kurulan bir türk çadirinda itikafa çekilmisti. Bu çadirin Efendimiz tarafindan kullanilan çadir olup olmadiGi bilinmemektedir.

ELÇILER YILI
Meshur elçiler yilinda Sevgili Peygamberimizi ziyarete gelen kabileler arasinda türklerin olup olmadiGi tam arastirilmamistir ancak bundan çok daha önceki yillarda Dicle yöresinde yasayan BüGdüz-Aman Hanedani temsilcisi,(12) çesitli Türk boylarinin ilbeGi olarak, 622-623'de Medine'ye elçi olarak bir heyetle gelmis ve Efendimizin huzuruna çikarak müslüman olmuslardir. Bu çok önemlidir. Zira Türklerin, Dicle yöresinde kuvvetli bir topluluk olarak bulunduklarini gösterir. Bunlar, Iran Kisrasi Nusirevan tarafindan DoGu Roma sinir boylarina yerlestirilmis olan Türk boylarindandir. Bu sinir kusaGi Iran'in en nazik bölgesidir. Buraya, kendilerine baGli savasçi topluluklari yerlestirerek baskentleri Medayin / Ktesiphon'u emniyete almak istemislerdi. Iste bu boylar Medine'ye elçi göndermislerdir. Gelenlerin bir kisminin Medine'ye yerlesmesi kuvvetle muhtemeldir. O zaman Uhud ve diGer savaslarda da Efendimizin eshabi arasinda türklerin bulunduGu akla gelebilir. Dahasi, Sevgili Peygamberimizin kullandiklari Kubbetu't Türki'nin kaynaGi hakkinda bir ip ucu verebilir.

 
K

karinca_misali

Misafir
#5
ÜZÜNTÜNÜN SEBEBI
Efendimiz 630 yilinda bir gün Medine'de, hanimlarindan Ümmü Seleme veya Zeyneb bnt. Cahs annemizin odasinda iken, sikinti duyarak bunalirlar. Durumu farkeden annemiz sebebini sorar. Efendimiz, doGuyu isaret ederek; "su anda Zülkarneyn'in seddinden yüzük genisliGinde bir delik açildi" diye üzüntüyle haber verirler. Efendimizin üzülmelerine sebeb olan hadise ne idi? Henüz bir açiklama getirilememistir. Bu tarihte doGudaki en büyük olay DoGu Göktürk ordusunun devasa Çin ordusu tarafindan imha edilmesidir. Bu savasta Türk Hakani esir düsmüs ve DoGu Göktürk Devleti yikilmistir. Bu yikilma ile Orta Asya'daki dengeler altüst olur ve Türklerin dar bir alana hapsettiGi Çin, tamamen serbest kalarak sinirlarini genisletmeye baslar. Bati Göktürk Devleti de kisa sürede yikilir.(13)

..ve KÜRsAD IHTILALI
Esir edilen Göktürk ileri gelenleri Çin'e esir olarak götürülür. Tarihe Kürsad Ihtilali olarak geçen ayaklanma, bu yikilmadan hemen sonra Çin'de esir edilen Türk prensleri tarafindan organize edilmistir. Çinliler her zaman yaptiklari asimilasyonu esir türklerin üzerinde uygulamak ister. Ancak bir süre sonra buna karsi çikan Kürsad ve 39 arkadasi ihtilal plani yaparlar. Çin Imparatoru'nun geçeceGi güzergahi tespit ederler. Ancak ihtilal günü müthis bir yaGmur yaGar. Çin Imparatoru sarayindan çikmaz. Plani ertelemek isterler. Ancak Kürsad, Çinlilerin durumu haber almalarindan korkarak plani ertelemez. Belirlenen saatte sarayi basarlar. Yüzlerce Çinli, bir avuç türkün eGri kiliçlari altinda can verirler. Imparator kil payi hayatini kurtarabilir. Basarili olamadiklarini anlayan Kürsad, arkadaslariyla birlikte kaçarsa da bir süre sonra etraflari çevrilir. Teslim olmayi kabul etmeyince de oklanarak öldürülürler.

Göktürk Devleti'nin yikilmasini, OGuz Türklerinin Asya steplerinden tasfiye edilmesi takip etmistir. Belki de Sevgili Peygamberimiz, gelecekte Islama hizmet edecek koca bir milletin atalarinin zor durumda kalmalarina mübarek gönülleri elvermemis, incinmislerdi. Nitekim ilk müslüman türkler Göktürk boylari içinden çikmistir. Dahasi ilk müslüman Türk devleti Karahanlilar, Göktürk Devletinin bir uzantisidirlar. Islamiyetin etrafinda çelik bir duvar örerek özünün dejenere olmasini önleyen Imam-i Azam, Imam-i Maturidi, Imam-i Buhari, Bahaeddin-i Buhari vb. alimlerin ve talebelerinin kökeni arastirildiGinda yine Türk olduklari görülür. Yine kurulan hemen tüm Müslüman Türk devletlerinin köklerinde Göktürklerin izleri görülür.

TÜRK ELI'ne DOGRU
Sevgili Peygamberimizin vefatlarindan sonra yeryüzüne daGilan eshabi kiramin önemli bir kismi, genellikle kökenleri nere ise o bölgelere gidip yerlesirler. Bu daGilma, Efendimizin emri üzerine gerçeklesir. Efendimiz eshabina, yeryüzüne daGilmalarini, yerlestikleri yerlerde evlenmelerini ve özellikle gençlere sahip çikmalarini emretmislerdir. Bu sebeple eshabi kiram, gençlerle karsilasinca; "Merhaba ey Sevgili Peygamberimizin bize emanet ettikleri" diye latife ederlerdi. Horasan'a düzenlenen seferlerin sadece birinde, ordu içerisinde 300 eshabin bulunduGu nakledilmektedir ki bunlarin büyük çoGunluGu Türkistan'a yerlesmislerdir. Bunlardan en ilginci Türklerin Arslan Baba adini verdikleri bir sahabedir ki, asil ismi unutulmustur.

Hazret-i Hüseyin, Kerbela'da ablukaya alindiGinda Kufeli siilerin ihanetini görünce Emevi komutani Ubeydullah b. Ziyad'dan, kendisini birakmasini ister ve Horasan'a gidip orada Islamiyete hizmet etmeyi istediGini bildirir. Hazreti Hüseyin tekrar Medine veya Mekke deGil de Horasan'a gitmek istemesinin sebebi de Efendimizin bu bölge halkiyla ilgili eshabina çok önemli isaretler verdiklerini göstermektedir. Eshabdan bu bölgeye giden en ünlü isim, Büreyde b. Husayb'dir. Kabri, Merv sehrindedir. Kirgizistan'a yaptiGimiz bir gezide Kirgizlar, Os bölgesinde bir mevkiyi göstererek, "Sevgili Peygamberimizin arkadaslarina ait bazi kabirler burada idi, ancak zamanla kaybolmus" dediklerine sahit olmustuk.

Horasan'a yerlesen eshabi kiramin rahle-i tedrisinden geçen türkler müthis bir ivme kazanirlar. Birkaç kusak sonra bütün Islam dünyasina kan kusturan sii devletçiklerini teker teker düsürerek vefa borçlarini ödemeye baslarlar. Asya kendilerine dar gelir. Birbiri ardinca cihan devletleri kurarak Batinin en batisindaki Kizil Elma'ya doGru kosarlar. Osmanlilar döneminde ise her bakimdan zirveye erisirler.

Eshabi Kiram Türkistana giderken, Türkistan'dan da Medine'ye gelenler olmustur. Mesela Ozanlarin Piri diye taninan Korkut Ata, Medine'ye gelerek Hazreti Ebubekr ile görüserek müslüman olmustur.(14)

TÜRKLERE ILIsMEYIN
Sevgili Peygamberimizin, Türklerle sicak temasa geçilmemesini emrettiklerini bizzat eshabi kiramin uygulamasinda da görebilmekteyiz. Hazreti Ömer döneminde yikilan Sasanilerin de kiskirtmasiyla bazi Türk boylari Islam topraklarina hücum ederler. Bunlar, Göktürk Devletinin yikilmasindan sonra desteksiz kalan Bati Göktürk Devleti bünyesinde yasayan küçük devletçiklerdir. Bunlara karsilik vermek için Türkistan içlerine akin yapan Islam ordulari komutani Ahnef b. Kays, zafer kazandiklarini ve harekata devam etmek istediklerini bildirir. Hazreti Ömer, bu isteGi kesin bir dille reddeder ve "Keske onlarla aramizda atesten bir deniz olsaydi" diyerek ileri harekata izin vermez. Yerine eshabdan Büreyde b. Husayb'i komutan olarak tayin eder. Islamin, organize olarak en güçlü olduGu ve pespese dünyanin iki süper gücüne bir arslan gibi atildiklari bir dönemde, daGinik türklerden korktuklari için böyle bir harekata izin verilmediGini düsünmek mümkün deGildir. Hazreti Ömer gibi birisini ancak Efendimizin emri durdurabilirdi. Benzeri bir baska olay Hazret-i Muaviye döneminde yasanmistir. Horasan valisi Abdurrahman b. Semüre'ye baGli Islam ordusunun bir kismi, Türklerin hücumuna karsilik vermek için Ubeydullah b. Ziyad komutasinda Türkistan içlerine akinlar yaparlar. Buhara ve çevresini ele geçirirler. Abdurrahman bunu hos karsilamaz.(15) Ubeydullah da direkt Halife'ye yazarak kazandiGi zaferi bildirir. Övgü ve taltif beklerken, Hazret-i Muaviye'nin sert bir cevabiyla karsilasir; "Anan sana matem tutsun. Harekati derhal durdur. Onlara neden ilisiyorsun. Vallahi Rasulullah'tan isittim ki, Türkler yavsan otu biten yerlere kadar hakim olacaklardir."

TÜRK HAKANI'nin KIZI
Efendimiz, peygamberlikle sereflendiklerinde Iran Sasani ImparatorluGunun basinda kisra olarak Nusirevan vardir. Bu zat adaletiyle ün yapmistir. Sadece Iranlilar deGil komsu ülke insanlari dahi onun adaletine hayran kalmislardi. Nusirevan, o yillarda hayli güçlü olan Göktürk Hakani'nin kiziyla evlenmistir. Bu evlilikten pespese üç kiz dünyaya gelir ki, Islam tarihinin en önemli sahislarindan olurlar. Hazreti Ömer döneminde yikilan Sasani ImparatorluGu'na mensup önemli kisiler esir olarak Medine'ye getirilir. Aralarinda Nusirevan'in kizlari da vardir. Anneleri Türk Hakani'nin kizi, Babalari da Iran kisrasi olan bu nazenin kizlara Hazreti Ömer kiyamaz. Eshabi kiramdan üç ünlü zatin çocuklariyla evlendirir.(16) Bunlardan sehr Bânû Gazele, Hazreti Ali'nin oGlu Hazreti Hüseyn ile evlendirilir. Bundan Zeynel Abidin hazretleri dünyaya gelir.(17) Birisi Hazreti Ömer'in oGlu Salim (veya Asim) ile evlendirilir. Bunun kizindan da Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz dünyaya gelir ki; adaleti ile ün yaptiGi için ikinci Ömer diye anilir. Üçüncü kiz Hazreti Ebubekr'in oGlu Muhammed ile evlendirilir. Bu evlilikten Kasim b. Muhammed hazretleri doGar.(18)

SONSÖZ
Biz kaynaklardan ulasabildiklerimizi sizlere aktarabiliyoruz. Ancak bunlarin çok sinirli olduGunu da hemen ifade etmek durumundayiz. Bu konuda asil hizmet verecekler, konuya profesyonel olarak eGilebilecek türk tarihçileri ve hadisi serif uzmanlari olacaktir süphesiz. Bizim yaptiGimiz bir kibrit yakmaktan öte deGildir. Ehil eller harekete geçerlerse tarihimizde karanlik kalmis noktalar aydinlanmis olacaktir
 
K

karinca_misali

Misafir
#8
Re:

yahu böyle olunca okunuyor öyle olunca sadece basliklara bakiliyorrr
haklisin aslinda sadece linki vermeliydim niye uGrasiyorsamm